PARTİLİ YOLDAŞLARIMIZI SAYGIYLA ANIYORUZ

(sayfaya git)

ONLAR, KAVGAMIZIN SIRA NEFERİYDİLER...

ANILARINI MÜCADELEMİZDE YAŞATACAK,

ÖLENLERİN BOŞA ÖLMEDİĞİNİ BİLEREK,

SAVAŞIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ...

Son Güncelleme 10-12-2017 16:37

Sitemiz yukarıdaki Internet tarayıcıları tarafından desteklenmektedir

TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ

SOCIALIST WORKER PARTY OF TURKEY

PARTITO SOCIALISTA DEI LAVORATORI DI TURCHIA

TÜRKEI SOZİALİSTİSCHEN ARBEİTERPARTEİ

PARTI OUVRIER SOCIALISTE DE LA TURQUIE

ТУРЦИЯ СОЦИАЛИСТИЧЕСКОЙ РАБОЧЕЙ ПАРТИИ

Σοσιαλιστικό Εργατικό Κόμμα της Τουρκίας

ԹՈՒՐՔԻԱ ՍՈՑԻԱԼԻՍՏԱԿԱՆ ԱՇԽԱՏԱՆՔԱՅԻՆ ԿՈՒՍԱԿՑՈՒԹՅՈՒՆԸ

PARTIDO OBRERO SOCIALISTA DE TURQUIA

LUCRĂTORİLOR SOCİALİSTE DE PARTİD DİN TURCİA

STRANY TURECKÝCH SOCİALİSTİCKÁ ROBOTNÍCKA

SZOCİALİSTA MUNKÁSPÁRT TÖRÖKORSZÁG

터키의 사회주의 노동자 '파티

トルコ社会主義労働者党

तुर्की सोशलिस्ट वर्कर्स पार्टी

PRchecker.info

PARTİMİZİN 1993 YILI 3. GENEL KURULUNDA YAPILAN KONUŞMALARI, TARİHİ ÖNEMİ NEDENİYLE YAYINLIYORUZ.

VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-2


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-3


GÜLTEKİN GAZİOĞLU YOLDAŞIN KONUŞMASI


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI -2


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN  KONUŞMASI -3


TURGUT KOÇAK YOLDAŞ, KENDİ YAZDIĞI ŞİİRİ FIRTINA ÇOCUKLARI'NI OKUYOR

KOMÜNİST VE İŞÇİ PARTİLERİ'NİN WEB SİTELERİ VE DİĞER LİNKLER

GENEL MERKEZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ANKARA İL ÖRGÜTÜ

AYŞE KAYGUSUZ (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24 Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ÇANKAYA İLÇE ÖRGÜTÜ

AYŞE SELMA ÖZKÖKLÜ (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

İSTANBUL İL ÖRGÜTÜ

ADEM YAKAR (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

BESİM TUZLU (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

TSİP Aday üye kayıt formu

TSİP KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

ADAY ÜYELİK BAŞVURU FORMU

EKİN SANAT DERGİSİ

İSTANBUL İL TEMSİLCİLİĞİ

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire 6 -.7

 KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10


MAİL ADRESLERİMİZ

tsip15161974@gmail.com

tsip1974@hotmail.com

turgutkocak2009@hotmail.com

tsip.ali.oner@hotmail.com

tsip@tsip1974.com

kitle.dergisi@hotmail.com

ekinsanat@hotmail.com


YAYINLARIMIZIN EKİM 2017 SAYILARI ÇIKTI

DERGİLERE ABONE OLMAK İÇİN MAİL ADRESLERİMİZ

tsip15161974@gmail.com

tsip1974@hotmail.com

kitle.dergisi@hotmail.com

ekinsanat@hotmail.com

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

FİLİSTİN

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

10 ARALIK 2017

Bildiğiniz gibi Filistin halkı uzun zamandır İsrail işgaline karşı direnmektedir. Direnişin en üst boyutlara çıktığı ve Filistin halkının birlikte davrandığı dönemlerde Filistin uluslararası planda da hakların söke söke almış yarattığı destanın sonuçlarını da uluslararası alanda tanınarak elde etmişti. Ne var ki bölgede savaş bitecek gibi değildi. İsrail ve Amerikan emperyalizmi sürekli olarak sorunu diri tuttular. Yine iki ülkenin alttan alta çaba ve çalışmalarıyla dini inançları ağır basan gruplar bir araya getirilerek ortaya emperyalizmin oyunlarının bir parçası olarak HAMAS çıktı.

Hamas ilk iş olarak Filistin’in eylemli olarak bölünmesini sağladı. Zaten silah ve teknolojik bakımından oldukça geri bir konumda olan Filistin; üstüne üstlük bir de bölündüğü için hem etkisini yitirdi hem de ne zaman nasıl davranılacağı konusunda başıbozuk bir davranış sergilendiğinden Filistin İsrail’le girişilen her mücadelede kaybetti. Sürekli olarak topraklarını genişleten İsrail, bu kez de Filistin toprakları üzerine Yahudi yerleşim merkezleri kurarak işgalini daha da sağlama almayı başardı.

Bütün bu yaşananlar karşısında Arap dünyasının petrol zengini ülkeleri görünürde Filistin’i destekliyor görünseler de ABD’nin birer kuklası olarak Filistin halkını her fırsatta arkalarından hançerlediler. Geçmişte nasıl İsrail’in kuruluşu Suudi Krallığı’nda gerçekleştiyse bugün de aynı oyun ABD’nin istediği doğrultuda devam ettirilmektedir.

Soruna bu gerçekler ışığında baktığımızda Müslüman grupların ne kadar ikiyüzlü olduğunu bütün çıplaklığı ile görürüz. İşte bu yüzdendir ki, Müslümanlık adı altında gösteri yapanların içtenliğine kimse ama kimse bizi inandıramaz. Diğer berbat Arap rejimlerini geçtik, bu konuda AKP ve saray iktidarının da onlardan kalır yanı yoktur. Aksine beş tabak fazla günahlara sahip olduklarını da açık açık söylemeliyiz. AKP ve saray iktidarı Filistin ile ilgili bunca sözü söyler ve göz boyamaya kalkarken bunların halktan gizledikleri başka bir yüzlerinin olduğunu da asla unutmamak gerekir.

Sözüm ona İsrail’e bu kadar karşı çıkan AKP ve saray iktidarı ABD’de sözde Türkiye çıkarına çalışmalar yapmaları için ABD’deki Yahudi lobilerine hesapsız kitapsız para aktararak ağır bir vebalin altına girmekten de çekinmiş değildir. Ödenen bu paraların karşılığında elde edilenler nedir diye sorsak göreceksiniz ki ortada dişe dokunur hiçbir şey yoktur.

Yine bu iktidarın ticari ve askeri alanlarda da İsrail’le yürüttüğü işbirliği de işin cabasıdır. Her ne hikmetse her fırsatta Müslümanlıkları kabaranlar iş gerçeklere gelince hiç de davranılması gerektiği gibi davranmamaktadırlar. Bu yüzden de İsrail’in gıda ürünlerinden diğer sanayi ürünlerine kadar pek çok markası ülkemizde raflarda yer almaktadır.

ABD ve İsrail’in birlikte planladıkları Kudüs sorunu patlak verince cami duvarı diplerinde miskin miskin uyuklayanların da AKP ve saray iktidarının hazır kuvveti olarak harekete geçtiklerini görüyoruz. Ortalığı doldurup “Allahüekber” çekenlerin hemen hiçbirisi niyeyse gerçekleri sorgulamayı akıllarının ucundan bile geçirmemektedirler. Kudüs sorununun çıkması AKP ve saray açısından da hiç kuşku yoktur ki bir fırsat olarak görülmüştür. Çünkü AKP ve saray iktidarı gelinen noktada ciddi bir şekilde sıkışmıştır. Sıkışıklığından kurtulmak için AKP ve saray iktidarı uzun süre bu konuyu tepe tepe kullanacaktır ama geçmişte olduğu gibi bundan sonra da Kudüs’ün İsrail tarafından başkent ilan edilmesi ile ilgili elle tutulur hiçbir adım atılmayacaktır.

Gördüğünüz gibi Recep Tayyip Erdoğan’a beş vakit konuşacağı ve yandaşlarının gevşeyen vidalarını sıkılayacağı böyle bir konu çıktığı için denilebilir ki olup bitenlerden minnettardır bile. Dışarıda ve içeride iyice itibarsızlaşan bir iktidar söz konusudur. İşte bu iktidar bu yüzden ülkenin içinde demokrasinin D’sine bile katlanamamakta, demokratik kuralları işleteceği ve hukukun üstünlüğü ile sorunları çözeceği yerde içerde ne demokrasi bırakmıştır ne de hukuk. Keyfi nasıl istiyorsa öyle hareket etmekte vurguncu belediye başkanlarının AKP saflarında yarattığı yıkımın aynısının başkalarında da yaratması için hukuk hiçe sayılarak ve OHAL’e dayanılarak şimdi de sıra CHP’li belediyelere gelmiştir. Bu yaptırımlarla AKP ve saray tamam, bizim belediyelerde yolsuzluk yapanları ve halka hizmet götürme konusunda ağır kalanları görevden nasıl aldıysak muhalefet belediyelerinin de bizden kalır yanları yoktur, gördüğünüz gibi onları da görevden alıyoruz” diyerek ve hukuku hiçe sayarak durumlarını dengelemek istemektedirler.

Sonuç olarak AKP ve saray iktidarının ne Kudüs konusunda izlediği politikaya ne ülke içinde yapmaya çalıştığı işlerin hiçbirine inanmamak ve prim vermemek gerekir.

Çünkü dünyanın gelmiş geçmiş bütün faşist iktidarlarının yol haritası bugün AKP’nin yol haritası ile öylesine örtüşmektedir ki kimse göz boyayıcı bu politikalara inanmamalıdır.

"HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZI: SÖZ SANATI

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

 Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

"GÜNCEL NOTLAR"

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

10 ARALIK 2017

AKP ve saray iktidarının en sıkışık olduğu zamanlarda ortaya bir şeylerin çıkıyor olması gerçekten de ilginçtir.

Gelişen olaylar karşısında milyonlar AKP ve saray iktidarını sorgulamaya başlamışken bir de ne görelim İsrail’in Kudüs’ü başkent ilan etmesi olayı gündeme bomba gibi düşmüştür.

Onca tartışma ve suçlamalardan bunalan Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere Kudüs olayını bir kurtuluş olarak görmüşler, denize düşenin yılana sarıldığı örneği Kudüs sorununa sarılmışlardır.

Gördüğünüz gibi bundan sonra beş vakit Kudüs konusunu konuşan Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmalarını beş vakitte Müslümanlığı kimseye bırakmayanların “Allahuekber”li sesleri sokaklarda çınlayacak, halkımız ise Reza’yı da, rüşvetçileri de, Man Adası yolsuzluklarını da unutacaktır.

Oh ne âlâ memleket değil mi?


Av. İdris Köylü

idris.koylu@hotmail.com

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SANATSAL YAZILARI


Av. İdris Köylü

idris.koylu@hotmail.com

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SİYASAL YAZILARI


Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-14

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME-

YAZIYI OKU


Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-15

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME-

YAZIYI OKU


Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-16

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME-

YAZIYI OKU


Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-17

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME-

YAZIYI OKU


Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-18

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME-

YAZIYI OKU


Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-19

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME-

YAZIYI OKU


Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-20

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME-

YAZIYI OKU

 

Turgut KOÇAK:

VELİ GÜRCAN

Veli Gürcan yoldaşımız Isparta Lisesi’nde öğrenciyken komünist olduğu gerekçesiyle disiplin kuruluna verilmiş daha sonra da okuldan uzaklaştırılmıştır. Lise son sınıfı bu yüzden Afyon’da okumak zorunda kalmış, liseyi bitirdikten sonra ise İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girmiştir. Burada TİP üyesi olan Gürcan daha sonra kurulan TİP’in gençlik örgütü Sosyalist Gençlik Örgütü’ün (SGÖ) yöneticisi olmuştur.

12 Mart faşizmi ile birlikte kapatılan TİP’ten sonra ise daha sonra TSİP’i kuracak olan bir grup arkadaşla birlikte olmuştur.

İyi bir sokak tiyatrocusu olan Gürcan Kavel direnişine de katılarak direnişçiler için moral kaynağı olmuştur. 12 Mart faşizminin yüzünden son sınıfta öğrenimini bırakmak zorunda kalan Gürcan, parti çalışmaları yüzünden okula devam edip okulunu bitirememiştir. 12 Eylül sonrasında da çalışmaların içinde yer alan arkadaşımız Filistin’de de bulunmuş daha sonra Avrupa’ya gitmiş ve kendi isteği ile yeniden Türkiye’ye dönmüştür. Parti çalışmaları yüzünden 1985 Temmuzunda tutuklanmış ve bir süre içerde kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır. Parti içinde başlayan tartışmalarda yer almış ve görüşlerini dile getirmiştir.

Son toplantıdan birlikte ayrılırken diğer arkadaşlara ben; “bu parti kendi adıyla yeniden kurulacak, ilke, kitle, Gerçek, Sosyalist ve Gerçek yeniden çıkarılacak” dedim. Gürcan’la sözleştik ve ölünceye kadar kendisiyle sözleşmemizi bozmadık. Bugüne kadar ne onun ne de bizim birbirimizle ilgili sarfettiğimiz tek kötü söze kimse tanık olmuş değildir. Kendisi partimizin yeniden açılış genel kurulunda delegemizdi ve genel kurulumuzda kendisine yakışır bir konuşma yaparak bize güç ve destek verdi. Onu, insan olan Veli Gürcan’ı unutmayacağız.

Değerli yoldaşlarım insan kimileri ile öylesine güzel şeyler paylaşır ki, bunlar ölünceye kadar unutulamaz. Benim gerçekte Veli Gürcan’la paylaştıklarım da böylesine unutulmayacak güzelliklerdi ve bunları, bu güzellikleri korumayı vefa borcunun çok ötesinde şeyler olarak algılıyor ve sahip çıkıyorum.

Kendisini en son görüşüm Senirkent’te yaşadığı bağ evinde oldu. Yaşadığı sıkıntıyı oradan hemen uzaklaştırılması gerektiğini biliyorduk. Çıkıp iki partili bayan arkadaşla birlikte yanına gittik. İki gün orada kaldıktan sora üçüncü gün aramızda sözleşerek ayrıldık. Biz oradayken Afer Kara ve çocukları da geldiler. Onlarda Veli arkadaşı çok severlerdi, şimdi düşünüyorum da keşke onlar gelmemiş olsalardı diyorum. Çünkü kendisiyle sözleşmiş işlerini düzene koyar koymaz partiyi tüm Türkiye’de örgütlemek üzere sözleşmiştik. Onlar Veli Gürcan’ı ikna edip tatile götürdüler. Oysa biz kısa bir süre sonra bir araya gelecek ve birlikte parti tarihini yazacaktık. Oysa Veli oradan İzmir’e geçmiş bizden bir süre daha zaman istemişti. Ne yazık ki zamanı uzun sürdü ve bir daha geri dönemedi. Veli Gürcan hastalanmıştı.

Oysa kendisiyle sözleştiğimiz üzere Ankara’da ev bile hazırlamaya başlamıştık. Çünkü kendisi artık kimsenin evinde kalamayacağını söylemişti bize. O görüşmeden bende kalan unutamadığım şey abisinin eşinin bize söylediğidir. Abisinin eşi bize ne edin edin Veli ağabeyimi buradan götürün demişti. Çünkü; Veli ağabeyim bağ evinde yalnız diye düşündüğüm için bir kadına düğürlük ettim o kadın da, “o aklını yemiş adama mı kaldım’ diye beni geri çevirdi demişti…

Kendisiyle son görüşmemse bir telefon konuşmamız oldu. Cezamızın kesinleştiği için aranır durumdaydık. O ise İzmir Göğüs Hastanesi’nde neredeyse son günlerini yaşıyordu. Bana kendi durumunu önemsemeden “Yahu ağam nedir bu devletin senden istediği” demişti. Sonra öldü cenazesine bile gidemedim. Birkaç gün sonrada Ankara’da düzenlenen bir operasyonla tutuklandım.

O öldükten sonra kendisine TSİP’li ya da değil pek çok çevre sahip çıktı. Ve hatta mezarını bile yaptırdılar. Gerçekte bu insanoğlunu anlamak çok zor. O sağken kimsenin içtenlikle sahip çıkmadığı Veli Gürcan her nedense birden sahiplenilencek insan olarak görüldü ve herkes orada görünmek için yarıştı. Şimdi kızı Aslı’nın mezarı başında söylediği “Babamın ne çok dostları varmış” sözü nasıl da hüzünlendirici değil mi?

Ve zaten bu işte her zaman için bir gariplik olmuş, benim de aklıma hep takılmıştır nedense. Tanıdığım bir çok komünist kimseyi sağken her nedense arayan soran olmamıştır ama öldükten sonra kimi zaman salonlarda, kimi zaman mezarı başında birileri anar olmuştur. Burada kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur betimlemesi biraz yerine oturan bir benzetme değil ama her nedense bütün anmalar bu alışkanlıklar içinde yapılıyor. Beni de asıl kızdıran şey budur. Ama biz TSİP’liler olarak söz veriyoruz Veli Gürcan yoldaşımızı kendi emekleri ile anacak ve kendisin asla unutturmayacağız.

Parti olarak Veli Gürcan’ın adını yaşatmak için onun adına sayısız çalışmalar yapacak olan eylemlilikler yürüteceğiz. Bu konuda ilk işimiz Veli Gürcan’ın adını verdiğimiz PARTİ OKULU olacaktır. Onun adına bilimsel araştırmalar düzenleyecek yazın alanında etkinlikler düzenleyeceğiz.

Bu partide Veli Gürcan’ı herkesten çok daha iyi tanıyan biri olarak onu gerçek insanlığı ile döne döne anarak hakkında düşündüklerimi bitirmek isterim.

Kimi insanlar vardır ki, devrimcidir. Ama sadece devrimcidir. Onların devrimcilikleri de soğuk demir gibidir insanı asla ısıtmaz. İnsanı asla ta can evinden sarıp sarmalamaz. Onlara bir türlü ısınamazsınız, söyleyeceklerinizi bile söylemekten çekinir ve hatta başka dünyaların insanları olduğunuzu bile düşünürsünüz. Bu gibiler çoğu zaman bu durumlarına sayısız neden ileri sürebilirler. Çoğu zaman da bu davranışlarını disiplin adı altında sürdürürler. Oysa gerçeklerin öyle olmadığını küçücük bir sınama denemede bile yakalar ve hayal kırıklığına uğrarsınız.

Şimdi gelelim Veli Gürcan’a; bu arkadaşımız ne adına olursa olsun o sıcak, o kucaklayan insan yanını bir kez bile olsun es geçmiş biri değildir. Kendisine en ağır sözler söyleyen kimseleri bile hoş görmekle kalmamış onları Veli Gürcan sıcaklığı ile sarıp sarmalamıştır. Veli Gürcan sıcaklığı dedimse kimse bu da nasıl bir şeydir deyip geçmemelidir. Gerçekten de onu tanıyanlar benim bu tanımlamama hak vereceklerdir. Bu nedenle bizim partimizde yoldaşlar arasında sıcaklığın adı da Veli Gürcan sıcaklığıdır. Bu sıcaklığı ve insan davranışını her yoldaşımıza karşı sonuna kadar korumak Veli Gürcan arkadaşımıza bizim borcumuzdur diye düşünüyor, attığımız her adımı buna göre atıyoruz.

Şimdi o yok. Ama onunla birlikte biriktirdiğimiz bütün değerler bizim için yeri doldurulamaz önemde birer hazinedir.

Gürcan’ın babasını da iyi tanıyan biri olarak Veli Gürcan’daki güzelliklerin kaynağını çok iyi biliyorum.

Her ikisini de bu nedenle bir kez daha yürekten anmayı bir görev sayıyorum.


Behice Boran:

'Sosyalist Doğulmaz, Yaşanır'

İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı’ndaki duruşmada hakim karşısına çıkarıldı.


DİNLENE DİNLENE...

Hakim sordu: Çıktınız mı?

-Çıktık.

-Ne yapacaktınız?

-Taksim’e doğru yürüyecektik.

-Peki neden çıktığınız?

-1 Mayıs emeğin bayramı, mücadele günüdür. Biz de o sınıfın partisiyiz, çıktık.

-Nereden çıktınız?

-Merter’den çıktık.

-Nereye gidecektiniz?

-Taksim’e.

-Merter neresi Taksim neresi, uzun yol; siz yaşlısınız nasıl gideceksiniz?

-Dinlene dinlene…”

YAZININ TAMAMI


SAYFA BAŞI