PARTİLİ YOLDAŞLARIMIZI SAYGIYLA ANIYORUZ

(sayfaya git)

ONLAR, KAVGAMIZIN SIRA NEFERİYDİLER...

ANILARINI MÜCADELEMİZDE YAŞATACAK,

ÖLENLERİN BOŞA ÖLMEDİĞİNİ BİLEREK,

SAVAŞIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ...

(Partili yoldaşlarımızın bilgisine: Eklemeyi unuttuğumuz yoldaşlarımız var ise, tsip15161974@gmail.com yada  0 216 337 82 10 no'lu telefon'dan bize bildiriniz.)


GÖZ BEBEĞİMİZ DİSK

GELENEĞE SÖZ VERDİK, GELECEĞE TAŞIYACAĞIZ..

DİSK

İŞÇİ SINIFINDAN HABERLER

SENDİKA WEB SİTELERİNE TIKLAYINIZ

DİSK

http://www.disk.org.tr/

BANK-SEN

http://www.banksen.org.tr

BASIN-İŞ

www.diskbasinis.org

BİRLEŞİK METAL-İŞ

http://www.birlesikmetal.org

BTO-SEN

www.btosen.org.tr

CAM KERAMİK-İŞ

http://www.disk-camkeramikis.org

DEV MADEN-SEN

http://www.devmadensen.org.tr

DEV SAĞLIK-İŞ

http://www.devsaglikis.org.tr

DEV TURİZM-İŞ

http://www.devturizmis.org.tr/

DEVRİMCİ YAPI-İŞ

http://www.devyapi-is.org

EMEKLİ-SEN

http://www.tumemeklisen.com

ENERJİ-SEN

http://www.enerjisen.org

GENEL-İŞ

http://www.genel-is.org.tr

GIDA-İŞ

http://www.gidais.com

GÜVENLİK-SEN

http://www.guvenliksen.org.tr/

İLETİŞİM-İŞ

http://www.deviletisimis.org.tr

LASTİK-İŞ

http://www.lastik-is.org.tr

LİMTER-İŞ

http://www.limteris.com

NAKLİYAT-İŞ

http://nakliyatis.org

SİNE-SEN

https://twitter.com/DiskSine

SOSYAL-İŞ

http://www.sosyal-is.org.tr

TEKSTİL

http://www.disktekstil.org

TÜMKA-İŞ

http://www.tumkais.org

   

44. YILINDA

SOSYALİZM YOLUNDA

YAŞASIN 15-16 HAZİRAN

YAŞASIN SOSYALİZM

YAŞASIN TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ

FAŞİZME KARŞI,

DEMOKRASİ.

 SÖMÜRÜYE VE KAPİTALİZME KARŞI,

SOSYALİZM.

Son Güncelleme 24-06-2019 13:05

Sitemiz yukarıdaki Internet tarayıcıları tarafından desteklenmektedir


TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ

SOCIALIST WORKER PARTY OF TURKEY

PARTITO SOCIALISTA DEI LAVORATORI DI TURCHIA

PARTI OUVRIER SOCIALISTE DE LA TURQUIE

Σοσιαλιστικό Εργατικό Κόμμα της Τουρκίας

터키의 사회주의 노동자 '파티

トルコ社会主義労働者党

तुर्की सोशलिस्ट वर्कर्स पार्टी


PRchecker.info

SENDİKALAR, MESLEK KURULUŞLARI, KOMÜNİST İŞÇİ PARTİLERİ LİNKLERİ


PARTİMİZİN 1993 YILI 3. GENEL KURULUNDA YAPILAN KONUŞMALARI, TARİHİ ÖNEMİ NEDENİYLE YAYINLIYORUZ.

VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-2


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-3


GÜLTEKİN GAZİOĞLU YOLDAŞIN KONUŞMASI


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI -2


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN  KONUŞMASI -3


TURGUT KOÇAK YOLDAŞ, KENDİ YAZDIĞI ŞİİRİ FIRTINA ÇOCUKLARI'NI OKUYOR

GENEL MERKEZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ANKARA İL ÖRGÜTÜ

CELAL FİL (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24 Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ÇANKAYA İLÇE ÖRGÜTÜ

AYŞE SELMA ÖZKÖKLÜ (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

İSTANBUL İL ÖRGÜTÜ

ADEM YAKAR (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

MÜNÜR BİRCAN (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

TSİP Aday üye kayıt formu

TSİP KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

ADAY ÜYELİK BAŞVURU FORMU

EKİN SANAT DERGİSİ

İSTANBUL İL TEMSİLCİLİĞİ

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire 6 -.7

 KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10


 

WEB SİTEMİZDEKİ YAZILARIMIZDAN
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-1  TİP
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-2  TSİP
NEDEN SOSYALİZM?
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -1
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -2
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -3
TSİP TARİHİNDEN -1
TSİP TARİHİNDEN -2
İŞİN NERESİNDEYİZ / Turgut Koçak
ZAMAN BİZİ HAKLI ÇIKARMIŞTIR / A.Emel ENGİN:
KISA POLİTİK DEĞERLENDİRİMLER VE TSİP’İN KURULUŞU
12 EYLÜL ÖNCESİ AFİŞLERİ
DÜNYADA EN ÇOK HAİNİN BULUNDUĞU ÜLKE HANGİSİDİR?
ÜLKÜCÜ FAŞİST HAREKETİN TARİHİ -1
ÜLKÜCÜ FAŞİST HAREKETİN TARİHİ -2
AZİZ NESİN VE HALK MASALLARI / Toplam 24 Masal
PARTİMİZE BAĞIŞ YAPAR MISINIZ?

BUGÜN NE YAZSAM? -2

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

24 HAZİRAN 2019

“BUGÜN NE YAZSAM” diye yazımın başlığını sözün gelişi koydum. Çünkü yazılacak o kadar çok şey var ki hangisinden başlasam bilemedim. Ama ben yine de AKP ve Saray iktidarı ile birlikte zaten ağız değiştirmeye teşne o kadar aşağılık ve lümpen insan gördüm ki doğrusu bu dibe vurma olayı karşısından zaman zaman da olsa böylelerine yanıtlarım olmadı değil. Bunlara bazen yanıt verirken çok düşündüm değer mi diye ama baktım ki bunlar hepten haritayı pusulayı şaşırmışlar, bende kalkıp onlara yani bu gibilere birkaç sözcükle de olsa yanıt verdim. Baktım ki öylesine bir bozulmuşluk içindeler öylesine bir bozulmuşluk içindeler ki sonra vazgeçip çektim kuyruklarını ve en iyisi bunları kendi pislikleri ile baş başa bırakarak o pisliğin içinde nasıl debelendiklerini seyrettim.

Sizin anlayacağınız AKP’nin 17 yıllık iktidarı salt ekonomik ve özgürlükler alanında işleri bozmamış, aynı zamanda da ülkede öyle bir kültürel yıkım gerçekleştirmiş ki ülkemizde seviye yerlerde sürünür olmuş. Niye derseniz AKP ve benzeri partiler kültürel olarak gelişmiş olan toplumlarda kendilerini var edemezler. Bu yüzden de karşılarında her anlamda dibe vurmuş yığınlar oluşsun isterler. Sonra da bu yığınların istenildiği gibi güdülmesi ve oraya buraya sürülmesi gelir ki dikkat ederseniz yaşanılanlar ve bize yaşatılmak istenenler tam da bu minval üzerinde ete kemiğe büründü.

En üst kademede görev alan kimselerin konuşmalarına dikkat ettiyseniz tam bir mafya ağzı olduğunu görürsünüz. Varlıkları iktidar desteğine bağlı olan mafyalar ve mafyacıklar duracak değiller ya onlarda çevrelerine topladıkları dibe vurmuşlarla insanları asıp kesmekle tehdit etmeye başladılar. Bu kervana bir de Bahçeli’nin MHP’si dahil olunca kare tamamlanmış oldu ve dibe vurmuşluk bataklığında kulaç atanların sayısı da bir hayli arttı diyebiliriz.

Sonra iki sözlerinden birinde yineledikleri devletin şunu, devletin bunu denilen kimseler de dalınca işin içine gerisi lağım seli gibi geldi ve ortalığı tahammül edilmez bir koku kapladı. Eh böyle durumlarda Cumhurbaşkanı koltuğunda oturan Recep Tayyip Erdoğan’dan duyduklarımız, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun en soylu sözleri, Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli’nin Fetö ağzıyla sergilediği mizansenler nihayetinde damadın engin ekonomi bilgileri sayesinde ülkede yandaşlaştırılan fedai ve biat kültürü ile dürtlenip coşturulan sokak sümüklülerinin her biri bir yerde kabadayı bozması olarak toplumun gündemine girdiler ve birer ölüm makinesi gibi ortalığa tehdit savurmakla kalmadılar oraya buraya saldırarak da iktidarın değirmenine su taşımaya soyundular.

Gerçi bize bu ağızlar çok tanıdıktı tanıdık olmasına da toplumda dibe doğru kayışın ne dediysek önüne geçemedik. Öyle ya bizim söylediklerimiz zaten duyulmuyor, iktidarın yarattığı dambıl düdük gürültüsü arasında yitip gidiyordu gitmesine de sonuçta ortada yine de yüzmesi gereken bir gemi vardı. O gemi yüzdürülemezse eğer; sonuçta yine bunların kendi içinden birileri çıkabilir “Aaaa kral çıplak” diye bağırabilirlerdi. Üstelik dağıtılan pastada da gözetilmeyen adaletsizlik bu dibe vurmuşlar arasında hırıltıları da arttırmıştı.

Öyle bir noktaya gelindi ki tam karşıdan muhalefet edenler ne edilmiş edilmiş ama yine de susturulamamıştı. Yığınlar ister işsiz kalsınlar, ister içeri atılsınlar, ister mesleklerinden edilsinler, isterse her an baskı altında tutulsunlar bir türlü zaptı rapt altına alınamazken bir de iktidarın kendi içinde böyle gitmez diyenlerin sayısı artınca atlas gökyüzü yırtıldı ve gökyüzünü dikmek de mümkün olmayınca sonuçta da iktidar için kara görünmüş oldu.

Dünkü İstanbul seçimlerinin sonuçları işte tam da bu yaşanılanların sonucudur. 14 bin oy farkını çalındı malındı denilerek kabullenmek istemeyen iktidar ortaya öyle adamlarını saldı ki zaten bu tür ağzı bozuk lümpenlerden milyonlarca sessiz yurttaş kusma noktasına gelmişti. Onlar da ve de iktidarın içinden az çok gidişi görenler de tavır alınca bu kez fark vardı 1 milyona dayandı. Böylece de Binali Yıldırım tam da şimşek hızıyla çıktı seçimlerle ilgili bir konuşma yaparak Ekrem İmamoğlu’nu kutlamak zorunda kaldı. Binali Yıldırım kutlamak zorunda kalmadı, aynı zamanda da yenilgiyi en erken kabul eden kişi olarak tarihe geçti.

Dolayısı ile İstanbul seçimlerindeki bu sonuca biz komünistler olarak şöyle bir yanıt verip geçemeyiz.”Eee nolacak canım, Ekrem İmamoğlu kazandı da devrim mi oldu, o da o, öteki de o.” Hele de TKP’nin en üst ideologlarının söyledikleri gibi; Yaptığımız boykot değildir, kimseyi boykota çağırmıyoruz ama sandığa gitmeyeceğiz. Çünkü 24 Haziran’dan sonra ülkemizde çok tehlikeli şeyler olacak, biz bunun için hazırlanıyoruz, demelerini de bunların bir bildiği var anlamına gelmediğini iyi analiz edeceğiz. Bunu şunun için söyledim, bir şey için ya hazırsındır ya da değil, seçimlere katılmayarak ya da sandığa gitmeyerek hazırlanılabileceğine kimse inanmaz.

Tehlikeli şeyler olabileceği tespitine gelince; eh bu konuda evvel Allah biz komünistlerin hep şerbetli olmamız gerekir zaten. Niye derseniz onca yaşadıklarımızın nedeni aynı zamanda da hazırlıklı olmayışımız değil midir?

Amacım o bunu demiş, biz evvel Allah okkalı laf ederiz de değildir.

Türkiye Sosyalist İşçi Partisi olarak komünist sınanmışlık ve denemişlik çerçevesinde beli bir mesafe kat etmiş bir partiyiz ancak eti budu belli olan bir partiyiz.

Dolayısı ile İstanbul seçimleri ve 31 Mart’ta yapılmış olan seçimlerin sonucuna geldiğince iyi okumaya çalışacak ve kendimizi de her daim mücadele ekseninde konumlandırarak yolumuzu yürüyececek ve zorluklarımızın üstesinden gelmek için savaşacağız hepsi bu.

 

"HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZI:  BUGÜN NE YAZSAM?

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

"GÜNCEL NOTLAR"

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

24 HAZİRAN 2019

Dün; seçim İstanbul’da yapıldı ama akşam seçim sonuçları için Türkiye çapında insanlar sevinç gösterilerinde bulundu.

O sevinç gösterilerinin bir bölümüne fiilen katılmış biri olarak toplumda yükselen morale tanıklık edince neler başarıp başarmayacağımızın tam da alanda muhasebesini yapıp diyebilirim ki çok umutlandım.

Niye derseniz oradaki kitle salt seçimlerde AKP ve saray iktidarının yerini almış olmanın sevinci içinde değildi.

O kitle yeri geldiğinde tam da bizim düşündüğümüz gibi bir düzen için meydanları zapt edecek bir kitle ruhuna sahipti.

Bu yüzden oradakilerin her hallerini yakınen gözlemledim ve hatta orada bir arkadaşıma da dedim ki Büyük Ekim Devrimi’nde kışlık sarayı kuşatanlarla buradakilerin ruh hali o kadar benzeş ki keşke salt komünistliğimizi slogancılığa indirmesek de olaya bir de bu açıdan bakabilsek…

Ama bütün dostlar bilsinler isterim ki bu bakış açısına sahip bir TSİP var.
 


Görüntünün olası içeriÄ?i: Serhat Ã?akın, gülümsüyor, selfie ve yakın çekim

SERHAT ÇAKIN'DAN "HAFTALIK" DEĞERLENDİRMELER:

01 - 08 HAZİRAN 2019

1- 23 Haziran İstanbul Seçimlerine az bir zaman kala AKP İktidarının önemli isimleri ve İçişleri Bakanı halka, özellikle muhaliflere yönelik kışkırtıcı tutum ve açıklamalarını arttırdılar.

AKP İktidarının İçişleri Bakanı Soylu’ nun CHP’nin İstanbul Anakent Belediye Başkan Adayı olan ve 23 Haziran’da hukuken geçerli olmayan bir gerekçeyle hak ettiği belediye başkanlığı elinden alınan Ekrem İmamoğlu’na AKP’ye en fazla oy verilen yerlerden biri olan Trabzon’da ve Karadeniz Bölgesi’nde gösterilen yoğun ilgi ve destek karşısında ne yapacaklarını şaşırmışlardır.

Bunun sonucunda söyledikleri ve bir hakaret ve ihanet anlamında kullanılan Pontusluluk sözcüğünü o yörenin halkı için dile getirmekten kaçınmamışlardır.

Bu yolla ile halkı birbirine karşı kışkırtma yoluna gittiklerini ve bu yolla en çok destek aldıkları ve alabilecekleri yerlerde halkın desteğini tekrar kazanabileceklerini ummuşlardır.

Ancak bu tutum ters tepmiş halkın; özellikle de Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yaşayan insanların tepkisini daha çok üzerlerine çekmişlerdir.

AKP İktidarı, tür söz ve davranışlarla halkın birbirine karşı kışkırtılması yoluyla çıkacak olaylardan yararlanarak seçimi erteletmeyi ve ülkeyi bir süre olağanüstü bir yönetimle, İstanbul’u da kayyımla yönetebilseler bile bu durum uzun sürmeyecektir.

Bunun yanı sıra bu söylemler, AKP İktidarının ırkçı söylem ve ön yargıları, ırkçı ve milliyetçi şoven bağnazlığı da iktidarını sürdürmek ve amaçlarına ulaşmak için kullanmaktan kaçınmadığını ve kaçınmayacağını da göstermektedir.

Ancak bu çabalara karşın iktidarın ülkeyi yönetebilme gücü günden güne azalmaktadır ve azalmaya da devam edecektir.

Bunun en önemli nedenleri ise ekonomik kriz ve sorunların giderek derinleşmesi ve dış politikadaki artan sıkışıklıktır.

İktidarın İstanbul seçimlerini almak için Kürt Seçmenlere yönelik çabaları bir sonuç vermezken, İstanbul’da MHP’yi geri plana çekmiş olmaları da istedikleri sonucu sağlamalarına yeterli olmamaktadır.

Bu gelişmeler karşısında tek yol olarak muhalifleri kışkırtıp, halkı birbirine düşürerek buradan bir sonuca ulaşmayı düşünmektedirler.

Ordu’da İmamoğlu’nun Mitinginin valilik kararıyla kısa tutulması da buna bir örnektir.

Öte yandan AKP’deki çözülüş AKP içindeki milletvekilleri ve kimi yetkililer tarafından da dile getiriliyor.

Bunun yanı sıra AKP ve sağ tabana yönelik parti kurma çalışmaları da devam ediyor.

Ahmet Davutoğlu’nun kuracağı partinin dışında asıl Babacan’ın kuracağı ve Abdullah Gül’ün arka planda destek olacağı bir partinin hem yerli ve yabancı sermayenin desteğini alması; hem de bu günkü AKP Yönetiminin dengesizliklerini ve belirsizliklerini aşması öngörülüyor.

Böylece kapitalizmin ve emperyalizmin bundan sonraki güçlerinden biri olacak böyle bir partiyle sermaye düzeninin sürdürülmek istenmesi sağlanmaya çalışılacaktır.

*********

2- ABD’nin F-35 Programı konusundaki tutumu devam ediyor.

Amerikan Yönetimi Türkiye’ye 2 aylık süre tanıdı.

Türkiye bu iki aylık süre sonunda S-400 füzelerini alırsa F-35 savaş uçaklarının üretim programından çıkarılacak.

Diğer yandan Amerikan Yönetimi aldığı yeni bir kararla Türkiye’den F-35 savaş uçaklarını kullanma eğitimi için yeni pilotların gönderilmemesini istedi.

Yani yeni Türk Pilotlarına F-35 Eğitimi vermeme kararı aldı.

ABD Yönetimi’yle ilgili olarak yaşanan bu gelişmelerin dışında Rusya Yönetimi ’de el altından Türkiye’nin S-400 Füzelerini alması için baskı yapmayı sürdürüyor.

Bu da Türkiye’de iktidarda olan AKP İktidarının bu iki büyük güç arasında kalıp sıkışmasına ve bocalamasına neden oluyor.

Bu yüzden Türkiye, bu iki devlet içinde güvenilirliğini kaybetmiş görünmektedir.

********

3- Yeni askerlik yasası ciddi tartışmaları da beraberinde getiriyor.

Bu yasayla bedelli askerlik yaygınlaştırılırken, askerlik süresi profesyonel askerler dışında 6 aya düşürülüyor.

Bu uygulamayla pek çok askerin erkenden terhis olması ve askerlik süresinin önemli ölçüde kısalması ülkenin savunma gücünü azaltırken, cumhurbaşkanına tanınan uygun gördüğü kişileri askerlikten muaf tutma yetkisi askerlikteki adaletsizliği daha çok arttırıyor.

Böylece askeri gücü önemli ölçüde azalacak bir Türkiye ilerde emperyalist bir müdahaleye yeterli direnci gösterme olanağından yokun kalacağı gibi, 2.Meşrutiyet öncesindeki askerlik ayrıcalıklarına geri dönmektedir.

II. Meşrutiyet öncesinde padişahın kararıyla kimi ailelerin erkekleri ve kimi şahıslar askerlikten muaf tutulabildiği gibi o zamanlar başkent olan İstanbul’da yaşayan erkek nüfusta askerlik yapmıyor; bunlardan ancak gönüllü olanlar askere gidiyordu.

Bugün bu yasayla 2.Meşrutiyet öncesi yapıya kısmen geri dönülerek Türkiye’deki yönetimin keyfiliği ve adaletsizliği daha çok arttırılmış olmaktadır.

Öte yandan Türkiye’nin asker sayısının ülke güvenliğini azaltacak kadar düşürülmesi ve askerliğin geniş ölçüde profesyonel birliklere bırakılması emperyalist büyük güçlerin çıkarlarına uygun bir tutumdur.

Bu tutum, bugünkü AKP ve saray iktidarının kendi çıkarlarını korumak için büyük emperyalist güçlerle ülkenin aleyhine ve ülkenin güvenliğini tehlikeye düşürecek bir işbirliğine girişmekten de kaçınmayacağının bir göstergesidir.

********

4- Ekonomik durum emekçilerin ve işçilerin aleyhine gelişmeye devam ediyor.

Türkiye son bir ayda gıda fiyatlarında görülen artışta OECD Ülkeleri arasında şampiyonluğa oynarken bundan en büyük zarar ve yıkımı emeğini satarak elde etiği ücretinden başka geliri olmayan emekçiler görüyor.

Nisan ayı gıda enflasyonu OECD ortalamasının 14 katı oldu.

Öte yandan işçiler patronların yararına hızla yoksullaşırken, işsizlik fonundaki paralar işçilere değil patronlara kaynak olarak kullandırılıyor.

Diğer yandan da işçiler, fabrikalarda, inşaatlarda yeterince alınmayan güvenlik önlemleri nedeniyle iş kazalarında ölmeye devam ediyorlar.

Son olarak Kocaeli’nin Çayırova İlçesi’ndeki bir tekstil fabrikasında çıkan bir yangında 4 göçmen işçi yaşamını yitirdi; 30 işçi ise ancak kendi imkânlarıyla dışarıya çıkabildi.

Emekçiler açısından son derece olumsuz geçen ekonomik durum sermaye açısından da iyi sayılmaz.

Uluslararası finans kuruluşlarından biri olan Fitch’de bu yıl için diğer finans kurumları gibi Türkiye Ekonomisi için küçülme öngördü.

*********

5- ABD Yönetimi’nin baskıcı ve saldırgan tutumu sürüyor.

ABD, bir yandan İran’a yönelik yaptırımları arttırıp, İran’ın petrokimya şirketlerini de buna dâhil ederken; diğer yandan da Küba’ya yönelik ablukayı arttırıyor.

Bunun dışında Venezüella’ya yönelik askeri müdahale hazırlıkları içine giriyor.

Bunun yanında bir Çin Şirketi olan Huawei’nin önemli bir yetkilisinin tutuklanmasını sağlıyor.

Ancak Çin’in Tepkisi üzerine bu kişi Kanada’da serbest bırakılıyor ve mahkemeye çıkacağı günü bekliyor.

Öte yandan Rusya’da Venezüella konusunda ABD’yi uyarıyor.

Bunun yanında Rusya, doların kulanım alanını daraltarak onun uluslararası bir para birimi olma özelliği olma vasfını da azaltıcı önlemler alıyor.

Bütün bu gelişmeler Amerikan Emperyalizminin dünya ölçeğinde gücünün azalıp gerilemesinin ve dünya ekonomisi üzerindeki liderliğini ve hâkimiyetini kaybetmeye başlamasının bir sonucudur.

Bu gelişmeler Amerikan Emperyalizmini ve bu emperyalizmi besleyen başta silah tekelleri olmak üzere Amerikan Tekellerini daha saldırgan ve uluslararası hukuku hiçe sayan bir politika izlemeye yöneltirken, uluslararası ticarette de Amerikan Tekelleri lehine kuralları değiştirmeye ve çarpıtmaya yöneltiyor.

Bu duruma yükselen bir ekonomik güç olan Çin’in ve büyük bir güç olan Rusya’nın seyirci kalması mümkün değildir.

Öte yandan tekelci sermaye güçleri arasında Pazar ve enerji kaynakları kavgası da hızlanmış ve kızışmıştır.

Çin’in cep telefonu teknolojisinde yaptığı ilerlemelerle Avrupa ve Amerikan şirketlerini sıkıştırması, Suudi Arabistan gibi ABD’nin müttefiki olan ülkelerle silah anlaşmaları yapmaya çalışmaktadır.

Bunun yanı sıra Doğu Akdeniz’de Avrupa Birliği, ABD, Rusya arasında Akdeniz’in altındaki doğalgaz ve petrol yatakları için yürütülen mücadele ve bu mücadeleye Türkiye, Yunanistan, Mısır gibi bölgesel devletlerin ve güçlerin de dâhil olması; çok yönlü sert bir mücadele ve 3.dünya savaşı olasılığını da arttırmaktadır.

 


DOST VE KARDEŞ ÜLKE SURİYE, İŞTE BU KADAR GÜZEL.



Turgut KOÇAK:

VELİ GÜRCAN

Veli Gürcan yoldaşımız Isparta Lisesi’nde öğrenciyken komünist olduğu gerekçesiyle disiplin kuruluna verilmiş daha sonra da okuldan uzaklaştırılmıştır. Lise son sınıfı bu yüzden Afyon’da okumak zorunda kalmış, liseyi bitirdikten sonra ise İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girmiştir. Burada TİP üyesi olan Gürcan daha sonra kurulan TİP’in gençlik örgütü Sosyalist Gençlik Örgütü’ün (SGÖ) yöneticisi olmuştur.

12 Mart faşizmi ile birlikte kapatılan TİP’ten sonra ise daha sonra TSİP’i kuracak olan bir grup arkadaşla birlikte olmuştur.

İyi bir sokak tiyatrocusu olan Gürcan Kavel direnişine de katılarak direnişçiler için moral kaynağı olmuştur. 12 Mart faşizminin yüzünden son sınıfta öğrenimini bırakmak zorunda kalan Gürcan, parti çalışmaları yüzünden okula devam edip okulunu bitirememiştir. 12 Eylül sonrasında da çalışmaların içinde yer alan arkadaşımız Filistin’de de bulunmuş daha sonra Avrupa’ya gitmiş ve kendi isteği ile yeniden Türkiye’ye dönmüştür. Parti çalışmaları yüzünden 1985 Temmuzunda tutuklanmış ve bir süre içerde kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır. Parti içinde başlayan tartışmalarda yer almış ve görüşlerini dile getirmiştir.

Son toplantıdan birlikte ayrılırken diğer arkadaşlara ben; “bu parti kendi adıyla yeniden kurulacak, ilke, kitle, Gerçek, Sosyalist ve Gerçek yeniden çıkarılacak” dedim. Gürcan’la sözleştik ve ölünceye kadar kendisiyle sözleşmemizi bozmadık. Bugüne kadar ne onun ne de bizim birbirimizle ilgili sarfettiğimiz tek kötü söze kimse tanık olmuş değildir. Kendisi partimizin yeniden açılış genel kurulunda delegemizdi ve genel kurulumuzda kendisine yakışır bir konuşma yaparak bize güç ve destek verdi. Onu, insan olan Veli Gürcan’ı unutmayacağız.

Değerli yoldaşlarım insan kimileri ile öylesine güzel şeyler paylaşır ki, bunlar ölünceye kadar unutulamaz. Benim gerçekte Veli Gürcan’la paylaştıklarım da böylesine unutulmayacak güzelliklerdi ve bunları, bu güzellikleri korumayı vefa borcunun çok ötesinde şeyler olarak algılıyor ve sahip çıkıyorum.

Kendisini en son görüşüm Senirkent’te yaşadığı bağ evinde oldu. Yaşadığı sıkıntıyı oradan hemen uzaklaştırılması gerektiğini biliyorduk. Çıkıp iki partili bayan arkadaşla birlikte yanına gittik. İki gün orada kaldıktan sora üçüncü gün aramızda sözleşerek ayrıldık. Biz oradayken Afer Kara ve çocukları da geldiler. Onlarda Veli arkadaşı çok severlerdi, şimdi düşünüyorum da keşke onlar gelmemiş olsalardı diyorum. Çünkü kendisiyle sözleşmiş işlerini düzene koyar koymaz partiyi tüm Türkiye’de örgütlemek üzere sözleşmiştik. Onlar Veli Gürcan’ı ikna edip tatile götürdüler. Oysa biz kısa bir süre sonra bir araya gelecek ve birlikte parti tarihini yazacaktık. Oysa Veli oradan İzmir’e geçmiş bizden bir süre daha zaman istemişti. Ne yazık ki zamanı uzun sürdü ve bir daha geri dönemedi. Veli Gürcan hastalanmıştı.

Oysa kendisiyle sözleştiğimiz üzere Ankara’da ev bile hazırlamaya başlamıştık. Çünkü kendisi artık kimsenin evinde kalamayacağını söylemişti bize. O görüşmeden bende kalan unutamadığım şey abisinin eşinin bize söylediğidir. Abisinin eşi bize ne edin edin Veli ağabeyimi buradan götürün demişti. Çünkü; Veli ağabeyim bağ evinde yalnız diye düşündüğüm için bir kadına düğürlük ettim o kadın da, “o aklını yemiş adama mı kaldım’ diye beni geri çevirdi demişti…

Kendisiyle son görüşmemse bir telefon konuşmamız oldu. Cezamızın kesinleştiği için aranır durumdaydık. O ise İzmir Göğüs Hastanesi’nde neredeyse son günlerini yaşıyordu. Bana kendi durumunu önemsemeden “Yahu ağam nedir bu devletin senden istediği” demişti. Sonra öldü cenazesine bile gidemedim. Birkaç gün sonrada Ankara’da düzenlenen bir operasyonla tutuklandım.

O öldükten sonra kendisine TSİP’li ya da değil pek çok çevre sahip çıktı. Ve hatta mezarını bile yaptırdılar. Gerçekte bu insanoğlunu anlamak çok zor. O sağken kimsenin içtenlikle sahip çıkmadığı Veli Gürcan her nedense birden sahiplenilencek insan olarak görüldü ve herkes orada görünmek için yarıştı. Şimdi kızı Aslı’nın mezarı başında söylediği “Babamın ne çok dostları varmış” sözü nasıl da hüzünlendirici değil mi?

Ve zaten bu işte her zaman için bir gariplik olmuş, benim de aklıma hep takılmıştır nedense. Tanıdığım bir çok komünist kimseyi sağken her nedense arayan soran olmamıştır ama öldükten sonra kimi zaman salonlarda, kimi zaman mezarı başında birileri anar olmuştur. Burada kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur betimlemesi biraz yerine oturan bir benzetme değil ama her nedense bütün anmalar bu alışkanlıklar içinde yapılıyor. Beni de asıl kızdıran şey budur. Ama biz TSİP’liler olarak söz veriyoruz Veli Gürcan yoldaşımızı kendi emekleri ile anacak ve kendisin asla unutturmayacağız.

Parti olarak Veli Gürcan’ın adını yaşatmak için onun adına sayısız çalışmalar yapacak olan eylemlilikler yürüteceğiz. Bu konuda ilk işimiz Veli Gürcan’ın adını verdiğimiz PARTİ OKULU olacaktır. Onun adına bilimsel araştırmalar düzenleyecek yazın alanında etkinlikler düzenleyeceğiz.

Bu partide Veli Gürcan’ı herkesten çok daha iyi tanıyan biri olarak onu gerçek insanlığı ile döne döne anarak hakkında düşündüklerimi bitirmek isterim.

Kimi insanlar vardır ki, devrimcidir. Ama sadece devrimcidir. Onların devrimcilikleri de soğuk demir gibidir insanı asla ısıtmaz. İnsanı asla ta can evinden sarıp sarmalamaz. Onlara bir türlü ısınamazsınız, söyleyeceklerinizi bile söylemekten çekinir ve hatta başka dünyaların insanları olduğunuzu bile düşünürsünüz. Bu gibiler çoğu zaman bu durumlarına sayısız neden ileri sürebilirler. Çoğu zaman da bu davranışlarını disiplin adı altında sürdürürler. Oysa gerçeklerin öyle olmadığını küçücük bir sınama denemede bile yakalar ve hayal kırıklığına uğrarsınız.

Şimdi gelelim Veli Gürcan’a; bu arkadaşımız ne adına olursa olsun o sıcak, o kucaklayan insan yanını bir kez bile olsun es geçmiş biri değildir. Kendisine en ağır sözler söyleyen kimseleri bile hoş görmekle kalmamış onları Veli Gürcan sıcaklığı ile sarıp sarmalamıştır. Veli Gürcan sıcaklığı dedimse kimse bu da nasıl bir şeydir deyip geçmemelidir. Gerçekten de onu tanıyanlar benim bu tanımlamama hak vereceklerdir. Bu nedenle bizim partimizde yoldaşlar arasında sıcaklığın adı da Veli Gürcan sıcaklığıdır. Bu sıcaklığı ve insan davranışını her yoldaşımıza karşı sonuna kadar korumak Veli Gürcan arkadaşımıza bizim borcumuzdur diye düşünüyor, attığımız her adımı buna göre atıyoruz.

Şimdi o yok. Ama onunla birlikte biriktirdiğimiz bütün değerler bizim için yeri doldurulamaz önemde birer hazinedir.

Gürcan’ın babasını da iyi tanıyan biri olarak Veli Gürcan’daki güzelliklerin kaynağını çok iyi biliyorum.

Her ikisini de bu nedenle bir kez daha yürekten anmayı bir görev sayıyorum.


Behice Boran:

'Sosyalist Doğulmaz, Yaşanır'

İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı’ndaki duruşmada hakim karşısına çıkarıldı.


DİNLENE DİNLENE...

Hakim sordu: Çıktınız mı?

-Çıktık.

-Ne yapacaktınız?

-Taksim’e doğru yürüyecektik.

-Peki neden çıktığınız?

-1 Mayıs emeğin bayramı, mücadele günüdür. Biz de o sınıfın partisiyiz, çıktık.

-Nereden çıktınız?

-Merter’den çıktık.

-Nereye gidecektiniz?

-Taksim’e.

-Merter neresi Taksim neresi, uzun yol; siz yaşlısınız nasıl gideceksiniz?

-Dinlene dinlene…”

YAZININ TAMAMI


MAİL ADRESLERİMİZ

tsip15161974@gmail.com

tsip1974@hotmail.com

turgutkocak2009@hotmail.com

tsip.ali.oner@hotmail.com

tsip@tsip1974.com

kitle.dergisi@hotmail.com

ekinsanat@hotmail.com


SAYFA BAŞI