47. YILINDA...

SOSYALİZM YOLUNDA...

YAŞASIN

TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ (TSİP)


AB'DEN HİBE ALAN

SOL ÖRGÜTLER VE YÖNETİCİLERİ

ALÇAKTIR, LİBERALDİR, İŞBİRLİKÇİDİR.


KURUCU GENEL BAŞKANIMIZ

AHMET KAÇMAZ'I

SEVGİYLE VE SAYGIYLA ANIYORUZ


DOST VE KARDEŞ ÜLKE SURİYE,

İŞTE BU KADAR GÜZEL.


PARTİ PROGRAMIMIZIN 'OR' KODUNU TELEFONUNUZA TARATIN.

İSTEDİĞİNİZ ZAMAN,

İSTEDİĞİNİZ YERDE OKUYUN.

PARTİ PROGRAMI

Not: Programımızı okuyup benimseyen 18 yaşından gün almış herkes, partimize aday üyelik için başvurabilir.


PARTİMİZİN 1993 YILI 3. GENEL KURULUNDA YAPILAN KONUŞMALARI, TARİHİ ÖNEMİ NEDENİYLE YAYINLIYORUZ.

VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-2


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-3


GÜLTEKİN GAZİOĞLU YOLDAŞIN KONUŞMASI


TURGUT KOÇAK YOLDAŞ, KENDİ YAZDIĞI ŞİİRİ FIRTINA ÇOCUKLARI'NI OKUYOR

GENEL MERKEZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ANKARA İL ÖRGÜTÜ

CELAL FİL (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24 Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ÇANKAYA İLÇE ÖRGÜTÜ

AYŞE SELMA ÖZKÖKLÜ (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53


MAMAK İLÇE ÖRGÜTÜ

NECDET COŞKUN (BAŞKAN)

TIP Fakültesi Caddesi No: 233/8 Tuzluçayır

Mamak - Ankara

İSTANBUL İL ÖRGÜTÜ

ADEM YAKAR (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

MÜNÜR BİRCAN (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

İZMİR İL ÖRGÜTÜ

NESRİN AYRANCI (BAŞKAN)

848. Sokak No:90 Kat:1 Daire:106  Kemeraltı

KONAK / İZMİR

TEL: 0232 483 9098

MUĞLA İL ÖRGÜTÜ

DERYA DÜŞÜNÜR (BAŞKAN)

Şeyh Mah. İnönü Cad. Doğruel İş Merkezi Kat:3/6

MUĞLA

MENTEŞE İLÇE ÖRGÜTÜ

MEHMET AYDIN (BAŞKAN)

Şeyh Mah. İnönü Cad. Doğruel İş Merkezi Kat:3/6

MENTEŞE / MUĞLA

ÜNYE İLÇE ÖRGÜTÜ

SALİM OĞUZ (BAŞKAN)

Burunucu Mah. Kaymakam Sok. No: 17

ÜNYE - ORDU

EKİN SANAT DERGİSİ

İSTANBUL İL TEMSİLCİLİĞİ

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire 6 -.7

 KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10


WEB VE MAİL ADRESLERİMİZ

TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ (TSİP)

SOCİALİST WORKERS' PARTY OF TURKEY

KURULUŞ:

15-16 HAZİRAN 1974

ORGANIZATIONS:

15-16 JUNE 1974

47. YILINDA...  SOSYALİZM YOLUNDA...

WEB SİTESİ:


http://www.tsip1974.com/

https://www.facebook.com/AmerikaSuriyedenDefol

https://www.facebook.com/tsip15161974

https://www.facebook.com/tsip1974

STALİN KOMÜNİZMDİR
https://www.facebook.com/groups/345728572561507/

UYAN ARTIK UYAN UYAN ESİRLER DÜNYASI
https://www.facebook.com/groups/2028259010571656/

"BU SAYFA, DİRENEN YOKSUL YEMEN HALKININ HABERLERİNE AYRILMIŞTIR."
https://www.facebook.com/groups/1740767676034913/

https://twitter.com/tsipgenelbaskan

https://twitter.com/TsipGenelSek

MAİL ADRESLERİ:

tsip15161974@gmail.com

tsip1974@hotmail.com

tsip@tsip1974.com

tsip.ali.oner@hotmail.com

turgutkocak2009@hotmail.com


DİSK

"GÖZ BEBEĞİMİZ DİSK, GELENEĞE SÖZ VERDİK... GELECEĞE TAŞIYACAĞIZ.."

İŞÇİ SINIFINDAN HABERLER

DİSK

http://www.disk.org.tr/

BANK-SEN

http://www.banksen.org.tr

BASIN-İŞ

www.diskbasinis.org

BİRLEŞİK METAL-İŞ

http://www.birlesikmetal.org

BTO-SEN

www.btosen.org.tr

CAM KERAMİK-İŞ

http://www.disk-camkeramikis.org

DEV MADEN-SEN

http://www.devmadensen.org.tr

DEV SAĞLIK-İŞ

http://www.devsaglikis.org.tr

DEV TURİZM-İŞ

http://www.devturizmis.org.tr/

DEVRİMCİ YAPI-İŞ

http://www.devyapi-is.org

EMEKLİ-SEN

http://www.tumemeklisen.com

ENERJİ-SEN

http://www.enerjisen.org

GENEL-İŞ

http://www.genel-is.org.tr

GIDA-İŞ

http://www.gidais.com

GÜVENLİK-SEN

http://www.guvenliksen.org.tr/

İLETİŞİM-İŞ

http://www.deviletisimis.org.tr

LASTİK-İŞ

http://www.lastik-is.org.tr

LİMTER-İŞ

http://www.limteris.com

NAKLİYAT-İŞ

http://nakliyatis.org

SİNE-SEN

https://twitter.com/DiskSine

SOSYAL-İŞ

http://www.sosyal-is.org.tr

TEKSTİL

http://www.disktekstil.org

TÜMKA-İŞ

http://www.tumkais.org

   

YAYINLARIMIZIN EYLÜL 2021 SAYILARI ÇIKTI: OKU - OKUT - ABONE OL - ABONE BUL


WEB SİTEMİZDEKİ YAZILARIMIZDAN
Bartolome de la Casas - Kızıl Derililer Nasıl Yok Edildi
Boris Lvovic Vasilyev / Sakindi Oranın Şafakları
Tarık Akan / Anne Kafamda Bit Var
MAKSİM GORKİ / ANA
Mitka Gribçeva / SENİ HALK ADINA ÖLÜME MAHKUM EDİYORUM
Gladkov - Fabrika
Dolores İbarruri / Faşizmi Ezeceğiz
İlya Grigoryeviç Ehrenburg / Dipten Gelen Dalga
Paul Lafargue / Tembellik Hakkı

TERZİ FİKRİ UNUTULAMAZ

YALANCININ MUMU

TSİP NASIL OLSAYDI NE OLURDU?

KAPİTALİST SİSTEM HIRSIZLIKTIR AHLAKSIZLIKTIR
SOSYALİSTLER VAR TSİP VAR GELECEK VAR

SOSYAL DEVLET Mİ? SOSYAL HALK MI?

GEREKSİZ TARTIŞMALAR
NE KADAR DA İKİYÜZLÜSÜNÜZ
ÖMER GÜRCAN
SOSYALİST SOL SEÇENEK OLABİLİR Mİ?
MUHALEFET NASIL YAPILIR?
FAŞİZM Mİ? İŞTE FAŞİZM!
TEK ADAM VE AYNA
ÜLKE BABALARININ ÇİFTLİĞİ OLDU
YARGIYA BAK TARAFSIZLIĞI GÖR
AKP VE SARAY = ZAM, ZULÜM; İŞKENCE
PARTİLİ YARGIÇ İSTER MİSİNİZ?
SİZ BUNA DEMOKRASİ Mİ D İ Y O R S U N U Z ?
DEVRİMBAZLIK MI? DEVRİMCİLİK Mİ?

12 MART FAŞİZMİ

MAFYA ÖYKÜSÜ GİBİ BİR ŞEY
KARŞIDEVRİMCİLER
KAPİTALİZM BİTTİ KURTULUŞ SOSYALİZMDE
SOSYALİZM DÜŞ MÜ GELECEK Mİ?
ANILAN FAKAT BİLİNMEYEN DENİZLER

TOPLUMU UYUTMA YOLLARI

HDP KAPATILSIN DİYENLERE
FAŞİZM VE GERİCİLİKLE NASIL SAVAŞILIR?
KİM BU TEVFİK GÖKSU?
LİBYA’YA ASKER YA DA ATEŞ KES
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-1  TİP
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-2  TSİP
NEDEN SOSYALİZM?
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -1
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -2
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -3
TSİP TARİHİNDEN -1
TSİP TARİHİNDEN -2
İŞİN NERESİNDEYİZ
SOSYALİZM DÜŞ MÜ GELECEK Mİ?
KISA POLİTİK DEĞERLENDİRİMLER VE TSİP’İN KURULUŞU
İDLİB DENİLEN HİKAYE
EVDE OTUR DEMİR YE!
DÜNYADA EN ÇOK HAİNİN BULUNDUĞU ÜLKE HANGİSİDİR?
AFRİN LOKUMU
HER ŞEYLERİ YALAN DOLAN BELGE VE BİLGİLERİ SAHTE
AZİZ NESİN VE HALK MASALLARI / Toplam 24 Masal
SOLAK SOL MU? SOSYALİZM Mİ?
SOLUN GENEL DURUMU
 SURİYE’DEN SONRA LİBYA BATAĞI
TSİP KOMÜNİST OLMAYANLARA DOKUNUR
SURİYE’DE NE OLUP BİTTİ
HDP’NİN KARARI
TEHLİKELİ OLAN SADECE KORONA VİRÜSÜ MÜ?

TROÇKİ VE TROÇKİZM ÜZERİNE

HAİN TROÇKİ
TROÇKİ STALİN VE KIZIL ORDU
TROÇKİ'DEN TİTO'YA
TROÇKİ FRANKO HİZMETİNDE

TROÇKİ VE LENİNE KARŞI KOMPLO

LENİN'İN 50. DOGUM YILDÖNÜMÜ VESİLESİYLE KONUŞMA - Stalin 1920

TRANSKAFKASYA'NIN SOSYALİZM MASKELİ KARŞI-DEVRİMCİLERİ - Stalin 1918

BOLŞEVİK PARTİNİN SAVAŞ, BARIŞ VE DEVRİM SORUNLARINDAKİ TEORİ VE TAKTİĞİ - Stalin

Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni - Romada Devlet / Engels
POLİS DEVLETİ NASIL OLUR?
SENDİKALAR, MESLEK KURULUŞLARI, KOMÜNİST İŞÇİ PARTİLERİ LİNKLERİ
ÖRGÜTSÜZLÜĞÜ KUTSAYANLAR YA DA BOŞ GEVEZELİKLER…
TOPLAM 3409 GÜNLÜK "HER GÜN" BAŞLIKLI YAZIYA BAKMAK İÇİN TIKLAYINIZ

SİYASAL CİNAYETLER İŞLENİRSE…

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

18 NİSAN 2021

Bildiğiniz gibi bu iktidar döneminde gazeteciler tamamen siyasal nedenlerle saldırıya uğradı. Saldırıyı gerçekleştirenlerin gerçek kimlikleri ise ortada. Ancak bu saldırıların hiçbirinden şu an içerde yatan kimse yok. Sonra Gelecek Partisi Selçuk Özdağ tam anlamıyla siyasi bir saldırıya uğradı. Bu saldırıyı gerçekleştirenlerse iktidarın küçük ortağı MHP’dendi. Bu sanıklardan da şimdi hiçbiri tutuklu değil.

Sonra Kılıçdaroğlu’na Çubuk’ta yapılan linç girişimi. Bu asker cenazesinde yapılan saldırının neredeyse birebir çekilmiş fotoğrafları var. Var da bu saldırıyı gerçekleştirmiş olan sanıkların niye bir tanesi bile tutuklanmadı?

Tutuklanmadı çünkü bu linç girişimi bizzat iktidarın organizesiyle geçekleştirildi. Sanıklar içeri atılmaları gerekirken her biri birer kahramanmış gibi sırtları sıvazlanıp baş tacı edildiler.

Devletin en başındaki kişi Erdoğan kalkıp bir geçmiş olsun bile demezken bu tür politikalardan iktidar niye medet umar hale geldi. Topluma vermek istediği mesaj ne olabilirdi sizce. Evet, bu mesaj özünde şuydu; eğer bizi iktidardan indirmeye kalkarsanız sizi nasıl günlerin beklediğini görün demenin provasıydı aslında yapılanlar. İktidarın bu tutumunu başka türlü okuyabilir miyiz? Hem geçmişte iktidarın benzer politikalarından sonuç aldığını da bilmiyor muyuz? 2015 yılında AKP Meclis’te azınlığa düşüp iktidarı yitirmemiş miydi? Yitirince niye koalisyon kurulmadı da yeniden seçim kararı alındı? 2 Kasım 2015 tarihine kadar ülkemizde ne çok kan döküldü unuttuk mu? 10 Ekim Gar katliamında 103 yurttaşımız IŞİD tarafından niye katledildi? Yaralanan 500’ün üstünde yurttaşımızsa niye yaralandı? Tabi ki de AKP yüzde 49,5 oy alsın diye. Demek ki neymiş, zorbalık gidişin yönünü değiştirirmiş.

Meral Akşener’in Rize gezisinde saldırıya uğramasını nasıl okuyacağız peki? Akşener’in Rize’ye gidişini değerlendiren Erdoğan bakın neler söylemiş: “Gelin Hanım beni Netanyahu’nun yanına koydu, memleketim Rize’ye gitti, Rize’de ona görüldüğü gibi gayet güzel bir ders verildi. Nerede nasıl adım atılacağını çok iyi bilmek lazım. Burası Rize, sen Rize’de kalkıp da Rize’nin uşağına bu şekilde hakaret edersen yapılacak budur. Dua et ki Gelin Hanım’a çok ileri gitmeden ders verildi. İkizdere yetmedi, Çayeli’ne gitti, orada da gerekeni yaptılar. Bu daha bir, daha neler olacak neler... Daha dur bakalım, bunlar iyi günler...”

Bu sözleri okuyunca birinci ağızdan yapılan tehdidin sonuçlarının ne olacağını düşünüyor musunuz? Ancak dikkat edilirse mevcut iktidarın başı bu konuları hiç mi hiç dert bile etmiyor. Aksine bu tür tehditlerin kendi çıkarlarına sonuç vereceğinden o kadar emin ki bu şekilde konuşabiliyor. Şimdi Rize neresi? Muhteremin memleketiymiş. Bu durumda Rize’ye muhalif olarak kim giderse uşaklar ağızlarının payını verecekmiş. Eee diyelim ki bu durumda siz de Burdurlu olmadığınıza göre eğer bu tür orman yasası işlerse siz ne yapacaksınız Burdur’da? Tabi bir şey olacağı yok da kaldı ki 5000 polisle gidiyorsunuz gittiğiniz yere hani? Bizler ne yapacağız? Tek başımıza ülkemizin herhangi bir yerine kelle koltukta mı gideceğiz? Bu anlayış neyin dışa vurumu?

Bakın, bakın 8 Ekim günü yine ne söylemiş muhterem? “Ülkenin yönetimine talip olduklarını söylemekten vazgeçmenin, kendileri için daha iyi olacağını belirtirim..” Demek nasıl bir yaklaşımdır ve kime neyi anlatmaktadır? Sözler o kadar seçilmiş ki açıktan açığa sakın aklınızdan iktidarı falan geçirmeyin benzetirim ha demekten ne farkı var bu sözlerin?

Şimdi gelelim siyasi cinayetlerin işlenebileceği konusuna. Bu tehditler kime karşı söyleniyor? Hiç kuşkusuz iktidara gelmek isteyen muhalefete. Eh durum bu olunca iktidarın bu yaklaşımından tırsan muhalefet ne düşünecek? Tabi ki de başına nelerin geleceğini: böylece de bu sözleri söyleyen muhterem atı alacak ve Üsküdar’ı geçecek bizlere verilen mesaj özetle bu. İktidarın en tepesinden aşağı doğru yetkililerin bu anlamda açıklamaları yapılacak olan seçimlere gölge düşürmez mi? Gölge düşürürse iktidar seçimle gelse bile meşru mu olur? İktidarın seçimlerin güvenlik içinde yapılması için görevi yok mudur? Ne diyelim demek ki yok ki bu tür açıklamalar söylenip duruluyor.

Anlaşıldı bunlar seçimle de olsa iktidarı vermeyeceklerini anlatıyorlar bize de acaba bunu nasıl yapacaklar? Ülkede nasıl bir ortamın yaşanmasını göze alıyorlar dersiniz? Ya da ne bileyim çıkıp seçim meçim yok, ülke bu durumdayken iktidarı size teslim edecek değiliz ya mı diyecekler? Her yol deneniyor. Siyasi cinayetlerin işlenebileceği korkusu bile açıktan söyleniyorsa ki söyleniyor. Bu durumda iktidarın bizleri nelerle korkuttuğunu biliyoruz da daha ne yapacaklar bilemiyoruz. Yoksa sokağa askeri, polisi, SADAT’ı, sivil milisleri çıkarıp bizleri mi doğrayacaklar?

Siyasi cinayetlermiş!

Tamam, anladık yapmadığınız şey değil de biz özellikle sosyalistler tırsar mı?

T I R S M A Z…

Turgut Koçak yoldaşa soru-görüş ve önerilerinizle ilgili mail gönderebilirsiniz


"HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZI: VURGUN, TALAN, ÇÜRÜME

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

DARBE DİLİ NE DEMEK?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

18 NİSAN 2021

Bugün aşağı yukarı bütün kamu görevlileri görevlerini yapamaz haldeler. Görevlerini yapamaz halde derken yasalara uyarak yapılan görevlerden söz ediyorum. Bakın şu İstanbul/Adalar Kaymakamına adam yasaların verdiği kararları uygulayacağına, TÜRGEV’in limandaki eylemli işgalinin sürmesi için polis eşliğinde özel bir yatla oraya gelen 50 kişinin binayı işgalini polisle birlikte sağlamak için emir verip, boşaltmayı engelleyebiliyor. Ortada bir yargı kararına karşın kaymakamın bu şekilde davranmasını kim nasıl açıklayabilir değil mi? Daha benzer yüzlerce yasalara ve Anayasa’ya uymayan uygulamalara imza atıldığın dünya alem biliyor. Bu durumda devlet acaba nasıl işliyor sormayacak mıyız?

Yurttaşlar arasında ayrımcılık yapıp memur almaktan tutun da yurtlara yerleştirmeye kadar işler yandaşlık anlayışı ile yürütülürse kim yasalara uymuş olur açıklanması gerekmez mi?

Ne olmuş? Kılıçdaroğlu, görev başındakileri ayırmaksızın uyarmış. Demiş ki sizden istenen kanunsuz istekleri yerine getirmeyin, yoksa biz iktidara gelince hesap soracağız. Bu sözlerden gocunan iktidar çevreleri başta Erdoğan olmak üzere verip veriştiriyorlar şimdi aşağılama sıfatı olarak kullandıkları “Bay” sözcüğü ile Kemal Kılıçdaroğlu’na. Sizce bu şekilde yerinden zıplayanlar doğru mu yapmış oluyorlar? Hem doğru yapsalar niye kanunsuz iş yapmayın uyarısı bunları bu kadar sıkıntıya soksun ki değil mi?

Başta Erdoğan olmak üzere iktidar ileri gelenleri sıraya girmişler Kılıçdaroğlu’na verip veriştiriyorlar maşallah. Oysa bir iktidarın iktidarı döneminde yasalara uygun davranması gerekmiyor mu? Yurttaşlar arasında ayrımcılığı bağırta bağırta yapanlar doğru mu yapmış oluyorlar? Ülkenin evlatlarını işe almak için bile yandaşlığa başvuran iktidar diğer yurttaşlarımıza sizce hangi gözle bakmış oluyorlar bu şekilde. Adamlar polis almışlar. Bir eğitim salonunda sözüm ona eğitim veriyorlar. Bu kişilerin hep bir ağızdan bağıra bağıra hem de işaretler yaparak ülkücülük taslamaları çok mu olağan bir iş?

Sizler ülkede yargı namına ortada ne bıraktınız? Verilen kararların sizce büyük bir bölümü adaletli mi? Değilse niçin değil. Kim yargıçlara ve savcılara emirle iş yaptırmaya kalkışıyor? Bu yöntemle verilen kararlar adaleti ayaklar altına almış olmuyor mu? İktidarınız döneminde yargıyı ne amaçla niçin bağımsız olmaktan çıkartıp zati alinize bağladınız? Hem attığınız adımlar ve verilen kararların çoğunun ne olduğunu tüm ülke yurttaşları biliyor. Ya Diyanet İşleri Başkanı’nız Ali Erbaş’a ne buyuruyorsunuz? Elinde kılıç hutbeye çıktı yetmedi, kendisini eleştirenlere tehdit yağdırdı yetmedi, kendisi burası bir Cumhuriyet değil de din devletiymiş gibi düşünüp demeçler verdi yetmedi. Yargı açılışında başköşedeydi. Her gün nasıl yaşamamız gerektiği konusunda nağmeler düzüp duruyor. Valileriniz, kaymakamlarınız, partinizin belediye başkanları nasıl bir hukuksuzluk içindeler görmüyor musunuz? Sonra bunca ihale ve ihalelerde yapılan kayırmacılık, hak edilmeyen ama ödenen paralar ve bunları öreyenlerin tutumları yasaya uygun mu? Değilse bunlar tabi ki de yapıp ettiklerinden sorumlu olacaklar ve de hesabını da verecekler. Siz niye kalkıyorsunuz da darbe marbe açıklaması yapıyorsunuz? Neden unutuyorsunuz kendinizin yaptığı açıklamaları?

Şu üniversitelerin haline bakın bir. Ne rektörleriniz var ne rektörleriniz. Bunların hemen hiçbirisi hak ettikleri için rektör değiller. Ellerinden bilim adına hiçbir şey gelmiyor ama maşallahları var her biri birer cin çıkarıcısı.

Bazıları güler misin ağlar mısın ne kılıklarla fotoğraf çektirip sosyal hesaplarına koymuşlar. Bu kimselerin üniversitelerdeki uygulamaları çok mu kanunlara uygun? Değilse sizin hesap sormanız gerekirken sormuyorsunuz tamam da başkaları iktidar olduğunda hesap sorarlarsa niye darbe yapmış oluyorlar acaba?

Hani Fetöcülere karşı iyi mücadele ediyorsunuz ya, onlar nasıl paralel örgütlenmeler gerçekleştirmişlerse sizler de aynısını yaptınız. Fetönün malları bugün kimlerin elinde? Okullarını, yurtlarını kim işletiyor? Sizin mi tarikatlarınız, cemaatleriniz, dinci vakıf ve dernekleriniz yasa içi iş yapıyor? Bugün onların her biri niye kayrılmışların başında geliyor? Aile kuruluşunuz olan TÜGVA ve TÜRGEV’e de demeli? Bunları kimler kayırıyor? Bunların yoluna para dökenler kim? Bunların hesabı sorulunca mı darbeci olunuyor?

Uzatmayalım, bugün her alanda örgütlenmeleriniz var. Üstelik de sizlerin eliyle her bir şeyin içindeler. Dahası eğitime bile el atmışlar. Darbe ille de askerlerin silah zoruyla yaptıkları değildir basbayağı sivil darbede yapılabilir. Ve zaten sizin iktidarınızın geldiği noktaya bakarsak gördüğümüz gerçek budur yani darbedir. Sizin darbeci suçlamalarınız artık gerçekler bu durumdayken kimseyi korkutmuyor, kimseye de inandırıcı gelmiyor.

Tabi ki de bu yüzden Sayın Erdoğan yanlış yapan herkesten hesapta sorulacak suç işleyenlerin de yanına kesinlikle bırakılmayacaktır. Dahası bunu suçmuş gibi gösterip üste çıkma gayretlerinin de size bir getirisi olmayacaktır.

Yasalardan söz ederek söylüyoruz işte.

Bu nasıl suç gibi gösterilir ki?

Çıkın açıklayın o zaman halkımıza…


DİSK BASIN-İŞ ESKİ GENEL SAYMANI / TSİP MYK ÜYESİ SERMİN ÖNER

Nâzım Hikmet:

Ölenler
Dövüşerek öldüler;
güneşe gömüldüler.
Vaktimiz yok onların matemini tutmaya!

Akın var
güneşe akın!

Güneşi zapt edeceğiz
güneşin zaptı yakın!

Üzümleri kan damlalı kırmızı bağlar tütüyor!

Kalın tuğla bacalar
kıvranarak
ötüyor!

Haykırdı en önde giden,
emreden!

Bu ses!
Bu sesin kuvveti,
bu kuvvet
yaralı aç kurtların gözlerine perde
vuran,
onları oldukları yerde
durduran
kuvvet!

Emret ki ölelim
emret!

Güneşi içiyoruz sesinde!

Coşuyoruz,
coşuyor!..

Yangınlı ufukların dumanlı perdesinde
mızrakları göğü yırtan atlılar koşuyor!

Akın var
güneşe akın!

Güneşi zapt edeceğiz
güneşin zaptı yakın!

Toprak bakır
gök bakır.
Haykır güneşi içenlerin türküsünü,
Hay-kır
Haykıralım!

YOLDAŞIMIZ, MYK ÜYEMİZ SERMİN ÖNER'İ SEVİYLE VE SAYGIYLA ANIYORUZ.

09 - 16 EKİM  2021

1- Ekonomik sorunların gittikçe ağırlaşması, artan işsizlik, yüksek enflasyonun yol açtığı fiyat artışları sonucu yaşanan yoksullaşma ve gelir dağılımındaki uçurumun gittikçe büyümesi, hukuk devleti ve demokrasiden uzaklaşma, AKP İktidarı ve Cumhur İttifakının toplumsal desteğini ve oy oranını gittikçe düşürmektedir.

İktidar çevreleri ve saray, tüm çabalarına ve MHP’nin desteğinin sürmesine rağmen bu durumu önleyememektedirler.

İktidar için en iyimser tablolarda bile AKP’nin oy oranının % 30 civarına düştüğü, MHP’nin % 10 barajını geçemediği görülmektedir.

Son dönemde AKP’nin çekirdek oylarında da erime hız kazanmıştır.

Bu çekirdek oylar da AKP’den uzaklaşarak ya İyi Parti, Deva Partisi gibi muhalefetteki diğer sağ partilere; ya da kararsız seçmenlere yönelmektedir.

Burada en fazla dikkati çeken gelişmelerden biri son yapılan anketlerde 1997-2005 yılları arasında doğan ve çoğunlukla kapitalizmin ve kapitalist tekellerin kışkırttığı tüketim kültürüne göre tanımlanan Z kuşağının, yani genç kuşağın tercihleridir.

Son yapılan araştırmalara göre Z kuşağı olarak tanımlanan gençlerin politik tercihlerinde ilk sırayı % 33,8 ile CHP, ikinci sırayı % 11,4 ile AKP almaktadır.

Ancak AKP ile CHP arasındaki fark, CHP lehine % 20’nin üstünde görünmektedir.

MHP, % 7,2 ile üçüncü sırada, İYİ Parti ise % 6,6 ile dördüncü sırada yer almaktadır.

HDP’nin oy oranı ise % 5,3 olarak gözükmektedir.

Buradan da anlaşılacağı gibi AKP, genç kuşakların büyük bir bölümünden destek görmemektedir.

Bunun en önemli nedeni, gittikçe artan ve gençlerde % 33’e kadar yükselen yüksek işsizlik oranı, gençlerin büyük bir bölümünün kendi alanı dışında ve oldukça düşük ücretlerle çalışmak zorunda kalması, eğitimin niteliğinin düşmesi ve paralı hale getirilmesi ile eğitimdeki gerici anlayış ve dayatmaların gençlerde neden olduğu tepki ve endişelerdir.

Ayrıca demokrasi ve laiklik alanında görülen endişe verici gerilemeler ve gelişmeler ile hukuk ve yargının bağımsızlığını yitirerek iktidarın ve sarayın etkisi altına girmesini, sarayın ve iktidarın başını çektikleri ve görülmemiş düzeylere ulaşan yolsuzluklarla ülkenin ekonomik kaynaklarının toplumun geniş kesimlerinin yararına kullanılmayıp israf edilmiş olmasının da büyük bir payı vardır.

AKP İktidarı, basın ve medyadaki tüm denetimine ve baskılarına rağmen, muhalif basını susturamadığı ve sosyal medyaya da hâkim olamadığı için ülkenin gerçeklerinin, neden olduğu yolsuzluk ve hak ihlallerinin duyulmasını ve öğrenilip yayılmasını önleyememektedir.

Bunun en önemli nedeni, internet yoluyla sosyal medyadan iktidarın vermediği haberlerin yayılmasıdır.

Bilgisayar ve cep telefonu kullanımının ve cep telefonundan internete girilmesinin artmış olması da bu sosyal medya yoluyla hükümeti yalanlayan ve hükümetin vermediği, ya da sansürlediği haberlerin yayılmasını kolaylaştırmaktadır.

Bu ankette dikkat çeken bir diğer nokta da, Z kuşağı olarak tanımlanan bu kuşakta oy kullanmayacak olanları oranının % 17,8 gibi yüksek bir orana çıkmış olması, kararsız genç seçmenlerin oy oranının ise % 13,4 olmasıdır.

Bu da muhalefet partilerinin yapmış olduğu muhalefetin ve izledikleri politikaların genç seçmenin gözünde yeterince tatmin edici olmadığını, genç seçmenlerin, CHP de dâhil muhalefet partilerini de yeterli görmediklerini ortaya koymaktadır.

**********
2-
AKP İktidarı ve saray, son günlerde Suriye’deki bazı gelişmeleri gerekçe göstererek Suriye’nin kuzeyinde PYD-YPG Güçlerinin elinde bulunan bazı bölgelere askeri bir operasyon düzenleyebileceğini açıklamaktadır.

Bu operasyon için gösterilen gerekçeler ise, PYD-YPG Bölgelerinden Türk Askerlerine yönelik saldırıların gerçekleştiği ve Suriye’de verilen kayıplardır.

Ancak Suriye’de Türk Askerlerine yönelik en büyük tehdit, ülkenin kuzeybatısındaki İdlib’ teki dinci-cihatçı çetelerden gelmektedir.

Bu çetelerle girilen kısa süreli çatışmalarda ve bunların ve IŞİD’ in düzenlediği saldırılarda ölen ve yaralanan, öldürülen Türk Askerleri ile ilgili haberler basından ve medyadan saklanmaya çalışılmaktayken, bunlara erişim engeli ve yasak getirilirken PYD-YPG Bölgesinden yapıldığı ileri sürülen saldırıların doğruluğu kuşku götürmektedir.

Ayrıca Suriye Yönetimi’yle diyalog başlatmayıp Türk Askerlerinin kontrol ettiği bölgeleri Suriye Yönetimi’ne bırakmayıp, buradaki dinci-gerici terör güçlerini destekleyen de iktidarın kendisidir.

Yapıldığı iddia edilen bu saldırılar, iktidarın ve sarayın daha önce görüldüğü gibi MİT’i ve bu bölgedeki tetikçi unsurları kullanarak gerçekleştirdiği bir oyun da olabilir.

Burada asıl amaçlanan şey, iktidarın giderek azalan oy oranını ve toplumsal desteğini arttırmak, oylardaki düşüşü durdurup, AKP’nin oy oranının yeniden arttırmak için Suriye’de PYD-YPG Bölgelerine dönük bir askeri operasyona girişmektir.

Bu yolla gerçekleştirilecek bir operasyon ve Kuzey Suriye’de PYD-YPG Güçlerinden alınacak bazı mevziler iç politikada yandaş basın ve medyanın ve etki altına alınmış olan sermaye basınının büyük bir bölümü yoluyla büyük bir başarı gibi gösterilecektir.

Bu yolla iktidarın ve cumhur ittifakının arkasındaki oy desteğinin, kabartılan milliyetçiliğin ve şovenizmin de etkisiyle 2022 yılı ilkbaharında; ya da 2022 yılı içinde baskın bir erken seçime gidilebilir.

Ancak bu çabaların eskisi gibi iç politikada etkili bir sonuç doğurması, artan ve ağırlaşan ekonomik sorunlar, hukuk ve adalet düzeninden uzaklaşılarak yargının taraflı hale getirilmesi nedeniyle kuşkuludur.

Üstelik böyle bir operasyon Türkiye’nin bir yanda Suriye’deki çatışma ve bataklığın içine daha fazla girmesine, neden olurken; diğer yandan da ABD ve Rusya arasında daha fazla kalmasına, her iki ülkeyle de daha çok sürtüşmesine neden olabilecektir.

Şu aşamada Rusya’nın bu operasyona fazla bir tepki göstermeyeceği, ancak operasyonun hedefinin ve süresinin uzun ve kapsamlı olmasını da istemeyeceği bir gerçektir.

Çünkü Suriye’de ABD, NATO ve Avrupa Birliği’nin, ABD ve Batı Emperyalizminin ileri bir karakolu durumuna düşmüş olan PYD-YPG Güçlerinin zayıflaması, Rusya’nın Suriye ve Ortadoğu’daki konumunu güçlendirecektir.

Ancak ABD’nin bu operasyona olumsuz bakacağı ve Türkiye’ye yönelik yaptırımları arttırma yoluna gitmesi muhtemeldir.

Bunun yanında operasyon işareti Amerikan Dolarının değerini yükselttiği gibi, operasyonun gerçekleşmesi de doların Türk Lirası karşısında daha fazla değer kazanmasına yol açacaktır.

Bunun ekonomik alandaki sorunları daha fazla arttıracağı ve bu sorunların da başta işçi sınıfı olmak üzere emekçi halk kitleleri üzerine yıkılacağı bir gerçektir.

Bu da Türkiye Toplumundaki olası bir toplumsal patlama olasılığını da arttıracak bir etki yapacaktır.

Zira milliyetçi ve şoven duygu ve düşüncelerle toplumsal tepkileri uzun süre ertelemek AKP İktidarı için mümkün olmayacaktır.

**********
3-
AKP İktidarı ve saray, bir yandan Merkez Bankasında atama ve görevden almalarla Merkez Bankasının politikalarına sıkça müdahale etmeyi sürdürürken, diğer yandan da yüksek enflasyona rağmen faiz oranlarını düşük tutmakta ısrar ediyor.

Bu politikanın asıl nedeni, AKP İktidarını destekleyen ve sermayenin üretimden en uzak kesimlerini dövizin değerini arttırıp, dövize yatırım yapmalarını sağlayarak desteklemek ve sarayın elindeki servetin artmasını sağlamaktır.

Böylece bir yandan dövize yatırım yapan AKP’yi destekleyen sermaye çevreleri dövizin değer kazanmasıyla birlikte servet ve zenginliklerini arttırırken; diğer yandan da sarayın zenginliği serveti, dövizin değer kazanmasıyla birlikte artmış olacaktır.

Ancak bu gelişme Türkiye’nin dış borcunu ve cari açığını arttırırken, ithal edilen hammadde ve enerji sağlayıcı malların iç fiyatlara yansıması ve ithal girdi ile üretim yapan sanayilerde maliyet artışı sonucu karın korunması için üretimin kısılıp fiyatların artmasıyla birlikte enflasyonun hızlanmasına, daha fazla artmasına neden olacaktır.

Bu da ekonomik istikrarın daha fazla bozulmasına yol açacaktır.

Buna paralel olarak yükselen enflasyondan da en çok işçi, emekçi, memur gibi emeğinden başka bir geliri olmayanlar etkilenecektir.

Kısacası önümüzdeki haftalar ekonomik krizin ve yoksulluğun derinleşeceğini göstermektedir.

**********
4-
Bu hafta 10 Ekim 2015’de Ankara Garı’nda 103 insanın öldüğü, birçok kişinin de yaralandığı IŞİD’ in militanları tarafından gerçekleştirilen Ankara Garı Katliamının 6. Yılında katliama kurban gidenler, DİSK, KESK, TMMOB ve TTB tarafından Ankara’da anıldılar.

Anma da CHP’li ve HDP’li milletvekilleri de konuşmalar yaptılar.

Anma esnasında polisin sert müdahaleleri dikkat çekerken, basın kartı olmayan gazeteciler anmanın yapıldığı alana sokulmadılar.

Polis, basın kartı sahibi gazetecilerin de anma esnasında gözaltına alınanların fotoğraflarını çekmesini engellerken 22 kişi de gözaltına alında.

Anmanın yapıldığı gün anma alanına giden yollar kapatıldığı gibi anma alanına gitmek isteyen kitlelere polis Ulus-Metro Çıkışı önünde biber gazıyla müdahale etmiş; 22 kişi bu sırada gözaltına alınmıştır.

Hükümetin ve kolluk güçlerinin Ankara’da ki bu sert tutumu ve anmaya katılmak isteyen kitlelere yönelik sert müdahaleleri, AKP İktidarı ve sarayın kitlelerden ve onların bilinçli, örgütlü eylemlerinden korkmasının bir sonucudur.

Zira İktidar, kitleleri yılgınlık, umutsuzluk ve korkuyla etkisiz hale getirmeye çalışmakta, bu yüzden de anma ve eylemlerin kitlesel protestolara dönüşmesinden ve bu protestoların hızla yayılmasından korkmaktadır.

Ayrıca bu katliamın üzerine gidilip, esaslı bir araştırmanın yapılmasını da istememektedir.

Çünkü 2015 yılının Ekim ayında gerçekleşen bu katliam, AKP İktidarı ve saray tarafından terörün kullanılması yoluyla ülkede bir güvensizlik ortamı yaratılarak yeniden seçimlere gidilmesi ve bu yolla meclis çoğunluğunun yeniden AKP’nin eline geçerek, AKP’nin iktidarda kalması ve terör bahane edilerek toplumsal muhalefetin sindirilmesi için planlanıp, organize edilmiş bir eylemdir.

Nitekim Ankara’nın dışında İstanbul ve diğer şehirlerde de anma etkinliklerinin engellenmesi veya çok sınırlı tutulması, fazla duyulmaması için demokrasi ve hukuk dışı her yolun kullanılmasına gidilmekten kaçınılmamıştır.

Ancak iktidarın bu çabaları bu tür anmaları engelleyemeyecek, yaşanan bu acı olayı ve bu olayın meydana gelmesinde iktidarın suç ve sorumluluğunu ortadan kaldıramayacaktır.


TSİP PROGRAMINDAN:

KADINA ŞİDDET'E HAYIR

b) Dayak ve her türlü yıldırma yöntemleri en ağır biçimde cezalandırılacak, insanlık onurunu ayaklar altına alan, kadının kendi bedenini herhangi maddi çıkar karşılığı satması kesin olarak önlenecek, fuhşun tuzağından kurtulan kadınların onurlu bir yaşama kavuşması için iş sağlanacak, fuhşun ve kadını aşağılayan diğer baskıların nesnel koşulları ortadan kaldırılacaktır.





TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN

"SOSYALİST ÖĞRETİ YENİDEN"

BAŞLIKLI YAZILARININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ


Av. İdris Köylü

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN WEB SİTESİ

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SİYASAL YAZILARI

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SANATSAL YAZILARI

İdris Köylü arkadaşa soru-görüş ve önerilerinizle ilgili mail gönderebilirsiniz


Turgut KOÇAK:

VELİ GÜRCAN

Veli Gürcan yoldaşımız Isparta Lisesi’nde öğrenciyken komünist olduğu gerekçesiyle disiplin kuruluna verilmiş daha sonra da okuldan uzaklaştırılmıştır. Lise son sınıfı bu yüzden Afyon’da okumak zorunda kalmış, liseyi bitirdikten sonra ise İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girmiştir. Burada TİP üyesi olan Gürcan daha sonra kurulan TİP’in gençlik örgütü Sosyalist Gençlik Örgütü’ün (SGÖ) yöneticisi olmuştur.

12 Mart faşizmi ile birlikte kapatılan TİP’ten sonra ise daha sonra TSİP’i kuracak olan bir grup arkadaşla birlikte olmuştur.

İyi bir sokak tiyatrocusu olan Gürcan Kavel direnişine de katılarak direnişçiler için moral kaynağı olmuştur. 12 Mart faşizminin yüzünden son sınıfta öğrenimini bırakmak zorunda kalan Gürcan, parti çalışmaları yüzünden okula devam edip okulunu bitirememiştir. 12 Eylül sonrasında da çalışmaların içinde yer alan arkadaşımız Filistin’de de bulunmuş daha sonra Avrupa’ya gitmiş ve kendi isteği ile yeniden Türkiye’ye dönmüştür. Parti çalışmaları yüzünden 1985 Temmuzunda tutuklanmış ve bir süre içerde kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır. Parti içinde başlayan tartışmalarda yer almış ve görüşlerini dile getirmiştir.

Son toplantıdan birlikte ayrılırken diğer arkadaşlara ben; “bu parti kendi adıyla yeniden kurulacak, ilke, kitle, Gerçek, Sosyalist ve Gerçek yeniden çıkarılacak” dedim. Gürcan’la sözleştik ve ölünceye kadar kendisiyle sözleşmemizi bozmadık. Bugüne kadar ne onun ne de bizim birbirimizle ilgili sarfettiğimiz tek kötü söze kimse tanık olmuş değildir. Kendisi partimizin yeniden açılış genel kurulunda delegemizdi ve genel kurulumuzda kendisine yakışır bir konuşma yaparak bize güç ve destek verdi. Onu, insan olan Veli Gürcan’ı unutmayacağız.

Değerli yoldaşlarım insan kimileri ile öylesine güzel şeyler paylaşır ki, bunlar ölünceye kadar unutulamaz. Benim gerçekte Veli Gürcan’la paylaştıklarım da böylesine unutulmayacak güzelliklerdi ve bunları, bu güzellikleri korumayı vefa borcunun çok ötesinde şeyler olarak algılıyor ve sahip çıkıyorum.

Kendisini en son görüşüm Senirkent’te yaşadığı bağ evinde oldu. Yaşadığı sıkıntıyı oradan hemen uzaklaştırılması gerektiğini biliyorduk. Çıkıp iki partili bayan arkadaşla birlikte yanına gittik. İki gün orada kaldıktan sora üçüncü gün aramızda sözleşerek ayrıldık. Biz oradayken Afer Kara ve çocukları da geldiler. Onlarda Veli arkadaşı çok severlerdi, şimdi düşünüyorum da keşke onlar gelmemiş olsalardı diyorum. Çünkü kendisiyle sözleşmiş işlerini düzene koyar koymaz partiyi tüm Türkiye’de örgütlemek üzere sözleşmiştik. Onlar Veli Gürcan’ı ikna edip tatile götürdüler. Oysa biz kısa bir süre sonra bir araya gelecek ve birlikte parti tarihini yazacaktık. Oysa Veli oradan İzmir’e geçmiş bizden bir süre daha zaman istemişti. Ne yazık ki zamanı uzun sürdü ve bir daha geri dönemedi. Veli Gürcan hastalanmıştı.

Oysa kendisiyle sözleştiğimiz üzere Ankara’da ev bile hazırlamaya başlamıştık. Çünkü kendisi artık kimsenin evinde kalamayacağını söylemişti bize. O görüşmeden bende kalan unutamadığım şey abisinin eşinin bize söylediğidir. Abisinin eşi bize ne edin edin Veli ağabeyimi buradan götürün demişti. Çünkü; Veli ağabeyim bağ evinde yalnız diye düşündüğüm için bir kadına düğürlük ettim o kadın da, “o aklını yemiş adama mı kaldım’ diye beni geri çevirdi demişti…

Kendisiyle son görüşmemse bir telefon konuşmamız oldu. Cezamızın kesinleştiği için aranır durumdaydık. O ise İzmir Göğüs Hastanesi’nde neredeyse son günlerini yaşıyordu. Bana kendi durumunu önemsemeden “Yahu ağam nedir bu devletin senden istediği” demişti. Sonra öldü cenazesine bile gidemedim. Birkaç gün sonrada Ankara’da düzenlenen bir operasyonla tutuklandım.

O öldükten sonra kendisine TSİP’li ya da değil pek çok çevre sahip çıktı. Ve hatta mezarını bile yaptırdılar. Gerçekte bu insanoğlunu anlamak çok zor. O sağken kimsenin içtenlikle sahip çıkmadığı Veli Gürcan her nedense birden sahiplenilencek insan olarak görüldü ve herkes orada görünmek için yarıştı. Şimdi kızı Aslı’nın mezarı başında söylediği “Babamın ne çok dostları varmış” sözü nasıl da hüzünlendirici değil mi?

Ve zaten bu işte her zaman için bir gariplik olmuş, benim de aklıma hep takılmıştır nedense. Tanıdığım bir çok komünist kimseyi sağken her nedense arayan soran olmamıştır ama öldükten sonra kimi zaman salonlarda, kimi zaman mezarı başında birileri anar olmuştur. Burada kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur betimlemesi biraz yerine oturan bir benzetme değil ama her nedense bütün anmalar bu alışkanlıklar içinde yapılıyor. Beni de asıl kızdıran şey budur. Ama biz TSİP’liler olarak söz veriyoruz Veli Gürcan yoldaşımızı kendi emekleri ile anacak ve kendisin asla unutturmayacağız.

Parti olarak Veli Gürcan’ın adını yaşatmak için onun adına sayısız çalışmalar yapacak olan eylemlilikler yürüteceğiz. Bu konuda ilk işimiz Veli Gürcan’ın adını verdiğimiz PARTİ OKULU olacaktır. Onun adına bilimsel araştırmalar düzenleyecek yazın alanında etkinlikler düzenleyeceğiz.

Bu partide Veli Gürcan’ı herkesten çok daha iyi tanıyan biri olarak onu gerçek insanlığı ile döne döne anarak hakkında düşündüklerimi bitirmek isterim.

Kimi insanlar vardır ki, devrimcidir. Ama sadece devrimcidir. Onların devrimcilikleri de soğuk demir gibidir insanı asla ısıtmaz. İnsanı asla ta can evinden sarıp sarmalamaz. Onlara bir türlü ısınamazsınız, söyleyeceklerinizi bile söylemekten çekinir ve hatta başka dünyaların insanları olduğunuzu bile düşünürsünüz. Bu gibiler çoğu zaman bu durumlarına sayısız neden ileri sürebilirler. Çoğu zaman da bu davranışlarını disiplin adı altında sürdürürler. Oysa gerçeklerin öyle olmadığını küçücük bir sınama denemede bile yakalar ve hayal kırıklığına uğrarsınız.

Şimdi gelelim Veli Gürcan’a; bu arkadaşımız ne adına olursa olsun o sıcak, o kucaklayan insan yanını bir kez bile olsun es geçmiş biri değildir. Kendisine en ağır sözler söyleyen kimseleri bile hoş görmekle kalmamış onları Veli Gürcan sıcaklığı ile sarıp sarmalamıştır. Veli Gürcan sıcaklığı dedimse kimse bu da nasıl bir şeydir deyip geçmemelidir. Gerçekten de onu tanıyanlar benim bu tanımlamama hak vereceklerdir. Bu nedenle bizim partimizde yoldaşlar arasında sıcaklığın adı da Veli Gürcan sıcaklığıdır. Bu sıcaklığı ve insan davranışını her yoldaşımıza karşı sonuna kadar korumak Veli Gürcan arkadaşımıza bizim borcumuzdur diye düşünüyor, attığımız her adımı buna göre atıyoruz.

Şimdi o yok. Ama onunla birlikte biriktirdiğimiz bütün değerler bizim için yeri doldurulamaz önemde birer hazinedir.

Gürcan’ın babasını da iyi tanıyan biri olarak Veli Gürcan’daki güzelliklerin kaynağını çok iyi biliyorum.

Her ikisini de bu nedenle bir kez daha yürekten anmayı bir görev sayıyorum.

Behice Boran:

'Sosyalist Doğulmaz, Yaşanır'

İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı’ndaki duruşmada hakim karşısına çıkarıldı.


DİNLENE DİNLENE...

Hakim sordu: Çıktınız mı?

-Çıktık.

-Ne yapacaktınız?

-Taksim’e doğru yürüyecektik.

-Peki neden çıktığınız?

-1 Mayıs emeğin bayramı, mücadele günüdür. Biz de o sınıfın partisiyiz, çıktık.

-Nereden çıktınız?

-Merter’den çıktık.

-Nereye gidecektiniz?

-Taksim’e.

-Merter neresi Taksim neresi, uzun yol; siz yaşlısınız nasıl gideceksiniz?

-Dinlene dinlene…”

YAZININ TAMAMI


SAYFA BAŞI