Görüntünün olası içeriği: yazı

PARTİLİ YOLDAŞLARIMIZI SAYGIYLA ANIYORUZ

(sayfaya git)

ONLAR, KAVGAMIZIN SIRA NEFERİYDİLER...

ANILARINI MÜCADELEMİZDE YAŞATACAK,

ÖLENLERİN BOŞA ÖLMEDİĞİNİ BİLEREK,

SAVAŞIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ...

Son Güncelleme 15-01-2018 15:32

Sitemiz yukarıdaki Internet tarayıcıları tarafından desteklenmektedir

TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ

SOCIALIST WORKER PARTY OF TURKEY

PARTITO SOCIALISTA DEI LAVORATORI DI TURCHIA

TÜRKEI SOZİALİSTİSCHEN ARBEİTERPARTEİ

PARTI OUVRIER SOCIALISTE DE LA TURQUIE

ТУРЦИЯ СОЦИАЛИСТИЧЕСКОЙ РАБОЧЕЙ ПАРТИИ

Σοσιαλιστικό Εργατικό Κόμμα της Τουρκίας

ԹՈՒՐՔԻԱ ՍՈՑԻԱԼԻՍՏԱԿԱՆ ԱՇԽԱՏԱՆՔԱՅԻՆ ԿՈՒՍԱԿՑՈՒԹՅՈՒՆԸ

PARTIDO OBRERO SOCIALISTA DE TURQUIA

LUCRĂTORİLOR SOCİALİSTE DE PARTİD DİN TURCİA

STRANY TURECKÝCH SOCİALİSTİCKÁ ROBOTNÍCKA

SZOCİALİSTA MUNKÁSPÁRT TÖRÖKORSZÁG

터키의 사회주의 노동자 '파티

トルコ社会主義労働者党

तुर्की सोशलिस्ट वर्कर्स पार्टी

PRchecker.info

PARTİMİZİN 1993 YILI 3. GENEL KURULUNDA YAPILAN KONUŞMALARI, TARİHİ ÖNEMİ NEDENİYLE YAYINLIYORUZ.

VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-2


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-3


GÜLTEKİN GAZİOĞLU YOLDAŞIN KONUŞMASI


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI -2


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN  KONUŞMASI -3


TURGUT KOÇAK YOLDAŞ, KENDİ YAZDIĞI ŞİİRİ FIRTINA ÇOCUKLARI'NI OKUYOR

KOMÜNİST VE İŞÇİ PARTİLERİ'NİN WEB SİTELERİ VE DİĞER LİNKLER

GENEL MERKEZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ANKARA İL ÖRGÜTÜ

AYŞE KAYGUSUZ (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24 Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ÇANKAYA İLÇE ÖRGÜTÜ

AYŞE SELMA ÖZKÖKLÜ (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

İSTANBUL İL ÖRGÜTÜ

ADEM YAKAR (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

BESİM TUZLU (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

TSİP Aday üye kayıt formu

TSİP KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

ADAY ÜYELİK BAŞVURU FORMU

EKİN SANAT DERGİSİ

İSTANBUL İL TEMSİLCİLİĞİ

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire 6 -.7

 KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10


MAİL ADRESLERİMİZ

tsip15161974@gmail.com

tsip1974@hotmail.com

turgutkocak2009@hotmail.com

tsip.ali.oner@hotmail.com

tsip@tsip1974.com

kitle.dergisi@hotmail.com

ekinsanat@hotmail.com


TSİP'İ ÖRGÜTLEYELİM, DİKTATÖRLER YIKILSIN.

SOSYALİZM İÇİN SAVAŞALIM, KAPİTALİZM YIKILSIN.

Türkiye Sosyalist İşçi Partisi ( TSİP)

www.tsip1974.com

YAYINLARIMIZIN KASIM 2017 SAYILARI ÇIKTI

DERGİLERE ABONE OLMAK İÇİN MAİL ADRESLERİMİZ

tsip15161974@gmail.com

tsip1974@hotmail.com

kitle.dergisi@hotmail.com

ekinsanat@hotmail.com

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

VE PERİNÇEK HALK TV’DE

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

15 OCAK 2018

Dün akşam Perinçek Halk TV’deydi. Durgundu, güvensizdi, belki de ilk kez düşüncelerini bu kadar zor savunur haldeydi. Zaman zaman da Cüneyt Akman’a itiraz etti. “Sen benden çok konuştun” diye. ‘Zamanın Ruhu’ programında; “Afrin operasyonu gündemdeyken Esad düşmanlığı sürdürülemez” diyen Perinçek acaba ne dediğinin ayırdında mıydı? İdlib ve çevresine ipten kazıktan kopma onca İslami terör artıkları toplanmış ve bunlar için Recep Tayyip Erdoğan oraya buraya söz yetiştirmeye kalkar ve Batı’da yeni ittifaklar arama yoluna gider, Beşar Esad’a da ağzına geleni söylerken nasıl olmaktadır da Afrin operasyonu ile ilgili olması gerekenle olan şeyleri birbirine karıştırır acaba?

Neymiş efendim Vatan Partisi iktidar olacakmış, olunca da ekonomiyi de, düzeltecekmiş, ABD’ye karşı doğru bir politika da yürütecekmiş. Her parti laf olsun diye kurulmaz. Zaten iktidarı hedeflemeyen partiye de parti denilemez. Ancak nesnel gerçeklerin dışında hayal aleminde dolaşılırsa bu hallere de sağlıklı hâl denilemez. Perinçek’i dinledikçe aklıma kendi yalanına kendisi inanan tipler geliyor. Malum, Vatan Partisi’nin hiç mi hiç iktidar olma şansı yok da.

Perinçek. Kendisine anımsatılan 12 Eylül 1980 öncesi Milliyetçi Cephe ile ilgili söz için de o zamanın milliyetçi cephesinin yanlış olduğunu, bugün kurulacak olanın da doğru olacağını söylemesi de ayrı bir garabetti. Peki, bu cephenin içinde yer alacaklar kimler dersiniz? AKP – MHP – BBP tabi bir de kendileri. Sizce kurulacak böyle bir cephenin neresi iyidir? Dinci, gerici, faşist öğretiyi kendilerine şiar edinmiş olanların cephe iktidarından dünyanın neresinde halkına bir hayır gelmiş ki bizim ülkemizde gelsin? Perinçek’in demagoji ustası olduğunu zaten biliriz de acaba bu sınır kendisi için ne ifade ediyor ki nasyonal sosyalist bir kafa ile kafamızı ütüleyip duruyor?

Bir de şu herzelere bakalım; 15 Temmuz'a 'tiyatro' demek CHP'nin FETÖ'nün yanında durmasıymış. 15 Temmuza gelinceye kadar yaşananları bir kalemde sileceksin, Fethullahçı cemaatle bugünkü iktidar her şeyi birlikte yapacaklar, bütün kumpasları birlikte kurup hayata geçirecekler ve hatta Genelkurmay kozmik odasına girilip en gizli belgeler alınıp İsrail ve ABD’ye iletilecek, Ergenekon tutuklamaları ve daha pek çok kumpasla orduya ve değerli insanlarımıza tuzaklar kurulacak, o dönemde Recep Tayyip Erdoğan kendisini davanın savcısı ilan edip Fetöcülerin oyunlarının arkasında olacak şimdi ise bir numaralı Fetö düşmanı kesilecek bizler de buna kuzu kuzu inanıp Recep Tayyip Erdoğan’ı Fetö'ye karşı mücadele ediyor diye destekleyeceğiz öyle mi?

20 Temmuz 2016 tarihinde OHAL ilan edilip Fetö'cü darbe “bize Allah’ın bir lütfu” denilerek sivil darbeye girişilip ülkenin çivisi çıkarılıp, anayasa değişikliği gerçekleştirilerek ortada ne demokrasi bırakılacak ne insan haklarına saygı duyulacak ne de hak ve özgürlüklerin kırıntısı bile bırakılmayacak ama bizler yine'de koşa koşa gidip Fetö'ye karşı mücadele ediyor savıyla Recep Tayyip Erdoğan’ın arkasına dizileceğiz aklınız alıyor mu? Bu davranış Perinçek’e ve partisi Vatan Partisi’ne yakışır ama devrimciler böyle bir kirliliğe asla bulaşmazlar asla…

Muhterem, CHP’ye kafayı takmış belli. Bu yüzden de CHP iktidarını ABD projesi olarak görüyor. Öteden beri ABD’yi her şeye kadir görenlerin zavallılığıdır bu. Bu gibilere göre ABD her istediğini yapabilme gücüne ve iradesine sahiptir. İş böyle olunca da mücadeleye ne gerek var değil mi? Hem Perinçek de pekala biliyor ki bugün arkasında durduğu Recep Tayyip Erdoğan ve partisi bir proje olarak iktidara getirilmiş, bu proje sonrası iktidara gelen AKP iktidarı ise ülkenin başına her belayı açmış ve açmaya devam ederken bu kesimlerle birlikte milliyetçilik oynamak ne kadar da işine geliyor Perinçek’in değil mi? Ama bu yalanları kimse yutmayacağı gibi bu yalanlara kargalar bile güler kargalar.

Sonuç olarak dün gece Cüneyt Akman’ın programında Perinçek gerçekten de kendisi için hazin sonuçları olan bir performans sergiledi. Diyebilirim ki iyi de oldu. Perinçek zaman zaman kendisini hukukçu olarak niteler ya, bence dün akşamki programda hukukçuluğu da epey su götüren cinsten'di bana sorarsanız. Hem “hukuk altın çağını yaşıyor” diyen biri için içerde gazetecilerin yatıyor olmasının da, bir önemi yoktur zaten. Dün akşam Akman’ın sorularına verdiği yanıtlara baktığımız zaman yanıtları da çok su götürür cinstendi. İçerdeki gazeteciler için Recep Tayyip Erdoğan ne diyordu; “onlar gazeteci değil terörist.” Peki, Perinçek’in bu yöndeki değerlendirimleri nasıl? Nasıl olacak Recep ayağını kaldırmış onun ayak izlerine Perinçek basmış.

Perinçek’in kendi televizyonu var. Ne kadar havuz medyası varsa onlara da çıkmak konusunda zorlanmayacağını iyi biliyoruz.

Demek ki Halk TV’nin de ekranları kendisine açıkmış.

Her ne hikmetse Halk TV’nin çeşitli programlarında bir tek bizler akla gelmiyoruz niyeyse.

Öyle ya bakarsın zülfüyare dokunuruz diye korkuluyor olmalı…

"HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZI: TUTARSIZLIK

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

 Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

"GÜNCEL NOTLAR"

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

15 OCAK 2018

Dün akşam Halk TV’de Doğu Perinçek’i Cüneyt Akman’ın programında izlediniz mi bilemiyorum.

Ben izledim. Kendisine sorulan sorular karşısında ilk kez Perinçek’i bu kadar pili bitmiş olarak gördüm.

AKP – MHP ve daha başka partilerin oluşturacakları Milliyetçi Cephe’yi savunuyor, Fetö'ye ve sözde ABD’ye karşı mücadelede Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte olunmasından övgüyle söz ediyordu.

Gördüm ki Perinçek, at izini it izine karıştırmış bulunuyor.

Bunlar yetmiyor bir de iktidara gelebilecekleri düşüyle megaloman savlar ileri sürüyor.

Ne diyelim, ikindi güneşinin önünden duranlar kendi gölgelerini boyları sanırlarmış.


Av. İdris Köylü

idris.koylu@hotmail.com

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SANATSAL YAZILARI


Av. İdris Köylü

idris.koylu@hotmail.com

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SİYASAL YAZILARI


Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-14

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME-

YAZIYI OKU


Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-15

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME-

YAZIYI OKU


Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-16

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME-

YAZIYI OKU


Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-17

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME-

YAZIYI OKU


Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-18

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME-

YAZIYI OKU


Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-19

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME-

YAZIYI OKU


Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-20

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME-

YAZIYI OKU

 

Turgut KOÇAK:

VELİ GÜRCAN

Veli Gürcan yoldaşımız Isparta Lisesi’nde öğrenciyken komünist olduğu gerekçesiyle disiplin kuruluna verilmiş daha sonra da okuldan uzaklaştırılmıştır. Lise son sınıfı bu yüzden Afyon’da okumak zorunda kalmış, liseyi bitirdikten sonra ise İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girmiştir. Burada TİP üyesi olan Gürcan daha sonra kurulan TİP’in gençlik örgütü Sosyalist Gençlik Örgütü’ün (SGÖ) yöneticisi olmuştur.

12 Mart faşizmi ile birlikte kapatılan TİP’ten sonra ise daha sonra TSİP’i kuracak olan bir grup arkadaşla birlikte olmuştur.

İyi bir sokak tiyatrocusu olan Gürcan Kavel direnişine de katılarak direnişçiler için moral kaynağı olmuştur. 12 Mart faşizminin yüzünden son sınıfta öğrenimini bırakmak zorunda kalan Gürcan, parti çalışmaları yüzünden okula devam edip okulunu bitirememiştir. 12 Eylül sonrasında da çalışmaların içinde yer alan arkadaşımız Filistin’de de bulunmuş daha sonra Avrupa’ya gitmiş ve kendi isteği ile yeniden Türkiye’ye dönmüştür. Parti çalışmaları yüzünden 1985 Temmuzunda tutuklanmış ve bir süre içerde kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır. Parti içinde başlayan tartışmalarda yer almış ve görüşlerini dile getirmiştir.

Son toplantıdan birlikte ayrılırken diğer arkadaşlara ben; “bu parti kendi adıyla yeniden kurulacak, ilke, kitle, Gerçek, Sosyalist ve Gerçek yeniden çıkarılacak” dedim. Gürcan’la sözleştik ve ölünceye kadar kendisiyle sözleşmemizi bozmadık. Bugüne kadar ne onun ne de bizim birbirimizle ilgili sarfettiğimiz tek kötü söze kimse tanık olmuş değildir. Kendisi partimizin yeniden açılış genel kurulunda delegemizdi ve genel kurulumuzda kendisine yakışır bir konuşma yaparak bize güç ve destek verdi. Onu, insan olan Veli Gürcan’ı unutmayacağız.

Değerli yoldaşlarım insan kimileri ile öylesine güzel şeyler paylaşır ki, bunlar ölünceye kadar unutulamaz. Benim gerçekte Veli Gürcan’la paylaştıklarım da böylesine unutulmayacak güzelliklerdi ve bunları, bu güzellikleri korumayı vefa borcunun çok ötesinde şeyler olarak algılıyor ve sahip çıkıyorum.

Kendisini en son görüşüm Senirkent’te yaşadığı bağ evinde oldu. Yaşadığı sıkıntıyı oradan hemen uzaklaştırılması gerektiğini biliyorduk. Çıkıp iki partili bayan arkadaşla birlikte yanına gittik. İki gün orada kaldıktan sora üçüncü gün aramızda sözleşerek ayrıldık. Biz oradayken Afer Kara ve çocukları da geldiler. Onlarda Veli arkadaşı çok severlerdi, şimdi düşünüyorum da keşke onlar gelmemiş olsalardı diyorum. Çünkü kendisiyle sözleşmiş işlerini düzene koyar koymaz partiyi tüm Türkiye’de örgütlemek üzere sözleşmiştik. Onlar Veli Gürcan’ı ikna edip tatile götürdüler. Oysa biz kısa bir süre sonra bir araya gelecek ve birlikte parti tarihini yazacaktık. Oysa Veli oradan İzmir’e geçmiş bizden bir süre daha zaman istemişti. Ne yazık ki zamanı uzun sürdü ve bir daha geri dönemedi. Veli Gürcan hastalanmıştı.

Oysa kendisiyle sözleştiğimiz üzere Ankara’da ev bile hazırlamaya başlamıştık. Çünkü kendisi artık kimsenin evinde kalamayacağını söylemişti bize. O görüşmeden bende kalan unutamadığım şey abisinin eşinin bize söylediğidir. Abisinin eşi bize ne edin edin Veli ağabeyimi buradan götürün demişti. Çünkü; Veli ağabeyim bağ evinde yalnız diye düşündüğüm için bir kadına düğürlük ettim o kadın da, “o aklını yemiş adama mı kaldım’ diye beni geri çevirdi demişti…

Kendisiyle son görüşmemse bir telefon konuşmamız oldu. Cezamızın kesinleştiği için aranır durumdaydık. O ise İzmir Göğüs Hastanesi’nde neredeyse son günlerini yaşıyordu. Bana kendi durumunu önemsemeden “Yahu ağam nedir bu devletin senden istediği” demişti. Sonra öldü cenazesine bile gidemedim. Birkaç gün sonrada Ankara’da düzenlenen bir operasyonla tutuklandım.

O öldükten sonra kendisine TSİP’li ya da değil pek çok çevre sahip çıktı. Ve hatta mezarını bile yaptırdılar. Gerçekte bu insanoğlunu anlamak çok zor. O sağken kimsenin içtenlikle sahip çıkmadığı Veli Gürcan her nedense birden sahiplenilencek insan olarak görüldü ve herkes orada görünmek için yarıştı. Şimdi kızı Aslı’nın mezarı başında söylediği “Babamın ne çok dostları varmış” sözü nasıl da hüzünlendirici değil mi?

Ve zaten bu işte her zaman için bir gariplik olmuş, benim de aklıma hep takılmıştır nedense. Tanıdığım bir çok komünist kimseyi sağken her nedense arayan soran olmamıştır ama öldükten sonra kimi zaman salonlarda, kimi zaman mezarı başında birileri anar olmuştur. Burada kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur betimlemesi biraz yerine oturan bir benzetme değil ama her nedense bütün anmalar bu alışkanlıklar içinde yapılıyor. Beni de asıl kızdıran şey budur. Ama biz TSİP’liler olarak söz veriyoruz Veli Gürcan yoldaşımızı kendi emekleri ile anacak ve kendisin asla unutturmayacağız.

Parti olarak Veli Gürcan’ın adını yaşatmak için onun adına sayısız çalışmalar yapacak olan eylemlilikler yürüteceğiz. Bu konuda ilk işimiz Veli Gürcan’ın adını verdiğimiz PARTİ OKULU olacaktır. Onun adına bilimsel araştırmalar düzenleyecek yazın alanında etkinlikler düzenleyeceğiz.

Bu partide Veli Gürcan’ı herkesten çok daha iyi tanıyan biri olarak onu gerçek insanlığı ile döne döne anarak hakkında düşündüklerimi bitirmek isterim.

Kimi insanlar vardır ki, devrimcidir. Ama sadece devrimcidir. Onların devrimcilikleri de soğuk demir gibidir insanı asla ısıtmaz. İnsanı asla ta can evinden sarıp sarmalamaz. Onlara bir türlü ısınamazsınız, söyleyeceklerinizi bile söylemekten çekinir ve hatta başka dünyaların insanları olduğunuzu bile düşünürsünüz. Bu gibiler çoğu zaman bu durumlarına sayısız neden ileri sürebilirler. Çoğu zaman da bu davranışlarını disiplin adı altında sürdürürler. Oysa gerçeklerin öyle olmadığını küçücük bir sınama denemede bile yakalar ve hayal kırıklığına uğrarsınız.

Şimdi gelelim Veli Gürcan’a; bu arkadaşımız ne adına olursa olsun o sıcak, o kucaklayan insan yanını bir kez bile olsun es geçmiş biri değildir. Kendisine en ağır sözler söyleyen kimseleri bile hoş görmekle kalmamış onları Veli Gürcan sıcaklığı ile sarıp sarmalamıştır. Veli Gürcan sıcaklığı dedimse kimse bu da nasıl bir şeydir deyip geçmemelidir. Gerçekten de onu tanıyanlar benim bu tanımlamama hak vereceklerdir. Bu nedenle bizim partimizde yoldaşlar arasında sıcaklığın adı da Veli Gürcan sıcaklığıdır. Bu sıcaklığı ve insan davranışını her yoldaşımıza karşı sonuna kadar korumak Veli Gürcan arkadaşımıza bizim borcumuzdur diye düşünüyor, attığımız her adımı buna göre atıyoruz.

Şimdi o yok. Ama onunla birlikte biriktirdiğimiz bütün değerler bizim için yeri doldurulamaz önemde birer hazinedir.

Gürcan’ın babasını da iyi tanıyan biri olarak Veli Gürcan’daki güzelliklerin kaynağını çok iyi biliyorum.

Her ikisini de bu nedenle bir kez daha yürekten anmayı bir görev sayıyorum.


Behice Boran:

'Sosyalist Doğulmaz, Yaşanır'

İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı’ndaki duruşmada hakim karşısına çıkarıldı.


DİNLENE DİNLENE...

Hakim sordu: Çıktınız mı?

-Çıktık.

-Ne yapacaktınız?

-Taksim’e doğru yürüyecektik.

-Peki neden çıktığınız?

-1 Mayıs emeğin bayramı, mücadele günüdür. Biz de o sınıfın partisiyiz, çıktık.

-Nereden çıktınız?

-Merter’den çıktık.

-Nereye gidecektiniz?

-Taksim’e.

-Merter neresi Taksim neresi, uzun yol; siz yaşlısınız nasıl gideceksiniz?

-Dinlene dinlene…”

YAZININ TAMAMI


SAYFA BAŞI