PARTİLİ YOLDAŞLARIMIZI SAYGIYLA ANIYORUZ (sayfaya git)

ONLAR, KAVGAMIZIN SIRA NEFERİYDİLER. ANILARINI MÜCADELEMİZDE YAŞATACAK, ÖLENLERİN BOŞA ÖLMEDİĞİNİ BİLEREK,

SAVAŞIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ...


AB'DEN HİBE ALAN SOL ÖRGÜTLER VE YÖNETİCİLERİ,

ALÇAK'DIR. LİBERAL'DİR. İŞBİRLİKÇİ'DİR.


DİSK

"GÖZ BEBEĞİMİZ DİSK, GELENEĞE SÖZ VERDİK... GELECEĞE TAŞIYACAĞIZ.."

İŞÇİ SINIFINDAN HABERLER

DİSK

http://www.disk.org.tr/

BANK-SEN

http://www.banksen.org.tr

BASIN-İŞ

www.diskbasinis.org

BİRLEŞİK METAL-İŞ

http://www.birlesikmetal.org

BTO-SEN

www.btosen.org.tr

CAM KERAMİK-İŞ

http://www.disk-camkeramikis.org

DEV MADEN-SEN

http://www.devmadensen.org.tr

DEV SAĞLIK-İŞ

http://www.devsaglikis.org.tr

DEV TURİZM-İŞ

http://www.devturizmis.org.tr/

DEVRİMCİ YAPI-İŞ

http://www.devyapi-is.org

EMEKLİ-SEN

http://www.tumemeklisen.com

ENERJİ-SEN

http://www.enerjisen.org

GENEL-İŞ

http://www.genel-is.org.tr

GIDA-İŞ

http://www.gidais.com

GÜVENLİK-SEN

http://www.guvenliksen.org.tr/

İLETİŞİM-İŞ

http://www.deviletisimis.org.tr

LASTİK-İŞ

http://www.lastik-is.org.tr

LİMTER-İŞ

http://www.limteris.com

NAKLİYAT-İŞ

http://nakliyatis.org

SİNE-SEN

https://twitter.com/DiskSine

SOSYAL-İŞ

http://www.sosyal-is.org.tr

TEKSTİL

http://www.disktekstil.org

TÜMKA-İŞ

http://www.tumkais.org

   

45. YILINDA...

SOSYALİZM YOLUNDA...

YAŞASIN TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ


FAŞİZME KARŞI

DEMOKRASİ

SÖMÜRÜYE VE KAPİTALİZME KARŞI

SOSYALİZM

PRchecker.info

PARTİ PROGRAMIMIZIN 'OR' KODUNU TELEFONUNUZA TARATIN.

İSTEDİĞİNİZ ZAMAN,

İSTEDİĞİNİZ YERDE OKUYUN.

PARTİ PROGRAMI

Not: Programımızı okuyup benimseyen 18 yaşından gün almış herkes, partimize aday üyelik için başvurabilir.


PARTİMİZİN 1993 YILI 3. GENEL KURULUNDA YAPILAN KONUŞMALARI, TARİHİ ÖNEMİ NEDENİYLE YAYINLIYORUZ.

VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-2


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-3


GÜLTEKİN GAZİOĞLU YOLDAŞIN KONUŞMASI


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI -2


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN  KONUŞMASI -3


TURGUT KOÇAK YOLDAŞ, KENDİ YAZDIĞI ŞİİRİ FIRTINA ÇOCUKLARI'NI OKUYOR

GENEL MERKEZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ANKARA İL ÖRGÜTÜ

CELAL FİL (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24 Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ÇANKAYA İLÇE ÖRGÜTÜ

AYŞE SELMA ÖZKÖKLÜ (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

İSTANBUL İL ÖRGÜTÜ

ADEM YAKAR (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

MÜNÜR BİRCAN (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

TSİP Aday üye kayıt formu

TSİP KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

ADAY ÜYELİK BAŞVURU FORMU

İZMİR İLÖRGÜTÜ

SATILMIŞ AKGÜN (BAŞKAN)

Fevzipaşa cad. 1368 sokak No: 1 kat: 8 Daire: 804 Basmane

(Diş Egitim Hastanesinin karşısında)

KONAK / İZMİR

TEL: 0232 483 9098

KONAK İLÇE ÖRGÜTÜ

Fevzipaşa cad. 1368 sokak No: 1 kat: 8 Daire: 804 Basmane

(Diş Egitim Hastanesinin karşısında)

KONAK / İZMİR

TEL: 0232 483 9098

ÜNYE İLÇE ÖRGÜTÜ

SALİM OĞUZ (BAŞKAN)

Burunucu Mah. Kaymakam Sok. No: 17

ÜNYE - ORDU

EKİN SANAT DERGİSİ

İSTANBUL İL TEMSİLCİLİĞİ

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire 6 -.7

 KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10


WEB VE MAİL ADRESLERİMİZ

TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ (TSİP)

SOCİALİST WORKERS' PARTY OF TURKEY

KURULUŞ:

15-16 HAZİRAN 1974

ORGANIZATIONS:

15-16 JUNE 1974

45.YILINDA...  SOSYALİZM YOLUNDA...

WEB SİTESİ:


http://www.tsip1974.com/

https://www.facebook.com/AmerikaSuriyedenDefol

https://www.facebook.com/tsip15161974

https://www.facebook.com/tsip1974

STALİN KOMÜNİZMDİR
https://www.facebook.com/groups/345728572561507/

UYAN ARTIK UYAN UYAN ESİRLER DÜNYASI
https://www.facebook.com/groups/2028259010571656/

"BU SAYFA, DİRENEN YOKSUL YEMEN HALKININ HABERLERİNE AYRILMIŞTIR."
https://www.facebook.com/groups/1740767676034913/

https://twitter.com/tsipgenelbaskan

https://twitter.com/TsipGenelSek

MAİL ADRESLERİ:

tsip15161974@gmail.com

tsip1974@hotmail.com

tsip@tsip1974.com

tsip.ali.oner@hotmail.com

turgutkocak2009@hotmail.com/a>


YAYINLARIMIZIN ŞUBAT 2019 SAYILARI ÇIKTI: OKU - OKUT - ABONE OL - ABONE BUL


WEB SİTEMİZDEKİ YAZILARIMIZDAN
KAPİTALİST SİSTEM HIRSIZLIKTIR AHLAKSIZLIKTIR
SOSYALİSTLER VAR TSİP VAR GELECEK VAR
NE KADAR DA İKİYÜZLÜSÜNÜZ
ÖMER GÜRCAN
KORONA VİRÜSÜ MÜ? YOKSA KAPİTALİZM Mİ TEHLİKELİ?
TEHLİKELİ OLAN SADECE KORONA VİRÜSÜ MÜ?
YARGIYA BAK TARAFSIZLIĞI GÖR
SİZ BUNA DEMOKRASİ Mİ D İ Y O R S U N U Z ?
DEVRİMBAZLIK MI? DEVRİMCİLİK Mİ?
KARANLIK GÜÇLER Mİ, DERİN DEVLET Mİ?
KAPİTALİZM BİTTİ KURTULUŞ SOSYALİZMDE
SOSYALİZM DÜŞ MÜ GELECEK Mİ?
FAŞİZM VE GERİCİLİKLE NASIL SAVAŞILIR?
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-1  TİP
LİBYA’YA ASKER YA DA ATEŞ KES
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-2  TSİP
HAFIZA TAZELEME: MENDERES NEDEN İDAM EDİLDİ
NEDEN SOSYALİZM?
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -1
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -2
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -3
TSİP TARİHİNDEN -1
TSİP TARİHİNDEN -2
İŞİN NERESİNDEYİZ
SOSYALİZM DÜŞ MÜ GELECEK Mİ?
KISA POLİTİK DEĞERLENDİRİMLER VE TSİP’İN KURULUŞU
İDLİB DENİLEN HİKAYE
EVDE OTUR DEMİR YE!
DÜNYADA EN ÇOK HAİNİN BULUNDUĞU ÜLKE HANGİSİDİR?
ÜLKÜCÜ FAŞİST HAREKETİN TARİHİ -1
ÜLKÜCÜ FAŞİST HAREKETİN TARİHİ -2
AZİZ NESİN VE HALK MASALLARI / Toplam 24 Masal
SOLAK SOL MU? SOSYALİZM Mİ?
SOLUN GENEL DURUMU
 SURİYE’DEN SONRA LİBYA BATAĞI
TSİP KOMÜNİST OLMAYANLARA DOKUNUR
SURİYE’DE NE OLUP BİTTİ
HDP’NİN KARARI
TEHLİKELİ OLAN SADECE KORONA VİRÜSÜ MÜ?

TROÇKİ VE TROÇKİZM ÜZERİNE

HAİN TROÇKİ
TROÇKİ STALİN VE KIZIL ORDU
TROÇKİ'DEN TİTO'YA
TROÇKİ FRANKO HİZMETİNDE

TROÇKİ VE LENİNE KARŞI KOMPLO

LENİN'İN 50. DOGUM YILDÖNÜMÜ VESİLESİYLE KONUŞMA - Stalin 1920

TRANSKAFKASYA'NIN SOSYALİZM MASKELİ KARŞI-DEVRİMCİLERİ - Stalin 1918

BOLŞEVİK PARTİNİN SAVAŞ, BARIŞ VE DEVRİM SORUNLARINDAKİ TEORİ VE TAKTİĞİ - Stalin

Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni - Romada Devlet / Engels
POLİS DEVLETİ NASIL OLUR?
SENDİKALAR, MESLEK KURULUŞLARI, KOMÜNİST İŞÇİ PARTİLERİ LİNKLERİ
ÖRGÜTSÜZLÜĞÜ KUTSAYANLAR YA DA BOŞ GEVEZELİKLER…

KANDIRANLAR VE KANANLAR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

11 TEMMUZ 2020

Ben kendimi bildim bileli Müslümanlığı kendisine kazanç kapısı sayanlar her fırsatta Ayasofya’dan söz edip durmuşlar, konuyu sürekli olarak sanki içten istiyorlarmış gibi hep gündemde tutmuşlardır. Bütün sağ iktidarlar ve bu arada dinci partiler de Ayasofya’yı konuşarak oy devşirmek için durup dururken sözü bayram değil, seyran değil eniştem beni niye öptüye getirip getirip kafa ütülemişlerdir.

Tarihi tarihe bırakmak gerekir fakat bu dinci kesimine de tarihi yalan üzerinde anlatma fırsatı verilmemelidir. Bilindiği gibi insanlık tarihinin her dönem kendine özgü bir akışı olmuş, yasaları da bu akışa uygun olarak kabul görüp içselleştirilmese de anlayış fetih üzerinden kabul görüldüğü için fethedenler fethettikleri topraklarda istedikleri gibi tasarruf hakkını kullanmışlardır.

Hani bizimkiler Osmanlı padişahlarını anlatırken yere göğe sığdırmaz onlara her sıfatı layık görürler ya işte bir kez daha bu dinci takımı Fatih Sultan Mehmet’i Ayasofya konuşulurken övgü olarak söylemediklerini bırakmamışlardır. Ancak Fatih’in İstanbul’u fethetmesi onun gerçeğini değiştirmez değiştiremez. Öncelikle söylemek isteriz ki kardeşlerin katliamı Fatih’le başlayıp 4 asır'a yakın bir süre yani Osmanlı İmparatorluğunun son birkaç sultanı hariç devam etmiştir. Dolayısı ile Ayasofya’nın hem de Danıştay kararı ile ibadete açılmış olması söyleyeceklerimizi asla yok derecesine indirmez.

Fatih’in annesi Müslüman değildi. Ölünceye kadar da Müslüman olmadı. Fatih ise bu konuda annesine gösterilmesi gereken toleransı gösterdi. Şimdi konuyu iki de bir İslamlığa getirip getirip konuşmak bugünün sözüm ona inananlarını aklamaya yetmez. Yetmediği gibi niçin böyle davranıldığını da anlamamak için andavallı olmak gerekir.

Bir kez Kurtuluş Savaşı sırasında da, Cumhuriyet kurulurken de Cumhuriyetin kurum ve kuruluşları yerleştirilirken de bu dinci kesim tarafından sürekli olarak kötülenmiştir. Gelişene müdahale etmek için kendilerinde güç olmadığını iyi bildikleri için susmayı yeğlemişler, zaman zaman sağ siyasi iktidarlarda durumun lehlerine döndüğünü düşünerek daha saldırgan tutum aldıkları da çok görülmüştür.

Bugünün Türkiye gazetesinin başlığına bir bakın ne demek istediğimizi kolaylıkla anlayacaksınız. Türkiye Gazetesi’ne göre 86 yılık Ayasofya esareti bitmiştir. Peki, bu başlığı atarak Türkiye gazetesi nasıl bir mesaj vermeye kalkışmaktadır?

Bildiğiniz gibi 1934 yılında Bakanlar Kurulu Kararı ve Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasıyla Ayasofya’nın bir bölümü ibadete açık kalmak koşulu ile müzeye çevrilmiştir. İşte dinci kesim Atatürk’ün ve bakanlar kurulunun kararını esaret olarak gördükleri için Türkiye Gazetesi de bu başlığı rahatlıkla atabilmektedir. Yani, yanisi şu; AKP ve saray iktidarı ve onu destekleyen cümle tarikat ve cemaatlerin asıl hedefe koydukları kimse çok bellidir. Bugün gelinen noktada saray iktidarının amacı ve Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Ulusa sesleniş” konuşmasının özeti budur.

Ha bir de uzlaşmacı, gerçeklerden uzak, dünya mirası konusunda kafalarının içi bomboş olanlar ki bunlar genellikle halkı din üzerinden kandıran sermaye siyasetçileridir. Teee uzaklardan bir ses işittik. Bu ses Muharrem İnce’nin sesi. Neymiş efendim Muharrem İnce’yi bir protokol dahilinde davet ederlerseymiş o da Ayasofya’da Cuma günü açılış namazına katılacakmış.

Sözümüz sade inananlara değildir fakat kendilerinde hiçbir halt olmayan ama dini siyasete alet ederek halkı kandırmaya yeltenen kim ya da kimler varsa bunların hepsinin yobazın, dikalası olduğunu söylüyoruz. Bu yöntemle sizler kesin yol alamazsınız da birilerinin abdest ibriğini tutan kişi mertebesine yükselebilirsiniz. Dünyada hiçbir zaman insanlık düşmanı akımlarla mücadele ederken miş gibi yapılarak başarı kazanılamaz, kazanıldığı da görülmemiştir.

Evet, ülkede işsizlik almış başını gitmiş. İşinden olanların sayısı gün be gün artıyor. Ekonomi ne yapılsa dikiş tutmuyor. Alınan borçlarla hazinde para var görüntüsü vermek isteyenlerin hesabının sağlamasını yapmanın olanağı yok. İnsanlar açlar, yoksullar. Eğitim hakları elinden alınmış. Normal liselerde eğitim görmelerinin bile önü kesilmiş ama İmam Hatip yollar herkese açık.

Ama söylüyoruz AKP ve saray iktidarı bir süre daha sizleri Ayasofya kandırıkçılığı ile oyalayacak belki. Sonra ne olacak dersiniz, sonrası yok.

Çünkü bunlara diyalektik hükmünü vermiş. Geldiler, kaldılar, yediler, içtiler, halkı yalanla ve Allah’la kandırdılar ve gidecekler.

Kurtuluşları yok!

Turgut Koçak yoldaşa soru-görüş ve önerilerinizle ilgili mail gönderebilirsiniz


"HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZI:  HENDEK’TEKİ PATLAMANIN ÖĞRETTİKLERİ

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

GÜNCEL NOTLAR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

11 TEMMUZ 2020

HAYVAN DÜŞMANLIĞI

Hoyratlık, acımasızlık nasıl bir kültürün ürünüdür acaba? Bazıları sanıyorlar ki biz insanız yaratılan varlıkların en kutsalıyız. Peki, kim söyledi size yaratılanların en kutsalı olduğunuzu? Vuran, kıran, yok eden insan değil mi? Bütün suçlar kim tarafından işleniyor? İnsanlar tarafından değil mi? Sizler hiç ayıların bir meydan savaşında birebir birbirlerini kırdıklarını gördünüz mü? Ya da ne bileyim geyikler, aslanlar, maymunlar, kurtlar, kuşlar, filler, zebralar, tilkiler, porsuklar, domuzlar uzatmayalım canlıların cümlesi yeryüzünde kötü diyebileceğimiz ne suç işlediler?

Dün bir ayı yavrusuna Artvin’de bir avcının yapıp ettiklerini görünce içimiz sızladı.

Sonra kendi kendime dedim ki insanı kutsal kılan bu olsa gerek. Onlarca tilkiyi öldürüp yan yana dizen avcıların da kutsal olduğu konusunda hiç kuşku yok. Ya yavrusu ile birlikte tilki öldürüp yan yana koyup çekim yapan, köpeği dala asıp yakan, keyf için dağda taşta kuşları, tavşanları vurup yok edenler kutsal değil mi? Onların da maşallahı var kutsallar elbette.

Şimdi gelelim sayıları oldukça azalan Tunceli’deki dağ keçilerine.

Onları doğanın bir parçası olarak görüp bu güzel görüntüden insan gibi insan bir yürek taşıyıp da etkinlenmeyecek kimse var mıdır acaba?

Bence yoktur da birileri oturup düşünmüş, tıpkı işgalcilerin Afrika’da para ile safari yapıp stres attıkları aklına gelmiş ve bu dağ keçilerinin avlanması için ihale açmış.

Konuya kim müdahil olur, nasıl önler, önler mi bilemeyiz ama Türkiye kamuoyunun bu gaddarlığa karşı çıkması gerekir. Zaten soyları tükenmek üzere olan bu dağ keçilerinin avlanmasını düşünüp ihale yapan her kimse bu kişi de toplumun karşısına çıkarılıp teşhir edilmeli, teşhir edilmekle kalınmamalı hesabı da sorulmalıdır.

Ey arkadaşlar biz insanlar var ya yaşadığımız yerin taşına, toprağına, havasına, suyuna, mavi göğüne kurduna, kuşuna, börtüsüne böceğine benzeriz çünkü onlarla birlikte biz insanlarda doğanın bir parçasıyız.

Bu dengeyi bozanlar var ya en hafifinden dağ keçisine kurşun sıkarken insanlara da kurşun sıkmaktadırlar.

Anlayın artık bu gerçeği anlayın…


27 HAZİRAN - 04 TEMMUZ 2020

1- Korona Virüs salgınının etkisinin azalmaya devam ettiği bu sıcak yaz günlerinde Türkiye’de de yasaklar giderek kalkıyor.

Ancak yasakların kalkmasına binaen yeterli önlemler alınmadığı ve taşıtlarda sosyal mesafe kuralı ticari nedenlerle ihmal edildiği için minibüs gibi toplu taşıma araçları ve kimi otobüsler aşırı kalabalık bir biçimde yolcu taşımaya devam ediyorlar.

Bu durumun hastalığın yeniden yayılmasına ve vaka sayısının artmasına yol açması muhtemeldir.

Bunun dışında Federal Almanya gibi ülkeler turizm faaliyetleri için ülkelerinin sınırlarını açmalarına rağmen Türkiye’den turist kabul etmiyorlar.

Bunda küresel ekonominin kesintiye uğraması ve her ülkenin öncelikle kendi ekonomik çıkarına öncelik vererek ödemeler dengesinin açık vermesini ve gelir kaybını engellemek istemesinin yanında, bir ülkede kovid-19 hastalığı ile ilgili vaka sayısının gerçekleri yeterince yansıtmaması ve test sayısının yetersizliği gibi nedenler de dikkate alınmaktadır.

Almanya ve diğer Avrupa Ülkelerinin Türkiye’ye turist göndermemelerinin en önemli nedenleri ise Türkiye’deki günlük vaka sayısının 1000’in altına düşmemesi, test sayısının çok yetersiz olması ve hayalet vaka sayısının fazla olmasıdır.

Bu durum, Türkiye’de vaka ve test sayısı ile ilgili olarak kamuoyuna hükümet tarafından yapılan açıklamaların gerçeği yansıtmadığını ve hükümet yetkililerinin gerçek rakamları dile getirmediklerini, devlet kurumlarını da buna göre kullandıklarını ortaya koyuyor.

Ayrıca fabrika ve madenlerde hasta işçilerin bile bir süreliğine çalıştırılması, buralardaki önlemlerin düşük düzeyde tutulmasını da buna eklemek gerekir.

Bu da Türkiye’de gerçek vaka ve ölü sayısının açıklanandan daha fazla olduğunu ortaya koyuyor.

*********

2- Barolara üye ilerici ve demokrat avukatların ve baro başkanlarının demokratik hak ve özgürlükleri, çağdaş yargının en temel niteliği olan savunma hakkını koruma mücadelesi devam ediyor.

Avukatların protesto ve oturma eylemi gibi eylemlerini engellemek için hükümet, Ankara Valiliği eliyle 15 gün boyunca Ankara’da korona virüsünün neden olduğu salgını bahane ederek eylem ve gösteri yasağı getirdi.

Hiçbir akılcı ve mantıklı temeli olmayan bu yasağın asıl amacı, avukatların eyleminin genel bir protesto ve hükümet karşıtı eylemlere dönüşmesini engellemektir.

Ancak bu yasağa ve polislerin müdahalesine rağmen avukatların eylemi devam ediyor.

Avukatlar, son olarak polis barikatını aşmayı başardılar ve eylemlerini sürdürmekte kararlı olduklarını açıklayarak adliye binası önünde direnmeye devam ediyorlar.

Hükümetin kurmaya çalıştığı çoklu baro sistemiyle başta avukatlar olmak üzere demokratik meslek kuruluşlarına yönelik saldırılarına da karşı çıkıyorlar.

Valiliğin demokratik eylemleri korona virüsün neden olduğu salgını gerekçe göstererek yasaklaması ve kolluk güçlerinin verilen emirle biber gazı sıkarak yaptıkları müdahaleler, anayasaya, yasalara, demokrasiye, demokratik hak ve özgürlüklere aykırıdır.

Demokrasiyle yönetilen tüm ülkelerde, şiddete yönelik olmayan eylem ve protestoları yapma hakkı vardır.

Hükümet güçleri ve kolluk kuvvetleri ise eyleme katılanların ve halkın güvenliğini sağlamakla yükümlüdür.

Salgın hastalık (pandemi) yasaklarının tüm yurtta azaltıldığı ve kaldırıldığı, trafikte bile maske dışında eskisi gibi kontrollerin yapılmadığı böyle bir dönemde getirilen bu yasak ve müdahaleler, demokrasiyi, demokratik hakları ve yargıyı yürütme organına karşı korumaya çalışan demokratik halk iradesini engellemeye yönelik faşizan bir uygulamadır.

Medyanın büyük bir bölümü ve yandaş medya ise bu eylemleri hiç gündeme getirmemekte, ya da eylemlerden fazla bahsetmemektedirler.

*********

3- Sakarya’nın Hendek İlçesi’ndeki havai-fişek fabrikasında meydana gelen patlamada 4 işçi ölürken, 3’ü kayıp 114 işçi yaralandı.

Patlamanın en önemli nedeninin ise ihmal olduğu anlaşılıyor.

Fabrikada çalışan işçilerin uzun süren uyarılarına rağmen yeterli iş güvenliğinin alınmaması, patlamanın meydana gelmesine yol açtı.

Aynı fabrikada daha önce de patlamalar oldu. Son meydana gelen patlamayla birlikte 11 yılda 8 patlama meydana geldi.

Ancak her patlamada fabrikanın patronuna ceza verileceği yerde patlamalardan işçiler sorumlu tutulup yeterli güvenlik önlemleri alınmadı.

Muhalif medyadan alınan bilgilere göre sadece bu fabrikada değil, birçok fabrika ve madende işçileri koruyacak yeterli güvenlik önlemleri alınmıyor.

Zira güvenlik önlemleri maliyetleri arttırıp patronların kazançlarını, karlarını düşürüyor.

Bunun bir benzerinin Sakarya Hendek’te yaşanması şaşırtıcı değildir.

İşçi sınıfının ve emekçilerin yeterince örgütlü ve güçlü olduğu bir toplumda böyle gelişmelere göz yumulmaz.

Bunun için burada sendikalara, devrimci parti ve örgütlere de büyük sorumluluklar düşmektedir.

**********

4- İşçiler, kıdem tazminatı haklarını korumak için eylemlere başlıyor.

DİSK’e ve Türk İş’e bağlı işçiler, kıdem tazminatının fona devredilmesi hazırlığını engellemek için eylem yaptılar.

Kıdem Tazminatının ekonomik krizde fona devredilerek patronlar tarafından bir kaynak olarak kullanılması, AKP Hükümeti’nin ve sarayın ekonomik krizin faturasını çalışanların, işçilerin üzerine yıkma politikasının bir sonucudur.

Bu politikalar, Türkiye’de sermaye ve emek arasındaki çelişkileri ve çatışmaları daha çok şiddetlendirmektedir.

Kıdem Tazminatı konusunda DİSK’in, Türk-İş’in takınacağı tutum ve işçilerle birlikte gösterecekleri irade, Türkiye’de işçi sınıfının geleceği ve örgütlenme gücü üzerinde önemli bir rol oynayacaktır.

Eğer bu alanda etkili bir sonuç alınamazsa mücadele umudu da azalır.

Bu da sermaye sınıfının ve hükümetin, emekçilerin haklarına ve ücretlerine karşı yeni saldırılara geçmesine neden olacaktır.

**********

5- Medya üzerindeki denetim ve kontrollerini arttırmak isteyen hükümet, bir yandan iki muhalif televizyon kanalı olan TV1 ve Halk TV’yi 5 günlük kapatma cezası ile susturmaya çalışırken; diğer yandan da sosyal medyayı hedef almaya devam ediyor.

Saray ve AKP Hükümeti, sosyal medyada yeni yasaklara gitmeyi, böylece sosyal medyada kendini ifade edip halkın ve emekçi kesimlerin tepkilerini ortaya koyan toplumsal muhalefetin sesini iyice kısmaya çalışıyor.

Üniversite ve lise sınavına giren öğrencilerin saraya ve AKP Hükümeti’ne yönelik tepkilerinden sonra hükümet, sosyal medyada gideceği yasaklamalarla toplumsal muhalefete engel olmayı planlıyor.

**********
6
- Ana Muhalefet Partisi CHP’nin lideri Kılıçdaroğlu, yaptığı bir açıklamada cumhurbaşkanının bir kararnameyle Ayasofya’yı cami olarak ibadete açtırabileceğini, CHP’nin ise buna karşı çıkmayacağını açıkladı.

Kılıçdaroğlu bu açıklamasıyla AKP saray İktidarına ve cumhur ittifakına karşı sağcı, muhafazakâr kesimlerin de oyunu almak için taviz vererek kendisine ve CHP’ye duyulan güveni sarstığı gibi, AKP Hükümeti ve saraya, gerici ve şoven çevrelere taviz vermekten de kaçınmamaktadır.

Bu politikaların CHP’ye bir yararı olmadığı önceki genel seçimlerde görülmüştür.

AKP ve gerici çevrelere verilen bu tavizler, AKP Hükümeti ve sarayın otoriter, gerici ve faşizan politikalarına engel olmayacağı gibi bu politikaları daha büyük bir cesaretle uygulamalarına neden olacaktır.

Bütün bunlar, bir ana muhalefet partisi olarak CHP’nin ve muhalefetin neden iktidar karşısında başarılı ve etkin olamadığını, neden gündemi belirleme üstünlüğünü AKP’ye kaptırdıklarını ortaya koyuyor.

CHP, sağa yönelerek, sermaye kesimlerine güven vererek ve demokratik hak ve özgürlükler için sokakları meydanları etkili bir biçimde kullanmayarak etkili bir muhalefet yapamaz ve oylarında da beklediği desteği yeterince elde edemez.

Nitekim AKP oylarında % 30’lara, MHP oylarında % 7,5’lara kadar azalma olmasına rağmen CHP oylarındaki artış istenen ve beklenen düzeyde değildir.


özgecan cinayeti ile ilgili görsel sonucu

TSİP PROGRAMINDAN:

KADINA ŞİDDET'E HAYIR

b) Dayak ve her türlü yıldırma yöntemleri en ağır biçimde cezalandırılacak, insanlık onurunu ayaklar altına alan, kadının kendi bedenini herhangi maddi çıkar karşılığı satması kesin olarak önlenecek, fuhşun tuzağından kurtulan kadınların onurlu bir yaşama kavuşması için iş sağlanacak, fuhşun ve kadını aşağılayan diğer baskıların nesnel koşulları ortadan kaldırılacaktır.



DOST VE KARDEŞ ÜLKE SURİYE, İŞTE BU KADAR GÜZEL.



TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN

"SOSYALİST ÖĞRETİ YENİDEN"

BAŞLIKLI YAZILARININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ


Av. İdris Köylü

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN WEB SİTESİ

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SİYASAL YAZILARI

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SANATSAL YAZILARI

İdris Köylü arkadaşa soru-görüş ve önerilerinizle ilgili mail gönderebilirsiniz


Turgut KOÇAK:

VELİ GÜRCAN

Veli Gürcan yoldaşımız Isparta Lisesi’nde öğrenciyken komünist olduğu gerekçesiyle disiplin kuruluna verilmiş daha sonra da okuldan uzaklaştırılmıştır. Lise son sınıfı bu yüzden Afyon’da okumak zorunda kalmış, liseyi bitirdikten sonra ise İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girmiştir. Burada TİP üyesi olan Gürcan daha sonra kurulan TİP’in gençlik örgütü Sosyalist Gençlik Örgütü’ün (SGÖ) yöneticisi olmuştur.

12 Mart faşizmi ile birlikte kapatılan TİP’ten sonra ise daha sonra TSİP’i kuracak olan bir grup arkadaşla birlikte olmuştur.

İyi bir sokak tiyatrocusu olan Gürcan Kavel direnişine de katılarak direnişçiler için moral kaynağı olmuştur. 12 Mart faşizminin yüzünden son sınıfta öğrenimini bırakmak zorunda kalan Gürcan, parti çalışmaları yüzünden okula devam edip okulunu bitirememiştir. 12 Eylül sonrasında da çalışmaların içinde yer alan arkadaşımız Filistin’de de bulunmuş daha sonra Avrupa’ya gitmiş ve kendi isteği ile yeniden Türkiye’ye dönmüştür. Parti çalışmaları yüzünden 1985 Temmuzunda tutuklanmış ve bir süre içerde kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır. Parti içinde başlayan tartışmalarda yer almış ve görüşlerini dile getirmiştir.

Son toplantıdan birlikte ayrılırken diğer arkadaşlara ben; “bu parti kendi adıyla yeniden kurulacak, ilke, kitle, Gerçek, Sosyalist ve Gerçek yeniden çıkarılacak” dedim. Gürcan’la sözleştik ve ölünceye kadar kendisiyle sözleşmemizi bozmadık. Bugüne kadar ne onun ne de bizim birbirimizle ilgili sarfettiğimiz tek kötü söze kimse tanık olmuş değildir. Kendisi partimizin yeniden açılış genel kurulunda delegemizdi ve genel kurulumuzda kendisine yakışır bir konuşma yaparak bize güç ve destek verdi. Onu, insan olan Veli Gürcan’ı unutmayacağız.

Değerli yoldaşlarım insan kimileri ile öylesine güzel şeyler paylaşır ki, bunlar ölünceye kadar unutulamaz. Benim gerçekte Veli Gürcan’la paylaştıklarım da böylesine unutulmayacak güzelliklerdi ve bunları, bu güzellikleri korumayı vefa borcunun çok ötesinde şeyler olarak algılıyor ve sahip çıkıyorum.

Kendisini en son görüşüm Senirkent’te yaşadığı bağ evinde oldu. Yaşadığı sıkıntıyı oradan hemen uzaklaştırılması gerektiğini biliyorduk. Çıkıp iki partili bayan arkadaşla birlikte yanına gittik. İki gün orada kaldıktan sora üçüncü gün aramızda sözleşerek ayrıldık. Biz oradayken Afer Kara ve çocukları da geldiler. Onlarda Veli arkadaşı çok severlerdi, şimdi düşünüyorum da keşke onlar gelmemiş olsalardı diyorum. Çünkü kendisiyle sözleşmiş işlerini düzene koyar koymaz partiyi tüm Türkiye’de örgütlemek üzere sözleşmiştik. Onlar Veli Gürcan’ı ikna edip tatile götürdüler. Oysa biz kısa bir süre sonra bir araya gelecek ve birlikte parti tarihini yazacaktık. Oysa Veli oradan İzmir’e geçmiş bizden bir süre daha zaman istemişti. Ne yazık ki zamanı uzun sürdü ve bir daha geri dönemedi. Veli Gürcan hastalanmıştı.

Oysa kendisiyle sözleştiğimiz üzere Ankara’da ev bile hazırlamaya başlamıştık. Çünkü kendisi artık kimsenin evinde kalamayacağını söylemişti bize. O görüşmeden bende kalan unutamadığım şey abisinin eşinin bize söylediğidir. Abisinin eşi bize ne edin edin Veli ağabeyimi buradan götürün demişti. Çünkü; Veli ağabeyim bağ evinde yalnız diye düşündüğüm için bir kadına düğürlük ettim o kadın da, “o aklını yemiş adama mı kaldım’ diye beni geri çevirdi demişti…

Kendisiyle son görüşmemse bir telefon konuşmamız oldu. Cezamızın kesinleştiği için aranır durumdaydık. O ise İzmir Göğüs Hastanesi’nde neredeyse son günlerini yaşıyordu. Bana kendi durumunu önemsemeden “Yahu ağam nedir bu devletin senden istediği” demişti. Sonra öldü cenazesine bile gidemedim. Birkaç gün sonrada Ankara’da düzenlenen bir operasyonla tutuklandım.

O öldükten sonra kendisine TSİP’li ya da değil pek çok çevre sahip çıktı. Ve hatta mezarını bile yaptırdılar. Gerçekte bu insanoğlunu anlamak çok zor. O sağken kimsenin içtenlikle sahip çıkmadığı Veli Gürcan her nedense birden sahiplenilencek insan olarak görüldü ve herkes orada görünmek için yarıştı. Şimdi kızı Aslı’nın mezarı başında söylediği “Babamın ne çok dostları varmış” sözü nasıl da hüzünlendirici değil mi?

Ve zaten bu işte her zaman için bir gariplik olmuş, benim de aklıma hep takılmıştır nedense. Tanıdığım bir çok komünist kimseyi sağken her nedense arayan soran olmamıştır ama öldükten sonra kimi zaman salonlarda, kimi zaman mezarı başında birileri anar olmuştur. Burada kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur betimlemesi biraz yerine oturan bir benzetme değil ama her nedense bütün anmalar bu alışkanlıklar içinde yapılıyor. Beni de asıl kızdıran şey budur. Ama biz TSİP’liler olarak söz veriyoruz Veli Gürcan yoldaşımızı kendi emekleri ile anacak ve kendisin asla unutturmayacağız.

Parti olarak Veli Gürcan’ın adını yaşatmak için onun adına sayısız çalışmalar yapacak olan eylemlilikler yürüteceğiz. Bu konuda ilk işimiz Veli Gürcan’ın adını verdiğimiz PARTİ OKULU olacaktır. Onun adına bilimsel araştırmalar düzenleyecek yazın alanında etkinlikler düzenleyeceğiz.

Bu partide Veli Gürcan’ı herkesten çok daha iyi tanıyan biri olarak onu gerçek insanlığı ile döne döne anarak hakkında düşündüklerimi bitirmek isterim.

Kimi insanlar vardır ki, devrimcidir. Ama sadece devrimcidir. Onların devrimcilikleri de soğuk demir gibidir insanı asla ısıtmaz. İnsanı asla ta can evinden sarıp sarmalamaz. Onlara bir türlü ısınamazsınız, söyleyeceklerinizi bile söylemekten çekinir ve hatta başka dünyaların insanları olduğunuzu bile düşünürsünüz. Bu gibiler çoğu zaman bu durumlarına sayısız neden ileri sürebilirler. Çoğu zaman da bu davranışlarını disiplin adı altında sürdürürler. Oysa gerçeklerin öyle olmadığını küçücük bir sınama denemede bile yakalar ve hayal kırıklığına uğrarsınız.

Şimdi gelelim Veli Gürcan’a; bu arkadaşımız ne adına olursa olsun o sıcak, o kucaklayan insan yanını bir kez bile olsun es geçmiş biri değildir. Kendisine en ağır sözler söyleyen kimseleri bile hoş görmekle kalmamış onları Veli Gürcan sıcaklığı ile sarıp sarmalamıştır. Veli Gürcan sıcaklığı dedimse kimse bu da nasıl bir şeydir deyip geçmemelidir. Gerçekten de onu tanıyanlar benim bu tanımlamama hak vereceklerdir. Bu nedenle bizim partimizde yoldaşlar arasında sıcaklığın adı da Veli Gürcan sıcaklığıdır. Bu sıcaklığı ve insan davranışını her yoldaşımıza karşı sonuna kadar korumak Veli Gürcan arkadaşımıza bizim borcumuzdur diye düşünüyor, attığımız her adımı buna göre atıyoruz.

Şimdi o yok. Ama onunla birlikte biriktirdiğimiz bütün değerler bizim için yeri doldurulamaz önemde birer hazinedir.

Gürcan’ın babasını da iyi tanıyan biri olarak Veli Gürcan’daki güzelliklerin kaynağını çok iyi biliyorum.

Her ikisini de bu nedenle bir kez daha yürekten anmayı bir görev sayıyorum.

Behice Boran:

'Sosyalist Doğulmaz, Yaşanır'

İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı’ndaki duruşmada hakim karşısına çıkarıldı.


DİNLENE DİNLENE...

Hakim sordu: Çıktınız mı?

-Çıktık.

-Ne yapacaktınız?

-Taksim’e doğru yürüyecektik.

-Peki neden çıktığınız?

-1 Mayıs emeğin bayramı, mücadele günüdür. Biz de o sınıfın partisiyiz, çıktık.

-Nereden çıktınız?

-Merter’den çıktık.

-Nereye gidecektiniz?

-Taksim’e.

-Merter neresi Taksim neresi, uzun yol; siz yaşlısınız nasıl gideceksiniz?

-Dinlene dinlene…”

YAZININ TAMAMI


SAYFA BAŞI