PARTİLİ YOLDAŞLARIMIZI SAYGIYLA ANIYORUZ

(sayfaya git)

ONLAR, KAVGAMIZIN SIRA NEFERİYDİLER...

ANILARINI MÜCADELEMİZDE YAŞATACAK,

ÖLENLERİN BOŞA ÖLMEDİĞİNİ BİLEREK,

SAVAŞIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ...

(Partili yoldaşlarımızın bilgisine: Eklemeyi unuttuğumuz yoldaşlarımız var ise, tsip15161974@gmail.com yada  0 216 337 82 10 no'lu telefon'dan bize bildiriniz.)


PARTİ PROGRAMIMIZIN

'OR' KODUNU TELEFONUNUZA TARATIN.

İSTEDİĞİNİZ ZAMAN, İSTEDİĞİNİZ YERDE OKUYUN.

Not: Programımızı okuyup benimseyen 18 yaşından gün almış herkes, partimize aday üyelik için başvurabilir.


FotoÄ?raf açıklaması yok.

Liseli,

üniversiteli,

işçi

ve

emekçi gençler;

görüşleriniz bizim için çok değerlidir. 
Belirtilen adreslere

verilen saatlerde uğramanız

çok önemlidir bilginize...

 

44. YILINDA

SOSYALİZM YOLUNDA

YAŞASIN 15-16 HAZİRAN

YAŞASIN SOSYALİZM

YAŞASIN TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ

FAŞİZME KARŞI

DEMOKRASİ

SÖMÜRÜYE VE KAPİTALİZME KARŞI

SOSYALİZM

 


TSİP PROGRAMI SOSYALİZM PROGRAMIDIR
 

Son Güncelleme 22-08-2019 12:34

Sitemiz yukarıdaki Internet tarayıcıları tarafından desteklenmektedir


TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ

SOCIALIST WORKER PARTY OF TURKEY

PARTITO SOCIALISTA DEI LAVORATORI DI TURCHIA

PARTI OUVRIER SOCIALISTE DE LA TURQUIE

Σοσιαλιστικό Εργατικό Κόμμα της Τουρκίας

터키의 사회주의 노동자 '파티

トルコ社会主義労働者党

तुर्की सोशलिस्ट वर्कर्स पार्टी


PRchecker.info

SENDİKALAR, MESLEK KURULUŞLARI, KOMÜNİST İŞÇİ PARTİLERİ LİNKLERİ


PARTİMİZİN 1993 YILI 3. GENEL KURULUNDA YAPILAN KONUŞMALARI, TARİHİ ÖNEMİ NEDENİYLE YAYINLIYORUZ.

VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-2


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-3


GÜLTEKİN GAZİOĞLU YOLDAŞIN KONUŞMASI


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI -2


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN  KONUŞMASI -3


TURGUT KOÇAK YOLDAŞ, KENDİ YAZDIĞI ŞİİRİ FIRTINA ÇOCUKLARI'NI OKUYOR

GENEL MERKEZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ANKARA İL ÖRGÜTÜ

CELAL FİL (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24 Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ÇANKAYA İLÇE ÖRGÜTÜ

AYŞE SELMA ÖZKÖKLÜ (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

İSTANBUL İL ÖRGÜTÜ

ADEM YAKAR (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

MÜNÜR BİRCAN (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

TSİP Aday üye kayıt formu

TSİP KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

ADAY ÜYELİK BAŞVURU FORMU

EKİN SANAT DERGİSİ

İSTANBUL İL TEMSİLCİLİĞİ

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire 6 -.7

 KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10


 

YAYINLARIMIZIN AĞUSTOS 2019 SAYILARI ÇIKTI: OKU - OKUT - ABONE OL - ABONE BUL

WEB SİTEMİZDEKİ YAZILARIMIZDAN
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-1  TİP
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-2  TSİP
NEDEN SOSYALİZM?
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -1
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -2
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -3
TSİP TARİHİNDEN -1
TSİP TARİHİNDEN -2
İŞİN NERESİNDEYİZ / Turgut Koçak
ZAMAN BİZİ HAKLI ÇIKARMIŞTIR / A.Emel ENGİN:
KISA POLİTİK DEĞERLENDİRİMLER VE TSİP’İN KURULUŞU
12 EYLÜL ÖNCESİ AFİŞLERİ
DÜNYADA EN ÇOK HAİNİN BULUNDUĞU ÜLKE HANGİSİDİR?
ÜLKÜCÜ FAŞİST HAREKETİN TARİHİ -1
ÜLKÜCÜ FAŞİST HAREKETİN TARİHİ -2
AZİZ NESİN VE HALK MASALLARI / Toplam 24 Masal
SOLAK SOL MU? SOSYALİZM Mİ?
SOLUN GENEL DURUMU
AVRUPA BİRLİĞİ VE SOSYALİSTLER: 1
AVRUPA BİRLİĞİ VE SOSYALİSTLER: 2
AVRUPA BİRLİĞİ VE SOSYALİSTLER: 3
AVRUPA BİRLİĞİ VE SOSYALİSTLER: 4
AVRUPA BİRLİĞİ VE SOSYALİSTLER: 5
POLİS DEVLETİ NASIL OLUR?
ÖRGÜTSÜZLÜĞÜ KUTSAYANLAR YA DA BOŞ GEVEZELİKLER…
PARTİMİZE BAĞIŞ YAPAR MISINIZ?

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN,

23 HAZİRAN 2019 SEÇİMLERİ ÖNCESİNDE YAPTIĞI KONUŞMA.

Koçak: AKP’deki çözülmeyi saha çalışmalarında gördük

Turgut Koçak, İstanbul seçimine ilişkin PİRHA'ya konuştu.

Koçak, "Biz Türkiye Sosyalist İşçi Partisi olarak İstanbul’da hesaplaşılması gerektiğini düşünen bir partiydik.

Fakat demeden, oyların doğrudan İmamoğlu’na verilmesini kesinlikle açık bir dille anlattık." ifadelerini kullandı.

(Not: Ortalardan başlayan konuşmayı, baştan başlatınız.)


Turgut Koçak:

"İnsanlığın yegane kurtuluşu sosyalizmdir."

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN,
24 HAZİRAN 2019 SEÇİMLERİ ÖNCESİNDE YAPTIĞI KONUŞMA.


FAŞİZM NEYSE?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

22 AĞUSTOS 2019

Öncelikle söylemek isteriz ki güvenlik görevlileri iktidarın sopası değildir.

Eğer güvenlik görevlileri yasaların emrettiği çerçevede görevlerini yapmazlar ve iktidar kendilerine nasıl emir veriyorlarsa öyle davranırlarsa bu işin sonu gelmez. Ülke içinde makasın ağzı iyice açılır ve kardeş kardeşe düşman hale gelir. Hoş zaten ülkemizde özellikle polis teşkilatına alınan insanların dünden bugüne ezici çoğunluğu iktidarın göreve almak istediği kimseler olmasına çok da şaşırmış olmamakla birlikte bu durum AKP iktidarı ile birlikte dipten doruğa değiştirildi ve sadece ve sadece iktidar yanlıları göreve alınır oldu. Sizler sanmayın ki bu denli hukuksuzluk salt emniyet güçlerinde yaşanmaktadır? Hemen tüm devlet kadrolarına alınanların durumu budur. Geçmişte KPSS sınav soruları çalınır ona göre Fethullahçılar başta olmak üzere iktidar yanlıları sınavı kazanır ve en stratejik yerlere kendi adamlarını yerleştirirlerdi bugün ise sınav sorularının çalınmasına bile gerek yok. 90-100 arasında puan alanlar bile şakır şakır mülakatta elenmekte, yerlerini AKP örgütlerinden referans getirilenler alınmaktadırlar. Durum polis teşkilatında çok daha ince elenip sık dokunulmakta iktidar için hukuk mukuk tanımayanlar iktidarın gözdesi olarak görev kapabilmektedirler.

Bir kez şunu içselleştirelim. Her yurttaş tek başına ya da birçok kimse ile örgütsüz ya da örgütlü olarak yürüyüş, basın açıklaması, miting, toplantı gibi eylemler yapma hakkına sahip midir değil midir? Sahipse nasıl olmaktadır da polis; Van’da kaçıp bir çayevine sığınan göstericiye akıl almaz bir anlayışla meydan dayağı atıp öldüresiye dövebilmektedir? Yurttaşlara bu şekilde davranılması kim ya da kimlerin emriyle yerine getirilmekte, hukuk tanımazlığın bu denli alenice işlenmesi cüretine bu polisleri itenler ve arkasında duranlar kimlerdir? Eskişehir’de Ali İsmail Korkmaz böyle bir dayağın sonucunda yaşamını yitirmemiş midir? Aynı şekilde Van’da dayak yiyen yurttaşımız da yaşamını yitirseydi acaba kimvurduya mı gidecekti?

Bugün iktidar ve iktidara payanda olan küçük yandaşların açıklamalarına baktığınız zaman en az sözü geçen belediyelerde görevden alınıp yerlerine kayyum atanması ne kadar hukuk tanımazlıksa kayyum atanmasını savunmak ve de yurttaşlara karşı girişilen şiddet eyleminin arkasında durmak da o kadar tehlikeli ve vahimdir.

Ona buna sataşmaktan, ortalığı kıran yerine çevirecek sözler etmenin dışında hiçbir özelliği olmayan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bulunduğu yeri de dikkate aldığımızda yaptığı bütün açıklamalar iç savaşı körükleyecek niteliktedir ki bu düşmanca tutuma izin veriliyor olması anlaşılacak gibi değildir. Gerçi Doğu Perinçek’in de Bahçeli’den kalır bir yanı yoktur. Her ikisi de milliyetçi ve şoven düşüncelere bulaşmış olan tabanın peşinde politikacılardır o kadar.

Gerek iktidar sözcüleri gerekse Bahçeli ve benzerleri CHP’nin olağan hukuk kuralları çerçevesi içinde en sıradan açıklamalarını bile kışkırtıcı bir şekilde görmeleri ve ağızlarına gelen her şeyi söylemeleri bu çevrelerin işi nereye vardırdıklarını göstermesi bakımından öğreticidir. Ancak bu tür kışkırtıcılık yaratıp ortamı kıran ortamına çekmeye çalışmanın da ne anlama geldiğini doğru okumak gerekir.

Biliyorsunuz, faşizm insanlık düşmanıdır. Faşizm emek düşmanıdır. Faşizm hak ve özgürlük düşmanıdır. Faşizm umudun düşmanıdır. Faşizm kardeşliğin düşmanıdır. Faşizm aklınıza iyiden ve güzelden yana ne varsa hepsinin ama hepsinin düşmanıdır. Bu yüzden de ülkemizde dinci, gerici ve faşist unsurlar her adımda bu suçu rahat rahat işler hale gelmişlerse bunlara da dur demek insanlığımızın boyun borcudur.

Yandaş gazeteler davul-zurna ülke güllük gülistanlık gibi davranırken ülkemizde yaşananlar içler acısıdır. Akit Gazetesi’nin bugünkü sayısının başlığı çok ama çok öğreticidir. Neymiş efendim; geçmişte Recep Tayyip Erdoğan şiir okuduğu için zindana atılmış. Çok ilginç! Kısa bir hapislik dönemi olan Erdoğan’ın değil zindan nasıl bir hapislik dönemi geçirdiğini iyi biliyoruz da biz yine de insanların şiir okudukları için içeri atılmalarını istemeyiz. Akitçilerin kulakları sağır, gözleri ise kör anladığımız kadarı ile. Bugün kaç insan düşüncelerinden ve gazeteci oldukları için içerdeler biliyorlar mı acaba? Geçmişi yerenler bugün seçilmişlere karşı nasıl bir zorbalık göstererek görevden alıp kayyumlar atıyorlar görmüyorlar mı?

Van, Diyarbakır ve Mardin’den sonra şimdi de sıra Kars’a mı geldi? Nerede duracaksınız siz beyler, paşalar, muktedirler?

Bizler bu duruma faşizm diyoruz faşizm!

Sizler başka bir şey söylüyorsanız;

FAŞİZM NEYSE buyurun açıklayın o zaman!

Turgut Koçak yoldaşa soru-görüş ve önerilerinizle ilgili mail gönderebilirsiniz

"HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZI: FAŞİZME SELAM KAYYUMA DEVAM

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

"GÜNCEL NOTLAR"

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

22 AĞUSTOS 2019

Arkadaşlar, ülkemin güzel insanları; kimse bu ülkeyi bilgisizlik ve zorbalıkla yönetemez, yönetmemelidir. Şöyle bir baksanız Beştepe’nin bakanlarının her birisi birbirinden ilginçtir. Ne meclise karşı sorumluluk taşımaktadırlar ne de halka karşı bir sorumlulukları söz konusudur. Görevlerine bile bazılarının saygısı yoktur. Bir kişiye bağlıdırlar ve de bir kişinin dediğini yerine getirmekten sorumludurlar.

Ormanlarımız cayır cayır yanıyor ya, Bekir Pakdemirli ilginç açıklamalarda bulunuyor. Hoş ister bir açıklamada bulunsun isterse bulunmasın onun bizler bugüne kadar tarım ve hayvancılıkla uğraşan yurttaşlarımız için ne menem bir bela kesildiğini zaten iyi biliyoruz da şu orman yangınının söndürülmesi için THK’nın uçaklarının kullanılması ile ilgili yaptığı açıklamaları doğrusu bir türlü içimize sindirmiş değiliz. Neymiş efendim THK’nın uçakları hurda, yağsız ve bakımsızmış. Bu yüzden de yangın söndürmede kullanılmak üzere çağrılmamış.

Sonra ilgililerin açıklamaları geldi. Meğer THK’nın uçakları görev yapabilecek durumdalarmış. Söze CHP Milletvekili Mehmet Ali Çelebi de karıştı ve THK’nın uçaklarını verin bana yangınları söndüreyim dedi. Sonra anlaşıldı ki işin içinde iş var, mevzu derin.

THK’nın uçakları arızalı, hurda, yağsız ve bakımsız deniliyordu ya meğer göreve hazır konumdalarmış.

Sayın Bakan size anlatamıyoruz galiba. Siz bu işi bilmiyorsunuz. Çek git Bekir Pakdemirli çek git!


DİSK

"GÖZ BEBEĞİMİZ DİSK, GELENEĞE SÖZ VERDİK... GELECEĞE TAŞIYACAĞIZ.."

İŞÇİ SINIFINDAN HABERLER

DİSK

http://www.disk.org.tr/

BANK-SEN

http://www.banksen.org.tr

BASIN-İŞ

www.diskbasinis.org

BİRLEŞİK METAL-İŞ

http://www.birlesikmetal.org

BTO-SEN

www.btosen.org.tr

CAM KERAMİK-İŞ

http://www.disk-camkeramikis.org

DEV MADEN-SEN

http://www.devmadensen.org.tr

DEV SAĞLIK-İŞ

http://www.devsaglikis.org.tr

DEV TURİZM-İŞ

http://www.devturizmis.org.tr/

DEVRİMCİ YAPI-İŞ

http://www.devyapi-is.org

EMEKLİ-SEN

http://www.tumemeklisen.com

ENERJİ-SEN

http://www.enerjisen.org

GENEL-İŞ

http://www.genel-is.org.tr

GIDA-İŞ

http://www.gidais.com

GÜVENLİK-SEN

http://www.guvenliksen.org.tr/

İLETİŞİM-İŞ

http://www.deviletisimis.org.tr

LASTİK-İŞ

http://www.lastik-is.org.tr

LİMTER-İŞ

http://www.limteris.com

NAKLİYAT-İŞ

http://nakliyatis.org

SİNE-SEN

https://twitter.com/DiskSine

SOSYAL-İŞ

http://www.sosyal-is.org.tr

TEKSTİL

http://www.disktekstil.org

TÜMKA-İŞ

http://www.tumkais.org

   

Görüntünün olası içeriÄ?i: Serhat Ã?akın, gülümsüyor, selfie ve yakın çekim

SERHAT ÇAKIN'DAN "HAFTALIK" DEĞERLENDİRMELER:

10-17 AĞUSTOS 2109

1- AKP Yönetimi altındaki Türkiye’de TÜİK’ in yaptığı araştırmalara göre suç oranında büyük bir patlama yaşandı.

Buna göre 2002-2018 yılları arasında fuhuş %800, cinsel taciz %450, hayvanlara eziyet etme % 780, çocuk istismarı % 400, kadın cinayetleri % 370, cinayet ise % 260 oranında arttı.

Bütün bunlar bu dönemde suç işlemenin ve suçun artmasına neden olan koşullarla etkili bir biçimde mücadele edilemediğinin ve gerçek ve insancıl bir ahlak anlayışından uzaklaşılmasının bir sonucudur.

Kapitalist toplumun her şeyi metalaştıran bir düzeninde zaten gerçek, insancıl bir ahlakın yaşama geçmesi zordur.

Kapitalizmin tekelci, emperyalist düzeninde tüm dünyadaki kapitalist ülkelerde suç oranları artarken, ülkemiz gibi getirim (rant) ekonomisinin geliştiği, üretimden uzaklaşan, kısa yoldan büyük kazançların en büyük başarı sayıldığı ve gericiliğin, şekilci ve biçimci bir ahlak anlayışının geliştiği ülkelerde suç oranlarındaki bu artış daha fazla olup bir patlama düzeyine ulaşmaktadır.

Bunun yanı sıra toplumsal hoşnutsuzluklardan kurtulmak, toplumsal ve psikolojik sorunların etkisini aşmak için uyuşturucu madde bağımlılığı da hızla artmaktadır.

Gerçek durum ise yukarda verilen bu rakamlardan bile daha fazla olabilir.

Buradan da anlaşılacağı gibi AKP İktidarı döneminde daha fazla dini eğitim verilmesi ve daha çok imam-hatip lisesi ve kuran kursu açılması daha ahlaklı ve erdemli insanların yetişmesini sağlamamıştır ve sağlayamayacaktır.

Suç işlemenin ve suçun gerçek nedenleri ve bu suçların zeminini yaratan yönetim anlayışı ile onun dayandığı sömürücü-baskıcı düzenle hesaplaşılmadıkça suç oranlarında büyük bir düşüşün olması beklenemez.

Öte yandan AKP Hükümeti ve saray, çocuk istismarı, taciz, tecavüz gibi suçlarla daha etkili bir biçimde mücadele edilmesi için yapılacak meclis araştırmalarına engel olmaktadır.

Bunun yanında, bu suçlarla mücadele etmek için daha etkili yasaların çıkarılmasını engelleyerek ve cinsiyet ayrımcılığı yapan kişilerin yargı içinde görev almalarını sağlayarak söz konusu suçların daha fazla artmasına neden olmaktadır.

*********

2- AKP Hükümeti’nin kamu emekçilerine ve emeklilere yönelik 2020 yılı için ilk 6 aylık % 3,5 lük, ikinci 6 ay için % 3 lük zam teklifine KESK’ ten tepki geldi.

KESK ‘in bu tepkisi haklı bir tepkidir; çünkü hükümetin teklif ettiği bu oranların yükselen enflasyonun çok altında kaldığı ve bu zamlarla memur ve emeklilerin rahatça geçinemeyecekleri bir gerçektir.

Hükümet ve saray, yakın çevresindeki danışmanlarına, kendi belediye başkanlarına ve yandaş bürokratlarına yüksek oranda 4-5 maaş vermekten kaçınmazken, israfa yol açan pek çok gereksiz harcamaya neden olurken memurlara ve emeklilere enflasyonun çok altında yapılan düşük bir zammın savunulacak bir tarafı yoktur.

Hükümet ve saray, ekonomik krizin faturasını emekçilere, işçilere ve memurlara ödettirerek sermayeye yeni kaynaklar aktarmak bu kaynak aktarımından da kendi payını almak istemektedir.

Bunun yanında işçilere de enflasyonun altında düşük maaş zammı teklifi yapılmaktadır.

Hükümetin bu düşük zam tekliflerinin altından kalkabilmek için memur ve işçi sendikalarının güçlü olması, memur ve işçileri örgütleyebilecek güce kavuşmaları, sınıf bilincini onlara götürmeleri gerekmektedir.

Yoksa patronun çıkarlarına hizmet eden sarı sendikalar ve onların satın alınmış yöneticileri tarafından da aldatılabilirler.

Nitekim Türk-İş’in başkanı hükümetin önerdiği oranın bir puan üzerinde olan, ama işçilerin beklentilerinin çok altında olan bir oranı kabul edip hükümetle gizlice anlaşmaktan kaçınmamıştır.

Bu skandal anlaşma ve karar ise masanın altında açık bırakılan bir mikrofon sayesinde ortaya çıkmıştır.

İşçilerin istediği % 15’ lik zam yerine hükümetin önerdiği % 7’ lik zammın bir puan üstünde olan % 8 zammı Türk-İş Başkanı gizlice kabul etmiştir.

Sarı sendika ve satın alınmış bu sendika başkanlarının bu kadar etkili olabilmelerinin nedeni de diğer sendikaların, yani KESK’ in ve DİSK’in görevlerini yeterince yerine getirememeleridir.

*********

3- Bu yıl da 2-Eylül tarihinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde açılışı yapılacak olan adli yıl açılış töreni yapılan daveti Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Antalya, Muğla ve Ordu Baroları reddetti.

Böylece bu yıl daha fazla baro adli yılın açılış töreninin cumhurbaşkanlığı külliyesinde yapılmasını kabul etmedi.

Bu durum hem AKP İktidarının geçen yıla göre daha çok zayıfladığının; hem de ona karşı direniş ve direncin arttığının bir göstergesidir.

Bunun yanında Metin Fevzioğlu’nun başkanlığındaki TBB (Türkiye Barolar Birliği), bu daveti kabul ettiğini bildirdi.

Bu tutum TTB’nin ilerici ve demokrat kesimlerden ciddi eleştiriler almasına neden olmuştur ve olmaktadır.

Bu eleştirilerin ilerde daha fazla artması da beklenmelidir.

TBB Başkanı Metin Fevzioğlu’nun dedesinden miras aldığı sol karşıtı tutum ve tercihleri, sermaye düzeni içinde kendine etkili bir yer edinme isteği, onun ve TBB’nin sarayın bu davetini kabul etmesinde önemli bir rol oynamıştır.

*********

4- İstanbul’da dün meydana gelen şiddetli yağmur ve bunun yol açtığı yıkım AKP İktidarının İstanbul’daki belediye hizmetlerini şehrin temel ihtiyaçlarını giderecek yeterli çalışma ve yatırımları yapmaktan uzak durduğunu göstermiştir.

Belediye adına yapılan onca harcama ve borçlanmaya rağmen şiddetli bir yağış sonucu İstanbul’da Eminönü, Unkapanı gibi yerleri su basması, yağışlarda bir kişinin yaşamını yitirmesi, İstanbul’da kimi yerleri sel götürmesi İstanbul’da son derece plansız ve düzensiz bir kentleşmenin AKP İktidarında da fütursuzca sürdürülmesinin bir sonucudur.

Bununla bağlantılı olarak kentin yağmalanması, rant ekonomisi için kullanılıp betonlaştırılması, yeşil ve ağaçlıklı alanların azalması, yağmur sularının akacağı doğal dere yataklarının ve doğal yatakların çoğunun ortadan kalkması, imara açılmaması gereken alanların imara açılması, kentte şiddetli yağış ve yağmurlarda su baskınlarına ve bunun sonucu maddi zararların artmasına, yaralanmalara ve can kayıplarına neden olmaktadır.

Daha çok yoksul insanların yaşadığı yerlerde gerçekleşen bu felaketler kendinden önceki yönetimler gibi AKP’nin de sermaye kesiminin ve varlıklı kesimlerin önceliklerine, kar ve rant hırslarına göre davrandığını, belediyecilik faaliyetlerini de buna göre yürüttüğünü ortaya koymaktadır.

AKP İktidarı kentin yağmalanması ve rant için kullanılması alanında kendinden önceki belediyeleri de geride bırakmıştır.

Öte yandan emekçi halkın çıkarlarından uzak, kısa vadeli kazanca dayalı ve bilimsel projelere uzak belediyecilik politikaları, Gölcük-Marmara Depremi’nden bu yana tam 20 yıl geçtiği halde gelecekte İstanbul’u etkileyecek olan şiddetli bir depreme karşı yeterli hazırlığın yapılmasını da engellemiştir.

Deprem için belirlenen toplanma alanlarının çoğunun imara açılarak buralara rezidanslar ve işyerleri yapılması, 2000 yılından önce inşa edilmiş binaların kontrolünün yeterince yapılmamış olması olası bir deprem ve sonrasında büyük can kayıplarının ve çok ciddi sorunların yaşanacağını ortaya koyuyor.

Sonuç olarak İstanbul’da güçlü örgütlü bir toplumsal hareket olmadıkça ve emekçilerin sınıf bilincine ve dayanışmasına dayalı güçlü bir siyaset ortaya çıkmadığı sürece İstanbul’un sorunlarının çözümü ve depreme hazırlıklı bir kent olması mümkün değildir.

Böyle bir toplumsal-siyasal hareket ise ancak devrimci bir partinin bilinçli ve örgütlü mücadelesiyle ortaya çıkabilir.

*********

5- Suriye’nin İdlip Bölgesi’nde Suriye Ordusu’nun ilerleyişi sürüyor.

Suriye Ordusu, İdlip Bölgesi’nin güney bölgelerini geniş ölçüde kontrolü altına alırken stratejik önemi olan Han Şeyhun’a yaklaştı.

Bu durum İdlip’teki dinci-gerici terör güçlerinin bir kısmının yok edilmesine neden olurken kalan kısmı da buradan kurtulmanın çaresini arıyor.

Bununla bağlantılı olarak AKP İktidarı, ABD ile anlaşarak Suriye’nin kuzeyinde Fırat Nehri’nin doğusunda 30-32 km derinlikte bir tampon bölgenin kurulmasından yararlanarak Türkiye’deki Suriyelilerin bir kısmını ve İdlip’teki dinci-gerici terör güçlerinin içindeki militanların çoğunu buraya yerleştirmeye çalışıyor.

Bu sayede hem PYD-YPG Güçlerini zayıflatmaya; hem de Suriye’de Rusya ve İran’a karşı verdiği sözlerini yerine getirmeye çalışıyor.

Bunun yanında kurulacak bu tampon bölge ülke içinde kamuoyuna karşı bir propaganda aracı olarak kullanılacak.

Ancak gerçekte ise bu tampon bölgede öncelik ve üstünlük ABD’de olacak ve bölgedeki Türk Askerleri, Amerikan Askerleriyle birlikte görev yaparken, YPG-PYD’ nin bölgedeki yönetimleri de varlığını sürdürecek.

YPG-PYD Güçleri de bölgenin hemen altında varlıklarını sürdüreceklerdir.

YPG-PYD Güçlerinin ise silahlarını bırakması mümkün olmadığı gibi bölgedeki yerleşim alanlarında da asayişi PYD-YPG Güçleri sağlayacaktır.

Bunun yanında tampon bölgedeki çalışma ve koordinasyonları yürütmek için Urfa’ya 90 kişilik bir Amerikan Askeri Heyeti’ de gelmiştir.

Bu da ABD’nin Türkiye’de de asker bulundurması ve Türkiye’ye de asker sokması demektir.

Öte yandan güvenli bölge yoluyla PYD-YPG Güçleri’nin Türkiye faktörü ve Türk Ordusu kullanılarak ABD’ye daha bağımlı hale gelmesi sağlanacaktır.

Özetle güvenli bölge uygulaması yoluyla Türkiye Ortadoğu’da Amerikan Emperyalizminin plan ve projelerinin daha çok içine sokulmakta, bu yolla Rusya ve İran’dan da uzaklaştırılmaktadır.

Bu durum Türkiye’nin çıkarlarına da bölge halkının geleceğine de aykırıdır.

Türkiye Yönetimi’nin böyle bir durumda yapması gereken Suriye’deki Esad Yönetimi’yle anlaşarak İdlip ve Kuzey Suriye’de Fırat Nehrinin doğusundaki sorunu bu yolla çözmeye çalışmasıdır.

Bölge halkı açısından ise bu proje, bölgedeki Kürt, Arap, Türk, Süryani Halklarının birbirinden uzaklaştırılmasına ve Amerikan Emperyalizmi ile İsrail’deki siyonist-yayılmacı çevrelerin ihtiraslarına kurban edilmesi demektir.

*********

6- Libya’da Halife Hafter Güçleri AKP Yönetimi’nin desteklediği güçlere yardım eden bir İHA Aracını düşürdüler.

Medyada pek bahsedilmeyen bu gelişme Türkiye Yönetimi’nin Libya’da da istediği sonucu elde edemediğini ve orada da batağa saplanıp ülkeyi de bu batağın içine sürüklemeye çalıştığını gösteriyor.

 

Serhat Çakın arkadaşa soru-görüş ve önerilerinizle ilgili mail gönderebilirsiniz


DOST VE KARDEŞ ÜLKE SURİYE, İŞTE BU KADAR GÜZEL.



Turgut KOÇAK:

VELİ GÜRCAN

Veli Gürcan yoldaşımız Isparta Lisesi’nde öğrenciyken komünist olduğu gerekçesiyle disiplin kuruluna verilmiş daha sonra da okuldan uzaklaştırılmıştır. Lise son sınıfı bu yüzden Afyon’da okumak zorunda kalmış, liseyi bitirdikten sonra ise İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girmiştir. Burada TİP üyesi olan Gürcan daha sonra kurulan TİP’in gençlik örgütü Sosyalist Gençlik Örgütü’ün (SGÖ) yöneticisi olmuştur.

12 Mart faşizmi ile birlikte kapatılan TİP’ten sonra ise daha sonra TSİP’i kuracak olan bir grup arkadaşla birlikte olmuştur.

İyi bir sokak tiyatrocusu olan Gürcan Kavel direnişine de katılarak direnişçiler için moral kaynağı olmuştur. 12 Mart faşizminin yüzünden son sınıfta öğrenimini bırakmak zorunda kalan Gürcan, parti çalışmaları yüzünden okula devam edip okulunu bitirememiştir. 12 Eylül sonrasında da çalışmaların içinde yer alan arkadaşımız Filistin’de de bulunmuş daha sonra Avrupa’ya gitmiş ve kendi isteği ile yeniden Türkiye’ye dönmüştür. Parti çalışmaları yüzünden 1985 Temmuzunda tutuklanmış ve bir süre içerde kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır. Parti içinde başlayan tartışmalarda yer almış ve görüşlerini dile getirmiştir.

Son toplantıdan birlikte ayrılırken diğer arkadaşlara ben; “bu parti kendi adıyla yeniden kurulacak, ilke, kitle, Gerçek, Sosyalist ve Gerçek yeniden çıkarılacak” dedim. Gürcan’la sözleştik ve ölünceye kadar kendisiyle sözleşmemizi bozmadık. Bugüne kadar ne onun ne de bizim birbirimizle ilgili sarfettiğimiz tek kötü söze kimse tanık olmuş değildir. Kendisi partimizin yeniden açılış genel kurulunda delegemizdi ve genel kurulumuzda kendisine yakışır bir konuşma yaparak bize güç ve destek verdi. Onu, insan olan Veli Gürcan’ı unutmayacağız.

Değerli yoldaşlarım insan kimileri ile öylesine güzel şeyler paylaşır ki, bunlar ölünceye kadar unutulamaz. Benim gerçekte Veli Gürcan’la paylaştıklarım da böylesine unutulmayacak güzelliklerdi ve bunları, bu güzellikleri korumayı vefa borcunun çok ötesinde şeyler olarak algılıyor ve sahip çıkıyorum.

Kendisini en son görüşüm Senirkent’te yaşadığı bağ evinde oldu. Yaşadığı sıkıntıyı oradan hemen uzaklaştırılması gerektiğini biliyorduk. Çıkıp iki partili bayan arkadaşla birlikte yanına gittik. İki gün orada kaldıktan sora üçüncü gün aramızda sözleşerek ayrıldık. Biz oradayken Afer Kara ve çocukları da geldiler. Onlarda Veli arkadaşı çok severlerdi, şimdi düşünüyorum da keşke onlar gelmemiş olsalardı diyorum. Çünkü kendisiyle sözleşmiş işlerini düzene koyar koymaz partiyi tüm Türkiye’de örgütlemek üzere sözleşmiştik. Onlar Veli Gürcan’ı ikna edip tatile götürdüler. Oysa biz kısa bir süre sonra bir araya gelecek ve birlikte parti tarihini yazacaktık. Oysa Veli oradan İzmir’e geçmiş bizden bir süre daha zaman istemişti. Ne yazık ki zamanı uzun sürdü ve bir daha geri dönemedi. Veli Gürcan hastalanmıştı.

Oysa kendisiyle sözleştiğimiz üzere Ankara’da ev bile hazırlamaya başlamıştık. Çünkü kendisi artık kimsenin evinde kalamayacağını söylemişti bize. O görüşmeden bende kalan unutamadığım şey abisinin eşinin bize söylediğidir. Abisinin eşi bize ne edin edin Veli ağabeyimi buradan götürün demişti. Çünkü; Veli ağabeyim bağ evinde yalnız diye düşündüğüm için bir kadına düğürlük ettim o kadın da, “o aklını yemiş adama mı kaldım’ diye beni geri çevirdi demişti…

Kendisiyle son görüşmemse bir telefon konuşmamız oldu. Cezamızın kesinleştiği için aranır durumdaydık. O ise İzmir Göğüs Hastanesi’nde neredeyse son günlerini yaşıyordu. Bana kendi durumunu önemsemeden “Yahu ağam nedir bu devletin senden istediği” demişti. Sonra öldü cenazesine bile gidemedim. Birkaç gün sonrada Ankara’da düzenlenen bir operasyonla tutuklandım.

O öldükten sonra kendisine TSİP’li ya da değil pek çok çevre sahip çıktı. Ve hatta mezarını bile yaptırdılar. Gerçekte bu insanoğlunu anlamak çok zor. O sağken kimsenin içtenlikle sahip çıkmadığı Veli Gürcan her nedense birden sahiplenilencek insan olarak görüldü ve herkes orada görünmek için yarıştı. Şimdi kızı Aslı’nın mezarı başında söylediği “Babamın ne çok dostları varmış” sözü nasıl da hüzünlendirici değil mi?

Ve zaten bu işte her zaman için bir gariplik olmuş, benim de aklıma hep takılmıştır nedense. Tanıdığım bir çok komünist kimseyi sağken her nedense arayan soran olmamıştır ama öldükten sonra kimi zaman salonlarda, kimi zaman mezarı başında birileri anar olmuştur. Burada kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur betimlemesi biraz yerine oturan bir benzetme değil ama her nedense bütün anmalar bu alışkanlıklar içinde yapılıyor. Beni de asıl kızdıran şey budur. Ama biz TSİP’liler olarak söz veriyoruz Veli Gürcan yoldaşımızı kendi emekleri ile anacak ve kendisin asla unutturmayacağız.

Parti olarak Veli Gürcan’ın adını yaşatmak için onun adına sayısız çalışmalar yapacak olan eylemlilikler yürüteceğiz. Bu konuda ilk işimiz Veli Gürcan’ın adını verdiğimiz PARTİ OKULU olacaktır. Onun adına bilimsel araştırmalar düzenleyecek yazın alanında etkinlikler düzenleyeceğiz.

Bu partide Veli Gürcan’ı herkesten çok daha iyi tanıyan biri olarak onu gerçek insanlığı ile döne döne anarak hakkında düşündüklerimi bitirmek isterim.

Kimi insanlar vardır ki, devrimcidir. Ama sadece devrimcidir. Onların devrimcilikleri de soğuk demir gibidir insanı asla ısıtmaz. İnsanı asla ta can evinden sarıp sarmalamaz. Onlara bir türlü ısınamazsınız, söyleyeceklerinizi bile söylemekten çekinir ve hatta başka dünyaların insanları olduğunuzu bile düşünürsünüz. Bu gibiler çoğu zaman bu durumlarına sayısız neden ileri sürebilirler. Çoğu zaman da bu davranışlarını disiplin adı altında sürdürürler. Oysa gerçeklerin öyle olmadığını küçücük bir sınama denemede bile yakalar ve hayal kırıklığına uğrarsınız.

Şimdi gelelim Veli Gürcan’a; bu arkadaşımız ne adına olursa olsun o sıcak, o kucaklayan insan yanını bir kez bile olsun es geçmiş biri değildir. Kendisine en ağır sözler söyleyen kimseleri bile hoş görmekle kalmamış onları Veli Gürcan sıcaklığı ile sarıp sarmalamıştır. Veli Gürcan sıcaklığı dedimse kimse bu da nasıl bir şeydir deyip geçmemelidir. Gerçekten de onu tanıyanlar benim bu tanımlamama hak vereceklerdir. Bu nedenle bizim partimizde yoldaşlar arasında sıcaklığın adı da Veli Gürcan sıcaklığıdır. Bu sıcaklığı ve insan davranışını her yoldaşımıza karşı sonuna kadar korumak Veli Gürcan arkadaşımıza bizim borcumuzdur diye düşünüyor, attığımız her adımı buna göre atıyoruz.

Şimdi o yok. Ama onunla birlikte biriktirdiğimiz bütün değerler bizim için yeri doldurulamaz önemde birer hazinedir.

Gürcan’ın babasını da iyi tanıyan biri olarak Veli Gürcan’daki güzelliklerin kaynağını çok iyi biliyorum.

Her ikisini de bu nedenle bir kez daha yürekten anmayı bir görev sayıyorum.


Behice Boran:

'Sosyalist Doğulmaz, Yaşanır'

İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı’ndaki duruşmada hakim karşısına çıkarıldı.


DİNLENE DİNLENE...

Hakim sordu: Çıktınız mı?

-Çıktık.

-Ne yapacaktınız?

-Taksim’e doğru yürüyecektik.

-Peki neden çıktığınız?

-1 Mayıs emeğin bayramı, mücadele günüdür. Biz de o sınıfın partisiyiz, çıktık.

-Nereden çıktınız?

-Merter’den çıktık.

-Nereye gidecektiniz?

-Taksim’e.

-Merter neresi Taksim neresi, uzun yol; siz yaşlısınız nasıl gideceksiniz?

-Dinlene dinlene…”

YAZININ TAMAMI


MAİL ADRESLERİMİZ

tsip15161974@gmail.com

tsip1974@hotmail.com

turgutkocak2009@hotmail.com

tsip.ali.oner@hotmail.com

tsip@tsip1974.com

kitle.dergisi@hotmail.com

ekinsanat@hotmail.com


SAYFA BAŞI