PARTİLİ YOLDAŞLARIMIZI SAYGIYLA VE SEVGİYLE ANIYORUZ

(sayfaya git)

ONLAR, KAVGAMIZIN SIRA NEFERİYDİLER.

ANILARINI MÜCADELEMİZDE YAŞATACAK,

ÖLENLERİN BOŞA ÖLMEDİĞİNİ BİLEREK SAVAŞIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ...


FAŞİZME KARŞI: DEMOKRASİ

SÖMÜRÜYE VE KAPİTALİZME KARŞI: SOSYALİZM


46. YILINDA...

SOSYALİZM YOLUNDA...

YAŞASIN

TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ (TSİP)


AB'DEN HİBE ALAN

SOL ÖRGÜTLER VE YÖNETİCİLERİ

ALÇAKTIR, LİBERALDİR, İŞBİRLİKÇİDİR.


 

PRchecker.info

Bir 1 kişi ve sakal görseli olabilir

KURUCU GENEL BAŞKANIMIZ

AHMET KAÇMAZ'I

SEVGİYLE VE SAYGIYLA ANIYORUZ


DOST VE KARDEŞ ÜLKE SURİYE,

İŞTE BU KADAR GÜZEL.


PARTİ PROGRAMIMIZIN 'OR' KODUNU TELEFONUNUZA TARATIN.

İSTEDİĞİNİZ ZAMAN,

İSTEDİĞİNİZ YERDE OKUYUN.

PARTİ PROGRAMI

Not: Programımızı okuyup benimseyen 18 yaşından gün almış herkes, partimize aday üyelik için başvurabilir.


PARTİMİZİN 1993 YILI 3. GENEL KURULUNDA YAPILAN KONUŞMALARI, TARİHİ ÖNEMİ NEDENİYLE YAYINLIYORUZ.

VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-2


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-3


GÜLTEKİN GAZİOĞLU YOLDAŞIN KONUŞMASI


TURGUT KOÇAK YOLDAŞ, KENDİ YAZDIĞI ŞİİRİ FIRTINA ÇOCUKLARI'NI OKUYOR

GENEL MERKEZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ANKARA İL ÖRGÜTÜ

CELAL FİL (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24 Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ÇANKAYA İLÇE ÖRGÜTÜ

AYŞE SELMA ÖZKÖKLÜ (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

İSTANBUL İL ÖRGÜTÜ

ADEM YAKAR (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

MÜNÜR BİRCAN (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

TSİP Aday üye kayıt formu

TSİP KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

ADAY ÜYELİK BAŞVURU FORMU

İZMİR İL ÖRGÜTÜ

SATILMIŞ AKGÜN (BAŞKAN)

848. Sokak No:90 Kat:1 Daire:106  Kemeraltı

KONAK / İZMİR

TEL: 0232 483 9098

KONAK İLÇE ÖRGÜTÜ

848. Sokak No:90 Kat:1 Daire:106  Kemeraltı

KONAK / İZMİR

TEL: 0232 483 9098

ÜNYE İLÇE ÖRGÜTÜ

SALİM OĞUZ (BAŞKAN)

Burunucu Mah. Kaymakam Sok. No: 17

ÜNYE - ORDU

EKİN SANAT DERGİSİ

İSTANBUL İL TEMSİLCİLİĞİ

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire 6 -.7

 KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10


WEB VE MAİL ADRESLERİMİZ

TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ (TSİP)

SOCİALİST WORKERS' PARTY OF TURKEY

KURULUŞ:

15-16 HAZİRAN 1974

ORGANIZATIONS:

15-16 JUNE 1974

46.YILINDA...  SOSYALİZM YOLUNDA...

WEB SİTESİ:


http://www.tsip1974.com/

https://www.facebook.com/AmerikaSuriyedenDefol

https://www.facebook.com/tsip15161974

https://www.facebook.com/tsip1974

STALİN KOMÜNİZMDİR
https://www.facebook.com/groups/345728572561507/

UYAN ARTIK UYAN UYAN ESİRLER DÜNYASI
https://www.facebook.com/groups/2028259010571656/

"BU SAYFA, DİRENEN YOKSUL YEMEN HALKININ HABERLERİNE AYRILMIŞTIR."
https://www.facebook.com/groups/1740767676034913/

https://twitter.com/tsipgenelbaskan

https://twitter.com/TsipGenelSek

MAİL ADRESLERİ:

tsip15161974@gmail.com

tsip1974@hotmail.com

tsip@tsip1974.com

tsip.ali.oner@hotmail.com

turgutkocak2009@hotmail.com/a>


DİSK

"GÖZ BEBEĞİMİZ DİSK, GELENEĞE SÖZ VERDİK... GELECEĞE TAŞIYACAĞIZ.."

İŞÇİ SINIFINDAN HABERLER

DİSK

http://www.disk.org.tr/

BANK-SEN

http://www.banksen.org.tr

BASIN-İŞ

www.diskbasinis.org

BİRLEŞİK METAL-İŞ

http://www.birlesikmetal.org

BTO-SEN

www.btosen.org.tr

CAM KERAMİK-İŞ

http://www.disk-camkeramikis.org

DEV MADEN-SEN

http://www.devmadensen.org.tr

DEV SAĞLIK-İŞ

http://www.devsaglikis.org.tr

DEV TURİZM-İŞ

http://www.devturizmis.org.tr/

DEVRİMCİ YAPI-İŞ

http://www.devyapi-is.org

EMEKLİ-SEN

http://www.tumemeklisen.com

ENERJİ-SEN

http://www.enerjisen.org

GENEL-İŞ

http://www.genel-is.org.tr

GIDA-İŞ

http://www.gidais.com

GÜVENLİK-SEN

http://www.guvenliksen.org.tr/

İLETİŞİM-İŞ

http://www.deviletisimis.org.tr

LASTİK-İŞ

http://www.lastik-is.org.tr

LİMTER-İŞ

http://www.limteris.com

NAKLİYAT-İŞ

http://nakliyatis.org

SİNE-SEN

https://twitter.com/DiskSine

SOSYAL-İŞ

http://www.sosyal-is.org.tr

TEKSTİL

http://www.disktekstil.org

TÜMKA-İŞ

http://www.tumkais.org

   

YAYINLARIMIZIN ŞUBAT - MART - NİSAN 2021 SAYILARI ÇIKTI: OKU - OKUT - ABONE OL - ABONE BUL


WEB SİTEMİZDEKİ YAZILARIMIZDAN
Bartolome de la Casas - Kızıl Derililer Nasıl Yok Edildi
Boris Lvovic Vasilyev / Sakindi Oranın Şafakları
Tarık Akan / Anne Kafamda Bit Var
MAKSİM GORKİ / ANA
Mitka Gribçeva / SENİ HALK ADINA ÖLÜME MAHKUM EDİYORUM
Gladkov - Fabrika
Dolores İbarruri / Faşizmi Ezeceğiz
İlya Grigoryeviç Ehrenburg / Dipten Gelen Dalga
Paul Lafargue / Tembellik Hakkı
KAPİTALİST SİSTEM HIRSIZLIKTIR AHLAKSIZLIKTIR
SOSYALİSTLER VAR TSİP VAR GELECEK VAR
NE KADAR DA İKİYÜZLÜSÜNÜZ
ÖMER GÜRCAN
SOSYALİST SOL SEÇENEK OLABİLİR Mİ?
MUHALEFET NASIL YAPILIR?
YARGIYA BAK TARAFSIZLIĞI GÖR
SİZ BUNA DEMOKRASİ Mİ D İ Y O R S U N U Z ?
DEVRİMBAZLIK MI? DEVRİMCİLİK Mİ?
KARŞIDEVRİMCİLER
KAPİTALİZM BİTTİ KURTULUŞ SOSYALİZMDE
SOSYALİZM DÜŞ MÜ GELECEK Mİ?

TOPLUMU UYUTMA YOLLARI

HDP KAPATILSIN DİYENLERE
FAŞİZM VE GERİCİLİKLE NASIL SAVAŞILIR?
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-1  TİP
LİBYA’YA ASKER YA DA ATEŞ KES
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-2  TSİP
HAFIZA TAZELEME: MENDERES NEDEN İDAM EDİLDİ
NEDEN SOSYALİZM?
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -1
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -2
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -3
TSİP TARİHİNDEN -1
TSİP TARİHİNDEN -2
İŞİN NERESİNDEYİZ
SOSYALİZM DÜŞ MÜ GELECEK Mİ?
KISA POLİTİK DEĞERLENDİRİMLER VE TSİP’İN KURULUŞU
İDLİB DENİLEN HİKAYE
EVDE OTUR DEMİR YE!
DÜNYADA EN ÇOK HAİNİN BULUNDUĞU ÜLKE HANGİSİDİR?
ÜLKÜCÜ FAŞİST HAREKETİN TARİHİ -1
ÜLKÜCÜ FAŞİST HAREKETİN TARİHİ -2
AZİZ NESİN VE HALK MASALLARI / Toplam 24 Masal
SOLAK SOL MU? SOSYALİZM Mİ?
SOLUN GENEL DURUMU
 SURİYE’DEN SONRA LİBYA BATAĞI
TSİP KOMÜNİST OLMAYANLARA DOKUNUR
SURİYE’DE NE OLUP BİTTİ
HDP’NİN KARARI
TEHLİKELİ OLAN SADECE KORONA VİRÜSÜ MÜ?

TROÇKİ VE TROÇKİZM ÜZERİNE

HAİN TROÇKİ
TROÇKİ STALİN VE KIZIL ORDU
TROÇKİ'DEN TİTO'YA
TROÇKİ FRANKO HİZMETİNDE

TROÇKİ VE LENİNE KARŞI KOMPLO

LENİN'İN 50. DOGUM YILDÖNÜMÜ VESİLESİYLE KONUŞMA - Stalin 1920

TRANSKAFKASYA'NIN SOSYALİZM MASKELİ KARŞI-DEVRİMCİLERİ - Stalin 1918

BOLŞEVİK PARTİNİN SAVAŞ, BARIŞ VE DEVRİM SORUNLARINDAKİ TEORİ VE TAKTİĞİ - Stalin

Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni - Romada Devlet / Engels
POLİS DEVLETİ NASIL OLUR?
SENDİKALAR, MESLEK KURULUŞLARI, KOMÜNİST İŞÇİ PARTİLERİ LİNKLERİ
ÖRGÜTSÜZLÜĞÜ KUTSAYANLAR YA DA BOŞ GEVEZELİKLER…
TOPLAM 3293 GÜNLÜK "HER GÜN" BAŞLIKLI YAZIYA BAKMAK İÇİN TIKLAYINIZ

PİSLİĞİN NEDENİ KAPİTALİZMDİR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

12 HAZİRAN 2021

Aslına bakarsanız konuştuğumuz iki şey öyle birbiriyle benzeş ki bunu anlamak ve anlatmak için kırk dereden su getirmeye gerek yok. Birisi sistemin iktidarları sonucu doğanın ne hale getirildiği diğeri de yine sistemin toplumu ne hale getirdiği ile ilgili. Öyle bir kirlenme öyle bir kirlenme ki ölçüsünü bile bulmanın olanağı yok.

Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden bu yana kapitalist sistemin boğazını sıkıp öldürmeye çalıştığı bir ülke olmuştur. Sistem doğası gereği vurguna, talana yıkıp geçip gitmeye uygun olduğu ve bu süre içinde sağcı iktidarların yapıp ettikleriyle gelmiş gelmiş AKP ve saray iktidarı günlerine dayanmıştır.

Şimdi Marmara’nın üstünü kaplayan deniz salyası nasıl da pis, insanın içini kaldırıyor. Peki, bu pisliğin nasıl oluştuğunu biliyor musunuz? Doğrudan söyleyelim kapitalist sistemim doymazlığı. Daha çok kazanmak daha çok kazanmak hırsı…

Gelelim toplumun kirlenmişliğine. Sağcı iktidarlar dünden bugüne kendi insan tiplerini de yarattı, değer yargılarını da. Bizlerin ahlaksızlık olarak bildiğimiz ne varsa oldu bu sistemden yana olanların ahlakı.

Adaletsizlik, vurgun, talan, hırsızlık baskı zulüm nasıl olur da yaşadığımız toplumun yaşam şekline dönüşür de kimsenin bunları önlemeye gücü yetmez? Bu pislikle kirlenen insanların niye hiçbir değerleri kalmaz ve değerleri olmayan sistemin politikacıları desteklenip, sistemin kazasız belasız sürmesi için kirlenmişlerin desteği ile iktidarlar ayakta tutulur?

Emek bize göre en yüce değerdir de niye bu kirlenmişler için enayiliğin ta kendisidir? “Çalıyorlar ama çalışıyorlar” da diyen bir kalabalık içinde feleğinize kahredip durmak sorunu çözer mi?

Sanki bu kirlenmişlikle yeni tanışmış gibi şaşırıp şaşırıp süpenallah çekiyor oluşumuza ne buyrulur? 12 Eylül öncesi yok muydu bu ülkede mafya? Uyuşturucu ve beyaz kadın ticaretinden, silah kaçakçılığına, çek senet mafyalığına kadar pek çok şey yaşanmıyor muydu 1970’lerde? 1970’lerde onca insanın sokak ortasında katledilmesine bir göz attığınızda bu olayların arkasında NATO’nun Gladyosu yok muydu?

Gladyonun alt birimlerinde görevli mafyalar MHP ve dinci yapılardan kimleri devşiriyordu ne çabuk unuttunuz? 1980’lerden sonra ortalıkta mafya cirit atmıyor muydu? Susurluk’ta uç veren patlayan çıbandan yayılan irini bütün Türkiye y?

Şimdi bu olaylar AKP iktidarı döneminde en tepe noktasına çıkmış. Sözünü ettiğimiz kirlenmenin ölçüsü yok. Yaşananları sanki Sedat Peker ortaya çıkıp anlattığı için mi öğrendiğimiz sanılıyor? İktidarın en kafa adamlarıyla çevrilen dolaplar olmasa marinaya mı çökülebilir yoksa hiç para vermeden otellere mi daha başka bir sürü şey mi yaşanır. Ya da birileri işin içinde olmasa siyasi cinayetler işlenebilir üstü mü kapatılabilir? Sedat Peker’in suçlamaları varıp iktidarın en tepe noktalarındaki kişileri nasıl dayanır?

Sedat Peker’e mafya lideri diye inanılmaması gerektiği söyleniyor ya o zaman ülkenin yetkilileri çıkıp niye doğrusunu söylemez? Ya da yargısı harekete geçin söylenenlerle ilgili olarak suçluları ayıklayıp suçlu yerine komaz, suçsuzları da ayırıp neden aklamaz? 17-25 Aralık tarihleri vardı ya AKP kendisine bu tarihleri milat yapmıştı, orada ortaya çıkanların suçlu olduklarını gösteren belge ve bilgiler niye yokmuş gibi kapatılıp el konulan paralar da dahil faizleriyle birilerine teslim edildi? Sonra suçsuzmuş gibi Reza Zarrab bırakıldı da ABD’yi gidince niye öttü?

Şu isimlere bakın bir. Mehmet Ağar, Korkut Eken, Engin Alan… Mübariz Mansinov parasız pulsuz bir Azerbaycanlıyken marina sahibi ve zengin çökme işi Baba filmi gibi. Sedat Peker şimdi çıkmış bu filmin gerçekleştirilmiş senaryolarını okuyorsa geç efendim sen mayfa mısınız diyeceğiz? Hiç mi bakmayacağız nelerin olup bittiğine?

Dedik ya artık gına geldi. Televizyonlardaki mafyolog tartışmalarından iyice bıktık usandık. Sonra kapitalist sistemin ahlak anlayışından mı öğreneceğiz doğruluğu dürüstlüğü. Bu düzen salya, bu düzen pislik, bu yüzden toplum da doğa da salya sümük pislikten kurtarılmak isteniyorsa bunun bir tek yolu var.

O da bu düzeni yıkıp sosyalizmi kurmak gerisi fasa fiso…

Turgut Koçak yoldaşa soru-görüş ve önerilerinizle ilgili mail gönderebilirsiniz


"HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZI: SÖZÜM ÖYLE GİBİ GÖRÜNENLERE

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

"GÜNCEL NOTLAR"

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

12 HAZİRAN 2021

KURTLAR VADİSİ - MAFYA VADİSİ

‘Kurtlar Vadisi’ filmi gösterime girince kimi çevrelerin insanlarının yürüyüşleri ve konuşmaları bile değişti. Başlangıçta konunun üzerinde çok durulmadı ama sonra sonra görüldü ki bu filmin çekilmesinin bir amacı var. Süreç içinde gördük ki AKP iktidarı yeni bir devlet yapılanmasına hazırlanıyor. Oradan buradan devşirilmiş, isimleri mafyaya çıkmış insanlar tek tek devletin kanatlarının altına alınmış, onlar da büyük bir vatanseverlik duygusuyla vuruyorlar, kırıyorlar, siyasi cinayetler işleyip oraya buraya çöküyorlar ama yaptıkları bütün kirli işler su yüzüne çıkmasın diye en yetkili kimseler bunlara yol veriyor. Biz bu ‘Kurtlar Vadisi’ filminde gördük ki aslında bu film bir anlamda AKP ve AKP tarihinin beyaz perdeye aktarılması gibi bir şey. Tamı tamına öyle olmasa da en azından nelere özenildiğinin ve hangi ilişkilere girildiğinin bir özeti gibi.

Filmin en önemli karakteri kim olabilir diye düşündük düşündük, bu kişinin Sedat Peker olabileceği sonucuna vardık. Bir de filmin bir yerinde bir başka mafya liderinin öldürülüşü vardı eğer yanlış anımsamıyorsam o da kendisi öldürülmemişti ama içeri atıldığı için etkisiz hale getirilmiş Çakıcı olabilirdi. Çakıcı ile Peker’in birbirlerinden hiç hazzetmediklerini de düşünürsek sanırız yanılmıyoruz. Hepinizin bildiği gibi Sedat Peker AKP içinde yer alırken Çakıcı ise MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin deyimi ile yol arkadaşıydı, MHP cumhur ittifakı içinde yer alınca da Çakıcı’nın içerden çıkması için özel af isteğinde bulunulduğunu da biliyoruz. Bahçeli’nin bu isteği biraz geciktirilse de sonuçta yerine getirildi Çakıcı içerden çıktı. Sedat Peker’in son açıklamalarını bir yana bırakırsak AKP içinde oynadığı rol aslına bakarsanız pek çok şeyi anlatmaya yetiyordu. Ancak evdeki Pazar her zaman çarşıya uymaz. Güç ve servet paylaşımı bu tür anlayış içinde olanları bugün değilse günün birinde kesinlikle karşı karşıya getirir, görüldüğü gibi bu durum şu an toz duman halde AKP içinde yaşanıyor. Sedat Peker’in açıklayacağı yeni şeyler her ne kadar “bir suç örgütünün liderinin dediklerine mi inanılacak” denilse de AKP’nin bu işlere bulaşmışları arasında ha adım geçti ha geçecek diye epey korku yaratıyor. Demek ki AKP burjuva demokrasisinin kırıntısını bile terk ede ede bu noktalara yol alırken kendisini de her anlamda korumaya almış. Polis, asker yetmiyor mafya gücünü yanlarına almışlar, o da yetmiyor sokağın militarize edilmesi girişimlerine yol verilmiş.

Osmanlı Ocakları, bilmem nerenin Osmanlıları gibi örgütler kuruluyor. Bu örgütlere baktığınız zaman görüyorsunuz ki Türkiye sanki yolgeçen hanı. Ne hukuk var ne de bunlara dokunacak bir erk. Ellerinde silahlarla resim çektirip tehditlerini aymal açık yapmaya başlıyorlar. Olağan bir araştırmada ya da hukukun işletildiği bir ülkede bunların hiçbirisi olamaz, yaşam bulamaz. Sorumluları da kodesi boylar. Ancak bunun böyle olmadığını görüyoruz. Eğer insanlar AKP’li ise ne yaparlarsa yapsınlar yanlarına kâr kalıyor. Düşüncelerini belirten kimselerse ceza alıp susturulmaya çalışılıyor.

Yalnız bu son ortaya çıkan şeyler bile AKP ve saray iktidarını götürmeye yeter ama bunların nedense hiçbirisi olmuyor. Olmuyor çünkü AKP ve saray iktidarı küçük ortağı ile birlikte devlet etmeyi böyle anlıyor özetle.

Bir de şu filmler var. ‘Uyanış Büyük Selçuklu’, ‘Ertuğrul’, ‘Osman’, bir de şu an gösterimde olan ‘Bozkırların Aslanı Celallettin’. Bu filmlerin ortak yanı şu. Bir çadır devleti nasıl olurmuş. Bu çadır devletinde Türkler nasıl yaşar, nelere tabi olur, Hanı, hakanı, Sultanı nasıl bir kişiliktedir ve de bunların çevresinde nasıl bir cıfıt çarşısı söz konusudur, adalet nasıl sağlanır, İslamiyet nasıl yayılır, kan dökmek ve en acımasız cezalandırmalar devlet, din adına nasıl işlenir hepsi bu filmlerde işlenmiş.

Ancak bu filmlerde özellikler saklanmamış ama adalet deyince adalet öyle bir anlatılmak istenmiş ki en tepedeki kişinin söyledikleri adalettir, bu söylenenlerin dışına çıkıldığı zaman adalet ve düzen bozulur. En tepedeki irade öyle anlatılmak istenmiş ki hiç şaşmaz bir terazi sanki. Vicdan sahibi odur, o herkesin koruyucusu ve kollayıcısıdır, böyle böyle büyünür ve bir cihan devletine ulaşılır. Bu filme baktığınız zaman ticaret kutsaldır. Bu yüzden de ticaret yapanlar ekonomik canlılığı sağlasınlar diye korunur, kollanırlar ve dahi onlara özel statüler bile verilir. Genelde baktığınız zaman ne ekin ekilir, ne ipekler, şallar, kumaşlar dokunur. Alet edevatta yapılmaz. Demircileri kılıç yapar, hançer yapar. Kılıcından kan damlayan bir topluluğa duyulan şeylere özenilir. Ekonomi deyince akla gelen şeyse talan ekonomisidir.

Şimdi bu filmdekilerle AKP ve saray iktidarının her konudaki anlayışını kıyaslıyorum ve diyorum ki bu da AKP ve saray tarihinin bir başka açıdan anlatılmasıdır. Bugün yapılıp edilenler de öyle bir benzerlik taşıyor ki demeyin gitsin.

Son bir şey daha; bir de ‘Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz’ filmi var anımsadınız mı? Bu filmde de Alemdar Polat’ın sahnelerine benzer sahneler yok değildir vardır da bir fark var o da eşkıyanın dünyaya hükümdar olmayacağı…

AKP ve cumhur iktidarına anımsatalım da…


29 MAYIS 05 HAZİRAN 2021

1- Sedat Peker’in açıklamalarının yer aldığı videolar kamuoyunu etkilerken, hükümeti ve sarayı da sarsmaya devam ediyor.

Videolarda yapılan açıklamalar sonucunda AKP Hükümeti’nin girdiği kirli ve karanlık ilişkilerin ve kirli çıkar ilişkilerinin açığa çıkması, AKP içindeki rant paylaşımı ve iktidar mücadelesinden doğan kavganın daha fazla görülmesini sağladığı gibi bu kavganın şiddetlenmesine de neden oldu.

Artık AKP içindeki mücadele ve kavgalar kamuoyundan saklanamıyor.

Bunun yanında AKP içindeki gruplaşmalar da arttı.

Artan gruplaşmalar ve çıkar çatışmaları, sarayın ve hükümetin içine düştüğü yönetim zafiyetini güçlendirerek AKP ve saray iktidarında çözülmelerin de başlamasına neden oldu.

Bu çözülmelerin en önemli göstergesi, AKP’li belediyelerde görülen istifalardır.

Bunun yanında yandaş medyada bakanlara yönelik eleştiriler de artmaya başlamıştır.

Bu da AKP İktidarı ve sarayın kendi yandaşları arasındaki desteğinin de azaldığını, yandaş gazeteci ve yazarların da ondan uzaklaşmakta olduğunu göstermektedir.

Öte yandan videoların ortaya çıkardığı bilgiler, AKP İktidarı içinde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ ya ve çevresindekilere karşı büyük bir tepki ve hoşnutsuzluğun olduğunu ve bu tepki ve hoşnutsuzluğun giderek güçlendiğini göstermektedir.

Özellikle partinin içinde yer alan eski Milli Görüşçülerin, Soylu’nun görevden alınmasını istedikleri bir gerçektir.

Bütün bu tepki ve hoşnutsuzluklara ve kasetlerin yıpratıcı etkisine rağmen saray, Soylu’yu görevden almamıştır.

Bunun nedeni, Soylu’nun parti içinde önemli bir güce sahip olması, MHP’nin desteğini alması ve AKP-MHP işbirliğine dayanan Cumhur İttifakı’nın ayakta kalmasını sağlayan önemli bir güç olmasıdır.

Bunun yanında Soylu, AKP içindeki kirli ve karanlık işleri, sarayın karanlık ilişkilerini ve çıkar ilişkilerini iyi bilen bir kişidir.

Görevden alınması halinde bildiği bu ilişkileri ve kirli sırları anlatmasından korkulmuştur.

Sarayın uzun süren bir suskunluktan sonra Soylu’ ya sahip çıkıp, MHP gibi onu desteklemesi, Soylu ve ekibini tasfiye etmeyi göze alamamasının ve onu istemeden desteklemek zorunda kalmasının en önemli nedenleri bunlardır.

Çünkü Soylu’ da konuşursa bütün kirli ilişkiler açığa çıkacaktır.

Bu da sarayın göründüğü kadar güçlü olmadığını ve son zamanlarda gücünün azaldığını göstermektedir.

Öte yandan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Berat Albayrak ve Berat Albayrak’ın çevresindeki Pelikancılar arasındaki çatışma ve mücadelenin şiddeti, kasetlerdeki bilgiler sayesinde artarken, bu çatışmanın boyutları da daha iyi anlaşılmış oldu.

Son dönemde ise Berat Albayrak’ın başında bulunduğu Pelikancılar Grubu ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu arasındaki çatışma, devletin kurumlarını bile iyice sarsacak boyutlara gelmiştir.

Nitekim Vatan Emniyet Müdürlüğü’nde sayıları 75’i bulan bir grup polis, Pelikancılar aleyhine slogan atarken, kimi emniyet müdürleri de amirleri olan İçişleri Bakanı’na meydan okuyarak onun kendilerini görevden alamayacağını söylemektedirler.

Başka bir yerde ise bir grup polisin savcıya baskı yaparak hakkında soruşturma yürütülen ve gözaltında tutulan bir emniyet yetkilisini serbest bıraktırmaya çalışmış, bunun üzerine de bu polisler görevden el çektirilmişlerdir.

Bu da devlet yönetiminde, özellikle güvenlik bürokrasisinde giderek bir anarşinin hâkim olduğunu göstermektedir.

Devlet içinde yaşanan bu güç ve menfaat çatışmaları ve kavgalar, AKP ve saray iktidarının yönetim krizinin arttığını da göstermektedir.

Bütün bu gelişmeler, AKP’nin kamuoyu araştırmalarında giderek daha fazla oy kaybına uğramasına, AKP Seçmeninin de giderek AKP’den uzaklaşmasına neden olmaktadır.

Nitekim son yapılan kamuoyu araştırmalarında AKP’ye gidecek oyların % 30’un altına, hatta % 27’ye indiğini, kararsız seçmenlerin de giderek muhalefet partilerine kaydığını ortaya koymaktadır.

Bütün bunlara ekonomik sorunların giderek arttığını, enflasyonun yükseldiğini ve işsizliğin büyüdüğünü de eklersek, AKP İktidarının ve sarayın ömrünün iyice kısaldığı da ortaya çıkmaktadır.

Ancak muhalefetin yeterince güçlü olmaması ve toplumsal muhalefetin dağınıklığı ve örgütlülüğünün yeterli olmaması, iktidarın ve saray rejiminin ömrünü uzatmaktadır.

Bu hafta Sedat Peker’in 9. Kaseti yayınlaması beklenmektedir.

Bu hafta yayınlanacak kasette ise artık sarayın da daha fazla hedef alınacağı açıktır.

Bu kasetlerde Sedat Peker, sarayla ve yönetimle uzlaşmak ve anlaşmak için adım, adım ilerlemiş, zincirin en zayıf halkası olan Mehmet Ağar’la işe başlamış, sonradan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yönelmiştir.

Peker’in buradaki amacı, iktidar ve sarayla uzlaşmaktı; ancak böyle bir uzlaşma gerçekleşmeyince kasetlerin arkası geldi.

Başlangıçta sarayı hedef almayan Peker, giderek sarayı da dolaylı olarak hedef tahtasına oturtmaya başladı.

Bundan sonra Peker’in artık hükümet ve sarayla uzlaşması olanaksızdır.

Çünkü açıkladığı bilgilerle hükümetin ve sarayın uyuşturucu madde kaçakçılığı, Suriye’deki El-Nusra gibi dinci terör örgütlerine silah ve erzak sattığı ve bundan saray ve çevresindeki yandaş işadamlarının büyük kazançlar sağladığı halkın büyük bir bölümü tarafından öğrenildi.

Üstelik bu bilgilerden yabancı kamuoyunun da haberi oldu.

Bu yüzden Peker’le bir anlaşmanın çok zor olduğu ve kendisinin AKP İktidardan düştükten sonra Türkiye’ye gelebileceği kuvvetle muhtemeldir.

**********
2-
AKP İktidarı ve saray, Taksim’de bu yıl 29 Mayıs’ta İstanbul’un Fethi’nin yıldönümü nedeniyle 2013 yılında inşaatına başlanan Taksim Cami’ni gösterişli bir törenle hizmete açtı.

Törende cumhurbaşkanı bir konuşma yaptı.

Ancak caminin gösterişli bir biçimde ibadete açılması ve yapılan fetih gösterileri, gündemde fazla kalmadı.

Hem gittikçe ağırlaşan ekonomik sorunlar, bunların başında yer alan işsizlik, artan enflasyonla birlikte büyüyen yoksulluk ve geçim sıkıntısı, hükümetin ve sarayın artan yolsuzlukları ile Sedat Peker’in yayınladığı video-kasetlerin etkisi, bu açılışın etkili olmasını engelledi.

Açılış, kamuoyunun gündeminde bir hafta bile yer tutmadı.

Bunun üzerine bu kez Batı Karadeniz’de yapılan Filyos Limanı ve burada inşa edilen büyük bir caminin açılışı ile kamuoyu meşgul edilmeye ve AKP’nin muhafazakâr tabanının da desteği bu yolla ayakta tutulmaya çalışılmaktadır.

Ancak bu çabaların da etkili olmadığı anlaşılmaktadır.

Bunun üzerine bu sefer de Karadeniz’de zengin doğal gaz yataklarının keşfedildiği, bunların işletileceği açıklandı.

Buna göre bu yataklar, Türkiye’nin 10 yıllık ihtiyacını karşılamaktaymış.

Ancak bu iddiaların önceki iddialar gibi gerçeği tam olarak yansıtmadığı kuvvetle muhtemeldir.

Buna benzer iddialar daha önce de açıklanmış, arkası gelmemişti.

Karadeniz’de bu tür doğalgaz yatakları bulunsa bile bu yatakların işletilebilmesi, bunun için gerekli yüksek teknolojiye sahip şirketler yoluyla olur.

Türkiye’de ise bu nitelikte yerli şirketler olmadığı için yabancı sermayeli büyük şirketlerle ilişki kurmak gerekecektir.

Büyük şirketlerin ise Türkiye’de yatırım yapma istekleri, ekonomik gelişmelerin genellikle olumlu seyretmemesi nedeniyle yüksek değildir.

Kaldı ki deniz tabanından doğal gaz çıkarmanın maliyeti yüksek olacağı için bu yataklardan çıkarılacak gazın bunun için yapılacak çalışmaya değer nitelikte olması gerekmektedir.

Keşfedildiği söylenen doğal gaz yataklarının bu nitelikte olduğu da kuşkuludur.

AKP İktidarı daha önce de yerli otomobil, yerli savaş uçağı gibi projelerle kamuoyunu oyalamaya çalışmış, gündemi değiştirip belirlemek istemişti.

Bugün de iç ve dış politikada sıkışan hükümet ve saray, gündemi belirlemek ve kamuoyunu oyalamak için adeta Nazi Rejiminin propaganda servisleri gibi bu tür doğruluğu kuşkulu haberleri ve gösterişli açılışları kullanmaktadır.

**********
3-
Bu hafta 31-Mayıs’ta Türkiye’nin en büyük demokratik eylem ve isyanlarından biri olan ve ülkenin birçok yerinde aynı zamanda başlayan Gezi Eylem ve Gösterilerinin 8. Yıldönümüydü.

Gezi Eylemleri, ilk ortaya çıktığı zaman AKP İktidarı üzerinde büyük bir korku ve panik havası yaratmış, onun yüzündeki demokrasi maskesini söküp atarak, iktidarın gerici, faşizan ve otoriter yüzünün tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmasına neden olmuştu.

Ayrıca Gezi eylemleri, AKP İktidarı ile Gülen Cemaati arasındaki çatışmanın şiddetlenmesine ve aralarındaki ortaklığın bozulmasına neden olmuştu.

Gezi’deki direniş, her ne kadar Gezi Parkı’nın ayakta kalmasını sağlamışsa da, yaratıcı eylemsel etkinlikleri ve forumlarıyla demokratik mücadelenin kitleselleşmesine hizmet etmişse de, Gezi’de toplumsal muhalefeti oluşturan güçler birlikteliklerini uzun süre koruyamamışlardır.

Aralarındaki ayrılıklar giderek artmış, ortak hedefler için birlikte mücadelenin sürdürülmesi devam ettirilememiştir.

Bunun yanında işçi sınıfının ve emekçilerin örgütlenmesinde yeterince başarılı olunamamış, işçi sınıfının üretimden gelen gücünü etkili bir biçimde kullanması sağlanamamıştır.

Bunun sonucunda Gezi Eylemleri zamanla zayıflayarak sönümlenmiştir.

Ancak bu eylemler iktidarın ve sarayın korkulu rüyası olmaya devam etmiş, iktidar tüm baskıcı politikalarına, rejimi değiştirip başkanlık sistemiyle bir tek adam rejimi kurmasına, yargı bağımsızlığına geniş ölçüde son vermesine ve mafya örgütlenmelerini de muhalefete karşı kullanmasına rağmen Gezi Eylemlerinin bir benzerinin yaşanması korkusundan kendisini kurtaramamıştır.

Bunun sonucunda her yıl olduğu gibi bu yıl da Gezi Eylemlerinin yıldönümünde Taksim Meydanı ve çevresinde olağanüstü önlemler almış, meydana ve çevresine polisleri yerleştirmiş, ancak Gezi Eylemlerinin hatırlanmasını ve anılmasını önleyememiştir.

Bu yıl 8.yıldönümü kutlanan Gezi Eylemleri, Türkiye’nin laik, demokratik bir ülke olarak kalması, demokrasi, işçi sınıfının hak ve özgürlükleri, sosyalizm ve sosyalist bir devrim için verilecek mücadele de halen önemini ve değerini korumakta, demokratik, devrimci ve sosyalist bir mücadele için büyük bir önem ve değer taşımaktadır.

*********
4-
Son alınan haberlere göre Türkiye’ye Libya petrollerinden bir pay verilmemekte ve Fransa’nın da yer aldığı büyük emperyalist güçler, Libya’daki hükümet üzerindeki etkilerini de kullanarak Türkiye’nin Libya’daki askeri birliklerini ve Suriye’den bölgeye getirdiği savaşçılarını çekmesini istemektedir.

Türkiye Yönetimi’nin Libya’da giderek artan bir baskıyla karşılaşması ve Libya petrollerinden istediği yararı sağlayamaması, AKP İktidarının Libya Politikasının da başarısızlığa uğraması sonucunu doğurmuştur.

Bu da yakın bir gelecekte AKP İktidarının Mısır’la düzene giren ilişkilerin ve ABD’deki Biden Yönetimi’nin de etkisiyle Libya’da da pek çok alanda geri adım atmakta olduğunu göstermektedir.

Sonuç olarak AKP İktidarı, Libya’da da Osmanlıcı hayallerini bir süre sonra rafa kaldırmak zorunda kalacaktır.


TSİP PROGRAMINDAN:

KADINA ŞİDDET'E HAYIR

b) Dayak ve her türlü yıldırma yöntemleri en ağır biçimde cezalandırılacak, insanlık onurunu ayaklar altına alan, kadının kendi bedenini herhangi maddi çıkar karşılığı satması kesin olarak önlenecek, fuhşun tuzağından kurtulan kadınların onurlu bir yaşama kavuşması için iş sağlanacak, fuhşun ve kadını aşağılayan diğer baskıların nesnel koşulları ortadan kaldırılacaktır.




TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN

"SOSYALİST ÖĞRETİ YENİDEN"

BAŞLIKLI YAZILARININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ


Av. İdris Köylü

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN WEB SİTESİ

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SİYASAL YAZILARI

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SANATSAL YAZILARI

İdris Köylü arkadaşa soru-görüş ve önerilerinizle ilgili mail gönderebilirsiniz


Turgut KOÇAK:

VELİ GÜRCAN

Veli Gürcan yoldaşımız Isparta Lisesi’nde öğrenciyken komünist olduğu gerekçesiyle disiplin kuruluna verilmiş daha sonra da okuldan uzaklaştırılmıştır. Lise son sınıfı bu yüzden Afyon’da okumak zorunda kalmış, liseyi bitirdikten sonra ise İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girmiştir. Burada TİP üyesi olan Gürcan daha sonra kurulan TİP’in gençlik örgütü Sosyalist Gençlik Örgütü’ün (SGÖ) yöneticisi olmuştur.

12 Mart faşizmi ile birlikte kapatılan TİP’ten sonra ise daha sonra TSİP’i kuracak olan bir grup arkadaşla birlikte olmuştur.

İyi bir sokak tiyatrocusu olan Gürcan Kavel direnişine de katılarak direnişçiler için moral kaynağı olmuştur. 12 Mart faşizminin yüzünden son sınıfta öğrenimini bırakmak zorunda kalan Gürcan, parti çalışmaları yüzünden okula devam edip okulunu bitirememiştir. 12 Eylül sonrasında da çalışmaların içinde yer alan arkadaşımız Filistin’de de bulunmuş daha sonra Avrupa’ya gitmiş ve kendi isteği ile yeniden Türkiye’ye dönmüştür. Parti çalışmaları yüzünden 1985 Temmuzunda tutuklanmış ve bir süre içerde kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır. Parti içinde başlayan tartışmalarda yer almış ve görüşlerini dile getirmiştir.

Son toplantıdan birlikte ayrılırken diğer arkadaşlara ben; “bu parti kendi adıyla yeniden kurulacak, ilke, kitle, Gerçek, Sosyalist ve Gerçek yeniden çıkarılacak” dedim. Gürcan’la sözleştik ve ölünceye kadar kendisiyle sözleşmemizi bozmadık. Bugüne kadar ne onun ne de bizim birbirimizle ilgili sarfettiğimiz tek kötü söze kimse tanık olmuş değildir. Kendisi partimizin yeniden açılış genel kurulunda delegemizdi ve genel kurulumuzda kendisine yakışır bir konuşma yaparak bize güç ve destek verdi. Onu, insan olan Veli Gürcan’ı unutmayacağız.

Değerli yoldaşlarım insan kimileri ile öylesine güzel şeyler paylaşır ki, bunlar ölünceye kadar unutulamaz. Benim gerçekte Veli Gürcan’la paylaştıklarım da böylesine unutulmayacak güzelliklerdi ve bunları, bu güzellikleri korumayı vefa borcunun çok ötesinde şeyler olarak algılıyor ve sahip çıkıyorum.

Kendisini en son görüşüm Senirkent’te yaşadığı bağ evinde oldu. Yaşadığı sıkıntıyı oradan hemen uzaklaştırılması gerektiğini biliyorduk. Çıkıp iki partili bayan arkadaşla birlikte yanına gittik. İki gün orada kaldıktan sora üçüncü gün aramızda sözleşerek ayrıldık. Biz oradayken Afer Kara ve çocukları da geldiler. Onlarda Veli arkadaşı çok severlerdi, şimdi düşünüyorum da keşke onlar gelmemiş olsalardı diyorum. Çünkü kendisiyle sözleşmiş işlerini düzene koyar koymaz partiyi tüm Türkiye’de örgütlemek üzere sözleşmiştik. Onlar Veli Gürcan’ı ikna edip tatile götürdüler. Oysa biz kısa bir süre sonra bir araya gelecek ve birlikte parti tarihini yazacaktık. Oysa Veli oradan İzmir’e geçmiş bizden bir süre daha zaman istemişti. Ne yazık ki zamanı uzun sürdü ve bir daha geri dönemedi. Veli Gürcan hastalanmıştı.

Oysa kendisiyle sözleştiğimiz üzere Ankara’da ev bile hazırlamaya başlamıştık. Çünkü kendisi artık kimsenin evinde kalamayacağını söylemişti bize. O görüşmeden bende kalan unutamadığım şey abisinin eşinin bize söylediğidir. Abisinin eşi bize ne edin edin Veli ağabeyimi buradan götürün demişti. Çünkü; Veli ağabeyim bağ evinde yalnız diye düşündüğüm için bir kadına düğürlük ettim o kadın da, “o aklını yemiş adama mı kaldım’ diye beni geri çevirdi demişti…

Kendisiyle son görüşmemse bir telefon konuşmamız oldu. Cezamızın kesinleştiği için aranır durumdaydık. O ise İzmir Göğüs Hastanesi’nde neredeyse son günlerini yaşıyordu. Bana kendi durumunu önemsemeden “Yahu ağam nedir bu devletin senden istediği” demişti. Sonra öldü cenazesine bile gidemedim. Birkaç gün sonrada Ankara’da düzenlenen bir operasyonla tutuklandım.

O öldükten sonra kendisine TSİP’li ya da değil pek çok çevre sahip çıktı. Ve hatta mezarını bile yaptırdılar. Gerçekte bu insanoğlunu anlamak çok zor. O sağken kimsenin içtenlikle sahip çıkmadığı Veli Gürcan her nedense birden sahiplenilencek insan olarak görüldü ve herkes orada görünmek için yarıştı. Şimdi kızı Aslı’nın mezarı başında söylediği “Babamın ne çok dostları varmış” sözü nasıl da hüzünlendirici değil mi?

Ve zaten bu işte her zaman için bir gariplik olmuş, benim de aklıma hep takılmıştır nedense. Tanıdığım bir çok komünist kimseyi sağken her nedense arayan soran olmamıştır ama öldükten sonra kimi zaman salonlarda, kimi zaman mezarı başında birileri anar olmuştur. Burada kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur betimlemesi biraz yerine oturan bir benzetme değil ama her nedense bütün anmalar bu alışkanlıklar içinde yapılıyor. Beni de asıl kızdıran şey budur. Ama biz TSİP’liler olarak söz veriyoruz Veli Gürcan yoldaşımızı kendi emekleri ile anacak ve kendisin asla unutturmayacağız.

Parti olarak Veli Gürcan’ın adını yaşatmak için onun adına sayısız çalışmalar yapacak olan eylemlilikler yürüteceğiz. Bu konuda ilk işimiz Veli Gürcan’ın adını verdiğimiz PARTİ OKULU olacaktır. Onun adına bilimsel araştırmalar düzenleyecek yazın alanında etkinlikler düzenleyeceğiz.

Bu partide Veli Gürcan’ı herkesten çok daha iyi tanıyan biri olarak onu gerçek insanlığı ile döne döne anarak hakkında düşündüklerimi bitirmek isterim.

Kimi insanlar vardır ki, devrimcidir. Ama sadece devrimcidir. Onların devrimcilikleri de soğuk demir gibidir insanı asla ısıtmaz. İnsanı asla ta can evinden sarıp sarmalamaz. Onlara bir türlü ısınamazsınız, söyleyeceklerinizi bile söylemekten çekinir ve hatta başka dünyaların insanları olduğunuzu bile düşünürsünüz. Bu gibiler çoğu zaman bu durumlarına sayısız neden ileri sürebilirler. Çoğu zaman da bu davranışlarını disiplin adı altında sürdürürler. Oysa gerçeklerin öyle olmadığını küçücük bir sınama denemede bile yakalar ve hayal kırıklığına uğrarsınız.

Şimdi gelelim Veli Gürcan’a; bu arkadaşımız ne adına olursa olsun o sıcak, o kucaklayan insan yanını bir kez bile olsun es geçmiş biri değildir. Kendisine en ağır sözler söyleyen kimseleri bile hoş görmekle kalmamış onları Veli Gürcan sıcaklığı ile sarıp sarmalamıştır. Veli Gürcan sıcaklığı dedimse kimse bu da nasıl bir şeydir deyip geçmemelidir. Gerçekten de onu tanıyanlar benim bu tanımlamama hak vereceklerdir. Bu nedenle bizim partimizde yoldaşlar arasında sıcaklığın adı da Veli Gürcan sıcaklığıdır. Bu sıcaklığı ve insan davranışını her yoldaşımıza karşı sonuna kadar korumak Veli Gürcan arkadaşımıza bizim borcumuzdur diye düşünüyor, attığımız her adımı buna göre atıyoruz.

Şimdi o yok. Ama onunla birlikte biriktirdiğimiz bütün değerler bizim için yeri doldurulamaz önemde birer hazinedir.

Gürcan’ın babasını da iyi tanıyan biri olarak Veli Gürcan’daki güzelliklerin kaynağını çok iyi biliyorum.

Her ikisini de bu nedenle bir kez daha yürekten anmayı bir görev sayıyorum.

Behice Boran:

'Sosyalist Doğulmaz, Yaşanır'

İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı’ndaki duruşmada hakim karşısına çıkarıldı.


DİNLENE DİNLENE...

Hakim sordu: Çıktınız mı?

-Çıktık.

-Ne yapacaktınız?

-Taksim’e doğru yürüyecektik.

-Peki neden çıktığınız?

-1 Mayıs emeğin bayramı, mücadele günüdür. Biz de o sınıfın partisiyiz, çıktık.

-Nereden çıktınız?

-Merter’den çıktık.

-Nereye gidecektiniz?

-Taksim’e.

-Merter neresi Taksim neresi, uzun yol; siz yaşlısınız nasıl gideceksiniz?

-Dinlene dinlene…”

YAZININ TAMAMI


SAYFA BAŞI