PARTİLİ YOLDAŞLARIMIZI

SAYGIYLA ANIYORUZ

(sayfaya git)

ONLAR, KAVGAMIZIN SIRA NEFERİYDİLER. ANILARINI MÜCADELEMİZDE YAŞATACAK, ÖLENLERİN BOŞA ÖLMEDİĞİNİ BİLEREK,

SAVAŞIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ...



FAŞİZME KARŞI

DEMOKRASİ

SÖMÜRÜYE VE KAPİTALİZME KARŞI

SOSYALİZM

46. YILINDA...

SOSYALİZM YOLUNDA...

YAŞASIN

TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ (TSİP)


AB'DEN HİBE ALAN

SOL ÖRGÜTLER VE YÖNETİCİLERİ

ALÇAKTIR, LİBERALDİR, İŞBİRLİKÇİDİR.


 

PRchecker.info

DOST VE KARDEŞ ÜLKE SURİYE,

İŞTE BU KADAR GÜZEL.


PARTİ PROGRAMIMIZIN 'OR' KODUNU TELEFONUNUZA TARATIN.

İSTEDİĞİNİZ ZAMAN,

İSTEDİĞİNİZ YERDE OKUYUN.

PARTİ PROGRAMI

Not: Programımızı okuyup benimseyen 18 yaşından gün almış herkes, partimize aday üyelik için başvurabilir.


PARTİMİZİN 1993 YILI 3. GENEL KURULUNDA YAPILAN KONUŞMALARI, TARİHİ ÖNEMİ NEDENİYLE YAYINLIYORUZ.

VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-2


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-3


GÜLTEKİN GAZİOĞLU YOLDAŞIN KONUŞMASI


TURGUT KOÇAK YOLDAŞ, KENDİ YAZDIĞI ŞİİRİ FIRTINA ÇOCUKLARI'NI OKUYOR

GENEL MERKEZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ANKARA İL ÖRGÜTÜ

CELAL FİL (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24 Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ÇANKAYA İLÇE ÖRGÜTÜ

AYŞE SELMA ÖZKÖKLÜ (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

İSTANBUL İL ÖRGÜTÜ

ADEM YAKAR (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

MÜNÜR BİRCAN (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

TSİP Aday üye kayıt formu

TSİP KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

ADAY ÜYELİK BAŞVURU FORMU

İZMİR İL ÖRGÜTÜ

SATILMIŞ AKGÜN (BAŞKAN)

848. Sokak No:90 Kat:1 Daire:106  Kemeraltı

KONAK / İZMİR

TEL: 0232 483 9098

KONAK İLÇE ÖRGÜTÜ

848. Sokak No:90 Kat:1 Daire:106  Kemeraltı

KONAK / İZMİR

TEL: 0232 483 9098

ÜNYE İLÇE ÖRGÜTÜ

SALİM OĞUZ (BAŞKAN)

Burunucu Mah. Kaymakam Sok. No: 17

ÜNYE - ORDU

EKİN SANAT DERGİSİ

İSTANBUL İL TEMSİLCİLİĞİ

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire 6 -.7

 KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10


WEB VE MAİL ADRESLERİMİZ

TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ (TSİP)

SOCİALİST WORKERS' PARTY OF TURKEY

KURULUŞ:

15-16 HAZİRAN 1974

ORGANIZATIONS:

15-16 JUNE 1974

46.YILINDA...  SOSYALİZM YOLUNDA...

WEB SİTESİ:


http://www.tsip1974.com/

https://www.facebook.com/AmerikaSuriyedenDefol

https://www.facebook.com/tsip15161974

https://www.facebook.com/tsip1974

STALİN KOMÜNİZMDİR
https://www.facebook.com/groups/345728572561507/

UYAN ARTIK UYAN UYAN ESİRLER DÜNYASI
https://www.facebook.com/groups/2028259010571656/

"BU SAYFA, DİRENEN YOKSUL YEMEN HALKININ HABERLERİNE AYRILMIŞTIR."
https://www.facebook.com/groups/1740767676034913/

https://twitter.com/tsipgenelbaskan

https://twitter.com/TsipGenelSek

MAİL ADRESLERİ:

tsip15161974@gmail.com

tsip1974@hotmail.com

tsip@tsip1974.com

tsip.ali.oner@hotmail.com

turgutkocak2009@hotmail.com/a>


DİSK

"GÖZ BEBEĞİMİZ DİSK, GELENEĞE SÖZ VERDİK... GELECEĞE TAŞIYACAĞIZ.."

İŞÇİ SINIFINDAN HABERLER

DİSK

http://www.disk.org.tr/

BANK-SEN

http://www.banksen.org.tr

BASIN-İŞ

www.diskbasinis.org

BİRLEŞİK METAL-İŞ

http://www.birlesikmetal.org

BTO-SEN

www.btosen.org.tr

CAM KERAMİK-İŞ

http://www.disk-camkeramikis.org

DEV MADEN-SEN

http://www.devmadensen.org.tr

DEV SAĞLIK-İŞ

http://www.devsaglikis.org.tr

DEV TURİZM-İŞ

http://www.devturizmis.org.tr/

DEVRİMCİ YAPI-İŞ

http://www.devyapi-is.org

EMEKLİ-SEN

http://www.tumemeklisen.com

ENERJİ-SEN

http://www.enerjisen.org

GENEL-İŞ

http://www.genel-is.org.tr

GIDA-İŞ

http://www.gidais.com

GÜVENLİK-SEN

http://www.guvenliksen.org.tr/

İLETİŞİM-İŞ

http://www.deviletisimis.org.tr

LASTİK-İŞ

http://www.lastik-is.org.tr

LİMTER-İŞ

http://www.limteris.com

NAKLİYAT-İŞ

http://nakliyatis.org

SİNE-SEN

https://twitter.com/DiskSine

SOSYAL-İŞ

http://www.sosyal-is.org.tr

TEKSTİL

http://www.disktekstil.org

TÜMKA-İŞ

http://www.tumkais.org

   

YAYINLARIMIZIN ARALIK 2020 - OCAK 2021 SAYILARI ÇIKTI: OKU - OKUT - ABONE OL - ABONE BUL


WEB SİTEMİZDEKİ YAZILARIMIZDAN
Bartolome de la Casas - Kızıl Derililer Nasıl Yok Edildi
Boris Lvovic Vasilyev / Sakindi Oranın Şafakları
Tarık Akan / Anne Kafamda Bit Var
MAKSİM GORKİ / ANA
Mitka Gribçeva / SENİ HALK ADINA ÖLÜME MAHKUM EDİYORUM
Gladkov - Fabrika
Dolores İbarruri / Faşizmi Ezeceğiz
İlya Grigoryeviç Ehrenburg / Dipten Gelen Dalga
Paul Lafargue / Tembellik Hakkı
KAPİTALİST SİSTEM HIRSIZLIKTIR AHLAKSIZLIKTIR
SOSYALİSTLER VAR TSİP VAR GELECEK VAR
NE KADAR DA İKİYÜZLÜSÜNÜZ
ÖMER GÜRCAN
SOSYALİST SOL SEÇENEK OLABİLİR Mİ?
MUHALEFET NASIL YAPILIR?
YARGIYA BAK TARAFSIZLIĞI GÖR
SİZ BUNA DEMOKRASİ Mİ D İ Y O R S U N U Z ?
DEVRİMBAZLIK MI? DEVRİMCİLİK Mİ?
KARŞIDEVRİMCİLER
KAPİTALİZM BİTTİ KURTULUŞ SOSYALİZMDE
SOSYALİZM DÜŞ MÜ GELECEK Mİ?

TOPLUMU UYUTMA YOLLARI

HDP KAPATILSIN DİYENLERE
FAŞİZM VE GERİCİLİKLE NASIL SAVAŞILIR?
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-1  TİP
LİBYA’YA ASKER YA DA ATEŞ KES
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-2  TSİP
HAFIZA TAZELEME: MENDERES NEDEN İDAM EDİLDİ
NEDEN SOSYALİZM?
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -1
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -2
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -3
TSİP TARİHİNDEN -1
TSİP TARİHİNDEN -2
İŞİN NERESİNDEYİZ
SOSYALİZM DÜŞ MÜ GELECEK Mİ?
KISA POLİTİK DEĞERLENDİRİMLER VE TSİP’İN KURULUŞU
İDLİB DENİLEN HİKAYE
EVDE OTUR DEMİR YE!
DÜNYADA EN ÇOK HAİNİN BULUNDUĞU ÜLKE HANGİSİDİR?
ÜLKÜCÜ FAŞİST HAREKETİN TARİHİ -1
ÜLKÜCÜ FAŞİST HAREKETİN TARİHİ -2
AZİZ NESİN VE HALK MASALLARI / Toplam 24 Masal
SOLAK SOL MU? SOSYALİZM Mİ?
SOLUN GENEL DURUMU
 SURİYE’DEN SONRA LİBYA BATAĞI
TSİP KOMÜNİST OLMAYANLARA DOKUNUR
SURİYE’DE NE OLUP BİTTİ
HDP’NİN KARARI
TEHLİKELİ OLAN SADECE KORONA VİRÜSÜ MÜ?

TROÇKİ VE TROÇKİZM ÜZERİNE

HAİN TROÇKİ
TROÇKİ STALİN VE KIZIL ORDU
TROÇKİ'DEN TİTO'YA
TROÇKİ FRANKO HİZMETİNDE

TROÇKİ VE LENİNE KARŞI KOMPLO

LENİN'İN 50. DOGUM YILDÖNÜMÜ VESİLESİYLE KONUŞMA - Stalin 1920

TRANSKAFKASYA'NIN SOSYALİZM MASKELİ KARŞI-DEVRİMCİLERİ - Stalin 1918

BOLŞEVİK PARTİNİN SAVAŞ, BARIŞ VE DEVRİM SORUNLARINDAKİ TEORİ VE TAKTİĞİ - Stalin

Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni - Romada Devlet / Engels
POLİS DEVLETİ NASIL OLUR?
SENDİKALAR, MESLEK KURULUŞLARI, KOMÜNİST İŞÇİ PARTİLERİ LİNKLERİ
ÖRGÜTSÜZLÜĞÜ KUTSAYANLAR YA DA BOŞ GEVEZELİKLER…

AKP ve SARAY İKTİDARI EKONOMİYİ DÜZELTEMEZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

26 ŞUBAT 2021

Berat Albayrak’la bir türlü rayına oturtulamayan ekonominin başına yenileri getirilmiş, dolayısı ile 8,5 lirayı geçen dolarda 10 liraya doğru tırmanmış olan Avroda da gerilemeler yaşanmıştı.

Tabi bunda yüzde 17’leri yükseltilen faizin da rolü olduğu akıldan çıkarılmamalıdır.

Konuya dışardan baktığımız zaman hiç de iktidarın söz ettiği gibi ekonomide düzelmelerin olmadığı açıkça görülüyor. Bizim gibi daha pek çok ülkeye dışardan para girişi daha faza olurken bizde çok daha az olması bunun en önemli göstergesidir diyebiliriz.

Kuşkusuz yüksek faiz yabancı fon yöneticilerinin dikkatini çekmemiş olamaz. Bu yüzden de ister istemez ülkeye bir miktar para girişi bu yüzden gerçekleşmişti fakat bu para girişi sanıldığı gibi yüksek olmadı daha da açıkçası gelen paraların 3,7 milyar doları Devlet İç Borçlanma Senetlerine gelen paralardır. Bu paranın 1,7 milyar doları da 18 Aralık 2020 haftasında girmiştir ki o zaman dolar 7,80 TL dolayında seyrediyordu. 2021 yılı başında 19 Şubat 2021 tarihine kadar Devlet İç Borçlanma Senetlerine gelen tutar ise 1,4 milyar dolardır. Konuyu daha da yakından incelemeye aldığımızda görürüz ki dışardan giren yatırım tutarının 728 milyon dolar olduğu görülecektir. Bundan da anlaşılıyor ki içeriye giren sıcak para miktarı oldukça azalmıştır,

Girişler önemli ölçüde azalmış olsa da önceden gelenler daha fazla kar fırsatı elde etmiş durumdadırlar. Başka bir önemli nokta da yabancı bankaların doların yılsonuna doğru daha da gerileyeceğinin konuşuluyor olmasıdır. İddialara bakıldığı zaman doları 6,20 TL’ye kadar düşeceğinden söz edilmektedir. Şimdi dışardan düşünüldüğü kadar para gelmediğine göre yabancıların sözünü ettiği düşük kur tahmini nasıl gerçekleşecektir üzerinde önemle durulması gereken konudur. Hani yurttaşların elinde bulunan ve yastık altı olarak nitelenen dövizlerinin bozdurulması için bu olup bitenler bir dürtü görevi görse de elinde döviz bulunduran halkımız da koşa koşa döviz bozdurmaya gitmemektedir. Bu konuda haksız da değildir çünkü dolar yeniden yükselmeye başlamıştır. 6,90’lara kadar gerileyen dolar bir de baktık gördük ki 7,24’lere kadar yeniden tırmanış göstermiştir.

Merkez Bankası politika faizini değiştirmeden zorunlu karşılıklar üzerinden piyasa faizlerini arttırmaya çalıştığından sonuç olarak karşılık oranlarının tüm vadeler için 200 baz puan arttırılması da öyle görülüyor ki sonuca çok da etki etmeyecektir.

Bu durumda olacak olan nedir? Olacak olan piyasalarda yeniden faiz arttırılmasına gidilmesi beklentisidir. Para Politikası Kurulu Mart ayında konu ile ilgili yeniden bir toplantı yapacak ve faizlerin yeniden arttırılması da ister istemez konuşulacaktır.

Bütün bu gelişmeler sırasında iktidar yetkilileri konu ile ilgili reformdan az söz etmediler. Ancak arkası da gelmedi. Şimdilerde ise konu ile ilgili konuşulmuyor bile. Şimdi ne oldu? Görüldü ki kurlar yeniden hareketlendi. Dolayısıyla da konuşulmayan şeyler yeniden gündeme gelecek ve konuşulmaya başlanacaktır. Hazine ve Maliye Bakanı “ekonomide reform paketinin” Mart ayı ortalarında Cumhurbaşkanı tarafından açıklanacağının duyurulmuş olması da söylediklerimizi doğrular niteliktedir. Faizlerle ilgili Merkez Bankası bir hamle yapar mı yapmaz mı onu da kısa bir süre sonra göreceğiz.

Peki, soralım; yapılması düşünülen reformlar nelerdir? Bu kadar süre bu konunun sadece düşünce planında kalmış olması az bir zaman mıdır?

Ya da sözümüzü şöyle bitirelim reform açıklamaları ile kur hareketleri arasındaki ilgileşim ne merkezdedir bu konuyla ilgili iktidarın dişe dokunur bir şey söylendiğine tanıklık eden kimse var mı?

Yoksa, yoksul halkımızı da yakından ilgilendiren ekonomideki bu uçurumdan aşağı yuvarlanma hali halkta nasıl bir ruh hali yaratacaktır biliniyor mu, bilinmiyor mu?

Turgut Koçak yoldaşa soru-görüş ve önerilerinizle ilgili mail gönderebilirsiniz


"HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZI:  GÖRECELİ ŞEYLER

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

Bir Turgut Koçak, ayakta, yiyecek ve şunu diyen bir yazı 'TOSAL TSiP "GÜNCEL NOTLAR" Turgut Koçak Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSIP) Genel Başkanı' görseli olabilir

"GÜNCEL NOTLAR"

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

26 ŞUBAT 2021

ÇÜRÜMÜŞ BUNLAR

Ülkenin her yerinde Kod 29’dan işçiler işlerinden atılıyor. Sömürü ve baskı düzeni olan sermayenin düzeni emekçilerin ensesinde boza pişiriyor. Ne kadar çok önlem, kısıtlamalar ve yasaklar emekçilere karşı uygulanırken sermaye güçlerinin kıllarına bile dokunulmuyor. Hele yandaş olanlara hiç dokunulmadığı gibi onlara her türlü kolaylıklar sonuna kadar sağlanabiliyor. Paralar onların kasasına ihaleler onların yararına düzenleniyor. Vergi kolaylığı bile onlar için yolgeçen hanına dönüştürülmüş. Bunlarla ilgili doğru dürüst kimse bir şey öğrenemiyor. TBMM’de muhalefet milletvekilerine bile “ticari sır” denilerek bilgi verilmiyor.

Üniversiteler de AKP ve saray iktidarının çiftliğine dönüştürülmüş durumda. Oralara yeterli ya da değil yandaş öğretim görevlileri yerleşitirilmekle kalınmıyor, üniversitelerde yandaşlara ve akrabalara keyfi bir anlayışla kayrılma yapılarak işe alınıyorlar. Örneğin İzmir Katip Çelebi Üniversitesine o kadar çok aynı isimle sülale işe doldurulmuş ki okuduğunuz zaman dudaklarınızı ısırıyorsunuz.

Ülkemiz geniş halk yığınları yiyecek ekmeğe muhtaç hale getirilmiş ama İstanbul Belediyesi’nin 1 liraya sattığı halk ekmeklerinin satılmaması için kalkmış AKP’li olan İstanbul Ekmek Üreticileri Derneği Başkanı Ahmet Zeki Sarıhan şikayette bulunarak halka ucuz ekmek satılmasını önlemeye çalışıyor.

AKP kongreleri leba leb dolu iken doğru dürüst virüs salgını dikkate alınmazken polis ve bekçiler yurttaşa sokakta ceza üstüne ceza kesiyor. AKP’li önemli bir kişinin ölümünde de cenaze törenleri insanla hıncı hınç dolu.

Bu görüntüler Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya sorulduğunda ise Koca sorumlu benim diyerek üstüne alıyor ve durumun böyle olmasından dolayı da “hesap edemedik” diyerek özür diliyor.

Meclisin gündemine pat diye HDP’lilerin dokunulmazlıkların kaldırılması için fezlekeler getiriliyor. Bu fezlekelere bakılırsa böylelikle HDP kapatılmadan da kapatılmakla karşı karşıya bırakılmak isteniyor. Diğer sağ partilerden geri kalmamak içinse İyi parti dokunulmazlıkların kaldırılması ile ilgili olarak evet oyu vereceğini açıklıyor. Evet oyu vermekten yana olmayan CHP’ye karşı ise yandaş basın ve televizyonlarda CHP’nin PKK’yı desteklediği yönünde kampanyalar başlatılıyor.

Sözün kısası işin başından HDP’ye suçluluk faturası kesiliyor ki HDP’ye karşı yürütülen kampanyaya karşı kimse karşı çıkamasın.

Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrencilerin başlattığı direniş için demediğini bırakmayan iktidar ve bahçeli kantarın topuzunu kaçırdıklarının farkındalar ki ağız değiştirmeye çalışıyorlar. Bahçeli dün “hain ve terörist” dediği öğrencilere ise bugün başka türlü seslenmeye kalkıyor fakat öğrencilerden de “Bahçeli bizi hiç anlamamış” yanıtını alıyor.

Sözü uzatmayalım her yönüyle bunlar çürümüşler.

Bu kadar çürümüş olmanın ceremesini de muhalefete çektirmek istiyorlar ama terazi bu kadar ağırlığı çekmez bu terazi bir yerlerinden kopar.

Kopacakta zaten.


13 - 20 ŞUBAT 2021

1- Türkiye’de TÜİK’ in resmi olarak yaklaşık %13 olarak açıklamasına rağmen gerçek işsizlik oranı bu rakamın çok üzerindedir.

Çünkü TÜİK, iş bulmaktan ümidini kesip iş aramayanları ve sürekli ücretsiz izne çıkarılıp çalışmayanları işsiz olarak saymıyor.

Bugün, DİSK-AR’ ın yaptığı araştırmalara göre Türkiye’de 10 milyon kişi işsizdir ve en geniş anlamda işsizlik oranı da %28,8 civarına ulaşmış bulunmaktadır.

İşsizlik, kadınlarda ve gençlerde daha yüksek oranlardadır.

Öte yandan yoksulluk ve yoksulluk sınırı da yükselmektedir.

Bunun sonucu olarak çocuklarına yeterince bakamayan ve ailelerini geçindiremeyenlerin bir kısmı intihar etmektedirler.

AKP İktidarı ve saray bu tür haber ve şikâyetleri yalanlayıp kabul etmemekte, bu tür şikâyetlerde ve yakınmalarda bulunan, geçinemediğini dile getiren yurttaşlara hakaret etmekte, onlarla yandaş medyayla birlikte alay etmektedir.

Cumhurbaşkanının kapanan bir işyeri ve dükkân olmadığı açıklamasına rağmen son bir yılda 40 bin işyeri, 99 bin dükkân kapanmıştır.

Esnafın kazancı hızla azalmış ve esnaf dükkân kapatarak iş yaşamından çekilmeye başlamıştır.

Bütün bunlara paralel olarak işsizlik ve yoksulluktan en çok etkilenen kesimlerin başında da gençler gelmektedir.

Üniversiteyi bitiren ve eğitimini tamamlayan gençler, eğitimleri sırasında aldıkları kredileri ödeyebilmek için bir an önce iş bulup çalışmak zorunda kalmaktadırlar.

Ancak iş bulamayınca ve uzun bir süre işsiz kalınca da hem borç yükleri artmakta; hem de en üretken dönemlerinde iş ve üretim hayatının dışında kaldıkları için manevi bir yıkımla karşılaşmaktadırlar.

Bunun yanında artan siyasi baskılar, demokrasiden gittikçe uzaklaşılması, eğitimin gericileşmesi toplumda en çok gençleri etkilemekte ve bu gelişmelerden en çok gençler zarar görmektedirler.

Bunun sonucu olarak gençler, ümitsizliğe düşmekte ve daha fazla mutsuz olmakta, kurtuluşu yurtdışına çıkıp, ekonomik durumun daha iyi olduğu, demokratik yönetimin Türkiye’den çok daha iyi ve gelişmiş bir düzeyde olduğu, hukukun ve adaletin daha iyi sağlandığı ülkelere gidip yerleşmekte ve oralarda yaşamakta aramaktadırlar.

Nitekim yapılan bir araştırma, 18-29 yaşındaki gençlerin yarısının mutsuz ve umutsuz olduğunu, aynı yaş grubundaki gençlerin
%76’sının da mutlu, özgür ve gelecekten umutlu bir yaşam sürmek için de yurtdışına gitmek ve yurtdışında yaşamak olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Bir Alman dergisinin yaptığı bir başka araştırmaya göre her iki Türk yurttaşından biri yurtdışına gidip yerleşmek istemektedir.

Sırf geçen yıl, 50.000 Türk Yurttaşı başta Federal Almanya olmak üzere Avrupa Birliği Ülkelerine gelip yaşamaya başlamıştır.

2019 yılında, 2018 yılına göre yurtdışında çalışıp yaşamaya başlayanların oranı %10 daha fazladır.

Eğer Kovid-19 salgın hastalığı olmasaydı 2020 yılında yurtdışına gidip yerleşenlerin sayısı daha fazla olacaktı.

Bütün bu olumsuz gelişmeler, kapitalizmin neden olduğu ekonomik krizlerin ve yıkımın, AKP İktidarı, Cumhur İttifakı yoluyla ve 2017 yılında şaibeli bir referandumla kabul edilip, 2018 yılında yürürlüğe giren Başkanlık Sistemi sonucunda daha da ağırlaşmıştır.

Bunun sonucunda, geniş emekçi halk kitleleri ve aydınlar başta olmak üzere toplumun büyük bir bölümünün yaşamında ve yaşam düzeyinde büyük kayıplar, gerilemelerle karşılaşılmış, anayasanın ve yasaların güvence altına aldığı hakların bile kullanılması önemli ölçüde zorlaşmıştır.

Bu olumsuz gelişmelerde, başta ana muhalefet partileri olmak üzere muhalefetin yetersizliği ve gündemi belirlemeyi çoğu zaman iktidara ve saraya bırakması, toplumsal muhalefet örgütlerinin ve işçi-emekçi kitlelerinin yeterince örgütlü ve bilinçli olmaması da önemli bir rol oynamıştır.

*********
2-
Boğaziçi Üniversitesi Öğrencilerinin direnişini sona erdiremeyen AKP İktidarı, şimdi de bir yandan yandaş medya yoluyla ve yandaş medyanın yalan haberlerle öğrencileri hedef göstermesini sağlamakta; diğer yandan da direnen öğrencilerin ailelerine baskı yapılmaktadır.

Özellikle son günlerde öğrencilerin ailelerine yönelik baskıların arttığı görülmektedir.

Bu baskı ve korkutmalarla öğrencilerin direnişi sona erdirilmeye ve bu direnişin iktidara ve saraya yönelik artan tepkileri tetiklemesinin önüne geçilmeye çalışılmaktadır.

Bununla ilgili olarak da cumhurbaşkanının son konuşmasında öğrencilerin direnişini sona erdirmek için öğrencilerin terör örgütlerinin tuzağına düşürülmesini ailelerinin önlemeye çalışması çağrısı yapılmıştır.

Burada da iktidara, saraya ve onun keyfi ve otoriter politikalarına karşı hak, özgürlük ve demokrasi mücadelesi verenler yine terör örgütü olmakla ve terörizmle suçlanmaktadır.

Böylece iktidar ve saray ve onlarla birlikte hareket eden yandaş medya, iktidara karşı muhalefet eden ve hak arayan, anayasanın ve yasaların güvence altına aldığı ve Türkiye’nin uluslararası sözleşmelerle kabul ettiği haklarını kullananlar terörist damgası yiyerek terörizmin bir parçası olmakla suçlanıp toplumdan dışlanmaya çalışılmakta ve bir hedef tahtası haline getirilmektedir.

Ancak ekonomik sorunların artan ağır baskısı, aleni hale gelen yolsuzluklar ve adaletsizlikler, hukukun iktidar ve yandaşları tarafından sıkça ihlal edilmesi karşısında bu suçlamalar toplumda fazla bir etki yapmamaktadır.

Bunun yanında gözaltına alınan ve tutuklanan öğrencilerin insanlık dışı muamelelere maruz kaldığı ve haklarının da çiğnendiği yolunda şikâyetler de gelmektedir.

Bu uygulamaların tümü de hukuka ve insan haklarına aykırı olup, bütün bu olumsuz gelişmelerden AKP İktidarı ve saray sorumludur.

*********
3-
AKP İktidarı ve sarayın kararı, MHP’nin de çabası ve yönlendirilmesiyle Kuzey Irak’ta Gara’ da 6 yıldan beri PKK tarafından tutsak alınan polis ve askerlerden oluşan ve sayılarının
13 olduğu belirtilen güvenlik görevlilerini kurtarmak için yeterli istihbarat bilgisi almadan ve yeterince hazırlık yapmadan bir kurtarma operasyonuna girişmiştir.

Ancak kurtarma operasyonu bu 13 kişinin kurtulmasını sağlayamamış ve operasyon sırasında bu kişiler PKK tarafından vurularak öldürülmüş; ya da daha zayıf bir olasılıkla PKK ile Türk Ordusu arasındaki çatışma ve bombardımanda yaşamlarını yitirmişlerdir.

Hükümet ve saray, bu operasyonla PKK’ya darbe indirildiğini söylese de bu son operasyon başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

Çünkü bu operasyonda asıl amaçlanan 13 tutsak güvenlik görevlisinin sağ olarak ele geçirilmesi başarılamamıştır.

Bunun dışında PKK’ya ne kadar kayıp verdirildiği, PKK’nın uğratıldığı zararın ne olduğu konusunda da somut bir açıklama da bulunulmamıştır.

Buna karşılık bu 13 güvenlik görevlisinin 6 yıldan beri PKK’nın elinde esir olarak tutulduğu, bu süre içinde bu esirlerin kurtarılması için ciddi bir çaba sarf edilmediği ortaya çıkmıştır.

Muhalif medyadan da alınan bilgilere göre bu 13 esirin ailelerinin talepleri de yeterince dikkate alınmamıştır.

Bu gelişmeler, AKP İktidarı ve Cumhur İttifakı’nın insan hayatına ne kadar az değer verdiğini ortaya koymaktadır.

Öte yandan operasyonun başarısızlıkla sonuçlanmasının devletin içindeki kimi güçlerce bilerek gerçekleştirilmesi de olasıdır.

Zira AKP İktidarının son yıllarında hâkim sınıflar ve güçler arasındaki güç ve iktidar çekişmesi ve kavgası devlet içinde de yaşanmaktadır.

Bu son olayda bu gelişmenin bir sonucu olabilir.

Bu da AKP İktidarının devlet içindeki iktidar çekişmesini önleyemediğini ortaya koymaktadır.

Bunun dışında AKP İktidar ve ortağı MHP, bu acı olayı içerde otoriter, baskıcı ve faşizan uygulamaları arttırmak, demokratik hak ve özgürlüklerin kullanılmasını engelleyip, muhalefete daha fazla baskı yapmak için kullanacaklardır.

Bunun yanında HDP’ ye yönelik baskılar artacak, HDP’ nin kapatılması yönünde özellikle MHP tarafından yürütülen baskılar artacaktır.

Bu yüzden ilerici ve devrimci güç ve partilerin demokrasi mücadelesini daha etkin bir biçimde sürdürmeleri, HDP’ nin kapatılmasını ve dışlanmasını önlemek ve demokratik hak ve özgürlüklerin savunulmasını sağlayabilmek için faşizme ve gericiliğe karşı demokrasi ve laiklik cephesini güçlendirmeleri gerekmektedir.

**********
4-
Geçen hafta 13 Şubat, Türkiye İşçi Sınıfının özgürlük, demokrasi ve hak mücadelesinde çok önemli bir yeri olan DİSK’in (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu) kuruluşunun 54. Yılıydı.

DİSK, düzen sendikacılığına ve patronlarla uzlaşarak sermaye düzeninin bir parçası olma anlayışına ve sermaye sınıfının işçi ve emekçi kitleleri kendi servet ve zenginlikleri için düşük ücretle ağır şartlarda kendilerine bağımlı olarak çalıştırılmalarını önleyerek işçilerin en geniş anlamda özgürlük ve haklarını sağlamak amacıyla kuruldu.

Kurulduğu andan itibaren de onları kapitalizme ve onun saldırılarına ve esaretine karşı korumak için mücadele etti.

Zira TÜRK-İŞ gibi sermaye düzeninin bir parçası haline gelmiş ve ona hizmet eden işçi sendikalarının işçi ve emekçi kitleleri yeterince koruyup özgürleştiremeyeceklerini gördüğü ve anladığı için ortaya çıktı.

Ortaya çıktığı andan itibaren de sermaye düzeninin, sermaye yanlısı partilerin, hatta sermaye düzeniyle uzlaşan düzen sendikacılarının hedefi oldu.

DİSK, kuruluşundan itibaren sınıf sendikacılığını başarıyla sürdürerek işçi sınıfının örgütlenip haklarını genişletmesinde, ülke içinde yaratılan gelirden daha fazla pay almasında önemli bir rol oynadı.

Kurulduktan sonra üye sayısının hızla artması bunun bir göstergesidir.

Nitekim zamanın iktidarının ve sermaye yanlısı partilerinin yapmak istedikleri DİSK’i kapatma girişimini İstanbul ve Kocaeli’ndeki işçileri harekete geçirerek başarısızlığa uğrattı.

Onun bu güçlü ve etkili direnişi sermaye düzenini korkuttu ve 12 Mart Muhtırasının verilmesinde de önemli bir rol oynadı.

Ancak DİSK, işçilere aşıladığı politik bilinç ve eğitimle 12 Mart Askeri Faşizan Yönetimi’nin aşılmasında önemli bir rol oynadı.

1975’de kurulan milliyetçi cephe adı altında bir araya gelen sermaye yanlısı sağ partilerinin işçi sınıfına ve demokrasiye yönelik saldırılarını başarıyla püskürttü, faşizme ve faşist teröre karşı mücadele etti.

Bu yüzden hem sermaye güçlerinin; hem faşizmin en önemli hedefi oldu.

Bunun için 1980 yılında başkanı Kemal Türkler faşist bir saldırıda öldürüldü.

12 Eylül-1980 askeri darbesiyle kurulan askeri-faşist yönetim öncelikle DİSK’i hedef alarak onu kapattı, malvarlığına el koydu, yöneticilerini hapse attı.

Ancak 1991 yılında kapatılma kararı mahkemede verilen hukuk mücadelesiyle kaldırıldıktan sonra DİSK, 1992 yılında yeniden faaliyete geçti ve kendisi için konulan bütün kısıtlamaları ve kotaları aşarak
22 sendikasıyla büyük bir güç haline geldi.

Bununla birlikte AKP İktidarı döneminde sendikasızlaştırma politikaları DİSK’i de etkilemiş, gücünü ve etkisini azaltmıştır.

Bunun yanında sınıf sendikacılığının kimi dönemlerde ihmal edilmiş olması da DİSK’e önemli ölçüde zarar vermiştir.

DİSK, AKP İktidarı Dönemi’nde sermayenin işçi sınıfına yönelik yeni saldırılarına karşı yeterince hazırlıklı olamamıştır.

Yine de DİSK, Türkiye’de sendikal mücadelenin ve sınıf sendikacılığının en güçlü adreslerinden birisidir ve toplumcu gerçek bir özgürlük ve eşitlik anlayışına dayalı bir toplumsal düzenin kurulmasında büyük bir önemi olan örgütlü bir yapıdır.

Bu yüzden DİSK’te sınıf sendikacılığını güçlendirmeli, DİSK’in toplumcu ve devrimci ilke ve amaçlar doğrultusunda mücadelesini sürdürmesi için tüm devrimci güçler tarafından gereken çaba sarf edilmelidir.

Özellikle bu dönemde faşizme ve gericiliğe karşı verilen mücadelede DİSK gibi işçi sınıfının en örgütlü yapısının büyük bir önemi vardır.


özgecan cinayeti ile ilgili görsel sonucu

TSİP PROGRAMINDAN:

KADINA ŞİDDET'E HAYIR

b) Dayak ve her türlü yıldırma yöntemleri en ağır biçimde cezalandırılacak, insanlık onurunu ayaklar altına alan, kadının kendi bedenini herhangi maddi çıkar karşılığı satması kesin olarak önlenecek, fuhşun tuzağından kurtulan kadınların onurlu bir yaşama kavuşması için iş sağlanacak, fuhşun ve kadını aşağılayan diğer baskıların nesnel koşulları ortadan kaldırılacaktır.




TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN

"SOSYALİST ÖĞRETİ YENİDEN"

BAŞLIKLI YAZILARININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ


Av. İdris Köylü

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN WEB SİTESİ

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SİYASAL YAZILARI

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SANATSAL YAZILARI

İdris Köylü arkadaşa soru-görüş ve önerilerinizle ilgili mail gönderebilirsiniz


Turgut KOÇAK:

VELİ GÜRCAN

Veli Gürcan yoldaşımız Isparta Lisesi’nde öğrenciyken komünist olduğu gerekçesiyle disiplin kuruluna verilmiş daha sonra da okuldan uzaklaştırılmıştır. Lise son sınıfı bu yüzden Afyon’da okumak zorunda kalmış, liseyi bitirdikten sonra ise İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girmiştir. Burada TİP üyesi olan Gürcan daha sonra kurulan TİP’in gençlik örgütü Sosyalist Gençlik Örgütü’ün (SGÖ) yöneticisi olmuştur.

12 Mart faşizmi ile birlikte kapatılan TİP’ten sonra ise daha sonra TSİP’i kuracak olan bir grup arkadaşla birlikte olmuştur.

İyi bir sokak tiyatrocusu olan Gürcan Kavel direnişine de katılarak direnişçiler için moral kaynağı olmuştur. 12 Mart faşizminin yüzünden son sınıfta öğrenimini bırakmak zorunda kalan Gürcan, parti çalışmaları yüzünden okula devam edip okulunu bitirememiştir. 12 Eylül sonrasında da çalışmaların içinde yer alan arkadaşımız Filistin’de de bulunmuş daha sonra Avrupa’ya gitmiş ve kendi isteği ile yeniden Türkiye’ye dönmüştür. Parti çalışmaları yüzünden 1985 Temmuzunda tutuklanmış ve bir süre içerde kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır. Parti içinde başlayan tartışmalarda yer almış ve görüşlerini dile getirmiştir.

Son toplantıdan birlikte ayrılırken diğer arkadaşlara ben; “bu parti kendi adıyla yeniden kurulacak, ilke, kitle, Gerçek, Sosyalist ve Gerçek yeniden çıkarılacak” dedim. Gürcan’la sözleştik ve ölünceye kadar kendisiyle sözleşmemizi bozmadık. Bugüne kadar ne onun ne de bizim birbirimizle ilgili sarfettiğimiz tek kötü söze kimse tanık olmuş değildir. Kendisi partimizin yeniden açılış genel kurulunda delegemizdi ve genel kurulumuzda kendisine yakışır bir konuşma yaparak bize güç ve destek verdi. Onu, insan olan Veli Gürcan’ı unutmayacağız.

Değerli yoldaşlarım insan kimileri ile öylesine güzel şeyler paylaşır ki, bunlar ölünceye kadar unutulamaz. Benim gerçekte Veli Gürcan’la paylaştıklarım da böylesine unutulmayacak güzelliklerdi ve bunları, bu güzellikleri korumayı vefa borcunun çok ötesinde şeyler olarak algılıyor ve sahip çıkıyorum.

Kendisini en son görüşüm Senirkent’te yaşadığı bağ evinde oldu. Yaşadığı sıkıntıyı oradan hemen uzaklaştırılması gerektiğini biliyorduk. Çıkıp iki partili bayan arkadaşla birlikte yanına gittik. İki gün orada kaldıktan sora üçüncü gün aramızda sözleşerek ayrıldık. Biz oradayken Afer Kara ve çocukları da geldiler. Onlarda Veli arkadaşı çok severlerdi, şimdi düşünüyorum da keşke onlar gelmemiş olsalardı diyorum. Çünkü kendisiyle sözleşmiş işlerini düzene koyar koymaz partiyi tüm Türkiye’de örgütlemek üzere sözleşmiştik. Onlar Veli Gürcan’ı ikna edip tatile götürdüler. Oysa biz kısa bir süre sonra bir araya gelecek ve birlikte parti tarihini yazacaktık. Oysa Veli oradan İzmir’e geçmiş bizden bir süre daha zaman istemişti. Ne yazık ki zamanı uzun sürdü ve bir daha geri dönemedi. Veli Gürcan hastalanmıştı.

Oysa kendisiyle sözleştiğimiz üzere Ankara’da ev bile hazırlamaya başlamıştık. Çünkü kendisi artık kimsenin evinde kalamayacağını söylemişti bize. O görüşmeden bende kalan unutamadığım şey abisinin eşinin bize söylediğidir. Abisinin eşi bize ne edin edin Veli ağabeyimi buradan götürün demişti. Çünkü; Veli ağabeyim bağ evinde yalnız diye düşündüğüm için bir kadına düğürlük ettim o kadın da, “o aklını yemiş adama mı kaldım’ diye beni geri çevirdi demişti…

Kendisiyle son görüşmemse bir telefon konuşmamız oldu. Cezamızın kesinleştiği için aranır durumdaydık. O ise İzmir Göğüs Hastanesi’nde neredeyse son günlerini yaşıyordu. Bana kendi durumunu önemsemeden “Yahu ağam nedir bu devletin senden istediği” demişti. Sonra öldü cenazesine bile gidemedim. Birkaç gün sonrada Ankara’da düzenlenen bir operasyonla tutuklandım.

O öldükten sonra kendisine TSİP’li ya da değil pek çok çevre sahip çıktı. Ve hatta mezarını bile yaptırdılar. Gerçekte bu insanoğlunu anlamak çok zor. O sağken kimsenin içtenlikle sahip çıkmadığı Veli Gürcan her nedense birden sahiplenilencek insan olarak görüldü ve herkes orada görünmek için yarıştı. Şimdi kızı Aslı’nın mezarı başında söylediği “Babamın ne çok dostları varmış” sözü nasıl da hüzünlendirici değil mi?

Ve zaten bu işte her zaman için bir gariplik olmuş, benim de aklıma hep takılmıştır nedense. Tanıdığım bir çok komünist kimseyi sağken her nedense arayan soran olmamıştır ama öldükten sonra kimi zaman salonlarda, kimi zaman mezarı başında birileri anar olmuştur. Burada kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur betimlemesi biraz yerine oturan bir benzetme değil ama her nedense bütün anmalar bu alışkanlıklar içinde yapılıyor. Beni de asıl kızdıran şey budur. Ama biz TSİP’liler olarak söz veriyoruz Veli Gürcan yoldaşımızı kendi emekleri ile anacak ve kendisin asla unutturmayacağız.

Parti olarak Veli Gürcan’ın adını yaşatmak için onun adına sayısız çalışmalar yapacak olan eylemlilikler yürüteceğiz. Bu konuda ilk işimiz Veli Gürcan’ın adını verdiğimiz PARTİ OKULU olacaktır. Onun adına bilimsel araştırmalar düzenleyecek yazın alanında etkinlikler düzenleyeceğiz.

Bu partide Veli Gürcan’ı herkesten çok daha iyi tanıyan biri olarak onu gerçek insanlığı ile döne döne anarak hakkında düşündüklerimi bitirmek isterim.

Kimi insanlar vardır ki, devrimcidir. Ama sadece devrimcidir. Onların devrimcilikleri de soğuk demir gibidir insanı asla ısıtmaz. İnsanı asla ta can evinden sarıp sarmalamaz. Onlara bir türlü ısınamazsınız, söyleyeceklerinizi bile söylemekten çekinir ve hatta başka dünyaların insanları olduğunuzu bile düşünürsünüz. Bu gibiler çoğu zaman bu durumlarına sayısız neden ileri sürebilirler. Çoğu zaman da bu davranışlarını disiplin adı altında sürdürürler. Oysa gerçeklerin öyle olmadığını küçücük bir sınama denemede bile yakalar ve hayal kırıklığına uğrarsınız.

Şimdi gelelim Veli Gürcan’a; bu arkadaşımız ne adına olursa olsun o sıcak, o kucaklayan insan yanını bir kez bile olsun es geçmiş biri değildir. Kendisine en ağır sözler söyleyen kimseleri bile hoş görmekle kalmamış onları Veli Gürcan sıcaklığı ile sarıp sarmalamıştır. Veli Gürcan sıcaklığı dedimse kimse bu da nasıl bir şeydir deyip geçmemelidir. Gerçekten de onu tanıyanlar benim bu tanımlamama hak vereceklerdir. Bu nedenle bizim partimizde yoldaşlar arasında sıcaklığın adı da Veli Gürcan sıcaklığıdır. Bu sıcaklığı ve insan davranışını her yoldaşımıza karşı sonuna kadar korumak Veli Gürcan arkadaşımıza bizim borcumuzdur diye düşünüyor, attığımız her adımı buna göre atıyoruz.

Şimdi o yok. Ama onunla birlikte biriktirdiğimiz bütün değerler bizim için yeri doldurulamaz önemde birer hazinedir.

Gürcan’ın babasını da iyi tanıyan biri olarak Veli Gürcan’daki güzelliklerin kaynağını çok iyi biliyorum.

Her ikisini de bu nedenle bir kez daha yürekten anmayı bir görev sayıyorum.

Behice Boran:

'Sosyalist Doğulmaz, Yaşanır'

İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı’ndaki duruşmada hakim karşısına çıkarıldı.


DİNLENE DİNLENE...

Hakim sordu: Çıktınız mı?

-Çıktık.

-Ne yapacaktınız?

-Taksim’e doğru yürüyecektik.

-Peki neden çıktığınız?

-1 Mayıs emeğin bayramı, mücadele günüdür. Biz de o sınıfın partisiyiz, çıktık.

-Nereden çıktınız?

-Merter’den çıktık.

-Nereye gidecektiniz?

-Taksim’e.

-Merter neresi Taksim neresi, uzun yol; siz yaşlısınız nasıl gideceksiniz?

-Dinlene dinlene…”

YAZININ TAMAMI


SAYFA BAŞI