TSİP'İ ÖRGÜTLEYELİM, DİKTATÖRLER YIKILSIN.

SOSYALİZM İÇİN SAVAŞALIM, KAPİTALİZM YIKILSIN.

Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSİP)

www.tsip1974.com


PARTİLİ YOLDAŞLARIMIZI SAYGIYLA ANIYORUZ

(sayfaya git)

ONLAR, KAVGAMIZIN SIRA NEFERİYDİLER...

ANILARINI MÜCADELEMİZDE YAŞATACAK,

ÖLENLERİN BOŞA ÖLMEDİĞİNİ BİLEREK,

SAVAŞIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ...

Son Güncelleme 24-02-2018 14:00

Sitemiz yukarıdaki Internet tarayıcıları tarafından desteklenmektedir

TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ

SOCIALIST WORKER PARTY OF TURKEY

PARTITO SOCIALISTA DEI LAVORATORI DI TURCHIA

TÜRKEI SOZİALİSTİSCHEN ARBEİTERPARTEİ

PARTI OUVRIER SOCIALISTE DE LA TURQUIE

ТУРЦИЯ СОЦИАЛИСТИЧЕСКОЙ РАБОЧЕЙ ПАРТИИ

Σοσιαλιστικό Εργατικό Κόμμα της Τουρκίας

ԹՈՒՐՔԻԱ ՍՈՑԻԱԼԻՍՏԱԿԱՆ ԱՇԽԱՏԱՆՔԱՅԻՆ ԿՈՒՍԱԿՑՈՒԹՅՈՒՆԸ

PARTIDO OBRERO SOCIALISTA DE TURQUIA

LUCRĂTORİLOR SOCİALİSTE DE PARTİD DİN TURCİA

STRANY TURECKÝCH SOCİALİSTİCKÁ ROBOTNÍCKA

SZOCİALİSTA MUNKÁSPÁRT TÖRÖKORSZÁG

터키의 사회주의 노동자 '파티

トルコ社会主義労働者党

तुर्की सोशलिस्ट वर्कर्स पार्टी

PRchecker.info

PARTİMİZİN 1993 YILI 3. GENEL KURULUNDA YAPILAN KONUŞMALARI, TARİHİ ÖNEMİ NEDENİYLE YAYINLIYORUZ.

VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-2


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-3


GÜLTEKİN GAZİOĞLU YOLDAŞIN KONUŞMASI


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI -2


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN  KONUŞMASI -3


TURGUT KOÇAK YOLDAŞ, KENDİ YAZDIĞI ŞİİRİ FIRTINA ÇOCUKLARI'NI OKUYOR

KOMÜNİST VE İŞÇİ PARTİLERİ'NİN WEB SİTELERİ VE DİĞER LİNKLER

GENEL MERKEZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ANKARA İL ÖRGÜTÜ

AYŞE KAYGUSUZ (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24 Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ÇANKAYA İLÇE ÖRGÜTÜ

AYŞE SELMA ÖZKÖKLÜ (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

İSTANBUL İL ÖRGÜTÜ

ADEM YAKAR (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

BESİM TUZLU (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

TSİP Aday üye kayıt formu

TSİP KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

ADAY ÜYELİK BAŞVURU FORMU

EKİN SANAT DERGİSİ

İSTANBUL İL TEMSİLCİLİĞİ

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire 6 -.7

 KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10


MAİL ADRESLERİMİZ

tsip15161974@gmail.com

tsip1974@hotmail.com

turgutkocak2009@hotmail.com

tsip.ali.oner@hotmail.com

tsip@tsip1974.com

kitle.dergisi@hotmail.com

ekinsanat@hotmail.com

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı ve yakın çekim

YAYINLARIMIZIN KASIM 2017 SAYILARI ÇIKTI

DERGİLERE ABONE OLMAK İÇİN MAİL ADRESLERİMİZ

tsip15161974@gmail.com

tsip1974@hotmail.com

kitle.dergisi@hotmail.com

ekinsanat@hotmail.com

SAT SAT YE HADİ BE MİRASYEDİLER SİZDE!

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

24 ŞUBAT  2018

Ülke en zor koşullardayken temel gereksinimlerini karşılamak için fabrikalar kurdu. İşbirlikçi kapitalistler ve onların iktidarları her fırsatta nasıl kasalarımızı doldururum hesabı içinde oldukları için ülke halkının onca özverisi ile kurulan fabrikalara her aşamada göz diktiler ve ellerine geçirmek için ellerinden ne geliyorsa yaptılar. İş böyle olunca başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Kurtuluş Savaşı’nı kazanıp Cumhuriyeti kuranların çabaları ile kurulan ne kadar fabrika, kurum ve kuruluş varsa dış güçlerin ve onların yerli işbirlikçilerinin ağzını sulandırdı, bu fabrikalar ve kurumlar iktidarlar eliyle zarar ettirilip;”bakın, görüyor musunuz devlet işletmeleri zarar ediyor” denilerek satışa çıkarılıp haraç mezat satıldı. Bazı kurumlar vardı ki, stratejik özellik taşıyor da olsa dikkate bile alınmadı, yabancılara peşkeş çekildi.

Turgut Özal ile tırmanışa geçen özelleştirme AKP döneminde zirveye ulaştı. Ne yazık ki bu özelleştirmelerden elde edilen paralar ülkenin hiçbir yarasını sarmadığı gibi sorunları daha da arttırarak dışa bağımlılığı en yüksek noktaya taşıdı. Sata sata elde bir şey bırakmayan AKP iktidarı, en son olarak da elde bulunan 14 şeker fabrikasına göz dikti ki, bu satışlardan sonra pancar üreticilerimizden, fabrikalarda ekmeğini kazanan işçilerimize kadar herkes çok büyük risklerle karşılaşacaklar. Bir kez bütün ülke sağlığa zararlı tadlandırıcılarla şeker gereksinimini karşılayacağı için ağır sağlık problemlerinin yaşanmasının yanında dışarıdan alımlar yapılacağı için büyük kayıplara uğrayacağız.

Şeker fabrikalarını özelleştirmeye karar veren iktidar gerekli girişimleri yapıp ihaleye çıkardı bile. Bu olayın arkasından da işçiler ve bu ülkenin üretici emekçileri harekete geçip özelleştirmeye karşı olan tutumlarını sergilemeye başladılar. Önceki gün Lüleburgaz’da bu nedenle eylem yapan işçi ve emekçilerin yanı sıra CHP milletvekilleri de özelleştirmeye karşı çıkarak tepkilerini gösterdiler. Belediye Başkanı bu konu ile ilgili bir açıklama yaparak fabrikayı belediye olarak kendilerinin alacağını ve halkın ortaklığına açarak AKP’nin özelleştirmesinin önüne geçeceğini açıklasa da öyle görünüyor ki, iktidar bu noktaya gelinceye kadar korkarız şeker fabrikalarını kimlere satacağını bile belirlemiştir.

Dün konu ile ilgili CNN’de tartışmalar oldu. AKP’yi ve özelleştirmeyi savunan kişilerin söylediklerine baktık da bunların 50 yıldır söylediklerinde küçücük bir değişiklik olmamış. Aynı tas, aynı hamam kafa ütülemeyi sürdürüyorlar. Onlara göre devlet şeker mi üretirmiş, devletin daha önemli işleri olmalıymış. Durum bu olunca da iş satalım anasını satayıma varıp dayanıyor. Bir başka deyişle havadan kazanç konusunda iyice ustalaşmış olan işbirlikçi sermayedarımız ve onları en yüksek noktada temsil eden iktidar küçücük bir iç sızlaması bile duymaksızın varlıklarımızı yiyip bitirmekten çekinmiyor.

Şeker fabrikalarımızın olduğu kentlerimize gidin, o fabrikaların yarattığı ayrı bir ekonomik ve kültürel ve hatta çevre gelişmesini de birlikte göreceksiniz. Toplum yaşamında bu denli etkili olan kuruluşlara karşı kapitalist sistemin savunucularının hiç rahatsız olmaması düşünülebilir mi? Onlar da rahatsız olmuşlar bir an önce toplum yaşamındaki etkilerin silinmesi ve vurgun için fabrikalar adeta arsa fiyatına rant getirisi nedeniyle gözden çıkarılıyor.

Bizler siyasi iktidarın yarattığı atmosfer nedeniyle başka şeyleri konuşmak zorunda kaldığımız için bizim için hayat memat meselesi olan varlıklarımıza bile sahip çıkamıyoruz. Son 40 yıla yakın süre içinde sermaye güçlerini temsil eden iktidarlar halkın gözüne kül üfürmek ve onların uyanışını durdurmak için sürekli olarak üst perdeden dini inançları kullandılar. Dini inançların hemen arkasından da milliyetçi şoven dalga toplumu sarıverdi. Ve zaten sermaye iktidarları ne zaman yönetmekte zora düşseler dini ve şovenizmi kullanarak faşist diktatörlüklerini tepe tepe sürdürmeyi olağan hale getirdikleri için toplum içinde halkımız yaşadığı zor koşulların nereden kaynaklandığını da anlayamaz oldu.

Şimdi biz Afrin operasyonu içindeyiz ya, işi bu noktaya kim getirdi, hangi emperyalist güçlerle ne gibi ilişkiler kurularak tehlikenin boyutları gelip beka sorununa dayandı kimsenin sorguladığı yok. Recep Tayyip Erdoğan konuşuyor, konuştuğu her sözü emir telakki eden güçler harekete geçip hemen uygulamaya koyuyorlar. Topyekun çıldırma başka nasıl olur ki? Birileri çıkıp Afrin’deki gidişle ilgili bir şey mi söyledi hemen saldırı ve bahane hazır. “Vay siz vatan hainliği mi yapıyorsunuz?”

Bize göre asıl vatan hainliği burnunun ucunu göremeyip emperyalist güçlerin oyuncağı olmaktır. ABD’nin hüneriyle bölgede pıtrak gibi biten terör örgütlerinin serpilip gelişmesine göz yumup Suriye’nin parçalanması oyununun bir parçası olmaktır. Hani bu dinci imancı terör örgütleri var ya, bugüne kadar İsrail veya ABD için küçücük bir tehlike yaratmışlar mı? Yaratamamışlar. Onların yaptığı Beşar Esad rejimini devirmeye yönelik girişimlerin ötesine gidememiştir. Bu yüzden de gerçekleri göremeyip ayranı kabarıp duranlara deriz ki gözünüzü açın gözünüzü! Şeker fabrikaları satılırken bile meyil meyil bakıp hımbıl hımbıl yerlerinde oturanlar; siz misiniz yerli ve milli? Siz misiniz ülkesini sevip canını ortaya koyan? Yoksa yine her zaman uyuttuğunuz halk ve canını ortaya koyarak gözünü kırpmadan ölüme giden halkın çocukları mı?

Ne kadar boş olduğunuz üniversitelerimize musallat ettiğiniz sözde profesör kılıklı Google’ı Abdülhamit buldu diyen soyadına uygun Ebubekir Sofuoğlu denilen akıl fukarası herifler mi?

Göreceğiz.

Sat sat ye, hadi be mirasyediler sizde…

"HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZI:  ÜLKE YARARI YOK ÇIKAR VAR

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

 Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

"GÜNCEL NOTLAR"

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

24 ŞUBAT OCAK 2018

12 Eylül sonrası başlatılan özelleştirmeler Turgut Özal’la birlikte tavan yaptı.

AKP iktidarı ile birlikte de tavanı delip arşı âlâya çıktı.

Ülkemizin en önemli kuruluşlarının başında gelen geriye kalan son şeker fabrikaları da işbirlikçi sermaye güçlerine peşkeş çekilecek.

Sonrası mı?

Tufan tabi de, kim ilgilenir ki ülke tufana uğramış, belaların en içinden çıkılmazı ile karşı karşıyaymış.

Bazıları sadece ve sadece vurgun peşinde.

AKP iktidarı vurgunun en zirvesine ulaşmış.

Bu yüzden de ne şeker pancarı üreticilerinin, ne fabrikada çalışan işçilerin seslerin duymuyor.

Gözü ise paranın yeşilinde olduğu için sürekli paranın rengine takılıp kalmış.

Halk mı dediniz?

Adam canım sende halkta neymiş, üfürürsün gözüne külü oturur oturduğu yerde.

Oturmayanlar da artık suphanallah çeker ama kurtarmaz bütün bunlar bizi.

Harekete geçmek gerek harekete!
 


Av. İdris Köylü

idris.koylu@hotmail.com

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SANATSAL YAZILARI


Av. İdris Köylü

idris.koylu@hotmail.com

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SİYASAL YAZILARI


Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-14

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME-

YAZIYI OKU


Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-15

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME-

YAZIYI OKU


Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-16

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME-

YAZIYI OKU


Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-17

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME-

YAZIYI OKU


Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-18

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME-

YAZIYI OKU


Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-19

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME-

YAZIYI OKU


Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-20

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME-

YAZIYI OKU

 

Turgut KOÇAK:

VELİ GÜRCAN

Veli Gürcan yoldaşımız Isparta Lisesi’nde öğrenciyken komünist olduğu gerekçesiyle disiplin kuruluna verilmiş daha sonra da okuldan uzaklaştırılmıştır. Lise son sınıfı bu yüzden Afyon’da okumak zorunda kalmış, liseyi bitirdikten sonra ise İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girmiştir. Burada TİP üyesi olan Gürcan daha sonra kurulan TİP’in gençlik örgütü Sosyalist Gençlik Örgütü’ün (SGÖ) yöneticisi olmuştur.

12 Mart faşizmi ile birlikte kapatılan TİP’ten sonra ise daha sonra TSİP’i kuracak olan bir grup arkadaşla birlikte olmuştur.

İyi bir sokak tiyatrocusu olan Gürcan Kavel direnişine de katılarak direnişçiler için moral kaynağı olmuştur. 12 Mart faşizminin yüzünden son sınıfta öğrenimini bırakmak zorunda kalan Gürcan, parti çalışmaları yüzünden okula devam edip okulunu bitirememiştir. 12 Eylül sonrasında da çalışmaların içinde yer alan arkadaşımız Filistin’de de bulunmuş daha sonra Avrupa’ya gitmiş ve kendi isteği ile yeniden Türkiye’ye dönmüştür. Parti çalışmaları yüzünden 1985 Temmuzunda tutuklanmış ve bir süre içerde kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır. Parti içinde başlayan tartışmalarda yer almış ve görüşlerini dile getirmiştir.

Son toplantıdan birlikte ayrılırken diğer arkadaşlara ben; “bu parti kendi adıyla yeniden kurulacak, ilke, kitle, Gerçek, Sosyalist ve Gerçek yeniden çıkarılacak” dedim. Gürcan’la sözleştik ve ölünceye kadar kendisiyle sözleşmemizi bozmadık. Bugüne kadar ne onun ne de bizim birbirimizle ilgili sarfettiğimiz tek kötü söze kimse tanık olmuş değildir. Kendisi partimizin yeniden açılış genel kurulunda delegemizdi ve genel kurulumuzda kendisine yakışır bir konuşma yaparak bize güç ve destek verdi. Onu, insan olan Veli Gürcan’ı unutmayacağız.

Değerli yoldaşlarım insan kimileri ile öylesine güzel şeyler paylaşır ki, bunlar ölünceye kadar unutulamaz. Benim gerçekte Veli Gürcan’la paylaştıklarım da böylesine unutulmayacak güzelliklerdi ve bunları, bu güzellikleri korumayı vefa borcunun çok ötesinde şeyler olarak algılıyor ve sahip çıkıyorum.

Kendisini en son görüşüm Senirkent’te yaşadığı bağ evinde oldu. Yaşadığı sıkıntıyı oradan hemen uzaklaştırılması gerektiğini biliyorduk. Çıkıp iki partili bayan arkadaşla birlikte yanına gittik. İki gün orada kaldıktan sora üçüncü gün aramızda sözleşerek ayrıldık. Biz oradayken Afer Kara ve çocukları da geldiler. Onlarda Veli arkadaşı çok severlerdi, şimdi düşünüyorum da keşke onlar gelmemiş olsalardı diyorum. Çünkü kendisiyle sözleşmiş işlerini düzene koyar koymaz partiyi tüm Türkiye’de örgütlemek üzere sözleşmiştik. Onlar Veli Gürcan’ı ikna edip tatile götürdüler. Oysa biz kısa bir süre sonra bir araya gelecek ve birlikte parti tarihini yazacaktık. Oysa Veli oradan İzmir’e geçmiş bizden bir süre daha zaman istemişti. Ne yazık ki zamanı uzun sürdü ve bir daha geri dönemedi. Veli Gürcan hastalanmıştı.

Oysa kendisiyle sözleştiğimiz üzere Ankara’da ev bile hazırlamaya başlamıştık. Çünkü kendisi artık kimsenin evinde kalamayacağını söylemişti bize. O görüşmeden bende kalan unutamadığım şey abisinin eşinin bize söylediğidir. Abisinin eşi bize ne edin edin Veli ağabeyimi buradan götürün demişti. Çünkü; Veli ağabeyim bağ evinde yalnız diye düşündüğüm için bir kadına düğürlük ettim o kadın da, “o aklını yemiş adama mı kaldım’ diye beni geri çevirdi demişti…

Kendisiyle son görüşmemse bir telefon konuşmamız oldu. Cezamızın kesinleştiği için aranır durumdaydık. O ise İzmir Göğüs Hastanesi’nde neredeyse son günlerini yaşıyordu. Bana kendi durumunu önemsemeden “Yahu ağam nedir bu devletin senden istediği” demişti. Sonra öldü cenazesine bile gidemedim. Birkaç gün sonrada Ankara’da düzenlenen bir operasyonla tutuklandım.

O öldükten sonra kendisine TSİP’li ya da değil pek çok çevre sahip çıktı. Ve hatta mezarını bile yaptırdılar. Gerçekte bu insanoğlunu anlamak çok zor. O sağken kimsenin içtenlikle sahip çıkmadığı Veli Gürcan her nedense birden sahiplenilencek insan olarak görüldü ve herkes orada görünmek için yarıştı. Şimdi kızı Aslı’nın mezarı başında söylediği “Babamın ne çok dostları varmış” sözü nasıl da hüzünlendirici değil mi?

Ve zaten bu işte her zaman için bir gariplik olmuş, benim de aklıma hep takılmıştır nedense. Tanıdığım bir çok komünist kimseyi sağken her nedense arayan soran olmamıştır ama öldükten sonra kimi zaman salonlarda, kimi zaman mezarı başında birileri anar olmuştur. Burada kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur betimlemesi biraz yerine oturan bir benzetme değil ama her nedense bütün anmalar bu alışkanlıklar içinde yapılıyor. Beni de asıl kızdıran şey budur. Ama biz TSİP’liler olarak söz veriyoruz Veli Gürcan yoldaşımızı kendi emekleri ile anacak ve kendisin asla unutturmayacağız.

Parti olarak Veli Gürcan’ın adını yaşatmak için onun adına sayısız çalışmalar yapacak olan eylemlilikler yürüteceğiz. Bu konuda ilk işimiz Veli Gürcan’ın adını verdiğimiz PARTİ OKULU olacaktır. Onun adına bilimsel araştırmalar düzenleyecek yazın alanında etkinlikler düzenleyeceğiz.

Bu partide Veli Gürcan’ı herkesten çok daha iyi tanıyan biri olarak onu gerçek insanlığı ile döne döne anarak hakkında düşündüklerimi bitirmek isterim.

Kimi insanlar vardır ki, devrimcidir. Ama sadece devrimcidir. Onların devrimcilikleri de soğuk demir gibidir insanı asla ısıtmaz. İnsanı asla ta can evinden sarıp sarmalamaz. Onlara bir türlü ısınamazsınız, söyleyeceklerinizi bile söylemekten çekinir ve hatta başka dünyaların insanları olduğunuzu bile düşünürsünüz. Bu gibiler çoğu zaman bu durumlarına sayısız neden ileri sürebilirler. Çoğu zaman da bu davranışlarını disiplin adı altında sürdürürler. Oysa gerçeklerin öyle olmadığını küçücük bir sınama denemede bile yakalar ve hayal kırıklığına uğrarsınız.

Şimdi gelelim Veli Gürcan’a; bu arkadaşımız ne adına olursa olsun o sıcak, o kucaklayan insan yanını bir kez bile olsun es geçmiş biri değildir. Kendisine en ağır sözler söyleyen kimseleri bile hoş görmekle kalmamış onları Veli Gürcan sıcaklığı ile sarıp sarmalamıştır. Veli Gürcan sıcaklığı dedimse kimse bu da nasıl bir şeydir deyip geçmemelidir. Gerçekten de onu tanıyanlar benim bu tanımlamama hak vereceklerdir. Bu nedenle bizim partimizde yoldaşlar arasında sıcaklığın adı da Veli Gürcan sıcaklığıdır. Bu sıcaklığı ve insan davranışını her yoldaşımıza karşı sonuna kadar korumak Veli Gürcan arkadaşımıza bizim borcumuzdur diye düşünüyor, attığımız her adımı buna göre atıyoruz.

Şimdi o yok. Ama onunla birlikte biriktirdiğimiz bütün değerler bizim için yeri doldurulamaz önemde birer hazinedir.

Gürcan’ın babasını da iyi tanıyan biri olarak Veli Gürcan’daki güzelliklerin kaynağını çok iyi biliyorum.

Her ikisini de bu nedenle bir kez daha yürekten anmayı bir görev sayıyorum.


Behice Boran:

'Sosyalist Doğulmaz, Yaşanır'

İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı’ndaki duruşmada hakim karşısına çıkarıldı.


DİNLENE DİNLENE...

Hakim sordu: Çıktınız mı?

-Çıktık.

-Ne yapacaktınız?

-Taksim’e doğru yürüyecektik.

-Peki neden çıktığınız?

-1 Mayıs emeğin bayramı, mücadele günüdür. Biz de o sınıfın partisiyiz, çıktık.

-Nereden çıktınız?

-Merter’den çıktık.

-Nereye gidecektiniz?

-Taksim’e.

-Merter neresi Taksim neresi, uzun yol; siz yaşlısınız nasıl gideceksiniz?

-Dinlene dinlene…”

YAZININ TAMAMI


SAYFA BAŞI