PARTİLİ YOLDAŞLARIMIZI SAYGIYLA ANIYORUZ

(sayfaya git)

ONLAR, KAVGAMIZIN SIRA NEFERİYDİLER. ANILARINI MÜCADELEMİZDE YAŞATACAK, ÖLENLERİN BOŞA ÖLMEDİĞİNİ BİLEREK,

SAVAŞIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ...

(Partili yoldaşlarımızın bilgisine: Eklemeyi unuttuğumuz yoldaşlarımız var ise, tsip15161974@gmail.com yada  0 216 337 82 10 no'lu telefon'dan bize bildiriniz.)


PARTİ PROGRAMIMIZIN 'OR' KODUNU TELEFONUNUZA TARATIN. İSTEDİĞİNİZ ZAMAN, İSTEDİĞİNİZ YERDE OKUYUN.

Not: Programımızı okuyup benimseyen 18 yaşından gün almış herkes, partimize aday üyelik için başvurabilir.


DİSK

"GÖZ BEBEĞİMİZ DİSK, GELENEĞE SÖZ VERDİK... GELECEĞE TAŞIYACAĞIZ.."

İŞÇİ SINIFINDAN HABERLER

DİSK

http://www.disk.org.tr/

BANK-SEN

http://www.banksen.org.tr

BASIN-İŞ

www.diskbasinis.org

BİRLEŞİK METAL-İŞ

http://www.birlesikmetal.org

BTO-SEN

www.btosen.org.tr

CAM KERAMİK-İŞ

http://www.disk-camkeramikis.org

DEV MADEN-SEN

http://www.devmadensen.org.tr

DEV SAĞLIK-İŞ

http://www.devsaglikis.org.tr

DEV TURİZM-İŞ

http://www.devturizmis.org.tr/

DEVRİMCİ YAPI-İŞ

http://www.devyapi-is.org

EMEKLİ-SEN

http://www.tumemeklisen.com

ENERJİ-SEN

http://www.enerjisen.org

GENEL-İŞ

http://www.genel-is.org.tr

GIDA-İŞ

http://www.gidais.com

GÜVENLİK-SEN

http://www.guvenliksen.org.tr/

İLETİŞİM-İŞ

http://www.deviletisimis.org.tr

LASTİK-İŞ

http://www.lastik-is.org.tr

LİMTER-İŞ

http://www.limteris.com

NAKLİYAT-İŞ

http://nakliyatis.org

SİNE-SEN

https://twitter.com/DiskSine

SOSYAL-İŞ

http://www.sosyal-is.org.tr

TEKSTİL

http://www.disktekstil.org

TÜMKA-İŞ

http://www.tumkais.org

   

45. YILINDA...

SOSYALİZM YOLUNDA...

YAŞASIN TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ


FAŞİZME KARŞI

DEMOKRASİ

SÖMÜRÜYE VE KAPİTALİZME KARŞI

SOSYALİZM

 


TSİP PROGRAMI
SOSYALİZM PROGRAMIDIR
 

Son Güncelleme

Sitemiz yukarıdaki Internet tarayıcıları tarafından desteklenmektedir


TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ

SOCIALIST WORKER PARTY OF TURKEY

PARTITO SOCIALISTA DEI LAVORATORI DI TURCHIA

PARTI OUVRIER SOCIALISTE DE LA TURQUIE

Σοσιαλιστικό Εργατικό Κόμμα της Τουρκίας

터키의 사회주의 노동자 '파티

トルコ社会主義労働者党

तुर्की सोशलिस्ट वर्कर्स पार्टी


PRchecker.info

PARTİMİZİN 1993 YILI 3. GENEL KURULUNDA YAPILAN KONUŞMALARI, TARİHİ ÖNEMİ NEDENİYLE YAYINLIYORUZ.

VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-2


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-3


GÜLTEKİN GAZİOĞLU YOLDAŞIN KONUŞMASI


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI -2


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN  KONUŞMASI -3


TURGUT KOÇAK YOLDAŞ, KENDİ YAZDIĞI ŞİİRİ FIRTINA ÇOCUKLARI'NI OKUYOR

GENEL MERKEZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ANKARA İL ÖRGÜTÜ

CELAL FİL (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24 Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ÇANKAYA İLÇE ÖRGÜTÜ

AYŞE SELMA ÖZKÖKLÜ (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

İSTANBUL İL ÖRGÜTÜ

ADEM YAKAR (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

MÜNÜR BİRCAN (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

TSİP Aday üye kayıt formu

TSİP KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

ADAY ÜYELİK BAŞVURU FORMU


ÜNYE İLÇE ÖRGÜTÜ

SALİM OĞUZ (BAŞKAN)

Burunucu Mah. Kaymakam Sok. No: 17

ÜNYE - ORDU

EKİN SANAT DERGİSİ

İSTANBUL İL TEMSİLCİLİĞİ

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire 6 -.7

 KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10


 


YAYINLARIMIZIN KASIM 2019 SAYILARI ÇIKTI: OKU - OKUT - ABONE OL - ABONE BUL


WEB SİTEMİZDEKİ YAZILARIMIZDAN
YETER ARTIK!!! -1
YETER ARTIK!!! -2
YETER ARTIK!!! -3
ÖMER GÜRCAN
 SOL'DA BİRLİK -1
 SOL'DA BİRLİK -2
BİR KEZ DAHA DEMOKRASİ MÜCADELESİ ÜZERİNE
DEVRİMBAZLIK MI? DEVRİMCİLİK Mİ?
KARANLIK GÜÇLER Mİ, DERİN DEVLET Mİ?
DİZGİNLENEMEZ EGO YA DA TEK ADAM HEZEYANI
FAŞİZM VE GERİCİLİKLE NASIL SAVAŞILIR?
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-1  TİP
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-2  TSİP
NEDEN SOSYALİZM?
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -1
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -2
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -3
TSİP TARİHİNDEN -1
TSİP TARİHİNDEN -2
İŞİN NERESİNDEYİZ / Turgut Koçak
ZAMAN BİZİ HAKLI ÇIKARMIŞTIR / A.Emel ENGİN:
KISA POLİTİK DEĞERLENDİRİMLER VE TSİP’İN KURULUŞU
12 EYLÜL ÖNCESİ AFİŞLERİ
DÜNYADA EN ÇOK HAİNİN BULUNDUĞU ÜLKE HANGİSİDİR?
ÜLKÜCÜ FAŞİST HAREKETİN TARİHİ -1
ÜLKÜCÜ FAŞİST HAREKETİN TARİHİ -2
AZİZ NESİN VE HALK MASALLARI / Toplam 24 Masal
SOLAK SOL MU? SOSYALİZM Mİ?
SOLUN GENEL DURUMU
AVRUPA BİRLİĞİ VE SOSYALİSTLER: 1
AVRUPA BİRLİĞİ VE SOSYALİSTLER: 2
AVRUPA BİRLİĞİ VE SOSYALİSTLER: 3
AVRUPA BİRLİĞİ VE SOSYALİSTLER: 4
AVRUPA BİRLİĞİ VE SOSYALİSTLER: 5

TROÇKİ VE TROÇKİZM ÜZERİNE

HAİN TROÇKİ
TROÇKİ STALİN VE KIZIL ORDU
TROÇKİ'DEN TİTO'YA
TROÇKİ FRANKO HİZMETİNDE

TROÇKİ VE LENİNE KARŞI KOMPLO

LENİN'İN 50. DOGUM YILDÖNÜMÜ VESİLESİYLE KONUŞMA - Stalin 1920

TRANSKAFKASYA'NIN SOSYALİZM MASKELİ KARŞI-DEVRİMCİLERİ - Stalin 1918

BOLŞEVİK PARTİNİN SAVAŞ, BARIŞ VE DEVRİM SORUNLARINDAKİ TEORİ VE TAKTİĞİ - Stalin

Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni - Romada Devlet / Engels
POLİS DEVLETİ NASIL OLUR?
SENDİKALAR, MESLEK KURULUŞLARI, KOMÜNİST İŞÇİ PARTİLERİ LİNKLERİ
ÖRGÜTSÜZLÜĞÜ KUTSAYANLAR YA DA BOŞ GEVEZELİKLER…
PARTİMİZE BAĞIŞ YAPAR MISINIZ?

özgecan cinayeti ile ilgili görsel sonucu

TSİP PROGRAMINDAN:

KADINA ŞİDDET'E HAYIR

b) Dayak ve her türlü yıldırma yöntemleri en ağır biçimde cezalandırılacak, insanlık onurunu ayaklar altına alan, kadının kendi bedenini herhangi maddi çıkar karşılığı satması kesin olarak önlenecek, fuhşun tuzağından kurtulan kadınların onurlu bir yaşama kavuşması için iş sağlanacak, fuhşun ve kadını aşağılayan diğer baskıların nesnel koşulları ortadan kaldırılacaktır.


SÖZÜNÜN ARKASINDA DURANLAR ve DURMAYANLAR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

05 ARALIK 2019

Bizim ülkemizde bildiğiniz gibi bir yalancı çoban öyküsü anlatılır. O öyküde çoban sürüye kurt girdiğini söyler, sürüdeki davarların sahipleri koşup giderler. Varırlar bakarlar ki ne sürüye kurt girmiştir ne de ortada böyle bir tehlike vardır. Sonra ikincisi gelir sonra üçüncüsü davar sahipleri yine oradadırlar ama durumun da değişmediğini gördükleri için çobana güvenleri iyice yok olur. Bir gün gerçekten de sürüye kurt dalar, çoban yardım ister ama davar sahiplerinden hiçbiri kalkıp da çobanın çağrısı için gitmezler. Kurtlar da sürüyü bir güzel kırar.

Şimdi gelelim son bir hafta içinde yaşadığımız bir olaya. Gerçi buna benzer o kadar çok şey yaşadık ki neredeyse sayısını unuttuk.

Bildiğiniz gibi NATO öyle şunu bunu kurtarmak için kurulmuş bir kuruluş falan değildir. Emperyalist/kapitalist ülkelerin doğrudan silahlı saldırı ve savaş örgütüdür. Bu gerçeği yeryüzünde hemen hemen bilmeyenimiz de yoktur. Dahası bu örgütün ABD emperyalizminin yeryüzünde çıkarlarını birinci derecede koruyan örgüt olduğu gerçeği de gün gibi ortadadır.

Daha önce sosyalizm düşmanlığı bahanesi ile kurulan bu saldırı ve savaş örgütü bugün SSCB’de sosyalizmin yıkılmasına ve sosyalist sistemin dağılmasına karşın yine de emperyalist/kapitalist dünyanın ağababalarının bilmem neden tayyare nedenlerine dayandırılarak Varşova Paktı dağıtıldığı halde dağıtılmamış varlığını bir tehdit aracı olarak sürdürmeye devam etmiştir.

İşte bu örgüt adına bir araya gelen NATO ülkeleri Rusya’yı kuşatmak için Baltık Planı hazırladılar. Bu plana Recep Tayyip Erdoğan imza koymayacağız dediği için bu plan uygulamaya konulamadı. Üstelik Erdoğan konu ile ilgili dünyaya ve özellikle de Türkiye kamuoyuna bir açıklama yaptı. Yaptığı açıklamada da özet olarak şöyle dedi.

NATO, PYD/YPG’yi terör örgütü saymadığı sürece siz de NATO’nun Baltık Planı’na olur vermeyeceğiz:

Aradan çok zaman geçmedi. NATO ülkeleri İngiltere’de toplandı. O toplantıda PYD/YPG ile ilgili olarak hiçbir karar alınmadığı halde, daha da önemlisi ABD’nin sözü geçen yetkilileri Türkiye’ye yönelik ağır tehdit içeren sözlerini yinelemeyi sürdürdükleri, diğer NATO ülkelerinin ise konu ile ilgili kıllarını bile kıpırdatmadıkları halde Türkiye NATO’nun Baltık Planı’nı onaylayıverdi.

Şimdi yaşanan bu gerçeğe bakarak sizler Recep Tayyip Erdoğan hakkında ne düşünürsünüz bilemem ama durum bir kez daha gözler önüne serilmiştir ki Recep Tayyip Erdoğan’ın estiği, gürlediği her şeyin hiç mi hiçbir hükmü yoktur. Hani ortada hiçbir şey olmamasına karşın öyle de bir numaraya yatılıyor ki sanki kapalı kapılar arkasında Türkiye alacağını almıştır. Oysa yarım saatlik bir Erdoğan, Trump görüşmesi sonrasında Trump’un sözleri gerçekten de şaka gibidir. Ne diyor Trump; Türkiye Suriye’de iyi iş çıkarmıştır.

Şimdi sormak gerekmez mi Türkiye’nin Suriye’de çıkardığı iyi iş nedir? Türkiye, Suriye’nin içine düşürüldüğü konumun önemli aktörlerinden biridir. Türkiye buraya geçen ve onca katliamı gerçekleştiren İslami terör örgütlerinin hamisi konumunda bir işlev yüklenmiştir. Ne yani, Afrin’e girildiği, El Bab operasyonu ve bugünkü ortama gelindiği, dün Amerika ile bugün Rusya ile devriye atıldığı, Suriye petrollerini ABD’nin eline bırakılmasında rol oynadığı için mi iyi iş çıkarmıştır gerçekten bilemedik.

Her şeye karşın, şu AKP’liler Recep Tayyip Erdoğan’da bir olağanüstülük aramıyorlar mı gerçekten de bütün bunlar olsa olsa akıl tutulması ile açıklanabilir. Dışarıya karşı iyi iş çıkarması rahibi, bilmem kimi, daha başka şeyleri istendiğinde şak diye yerine getirmekse gerçekten de iyi iş çıkarılmaktadır fakat AKP’liler tarafından yaratılmak istenen dünya lideri imajı da bugün için öyle anlamsızlaşmış öyle anlamsızlaşmış ki insanlar gülüp geçmeye başlamışlardır.

Durum ne kadar açık değil mi?

NATO’nun Baltık Planı’nı imzalamayacağız.

NATO’nun Baltık Planı’nı imzaladık.

Şimdi soruyoruz:

NATO’nun Baltık Planı’nı niçin imzalamayacaktınız?

Şimdi neden imzaladınız?

Turgut Koçak yoldaşa soru-görüş ve önerilerinizle ilgili mail gönderebilirsiniz


"HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZI: SUÇLARI SABİT

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

"GÜNCEL NOTLAR"

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

05 ARALIK 2019

Ortadoğu Gazetesi nasıl bir gazetedir bilmem anlatmaya gerek var mı?

İşte bu gazete şöyle bir başlık atmış.

‘KRİZ ÇÖZÜLDܒ

Alt kısmında ise gazete şunu söylemek istemiş. NATO sonuç bildirgesinden diyesiymiş ki terörün her türlüsüne karşıyız.

Türkiye’de bu söze istinaden Baltık Planı’nı imzalayarak krizin çözülmesini sağlamış.

Şu zorlama başlık ve altında yazılanlara bakıldığı zaman ne kadar zorlama olduğunu gazeteyi çıkaranların hemen hepsini nasıl zorlanmaktan fıtık olduklarını anlamakta zorlanmazsınız.

Ancak bu sağcı milleti işte böyledir.

Lafa gelince vatan, millet, Sakarya. Gerçeğe gelince fasa fiso. İşte bütün Türkiye bilsin ki bu dinci, gerici ve sağcı kesim böyledir. Bunların Allah bir dediğine inanın ki inanılmaz.

Çünkü böylelerinin dini de imanı da paradır.

Bunu bilin de kimi tepenizde gezdirdiğinizi görün anlıyor musunuz görün!!!

16 - 30 KASIM 2019

1- 2020 yılına girerken dünya yeni ve büyük bir krizin eşiğinde bulunuyor.

Merkezi ABD olacak ve bütün dünyayı etkileyecek olan bu büyük krizin temelleri, karşılıksız dolar basımı ile altın dolar eşitliğinin sona erdirildiği 1971 yılında atılmıştı.

Bu tarihten sonra tüm kapitalist dünyada bankaların kaydi para miktarını sürekli arttırarak başını çektiği bu durum giderek dünyada borçlanmayı arttırarak bu borçların ödenmesini de olanaksız hale getirdi.

Bunun sonucunda dünya ekonomisi büyük bir krizin eşiğine geldi.

Bu durumun en önemli nedeni, kapitalizmin tekelleşip sanayi sermayesi ve banka sermayesinin iç içe geçmesi ve finans sermayenin tüm dünyada en büyük ekonomik güç haline gelmesidir.

1980’lerden itibaren gelişen bilgiye dayalı ekonominin parasal ekonomiyi sıkıştırmasının da gelecekteki olası bu krizde rolü vardır.

Bu büyük kriz, ileri kapitalist ülkelerde işsizlik ve yoksulluk gibi ekonomik sorunları arttırırken; Türkiye gibi daha geri ülkelerde mevcut ekonomik krizi daha çok güçlendirip yayma olasılığı da bulunmaktadır.

Bu büyük krizin belirtileri bu yıl dünyanın birçok ülkesinde artan toplumsal eylem ve hoşnutsuzluklarla ortaya çıkmıştır.

Bu ve benzeri durumlarda, sermaye güçleri tüm dünyada krizleri emekçilerin, işsizlerin üstüne yıkarak ve işçi sınıfının ekonomik ve siyasi kazanımlarını ortadan kaldırarak aşmaya çalışmaktadırlar.

Bunun için de daha otoriter, gerici, faşizan, ayrılıkçı uygulamalara ve baskıya başvurmaktadırlar.

Bu baskı ve uygulamalar ile yoksulluğun ve işsizlik gibi ekonomik sorunlar, ekonomik ve teknik bakımdan İleri kapitalist ülkelere bağımlı ve geri durumdaki ülkelerde daha yoğun hissedildiği için bu ülkelerde toplumsal tepkiler daha güçlü ve yaygın olmaktadır.

Çünkü bu ülkelerde yoksulluğun daha yaygın olması, sınıf çatışmalarının daha keskin olması, dış sömürü olanaklarının daha kısıtlı olması sınıf mücadelesini daha keskin hale getirmekte, bundan dolayı da sermaye sınıfının bu ülkelerdeki iktidarını koruması, emek sömürüsünü sürdürmesi güç olmaktadır.

Bu da sermaye sınıfını bu ülkelerde otoriter ve faşizan politikalara, gericiliğe daha çok yöneltmektedir.

Ayrıca emperyalist-kapitalist ülkelerin sermaye sınıfına olan bağımlılıkları da emperyalist müdahalelere zemin hazırlamaktadır.

2020 yılında gerçekleşmesi olası ekonomik kriz, bu ülkelerdeki toplumsal hoşnutsuzluğu ve toplumsal muhalefeti daha çok güçlendirebilir.

Bugün Irak, Lübnan, Bolivya, Brezilya, Ekvador gibi ülkelerde sermaye sınıfına ve başta ABD olmak üzere emperyalist güçlere karşı isyan hareketi sürmekte ve gelişmektedir.

Bu ülkelerdeki toplumsal eylemleri Yunanistan, İspanya gibi daha ileri düzeydeki ülkelerdeki toplumsal muhalefet eylemleri izlemektedir.

Fransa’da ise Sarı Yelekliler yeniden ortaya çıkmış ve siyasi eylemlerine yeniden başlamışlardır.

Bu gelişmeler karşısında sermayenin iktidarını korumak ve sömürüyü arttırmak için hükümetler Fransa gibi burjuva demokrasisinin ileri olduğu ülkelerde bile baskıyı ve toplumsal eylemlerde şiddet ve yasaklamaları arttırıyorlar.

Buda toplumsal hoşnutsuzlukları daha çok arttırıyor.

Ancak söz konusu krizlerin ve sermaye düzenini koruyan hükümetlerin toplumsal muhalefete karşı daha çok uyguladığı gittikçe artan baskıcı ve şiddete dayalı politikaların neden olduğu toplumsal tepki ve hoşnutsuzlukla; güçlü, birleşik ve örgütlü bir toplumsal muhalefet olmadan ve bu muhalefete devrimci bir güç önderlik etmeden bir devrime dönüşemezler.

Bunun yanında iktidarı ele geçiren devrimci-toplumcu parti ve örgütler sömürücü ve baskıcı bir sınıf olan sermayenin devletini ve onun idari aygıtını yıkıp, kendi devlet ve idari örgütlenmelerini kurmadan da köklü bir toplumsal dönüşümü gerçekleştiremez, emekçilerin iktidarını güvence altına alamazlar.

Bolivya’daki gelişmeler bunun güzel bir örneğidir.

*********

2- Türkiye’de sarayın ve hükümetin aksini savunmalarına rağmen ekonomik kriz artarak devam ederken, krizin bütün yükü işçilerin, emeklilerin ve yoksul köylülerin üzerine yıkılmaya devam ediyor.

Patronların, yandaş patronların ve büyük şirketlerin borçları silinip hazineden ödenirken, onların borçları halkın, emekçilerin, işçilerin, köylülerin ve esnafın üzerine yıkılıyor.

Emeklilerin yaşam koşulları zorlaşırken ve maaşlarının arttırılmasına karşı çıkılırken, emeklilerin koşullarının iyileştirilmesiyle ilgili yasa tasarısı AKP-MHP oylarıyla engellenirken, saraydaki danışmanların ve milletvekilleri ile bakanların maaşları durmadan arttırılıyor.

Bu gelişmeler sonucu devletin kasasındaki gelirler ve hazine tekelci sermaye, hükümet ve saray yararına kullanılırken, üretim ve istihdamda bir artış olmamakta, artan zamlar, yükselen enflasyon ve yeni vergiler yoluyla yoksulluk ve işsizlik giderek artmaktadır.

Hollanda ve İsviçre dâhil olmak üzere birçok ülkenin ekonomik çevreleri Türkiye Ekonomisinin iflasın eşiğinde olduğunu dile getirmektedirler.

Saray ve hükümet ise ekonomik krizin tüm faturasını emekçi ve işçi kesimlerine ve esnafa çıkartarak, ekonomik krizde sermayeyi kurtarıp, yerli ve yabancı banka ve finans kuruluşlarını toplumun geniş kesimleri yerine zenginleştirmektedir.

Nitekim bankalar bu dönemde büyük karlar ederken, yurttaşların büyük bir bölümü de devlete olduğu gibi bankalara da borçludur.

Ekonomik durumun olumsuz koşullarda seyretmesi ve giderek kötüleşmesi nedeniyle 2019 yılındaki büyüme rakamları hükümet tarafından 2020 yılına çekilmek zorunda kalınmıştır.

Artan yoksulluk ve işsizlik, güçlü ve etkili bir muhalefetin ve toplumsal muhalefetin olmaması nedeniyle intiharlara yol açmakta, intiharlar önlenememektedir.

AKP Hükümeti ve saray, memurların ve emeklilerin maaşlarına % 4 zam yaparken kendilerine karşı oldukça bonkör davranmaktadırlar.

2020 yılında ise vergi, harç ve cezalardaki yeniden değerleme oranı % 22,58 oldu.

Bu gelişme, 2020 yılının ücret gelirleriyle geçinen işçiler, memurlar ve emekliler için daha zor bir yıl olacağını ortaya koyuyor.

Bütün bu gelişmeler nedeniyle hükümet, olası bir toplumsal patlamanın önüne geçmek için emekçiler ve halk üzerindeki baskıyı arttırmakta, demokratik hak ve özgürlükleri ortadan kaldırmakta, geniş ölçüde kendilerine bağladıkları yargıyı da bunun için kullanmaktan kaçınmamaktadırlar.

********

3- Son yıllarda Türkiye’de yapılan araştırmalar ve yaşanılan olaylar kanser hastalığında büyük bir yayılmanın olduğunu ve kanserden ölenlerin sayısında önemli bir artışın olduğunu ortaya koyuyor.

Özellikle özel şirketlere ait fabrikaların yeterli arıtma tesisi kurmaması, kimyasal atıkları çevreye ve havaya bırakması, termik santrallere filtre takılmaması ve bunların yol açtığı hava ve çevre kirliliği, bu tesislerin yoğunlaştığı yerlerde kanser vakalarını ve kanserden ölümleri önemli ölçüde arttırmıştır.

Bu vakaların en sık görüldüğü yerler ise Marmara Bölgesi ve bu bölgede de Kocaeli ve İstanbul illeridir.

Bunun yanında termik santrallerin yoğun olduğu İç Batı Anadolu Ege Bölgesi’nin kimi yerleşim alanları da buna dâhildir.

AKP İktidarının sermayenin kazancını en yüksek düzeyde tutması için uygulanmasına göz yumduğu bu politikalar halk sağlığını ciddi düzeyde tehdit eder hale gelmiştir.

Bu gelişmeler, AKP İktidarının ve sarayın sermayenin azami kar anlayışını hayata geçirmek için insan sağlığını ve doğayı umursamadığını ortaya koymaktadır.

Öte yandan Kaz Dağları ve benzeri yerlerde şirketlere altın aramaları için yeni olanakların tanınmakta olduğu yolunda alınan haberler, yerli ve yabancı sermayenin kazançlarını, karlarını arttırmak için doğaya dönük yıkımların sürdürülmeye çalışılacağını ortaya koymaktadır.

Yerel direnişlerin yayılması ve etkisiyle bu yıkımlar azaltılıp durdurulsa da etkili ve güçlü bir toplumsal muhalefetin olmaması, toplumsal muhalefeti oluşturan güçlerin tümünün bir araya getirilip birlikte uzun süreli bir program çerçevesinde bir araya getirilememesi bu mücadelelerin kesin bir sonuç vermesini önlemektedir.

Ancak kimi bölgelerde doğaya zarar veren bazı ihaleler yöre halkının örgütlü ve kararlı bir mücadelesiyle iptal ettirilerek sonuç vermektedir.

İzmir Karaburun’da JES (Jeo Termal Enerji Sahası)’in yol açacağı doğa yıkımına karşı verilen hukuki mücadelenin kazanılıp ihalenin iptal ettirilmesi bunun bir örneğidir.

********

4- AKP Milletvekillerinin hazırladığı torba kanun teklifinde derneklere üye olanların ve üyelikten çıkanların isimlerinin bağlı oldukları mülki idare amirliğine bildirilmesi zorunluluğu getirilmek isteniyor.

Anayasaya ve demokrasiye, demokratik hak ve özgürlüklere açıkça aykırı olan bu uygulama ile hükümetin, mülki idare amirleri eliyle geniş çaplı bir fişlemeye gitmesi olasıdır.

Bu yolla yurttaşların sivil toplum örgütlerine üye olması engellenmeye çalışılacak ve bu yolla toplumsal muhalefet zayıflatılmak istenecektir.

Bu teklif, faşizmin uygulamalarından biri olup faşizme karşı mücadele eden demokrasi güçlerinin engellemesi gereken bir gelişmedir.

********

5- 25-Kasım ‘Kadına Şiddete Karşı Mücadele Günü’ tüm Türkiye’de ve İstanbul’da kutlandı.

Örgütlü ve bilinçli kadınlar, kadına karşı son yıllarda artan ve onu erkeğin hizmetkârı yapıp kamusal alandan uzaklaştırarak eve ve sınırlı bir alana hapsetmeye çalışan baskıcı, faşist ve gerici bir anlayışla mücadele etmeye kararlı olduklarını ortaya koydular.

Kamusal alandan ve yaşamın her alanında yer almaktan kaçınmayacaklarını ortaya koydular. İstanbul’da valiliğin koyduğu yasak ise kadın örgütlerinin kararlılığı sonucu kalktı.

Ancak Tünel’deki yürüyüş ve basın açıklamasından sonra eyleme katılan kadınlara kolluk güçleri tarafından biber gazı ve plastik mermiyle sert bir biçimde müdahale edildi.

Bu müdahale, AKP İktidarının demokrasiden ne kadar uzak olduğunun ve kadın özgürlüğüne olan karşıtlığının da bir göstergesidir.

Ancak kadının özgürleşmesini engelleyen sadece AKP ve saray Yönetimi gibi gerici-faşizan parti ve yönetimler değildir.

Kadın özgürlüğünün karşısındaki en büyük engellerden biri de AKP ve saray iktidarı gibi gerici-faşizan yapıları da doğurup iktidara taşıyan kapitalist-emperyalist sistemin kendisidir.

Kapitalizm, kadını ve vücudunu metalaştırarak onu bir tüketim nesnesi ve metaı gibi görüp göstermekte, onun cinselliğini ve güzelliğini mal ve hizmet tüketimini arttırmak için kullanmaktan kaçınmamaktadır.

Bunun yanında kapitalizmin temelini oluşturan özel mülkiyet düzeni de erkek egemen bir anlayışı yeniden üretmektedir.

Bu yüzden kadının özgürleşmesi, kişiliği ve edinimleriyle toplumda daha fazla yer alması ancak işçi sınıfının ve emekçilerin yürüteceği sosyalist bir mücadeleyle sonuca ulaşabilir, istenilen sonucu doğurur.

Bugün burjuva demokrasisinin en ileri olduğu Avrupa’nın çoğu ülkesinde bile erkek egemen anlayışın etkilerinin görülmesi bunu göstermektedir.

Ülkemizde ise AKP İktidarı ile birlikte kadına yönelik şiddet olaylarında büyük bir artış olmuş, 11 yılda 10.260 kadın erkekler tarafından öldürülmüştür.

Kadın cinayetlerinde ceza indirimine gidilmesi, eski kocaları tarafından tehdit edilen kadınların devletçe yeterince korunmaması, yeterli sığınma evinin yapılmaması, kadınlara yönelik ağır yaralamalarda bile yaralamanın basit yaralama olarak gösterilmesi bunların nedenidir.

Bunların ortadan kaldırılması ise tüm toplumsal emek güçlerinin ortak, bilinçli ve kararlı bir mücadelesiyle mümkündür.

*********

6- AKP Hükümeti’nin yaptığı açıklamalara göre Suriye’nin doğusundaki Barış Pınarı Operasyonu devam ediyor.

Açıklamada: Türkiye’ye Rusya tarafından verilen sözler tutulmadığı için operasyonun devam edeceği söylenmiştir.

Ancak bu açıklamalar daha çok Türkiye’deki kamuoyunu oyalamaya yöneliktir.

Çünkü elde edilen bilgilere göre Türkiye Yönetimi, operasyonun devam etmeyeceğine dair hem Rusya’ya hem de ABD’ye güvence vermiştir.

Bu koşullarda operasyonu yeniden başlatmakla AKP Hükümeti Rusya ve ABD’yi karşısına almakla karşı karşıya kalacağı için böyle bir şeye girişme olasılığı son derece zayıftır.

Burada amaç halkı kandırarak oyalamak, hükümet ve sarayın lehine sahte bir algı operasyonunu yürütmeye çalışmaktadır.

Öte yandan Fırat Nehri’nin doğusunda Türk Askerleri ve Suriye Milli Ordusu adındaki ÖSO Çetelerinin bulunduğu yerlerdeki bombalama eylemlerinin sürmesi ve buradaki işgalin uluslararası alandaki olumsuz etkileri, AKP İktidarının Türkiye’yi Giderek Suriye ve Ortadoğu’daki bataklığa ve belirsizliğe daha çok ittiğini ortaya koyuyor.

Önümüzdeki aylarda bu durum, Türkiye’nin Arap Ülkeleriyle ilişkilerini de daha fazla olumsuz yönde etkileyecektir.



DOST VE KARDEŞ ÜLKE SURİYE, İŞTE BU KADAR GÜZEL.



TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN

"SOSYALİST ÖĞRETİ YENİDEN"

BAŞLIKLI YAZILARININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ


Av. İdris Köylü

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN WEB SİTESİ

İdris Köylü arkadaşa soru-görüş ve önerilerinizle ilgili mail gönderebilirsiniz


AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SİYASAL YAZILARI


AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SANATSAL YAZILARI

Turgut KOÇAK:

VELİ GÜRCAN

Veli Gürcan yoldaşımız Isparta Lisesi’nde öğrenciyken komünist olduğu gerekçesiyle disiplin kuruluna verilmiş daha sonra da okuldan uzaklaştırılmıştır. Lise son sınıfı bu yüzden Afyon’da okumak zorunda kalmış, liseyi bitirdikten sonra ise İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girmiştir. Burada TİP üyesi olan Gürcan daha sonra kurulan TİP’in gençlik örgütü Sosyalist Gençlik Örgütü’ün (SGÖ) yöneticisi olmuştur.

12 Mart faşizmi ile birlikte kapatılan TİP’ten sonra ise daha sonra TSİP’i kuracak olan bir grup arkadaşla birlikte olmuştur.

İyi bir sokak tiyatrocusu olan Gürcan Kavel direnişine de katılarak direnişçiler için moral kaynağı olmuştur. 12 Mart faşizminin yüzünden son sınıfta öğrenimini bırakmak zorunda kalan Gürcan, parti çalışmaları yüzünden okula devam edip okulunu bitirememiştir. 12 Eylül sonrasında da çalışmaların içinde yer alan arkadaşımız Filistin’de de bulunmuş daha sonra Avrupa’ya gitmiş ve kendi isteği ile yeniden Türkiye’ye dönmüştür. Parti çalışmaları yüzünden 1985 Temmuzunda tutuklanmış ve bir süre içerde kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır. Parti içinde başlayan tartışmalarda yer almış ve görüşlerini dile getirmiştir.

Son toplantıdan birlikte ayrılırken diğer arkadaşlara ben; “bu parti kendi adıyla yeniden kurulacak, ilke, kitle, Gerçek, Sosyalist ve Gerçek yeniden çıkarılacak” dedim. Gürcan’la sözleştik ve ölünceye kadar kendisiyle sözleşmemizi bozmadık. Bugüne kadar ne onun ne de bizim birbirimizle ilgili sarfettiğimiz tek kötü söze kimse tanık olmuş değildir. Kendisi partimizin yeniden açılış genel kurulunda delegemizdi ve genel kurulumuzda kendisine yakışır bir konuşma yaparak bize güç ve destek verdi. Onu, insan olan Veli Gürcan’ı unutmayacağız.

Değerli yoldaşlarım insan kimileri ile öylesine güzel şeyler paylaşır ki, bunlar ölünceye kadar unutulamaz. Benim gerçekte Veli Gürcan’la paylaştıklarım da böylesine unutulmayacak güzelliklerdi ve bunları, bu güzellikleri korumayı vefa borcunun çok ötesinde şeyler olarak algılıyor ve sahip çıkıyorum.

Kendisini en son görüşüm Senirkent’te yaşadığı bağ evinde oldu. Yaşadığı sıkıntıyı oradan hemen uzaklaştırılması gerektiğini biliyorduk. Çıkıp iki partili bayan arkadaşla birlikte yanına gittik. İki gün orada kaldıktan sora üçüncü gün aramızda sözleşerek ayrıldık. Biz oradayken Afer Kara ve çocukları da geldiler. Onlarda Veli arkadaşı çok severlerdi, şimdi düşünüyorum da keşke onlar gelmemiş olsalardı diyorum. Çünkü kendisiyle sözleşmiş işlerini düzene koyar koymaz partiyi tüm Türkiye’de örgütlemek üzere sözleşmiştik. Onlar Veli Gürcan’ı ikna edip tatile götürdüler. Oysa biz kısa bir süre sonra bir araya gelecek ve birlikte parti tarihini yazacaktık. Oysa Veli oradan İzmir’e geçmiş bizden bir süre daha zaman istemişti. Ne yazık ki zamanı uzun sürdü ve bir daha geri dönemedi. Veli Gürcan hastalanmıştı.

Oysa kendisiyle sözleştiğimiz üzere Ankara’da ev bile hazırlamaya başlamıştık. Çünkü kendisi artık kimsenin evinde kalamayacağını söylemişti bize. O görüşmeden bende kalan unutamadığım şey abisinin eşinin bize söylediğidir. Abisinin eşi bize ne edin edin Veli ağabeyimi buradan götürün demişti. Çünkü; Veli ağabeyim bağ evinde yalnız diye düşündüğüm için bir kadına düğürlük ettim o kadın da, “o aklını yemiş adama mı kaldım’ diye beni geri çevirdi demişti…

Kendisiyle son görüşmemse bir telefon konuşmamız oldu. Cezamızın kesinleştiği için aranır durumdaydık. O ise İzmir Göğüs Hastanesi’nde neredeyse son günlerini yaşıyordu. Bana kendi durumunu önemsemeden “Yahu ağam nedir bu devletin senden istediği” demişti. Sonra öldü cenazesine bile gidemedim. Birkaç gün sonrada Ankara’da düzenlenen bir operasyonla tutuklandım.

O öldükten sonra kendisine TSİP’li ya da değil pek çok çevre sahip çıktı. Ve hatta mezarını bile yaptırdılar. Gerçekte bu insanoğlunu anlamak çok zor. O sağken kimsenin içtenlikle sahip çıkmadığı Veli Gürcan her nedense birden sahiplenilencek insan olarak görüldü ve herkes orada görünmek için yarıştı. Şimdi kızı Aslı’nın mezarı başında söylediği “Babamın ne çok dostları varmış” sözü nasıl da hüzünlendirici değil mi?

Ve zaten bu işte her zaman için bir gariplik olmuş, benim de aklıma hep takılmıştır nedense. Tanıdığım bir çok komünist kimseyi sağken her nedense arayan soran olmamıştır ama öldükten sonra kimi zaman salonlarda, kimi zaman mezarı başında birileri anar olmuştur. Burada kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur betimlemesi biraz yerine oturan bir benzetme değil ama her nedense bütün anmalar bu alışkanlıklar içinde yapılıyor. Beni de asıl kızdıran şey budur. Ama biz TSİP’liler olarak söz veriyoruz Veli Gürcan yoldaşımızı kendi emekleri ile anacak ve kendisin asla unutturmayacağız.

Parti olarak Veli Gürcan’ın adını yaşatmak için onun adına sayısız çalışmalar yapacak olan eylemlilikler yürüteceğiz. Bu konuda ilk işimiz Veli Gürcan’ın adını verdiğimiz PARTİ OKULU olacaktır. Onun adına bilimsel araştırmalar düzenleyecek yazın alanında etkinlikler düzenleyeceğiz.

Bu partide Veli Gürcan’ı herkesten çok daha iyi tanıyan biri olarak onu gerçek insanlığı ile döne döne anarak hakkında düşündüklerimi bitirmek isterim.

Kimi insanlar vardır ki, devrimcidir. Ama sadece devrimcidir. Onların devrimcilikleri de soğuk demir gibidir insanı asla ısıtmaz. İnsanı asla ta can evinden sarıp sarmalamaz. Onlara bir türlü ısınamazsınız, söyleyeceklerinizi bile söylemekten çekinir ve hatta başka dünyaların insanları olduğunuzu bile düşünürsünüz. Bu gibiler çoğu zaman bu durumlarına sayısız neden ileri sürebilirler. Çoğu zaman da bu davranışlarını disiplin adı altında sürdürürler. Oysa gerçeklerin öyle olmadığını küçücük bir sınama denemede bile yakalar ve hayal kırıklığına uğrarsınız.

Şimdi gelelim Veli Gürcan’a; bu arkadaşımız ne adına olursa olsun o sıcak, o kucaklayan insan yanını bir kez bile olsun es geçmiş biri değildir. Kendisine en ağır sözler söyleyen kimseleri bile hoş görmekle kalmamış onları Veli Gürcan sıcaklığı ile sarıp sarmalamıştır. Veli Gürcan sıcaklığı dedimse kimse bu da nasıl bir şeydir deyip geçmemelidir. Gerçekten de onu tanıyanlar benim bu tanımlamama hak vereceklerdir. Bu nedenle bizim partimizde yoldaşlar arasında sıcaklığın adı da Veli Gürcan sıcaklığıdır. Bu sıcaklığı ve insan davranışını her yoldaşımıza karşı sonuna kadar korumak Veli Gürcan arkadaşımıza bizim borcumuzdur diye düşünüyor, attığımız her adımı buna göre atıyoruz.

Şimdi o yok. Ama onunla birlikte biriktirdiğimiz bütün değerler bizim için yeri doldurulamaz önemde birer hazinedir.

Gürcan’ın babasını da iyi tanıyan biri olarak Veli Gürcan’daki güzelliklerin kaynağını çok iyi biliyorum.

Her ikisini de bu nedenle bir kez daha yürekten anmayı bir görev sayıyorum.


Behice Boran:

'Sosyalist Doğulmaz, Yaşanır'

İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı’ndaki duruşmada hakim karşısına çıkarıldı.


DİNLENE DİNLENE...

Hakim sordu: Çıktınız mı?

-Çıktık.

-Ne yapacaktınız?

-Taksim’e doğru yürüyecektik.

-Peki neden çıktığınız?

-1 Mayıs emeğin bayramı, mücadele günüdür. Biz de o sınıfın partisiyiz, çıktık.

-Nereden çıktınız?

-Merter’den çıktık.

-Nereye gidecektiniz?

-Taksim’e.

-Merter neresi Taksim neresi, uzun yol; siz yaşlısınız nasıl gideceksiniz?

-Dinlene dinlene…”

YAZININ TAMAMI


MAİL ADRESLERİMİZ

tsip15161974@gmail.com

tsip1974@hotmail.com

turgutkocak2009@hotmail.com

tsip.ali.oner@hotmail.com

tsip@tsip1974.com

kitle.dergisi@hotmail.com

ekinsanat@hotmail.com


SAYFA BAŞI

SÖZÜNÜN ARKASINDA DURANLAR ve DURMAYANLAR