FAŞİST TAYYİP'İN ÖZLEDİĞİ İSLAMİ FAŞİZME, GEÇİT VERMEYECEĞİZ.

Son Güncelleme 01-03-2015 13:09

Sitemiz yukarıdaki Internet tarayıcıları tarafından desteklenmektedir

TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ

SOCIALIST WORKER PARTY OF TURKEY

PARTITO SOCIALISTA DEI LAVORATORI DI TURCHIA

TÜRKEI SOZİALİSTİSCHEN ARBEİTERPARTEİ

PARTI OUVRIER SOCIALISTE DE LA TURQUIE

ТУРЦИЯ СОЦИАЛИСТИЧЕСКОЙ РАБОЧЕЙ ПАРТИИ

Σοσιαλιστικό Εργατικό Κόμμα της Τουρκίας

ԹՈՒՐՔԻԱ ՍՈՑԻԱԼԻՍՏԱԿԱՆ ԱՇԽԱՏԱՆՔԱՅԻՆ ԿՈՒՍԱԿՑՈՒԹՅՈՒՆԸ

PARTIDO OBRERO SOCIALISTA DE TURQUIA

LUCRĂTORİLOR SOCİALİSTE DE PARTİD DİN TURCİA

STRANY TURECKÝCH SOCİALİSTİCKÁ ROBOTNÍCKA

SZOCİALİSTA MUNKÁSPÁRT TÖRÖKORSZÁG

터키의 사회주의 노동자 '파티

トルコ社会主義労働者党

तुर्की सोशलिस्ट वर्कर्स पार्टी

PRchecker.info 


PARTİMİZİN 1993 YILI

3. GENEL KURULUNDA YAPILAN KONUŞMALARI,

TARİHİ ÖNEMİ NEDENİYLE YAYINLIYORUZ.

VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-2


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-3


GÜLTEKİN GAZİOĞLU YOLDAŞIN KONUŞMASI


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI -2


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN  KONUŞMASI -3


TURGUT KOÇAK YOLDAŞ, KENDİ YAZDIĞI ŞİİRİ FIRTINA ÇOCUKLARI'NI OKUYOR

KOMÜNİST VE İŞÇİ PARTİLERİ'NİN WEB SİTELERİ
SİTEDEN mp3 DİNLE

YAYINLARIMIZIN

OCAK 2015 SAYILARI ÇIKTI

DERGİLERE ABONE OLMAK İÇİN

MAİL ADRESLERİMİZ

tsip1974@hotmail.com

kitle.dergisi@hotmail.com

ekinsanat@hotmail.com


MAİL ADRESLERİMİZ

tsip15161974@gmail.com

tsip1974@hotmail.com

tsip@tsip1974.com

kitle.dergisi@hotmail.com

ekinsanat@hotmail.com


TSİP

ADAY ÜYELİK BAŞVURU

FORMU

TSİP Aday üye kayıt formu


GENEL MERKEZ

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53


ANKARA İL ÖRGÜTÜ

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53


İSTANBUL İL ÖRGÜTÜ

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10


KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10


EKİN SANAT DERGİSİ

İSTANBUL İL TEMSİLCİLİĞİ

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire.7

 KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10


TSİP: PARTİ OKULU

PDF  KİTAPLAR

  

TSİP: PARTİ OKULU

WORD KİTAPLAR


BU KİTAPLAR

MUTLAKA OKUNMALI...

English French German Spain Italian Dutch Russian Portuguese Japanese Korean Arabic Chinese Simplified


15-16 Haziran 1974'den...

15-16 Haziran 2014'e...

40.YILINDA... SOSYALİZM YOLUNDA...

TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ (TSİP)

ŞAN OLSUN, 15-16 HAZİRANI YARATAN İŞÇİ SINIFINA...

ŞAN OLSUN, DEVRİMCİ İŞÇİ SENDİKALARI KONFEDERASYONU DİSK'E..

ŞAN OLSUN, TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ TSİP'E

YAŞAR KEMAL'İ YİTİRDİK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

01 MART 2015

Yaşar Kemal'in asıl adı Kemal Sadık Gökçeli'dir. 1923 Omaniye/Gökçedam doğumludur. Türkmen köyünün tek Kürt ailesinin çocuğudur. O, acıyı daha 5 yaşında babasının bir camide gözleri önünde öldürülmesiyle tatmış olup acısını o çocuk yüreğinin bir köşesinde hep saklamıştır.

Yazınımızın büyük ustası Yaşar Kemal'i yitirdik, acımız büyük.

Onsuz artık Çukurova toprağı da Anadolu'nun tamamı da öksüz. İnce Memed'imizi ise yitirdik mi yoksa hâlâ tepeleri bulutları delen karlı dağlarımızda mı geziyor bilemiyoruz. Çünkü kendisinden uzun süredir bir haber alamadık. Gök kaçıncı kez bakır, yer kaçıncı kez demir oldu sayısını sayamadık, unutup gittik. Binboğalar'da yaşanan söylenceler bizim için mi söylenmiş bunların bile çok uzağındayız artık. Fırat niçin kan aktı da yüzümüzü çevirip kıpkırmızı akan köpüklü sulara bakmaktan korktuk, Niçin sorgulamaktan uzağız acaba?. Karıncanın su içtiği gözekler şimdi var mıdır, varsa çok mu ıssızdır gitmiyoruz, görmüyoruz. Akçasazın ağaları her yerde miy di yoksa Çukurova'nın verimli topraklarına konmuşlar orada çizmelerine kamçılarını vurarak dolaşıyor ve de yüreklere korku salan zalimlikleri hâlâ can mı yakıyor?

Yazınımızın büyük ustası Yaşar Kemal'i yitirdik ya; otlar, böcekler, kurtlar, kuşlar, canlı cansız tüm varlıklar yastadır bunu kesinlikle biliyoruz. Çünkü hüyükteki nar ağacını kimse göremez artık. Yeşeren, sararıp solup kuruyan otlardan da onun gibi söz edeni bulamayız. Otun gölgesinde soluyup duran bir çekirge kimin dikkatini çekebilir ki? Yağmurun düşmediği, bakıra dönen gökyüzü, kuruyup çatlayan ve demire dönen toprak yazın ustamızın yasıyla biliyoruz ki ıslanıp ıslanıp yunup yıkanacaktır. Acı biter mi, bitmez. Acının yüzlerde çizgi çizgi yayıldığı insanlarımız Yaşar Kemal'i yaşamlarının bir evresinde tanıma fırsatı bulmuşlar mıdır, bulmuşlarsa şimdi onlar da bizim gibi yasta mıdırlar bilmek istiyoruz.

Yaşar Kemal, bütün namuslu aydınlar gibi Türkiye İşçi Partisi kurulduktan sonra bu partide yerini aldı. Bir yandan yazarak, bir yandan da mücadele ederek sömürücülere, halk düşmanlarına ve emperyalist/kapitalist dünyaya karşı mücadele etti. 1970'li yılların ortalarında kurulan Mehmet Ali Aybar'ın Sosyalist Devrim Partisi'nde yerini alması bile bu büyük yazın ustasına karşı tavrımızı değiştirmemize neden olmadı. O hepimizin müthiş masalcısıydı. Masal anlatma yetisiyle romanlarını öyle bir işledi ki, hepimiz onun kitaplarının sayfalarında dolaşan birer kahramandık. Yalnız bu mu? Değil tabi. Onun kitaplarını okuyan herkes artık kendisini sosyalist sayar kendisini mücadelenin bir yerinde bulurdu. Bu yüzden de Yaşar Kemal'in kitapları egemen güçleri hep korkuttu. Kitaplarına ve Yaşar Kemal'e duyulan hınç ve bu hınçla Yaşar Kemal'e çektirilen eza cefa birer utanç belgesi olarak egemen güçlerin amel defterlerinde yazılı. Şahsıma ben Sağlık Koleji öğrencisiyken onun kitapları yüzünden kaç kez okuldan atılma noktasına geldim geldim gittim. Müdürler, müdür muavinleri ve tek tük de olsa bazı öğretmenler bana diş biledi. Yani anlayacağınız Yaşar Kemal'in bizim insan olmamızda emeği çok. Bu yüzden onun için ne kadar üzülsek, ne kadar acı çeksek hakkını ödeyemeyiz. İşin daha da acı yanı ona diş bileyen, Türklüklerinden yanlarına varılamayan faşist kafalılar da Yaşar Kemal'in Türk diline ve yazınına kattıkları değerler nedeniyle değil mallarını mülklerini ortaya koymak şanlarını şereflerini bile ortaya koysalar Yaşar Kemal'in hakkını ödeyemezler.

Yaşar Kemal, evet Kürt kökenliydi. Onun çocukluğu Türkmen köyünde geçtiği için Türkmen ulularını ondan daha iyi anlayan ve anlatan başka biri var mıdır acaba? Zaman zaman politik konularda ayrı düşündük evet, ancak bizler yine de bilirdik ki, onun insan yüreği her kökenden ve her inançtan insanları kucaklayacak kadar büyüktü.

Ölümü dolayısıyla Yaşar Kemal'imize karşı politik eleştiriler yaparak ona karşı ağır eleştiriler yapmayı iş edinenler bir kez olsun yukarıda saydıklarımı anlama zahmetine katlanmışlar mıdır acaba?

Yaşar Kemal'imizi yitirdik!

Herkesin Yaşar Kemal'ini yitirdik!

Bu yüzden kurdun, kuşun, otun, böceğin, göğün, yerin, kızgın toprağın, ağaçların, ıpıl ıpıl ışıldayan yıldızların ve yeryüzündeki bütün insanların başı sağ olsun.
İyi ki vardın.

İyi ki, bizim toraklarımızda doğduğun için bize övünç duymamızı bahşettin, rahat uyu koca yürek, rahat uyu büyük yazın ustamız.

Arkandan güle güle diyerek el salladığımızı gör olur mu?

Ortak Nokta'mız geleceğimiz çocuklar...

Bugün ve her gün demokrasi, insan hakları ve temel özgürlükler için ne kadar çok çalışmamız gerektiğini hatırlamamızı sağlayan güzel çocuk 
#BerkinElvan, iyi ki doğdun!



KEDERLİ KENTİN ŞÖVALYESİ

Av. İdris Köylü

idris.koylu@hotmail.com

www.idriskoylu.com.tr

-Suphi Nejat Ağırnaslı’nın anısına-

Masallara özgü vakur duruşlu adamdan belleğinde iki anısı kalmıştı. Kıstırılmışlıklarını boyunlarında onur nişanesi gibi taşıdıkları günlerdi. Kızılay’da çembere alındığı polis koridorunu yırtıp nefes nefese ara sokaklara daldı. Kızılay, Doğudan Ayrancı-Çankaya yönüne, Batıdan Sıhhiye-Ulus yönüne tutulmuş, her yer polis. Bir sokaktan, bir caddeden diğerine geçişte kovalamacıyı buradakiler devralıyor, oyun aralıksız devam ediyor.

Yakalanması diğer devrimcilerin moralinin bozulması açısından önemli çünkü tazı gibi koşardı ve polisin onu mitinglerde boykotlarda yakaladığı vaki değildi.

Anlaşılan bunların hepsi zincirleme onu yakalamak için seferber edilmişti. Caddelerin, sokakların tutulmuş olması onu yakalamaları anlamına gelmiyordu ve yakalanmayacaktı.

Kaçacağı, şaşırtma vereceği ara sokakları iyi biliyordu. Hayatın onları bir av tazısından daha hızlı olmaya mecbur kıldığı yıllardı…

Ve lakin öğrenci hareketi içinde olması, her gün meydanlarda polisle yüz yüze gelmesi nedeniyle eşkâli aşağı yukarı bütün polisler tarafından biliniyordu.

YAZININ TAMAMI


İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞ'IN

SİYASAL YAZILARIN

http://www.idriskoylu.com.tr/siyasal-yazilar.html

SANATSAL YAZILARI

http://www.idriskoylu.com.tr/sanatsal-yazlar.html

AK PARTİ Mİ? AKP Mİ?

Rahmi Yıldırım


Çifte standarttan, oportünizmden, ikiyüzlülükten arınmış bir siyasetçi görmek kısmet olmayacak anlaşılan.


Başbakan Erdoğan da çifte standart ve oportünizmden yana eskileri aratmadı, aratmıyor. Eskilerden farkı, bir de ağzının bozuk olması. Bir farkı da devleti bunca yıldır yönetmesine karşın olgunlaşmaması ve hoşgörüsüzlükten yana eskileri fersah fersah geride bırakması.

Partisinin kapalı toplantılarında bendelerine nasıl hitap ettiği bir yana, açık kamusal toplantılarda öyle laflar etti ki, ömrünün sonuna kadar peşini bırakmaz, yakasından düşmez.

Almanya’daki toplantıda, parasını yeşil dolandırıcılara kaptırmaktan yakınan işçi için “Çağırın şu sahtekârı, ne diyor?” demişti.

Mersin’de tarım politikalarından yakınan çiftçiyi “Lan terbiyesizlik yapma, ananı al git!” diye azarlayıp dövmekten beter etmişti.

Kocatepe Camii avlusundaki kitap fuarında görüntü almak isteyen muhabiri “Terbiyesizlik edepsizlik etme!” diye azarlamıştı.

Daha neler neler...

En ufak eleştiri sahibine ya “edepsiz” dedi ya da “çirkin”.

Sözlüklerde edep, “terbiye, kibarlık, utanma” diye açıklanıyor. Edepsizlik ise, utanılacak işleri sıkılmadan yapmak diye anlatılıyor.

Yani öyle geçiştirilecek hafiflikte bir hakaret değil.

Bir keresinde dilinin altında bakla bırakmadı, “edepsizlik” eşiğini de aştı. TBMM’de Kemal Abi’sine eleştiride bulunan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a “İddiasını ispatlamayan... Oraya işte ben üç tane nokta koyuyorum!” diye karşılık verince Baykal’ı da çileden çıkardı. Günler geçmiş Baykal’ın öfkesi geçmemişti. Üç gün sonra Baykal da dilini serbest bırakıp, “O üç nokta, Başbakan'ın yakasında yerini almıştır. Onu, uygun görüyorsa, yakasından alır, daha uygun bir yerine koyabilir. Ben yakasına koydum” deyince Tayyip Erdoğan suskun kalmıştı.
 

YAZININ TAMAMI

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN

 "SOSYALİST ÖĞRETİ YENİDEN"

BAŞLIKLI YAZILARININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

VELİ GÜRCAN / Turgut KOÇAK

Veli Gürcan yoldaşımız Isparta Lisesi’nde öğrenciyken komünist olduğu gerekçesiyle disiplin kuruluna verilmiş daha sonra da okuldan uzaklaştırılmıştır. Lise son sınıfı bu yüzden Afyon’da okumak zorunda kalmış, liseyi bitirdikten sonra ise İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girmiştir. Burada TİP üyesi olan Gürcan daha sonra kurulan TİP’in gençlik örgütü Sosyalist Gençlik Örgütü’ün (SGÖ) yöneticisi olmuştur.

12 Mart faşizmi ile birlikte kapatılan TİP’ten sonra ise daha sonra TSİP’i kuracak olan bir grup arkadaşla birlikte olmuştur.

İyi bir sokak tiyatrocusu olan Gürcan Kavel direnişine de katılarak direnişçiler için moral kaynağı olmuştur. 12 Mart faşizminin yüzünden son sınıfta öğrenimini bırakmak zorunda kalan Gürcan, parti çalışmaları yüzünden okula devam edip okulunu bitirememiştir. 12 Eylül sonrasında da çalışmaların içinde yer alan arkadaşımız Filistin’de de bulunmuş daha sonra Avrupa’ya gitmiş ve kendi isteği ile yeniden Türkiye’ye dönmüştür. Parti çalışmaları yüzünden 1985 Temmuzunda tutuklanmış ve bir süre içerde kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır. Parti içinde başlayan tartışmalarda yer almış ve görüşlerini dile getirmiştir.

Son toplantıdan birlikte ayrılırken diğer arkadaşlara ben; “bu parti kendi adıyla yeniden kurulacak, ilke, kitle, Genç Sosyalist ve Gerçek yeniden çıkarılacak” dedim. Gürcan’la sözleştik ve ölünceye kadar kendisiyle sözleşmemizi bozmadık. Bugüne kadar ne onun ne de bizim birbirimizle ilgili sarfettiğimiz tek kötü söze kimse tanık olmuş değildir. Kendisi partimizin yeniden açılış genel kurulunda delegemizdi ve genel kurulumuzda kendisine yakışır bir konuşma yaparak bize güç ve destek verdi. Onu, insan olan Veli Gürcan’ı unutmayacağız.

Değerli yoldaşlarım insan kimileri ile öylesine güzel şeyler paylaşır ki, bunlar ölünceye kadar unutulamaz. Benim gerçekte Veli Gürcan’la paylaştıklarım da böylesine unutulmayacak güzelliklerdi ve bunları, bu güzellikleri korumayı vefa borcunun çok ötesinde şeyler olarak algılıyor ve sahip çıkıyorum.

Kendisini en son görüşüm Senirkent’te yaşadığı bağ evinde oldu. Yaşadığı sıkıntıyı oradan hemen uzaklaştırılması gerektiğini biliyorduk. Çıkıp iki partili bayan arkadaşla birlikte yanına gittik. İki gün orada kaldıktan sora üçüncü gün aramızda sözleşerek ayrıldık. Biz oradayken Afer Kara ve çocukları da geldiler. Onlarda Veli arkadaşı çok severlerdi, şimdi düşünüyorum da keşke onlar gelmemiş olsalardı diyorum. Çünkü kendisiyle sözleşmiş işlerini düzene koyar koymaz partiyi tüm Türkiye’de örgütlemek üzere sözleşmiştik. Onlar Veli Gürcan’ı ikna edip tatile götürdüler. Oysa biz kısa bir süre sonra bir araya gelecek ve birlikte parti tarihini yazacaktık. Oysa Veli oradan İzmir’e geçmiş bizden bir süre daha zaman istemişti. Ne yazık ki zamanı uzun sürdü ve bir daha geri dönemedi. Veli Gürcan hastalanmıştı.

Oysa kendisiyle sözleştiğimiz üzere Ankara’da ev bile hazırlamaya başlamıştık. Çünkü kendisi artık kimsenin evinde kalamayacağını söylemişti bize. O görüşmeden bende kalan unutamadığım şey abisinin eşinin bize söylediğidir. Abisinin eşi bize ne edin edin Veli ağabeyimi buradan götürün demişti. Çünkü; Veli ağabeyim bağ evinde yalnız diye düşündüğüm için bir kadına düğürlük ettim o kadın da, “o aklını yemiş adama mı kaldım’ diye beni geri çevirdi demişti…

Kendisiyle son görüşmemse bir telefon konuşmamız oldu. Cezamızın kesinleştiği için aranır durumdaydık. O ise İzmir Göğüs Hastanesi’nde neredeyse son günlerini yaşıyordu. Bana kendi durumunu önemsemeden “Yahu ağam nedir bu devletin senden istediği” demişti. Sonra öldü cenazesine bile gidemedim. Birkaç gün sonrada Ankara’da düzenlenen bir operasyonla tutuklandım.

O öldükten sonra kendisine TSİP’li ya da değil pek çok çevre sahip çıktı. Ve hatta mezarını bile yaptırdılar. Gerçekte bu insanoğlunu anlamak çok zor. O sağken kimsenin içtenlikle sahip çıkmadığı Veli Gürcan her nedense birden sahiplenilencek insan olarak görüldü ve herkes orada görünmek için yarıştı. Şimdi kızı Aslı’nın mezarı başında söylediği “Babamın ne çok dostları varmış” sözü nasıl da hüzünlendirici değil mi?

Ve zaten bu işte her zaman için bir gariplik olmuş, benim de aklıma hep takılmıştır nedense. Tanıdığım bir çok komünist kimseyi sağken her nedense arayan soran olmamıştır ama öldükten sonra kimi zaman salonlarda, kimi zaman mezarı başında birileri anar olmuştur. Burada kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur betimlemesi biraz yerine oturan bir benzetme değil ama her nedense bütün anmalar bu alışkanlıklar içinde yapılıyor. Beni de asıl kızdıran şey budur. Ama biz TSİP’liler olarak söz veriyoruz Veli Gürcan yoldaşımızı kendi emekleri ile anacak ve kendisin asla unutturmayacağız.

Parti olarak Veli Gürcan’ın adını yaşatmak için onun adına sayısız çalışmalar yapacak olan eylemlilikler yürüteceğiz. Bu konuda ilk işimiz Veli Gürcan’ın adını verdiğimiz PARTİ OKULU olacaktır. Onun adına bilimsel araştırmalar düzenleyecek yazın alanında etkinlikler düzenleyeceğiz.

Bu partide Veli Gürcan’ı herkesten çok daha iyi tanıyan biri olarak onu gerçek insanlığı ile döne döne anarak hakkında düşündüklerimi bitirmek isterim.

Kimi insanlar vardır ki, devrimcidir. Ama sadece devrimcidir. Onların devrimcilikleri de soğuk demir gibidir insanı asla ısıtmaz. İnsanı asla ta can evinden sarıp sarmalamaz. Onlara bir türlü ısınamazsınız, söyleyeceklerinizi bile söylemekten çekinir ve hatta başka dünyaların insanları olduğunuzu bile düşünürsünüz. Bu gibiler çoğu zaman bu durumlarına sayısız neden ileri sürebilirler. Çoğu zaman da bu davranışlarını disiplin adı altında sürdürürler. Oysa gerçeklerin öyle olmadığını küçücük bir sınama denemede bile yakalar ve hayal kırıklığına uğrarsınız.

Şimdi gelelim Veli Gürcan’a; bu arkadaşımız ne adına olursa olsun o sıcak, o kucaklayan insan yanını bir kez bile olsun es geçmiş biri değildir. Kendisine en ağır sözler söyleyen kimseleri bile hoş görmekle kalmamış onları Veli Gürcan sıcaklığı ile sarıp sarmalamıştır. Veli Gürcan sıcaklığı dedimse kimse bu da nasıl bir şeydir deyip geçmemelidir. Gerçekten de onu tanıyanlar benim bu tanımlamama hak vereceklerdir. Bu nedenle bizim partimizde yoldaşlar arasında sıcaklığın adı da Veli Gürcan sıcaklığıdır. Bu sıcaklığı ve insan davranışını her yoldaşımıza karşı sonuna kadar korumak Veli Gürcan arkadaşımıza bizim borcumuzdur diye düşünüyor, attığımız her adımı buna göre atıyoruz.

Şimdi o yok. Ama onunla birlikte biriktirdiğimiz bütün değerler bizim için yeri doldurulamaz önemde birer hazinedir.

Gürcan’ın babasını da iyi tanıyan biri olarak Veli Gürcan’daki güzelliklerin kaynağını çok iyi biliyorum.

Her ikisini de bu nedenle bir kez daha yürekten anmayı bir görev sayıyorum.


Behice Boran: 'Sosyalist Doğulmaz, Yaşanır'

İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı’ndaki duruşmada hakim karşısına çıkarıldı.

DİNLENE DİNLENE...

Hakim sordu: Çıktınız mı?

-Çıktık.

-Ne yapacaktınız?

-Taksim’e doğru yürüyecektik.

-Peki neden çıktığınız?

-1 Mayıs emeğin bayramı, mücadele günüdür. Biz de o sınıfın partisiyiz, çıktık.

-Nereden çıktınız?

-Merter’den çıktık.

-Nereye gidecektiniz?

-Taksim’e.

-Merter neresi Taksim neresi, uzun yol; siz yaşlısınız nasıl gideceksiniz?

-Dinlene dinlene…”

YAZININ TAMAMI

PARTİLİ YOLDAŞLARIMIZI SAYGIYLA ANIYORUZ

ONLAR,

KAVGAMIZIN SIRA NEFERİYDİLER...

ANILARINI MÜCADELEMİZDE YAŞATACAK,

ÖLENLERİN BOŞA ÖLMEDİĞİNİ BİLEREK,

SAVAŞIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ...

SİTEDEN mp3 DİNLE

SİZLER İÇİN, DÜNYA DEVRİM ŞARKILARI DAHİL OLMAK ÜZERE

TOPLAM 75 ADET mp3 EKLEDİK.

ŞARKILARI BİLGİSAYARINIZA DA İNDİREBİLİRSİNİZ.

SAYFA BAŞI