TSİP: YENİ NAZİ İKTİDARI, DÖKTÜĞÜ KANDA BOĞULACAK... FAŞİZME GEÇİT VERMEYECEĞİZ... TSİP: YENİ NAZİ İKTİDARI, DÖKTÜĞÜ KANDA BOĞULACAK... FAŞİZME GEÇİT VERMEYECEĞİZ... TSİP: YENİ NAZİ İKTİDARI, DÖKTÜĞÜ KANDA BOĞULACAK... FAŞİZME GEÇİT VERMEYECEĞİZ... TSİP: YENİ NAZİ İKTİDARI, DÖKTÜĞÜ KANDA BOĞULACAK... FAŞİZME GEÇİT VERMEYECEĞİZ...


T.Ziyaretçi: 236.701

Bugün: 286

Online: 6


Son Güncelleme 19-04-2014 22:18

Sitemiz yukarıdaki Internet tarayıcıları tarafından desteklenmektedir

TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ

SOCİALİST WORKERS PARTY OF TURKEY

DELLA TURCHIA SOCİALİST WORKERS PARTY

TÜRKEI SOZİALİSTİSCHEN ARBEİTERPARTEİ

TURQUIE PARTİ SOCİALİSTE OUVRİER

ТУРЦИЯ СОЦИАЛИСТИЧЕСКОЙ РАБОЧЕЙ ПАРТИИ

ΚΌΜΜΑ ΕΡΓΑΤΏΝ ΣΟΣΙΑΛΙΣΤΙΚΌ ΤΟΥΡΚΙΑ

ԹՈՒՐՔԻԱ ՍՈՑԻԱԼԻՍՏԱԿԱՆ ԱՇԽԱՏԱՆՔԱՅԻՆ ԿՈՒՍԱԿՑՈՒԹՅՈՒՆԸ

SOSYALİSTA MANGGAGAWA PARTİDO NG PABO

LUCRĂTORİLOR SOCİALİSTE DE PARTİD DİN TURCİA

STRANY TURECKÝCH SOCİALİSTİCKÁ ROBOTNÍCKA

SZOCİALİSTA MUNKÁSPÁRT TÖRÖKORSZÁG

터키의 사회주의 노동자 '파티

トルコ社会主義労働者党

तुर्की सोशलिस्ट वर्कर्स पार्टी

 


PARTİMİZİN 1993 YILI

3.GENEL KURULUNDA YAPILAN KONUŞMALARI,

TARİHİ ÖNEMİ NEDENİYLE YAYINLIYORUZ.

VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-2


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-3


GÜLTEKİN GAZİOĞLU YOLDAŞIN KONUŞMASI


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI -2


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN  KONUŞMASI -3


TURGUT KOÇAK YOLDAŞ, KENDİ YAZDIĞI ŞİİRİ FIRTINA ÇOCUKLARI'NI OKUYOR

GENÇ SOSYALİST DERGİSİ'NİN TÜM YAZILARINI PDF FORNMATINDA OKUYABİLİRSİNİZ.

YAYINLARIMIZIN

MART 2014 SAYILARI ÇIKTI

DERGİLERE ABONE OLMAK İÇİN

MAİL ADRESLERİMİZ

tsip1974@hotmail.com

kitle.dergisi@hotmail.com

ekinsanat@hotmail.com


EKİN SANAT DERGİSİ

ABONELİK BAŞVURU FORMU

MAİL ADRESLERİMİZ

tsip15161974@gmail.com

tsip1974@hotmail.com

tsip@tsip1974.com

kitle.dergisi@hotmail.com

ekinsanat@hotmail.com


TSİP

ADAY ÜYELİK BAŞVURU

FORMU

TSİP Aday üye kayıt formu


GENEL MERKEZ

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53


İSTANBUL İL ÖRGÜTÜ

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı

No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10


İZMİR İL ÖRGÜTÜ

Konak İş Hanı No.24 Kat.1 D.103

KONAK - İZMİR

İRTİBAT:

İZMİR İL BAŞKANI ALPER GÜLAY

0553 459 0 232


EKİN SANAT DERGİSİ

İSTANBUL İL TEMSİLCİLİĞİ

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı

No.20 Kat.4 Daire.7

 KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10


TSİP: PARTİ OKULU PDF  KİTAPLAR

  

TSİP: PARTİ OKULU WORD KİTAPLAR


BU KİTAPLAR MUTLAKA OKUNMALI...


Fotoğraf: 03 NİSAN 2014   "HER GÜN" 

GÜVENLİK GÜÇLERİ NEYİN NESİ, KİMİN FESİDİR? / TURGUT KOÇAK (TSİP Genel Başkanı)

Güvenlik güçleri neyin nesi kimin fesidir? Güvenlik güçleriyle ilgili yıllar yılı topluma verilmek istenen şey güvenlik güçlerinin haksızlığa uğrayanların yanında olduğudur. Öyle ya herhangi bir kimse kendisinden güçlüler tarafından saldırıya mı uğradı, güvenlik güçleri oradadır. Herhangi biri zora mı düştü, gider doğru karakola derdini anlatır arkasından da ülkenin bağımsız yargısı vardır harekete geçer ve haksızlığa uğrayanın hakkını alır ve kendisine iade eder. Yıllardır ülkemizde işlenen anlayış budur. Yurttaş da sanır ki, bütün bunlar gerçektir o da başına yolda izde bir şey gelse hemen; "Polis yok mu" diye ünler. Güvenlik güçlerinin güçsüzden ve haktan yana olduğu söylenir söylenmesine ya gelgelelim durum gerçekte böyle midir acaba? Değildir elbtte değil olmasına ya, varın siz bu gerçeği yığınlara anlatın anlatabilirseniz.

Sonuçta geniş halk yığınları gerçeğin söylendiği gibi olmadığını yıllarca acı olaylar yaşaya yaşaya öğrendi öğrenmesine ya yine de iş tam anlamıyla zıvanadan çıkmış değildi. 12 Eylül 1980 faşist darbesini yapanlar bu gerçeği halkın gözünün içine batıra batıra kanıtladılar. Arkasından gelen iktidarlarda hakeza bu 12 Eylül faşistlerini aratmadılar. Ancak bu toplumun daha çekeceği olmalı ki arkasından gelen AKP iktidarı ile birlikte işler artık iyice çığırından çıktı ve insanlarda polise hiç mi hiç güven duymaz oldular.

AKP, 12 yıllık iktidar döneminde poliste bir güzel kadrolaştı. Şaibeli sınavlarla polis okullarına öğrenci alındı. AKP'ye taraf olmayanlar ya kızağa çekildi ya da görevlerinden alınarak oraya buraya sürüldü. Kimileri de bu baskıya dayanamayarak emekliliklerini isteyip ayrıldılar. Artık güvenlik güçleri tamamdı. Bir yerde işçi hak istiyor greve mi kalkıyordu, polis tam techizat oradaydı. Olmadı, gaz, su, sopa ile patrona karşı direnilip hak aranamayacağı kendini bilmez işçilere bir güzel gösterilerek asayiş berkemal hale getirildi. Öğrenciler; öğrenci olmaktan kaynaklı hak iddiasında bulunup, akademik, demokratik hak isteminde mi bulundu; polis gibi çalışan AKP'nin YÖK'ü haydi polisi göreve çağırdı. Eee durur mu polis kimin polisi, görev yerine intikal edip öğrencileri özel güvenlik güçleriyle birlikte haşat edip hışırını çıkarıverdi. Neymiş efendim toplum AKP iktidarından memnun değilmiş. Hiç olur mu, nasıl olur da halk Recep Tayyip Erdoğan ve AKP'den memnun olmazmış. Emir büyük yerlerden geldi. Polis de hemen her mitingi, her hak arayışını kin ve nefretle basıp darma duman etti. Son Gezi gösterilerinde bu yüzden kaç gencimiz yaşamını yitirdi, kaç yuttaşımız yaralandı, gözaltına alınıp içeri atıldı. Sonra da her şeyin ondan sorulduğu; büyük, büyük çok büyük padişah kalkıp polislere emri ben verdim deyip çıktı işin içinden.

Toplumda artık mevcut iktidara karşı önlenemez bir öfke birikimi söz konusuydu. Yerel seçimer geldi çattı. Aslında AKP'nin zihniyetine göre seçime meçime gerek yoktu yok olmasına ya, Zatı Muhterem Recep Tayyip Bey'in iki sözünden biri sandıktan çıkmak olduğu için geri adım atamazdı ve zaten seçim meçim olmayacak diyeceği günlerin de geldiği söylenemezdi. 30 Mart 2014 günü böylece sandığa gidildi. Yurttaşlar sandığa gittiler ya olumlu bir sonuç alacaklarını sanıyorlardı, bu yüzden de gerginlikleri biraz düşmüştü. Seçim bitti, sandıklar açıldı. Bir de gördük ki, sayım acayip bir şekilde yapılmakta, önceden hazırlığını yapmış olan iktidar yetkilileri polisle birlikte sandıkların başına çokuşuverdiler. Kimi bakanlar oy sayıyor, kimi bakanlar sayım yerine giderek kapıları kapattırıp aklınca demokrasicilik oynuyordu.

Sonuç görüldü. Sandıklarda çıkan oylar allem edilip gallem edilip iktidar partisinin hanesine yazıldı. Durum acayipti. AKP yine oyların büyük bir bölümünü alıyor, adeta silip süpürüyordu. Bu böyle olamazdı, oy veren yurttaşlar geçebildiği yerlerde harekete geçti. Sayım yapılan yerlere yığıldı. Ee bu durumda polis duracak değildi ya, o da TOMA'sıyla, şunuyla bunuyla doğru oralara gitti. Bir de baktık ki, oyların doğru sayılmasını isteyen yurttaşların tepesine AKP'nin güruh denilecek taraftarları ile birlikte polis vatandaşa saldırıyor. Ankara'da bu gerçeğin daniskası yaşandı. Polis oyların doğru sayılmadığını iddia eden halkın üzerine o bildik gazı ve basınçlı suyu ile gitti. Oysa oyların doğru sayılmadığı, her türlü hilenin ülke çapında yapıldığı bir gerçekle karşı karşıyaydık. Durum bu merkezde olmasına karşın bizlerden istenen şey çekilip evlerimize gitmekti. Polis mi tabiki de polis yurttaşlara saldıracaktı. Tabiki de haklarının çiğnendiğini düşünen yurttaşlar susturulup iktidara karşı çıkarılan her ses kısılacaktı. Bugün polisler iktidarın emrinde bu görevi yapmaktadır. Polisin başkumandanı Recep Tayyip Bey kumandan yardımcısı da Efkan Âlâ'dır. 

Önceki gün polisin YSK'nın önünde biriken halka saldırmış olması gaz kullanıp TOMA'lardan basınçlı su sıkmasını da gördükten sonra artık söylenecek söz kalmadı. 

Gördük ki, o bize anlatılmaya çalışılan polis artık adletin yerine getirilmesi için görev yapan ve güçsüzlerin yanında yer alması gereken kimseler değildir. 

Bunlar AKP zorbalarının polisidir, görevlerini de bu anlayış ve bağlılıkla yerine getirmektedirler.

**************

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI YAZILARI

http://www.tsip1974.com/yeni_sayfa_317.htm

SOCİALİST WORKERS' PARTY OF TURKEY
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ (TSİP) 

http://www.tsip1974.com/

İNANDIRICI OLUN GERİSİ GELİR!

TURGUT KOÇAK (Genel Başkan)

19 NİSAN 2014

Sol ve sosyalist sol'la ilgili yazı yazmamaya özen göstermeme karşın, öyle durumlar oluyor ki, yazmadan edemiyor insan. Aydınlık Gazetesi'nde Ahmet Karatepe imzası ile 18 Nisan 2014 tarihinde Doğu Perinçek'i savunan bir yazı yayınlandı. Bu yazının neresine baksak faul bir yazı. Yazının bir bölümü şöyle; "…Perinçek, F Tipi ile mücadele konusunda "Tayyip Erdoğan'ı destekleriz" demiş. Vay efendim nasıl dermiş! Ne demesini bekliyordunuz? Fethullahçı Çeteyi Türkiye'de deşifre eden ilk isimlerdendir Perinçek. Gladyo nitelendirilmesini o yapmıştır. Çete sözcüğünü ilk kullananlardan biri de o olmuştur. Türkiye yıllar sonra aynı noktaya gelmiştir.

Bugünün tatlısu muhaliflerinin hoşuna gitse de gitmese de Cemaat'le mücadele konusunda herkese destek verilmeli. Kim olduğunun hiç önemi yok."

Dikkat ettiniz mi kim olduğunun hiç önemi yokmuş. 'Gülen, en büyük iç tehdit unsuru' başlığı ile de şöy demiş: "Siyasi mücadelesini/ savaşını sistemle değil de sistemin bir unsuru/estrümanı olan Erdoğan ile yapmak isteyen, bunu yaparken de sistemin kendisiyle hesaplaşmayı es geçen "muhalif", kusura bakmayın ama "küçük adam"dır.

Gülen cemaati, Türkiye'deki en büyük iç tehdit unsurudur. Bunu kimin kaldıracağı bizi sadece tespit yaparken ilgilendirir; yoksa Erdoğan'ın kaderi, kendisini sistemin içerisindeyken sistemle çatışmaya ittiği için, bundan alınıp/gücenip "desteklememek" tam bir Y-CHP kafasıdır."

Fethullah Gülen olsun, Recep Tayyip Erdoğan olsun sistemin birer parçasıdır. Onların bugüne kadar yerine getirdikleri görev de hiç kuşkunuz olmasın ki, sistemin selametle tıkır tıkır işlemesi içindir. Burada öyle sanıyoruz ki, sistem deyince Ahmet Karatepe'nin aklına Fethullah gelmekte, Recep Tayyip Erdoğan da sistemin bir parçası olarak görülmektedir. Bu yüzden de F Tipi örgüte karşı kim mücadele verirse destekleneceğini söyleyen Karatepe, anlaşılan kaş yapayım derken göz çıkarmaktadır. Bize göre gerek Erdoğan gerekse de Fethullah Cemaati'ni sistem işine geldiği sürece kullanır işleri bittiği zaman da deliğe süpürüp işlerini bitiriverir. Bu yüzden de sistemle Fethullah Örgütü'nü bile doğru dürüst ayırt edemeyen Karatepe'nin "Küçük adam" betimlemesi kimin yakasına tam bir rozet gibi oturur acaba? Ha sistem demişken İşçi Partisi'nin "Milli Hükümet" hedefini nereye oturtmak gerekiyor? "Milli Hükümet" betimlemesi içinde kimlerin yer alacağını İşçi Partisi sayıyor. Bu durumda İşçi Partisi nasıl oluyor da sistem içi olmayıp da sistem dışı görülebiliyor. Tabi Fethullah Gülen Örgütü'nü baş çelişki gibi görür ve anlarsanız işin varacağı nokta da burasıdır. Sistem geçmişte ilericilerin, devrimcilerin, sosyalistlerin karşısına kimi çıkarmıştı oturup bir düşünün. Bizler "Komünizmle Mücadele Dernekleri"ni asla unutmuş değiliz. Peki, ne oldu bu ve bunun gibi derneklere? Yanıt verelim; bu dernekler yeni durumlara ve yeni gereksinimlere göre başka başka isimler aldılar o kadar.

Bunu geçiyoruz. Bildiğiniz gibi Aralık 2013 tarihinde TKP bir toplantı ile 'Sol Cephe'yi oluşturdu. Çağrı yaptıkları ile birlikte bir şeyler yapmaya çalıştı. 'Sol Cephe'nin diyebiliriz ki, kendisini sınadığı ilk sınav 30 Mart 2014 seçimleri oldu. Sonuç; bize göre koskocaman bir fiyasko olduğu için, TKP seçim değerlendirmesinde Gezi Parkı gösterilerine atıf yaparak; "Bu daha başlangıç mücadeleye devam" diyerek 1 Mayıs'ta Taksim'de olunacağını açıkladı oldu bitti.

Bazıları cephe olayını yörüngeye bazı örgütleri almak olarak anlıyor olmalı ki, bu yönde ÖDP'nin de iştahı kabardı. Adına cephe demedi ama bazı örgütlerin isimlerini de sayarak bir oluşuma gideceklerini açıkladı. Gerçi ÖDP'nin kuruluş süreci ve dağılma sürecine kadar da durum bir benzerlik arzediyordu ama anlaşıldı bunlar kararlılar. Bu yüzden de aynı suda bir kez daha yıkanılacağını savunuyorlar. Milattan önce Heraklit kadar bile diyalektiğe yakın durmayanların vay haline diyeceğiz ama gerek yok. İsteyen aynı suda döner döner yıkanır, kim karışabilir ki?

Daha başka cephe savunucuları da var var olmasına ya bize göre kayda değer değil. Bunları niye yazdığımı soruyorsanız; dün akşam bir dostum aradı. 1920'de kurulan TKP'den söz etti. Tabi ki de TKP1920 ile ilgili olmadıklarını da söyledi. Onlarda bir cephe çalışması içindeymişler. Cephenin adı da "Yurtsevet Cephe" olacakmış. Ne diyelim; sonumuz hayırolsun.

Ama bir şey daha var. İnandırıcı olun gerisi gelir!

Biliyorsunuz Yatağan işçileri dün Ankara/Kurtuluş Parkı'nda polis şiddetine uğradılar. İşçilerin üzerlerine gaz, su boca edildi. Neymiş efendim, Yatağan özelleştirilecekmiş. Özelleştirildiğinin açıklanması ile birlikte işçiler de polis barikatını yıkıp yola geçtiler. Sonrasını bütün dünya gördü. Aynı şekilde, Kütahya'da bir süre önce özelleştirilen Çelikler Seyitömer Elektrik Üretim A.Ş.'de işten çıkartıldıkları öne sürülen işçilerden ve arkadaşlarından oluşan yaklaşık 200 kişilik bir grup, fabrikadaki nizamiye ve misafirhane binasını ateşe verdi, bir kamyonet ile bir cipi ters çevirdi. Gelen jandarma ve çevik kuvvet polisleri işçilere biber gazı sıkarak müdahalede bulundu.

Peki, kimdir işçileri işten atan ve işçilerin ekmek kapısını özelleştirenler? Yanıtı çok açık. AKP iktidarı. Madem böyle nasıl oluyor da işçilerin yoğun olduğu semtler AKP'nin oy deposu oluyor? Bütün bu yaşadıklarımız bir çelişki değil mi acaba? İşçiler, emekçiler cahil bırakıldığı için bu sonuçlar alınıyor denildiğini duyar gibi oluyoruz. Bütün bunlar tamam da eğitimli olan çevrelerden AKP hiç mi destek alamıyor dersiniz?

Ne gezer, basbayağı oralardan da AKP'nin oylarının gerekenin üstünde olduğunu görüyoruz ve de düşünüyoruz; bu sorunları çözecek olan cephe falan değildir.

Ha sizin zamanınız varmış varın uğraşın ama bu konuda çok daha köklü araştırmalara ve özellikle de yığınlarla birebir temasa gerek var o kadar…

MART 2014

YOK ARTIK!

Turgut Koçak (Genel Başkan)

Irak işgal edildi. Birinci Körfez Savaşı'ndan bugüne kadar katledilenlerin sayısı 5 milyonu buldu. İnsanlar cezaevlerine doldurulup akıl almaz işkencelerden geçirildi. Çocuklar katledilip kadınlara tecavüz edildi. Türkiye'nin Başbakanı bütün bu yaşananlara karşın, "Amerikan askerlerinin evlerine sağ salim dönmeleri için dua ediyorum" dedi, "YOK ARTIK" dedik.

Emperyalistler Kaddafi'yi düşürmek ve Libya'yı işgal edip petrollerine elkoymak için harekete geçtiklerinde işin içine NATO'nun girmesi karşısında Recep Tayyip Erdoğan, "NATO'nun Libya'da işi ne" dedi, arkasından da meclisten tezkere çıkarıp NATO güçleriyle birlikte Libya'ya 4 savaş gemisi yollayarak Libya'nın yerle bir edilmesinde suç ortağı oldu. Emperyalizmin uşağı Libyalıların İstanbul, Antalya gibi kentlerde toplantı yapmalarını sağladı. Kaddafi'nin linç edilerek katledilmesinde pay sahibi oldu. Bizler yine, "YOK ARTIK" diyerek olup bitenleri sineye çektik.

Yemen'de karışıklıkların körüklenmesi için AKP iktidarı tarafından el altından silahlar gönderildi. Yakalanan silahların Türkiye menşeyli olduğunu öğrendik. Sudan'da, Mısır'da yaşanan gelişmelerde Recep Tayyip Erdoğan şeriatçıları tuttu, onları her fırsatta destekleyip yüreklendirdi. Mursi'nin yıkılması sonrasında ise Erdoğan Mursi ile yatıp Mursi ile kalktı sesimizi çıkarmayıp "YOK ARTIK" demekle yetindik.

Topun ağzına Suriye kondu. Emperyalistler Suriye'yi paramparça etmek için harekete geçtiler. Bu saldırgan ittifakın içinde Recep Tayyip Erdoğan ve tayfası koştura koştura yer aldı. Artık AKP iktidarı için Beşar Esad en büyük diktatördü ve de halkına zulüm yapıyordu. Türkiye sınırından sokulan El kaide militanları ve öteki terörist gruplar Suriye'yi kan gölüne çevirdiler. Çocukları katledip kadınlara tecavüz ettiler. Başlar uçuruldu, eller kollar kesildi, insanların yürekleri yendi. Buca zulme karşın Recep Tayyip Erdoğan çıkıp Şam Emevi camisinde namaz kılmaktan söz etti. Teröristlere her türlü lojistik destek para ve silah sağlandı. Türkiye içinde oluşturulan kamplardan Suriye'ye geçip insanları katleden insan avcılarına kucak açıldı. Ahmet Davutoğlu ve Recep Tayyip Erdoğan komşumuz ve tarihi geçmişimiz olan Suriye halkına zulüm yapılırken el ele verip emperyalistlerle komşumuza kumpas kurdular. Bütün bu olup bitenlere dur demeyip "YOK ARTIK" demekle yetindik.

El Kaide militanları tarafından Reyhanlı havaya uçuruldu. Yüzün üzerinde ölü ve yaralı verildi. Bu olay karşısında Reyhanlı'ya gitmeyi göze alamayıp Amerika'ya uçan Recep Tayyip Erdoğan, Obama ile bir görüşme gerçekleştirdi ve Suriye'nin başına nasıl çorap örüleceği konuşuldu. Burada yapılan görüşmelerden de ders almadık "YOK ARTIK" demekle yetinerek sözümona AKP iktidarına karşı çıkar göründük.

Recep Tayyip Erdoğan iktidarının keyfi uygulamalarından gına gelen halk Gezi Parkı direnişini başlattı. Bütün ülke ayağa kalktı. Bu gösterilere karşı iktidarın uyguladığı baskı ve şiddet sonrasında 6 gencimiz yaşamını yitirdi. 8 bin insanımız yaralandı, yüzlerce insanımız gözaltına alınıp tutuklandı. Recep Tayyip Erdoğan'ın zalimane uygulamaları herkese, "YOK ARTIK" dedirtti.

Sayısız olaylar yaşadık. Baskı, zulüm, tutuklama olağan hale geldi. 17 Aralık 2013 günü hırsızlık, yolsuzluk, nüfuz ticareti yapanlara karşı bir operasyon gerçekleşti. Ortaya çıkan kanıtlardan ve paralardan dudaklarımız uçukladı. Bakanlar hakkında fezleke hazırlandı. Fezlekeler işleme konmadı. Bu operasyonda tutuklananlar birer ikişer salındılar. En son yargıç İslam Çiçek tarafından son 5 kişi de serbest bırakılarak bu operasyonun üzerine çarpı çekildi. Yine bu operasyonun devamı olan daha büyük yolsuzlukları ortaya çıkaracak olan operasyonlara bizzat Recep Tayyip Erdoğan'ın emriyle dur denildi. Savcılar, yargıçlar, emniyet görevlileri çil yavrusu gibi dağıtıldı. Ağzımız açık kaldı. "YOK ARTIK" demenin ötesine geçemedik.

Yargı doğrudan yürütmenin emrine geçti. HSYK Yasası çıkarıldı. Bu yasanın Anayasa'ya aykırı olduğu biline biline yasa Abdullah Gül tarafından onaylandı. Daha yasa onaylanır onaylanmaz HSYK'da sayısız atamalar yapıldı, "YOK ARTIK" dedik.

Recep Tayyip Erdoğan ve oğlu arasında geçen telefon konuşmasında milyonlarca doların nasıl sahibi olunduğunu öğrendik, "YOK ARTIK" deyip "HIRSIZ" demekle yetindik. Konuşmalar "montaj" denildi. Suçlanan zat yavuz hırsızlığa soyundu yine; "YOK ARTIK" diye çıktı sesimiz.

Ukrayna'da sağcı, faşist ve emperyalizm uşakları isyan başlattı. Ortalığı kana boyayıp komünist avına çıktılar, Davutoğlu bir kez daha sahne alıp Cemilofla görüşüp provokasyona girişti. Ancak artık her şey bitti.

DUR ARTIK demenin zamanı geldi.

DUR ARTIK!


GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN

"SOSYALİST ÖĞRETİ YENİDEN"

BAŞLIKLI YAZILARININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ


30 MART 2014 SEÇİMLERİ ve  SOSYALİST TUTUM

ALİ ÖNER (GENEL SEKRETER)

 

30 Mart 2014 yerel seçimlerinin arkasından Haziran 2014 tarihinde Cumhurbaşkanı ilk tur seçimleri var. Olağan süresi içinde yapılırsa 2015 yılında da Genel seçimler yapılacak.

Hiç kuşku yok ki, sosyalistler toplumun en politikleştiği dönemler olan seçimlere duyarsız kalamazlar. Ne var ki, duyarsız kalınamayacağı savıyla da her defasında sosyalistlerin yığınların gözünde bir avuç olduklarını dolayısı ile bir kurtuluş seçeneği olarak kitlelerce dikkate alınmaması gerektiğini pekiştirecek sonuçlardan da tutum ve davranışlardan da uzak durulmasında yarar vardır.

Bir kez sermaye güçlerinin bu seçim oyunu işin ta başından kimin kazanacağının da ayarlanmış olduğu bir oyundur. Niçin derseniz, sosyalist partilerin seçime girebilmeleri için 41 il ve üçte iki ilçelerinde örgütlenmesi zorunluluğu getirilmiştir. Örgütlenmek başarılsa bile bu örgütlenmeyi gerçekleştirmek için büyük meblağlar tutan paralar gerekmektedir. Bu para bulunsa bile arkasından da çalışmaları yürütmek için elde para kalmayacağı için seçimlerde hakkıyla bir ajitasyon propaganda yapılamayacak, yetersiz bir çabayla sözüm ona sistem partileriyle boy ölçüşülmüş olacaktır. Kaldı ki, mecliste grubu buluna partilere aldıkları oy oranında hazineden her yıl yardım yapıldığı gibi ayrıca da seçim yardımı da yapılmaktadır. Milyarları bulan bu yardım seçimlerde %7 oy almayan hiçbir partiye verilmemekte seçime girme koşulunu elde eden partilerse kendi olanakları ile seçim çalışmalarını sürdürmektedirler. Dolayısı ile kısıtlı olanaklarla yürütülen çalışmalarla yeterince yığınlara gidilememekte bir kurtuluş seçeneği olarak sosyalist partiler kendilerini anlatamamaktadırlar.

 

YAZININ TAMAMI


TSİP: KİTLE DERGİSİ ŞUBAT 2014 138.SAYI YAZISI

HEP NEFRETLE KONUŞULACAKSINIZ

AYŞE KAYGUSUZ

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu AKP Konya İlçe Belediye Başkan Adayları'nın Karatay Belediyesi Kongre Merkezi'nde yapılan tanıtım toplantısı konuşmasında, “30 yıl sonra halk gezi olaylarını ve 17 Aralık operasyonunu hatırlamayacak” dedi.

Yanılıyorsun Davutoğlu, ne Gezi olaylarını ne de 17 Aralık 2013’ü insanlar unutmayacaklar. Ansiklopedilere sığmayacak kadar çok olan, devlet ihalelerinde yolsuzluk ve rüşvet, altın kaçakçılığı, karapara aklama, sit alanlarını imara açma, usulsüz satış ve işletme yöntemi gibi iktidarınıza ait dosyaların yığınla olduğu AKP Hükümetini kimse unutmayacaktır. Ahmet Davutoğlu kendini kandırıyor, çünkü bunu dile getirmesinden anlıyoruz ki, kendileri de unutmayacaktır. Olayların yaşandığı zamanın içinde olmayanlar unutabilir ama tarih onlara her an hatırlatır. Neden unutmayacağını kısa konu başlıklarıyla sıralayalım.

“BOP eş başkanıyım” diyen Recep Tayip Erdoğan, kapitalist/emperyalist sistemle işbirlikçiliğine soyunup Ortadoğu’yu kan gölüne çevirenler ile suç ortağı olmuştur…

Kendi ülkelerinde görmek istedikleri “şeriat fantezilerini” Suriye’de gerçekleştirmek isteyen ve kendilerine “Müslüman” diyen, dünyanın dört bir yanından toplanan insan eti yiyen yamyamların bağlı olduğu El Kaide, El Nusra, Müslüman Kardeşler gibi örgütlerin güney illerimize, sınırlarımıza yerleşmesini sağlayan Recep Tayip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu eli kanlı bu öğütlerin suç ortağı olduğu ve Türkiye’yi teröre yataklık yapan ülkeler arasına soktuğu için halkımız ve insanlık sizleri unutmayacaktır…

İnsanların çocuk sayısından hamile kadınların sokağa çıkmasına, üniversite öğrencilerinin kızlı erkekli yurtlarda kalmasından yiyeceği içeceğine ve gezeceği yere değin kişi hak ve özgürlüklerine müdahalenizin sonucu insanların isyan ve öfke patlamasına neden olduğunuz için unutulmayacaksınız.

Taksim Gezi Parkı’nda kesilen ağaçların protestosuyla başlayan 6 kişinin öldüğü, 8 bin kişinin yaralandığı, 12 kişinin gözünü kaybettiği, yüzlerce kişinin tutuklandığı, bütün dünyanın ilgiyle gözlemlediği Gezi olaylarını da hiç kimse unutmayacak...
Gezi olayları ki, ABD ve Batı emperyalizminin oyununu bozmuş, Suriye’deki savaşta emperyalizmi ve işbirlikçilerini tuş etmiştir. 51 ilde insanların sokakları doldurduğu eylemler Başbakan'ın kimyasını bozmuştur. İktidarın uyguladığı faşizan zorbalıkta unutulmayacaktır.

17 Aralık 2013 “yolsuzluk ve rüşvet operasyonuyla” ortaya dökülen pislikleri, para kasalarını, para sayma makinesini, Halk Bankası Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın evinde bulunan ve içinden 4,5 milyon dolar çıkan ayakkabı kutuları ise sizlerin aynası olduğu için kimse unutmayacak, dünya durdukça hep ama hep hatırlanacaktır.

YAZININ TAMAMI


DOST VE KARDEŞ ÜLKE SURİYE'DEN HABERLER

Fotoğraf: 13 MART 2014
SANA / SURİYE HABER AJANSI BİLDİRİYOR:

Şam Kırsalında Teröre Karşı Operasyonların Başarısı Devam Ediyor

Askeri bir kaynak kahraman birliklerimizin Şam Kırsalının Yebrud Bölgesinin Kamiiye, Sazihiye Bulvarı ve Matahin bölgeleri yakınlarında düzenledikleri nitelikli operasyonlar sonucunda teröristlere ait birçok terör yuvasını imha etmekle birlikte aralarında azılı elebaşılar da bulunan çok sayıda teröristi ölü ve yaralı düşürdüklerini ifade etti.

Mleyha Beldesinin güney kesiminde bulunan Deyr Asafir Tarım Arazilerinde düzenlenen operasyonlarda teröristlere ait büyük miktarda ve envai çeşit silah-mühimmatın imha edildiğine dikkat çeken kaynak; ayrıca Ahmet Taha, Züheyr el Kasir ve Ahmet Nasır isimli terör elebaşılarının ölü olarak ele geçirildiğini belirtti.

Duma bölgesinin Aliye Tarım Arazilerinde silahlı bir terör grubunun elebaşısı ve 7 teröristin ölü olarak ele geçirildiğine değinen kaynak; Darayya Kentinde devam eden operasyonlar çerçevesinde çok sayıda teröristin ölü ve yaralı düşürüldüğünü aktardı.

Covbar Semtinde meydana gelen çatışmalarda da çok sayıda teröristin öldüğünü dile getiren kaynak; ayrıca teröristlerin havzasında bulunan büyük miktarda silah ve mühimmatın imha edildiğini aktardı.

19 NİSAN 2014

Halep ve Kırsalında Araçlarıyla Birlikte İmha Edildiler

SANA’ya açıklama yapan askeri bir kaynak ordu birliklerimizin Halep Kentinin Ansari, Cabiriye, Leyramun, Raşidin ve Şeyh Saad semtlerine ek olarak kırsala düşen Kveyris, Cdeyde, Tel Refat, Kefar Hamra, Erbid, Resm el Abbud, Anedan, Sanayi, Mansura, Marei, Han Tuman, Ovram, Ramusa, Zebdiye, Beyanun, Cbeyle ve Merkez Cezaevi yakınlarında aralarında yüksek sayıda yabancıların bulunduğu onlarca teröristi ölü yaralı düşürdüğünü belirtti.

Askeri kaynak ordu birliklerimizin aynı zamanda kırsala düşen Hreytan, Abtin, Havabi el Asel, Kefar Halep, Kefar Hamra, Kefar el Sağir ve Dahrat Abidrabbo bölgelerinin yanı sıra Halep Kentinin Şeyh Sait ve Sahur semtlerinde terör çetelerine ait ağır makineli silahlar donatılmış dört çeker çok sayıda araçla birlikte yine çok sayıda teröristi etkisiz hale getirdiklerini aktardı.


Fotoğraf: 13 MART 2014
SANA / SURİYE HABER AJANSI BİLDİRİYOR:

Şam Kırsalında Teröre Karşı Operasyonların Başarısı Devam Ediyor

Askeri bir kaynak kahraman birliklerimizin Şam Kırsalının Yebrud Bölgesinin Kamiiye, Sazihiye Bulvarı ve Matahin bölgeleri yakınlarında düzenledikleri nitelikli operasyonlar sonucunda teröristlere ait birçok terör yuvasını imha etmekle birlikte aralarında azılı elebaşılar da bulunan çok sayıda teröristi ölü ve yaralı düşürdüklerini ifade etti.

Mleyha Beldesinin güney kesiminde bulunan Deyr Asafir Tarım Arazilerinde düzenlenen operasyonlarda teröristlere ait büyük miktarda ve envai çeşit silah-mühimmatın imha edildiğine dikkat çeken kaynak; ayrıca Ahmet Taha, Züheyr el Kasir ve Ahmet Nasır isimli terör elebaşılarının ölü olarak ele geçirildiğini belirtti.

Duma bölgesinin Aliye Tarım Arazilerinde silahlı bir terör grubunun elebaşısı ve 7 teröristin ölü olarak ele geçirildiğine değinen kaynak; Darayya Kentinde devam eden operasyonlar çerçevesinde çok sayıda teröristin ölü ve yaralı düşürüldüğünü aktardı.

Covbar Semtinde meydana gelen çatışmalarda da çok sayıda teröristin öldüğünü dile getiren kaynak; ayrıca teröristlerin havzasında bulunan büyük miktarda silah ve mühimmatın imha edildiğini aktardı.

19 MART 2014

SANA / SURİYE HABER AJANSI BİLDİRİYOR:

Dera’da Saldırganlar Etkisiz Hale Getirildi

Vatan koruyucuları ordu birliklerimiz Dera Kentinin Beled Bölgesindeki Menşiye Semtinde Bilal el Habeşi Camii yönünde sızmaya çalışan teröristlere karşı koyarak tüm saldırganları ölü yaralı ele geçirdi.


Fotoğraf: 13 MART 2014
SANA / SURİYE HABER AJANSI BİLDİRİYOR:

Şam Kırsalında Teröre Karşı Operasyonların Başarısı Devam Ediyor

Askeri bir kaynak kahraman birliklerimizin Şam Kırsalının Yebrud Bölgesinin Kamiiye, Sazihiye Bulvarı ve Matahin bölgeleri yakınlarında düzenledikleri nitelikli operasyonlar sonucunda teröristlere ait birçok terör yuvasını imha etmekle birlikte aralarında azılı elebaşılar da bulunan çok sayıda teröristi ölü ve yaralı düşürdüklerini ifade etti.

Mleyha Beldesinin güney kesiminde bulunan Deyr Asafir Tarım Arazilerinde düzenlenen operasyonlarda teröristlere ait büyük miktarda ve envai çeşit silah-mühimmatın imha edildiğine dikkat çeken kaynak; ayrıca Ahmet Taha, Züheyr el Kasir ve Ahmet Nasır isimli terör elebaşılarının ölü olarak ele geçirildiğini belirtti.

Duma bölgesinin Aliye Tarım Arazilerinde silahlı bir terör grubunun elebaşısı ve 7 teröristin ölü olarak ele geçirildiğine değinen kaynak; Darayya Kentinde devam eden operasyonlar çerçevesinde çok sayıda teröristin ölü ve yaralı düşürüldüğünü aktardı.

Covbar Semtinde meydana gelen çatışmalarda da çok sayıda teröristin öldüğünü dile getiren kaynak; ayrıca teröristlerin havzasında bulunan büyük miktarda silah ve mühimmatın imha edildiğini aktardı.

19 NİSAN 2014

SANA / SURİYE HABER AJANSI BİLDİRİYOR:

Askeri Teftiş Noktasına Saldırı Girişimi Çökertildi

Dera Kırsalının Hirak Beldesinde askeri bir teftiş noktasına saldırmaya çalışan silahlı bir terör grubu ile kahraman birliklerimiz arasında şiddetli çatışmalar meydana geldiğine dikkat çeken kaynak çatışmalarda terör grubu üyelerinin tümünün ölü ve yaralı olarak ele geçirildiğini belirtti.

Ulusal Orman Bölgesinden Neva Beldesine sızmak isteyen teröristlerin kahraman birliklerimiz tarafından bertaraf edildiklerine değinen kaynak; Lücca Beldesinde Merahat el Talla bölgesi, el Yaduda, el Mzeyreb, Otman, Enhal ve Nueyma belde ve bölgelerinde düzenlenen operasyonlarda birçok terör grubunu tamamen bertaraf ettiklerini aktardı.

Operasyonlarda ölü düşürülen teröristler arasında azılı elebaşları da bulunduğuna işaret eden kaynak; ayrıca teröristlere ait silah ve mühimmat yüklü bir aracın imha edildiğini ekledi.

Dera Beled’te Bilal Habeşi Camisi ve Yermük Okulu yakınlarında meydana gelen çatışmalarda çok sayıda teröristin ölü ve yaralı düşürüldüğüne değinen kaynak; Dera Kırsalında Sayda Köprüsü yakınları ve Nueyma Beldesinde meydana gelen çatışmalarda da birçok teröristin öldüğünü beyan etti.


Fotoğraf: 13 MART 2014
SANA / SURİYE HABER AJANSI BİLDİRİYOR:

Şam Kırsalında Teröre Karşı Operasyonların Başarısı Devam Ediyor

Askeri bir kaynak kahraman birliklerimizin Şam Kırsalının Yebrud Bölgesinin Kamiiye, Sazihiye Bulvarı ve Matahin bölgeleri yakınlarında düzenledikleri nitelikli operasyonlar sonucunda teröristlere ait birçok terör yuvasını imha etmekle birlikte aralarında azılı elebaşılar da bulunan çok sayıda teröristi ölü ve yaralı düşürdüklerini ifade etti.

Mleyha Beldesinin güney kesiminde bulunan Deyr Asafir Tarım Arazilerinde düzenlenen operasyonlarda teröristlere ait büyük miktarda ve envai çeşit silah-mühimmatın imha edildiğine dikkat çeken kaynak; ayrıca Ahmet Taha, Züheyr el Kasir ve Ahmet Nasır isimli terör elebaşılarının ölü olarak ele geçirildiğini belirtti.

Duma bölgesinin Aliye Tarım Arazilerinde silahlı bir terör grubunun elebaşısı ve 7 teröristin ölü olarak ele geçirildiğine değinen kaynak; Darayya Kentinde devam eden operasyonlar çerçevesinde çok sayıda teröristin ölü ve yaralı düşürüldüğünü aktardı.

Covbar Semtinde meydana gelen çatışmalarda da çok sayıda teröristin öldüğünü dile getiren kaynak; ayrıca teröristlerin havzasında bulunan büyük miktarda silah ve mühimmatın imha edildiğini aktardı.

19 NİSAN 2014

SANA / SURİYE HABER AJANSI BİLDİRİYOR:

Homs ve Kırsalında Onlarca Terörist Ölü Yaralı Düşürüldü

Askeri bir kaynak SANA’ya açıklamasında Homs Kentinin Bab Hud Semtinin yanı sıra kırsala düşen Burc Kai, Tlas, Breyc ormanlıkları, Ğanto, Telbise, Beyt Hacco, Telbise, Huvla, Beyt Rabia, Uyun Hüseyin ve Saen bölgelerinde teröristlerin yuvalanma yerleri, karargahları ve cephaneliklerini nitelikli operasyonlarla hedef aldıklarını söyledi. Kaynak operasyonlarda onlarca teröristin araç ve silahlarıyla etkisiz hale getirildiklerini belirtti.

Ordu birliklerimizin Dare el Kebire Köyünden Halidiye Köyüne ve Ğasibiye Köyünden Dveyr Bölgesine sızarak saldırılarda bulunmaya çalışan teröristlere karşı koyduğunu belirten askeri kaynak, çatışmalarda saldırganların büyük çoğunluğunun kullandıkları araçlarla birlikte etkisiz hale getirildiklerini belirtti.


Av. İDRİS KÖYLÜ YAZILARI

idris.koylu@hotmail.com

www.idriskoylu.com.tr

İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SİYASAL YAZILARI

İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SANATSAL YAZILARI


AV. İDRİS KÖYLÜ

ORTADOĞU DEVRİMCİ ÇEMBERİ

1970 li yılların ortalarında THKP/C kökenli bir grubun, Filistin’in İsrail-ABD işgaline karşı direnişinden etkilenerek, bu direnişin bütün Ortadoğu Halklarınca bu coğrafyaya yayılacağını, ABD işbirlikçisi Arap yönetimlerinin birer birer yıkılacağını tespitle Ortadoğu’da Antiemperyalist bir halk hareketinin beklentisi içine girmelerini yukarıdaki başlık şeklinde formüle etmelerinin üzerinden kırk yıl geçti.

Bu süre içinde Ortadoğu’da Arap yönetimleri/ ABD ittifakı yeni şekil ve boyutlarıyla işbirliğini daha geniş alana yaymakla kalmayıp, etkisi altında kalınan Filistin Halk hareketi de “sol” ağırlıklı kitlesel özelliğinden uzaklaştırılarak İslami bir yapıya büründürüldü. Uzun ve çetin mücadelelerin ürünü olan Filistinli sol hareketler bizzat Arap/ABD yönetimlerince adeta tasfiye edilerek, Hamas gibi İslamcı bir grubun etkinliği sağlandı.

“Orta Doğu devrimci çemberi” tespitini yapan arkadaşlar elbette tespitlerinin sonuçlarını değerlendirmişlerdir. İş bununla da sınırlı kalmayacaktı elbette. Emperyalist/Kapitalizmin yapısal değişiklikleri, yeniden reorganizasyonu Ortadoğuyu yeniden biçimlendirecek ve Büyük Ortadoğu ve kuzey Afrika projesine uygun olarak yapılandıracaktı.

Ulusal Bağımsızlıkçılık iddiasındaki Baas rejimleri emperyalistler tarafından “ıslah”edilerek emperyalizmin “uyum” projesine uygun hale getirilecektir. Ortadoğu halkları, Emperyalizmin Orta Doğudaki görünen yüzü İsraile karşı tepkiyi, bir yandan Arap yönetimlerinin sosyal ve psikolojik etkisiyle, diğer yandan gerici “zor” yöntemleriyle bir kenara bırakıp, “İsraille birlikte yaşamayı”, yani emperyalist sömürüyü meşrulaştırmayı istikbal sorunu olarak görmeye başlayacaklardır.

Konunun kavranması için biraz geriye gitmek gerekecektir.

YAZININ TAMAMI


AV. İDRİS KÖYLÜ

Tamil-Elam Kurtuluş Kaplanları Deneyimi ve Bir Kez Daha Yurtseverlik Üzerine

Geçtiğimiz on beş günün dış basın haberleri, Sri-Lanka ordusunun, Tamil-Elam Kurtuluş Kaplanları hareketini askeri olarak çökerttiği, gerillaların topluca öldürüldüğü haberlerine geniş yer verdiler.

Etkinlik kurdukları bölgede adeta “ayrı devlet” konumu gücündeki ve otuz yıllık deneyime sahip bir gerilla hareketinin, Sri-Lanka ordusunun askeri gücü karşısında aldığı ağır yenilginin nedenleri hakkında bir kez daha düşünülmesini zorunlu kılmaktadır.

Kitle dergisinin daha önceki sayılarında ısrarla vurguladığımız bir olgunun, “sosyalizm ve yurt severlik” konusunun yeniden gündeme taşınmasının nedeni, Tamil Kurtuluş Kaplanları hareketinin özelinde yeniden düşünülmesi gerektiğidir.

YAZININ TAMAMI


VELİ GÜRCAN YOLDAŞ SENİ ÇOK SEVİYORUZ

VELİ GÜRCAN

Veli Gürcan yoldaşımız Isparta Lisesi’nde öğrenciyken komünist olduğu gerekçesiyle disiplin kuruluna verilmiş daha sonra da okuldan uzaklaştırılmıştır. Lise son sınıfı bu yüzden Afyon’da okumak zorunda kalmış, liseyi bitirdikten sonra ise İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girmiştir. Burada TİP üyesi olan Gürcan daha sonra kurulan TİP’in gençlik örgütü Sosyalist Gençlik Örgütü’ün (SGÖ) yöneticisi olmuştur.

12 Mart faşizmi ile birlikte kapatılan TİP’ten sonra ise daha sonra TSİP’i kuracak olan bir grup arkadaşla birlikte olmuştur. İyi bir sokak tiyatrocusu olan Gürcan Kavel direnişine de katılarak direnişçiler için moral kaynağı olmuştur. 12 Mart faşizminin yüzünden son sınıfta öğrenimini bırakmak zorunda kalan Gürcan, parti çalışmaları yüzünden okula devam edip okulunu bitirememiştir. 12 Eylül sonrasında da çalışmaların içinde yer alan arkadaşımız Filistin’de de bulunmuş daha sonra Avrupa’ya gitmiş ve kendi isteği ile yeniden Türkiye’ye dönmüştür. Parti çalışmaları yüzünden 1985 Temmuzunda tutuklanmış ve bir süre içerde kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır. Parti içinde başlayan tartışmalarda yer almış ve görüşlerini dile getirmiştir. Son toplantıdan birlikte ayrılırken diğer arkadaşlara ben; “bu parti kendi adıyla yeniden kurulacak, ilke, kitle, Genç Sosyalist ve Gerçek yeniden çıkarılacak” dedim. Gürcan’la sözleştik ve ölünceye kadar kendisiyle sözleşmemizi bozmadık. Bugüne kadar ne onun ne de bizim birbirimizle ilgili sarfettiğimiz tek kötü söze kimse tanık olmuş değildir. Kendisi partimizin yeniden açılış genel kurulunda delegemizdi ve genel kurulumuzda kendisine yakışır bir konuşma yaparak bize güç ve destek verdi. Onu, insan olan Veli Gürcan’ı unutmayacağız.

Değerli yoldaşlarım insan kimileri ile öylesine güzel şeyler paylaşır ki, bunlar ölünceye kadar unutulamaz. Benim gerçekte Veli Gürcan’la paylaştıklarım da böylesine unutulmayacak güzelliklerdi ve bunları, bu güzellikleri korumayı vefa borcunun çok ötesinde şeyler olarak algılıyor ve sahip çıkıyorum.

Kendisini en son görüşüm Senirkent’te yaşadığı bağ evinde oldu. Yaşadığı sıkıntıyı oradan hemen uzaklaştırılması gerektiğini biliyorduk. Çıkıp iki partili bayan arkadaşla birlikte yanına gittik. İki gün orada kaldıktan sora üçüncü gün aramızda sözleşerek ayrıldık. Biz oradayken Afer Kara ve çocukları da geldiler. Onlarda Veli arkadaşı çok severlerdi, şimdi düşünüyorum da keşke onlar gelmemiş olsalardı diyorum. Çünkü kendisiyle sözleşmiş işlerini düzene koyar koymaz partiyi tüm Türkiye’de örgütlemek üzere sözleşmiştik. Onlar Veli Gürcan’ı ikna edip tatile götürdüler. Oysa biz kısa bir süre sonra bir araya gelecek ve birlikte parti tarihini yazacaktık. Oysa Veli oradan İzmir’e geçmiş bizden bir süre daha zaman istemişti. Ne yazık ki zamanı uzun sürdü ve bir daha geri dönemedi. Veli Gürcan hastalanmıştı.
Oysa kendisiyle sözleştiğimiz üzere Ankara’da ev bile hazırlamaya başlamıştık. Çünkü kendisi artık kimsenin evinde kalamayacağını söylemişti bize. O görüşmeden bende kalan unutamadığım şey abisinin eşinin bize söylediğidir. Abisinin eşi bize ne edin edin Veli ağabeyimi buradan götürün demişti. Çünkü; Veli ağabeyim bağ evinde yalnız diye düşündüğüm için bir kadına düğürlük ettim o kadın da, “o aklını yemiş adama mı kaldım’ diye beni geri çevirdi demişti…

Kendisiyle son görüşmemse bir telefon konuşmamız oldu. Cezamızın kesinleştiği için aranır durumdaydık. O ise İzmir Göğüs Hastanesi’nde neredeyse son günlerini yaşıyordu. Bana kendi durumunu önemsemeden “Yahu ağam nedir bu devletin senden istediği” demişti. Sonra öldü cenazesine bile gidemedim. Birkaç gün sonrada Ankara’da düzenlenen bir operasyonla tutuklandım.

O öldükten sonra kendisine TSİP’li ya da değil pek çok çevre sahip çıktı. Ve hatta mezarını bile yaptırdılar. Gerçekte bu insanoğlunu anlamak çok zor. O sağken kimsenin içtenlikle sahip çıkmadığı Veli Gürcan her nedense birden sahiplenilencek insan olarak görüldü ve herkes orada görünmek için yarıştı. Şimdi kızı Aslı’nın mezarı başında söylediği “Babamın ne çok dostları varmış” sözü nasıl da hüzünlendirici değil mi?

Ve zaten bu işte her zaman için bir gariplik olmuş, benim de aklıma hep takılmıştır nedense. Tanıdığım bir çok komünist kimseyi sağken her nedense arayan soran olmamıştır ama öldükten sonra kimi zaman salonlarda, kimi zaman mezarı başında birileri anar olmuştur. Burada kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur betimlemesi biraz yerine oturan bir benzetme değil ama her nedense bütün anmalar bu alışkanlıklar içinde yapılıyor. Beni de asıl kızdıran şey budur. Ama biz TSİP’liler olarak söz veriyoruz Veli Gürcan yoldaşımızı kendi emekleri ile anacak ve kendisin asla unutturmayacağız.

Parti olarak Veli Gürcan’ın adını yaşatmak için onun adına sayısız çalışmalar yapacak olan eylemlilikler yürüteceğiz. Bu konuda ilk işimiz Veli Gürcan’ın adını verdiğimiz PARTİ OKULU olacaktır. Onun adına bilimsel araştırmalar düzenleyecek yazın alanında etkinlikler düzenleyeceğiz.

Bu partide Veli Gürcan’ı herkesten çok daha iyi tanıyan biri olarak onu gerçek insanlığı ile döne döne anarak hakkında düşündüklerimi bitirmek isterim.

Kimi insanlar vardır ki, devrimcidir. Ama sadece devrimcidir. Onların devrimcilikleri de soğuk demir gibidir insanı asla ısıtmaz. İnsanı asla ta can evinden sarıp sarmalamaz. Onlara bir türlü ısınamazsınız, söyleyeceklerinizi bile söylemekten çekinir ve hatta başka dünyaların insanları olduğunuzu bile düşünürsünüz. Bu gibiler çoğu zaman bu durumlarına sayısız neden ileri sürebilirler. Çoğu zaman da bu davranışlarını disiplin adı altında sürdürürler. Oysa gerçeklerin öyle olmadığını küçücük bir sınama denemede bile yakalar ve hayal kırıklığına uğrarsınız.

Şimdi gelelim Veli Gürcan’a; bu arkadaşımız ne adına olursa olsun o sıcak, o kucaklayan insan yanını bir kez bile olsun es geçmiş biri değildir. Kendisine en ağır sözler söyleyen kimseleri bile hoş görmekle kalmamış onları Veli Gürcan sıcaklığı ile sarıp sarmalamıştır. Veli Gürcan sıcaklığı dedimse kimse bu da nasıl bir şeydir deyip geçmemelidir. Gerçekten de onu tanıyanlar benim bu tanımlamama hak vereceklerdir. Bu nedenle bizim partimizde yoldaşlar arasında sıcaklığın adı da Veli Gürcan sıcaklığıdır. Bu sıcaklığı ve insan davranışını her yoldaşımıza karşı sonuna kadar korumak Veli Gürcan arkadaşımıza bizim borcumuzdur diye düşünüyor, attığımız her adımı buna göre atıyoruz.

Şimdi o yok. Ama onunla birlikte biriktirdiğimiz bütün değerler bizim için yeri doldurulamaz önemde birer hazinedir. Gürcan’ın babasını da iyi tanıyan biri olarak Veli Gürcan’daki güzelliklerin kaynağını çok iyi biliyorum. Her ikisini de bu nedenle bir kez daha yürekten anmayı bir görev sayıyorum.

Turgut KOÇAK


PARTİLİ YOLDAŞLARIMIZI

SAYGIYLA ANIYORUZ

ONLAR, KAVGAMIZIN SIRA NEFERİYDİLER...

ANILARINI MÜCADELEMİZDE YAŞATACAK,

ÖLENLERİN BOŞA ÖLMEDİĞİNİ BİLEREK, SAVAŞIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ...

PARTİMİZ HAKKINDA HER ŞEY

PROGRAM VE TÜZÜK

NEDEN Türkiye Sosyalist İşçi Partisi?- 1

TSİP'İ TANIYOR MUSUNUZ?- 2

TSİP'İ TANIYOR MUSUNUZ?- 3

NEDEN Türkiye Sosyalist İşçi Partisi?- 4

TSİP TARİHİNDEN -1

TSİP TARİHİNDEN-2

12 EYLÜL ÖNCESİ TSİP AFİŞLERİ

TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ SOSYALİST SOLUN PUSULASI

37. YILINDA TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ

NEDEN SOSYALİZM

SOSYALİZM YOLUNDA TSİP

KISA POLİTİK DEĞERLENDİRİMLER VE TSİP’İN KURULUŞU

36.YILINDA TSİP/TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ MERKEZ KOMİTESİ / 2

36.YILINDA TSİP/TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ MERKEZ KOMİTESİ / 3

36.YILINDA TSİP/TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ MERKEZ KOMİTESİ / 4

1 MAYIS 2012 COŞKUYLA KUTLANDI

ONURLU VE KOCA YÜREKLİ İNSAN: TÖB-DER GENEL BAŞKANI GÜLTEKİN GAZİOĞLU

15-16 HAZİRAN 1974 TSİP’İN 38. KURULUŞU YILI

SİTEDEN mp3 DİNLE

SİZLER İÇİN

DÜNYA DEVRİM ŞARKILARI

DAHİL OLMAK ÜZERE

TOPLAM 75 ADET mp3 EKLEDİK

 

ŞARKILARI, BİLGİSAYARINIZA İNDİREBİLİRSİNİZ.