PARTİLİ YOLDAŞLARIMIZI SAYGIYLA ANIYORUZ

(sayfaya git)

ONLAR, KAVGAMIZIN SIRA NEFERİYDİLER...

ANILARINI MÜCADELEMİZDE YAŞATACAK,

ÖLENLERİN BOŞA ÖLMEDİĞİNİ BİLEREK,

SAVAŞIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ...

(Partili yoldaşlarımızın bilgisine: Eklemeyi unuttuğumuz yoldaşlarımız var ise, tsip15161974@gmail.com yada  0 216 337 82 10 no'lu telefon'dan bize bildiriniz.)


DESTEKLEDİĞİMİZ BELEDİYE BAŞKAN ADAYLARI


        
 

 

     

44. YILINDA

SOSYALİZM YOLUNDA

YAŞASIN 15-16 HAZİRAN

YAŞASIN SOSYALİZM

YAŞASIN TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ

"FAŞİZME KARŞI,

DEMOKRASİ.

 SÖMÜRÜYE VE KAPİTALİZME KARŞI,

SOSYALİZM."

 


Son Güncelleme 20-02-2019 02:37

Sitemiz yukarıdaki Internet tarayıcıları tarafından desteklenmektedir


TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ

SOCIALIST WORKER PARTY OF TURKEY

PARTITO SOCIALISTA DEI LAVORATORI DI TURCHIA

PARTI OUVRIER SOCIALISTE DE LA TURQUIE

Σοσιαλιστικό Εργατικό Κόμμα της Τουρκίας

터키의 사회주의 노동자 '파티

トルコ社会主義労働者党

तुर्की सोशलिस्ट वर्कर्स पार्टी


PRchecker.info

YAYINLARIMIZIN

EKİM - KASIM 2018

SAYILARI ÇIKTI

SENDİKALAR, MESLEK KURULUŞLARI, KOMÜNİST İŞÇİ PARTİLERİ LİNKLERİ


PARTİMİZİN 1993 YILI 3. GENEL KURULUNDA YAPILAN KONUŞMALARI, TARİHİ ÖNEMİ NEDENİYLE YAYINLIYORUZ.

VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-2


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-3


GÜLTEKİN GAZİOĞLU YOLDAŞIN KONUŞMASI


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI -2


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN  KONUŞMASI -3


TURGUT KOÇAK YOLDAŞ, KENDİ YAZDIĞI ŞİİRİ FIRTINA ÇOCUKLARI'NI OKUYOR

GENEL MERKEZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ANKARA İL ÖRGÜTÜ

CELAL FİL (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24 Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ÇANKAYA İLÇE ÖRGÜTÜ

AYŞE SELMA ÖZKÖKLÜ (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

İSTANBUL İL ÖRGÜTÜ

ADEM YAKAR (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

MÜNÜR BİRCAN (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

TSİP Aday üye kayıt formu

TSİP KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

ADAY ÜYELİK BAŞVURU FORMU

EKİN SANAT DERGİSİ

İSTANBUL İL TEMSİLCİLİĞİ

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire 6 -.7

 KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10


 



VE Ş. KOÇHİSAR’DA SOL VE SOSYALİSTLERİN BAĞIMSIZ ADAYI

"Nesrin Koçak Ayrancı"

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

11 ŞUBAT 2019
 
Bugüne kadar ülkemizin pek çok yerinde olduğu gibi sol ve sosyalistler kendi seçeneklerini ortaya koyup halkımıza “bizler de varız” bağlamında kalıcı, güven verici, yığınların katında umut ışığını yakan bir çalışma yapabilmiş değildir dersem haksızlık etmiş olurum. Çünkü ortada Fatsa’da bir Terzi Fikri gerçeği vardır. Daha başkalarını da sayabiliriz ama hepimizi Fikri Sönmez kardeşimizin temsil ettiğini düşündüğüm için işin bu yanını kısa tutmak en iyisidir diye düşünüyorum.

Buradan yola çıkarsak ülkemiz geniş emekçi yığınları bizleri tanımalı, bilmeli ve nasıl bir belediyecilik anlayışı ile halkımızın karşısına çıktığımıza, eğer seçilirsek neler yapacağımıza tanık olmalılar ki “demek ki bir başka dünya da varmış” diyebilsinler.

Evet, gerçekten de bir başka dünya vardır o da ilericilerin, demokratların, devrimcilerin, sosyalistlerin dünyasıdır. O dünyada yakınlarını kayırma yoktur. O dünyada yüksek bir istekle hem de hiçbir karşılık beklemeksizin halkımıza hizmet etmek isteği vardır. O dünyada hak vardır, hukuk vardır, eşitlik vardır. O dünyada kimse bulunduğu yerin rantını yemeye kalkamaz. O dünyada ne yolsuzluk, ne hırsızlık ne de başkalarının alın terini cebe indirip köşeyi dönmek gibi bir amaç söz konusudur. İnsan merkezli, emeğe saygılı, üreteni gözeten, kollayan bir anlayış her şeyden önce gelir.

O dünyada yarınımız ve geleceğimiz olan çocuklarımızı, gençlerimizi koruyup kollamak ve onlara iyi bir gelecek sunmak amacı güdülür. Bunun için kimseyi ayırmaksızın fırsat eşitliği gözeterek bir eğitim anlayışı ile gençlerimizin donanımı sağlanır. O dünyada kadınlarımız ayrıcalıklıdır. Ayrıcalıklıdır çünkü yaşamın onca yükünü çekiyor olmalarına karşın karşılaştıkları olumsuzluklar ve kadınlarımıza yönelik şiddet söz konusu bile edilemez. Eğitim ve insanca yaşam herkesin hakkıdır ve kadınlarımız herhangi bir nedene bağlı olmaksızın bu haklardan eşit şekilde paylarına düşeni alırlar.

O dünya da yaşam ve gelecek kaygısı ile kimsenin yaşamı zindana çevrilemez. Herkese iş, herkese aş zorunluluktur. Yaşlılarımız ülkeye yaşamları boyunca hizmet ettiklerinden onların yaşamını da güzelleştirmek için elden ne geliyorsa yapılır.

Kapitalizmin doymak bilmeyen hırsları ve insan doğasına aykırılığı yüzünden ırmaklarımız, göllerimiz, denizlerimiz, ormanlarımız, kıyılarımız, kentlerimiz rant uğruna yağmalanamaz, kirletilemez. Birileri milyonlar vursun diye sanayi atıklarını ırmaklarımıza, denizlerimize bırakıp doğayı da, insanları da yok etmeye kalkamaz. Kalkamaz çünkü bütün bunların nedeni kapitalizmdir ve bu düzen yıkılmak zorundadır.

Bizim dünyamızda işçilerimizin, üreticilerimizin alınterinin üzerine kimse konmaya kalkamaz. Bizim dünyamızda para kimdeyse sultan da odur, güç de ondadır, o istediğini yapabilir anlayışı hükümsüzdür. Bizim dünyamızda kimse karanlığı savunamaz, Cumhuriyete burun kıvıramaz, kimse şeriat isteklerini halka bir seçenekmiş gibi sunamaz. Başkalarının üzerinde din sömürüsü yaparak üstünlük taslayamaz. Kimse etnik kökeninden ve inançlarından dolayı ayırt edilemez. Eşit, kardeşçe ve barış içinde bir yaşam bizlerin ilkesidir.

Yargı kimisine farklı, kimisine daha farklı adalet dağıtamaz. Herkes ama herkes yasalar önünde eşittir.

Evet, daha yazacağımız pek çok şey vardır. Bu görüşlerimizi de yeri ve zamanı geldiğinde her fırsatta dile getirip sizlerle paylaşacağız. 13 Şubat 2019 Çarşamba günü Ş. Koçhisar’da bir basın açıklaması ile adayımızı açıklayacağız.

Türkiye Sosyalist İşçi Partisi olarak gösterdiğimiz bağımsız adayı pek çok ilerici, demokrat, devrimci ve sosyalist kesimlerin destekleyeceğini biliyoruz. Başarı gelirse ki geleceğini düşünüyoruz.

Hepimizin başarısı olacak.

Bu nedenle herkesi ama herkesi bizimle dayanışmaya çağırıyoruz.

 

"HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZI: VE Ş. KOÇHİSAR’DA SOL VE SOSYALİSTLERİN BAĞIMSIZ ADAYI "Nesrin Koçak Ayrancı"

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

"GÜNCEL NOTLAR"

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

09 ŞUBAT 2019

“Vatan hainlerinin yanında yer almaktansa, hırsız bizim hırsızımız. Biz yananda yer alırız.”

“Ruz-i mahşerde (kıyamet günü) AKP’ye verdikleri oy berat belgelerinden biri olur.”

“AKP’ye oy vermeyeni Allah çarpar.”

Ya peki, Recep Tayyip Erdoğan’ın kadro isteyenlere nasıl seslendiğini biliyor musunuz?

“Şu toplantıyı provake etmeyin. Her şeyi verdik bir şey beklemeyin. Biz Cudi’de, Kandilde terörle mücadele ederken sizin söylediklerinize bakın.”

Neymiş efendim, Recep Tayyip öyle alışılmış liderlere de benzemezmiş.

Size söylüyorum, bundan böyle AKP ve saray iktidarından bu sözlerin dışında sözler duyacağınızı sanıp kendinizi kandırmayın.

İşinizi kaybetmişsiniz.

KHK’larla binlerce insan işinden olmuş.

Her 2,5 dakikada OHAL Komisyonu KHK mağdurlarının durumunu görüşüp geri işlerine dönmesini engelliyor.

Sözün özü şu: AKP ve saray iktidarı ortalığı Kel Ali’nin bağına döndürdü.

Bundan böyle de üzüm omcalarının güvereceğini kimseler düşünmesin kimse.



Görüntünün olası içeriÄ?i: Serhat Ã?akın, gülümsüyor, selfie ve yakın çekim

SERHAT ÇAKIN'DAN "HAFTALIK" DEĞERLENDİRMELER:

09 - 16 ŞUBAT 2019

1- Muhalif medyadan alınan bilgilere göre bugün Türkiye’de 5 milyon genç üretim dışında bulunuyor.

Üretimin dışında kalan ve üretime bir katkısı olmayan bu gençlerden eğitim düzeyi düşük olanlar bir süre sonra lümpenleşerek suça yönelip suç ekonomisinin bir parçası haline geleceklerdir.

Bu da organize suç örgütlerinin güçlenmesine ve suç oranının artmasına yol açacaktır.

Bunun yanında işsiz gençlerin sayısındaki büyük artış yoksullukla birlikte kaybedecek fazla bir şeyi olmayan bu gençleri toplumsal patlamalarda sürükleyici bir unsur haline getirecektir.

Öte yandan 5 milyon gencin üretim dışında kalması Türkiye’de üretimin düştüğünü, ekonominin küçülmekte olduğunu ve bu küçülmenin de devam edeceğini de göstermektedir.

Diğer yandan pek çok işsiz eğitimli genç'de yurtdışına göçmen olarak gidip yerleşmekte; bu da ülkenin nitelikli işgücü kaybını arttırmaktadır.

Yurtdışına göçün işsizlik dışında baskıcı ve otoriter faşizan yönetimden kaynaklanan nedenleri de olmakla birlikte, işsizlik ve ekonomik belirsizlik'de bu nedenlerin arasında önemli bir yer tutmaktadır.

*********

2- Gıda fiyatlarındaki artış nedeniyle daha ucuz gıda alabilmek için gıda kuyrukları, sebze meyve kuyrukları oluşuyor.

Bu gelişmeler halkın hoşnutsuzluğunu ve tepkilerini arttırdığı için sebze meyve fiyatlarının artışını önlemek ve fiyatları düşürmek için göstermelik önlemler ve hal denetimlerine gidiliyor.

Bu önlemlerin de yeterli olmaması nedeniyle tanzim satışlara gidiliyor.

Ancak bu önlemler seçimlere kadar halkı oyalama ve göz boyamaya yönelik çalışmalar olup etkileri de sınırlı ve geçici olacaktır.

Tüm çabalara rağmen fiyat artışları sürüyor.

Gıda ürünleri, sebze ve meyve fiyatları biraz düşürülse de artmaya devam ederken, ilaç fiyatlarına da yaklaşık %26 oranında zam geldi.

Bu artışlar yerel seçimlerden sonra yapılacak zamlarla daha çok hızlanacak ve bununla birlikte enflasyon oranı da yükselecektir.

********

3- Dünya Ekonomisi, özellikle Amerikan Ekonomisi büyük bir krize gebedir.

Bu kriz, büyük bir olasılıkla 2020 yılında gerçekleşecek.

Bu kriz, şimdiye kadar dünyanın görülmüş en büyük ekonomik, parasal krizi olacaktır.

1929 Ekonomik Krizi’nden bile çok daha etkili ve şiddetli olması bekleniyor.

Bu ekonomik tufanın uzmanlara göre nedeni dünya ekonomisindeki yapısal değişimdir.

Para ekonomisinden bilgi ekonomisine geçilmesi ve para ekonomisinin alanının giderek daralmasıdır.

Bu daralma da para ekonomisini ve finans kapitali sıkıştırıp zorlamaktadır.

Bunun sonucunda paranın niteliği parayı yöneten para sermayesinin sahipleri tarafından değiştirilip bozulmaktadır.

Bu bozulma, ilk kez ABD’ de altın stoklarının zamanla azalması sonucu doların altın karşılığının önce düşürülmesi, daha sonra da doların altın karşılığının tamamen kaldırılarak doların sınırsız bir biçimde basılması yoluna gidilmesiyle ortaya çıkmıştır.

Bu politikalar zamanla diğer gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler tarafından da uygulamaya konmuştur.

Bunun sonucunda karşılıksız para basımı sınırsız bir biçimde bütün dünyada artarak önceki dönemlerde bile görülmemiş bir düzeye ulaşmış olup, bununla birlikte borçlanmada da büyük bir artış olmuştur.

Çünkü aşırı para basımı borçlanmanın da hızla artması sonucunu doğurmuştur.

Ekonomi uzmanları bu borçların tamamının bugün ödenemez duruma geldiğini söylemektedirler.

Bugün, dünyadaki tüm devletler ve kurumlar birbirlerine borçlarını ödemeye kalksalar piyasadaki tüm dolarlar bunun için kullanılır, piyasada dolar kalmadığı halde borçlar yine de tamamen ödenemez.

Bu durum, borsa ve para piyasalarında ekonomik bir krizle birlikte bir çöküşe yol açarken, bu çöküş emlak piyasalarını da etkilemektedir.

Bugün inşa edilen konutların önemli bir bölümü satılamamaktadır ve boştur.

Bu konutları almak için yapılan taksitler ve bunlara ödenen faizler nedeniyle yüzlerce insan satın aldıkları evlerin parasına denk bir parayı da para finans sahiplerine ödüyorlar.

Bu gelişmeler emlak piyasasının da sadece Türkiye’de değil bütün dünyada sarsılacağını, çökeceğini gösteriyor.

Öte yandan ortaya çıkacak olan bu kriz bugüne dek görülmüş dünyanın en büyük küresel para krizi olacaktır.

Bu krizin belirtilerinden biri de ekonomilerin durgunluğa girmesi ve işsizliğin sürekli olarak artmasıdır.

Nitekim Almanya, Japonya, İsviçre gibi ülkelerde ekonomiler durgunluğa girmekte, ekonomik küçülmeler yaşanmakta, bunun sonucu olarak işsizlik artmaktadır.

Bu yıl, yani 2018’de Almanya Ekonomisi %2,4 oranında küçülmüştür.

Bu küçülmenin bu yıl da süreceği düşünülüyor.

Birçok gelişmiş kapitalist ülkede de aynı sorunlarla karşılaşılmaktadır.

Dünyada yakın zamanda; hatta çok yakın zamanda ortaya çıkacak olan böyle bir para krizinde paranın değerinin hızla düşüp pul olması ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan yüksek, hatta hiper enflasyon gelişmiş kapitalist ülkeleri de ciddi biçimde etkileyebilir ve sarsabilir.

Bu gelişmelerde dünya ölçeğinde işsiz kalan ve hızla yoksullaşan yığınların büyük toplumsal hoşnutsuzluklarına ve isyanlarına giden yolu açacak, hükümetleri ve ekonomik siyasal sistemi sarsarak köklü değişikliklere, köklü toplumsal değişimlere zemin hazırlayacaktır.

Bu aşamada paranın yerini altın, gümüş gibi değerli madenler ve bitcoin gibi paralar almaya başlayabilir.

Özetle günümüzde dünyada üretim biçiminin değişmesi (para ekonomisinden bilginin yoğun olarak kullanıldığı ekonomiye) ve gelişen üretici güçler üretim ilişkilerini gittikçe daha ciddi olarak zorlamaktadır.

Bu da dünyanın bir devrime gebe olduğunu göstermektedir.

Ancak para ekonomisinin gireceği bu krizin bir devrime mi yoksa bir karşı devrime mi yol açacağı ve üçüncü bir paylaşım savaşının çıkmasını mı sağlayacağı devrimin öznel koşullarının yeterince oluşturulup oluşturulmamasına bağlıdır.

*********

4- İş Bankası’nın hisselerinin hazineye saray tarafından ortaya atılıp dillendirilmeye başlandı.

Bu alandaki açıklamalar karlı bir kuruluş olan İş Bankası’nın kaynaklarından yararlanıp bunları kontrol etme amacına yönelik olmanın dışında; aynı zamanda bu hisseleri yurt dışında satıp bu yoldan para bulmak amacına yöneliktir.

Zira saray ve iktidar için gelecek yerel seçimlerden sonra en önemli sorun durumu idare edebilecek yeterli parayı, sermayeyi bulmaya çalışmaktır.

*********

5- Mısır Devlet Başkanı, 55. Münih Güvenlik Konferansı’nda Suriye’ye yabancı savaşçıları sokan ülkeden ve Suriye’de silahlı terör güçlerini bölgesel kazanımlar elde etmek için destekleyen devletlerden hesap sorulması gerektiğini söyleyerek bu faaliyetleri organize eden ve bunlara destek olan devletleri eleştirerek, bunlarla birlikte Türkiye Yönetimini’ de dolaylı olarak hedef aldı.

Bu da ilerde Türkiye Yönetimi’nin hem Birleşmiş Milletler ve uluslararası kamuoyunda; hem de Arap ve İslam Ülkeleri arasında ciddi uyarı ve eleştirilerle karşılaşıp, daha fazla tepki görebileceğinin bir göstergesidir.

 


DOST VE KARDEŞ ÜLKE SURİYE, İŞTE BU KADAR GÜZEL.



Turgut KOÇAK:

VELİ GÜRCAN

Veli Gürcan yoldaşımız Isparta Lisesi’nde öğrenciyken komünist olduğu gerekçesiyle disiplin kuruluna verilmiş daha sonra da okuldan uzaklaştırılmıştır. Lise son sınıfı bu yüzden Afyon’da okumak zorunda kalmış, liseyi bitirdikten sonra ise İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girmiştir. Burada TİP üyesi olan Gürcan daha sonra kurulan TİP’in gençlik örgütü Sosyalist Gençlik Örgütü’ün (SGÖ) yöneticisi olmuştur.

12 Mart faşizmi ile birlikte kapatılan TİP’ten sonra ise daha sonra TSİP’i kuracak olan bir grup arkadaşla birlikte olmuştur.

İyi bir sokak tiyatrocusu olan Gürcan Kavel direnişine de katılarak direnişçiler için moral kaynağı olmuştur. 12 Mart faşizminin yüzünden son sınıfta öğrenimini bırakmak zorunda kalan Gürcan, parti çalışmaları yüzünden okula devam edip okulunu bitirememiştir. 12 Eylül sonrasında da çalışmaların içinde yer alan arkadaşımız Filistin’de de bulunmuş daha sonra Avrupa’ya gitmiş ve kendi isteği ile yeniden Türkiye’ye dönmüştür. Parti çalışmaları yüzünden 1985 Temmuzunda tutuklanmış ve bir süre içerde kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır. Parti içinde başlayan tartışmalarda yer almış ve görüşlerini dile getirmiştir.

Son toplantıdan birlikte ayrılırken diğer arkadaşlara ben; “bu parti kendi adıyla yeniden kurulacak, ilke, kitle, Gerçek, Sosyalist ve Gerçek yeniden çıkarılacak” dedim. Gürcan’la sözleştik ve ölünceye kadar kendisiyle sözleşmemizi bozmadık. Bugüne kadar ne onun ne de bizim birbirimizle ilgili sarfettiğimiz tek kötü söze kimse tanık olmuş değildir. Kendisi partimizin yeniden açılış genel kurulunda delegemizdi ve genel kurulumuzda kendisine yakışır bir konuşma yaparak bize güç ve destek verdi. Onu, insan olan Veli Gürcan’ı unutmayacağız.

Değerli yoldaşlarım insan kimileri ile öylesine güzel şeyler paylaşır ki, bunlar ölünceye kadar unutulamaz. Benim gerçekte Veli Gürcan’la paylaştıklarım da böylesine unutulmayacak güzelliklerdi ve bunları, bu güzellikleri korumayı vefa borcunun çok ötesinde şeyler olarak algılıyor ve sahip çıkıyorum.

Kendisini en son görüşüm Senirkent’te yaşadığı bağ evinde oldu. Yaşadığı sıkıntıyı oradan hemen uzaklaştırılması gerektiğini biliyorduk. Çıkıp iki partili bayan arkadaşla birlikte yanına gittik. İki gün orada kaldıktan sora üçüncü gün aramızda sözleşerek ayrıldık. Biz oradayken Afer Kara ve çocukları da geldiler. Onlarda Veli arkadaşı çok severlerdi, şimdi düşünüyorum da keşke onlar gelmemiş olsalardı diyorum. Çünkü kendisiyle sözleşmiş işlerini düzene koyar koymaz partiyi tüm Türkiye’de örgütlemek üzere sözleşmiştik. Onlar Veli Gürcan’ı ikna edip tatile götürdüler. Oysa biz kısa bir süre sonra bir araya gelecek ve birlikte parti tarihini yazacaktık. Oysa Veli oradan İzmir’e geçmiş bizden bir süre daha zaman istemişti. Ne yazık ki zamanı uzun sürdü ve bir daha geri dönemedi. Veli Gürcan hastalanmıştı.

Oysa kendisiyle sözleştiğimiz üzere Ankara’da ev bile hazırlamaya başlamıştık. Çünkü kendisi artık kimsenin evinde kalamayacağını söylemişti bize. O görüşmeden bende kalan unutamadığım şey abisinin eşinin bize söylediğidir. Abisinin eşi bize ne edin edin Veli ağabeyimi buradan götürün demişti. Çünkü; Veli ağabeyim bağ evinde yalnız diye düşündüğüm için bir kadına düğürlük ettim o kadın da, “o aklını yemiş adama mı kaldım’ diye beni geri çevirdi demişti…

Kendisiyle son görüşmemse bir telefon konuşmamız oldu. Cezamızın kesinleştiği için aranır durumdaydık. O ise İzmir Göğüs Hastanesi’nde neredeyse son günlerini yaşıyordu. Bana kendi durumunu önemsemeden “Yahu ağam nedir bu devletin senden istediği” demişti. Sonra öldü cenazesine bile gidemedim. Birkaç gün sonrada Ankara’da düzenlenen bir operasyonla tutuklandım.

O öldükten sonra kendisine TSİP’li ya da değil pek çok çevre sahip çıktı. Ve hatta mezarını bile yaptırdılar. Gerçekte bu insanoğlunu anlamak çok zor. O sağken kimsenin içtenlikle sahip çıkmadığı Veli Gürcan her nedense birden sahiplenilencek insan olarak görüldü ve herkes orada görünmek için yarıştı. Şimdi kızı Aslı’nın mezarı başında söylediği “Babamın ne çok dostları varmış” sözü nasıl da hüzünlendirici değil mi?

Ve zaten bu işte her zaman için bir gariplik olmuş, benim de aklıma hep takılmıştır nedense. Tanıdığım bir çok komünist kimseyi sağken her nedense arayan soran olmamıştır ama öldükten sonra kimi zaman salonlarda, kimi zaman mezarı başında birileri anar olmuştur. Burada kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur betimlemesi biraz yerine oturan bir benzetme değil ama her nedense bütün anmalar bu alışkanlıklar içinde yapılıyor. Beni de asıl kızdıran şey budur. Ama biz TSİP’liler olarak söz veriyoruz Veli Gürcan yoldaşımızı kendi emekleri ile anacak ve kendisin asla unutturmayacağız.

Parti olarak Veli Gürcan’ın adını yaşatmak için onun adına sayısız çalışmalar yapacak olan eylemlilikler yürüteceğiz. Bu konuda ilk işimiz Veli Gürcan’ın adını verdiğimiz PARTİ OKULU olacaktır. Onun adına bilimsel araştırmalar düzenleyecek yazın alanında etkinlikler düzenleyeceğiz.

Bu partide Veli Gürcan’ı herkesten çok daha iyi tanıyan biri olarak onu gerçek insanlığı ile döne döne anarak hakkında düşündüklerimi bitirmek isterim.

Kimi insanlar vardır ki, devrimcidir. Ama sadece devrimcidir. Onların devrimcilikleri de soğuk demir gibidir insanı asla ısıtmaz. İnsanı asla ta can evinden sarıp sarmalamaz. Onlara bir türlü ısınamazsınız, söyleyeceklerinizi bile söylemekten çekinir ve hatta başka dünyaların insanları olduğunuzu bile düşünürsünüz. Bu gibiler çoğu zaman bu durumlarına sayısız neden ileri sürebilirler. Çoğu zaman da bu davranışlarını disiplin adı altında sürdürürler. Oysa gerçeklerin öyle olmadığını küçücük bir sınama denemede bile yakalar ve hayal kırıklığına uğrarsınız.

Şimdi gelelim Veli Gürcan’a; bu arkadaşımız ne adına olursa olsun o sıcak, o kucaklayan insan yanını bir kez bile olsun es geçmiş biri değildir. Kendisine en ağır sözler söyleyen kimseleri bile hoş görmekle kalmamış onları Veli Gürcan sıcaklığı ile sarıp sarmalamıştır. Veli Gürcan sıcaklığı dedimse kimse bu da nasıl bir şeydir deyip geçmemelidir. Gerçekten de onu tanıyanlar benim bu tanımlamama hak vereceklerdir. Bu nedenle bizim partimizde yoldaşlar arasında sıcaklığın adı da Veli Gürcan sıcaklığıdır. Bu sıcaklığı ve insan davranışını her yoldaşımıza karşı sonuna kadar korumak Veli Gürcan arkadaşımıza bizim borcumuzdur diye düşünüyor, attığımız her adımı buna göre atıyoruz.

Şimdi o yok. Ama onunla birlikte biriktirdiğimiz bütün değerler bizim için yeri doldurulamaz önemde birer hazinedir.

Gürcan’ın babasını da iyi tanıyan biri olarak Veli Gürcan’daki güzelliklerin kaynağını çok iyi biliyorum.

Her ikisini de bu nedenle bir kez daha yürekten anmayı bir görev sayıyorum.


Behice Boran:

'Sosyalist Doğulmaz, Yaşanır'

İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı’ndaki duruşmada hakim karşısına çıkarıldı.


DİNLENE DİNLENE...

Hakim sordu: Çıktınız mı?

-Çıktık.

-Ne yapacaktınız?

-Taksim’e doğru yürüyecektik.

-Peki neden çıktığınız?

-1 Mayıs emeğin bayramı, mücadele günüdür. Biz de o sınıfın partisiyiz, çıktık.

-Nereden çıktınız?

-Merter’den çıktık.

-Nereye gidecektiniz?

-Taksim’e.

-Merter neresi Taksim neresi, uzun yol; siz yaşlısınız nasıl gideceksiniz?

-Dinlene dinlene…”

YAZININ TAMAMI


MAİL ADRESLERİMİZ

tsip15161974@gmail.com

tsip1974@hotmail.com

turgutkocak2009@hotmail.com

tsip.ali.oner@hotmail.com

tsip@tsip1974.com

kitle.dergisi@hotmail.com

ekinsanat@hotmail.com


SAYFA BAŞI