PARTİLİ YOLDAŞLARIMIZI SAYGIYLA ANIYORUZ

(sayfaya git)

ONLAR, KAVGAMIZIN SIRA NEFERİYDİLER. ANILARINI MÜCADELEMİZDE YAŞATACAK, ÖLENLERİN BOŞA ÖLMEDİĞİNİ BİLEREK,

SAVAŞIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ...

(Partili yoldaşlarımızın bilgisine: Eklemeyi unuttuğumuz yoldaşlarımız var ise, tsip15161974@gmail.com yada  0 216 337 82 10 no'lu telefon'dan bize bildiriniz.)

45. YILINDA...

SOSYALİZM YOLUNDA...

YAŞASIN TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ


FAŞİZME KARŞI

DEMOKRASİ

SÖMÜRÜYE VE KAPİTALİZME KARŞI

SOSYALİZM

PRchecker.info

PARTİ PROGRAMIMIZIN 'OR' KODUNU TELEFONUNUZA TARATIN.

İSTEDİĞİNİZ ZAMAN,

İSTEDİĞİNİZ YERDE OKUYUN.

PARTİ PROGRAMI

Not: Programımızı okuyup benimseyen 18 yaşından gün almış herkes, partimize aday üyelik için başvurabilir.


EKİN SANAT DERGİSİ'NDEN

DUYURU:

kaybettiğimiz şairlerimizi unutturmamak için her yıl bir şairin adına şiir ödülü vermeyi kararlaştırmıştır.

2O20 yılında HÜSEYİN ATABAŞ adına verilecektir.

1- Ödül basılmamış kitaplaşmaya hazır dosya dalında verilecektir. (Kitaplar değerlendirmenin dışında tutulacak.)

2- Ödüle katılmak için herhangi bir sınırlama yoktur. Her yaş grubundan şairler katılabilir.

3- Ödül kazanan yapıt, 20 Mayıs 2020 tarihinde açıklanacaktır.

4- Ödüle son katılma ve aday gösterilme tarihi 1 Mart 2020’dir.

5- Ödül, tek bir yapıta ( kitap bütünlüğü taşıyan şiirlere) verilecektir. Paylaştırılma yapılmayacak, başka dallarda ödüller verilmeyecektir.

1’incilik Ödülü kazanan yapıt ekinsanat Yayınları tarafından (1000 adet) basılacak, törende okurlara sunulacaktır.

6- Seçici Kurul; Turgut Koçak, Selami Karabulut, Aslıhan Tüylüoğlu, Zerrin Taşpınar, Serdar Koç olarak belirlenmiştir.

7- Ödüle aday olacak yapıtlar, şairin adı, açık adresi ve kısa yaşam öyküsüyle birlikte 5 adet kopya dosyayı “Karanfil Sokak No: 24/ 16 Kızılay, ANKARA,” adresine gönderilmesi gerekmektedir.

(Yarışmaya katılmak isteyenler dosyalarını elden de teslim edebilirler.)

İletişim ve İrtibat:

Telefon:

Turgut Koçak: 05352401479

Selami Karabulut: 05317926368


PARTİMİZİN 1993 YILI 3. GENEL KURULUNDA YAPILAN KONUŞMALARI, TARİHİ ÖNEMİ NEDENİYLE YAYINLIYORUZ.

VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-2


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-3


GÜLTEKİN GAZİOĞLU YOLDAŞIN KONUŞMASI


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI -2


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN  KONUŞMASI -3


TURGUT KOÇAK YOLDAŞ, KENDİ YAZDIĞI ŞİİRİ FIRTINA ÇOCUKLARI'NI OKUYOR

GENEL MERKEZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ANKARA İL ÖRGÜTÜ

CELAL FİL (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24 Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ÇANKAYA İLÇE ÖRGÜTÜ

AYŞE SELMA ÖZKÖKLÜ (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

İSTANBUL İL ÖRGÜTÜ

ADEM YAKAR (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

MÜNÜR BİRCAN (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

TSİP Aday üye kayıt formu

TSİP KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

ADAY ÜYELİK BAŞVURU FORMU


ÜNYE İLÇE ÖRGÜTÜ

SALİM OĞUZ (BAŞKAN)

Burunucu Mah. Kaymakam Sok. No: 17

ÜNYE - ORDU

EKİN SANAT DERGİSİ

İSTANBUL İL TEMSİLCİLİĞİ

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire 6 -.7

 KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10


 

WEB VE MAİL ADRESLERİMİZ

TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ (TSİP)

SOCİALİST WORKERS' PARTY OF TURKEY

KURULUŞ:

15-16 HAZİRAN 1974

ORGANIZATIONS:

15-16 JUNE 1974

45.YILINDA...  SOSYALİZM YOLUNDA...

WEB SİTESİ:


http://www.tsip1974.com/

https://www.facebook.com/AmerikaSuriyedenDefol

https://www.facebook.com/tsip15161974

https://www.facebook.com/tsip1974

STALİN KOMÜNİZMDİR
https://www.facebook.com/groups/345728572561507/

UYAN ARTIK UYAN UYAN ESİRLER DÜNYASI
https://www.facebook.com/groups/2028259010571656/

"BU SAYFA, DİRENEN YOKSUL YEMEN HALKININ HABERLERİNE AYRILMIŞTIR."
https://www.facebook.com/groups/1740767676034913/

https://twitter.com/tsipgenelbaskan

https://twitter.com/TsipGenelSek

MAİL ADRESLERİ:

tsip15161974@gmail.com

tsip1974@hotmail.com

tsip@tsip1974.com

tsip.ali.oner@hotmail.com

turgutkocak2009@hotmail.com


YAYINLARIMIZIN ARALIK 2019 SAYILARI ÇIKTI: OKU - OKUT - ABONE OL - ABONE BUL


WEB SİTEMİZDEKİ YAZILARIMIZDAN
YETER ARTIK!!! -1
YETER ARTIK!!! -2
YETER ARTIK!!! -3
ÖMER GÜRCAN
 SOL'DA BİRLİK -1
 SOL'DA BİRLİK -2
BİR KEZ DAHA DEMOKRASİ MÜCADELESİ ÜZERİNE
DEVRİMBAZLIK MI? DEVRİMCİLİK Mİ?
KARANLIK GÜÇLER Mİ, DERİN DEVLET Mİ?
DİZGİNLENEMEZ EGO YA DA TEK ADAM HEZEYANI
FAŞİZM VE GERİCİLİKLE NASIL SAVAŞILIR?
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-1  TİP
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-2  TSİP
NEDEN SOSYALİZM?
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -1
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -2
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -3
TSİP TARİHİNDEN -1
TSİP TARİHİNDEN -2
İŞİN NERESİNDEYİZ / Turgut Koçak
ZAMAN BİZİ HAKLI ÇIKARMIŞTIR / A.Emel ENGİN:
KISA POLİTİK DEĞERLENDİRİMLER VE TSİP’İN KURULUŞU
12 EYLÜL ÖNCESİ AFİŞLERİ
DÜNYADA EN ÇOK HAİNİN BULUNDUĞU ÜLKE HANGİSİDİR?
ÜLKÜCÜ FAŞİST HAREKETİN TARİHİ -1
ÜLKÜCÜ FAŞİST HAREKETİN TARİHİ -2
AZİZ NESİN VE HALK MASALLARI / Toplam 24 Masal
SOLAK SOL MU? SOSYALİZM Mİ?
SOLUN GENEL DURUMU
AVRUPA BİRLİĞİ VE SOSYALİSTLER: 1
AVRUPA BİRLİĞİ VE SOSYALİSTLER: 2
AVRUPA BİRLİĞİ VE SOSYALİSTLER: 3
AVRUPA BİRLİĞİ VE SOSYALİSTLER: 4
AVRUPA BİRLİĞİ VE SOSYALİSTLER: 5

TROÇKİ VE TROÇKİZM ÜZERİNE

HAİN TROÇKİ
TROÇKİ STALİN VE KIZIL ORDU
TROÇKİ'DEN TİTO'YA
TROÇKİ FRANKO HİZMETİNDE

TROÇKİ VE LENİNE KARŞI KOMPLO

LENİN'İN 50. DOGUM YILDÖNÜMÜ VESİLESİYLE KONUŞMA - Stalin 1920

TRANSKAFKASYA'NIN SOSYALİZM MASKELİ KARŞI-DEVRİMCİLERİ - Stalin 1918

BOLŞEVİK PARTİNİN SAVAŞ, BARIŞ VE DEVRİM SORUNLARINDAKİ TEORİ VE TAKTİĞİ - Stalin

Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni - Romada Devlet / Engels
POLİS DEVLETİ NASIL OLUR?
SENDİKALAR, MESLEK KURULUŞLARI, KOMÜNİST İŞÇİ PARTİLERİ LİNKLERİ
ÖRGÜTSÜZLÜĞÜ KUTSAYANLAR YA DA BOŞ GEVEZELİKLER…
PARTİMİZE BAĞIŞ YAPAR MISINIZ?

SALDIRI YA DA YAVUZ HIRSIZLIK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

19 OCAK 2020

Kılıçdaroğlu ve CHP’ye Bir yandan AKP Genel Başkanı ve korosu diğer yandan da küçük ortak ne söylediğini bilmez hale gelmiş olan Devlet Bahçeli saldırıyor. Bunlar işi öyle bir noktaya getirdiler ki aklın hayalin almayacağı şeyler kitlelere doğruymuş gibi yutturulmaya çalışılıyor.

İdlib’ten İslami terör örgütleri sökülüp atılmaya başlandı ya işte onlarla birlikte sivil halktan da on binlerce insan çoluk çocuk yollara düşüp Türkiye’ye sığınmak için gelip sınırımıza dayandılar. Suriye’nin bu hallere düşürülmesi ve terör örgütlerinin burada yuvalanıp kafa koparmaya başlamalarının sorumluları kim diye soruyorsanız açıkça söyleyelim ki bunlar başta ABD emperyalistleri olmak üzere onların BOP Eşbaşkanlığını üstlenen Recep Tayyip Erdoğan’dır. Beşar Esat’la işi ülkemizde tatil yapmaya kadar vardıran, birlikte bakanlar kurulunu toplamak için adımlar atan Erdoğan ne olduysa oldu birden bire çark edip Esat’la arayı bozdu ve Türkiye’yi de bataklığın içine sürerek Amerika’nın da yardımı ile İslami terör örgütlerini destekleyerek Suriye’nin kan gölüne çevrilmesinde apaçık bir rol oynandı.

Sonuçta Suriye’de koşullar değişti fakat AKP ve saray iktidarı politikalarından milim bile vazgeçmeyerek Türkiye’nin başına çorap ören politikalarında ısrarını sonuna kadar sürdürdü, sürdürmeye de devam ediyor. Bu politika yüzünden bugün ülkemizin başta İstanbul olmak üzere 5 milyonu bulan Suriyeli bütün kentlerimize dağılmış durumda. Parası pulu olanlara ise Türk vatandaşlığı verilerek ayrıcalıklı olmaları sağlandı. Bu süre içinde Türkiye dünyanın dört bir yanından İslami terör örgütleri saflarında savaşmak için gelen azılı teröristlerin vızır vızır geçip gittikleri ülke haline geldi.

Doğal olarak topraklarında kelle avcılarına izin vermek istemeyen Suriye bağlaşıkları ile birlikte bu katilleri temizlemeye başladı ve sıra İdlib’e geldi. İdlib’ten de kaçan teröristlerin bir kısmı Libya’ya savaşmak için gönderilirken bir kısmı da İdlib’ten kaçan sivillerin arasına karışarak kaçıp Türkiye sınırlarına dayandılar. Doğal olarak biz sosyalistler de dahil AKP ve sarayın bu politikalarının dipten doruğa yanlış olduğunu burada gözetilen tek şeyin dincilik olduğuna da döne döne vurgu yapıyor ve görüşülmesi gereken adresin de doğrudan Suriye yönetimi olduğunu söylüyoruz. Aynı düşüncenin benzeri CHP ve Kılıçdaroğlu tarafından da dile getiriliyor. Bu yüzden de kendi suçlarını bastırmak isteyen AKP Genel Başkanı Erdoğan Kılıçdaroğlu’na ağır eleştirilerde bulunarak şunları söylüyor.

“Sende vicdan yok Bay kemal” diyerek Akdeniz’i Libya’yı birbirine karıştırarak sözde vatanseverlik taslıyor.

Aynı dipsiz kuyunun dibinden seslenen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de akıl oyunlarına girişerek İdlib’te yuvalanan ve Suriye’nin başlattığı operasyonlar sonrasında kaçıp Türkiye sınırlarına gelen sivil halkla birlikte kelle avcısı teröristlerin de nasıl birbirine karıştığını gizlemeye çalışarak o da Kılıçdaroğlu’nun teröristlerle masum çocukları birbirine karıştırdığını söyleyip hop diye sözü Kanal İstanbul’a getirip; Türkiye emperyal hedefler taşıdığını söyleyenler, ihanetin zalim piyonlarıdır. Bunlar terörist Demirtaş’ın tiyatrosunu izlesin. Esat’la yanak yanağa versin. CHP ile birlikte Kanal İstanbul’a kendilerini atsınlar diyebiliyor.

Gördüğünüz gibi gerçek ihanetçiler öyle hale gelmişler ki ne aynaya baktıkları var, ne de söylediklerinin kim ya da kimin işine yarayacağının farkındalar. Tutturdukları aymaz politika ile akıllarınca büyük olmak gibi bir hevese kapılmışlar kapılmasına da bu heveslerinin kursaklarında kalmasına bir sözümüz yok, bilmem nereye kadar yolları var ancak bu arada olan da Türkiye’ye oluyor. Hiç haberleri bile yokmuş gibi davranıp yavuz hırsız rolünü eksiksiz devam ettiriyorlar.

Şu Libya olayında Kaddafi’nin linç edilerek öldürtülmesinde bugün arkalanan İhvancıların parmağı var. Bugün sanki bunlar yaşanmamış da bunlar Libya’yı ve Kaddafi’yi çok seviyorlarmış havasına bürünerek kurnaz kurnaz söz yarıştırıyorlar.

Önceki gün Kanal İstanbul için bunlar hesap kitap bilmeyenler diyen Erdoğan, dün Kanal İstanbul’un 75 milyara çıkacağını söyledi. Demek ki bizler hesabı da iyi biliyoruz kitabı da. Çünkü Kanal İstanbul’un hafriyatı, çevre yolları, bazı mahallelerin taşınması, belediye hizmetleri sonrasında bizler de iddia ediyoruz ki 400 milyara yakın bir bedel ödemek zorunda kalınacaktır.

Son söz olarak demek isteriz ki ülke AKP ve küçük ortak MHP’den kurtulmadıkça bedeller ödemeye devam edecek, dinci, gerici ve faşist bir yönetim altında halkımız ekmeğinden, aşından, işinden, eğitiminden, sağlık hizmetlerinden, hak ve özgürlüklerinden yoksun kalacaktır.

Bizler de buna izin vermeyeceğiz.

Bilinsin de…

Turgut Koçak yoldaşa soru-görüş ve önerilerinizle ilgili mail gönderebilirsiniz


"HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZI: İDLİB DENİLEN HİKAYE

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

"GÜNCEL NOTLAR"

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

19 OCAK 2020

AKP iktidarı ile birlikte geniş bir kesim devletten yoksulluk yardımı almaya başladı. Bunlar özellikle AKP’ye oy veren kimselerdi.

Adamın evi vardı, kazancı vardı hatta kirada evi bile vardı ama her türlü yardımdan da yararlanabiliyordu. Bunların içinde gerçekten muhtaç olanlar yok değildi ancak yardım alanların büyük bir bölümü ne yazık ki haraçtan yaşamaya alışmış kimseler olup AKP’ye o deposu işlevi görüyordu.

Halk ekmek dağıtımını birçok mahallede izledim. Oraya gelenlerin içinde elbette yoksullar vardı ama ekmek almak konusunda zorlanmayan pek çok kimsenin olduğu da bir gerçekti. Oysa ülkemiz yurttaşlarının çoğu yoksul olmasına karşın gidip ekmeği bedava almayı içine sindiremezken bazıları için bu sorun bile değildi.

AKP döneminde nasıl binlerce insan hiç işe gitmeden belediyelerde çalışıyormuş gibi gösterilerek maaşlarını tıkır tıkır alıyorlarsa hiç gereksinimleri olmadığı halde ekmek alan sayısız kimse de söz konusuydu.

Ne olmuş? Ekrem İmamoğlu şu Akit gazetesi var ya onun yazdığına göre 10 bin kişiyi işinden atmış. Şimdi de fukaranın ekmeğini kesmiş.

Bizce eğer 10 bin kişiyi işten atmışsa iyi de etmiş.

Demek ki bizim gördüğümüzü o da görüyor…

04 - 11 OCAK 2020

1- İstanbul Üniversitesi Yönetimi, aldığı bir kararla öğrencilerin üç öğün olan yemek hakkını bire indirmiş bu yüzden üniversite öğrencileri yönetime karşı eylem başlatıp toplu halde dilekçe vermek için harekete geçtiler.

Polisin sert müdahalesine, yönetimin umursamazlığına rağmen öğrencilerin kararlı direnişi ve mücadelesi sonuç verdi.

Yönetimin aldığı bu haksız kararın ve polisin yaptığı sert müdahalenin kamuoyu ve Türkiye’deki tüm üniversite öğrencileri arasında neden olduğu tepkinin etkisiyle üniversite yönetimi geri adım atarak aldığı kararı değiştirip, öğrencilerin yemek hakkını tekrar üç öğüne çıkardı.

Böylece öğrencilerin örgütlü ve kararlı mücadelesi ses getirmiş oldu.

Bu başarı, faşizan yönetimlerde bile örgütlü, bilinçli ve kararlı bir mücadelenin yönetimlere geri adım attırabileceğinin güçlü bir göstergesidir.

Bunun için baskıların arttığı faşizan yönetimlerde bile bilinçli ve karalı bir mücadele ve direnişten vazgeçilmemelidir.

Baskılarla mücadele etmenin ve onu yenmenin yolu bilinçli, kararlı ve dirençli bir mücadeleden geçmektedir. İstanbul Üniversitesi Öğrencileri, mücadeleleriyle bu gerçeği bir kez daha ortaya koydular.

*********

2- Metal işçileri, Metal iş kolunda yürütülen Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinin uzlaşmazlığa varması ve MESS’ in yaptığı açıklamalar üzerine eylemleri arttırma ve gerekirse greve gitme kararı aldı.

Kararı Türk Metal, Birleşik Metal İş ve Özçelik İş sendikaları aldı.

Bu eylemlere Bursa’daki otomotiv sanayisinde çalışan Renault Fabrikası’nın işçileri de katılmaya hazırlanıyorlar.

Eğer işverenler işçilerin % 34’lük ücret zammı, enflasyon artı refah payları artışı, sosyal haklarda ise %55’lik bir artış teklifini kabul etmezlerse işçiler greve gidecekler.

Metal işçilerinin grev ve eylemleri her zaman önemli olmuştur.

Çünkü metal işçileri Türkiye’nin sanayideki en büyük üretici güçlerinden birisi, aynı zamanda da işçi sınıfının da en bilinçli ve örgütlü kesimini oluşturur.

Bu yüzden metal işçilerinin eylem ve direnişleri büyük bir önem taşımaktadır.

Bunun için tüm ilerici ve devrimci örgüt ve partiler metal işçilerine destek olmalı, onların eylemlerine hem katılmalı; hem de eylemlerinde onlara yol göstermeli, yardım etmelidirler.

Bunun dışında Garanti BBVA’ nın Pendik’te bulunan teknoloji kampüsü inşaatında çalışan işçiler de ödenmeyen maaşlarını alabilmek için Patronların Ensesindeyiz Dayanışma Ağına ulaştı.

İşçiler, ödenmeyen maaşlarının ve tazminatlarının en kısa zamanda ödenmesi; aksi halde daha kalabalık ve güçlü bir biçimde hakları için mücadele etmekten kaçınmayacaklarını belirttiler.

Bugün işçilerin ücretlerini arttırıp, çalışma koşullarını iyileştirmenin yanında ücretlerini ve tazminatlarını alabilmeleri için bile bilinçli ve örgütlü bir biçimde mücadele etmeleri şarttır.

Bunun için de devrimcilerin tüm işçi sınıfını bilinçlendirip örgütlemeye acilen hız vermeleri gerekmektedir.

*********

3- Muhalif medyadan alınan bilgilere göre Türkiye’de işsizlik oranı TÜİK tarafından % 13,4 olarak açıklandı.

Krizde işsizlerin sayısı artarken işsizlik sigortası ve burada biriken paralar ise hem hükümetin yaptığı usulsüz harcamalar; hem de patronların desteklenmesi için onlara verilen teşvikler için kullanılmaktadır.

Fondan işsizlerin sadece % 13’ü yararlanabiliyor.

Buradan da anlaşılacağı gibi artan işsizlik karşısında işsizlik fonu, hükümet ve patronlar için kullanılmaktadır.

en önemli kanıtı Sayıştay’ın yaptığı 2017 yılı denetiminde fon hesaplarında 51,6 milyar liralık uyumsuzluğun çıkmasıdır.

2018 yılının Ekim ayında fondan 11 milyar liralık bir payın bir gece operasyonuyla üç kamu bankasına aktarılmasıdır.

Kısacası işsizlik fonu ve bu fonda biriken paralar işçiler için değil, hükümet tarafından hükümetin kendi harcamaları ve sermayenin güçlendirilmesi ve kurtarılması için kullanılmaktadır.

İşçinin emeğinden kesilen payın büyük bir bölümünün işçiye gitmemesi hükümetin, sarayın ve sermaye güçlerinin kazanç elde etmek ve kazançlarını arttırmak için her türlü usulsüzlüğe başvurmaktan kaçınmadıklarını ortaya koymaktadır.

*********

4- TÜİK’ in (Türkiye İstatistik Kurumu) geçen yılın Ekim ayına göre (Ekim 2019) açıkladığı işgücü istatistiklerine göre çalışma çağındaki işsizlerin sayısı 608.000 kişi artarak 4 milyon 396 bin oldu.

İşsizlik oranı %1,8 puan artarak % 13,4’e çıkarken, tarım dışı işsizlik oranı % 15,7 ye çıktı.

Bu dönemde tarım sektöründe çalışanların sayısı 270 bin, sanayi sektöründe 30 bin, inşaat sektöründe 305 bin azalırken, hizmet sektöründe çalışanların sayısı 78 bin arttı.

Yine TÜİK’ e göre genç işsizlerin sayısı bu dönemde bir önceki yıla göre 3 puan artarak % 25,3’e, kayıt dışı çalışanların sayısı ise % 1,2 artarak % 34,9’a çıktı.

Buradan da anlaşılacağı gibi devletin resmi verileri bile işsizliğin arttığını göstermektedir.

Özellikle genç işsizliğindeki artış kaygı verici boyutlardadır.

Öte yandan 2019 yılında 114 bin 977 esnaf kepenk kapatarak ekonomik yaşamdan çekildi.

Bu gelişme, ekonomik krizin varlığının ve bunun etkilerinin artarak devam etiğinin açık bir göstergesidir.

Öte yandan esnaf arasında kepenk kapatanların artması da büyük sermayeye ait tekellerin giderek yayılıp güçlendiğini de göstermektedir.

*********

5- Fransa’da Emeklilik Yasa Tasarısına yönelik eylemler devam ediyor.

Bu eylemlerle ilgili olarak yapılan grevler 29. Gününü doldururken, Sarı Yelekliler yeniden ortaya çıktı.

Polisin ve güvenlik görevlilerinin sert müdahalelerine ve gözaltına alınan eylemcilerin sayısının artmasına rağmen eylemler devam ediyor.

Eylemler, sadece Fransa’yı değil; diğer Avrupa Ülkelerini de etkiliyor.

Bu gelişmeler, kapitalizmin ayakta kalmak ve kazançlarını arttırmak için Fransa gibi gelişmiş, sanayileşmiş ülkelerde bile emekçilerin her türlü kazanımına saldırmaktan kaçınmadığını göstermektedir.

Eğer Fransa’da ses getiren bu eylemler olmasaydı, sermayenin bu ülkedeki emekçilere saldırıları daha çok artardı.

*********

6- İranlı Komutan Kasım Süleymani’ nin ABD tarafından Irak’ta öldürülmesine yönelik tepkiler artarak sürüyor.

Kasım Süleymani için İran’da yapılan gösteri ve eylemlerin dışında, Irak’ta ve Suriye’de de binlerce kişinin katıldığı eylemler düzenlendi.

Bu arada Süleymani’nin öldürülmesi sonucu Irak’taki Amerikan Askerlerinin bulunduğu üslere İran tarafından birçok füze fırlatıldı.

Füzelerin çoğunun üslere isabet etmesi sonucu üslerde hasar oluşurken, Amerikan Askerleri arasında yaralananlar da oldu.

ABD’nin resmi açıklamalarına göre saldırı da Amerikan Askerlerinin ölmediği belirtilmesine rağmen, Amerikan Askerlerinin bu saldırıda kayıp vermiş olmasının olası olduğu belirtiliyor.

Öte yandan ABD’nin bu saldırılara karşılık vermemesi ve Irak Hükümeti’nin Amerikan Askerlerinin Irak’tan çekilmesini istemesi ABD’nin Ortadoğu’daki etkisini ve gücünü giderek yitirdiğini gösteriyor.

Öte yandan ABD, Irak’taki askerlerini çekmeyeceklerini açıkladı.

Bu açıklama Ortadoğu’da ABD ile İran arasındaki sürtüşmeyi arttıracaktır.

Rusya’dan gelen tepkiler ise ABD’nin İran’a yönelik bir saldırısını onaylamayacaklarını ve bu duruma uzun süre sessiz kalamayacakları yönündedir.

Amerikan Emperyalizminin Ortadoğu’daki gücü ve etkisi azalırken, bu etkiyi yeniden kurup arttırmak için bir Şii-Sünni Savaşının çıkarılmak istenmesi de olasıdır.

Bundan dolayı önümüzdeki haftalarda Irak ve İran’da meydana gelecek gelişmeler tüm dünyayı etkileyebilecek olaylara neden olabilir.

*********

7- Türkiye Hükümeti’nin Libya Politikası giderek içinden çıkılması güç bir duruma dönüşüyor.

Saray, Libya’da Trablusgarp Hükümetine karşı savaşan Halife Hafter’ i ve çevresindekileri terörist olarak nitelendirmesine karşın Rusya’nın devreye girip baskı yapması üzerine bu tutumunu değiştirerek Hafter ve onun savaştığı Trablusgarp Hükümeti arasında Rusya ile birlikte ateşkes çağrısında bulundu.

Ancak Hafter ateşkesi kabul etmedi.

Bu da ileriki günlerde de çatışmaların süreceğini ve Türkiye’den gidecek Suriyeli terör güçleri ve Türk Askerleri ile bu güçlerin çatışmalara gireceğini ortaya koymaktadır.

Bu da önümüzdeki haftalarda Suriye’de olduğu gibi Libya’da da kayıplar verilebileceğini gösteriyor.

AKP Hükümeti ve Türkiye’deki sermaye güçleri Libya’daki petrol ve doğal gaz kaynaklarından pay almak için girdikleri bu mücadeleden istedikleri sonucu alamayacakları gibi Türkiye’nin başına yeni sorunlar açıp, yeni masraflara neden olacaklardır.

Tabi ki bu sorun ve masraflar emekçilerin, geniş halk kitlelerinin üstüne yıkılacaktır.


DİSK

"GÖZ BEBEĞİMİZ DİSK, GELENEĞE SÖZ VERDİK... GELECEĞE TAŞIYACAĞIZ.."

İŞÇİ SINIFINDAN HABERLER

DİSK

http://www.disk.org.tr/

BANK-SEN

http://www.banksen.org.tr

BASIN-İŞ

www.diskbasinis.org

BİRLEŞİK METAL-İŞ

http://www.birlesikmetal.org

BTO-SEN

www.btosen.org.tr

CAM KERAMİK-İŞ

http://www.disk-camkeramikis.org

DEV MADEN-SEN

http://www.devmadensen.org.tr

DEV SAĞLIK-İŞ

http://www.devsaglikis.org.tr

DEV TURİZM-İŞ

http://www.devturizmis.org.tr/

DEVRİMCİ YAPI-İŞ

http://www.devyapi-is.org

EMEKLİ-SEN

http://www.tumemeklisen.com

ENERJİ-SEN

http://www.enerjisen.org

GENEL-İŞ

http://www.genel-is.org.tr

GIDA-İŞ

http://www.gidais.com

GÜVENLİK-SEN

http://www.guvenliksen.org.tr/

İLETİŞİM-İŞ

http://www.deviletisimis.org.tr

LASTİK-İŞ

http://www.lastik-is.org.tr

LİMTER-İŞ

http://www.limteris.com

NAKLİYAT-İŞ

http://nakliyatis.org

SİNE-SEN

https://twitter.com/DiskSine

SOSYAL-İŞ

http://www.sosyal-is.org.tr

TEKSTİL

http://www.disktekstil.org

TÜMKA-İŞ

http://www.tumkais.org

   

özgecan cinayeti ile ilgili görsel sonucu

TSİP PROGRAMINDAN:

KADINA ŞİDDET'E HAYIR

b) Dayak ve her türlü yıldırma yöntemleri en ağır biçimde cezalandırılacak, insanlık onurunu ayaklar altına alan, kadının kendi bedenini herhangi maddi çıkar karşılığı satması kesin olarak önlenecek, fuhşun tuzağından kurtulan kadınların onurlu bir yaşama kavuşması için iş sağlanacak, fuhşun ve kadını aşağılayan diğer baskıların nesnel koşulları ortadan kaldırılacaktır.


DOST VE KARDEŞ ÜLKE SURİYE, İŞTE BU KADAR GÜZEL.



TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN

"SOSYALİST ÖĞRETİ YENİDEN"

BAŞLIKLI YAZILARININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ


Av. İdris Köylü

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN WEB SİTESİ

İdris Köylü arkadaşa soru-görüş ve önerilerinizle ilgili mail gönderebilirsiniz


AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SİYASAL YAZILARI


AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SANATSAL YAZILARI

Turgut KOÇAK:

VELİ GÜRCAN

Veli Gürcan yoldaşımız Isparta Lisesi’nde öğrenciyken komünist olduğu gerekçesiyle disiplin kuruluna verilmiş daha sonra da okuldan uzaklaştırılmıştır. Lise son sınıfı bu yüzden Afyon’da okumak zorunda kalmış, liseyi bitirdikten sonra ise İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girmiştir. Burada TİP üyesi olan Gürcan daha sonra kurulan TİP’in gençlik örgütü Sosyalist Gençlik Örgütü’ün (SGÖ) yöneticisi olmuştur.

12 Mart faşizmi ile birlikte kapatılan TİP’ten sonra ise daha sonra TSİP’i kuracak olan bir grup arkadaşla birlikte olmuştur.

İyi bir sokak tiyatrocusu olan Gürcan Kavel direnişine de katılarak direnişçiler için moral kaynağı olmuştur. 12 Mart faşizminin yüzünden son sınıfta öğrenimini bırakmak zorunda kalan Gürcan, parti çalışmaları yüzünden okula devam edip okulunu bitirememiştir. 12 Eylül sonrasında da çalışmaların içinde yer alan arkadaşımız Filistin’de de bulunmuş daha sonra Avrupa’ya gitmiş ve kendi isteği ile yeniden Türkiye’ye dönmüştür. Parti çalışmaları yüzünden 1985 Temmuzunda tutuklanmış ve bir süre içerde kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır. Parti içinde başlayan tartışmalarda yer almış ve görüşlerini dile getirmiştir.

Son toplantıdan birlikte ayrılırken diğer arkadaşlara ben; “bu parti kendi adıyla yeniden kurulacak, ilke, kitle, Gerçek, Sosyalist ve Gerçek yeniden çıkarılacak” dedim. Gürcan’la sözleştik ve ölünceye kadar kendisiyle sözleşmemizi bozmadık. Bugüne kadar ne onun ne de bizim birbirimizle ilgili sarfettiğimiz tek kötü söze kimse tanık olmuş değildir. Kendisi partimizin yeniden açılış genel kurulunda delegemizdi ve genel kurulumuzda kendisine yakışır bir konuşma yaparak bize güç ve destek verdi. Onu, insan olan Veli Gürcan’ı unutmayacağız.

Değerli yoldaşlarım insan kimileri ile öylesine güzel şeyler paylaşır ki, bunlar ölünceye kadar unutulamaz. Benim gerçekte Veli Gürcan’la paylaştıklarım da böylesine unutulmayacak güzelliklerdi ve bunları, bu güzellikleri korumayı vefa borcunun çok ötesinde şeyler olarak algılıyor ve sahip çıkıyorum.

Kendisini en son görüşüm Senirkent’te yaşadığı bağ evinde oldu. Yaşadığı sıkıntıyı oradan hemen uzaklaştırılması gerektiğini biliyorduk. Çıkıp iki partili bayan arkadaşla birlikte yanına gittik. İki gün orada kaldıktan sora üçüncü gün aramızda sözleşerek ayrıldık. Biz oradayken Afer Kara ve çocukları da geldiler. Onlarda Veli arkadaşı çok severlerdi, şimdi düşünüyorum da keşke onlar gelmemiş olsalardı diyorum. Çünkü kendisiyle sözleşmiş işlerini düzene koyar koymaz partiyi tüm Türkiye’de örgütlemek üzere sözleşmiştik. Onlar Veli Gürcan’ı ikna edip tatile götürdüler. Oysa biz kısa bir süre sonra bir araya gelecek ve birlikte parti tarihini yazacaktık. Oysa Veli oradan İzmir’e geçmiş bizden bir süre daha zaman istemişti. Ne yazık ki zamanı uzun sürdü ve bir daha geri dönemedi. Veli Gürcan hastalanmıştı.

Oysa kendisiyle sözleştiğimiz üzere Ankara’da ev bile hazırlamaya başlamıştık. Çünkü kendisi artık kimsenin evinde kalamayacağını söylemişti bize. O görüşmeden bende kalan unutamadığım şey abisinin eşinin bize söylediğidir. Abisinin eşi bize ne edin edin Veli ağabeyimi buradan götürün demişti. Çünkü; Veli ağabeyim bağ evinde yalnız diye düşündüğüm için bir kadına düğürlük ettim o kadın da, “o aklını yemiş adama mı kaldım’ diye beni geri çevirdi demişti…

Kendisiyle son görüşmemse bir telefon konuşmamız oldu. Cezamızın kesinleştiği için aranır durumdaydık. O ise İzmir Göğüs Hastanesi’nde neredeyse son günlerini yaşıyordu. Bana kendi durumunu önemsemeden “Yahu ağam nedir bu devletin senden istediği” demişti. Sonra öldü cenazesine bile gidemedim. Birkaç gün sonrada Ankara’da düzenlenen bir operasyonla tutuklandım.

O öldükten sonra kendisine TSİP’li ya da değil pek çok çevre sahip çıktı. Ve hatta mezarını bile yaptırdılar. Gerçekte bu insanoğlunu anlamak çok zor. O sağken kimsenin içtenlikle sahip çıkmadığı Veli Gürcan her nedense birden sahiplenilencek insan olarak görüldü ve herkes orada görünmek için yarıştı. Şimdi kızı Aslı’nın mezarı başında söylediği “Babamın ne çok dostları varmış” sözü nasıl da hüzünlendirici değil mi?

Ve zaten bu işte her zaman için bir gariplik olmuş, benim de aklıma hep takılmıştır nedense. Tanıdığım bir çok komünist kimseyi sağken her nedense arayan soran olmamıştır ama öldükten sonra kimi zaman salonlarda, kimi zaman mezarı başında birileri anar olmuştur. Burada kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur betimlemesi biraz yerine oturan bir benzetme değil ama her nedense bütün anmalar bu alışkanlıklar içinde yapılıyor. Beni de asıl kızdıran şey budur. Ama biz TSİP’liler olarak söz veriyoruz Veli Gürcan yoldaşımızı kendi emekleri ile anacak ve kendisin asla unutturmayacağız.

Parti olarak Veli Gürcan’ın adını yaşatmak için onun adına sayısız çalışmalar yapacak olan eylemlilikler yürüteceğiz. Bu konuda ilk işimiz Veli Gürcan’ın adını verdiğimiz PARTİ OKULU olacaktır. Onun adına bilimsel araştırmalar düzenleyecek yazın alanında etkinlikler düzenleyeceğiz.

Bu partide Veli Gürcan’ı herkesten çok daha iyi tanıyan biri olarak onu gerçek insanlığı ile döne döne anarak hakkında düşündüklerimi bitirmek isterim.

Kimi insanlar vardır ki, devrimcidir. Ama sadece devrimcidir. Onların devrimcilikleri de soğuk demir gibidir insanı asla ısıtmaz. İnsanı asla ta can evinden sarıp sarmalamaz. Onlara bir türlü ısınamazsınız, söyleyeceklerinizi bile söylemekten çekinir ve hatta başka dünyaların insanları olduğunuzu bile düşünürsünüz. Bu gibiler çoğu zaman bu durumlarına sayısız neden ileri sürebilirler. Çoğu zaman da bu davranışlarını disiplin adı altında sürdürürler. Oysa gerçeklerin öyle olmadığını küçücük bir sınama denemede bile yakalar ve hayal kırıklığına uğrarsınız.

Şimdi gelelim Veli Gürcan’a; bu arkadaşımız ne adına olursa olsun o sıcak, o kucaklayan insan yanını bir kez bile olsun es geçmiş biri değildir. Kendisine en ağır sözler söyleyen kimseleri bile hoş görmekle kalmamış onları Veli Gürcan sıcaklığı ile sarıp sarmalamıştır. Veli Gürcan sıcaklığı dedimse kimse bu da nasıl bir şeydir deyip geçmemelidir. Gerçekten de onu tanıyanlar benim bu tanımlamama hak vereceklerdir. Bu nedenle bizim partimizde yoldaşlar arasında sıcaklığın adı da Veli Gürcan sıcaklığıdır. Bu sıcaklığı ve insan davranışını her yoldaşımıza karşı sonuna kadar korumak Veli Gürcan arkadaşımıza bizim borcumuzdur diye düşünüyor, attığımız her adımı buna göre atıyoruz.

Şimdi o yok. Ama onunla birlikte biriktirdiğimiz bütün değerler bizim için yeri doldurulamaz önemde birer hazinedir.

Gürcan’ın babasını da iyi tanıyan biri olarak Veli Gürcan’daki güzelliklerin kaynağını çok iyi biliyorum.

Her ikisini de bu nedenle bir kez daha yürekten anmayı bir görev sayıyorum.


Behice Boran:

'Sosyalist Doğulmaz, Yaşanır'

İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı’ndaki duruşmada hakim karşısına çıkarıldı.


DİNLENE DİNLENE...

Hakim sordu: Çıktınız mı?

-Çıktık.

-Ne yapacaktınız?

-Taksim’e doğru yürüyecektik.

-Peki neden çıktığınız?

-1 Mayıs emeğin bayramı, mücadele günüdür. Biz de o sınıfın partisiyiz, çıktık.

-Nereden çıktınız?

-Merter’den çıktık.

-Nereye gidecektiniz?

-Taksim’e.

-Merter neresi Taksim neresi, uzun yol; siz yaşlısınız nasıl gideceksiniz?

-Dinlene dinlene…”

YAZININ TAMAMI


SAYFA BAŞI