PARTİLİ YOLDAŞLARIMIZI SAYGIYLA ANIYORUZ (sayfaya git)

ONLAR, KAVGAMIZIN SIRA NEFERİYDİLER. ANILARINI MÜCADELEMİZDE YAŞATACAK, ÖLENLERİN BOŞA ÖLMEDİĞİNİ BİLEREK,

SAVAŞIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ...


AB'DEN HİBE ALAN SOL ÖRGÜTLER VE YÖNETİCİLERİ,

ALÇAK'DIR. LİBERAL'DİR. İŞBİRLİKÇİ'DİR.


DİSK

"GÖZ BEBEĞİMİZ DİSK, GELENEĞE SÖZ VERDİK... GELECEĞE TAŞIYACAĞIZ.."

İŞÇİ SINIFINDAN HABERLER

DİSK

http://www.disk.org.tr/

BANK-SEN

http://www.banksen.org.tr

BASIN-İŞ

www.diskbasinis.org

BİRLEŞİK METAL-İŞ

http://www.birlesikmetal.org

BTO-SEN

www.btosen.org.tr

CAM KERAMİK-İŞ

http://www.disk-camkeramikis.org

DEV MADEN-SEN

http://www.devmadensen.org.tr

DEV SAĞLIK-İŞ

http://www.devsaglikis.org.tr

DEV TURİZM-İŞ

http://www.devturizmis.org.tr/

DEVRİMCİ YAPI-İŞ

http://www.devyapi-is.org

EMEKLİ-SEN

http://www.tumemeklisen.com

ENERJİ-SEN

http://www.enerjisen.org

GENEL-İŞ

http://www.genel-is.org.tr

GIDA-İŞ

http://www.gidais.com

GÜVENLİK-SEN

http://www.guvenliksen.org.tr/

İLETİŞİM-İŞ

http://www.deviletisimis.org.tr

LASTİK-İŞ

http://www.lastik-is.org.tr

LİMTER-İŞ

http://www.limteris.com

NAKLİYAT-İŞ

http://nakliyatis.org

SİNE-SEN

https://twitter.com/DiskSine

SOSYAL-İŞ

http://www.sosyal-is.org.tr

TEKSTİL

http://www.disktekstil.org

TÜMKA-İŞ

http://www.tumkais.org

   

45. YILINDA...

SOSYALİZM YOLUNDA...

YAŞASIN TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ


FAŞİZME KARŞI

DEMOKRASİ

SÖMÜRÜYE VE KAPİTALİZME KARŞI

SOSYALİZM

PRchecker.info

PARTİ PROGRAMIMIZIN 'OR' KODUNU TELEFONUNUZA TARATIN.

İSTEDİĞİNİZ ZAMAN,

İSTEDİĞİNİZ YERDE OKUYUN.

PARTİ PROGRAMI

Not: Programımızı okuyup benimseyen 18 yaşından gün almış herkes, partimize aday üyelik için başvurabilir.


Hüseyin Atabaş

EKİN SANAT DERGİSİ'NDEN DUYURU:

EKİN SANAT DERGİSİ TARAFINDAN DÜZENLENEN VE İLKİ HÜSEYİN ATABAŞ ADINA VERİLEN

ŞİİR ÖDÜLÜ;

SAĞLAM DİL YAPISI, İMGE ZENGİNLİĞİ, TOPLUMSAL DUYARLILIĞI YOĞUN OLAN

SN. ÖZGEN SEÇKİN'İN

'KİME GİTSEM HERCAİ'

DOSYASINA VERİLMİŞTİR.

SEÇİCİ KURUL ÜYELERİ:

ZERRİN TAŞPINAR

TURGUT KOÇAK

SERDAR KOÇ

SELAMİ KARABULUT

ASLIHAN TÜYLÜOĞLU


PARTİMİZİN 1993 YILI 3. GENEL KURULUNDA YAPILAN KONUŞMALARI, TARİHİ ÖNEMİ NEDENİYLE YAYINLIYORUZ.

VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-2


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-3


GÜLTEKİN GAZİOĞLU YOLDAŞIN KONUŞMASI


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI -2


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN  KONUŞMASI -3


TURGUT KOÇAK YOLDAŞ, KENDİ YAZDIĞI ŞİİRİ FIRTINA ÇOCUKLARI'NI OKUYOR

GENEL MERKEZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ANKARA İL ÖRGÜTÜ

CELAL FİL (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24 Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ÇANKAYA İLÇE ÖRGÜTÜ

AYŞE SELMA ÖZKÖKLÜ (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

İSTANBUL İL ÖRGÜTÜ

ADEM YAKAR (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

MÜNÜR BİRCAN (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

TSİP Aday üye kayıt formu

TSİP KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

ADAY ÜYELİK BAŞVURU FORMU

İZMİR İLÖRGÜTÜ

SATILMIŞ AKGÜN (BAŞKAN)

Fevzipaşa cad. 1368 sokak No: 1 kat: 8 Daire: 804 Basmane

(Diş Egitim Hastanesinin karşısında)

KONAK / İZMİR

TEL: 0232 483 9098

KONAK İLÇE ÖRGÜTÜ

Fevzipaşa cad. 1368 sokak No: 1 kat: 8 Daire: 804 Basmane

(Diş Egitim Hastanesinin karşısında)

KONAK / İZMİR

TEL: 0232 483 9098

ÜNYE İLÇE ÖRGÜTÜ

SALİM OĞUZ (BAŞKAN)

Burunucu Mah. Kaymakam Sok. No: 17

ÜNYE - ORDU

EKİN SANAT DERGİSİ

İSTANBUL İL TEMSİLCİLİĞİ

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire 6 -.7

 KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10


WEB VE MAİL ADRESLERİMİZ

TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ (TSİP)

SOCİALİST WORKERS' PARTY OF TURKEY

KURULUŞ:

15-16 HAZİRAN 1974

ORGANIZATIONS:

15-16 JUNE 1974

45.YILINDA...  SOSYALİZM YOLUNDA...

WEB SİTESİ:


http://www.tsip1974.com/

https://www.facebook.com/AmerikaSuriyedenDefol

https://www.facebook.com/tsip15161974

https://www.facebook.com/tsip1974

STALİN KOMÜNİZMDİR
https://www.facebook.com/groups/345728572561507/

UYAN ARTIK UYAN UYAN ESİRLER DÜNYASI
https://www.facebook.com/groups/2028259010571656/

"BU SAYFA, DİRENEN YOKSUL YEMEN HALKININ HABERLERİNE AYRILMIŞTIR."
https://www.facebook.com/groups/1740767676034913/

https://twitter.com/tsipgenelbaskan

https://twitter.com/TsipGenelSek

MAİL ADRESLERİ:

tsip15161974@gmail.com

tsip1974@hotmail.com

tsip@tsip1974.com

tsip.ali.oner@hotmail.com

turgutkocak2009@hotmail.com/a>


YAYINLARIMIZIN ŞUBAT 2019 SAYILARI ÇIKTI: OKU - OKUT - ABONE OL - ABONE BUL


WEB SİTEMİZDEKİ YAZILARIMIZDAN
HAYAT EVE SIĞAR MI?
SOSYALİSTLER VAR TSİP VAR GELECEK VAR
NE KADAR DA İKİYÜZLÜSÜNÜZ
ÖMER GÜRCAN
KORONA VİRÜSÜ MÜ? YOKSA KAPİTALİZM Mİ TEHLİKELİ?
TEHLİKELİ OLAN SADECE KORONA VİRÜSÜ MÜ?
BİR KEZ DAHA DEMOKRASİ MÜCADELESİ ÜZERİNE
DEVRİMBAZLIK MI? DEVRİMCİLİK Mİ?
KARANLIK GÜÇLER Mİ, DERİN DEVLET Mİ?
KAPİTALİZM BİTTİ KURTULUŞ SOSYALİZMDE
FAŞİZM VE GERİCİLİKLE NASIL SAVAŞILIR?
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-1  TİP
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-2  TSİP
HAFIZA TAZELEME: MENDERES NEDEN İDAM EDİLDİ
NEDEN SOSYALİZM?
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -1
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -2
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -3
TSİP TARİHİNDEN -1
TSİP TARİHİNDEN -2
İŞİN NERESİNDEYİZ
SOSYALİZM DÜŞ MÜ GELECEK Mİ?
KISA POLİTİK DEĞERLENDİRİMLER VE TSİP’İN KURULUŞU
12 EYLÜL ÖNCESİ AFİŞLERİ
DÜNYADA EN ÇOK HAİNİN BULUNDUĞU ÜLKE HANGİSİDİR?
ÜLKÜCÜ FAŞİST HAREKETİN TARİHİ -1
ÜLKÜCÜ FAŞİST HAREKETİN TARİHİ -2
AZİZ NESİN VE HALK MASALLARI / Toplam 24 Masal
SOLAK SOL MU? SOSYALİZM Mİ?
SOLUN GENEL DURUMU
AVRUPA BİRLİĞİ VE SOSYALİSTLER: 1
AVRUPA BİRLİĞİ VE SOSYALİSTLER: 2
AVRUPA BİRLİĞİ VE SOSYALİSTLER: 3
AVRUPA BİRLİĞİ VE SOSYALİSTLER: 4
AVRUPA BİRLİĞİ VE SOSYALİSTLER: 5

TROÇKİ VE TROÇKİZM ÜZERİNE

HAİN TROÇKİ
TROÇKİ STALİN VE KIZIL ORDU
TROÇKİ'DEN TİTO'YA
TROÇKİ FRANKO HİZMETİNDE

TROÇKİ VE LENİNE KARŞI KOMPLO

LENİN'İN 50. DOGUM YILDÖNÜMÜ VESİLESİYLE KONUŞMA - Stalin 1920

TRANSKAFKASYA'NIN SOSYALİZM MASKELİ KARŞI-DEVRİMCİLERİ - Stalin 1918

BOLŞEVİK PARTİNİN SAVAŞ, BARIŞ VE DEVRİM SORUNLARINDAKİ TEORİ VE TAKTİĞİ - Stalin

Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni - Romada Devlet / Engels
POLİS DEVLETİ NASIL OLUR?
SENDİKALAR, MESLEK KURULUŞLARI, KOMÜNİST İŞÇİ PARTİLERİ LİNKLERİ
ÖRGÜTSÜZLÜĞÜ KUTSAYANLAR YA DA BOŞ GEVEZELİKLER…

GEZİ GÖSTERİLERİ İÇİN KÜÇÜK NOTLAR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

04 HAZİRAN 2020

Gezi gösterileri başlayıp yükselişe geçtiğinde ilk kez sol ve sosyalist çevrelerde umut ışığı da yanmaya başladı. Çünkü sol ve sosyalist sol uzun süredir kendisi için de büyük moral olacak çaplı bir eylemlilik içinde olmamıştı. Bu yüzden de sürekli olarak eski defterler karıştırılır, eskilerden de 15-16 Haziran 1970 Şanlı İçi direnişi bulup bulup çıkarılır ve onun üzerinden herkes kendine bir şeyler bulup rahatlardı. Bu kez farklı bir şey oldu. Üstelik geliyorum da demeden birden bire Gezi gösterileri patlak verdi ve çok özneli ve çok geniş kitleli bir direniş AKP iktidarına karşı büyüyerek devam etti.

2 Kasım 2002 seçimleriyle birlikte iktidar koltuğuna oturan AKP, bazılarının farklı şeyler söylüyor olmalarına karşın, adım adım kısıtlı da olsa demokratik ortamı ortadan kaldırma çabası içindeyken ve her türlü hak ve özgürlükleri ayaklarının altına alırken bile gidişin tam da tanısı konulmuş değildi. 2013 yılına gelindiğinde Türkiye’de bir anayasa değişikliği yaşanmış AKP arkasına aldığı rüzgarın verdiği yüreklilikle dediğim dedik, havasında bir tünelin içine girdiği günler de epey geride kalmıştı. İşte böyle bir ortamda başlayan gösteriler belki de dünyanın en kitlesel gösterileri içinde yer aldı ve öylece de tarihe Gezi gösterileri bir not düşmüş oldu.

Gezi gösterilerine kadar içerde ve dışarda özellikle de dışarda çeşitli çevreler işin ne olduğunu biliyorlardı ama yine de AKP iktidarını işlerine geldiği için demokratik ortamın gelişmiş olduğuna yoruyorlardı. Gezi gösterileri AKP iktidarının ve bu iktidarın en tepesinde yer alan kişinin hiç de söylendiği gibi olmadığını Gezi gösterileri ile birlikte söylemeye ve dillendirmeye başladılar. AKP iktidarı ise Gezi gösterilerini terörizmle örtüştürmek için çabalar harcadıysa da bu çaba sınırlı sayıda AKP’linin yabancı dil bilmesi nedeniyle Gezi gösterilerini başka şekilde göstermelerine yetmedi ve AKP’nin bazı yöneticileri de bu yüzden cepheden Gezi gösterilerine saldırmayıp hiç Türkiye’de demokrasi olmasa bu kapsamda gösteriler yapılabilir mi şeklinde çıkışlarla girişimlerde bulundularsa da iktidarın çabaları ses getirmedi ve Gezi dışarda da birçok çevrenin görüş değiştirmesine olanak sağladı.

Bazı AKP’li çevreler Gezi gösterileri sırasında sürecin iktidar tarafından iyi yönetilmediği yolunda düşünceler ileri sürdüler. Hatta bu gösterilerde insanlar ne istiyor anlamaya çalışmalı, yetmez anladığımızı da göstermeliydik benzeri o kadar çok şey söylediler ki onların bu halleri Recep Tayyip Erdoğan’ın masaya güm diye yumruğunu vurmasıyla son buldu. Üstelik o dönem Erdoğan’ın birlikte ıslanıp birlikte yürüdüğü Fetöcülerle de alttan alta bir mücadeleye de giriştiği dönemdi ki, Erdoğan daha sonra Gezi gösterilerinin arkasında Fetöcülerin olduğunu söyleyecek kadar da ileri gitti.

Düşünün ki bir kişi kendisinin dışında kim varsa hiçe saymış. Hep kendisi öne çıkarılsın hep kendisinin ne biçim öngörü ve güç sahibi olduğu anlatılsın, bir dediği iki edilmesin havasında olan Sayın Erdoğan gün oldu öyle sözler etti ki Gezi gösterileri için örneğin Kabataş yalanı gibi hepsinin altında yine de kendisi kaldı. Geziye saldırılarının tümü boşa çıktı. İşte bu yüzden Gezi gösterileri ne zaman aklının kıyıcığında dolaşsa öyle sanıyorum ki kesin hıncını alamamışlığının ahını çekiyordur. Üstelik de güç ve ders verme hevesi de kursağında kalmış.

Sonuçta tarih hükmünü verdi, Gezi gösterileri de yaşandı bitti. Bizler kitle gösterileri konusunda çok şey öğrendik kesin ama tarihe de örneğin bir Paris Komünü’ne benzer altın bir çivi çakamadık. Sonuçta bu gösteri biz çok istediğimiz için de yaşanmadı. Koşulları vardı koşullarla birlikte yaşandı ve sonuçlandı. Bir daha bizler ne kadar istersek isteyelim böyle bir Gezi gösterisi de yaşanmayacaktır.

Biliyoruz, Gezi gösterileri Recep Tayyip Erdoğan’da denge sorunu yaratmıştır, bu yüzden de istemektedir ki aynısı bir daha yaşansın ve böyle bir kalkışmada bulunanlara karşı da muktedir Hanya neymiş Konya neymiş göstersin.

Toplumsal olaylar biz istediğimiz de nasıl yaşanmıyorsa Erdoğan istedi diye de bir daha aynısı yaşanmayacak fakat ülkemiz ve dünya daha ne Gezi gösterisi, o Gezi gösterisini solda sıfır bırakan çok daha büyük gösterilere tanık olacak ve ülkemizin de dünyanın da iklimi ta kökünden değişecektir.

Turgut Koçak yoldaşa soru-görüş ve önerilerinizle ilgili mail gönderebilirsiniz


"HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZI:  SINIF MÜCADELESİ YOK ORTA SINIF BELİRLEYİCİ

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

GÜNCEL NOTLAR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

04 HAZİRAN 2020

AKP iktidarı ile birlikte iyice yerin dibine batırılan eğitim koronavirüs salgını sonrasında ise denilebilir ki dalga geçilecek hale geldi.

Biliyorsunuz, devlet okullarında çocuklarının iyi eğitim alamayacağını düşünen orta halli aileler dinci eğitime de tepkilerinden dolayı özel okullara yöneldiler. Bu konu neredeyse sürekli tartışılan bir konudur. Nedeni de servisinden tutun da eğitim için okula verilen paraya, giyime, kuşama, ders araç ve geçleri için dökülen onca paraya itiraz edilir. Sonra ise itiraz, şu, bu derken eğitim sürer gider.

Ancak koronavirüs salgını nedeniyle okullarda eğitim yapılamadı. Bu yüzden de özel okullar eğitimlerini belli bir donanıma sahip oldukları için internet ortamında sürdürdüler. Devlet okulları ise her zaman olduğu gibi eğitim ve öğretim bilgisinden yoksun yöneticiler yüzünden yine sınıfta kaldı.

Durum böyle olunca öğrenci anne ve babaları madem eğitim verilmedi paralarımız geri iade edilsin diye seslerini yükseltince de özel okullar parayı iade etmeye yanaşmayınca, kendisi de özel okul sahibi olan Milli Eğitim Bakanı baktı olmayacak anne ve babaları susturmak için telafi eğitimi diye bir şey ortaya attı. Şimdi yaz aylarının sonuna doğru böyle bir eğitim başlatılacak.

Tamam, anladık da özel okullarda başlatılan ‘telafi eğitimi’ gerekliyse neden devlet okullarında da aynısı yapılmaz? Değilse ne diye özel okullarda böyle bir yola gidilir?

Değerli yurttaşlar aha söylüyorum, söylediklerimin de sonuna kadar arkasındayım Ne AKP ve saray iktidarının eğitim diye bir derdi var ne de bu iktidarın Milli Eğitim Bakanı olarak görev alan Prof. Ziya Selçuk’un böyle bir derdi var. Onların derdi sadece ve sadece para…

Bu yüzden de bu kafa ile ülke nereye gidiyor biliyoruz. Daha da kötüleşeceğini de biliyoruz. Dolayısıyla ülkenin bir an önce bu iktidardan kurtulması şart. Yoksa çocuklarımız eğitim yerine dalga geçeceğimiz ‘eğitim şart’ anlayışıyla eğitilmeye devam edilecektir ki vay bizim halimize vay bu ülkenin haline…


23 - 30 MAYIS 2020

1- Avrasya Araştırma Şirketi ve çoğu araştırma şirketlerinin yaptıkları kamuoyu araştırmaları, AKP’nin tek başına seçimi kazanabilecek ve meclis içinde salt çoğunluğu sağlayabilecek durumda olmadığını ortaya koyuyor.

Avrasya Araştırma Şirketi’nin yaptığı araştırmalara göre AKP’nin yapılacak bir genel seçimde alacağı oy oranı en fazla %39-40 bandında görünüyor.

Bu oranın daha düşük çıkması da muhtemeldir.

Öte yandan iktidar partisi AKP içindeki anlaşmazlıklar ve çatışmalar da şiddetlenmiş görünüyor.

AKP’nin içindeki değişik kesimler arasında iktidar ve rant paylaşımından kaynaklanan anlaşmazlıklar üstü örtülmeye çalışılmakla birlikte şiddetlenerek devam ediyor.

Bu yüzden yapılacak bir erken seçimin AKP İktidarına bir faydası olmayacağı gibi AKP’yi daha zayıf bir iktidar partisi haline getirebilir.

Bundan dolayı da bir erken seçim olasılığı zayıf bir seçenektir.

Ancak eğer erken seçime gidilecekse bu seçime yasaların AKP ve saray iktidar lehine değiştirileceği ve MHP’ye de bazı tavizler verileceği de muhtemeldir.

Ancak AKP ve saray iktidarı hile de yapsalar, devletin tüm olanaklarını da kullansalar artık eskisi gibi seçim kazanamayacaklarını geçen sene yapılan yerel seçimler ve yinelenen İstanbul Büyükşehir Seçimlerinden biliyorlar.

Bu yüzden seçime gitme kararını kolayca veremeyeceklerdir.

Seçim kararı alındığında da seçimi kazanmak için yasalar çıkarma yoluna gideceklerdir.

Bu yeni yasalar da halk iradesinden daha çok uzaklaşılması sonucunu doğuracaktır.

**********

2- AKP ve saray İktidarının muhalefete yönelik dışlama ve saldırıları arttıkça, ana muhalefet partisi olan CHP ve İYİ Parti savunma durumunda yer alıp, sarayın ve iktidarın belirlediği gündeme göre hareket etmektedirler.

Onların, bilhassa CHP’nin bu tutumu, muhalif kitlelerde ve halkta muhalefet partilerine ve özellikle CHP ve CHP Yönetimine karşı duyulan umut ve güveni sarsmakta ve halkı, özellikle gençleri umutsuzluğa doğru itmektedir.

Ana Muhalefet partisi, sürekli iktidarın ve sarayın saldırılarına ve gündemi belirlemesine karşı ona tepki göstermekten ve belirlenen gündeme göre politika yapmaktan kaçınmamakta, demokrasiyi ve sosyal devleti savunmak için gündemi kendisi belirlemeye çalışmamaktadır.

Bunun yanında CHP’nin HDP’ ye karşı uygulanan kayyım politikalarına gösterdiği tepki de yeterli olmamakta, bu da AKP ve saray iktidarının işini kolaylaştırmakta, elini güçlendirmektedir.

CHP, AKP İktidarı ve sarayın 27 Mayıs’ı bir darbe gibi görmesine karşılık geçmişte olduğu gibi onu sahiplenme yoluna da gitmemektedir.

Oysa 27 Mayıs, bir darbe değil; demokrasiyi sivil bir darbeyle yıkmaya ve ülkede faşist bir diktatörlük kurmaya çalışan, demokratik hak ve özgürlükleri kullanılamaz hale getiren DP İktidarına karşı yapılmış ve getirdiği anayasayla demokratik hak ve özgürlükleri geliştirerek Türkiye’nin en demokratik anayasasının yapılıp yürürlüğe girmesini sağlamıştır.

Bu anayasa ile Türkiye, sosyal devlet olma özelliğine kavuşmuş, daha dengeli ve planlı bir ekonomik büyüme ile yatırımların daha üretken alana kayması ve sanayinin gelişiminin hızlanması sağlanmış, yargı bağımsızlığı güçlendirilmiş, anayasa mahkemesi yoluyla anayasa aykırı yasaların yapılması önlenmiştir.

Bunun yanında 27 Mayıs Harekâtı ile TRT’nin ve üniversitelerin özerkliği sağlanmıştır.

27 Mayıs, aynı zamanda kendi içinde de hiyerarşik bir harekât olmayıp alttan, yani alt kademelerden gelen askeri bir harekâttır ve harekâttan sonra birçok kararın alınmasında da alt kademeler arasında yapılan görüşmeler etkili sonuçlar doğurmuştur.

Bu yüzden 27 Mayıs’ı demokratik hak ve özgürlükleri kısmen kısıtlayan ve demokrasinin gelişmesini önlemeye çalışan 12 Mart’la, demokrasiyi ve demokratik hak ve özgürlükleri geniş ölçüde kısıtlayan 12 Eylül’le bir tutmamak lazımdır.

Bu durum sadece CHP için değil; kimi sol yazarlar ve siyasetçiler içinde geçerlidir.

Sosyalist sol, Kemalizme ve 19 Mayıs’a nasıl diyalektik (eytişimsel) bir mantıkla yaklaşması gerekiyorsa, 27 Mayıs’a da aynı şekilde yaklaşmalıdır.

**********

3- ABD’nin Minneapolis Kentinde siyah bir yurttaş olan George Floyd, polisin kendisine yönelik şiddeti sonucu hayatını kaybetti.

Uzun süredir işsiz olan Floyd, geçinmek için kaçak sigara satarken yakalanınca polislerin müdahalesiyle karşılaşıp, beyaz polislerden biri tarafından boğularak öldürüldü.

Bu olay üzerine ABD’de, başta Minneapolis olmak üzere siyah yurttaşlar ve muhalifler ayaklanıp gösteri ve eylemler düzenlemeye başladılar.

Başta Minneapolis olmak üzere eylemler 4 günde ABD’de birçok kente yayıldı.

Bazı yerlerde dükkânlar ateşe verilirken, eylemler esnasında bir yurttaşın kimliği belirsiz kişiler tarafından arabadan açılan ateş sonucu yaşamını yitirmesi olayların daha çok büyümesine yol açtı.

Göstericiler, bazı yerlerde polis merkezlerini kuşatırken, CNN’in önün de de CNN Kanalı protesto edildi.

Öte yandan eylemlere ve gösterilere karşılık hala olayda suçlu olan polisler cezalandırılmazken benzeri olaylara karşılık henüz yeterli önlemler de alınmamıştır.

Son yıllarda, özellikle Trump iktidara geldiğinden beri ABD’de göçmenlere ve siyahlara yönelik dışlama ve saldırılar artarken, güvenlik güçlerinin siyahlara, Latin kökenli yurttaşlara yönelik ayrımcı ve şiddet yanlısı politikaları da artmış bulunmaktadır.

ABD’de siyah yurttaşların uzun süreler ağır bedeller ödeyerek kazanmış oldukları haklar ve özgürlükler ve elde ettikleri eşit yurttaşlık haklarına rağmen hala ayırımcı ve ırkçı baskı ve saldırılara maruz kaldıkları bir gerçektir.

1992 yılında da ABD’nin Kaliforniya Eyaletinde benzeri bir ayaklanma ve olaylar olmuştu.

Bütün bu olaylar, ABD’de ırk ayrımcılığının ve ırksal, ulusal, etnik ayrımcılığın kamuda ve devlet güçleri arasında ne kadar yaygın ve etkin olduğunu gösteriyor.

ABD’de siyahların bu ülkedeki hak ve özgürlüklerinin ve en temel hakları olan yaşama hakkının bile tehlikede olduğunu ortaya koyuyor.

Amerikan Emperyalizmi, kendi ülkesinde işçi sınıfının birleşik bir güç oluşturmasını ve ekonomik kriz ve yoksulluğun asıl sorumlusunun ekonomik sistem yani kapitalizm ve onun yarattığı emperyalizm olduğunun ortaya çıkmasını önlemek için farklı ırktan ve etnik kökenden gelen insanlar arasındaki husumeti ve düşmanlığı kontrollü olarak kullanmaktadır.

Ancak bu politikalar kimi zaman bu düşmanlığın kontrolden çıkmasına da neden olmaktadır.

ABD’de büyüyen ekonomik kriz ve artan işsizliğin faturasının sermaye düzenine çıkarılmasını önlemek için ayırımcılık fiilen yaygınlaştırılıyor.

**********

4- Son günlerde Türkiye’de sokağa çıkma yasakları gerekçe gösterilerek polislerin ve bekçilerin yurttaşlara uyguladıkları şiddet eylemlerinde artış görülmektedir.

Bu şiddet eylemleri, bu tür uygulamaların cezalandırılmamasının; ya da yeterli bir cezalandırma da bulunmamanın bir sonucu olarak arttığı gibi, iktidarın ve sarayın nefret dili, otoriter ve baskıcı politikaları da bunun en önemli nedenleri arasındadır.

Kolluk güçlerine personel alımında liyakattan uzaklaşılması da bu gelişmeyi hızlandırmaktadır.

Başta ana muhalefet partisi olmak üzere muhalefet partilerinin ve toplumsal muhalefet örgütlerinin bu gelişmeyi dikkatle izleyip kamuoyunu harekete geçirerek gerekli önlemleri aldırmaları gerekmektedir.

AKP ve sarayın demokrasiden uzaklaşması ve iktidarını sürdürmekte, sermaye sınıfının kazançlarını korumakta zorlanması, onun, kolluk güçlerini daha fazla şiddete yöneltmesini sağlamaktadır.


özgecan cinayeti ile ilgili görsel sonucu

TSİP PROGRAMINDAN:

KADINA ŞİDDET'E HAYIR

b) Dayak ve her türlü yıldırma yöntemleri en ağır biçimde cezalandırılacak, insanlık onurunu ayaklar altına alan, kadının kendi bedenini herhangi maddi çıkar karşılığı satması kesin olarak önlenecek, fuhşun tuzağından kurtulan kadınların onurlu bir yaşama kavuşması için iş sağlanacak, fuhşun ve kadını aşağılayan diğer baskıların nesnel koşulları ortadan kaldırılacaktır.



DOST VE KARDEŞ ÜLKE SURİYE, İŞTE BU KADAR GÜZEL.



TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN

"SOSYALİST ÖĞRETİ YENİDEN"

BAŞLIKLI YAZILARININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ


Av. İdris Köylü

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN WEB SİTESİ

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SİYASAL YAZILARI

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SANATSAL YAZILARI

İdris Köylü arkadaşa soru-görüş ve önerilerinizle ilgili mail gönderebilirsiniz


Turgut KOÇAK:

VELİ GÜRCAN

Veli Gürcan yoldaşımız Isparta Lisesi’nde öğrenciyken komünist olduğu gerekçesiyle disiplin kuruluna verilmiş daha sonra da okuldan uzaklaştırılmıştır. Lise son sınıfı bu yüzden Afyon’da okumak zorunda kalmış, liseyi bitirdikten sonra ise İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girmiştir. Burada TİP üyesi olan Gürcan daha sonra kurulan TİP’in gençlik örgütü Sosyalist Gençlik Örgütü’ün (SGÖ) yöneticisi olmuştur.

12 Mart faşizmi ile birlikte kapatılan TİP’ten sonra ise daha sonra TSİP’i kuracak olan bir grup arkadaşla birlikte olmuştur.

İyi bir sokak tiyatrocusu olan Gürcan Kavel direnişine de katılarak direnişçiler için moral kaynağı olmuştur. 12 Mart faşizminin yüzünden son sınıfta öğrenimini bırakmak zorunda kalan Gürcan, parti çalışmaları yüzünden okula devam edip okulunu bitirememiştir. 12 Eylül sonrasında da çalışmaların içinde yer alan arkadaşımız Filistin’de de bulunmuş daha sonra Avrupa’ya gitmiş ve kendi isteği ile yeniden Türkiye’ye dönmüştür. Parti çalışmaları yüzünden 1985 Temmuzunda tutuklanmış ve bir süre içerde kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır. Parti içinde başlayan tartışmalarda yer almış ve görüşlerini dile getirmiştir.

Son toplantıdan birlikte ayrılırken diğer arkadaşlara ben; “bu parti kendi adıyla yeniden kurulacak, ilke, kitle, Gerçek, Sosyalist ve Gerçek yeniden çıkarılacak” dedim. Gürcan’la sözleştik ve ölünceye kadar kendisiyle sözleşmemizi bozmadık. Bugüne kadar ne onun ne de bizim birbirimizle ilgili sarfettiğimiz tek kötü söze kimse tanık olmuş değildir. Kendisi partimizin yeniden açılış genel kurulunda delegemizdi ve genel kurulumuzda kendisine yakışır bir konuşma yaparak bize güç ve destek verdi. Onu, insan olan Veli Gürcan’ı unutmayacağız.

Değerli yoldaşlarım insan kimileri ile öylesine güzel şeyler paylaşır ki, bunlar ölünceye kadar unutulamaz. Benim gerçekte Veli Gürcan’la paylaştıklarım da böylesine unutulmayacak güzelliklerdi ve bunları, bu güzellikleri korumayı vefa borcunun çok ötesinde şeyler olarak algılıyor ve sahip çıkıyorum.

Kendisini en son görüşüm Senirkent’te yaşadığı bağ evinde oldu. Yaşadığı sıkıntıyı oradan hemen uzaklaştırılması gerektiğini biliyorduk. Çıkıp iki partili bayan arkadaşla birlikte yanına gittik. İki gün orada kaldıktan sora üçüncü gün aramızda sözleşerek ayrıldık. Biz oradayken Afer Kara ve çocukları da geldiler. Onlarda Veli arkadaşı çok severlerdi, şimdi düşünüyorum da keşke onlar gelmemiş olsalardı diyorum. Çünkü kendisiyle sözleşmiş işlerini düzene koyar koymaz partiyi tüm Türkiye’de örgütlemek üzere sözleşmiştik. Onlar Veli Gürcan’ı ikna edip tatile götürdüler. Oysa biz kısa bir süre sonra bir araya gelecek ve birlikte parti tarihini yazacaktık. Oysa Veli oradan İzmir’e geçmiş bizden bir süre daha zaman istemişti. Ne yazık ki zamanı uzun sürdü ve bir daha geri dönemedi. Veli Gürcan hastalanmıştı.

Oysa kendisiyle sözleştiğimiz üzere Ankara’da ev bile hazırlamaya başlamıştık. Çünkü kendisi artık kimsenin evinde kalamayacağını söylemişti bize. O görüşmeden bende kalan unutamadığım şey abisinin eşinin bize söylediğidir. Abisinin eşi bize ne edin edin Veli ağabeyimi buradan götürün demişti. Çünkü; Veli ağabeyim bağ evinde yalnız diye düşündüğüm için bir kadına düğürlük ettim o kadın da, “o aklını yemiş adama mı kaldım’ diye beni geri çevirdi demişti…

Kendisiyle son görüşmemse bir telefon konuşmamız oldu. Cezamızın kesinleştiği için aranır durumdaydık. O ise İzmir Göğüs Hastanesi’nde neredeyse son günlerini yaşıyordu. Bana kendi durumunu önemsemeden “Yahu ağam nedir bu devletin senden istediği” demişti. Sonra öldü cenazesine bile gidemedim. Birkaç gün sonrada Ankara’da düzenlenen bir operasyonla tutuklandım.

O öldükten sonra kendisine TSİP’li ya da değil pek çok çevre sahip çıktı. Ve hatta mezarını bile yaptırdılar. Gerçekte bu insanoğlunu anlamak çok zor. O sağken kimsenin içtenlikle sahip çıkmadığı Veli Gürcan her nedense birden sahiplenilencek insan olarak görüldü ve herkes orada görünmek için yarıştı. Şimdi kızı Aslı’nın mezarı başında söylediği “Babamın ne çok dostları varmış” sözü nasıl da hüzünlendirici değil mi?

Ve zaten bu işte her zaman için bir gariplik olmuş, benim de aklıma hep takılmıştır nedense. Tanıdığım bir çok komünist kimseyi sağken her nedense arayan soran olmamıştır ama öldükten sonra kimi zaman salonlarda, kimi zaman mezarı başında birileri anar olmuştur. Burada kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur betimlemesi biraz yerine oturan bir benzetme değil ama her nedense bütün anmalar bu alışkanlıklar içinde yapılıyor. Beni de asıl kızdıran şey budur. Ama biz TSİP’liler olarak söz veriyoruz Veli Gürcan yoldaşımızı kendi emekleri ile anacak ve kendisin asla unutturmayacağız.

Parti olarak Veli Gürcan’ın adını yaşatmak için onun adına sayısız çalışmalar yapacak olan eylemlilikler yürüteceğiz. Bu konuda ilk işimiz Veli Gürcan’ın adını verdiğimiz PARTİ OKULU olacaktır. Onun adına bilimsel araştırmalar düzenleyecek yazın alanında etkinlikler düzenleyeceğiz.

Bu partide Veli Gürcan’ı herkesten çok daha iyi tanıyan biri olarak onu gerçek insanlığı ile döne döne anarak hakkında düşündüklerimi bitirmek isterim.

Kimi insanlar vardır ki, devrimcidir. Ama sadece devrimcidir. Onların devrimcilikleri de soğuk demir gibidir insanı asla ısıtmaz. İnsanı asla ta can evinden sarıp sarmalamaz. Onlara bir türlü ısınamazsınız, söyleyeceklerinizi bile söylemekten çekinir ve hatta başka dünyaların insanları olduğunuzu bile düşünürsünüz. Bu gibiler çoğu zaman bu durumlarına sayısız neden ileri sürebilirler. Çoğu zaman da bu davranışlarını disiplin adı altında sürdürürler. Oysa gerçeklerin öyle olmadığını küçücük bir sınama denemede bile yakalar ve hayal kırıklığına uğrarsınız.

Şimdi gelelim Veli Gürcan’a; bu arkadaşımız ne adına olursa olsun o sıcak, o kucaklayan insan yanını bir kez bile olsun es geçmiş biri değildir. Kendisine en ağır sözler söyleyen kimseleri bile hoş görmekle kalmamış onları Veli Gürcan sıcaklığı ile sarıp sarmalamıştır. Veli Gürcan sıcaklığı dedimse kimse bu da nasıl bir şeydir deyip geçmemelidir. Gerçekten de onu tanıyanlar benim bu tanımlamama hak vereceklerdir. Bu nedenle bizim partimizde yoldaşlar arasında sıcaklığın adı da Veli Gürcan sıcaklığıdır. Bu sıcaklığı ve insan davranışını her yoldaşımıza karşı sonuna kadar korumak Veli Gürcan arkadaşımıza bizim borcumuzdur diye düşünüyor, attığımız her adımı buna göre atıyoruz.

Şimdi o yok. Ama onunla birlikte biriktirdiğimiz bütün değerler bizim için yeri doldurulamaz önemde birer hazinedir.

Gürcan’ın babasını da iyi tanıyan biri olarak Veli Gürcan’daki güzelliklerin kaynağını çok iyi biliyorum.

Her ikisini de bu nedenle bir kez daha yürekten anmayı bir görev sayıyorum.

Behice Boran:

'Sosyalist Doğulmaz, Yaşanır'

İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı’ndaki duruşmada hakim karşısına çıkarıldı.


DİNLENE DİNLENE...

Hakim sordu: Çıktınız mı?

-Çıktık.

-Ne yapacaktınız?

-Taksim’e doğru yürüyecektik.

-Peki neden çıktığınız?

-1 Mayıs emeğin bayramı, mücadele günüdür. Biz de o sınıfın partisiyiz, çıktık.

-Nereden çıktınız?

-Merter’den çıktık.

-Nereye gidecektiniz?

-Taksim’e.

-Merter neresi Taksim neresi, uzun yol; siz yaşlısınız nasıl gideceksiniz?

-Dinlene dinlene…”

YAZININ TAMAMI


SAYFA BAŞI