PARTİLİ YOLDAŞLARIMIZI SAYGIYLA ANIYORUZ (sayfaya git)

ONLAR, KAVGAMIZIN SIRA NEFERİYDİLER. ANILARINI MÜCADELEMİZDE YAŞATACAK, ÖLENLERİN BOŞA ÖLMEDİĞİNİ BİLEREK,

SAVAŞIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ...


AB'DEN HİBE ALAN SOL ÖRGÜTLER VE YÖNETİCİLERİ,

ALÇAK'DIR. LİBERAL'DİR. İŞBİRLİKÇİ'DİR.


DİSK

"GÖZ BEBEĞİMİZ DİSK, GELENEĞE SÖZ VERDİK... GELECEĞE TAŞIYACAĞIZ.."

İŞÇİ SINIFINDAN HABERLER

DİSK

http://www.disk.org.tr/

BANK-SEN

http://www.banksen.org.tr

BASIN-İŞ

www.diskbasinis.org

BİRLEŞİK METAL-İŞ

http://www.birlesikmetal.org

BTO-SEN

www.btosen.org.tr

CAM KERAMİK-İŞ

http://www.disk-camkeramikis.org

DEV MADEN-SEN

http://www.devmadensen.org.tr

DEV SAĞLIK-İŞ

http://www.devsaglikis.org.tr

DEV TURİZM-İŞ

http://www.devturizmis.org.tr/

DEVRİMCİ YAPI-İŞ

http://www.devyapi-is.org

EMEKLİ-SEN

http://www.tumemeklisen.com

ENERJİ-SEN

http://www.enerjisen.org

GENEL-İŞ

http://www.genel-is.org.tr

GIDA-İŞ

http://www.gidais.com

GÜVENLİK-SEN

http://www.guvenliksen.org.tr/

İLETİŞİM-İŞ

http://www.deviletisimis.org.tr

LASTİK-İŞ

http://www.lastik-is.org.tr

LİMTER-İŞ

http://www.limteris.com

NAKLİYAT-İŞ

http://nakliyatis.org

SİNE-SEN

https://twitter.com/DiskSine

SOSYAL-İŞ

http://www.sosyal-is.org.tr

TEKSTİL

http://www.disktekstil.org

TÜMKA-İŞ

http://www.tumkais.org

   

46. YILINDA...

SOSYALİZM YOLUNDA...

YAŞASIN TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ


FAŞİZME KARŞI

DEMOKRASİ

SÖMÜRÜYE VE KAPİTALİZME KARŞI

SOSYALİZM

PRchecker.info

PARTİ PROGRAMIMIZIN 'OR' KODUNU TELEFONUNUZA TARATIN.

İSTEDİĞİNİZ ZAMAN,

İSTEDİĞİNİZ YERDE OKUYUN.

PARTİ PROGRAMI

Not: Programımızı okuyup benimseyen 18 yaşından gün almış herkes, partimize aday üyelik için başvurabilir.


PARTİMİZİN 1993 YILI 3. GENEL KURULUNDA YAPILAN KONUŞMALARI, TARİHİ ÖNEMİ NEDENİYLE YAYINLIYORUZ.

VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-2


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-3


GÜLTEKİN GAZİOĞLU YOLDAŞIN KONUŞMASI


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI -2


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN  KONUŞMASI -3


TURGUT KOÇAK YOLDAŞ, KENDİ YAZDIĞI ŞİİRİ FIRTINA ÇOCUKLARI'NI OKUYOR

GENEL MERKEZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ANKARA İL ÖRGÜTÜ

CELAL FİL (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24 Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ÇANKAYA İLÇE ÖRGÜTÜ

AYŞE SELMA ÖZKÖKLÜ (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

İSTANBUL İL ÖRGÜTÜ

ADEM YAKAR (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

MÜNÜR BİRCAN (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

TSİP Aday üye kayıt formu

TSİP KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

ADAY ÜYELİK BAŞVURU FORMU

İZMİR İLÖRGÜTÜ

SATILMIŞ AKGÜN (BAŞKAN)

Fevzipaşa cad. 1368 sokak No: 1 kat: 8 Daire: 804 Basmane

(Diş Egitim Hastanesinin karşısında)

KONAK / İZMİR

TEL: 0232 483 9098

KONAK İLÇE ÖRGÜTÜ

Fevzipaşa cad. 1368 sokak No: 1 kat: 8 Daire: 804 Basmane

(Diş Egitim Hastanesinin karşısında)

KONAK / İZMİR

TEL: 0232 483 9098

ÜNYE İLÇE ÖRGÜTÜ

SALİM OĞUZ (BAŞKAN)

Burunucu Mah. Kaymakam Sok. No: 17

ÜNYE - ORDU

EKİN SANAT DERGİSİ

İSTANBUL İL TEMSİLCİLİĞİ

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire 6 -.7

 KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10


WEB VE MAİL ADRESLERİMİZ

TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ (TSİP)

SOCİALİST WORKERS' PARTY OF TURKEY

KURULUŞ:

15-16 HAZİRAN 1974

ORGANIZATIONS:

15-16 JUNE 1974

46.YILINDA...  SOSYALİZM YOLUNDA...

WEB SİTESİ:


http://www.tsip1974.com/

https://www.facebook.com/AmerikaSuriyedenDefol

https://www.facebook.com/tsip15161974

https://www.facebook.com/tsip1974

STALİN KOMÜNİZMDİR
https://www.facebook.com/groups/345728572561507/

UYAN ARTIK UYAN UYAN ESİRLER DÜNYASI
https://www.facebook.com/groups/2028259010571656/

"BU SAYFA, DİRENEN YOKSUL YEMEN HALKININ HABERLERİNE AYRILMIŞTIR."
https://www.facebook.com/groups/1740767676034913/

https://twitter.com/tsipgenelbaskan

https://twitter.com/TsipGenelSek

MAİL ADRESLERİ:

tsip15161974@gmail.com

tsip1974@hotmail.com

tsip@tsip1974.com

tsip.ali.oner@hotmail.com

turgutkocak2009@hotmail.com/a>


YAYINLARIMIZIN AĞUSTOS 2020 SAYILARI ÇIKTI: OKU - OKUT - ABONE OL - ABONE BUL


WEB SİTEMİZDEKİ YAZILARIMIZDAN
KAPİTALİST SİSTEM HIRSIZLIKTIR AHLAKSIZLIKTIR
SOSYALİSTLER VAR TSİP VAR GELECEK VAR
NE KADAR DA İKİYÜZLÜSÜNÜZ
ÖMER GÜRCAN
KORONA VİRÜSÜ MÜ? YOKSA KAPİTALİZM Mİ TEHLİKELİ?
TEHLİKELİ OLAN SADECE KORONA VİRÜSÜ MÜ?
YARGIYA BAK TARAFSIZLIĞI GÖR
SİZ BUNA DEMOKRASİ Mİ D İ Y O R S U N U Z ?
DEVRİMBAZLIK MI? DEVRİMCİLİK Mİ?
KARANLIK GÜÇLER Mİ, DERİN DEVLET Mİ?
KAPİTALİZM BİTTİ KURTULUŞ SOSYALİZMDE
SOSYALİZM DÜŞ MÜ GELECEK Mİ?
FAŞİZM VE GERİCİLİKLE NASIL SAVAŞILIR?
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-1  TİP
LİBYA’YA ASKER YA DA ATEŞ KES
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-2  TSİP
HAFIZA TAZELEME: MENDERES NEDEN İDAM EDİLDİ
NEDEN SOSYALİZM?
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -1
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -2
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -3
TSİP TARİHİNDEN -1
TSİP TARİHİNDEN -2
İŞİN NERESİNDEYİZ
SOSYALİZM DÜŞ MÜ GELECEK Mİ?
KISA POLİTİK DEĞERLENDİRİMLER VE TSİP’İN KURULUŞU
İDLİB DENİLEN HİKAYE
EVDE OTUR DEMİR YE!
DÜNYADA EN ÇOK HAİNİN BULUNDUĞU ÜLKE HANGİSİDİR?
ÜLKÜCÜ FAŞİST HAREKETİN TARİHİ -1
ÜLKÜCÜ FAŞİST HAREKETİN TARİHİ -2
AZİZ NESİN VE HALK MASALLARI / Toplam 24 Masal
SOLAK SOL MU? SOSYALİZM Mİ?
SOLUN GENEL DURUMU
 SURİYE’DEN SONRA LİBYA BATAĞI
TSİP KOMÜNİST OLMAYANLARA DOKUNUR
SURİYE’DE NE OLUP BİTTİ
HDP’NİN KARARI
TEHLİKELİ OLAN SADECE KORONA VİRÜSÜ MÜ?

TROÇKİ VE TROÇKİZM ÜZERİNE

HAİN TROÇKİ
TROÇKİ STALİN VE KIZIL ORDU
TROÇKİ'DEN TİTO'YA
TROÇKİ FRANKO HİZMETİNDE

TROÇKİ VE LENİNE KARŞI KOMPLO

LENİN'İN 50. DOGUM YILDÖNÜMÜ VESİLESİYLE KONUŞMA - Stalin 1920

TRANSKAFKASYA'NIN SOSYALİZM MASKELİ KARŞI-DEVRİMCİLERİ - Stalin 1918

BOLŞEVİK PARTİNİN SAVAŞ, BARIŞ VE DEVRİM SORUNLARINDAKİ TEORİ VE TAKTİĞİ - Stalin

Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni - Romada Devlet / Engels
POLİS DEVLETİ NASIL OLUR?
SENDİKALAR, MESLEK KURULUŞLARI, KOMÜNİST İŞÇİ PARTİLERİ LİNKLERİ
ÖRGÜTSÜZLÜĞÜ KUTSAYANLAR YA DA BOŞ GEVEZELİKLER…

ŞAKA MISINIZ YOKSA ZIR CAHİL Mİ?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

30 EYLÜL 2020

Ülkemiz, kapitalist/emperyalist sistemin işbirlikçileri konumundaki sermaye güçlerince şamar oğlanına çevrildi. Bu anlayışa bir de milliyetçi, dinci şekil verildi mi her şey tamamdır. Sonrası vurursun abalının sırtına tozar da tozar. Durum tam da bu. İşçisi, emekçisi, çalışanı, aydını, genci ve kadınıyla ülkemiz halkı öyle bir cenderenin içine sokulmuş vaziyette ki durmadan boğazı sıkılıyor, durmadan sıkılıp suyu çıkarılıyor.

Ülke ekonomisinin düzeleceği falan yok, yok olmasına da sürekli olarak tam 18 yıldır ülkeyi yönetenler her şey iyi olacak diye 2023 tarihini gösterip duruyorlar. Büyüme deseniz söz konusu bile değil. Nasıl olsun ki üretim yok, yatırım yoksa neyin nasıl hesabını yaparsanız yapın aynı kapıya çıkıyor. Bir türlü söylediğiniz hedefleri tutturamıyorsunuz. Bu durumda da yinelene yinelene halk tarafından her şey gerçekleşecekmiş gibi görülmeye başlanıyor. İktidarsa dün de baktık gördük ki ekonominin tepesine oturmuşlardan birisi olan Damat tarafından 2023 daha iyi olacak diye kestirilip atıldı bile. Olacak mı diye sormayın, bugüne kadar olmadıysa bundan sonra da hiçbir şeyin olacağı yok. Baksanız ya Berat Albayrak daha mikrofonların başına geçmiş ki dolar almış başını gitmiş. O da ne yapsın, “Döviz kuru benim için hiç önemli değil” deyip çıkıveriyor işin içinden. Sanki gözlerimizin içine baka baka yalanı sahi diye kıvırıyor velhasılı.

Yurttaş ise vergisini, kirasını ödeyemediğinden kuruş bile kazanmadan işyerinin kapısını kapattığını düşünsün. İktidar çevresi yandaşlarına kesenin ağzını açtıkça açıyor. Kredi mi dediniz hazır. Vergi borcu mu birikti onun da evvel Allah çözümü var silersin olur biter. Yurttaşların bundan ne haberi olacak ki sanki. Yandaşlar giderek şiştikçe şişiyorlar. Her şeyleri var, altlarındaki arabalara 5 işçi bilmem kaç yıl çalışsa güçleri yetmez.

Ekonominin başındakiler, her şey düzelecek lafı tutturmuş gidiyorlar da düzelecek hiçbir şey yok. Adam öyle sözler ediyor ki inanın bu sözleri cahilin cahili bile edemez. Böylelerine değil ülke yönetimi bir şirketi bile emanet etmezler. Tamam, belki halka öyle söylüyordur kendi şirketi için bu sözleri etmez diyeceğim de desem bile ne anlamı var ki bu sözlerin. Sonra kızgınlığımı biraz daha arttırsam ve ‘Bayım…bayım sizin gibileri herhangi bir şirkette çalıştırmazlar bile” desem önem mi arz ediyor sanki. Baksanız ya adamın şirketleri siha miha üretip paranın dibine vuruyor gördüğünüz gibi.

Hani duyuyoruz muhalefetten, yönetemiyorsunuz sözlerini ama yönetseler ne olacak yönetmeseler ne? Hem bütün bunlara karşın odunu başkalarının sırtında kıra kıra yönetmiyorlar mı sanki? Ya da kapitalizm her durumda hatta zora düştüğünde böyle bir yöntemi kullanmıyor mu? Kaç kez yaşadık aynı şeyleri ama niyeyse bir türlü belleğimizi yoklamak aklımıza gelmiyor. Bu yüzden de yönetmek veya yönetememek üzerinden konuşmak insanın canını sıkıyor.

Tarım bitti diyoruz. Ne var ne yok dünyanın her yerinden alır olduk. Bir de şu var. Bazı sözüm ona iktidarın politikalarına karşı çıkanlar bu durumu konuşurken bile milliyetçilik yapmıyorlar mı ne desek bilemiyoruz. Öyle ya efendim pamuğu bilmem ne ülkesinden alırsak iyi hoş, pirinci de öyle ama Yunanistan’dan almışsak iş kötü birden ayranımız kabarıyor, siyasete kabarmış ayran üzerinden cumburlop dalıveriyoruz. Öyle ya hiç Yunanistan gibi ezeli düşmanımızdan niye bunları alıyoruz ki Çin’den alırız olur biter.

Özetle işin çivisi çıkmış. İktidar para kazanacaksa eğer dünyanın ne orası diyor ne de burası. Hele bir de işin içinde avanta varsa hepsi birer korkusuza dönüşüyor. Ne yasa tanıdıkları var, ne oluruna bir iş mi tutuyoruz diye düşünen. Yeter ki işi içinde rüşvet olsun, rant olsun. Baksanız ya ülkenin en güzel yerlerini Arap dünyasının şeyhlerine, emirlerine ve sultanlarına satıp çıkıyorlar işin içinden. İstanbul bile onların keyfi için Kanal İstanbul ayaklarına bitirilmek isteniyor. Yiyen yiyene, vurgun vuran vurana. Halk ise savaş, mavaş, şu vatan, bu vatan denilerek kandırılarak söz getirilip getirilip söz konusu vatansa gerisi teferruat hem de söyleyeninden hiç haz edilmediği halde buraya atıf yapma kurnazlığı gösteriliyor.

Adamlar her türlü zenginliğin üstüne çökmüşler keyif çatıyorlar. Hani birde utanmadan kendi zenginliklerini size alkışlatmaları yok mu işlerini biliyorlar özetle. Sizler de sizin olmayan şeylere bakıp bakıp zenginlik düşleri görerek uyumaya devam ediyorsunuz. Bakıyorum da düşlerinizde bile aynı şeyleri görüyorsunuz. Kafanıza dank diye bir çay paketi düşse belki uyanırsınız diye düşüneceğim de nerede, uyanmak kim siz kimsiniz?

Keyifli şeyler yazmak gerçekten de çok zor. Ekonomiden konuşan kişi hem kendisi gülüyor hem de bizi güldürüyor. Asayişten sorumlu kişi asayişin ne kadar bozuk olduğundan dem vurarak “Sokakta yürüyebiliyor musun” diyerek Anayasa Mahkemesi başkanına ilginç sözler savuruyor. Korona virüs işi hepten oturup ağlanacak hale getirildi. Sağlık Bakanının söylediklerine kimsenin inandığı yok. Milli Eğitim Bakanı ise tam bir aymazlık içinde.

Durun bakalım daha ne kadar eğleneceğiz bekleyelim görelim…

Sahi siz şaka mısınız yoksa zır cahil mi?

Turgut Koçak yoldaşa soru-görüş ve önerilerinizle ilgili mail gönderebilirsiniz


"HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZI:  YAŞADIKLARIMIZ

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

GÜNCEL NOTLAR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

30 EYLÜL 2020

HİKAYE YAZAR GİBİ KANIT ÜRETMEK

Türkiye Gazetesi gibi okur sayısı birkaç bini geçmeyen gazetelerden öyle ilginç başlıklar okuyoruz ki şaşırmamak elde değil.

Biliyorsunuz bilmem kaç aydır tutuklu bulunan Gazeteci Müyesser Yıldız hakkında bir türlü iddianame hazır edilememişti. Ayrıca tahliye istemi de dışarı çıkarsa yargıyı etkiler bahanesiyle reddedilerek geri çevrilmişti.

Müyesser Yıldız’ın aşağı yukarı neyle suçlandığı konusunda basına yansıdığı kadar biliyorduk ama bu suçlamalar devlet katında nedir, gerçekten yapıp ettikleri suç mudur doğrusu bilmiyorduk.

Nihayet Türkiye şeysi (gazetesi) aracılığı ile onu da öğrenmiş olduk.

Meğer Müyesser Yıldız o kadar ağır suçlar işlemiş ki bunları devletin sırrını açık ederiz korkusu ile Türkiye şeysi bile yazamamış. Yazamamış değil, bilinçli olarak yazmamış. Çünkü zaten gazetede yaratmak istediği hava öyle ağır öyle ağır ki bunu okuyan aklı evveller eğer bir de AKP ya da MHP taraftarı ise zaten inanacaklar ve hatta Müyesser Yıldız’a karşı kin ve nefret duyan saldırgan bir havaya bile gireceklerdir.

Bu havanın yaratılmasında bir astsubay hiç kuşku yok ki etkili oluyor. Öyle ya devletin sırrını astsubay bilmeyecekse kim bilebilir ki değil mi? Bu yüzden kurnazca döşenen yazı ile Müyesser Yıldız şimdiden mahkum edilmiş bile.

Evet, Müyesser Yıldız şu an içerde. Bu yüzden de kendisini savunamaz konumda. Şimdi bu gazetenin yazdıkları atmasyon şeyler olduğu kesindir de bu gazeteye atmasyon suçlamalar yazacak cüreti kim veriyor acaba? Suçlamalar Müyesser Yıldız ya da avukatlarına bile verilmemişken nasıl olmaktadır da yandaş ve yalaka basına servis edilerek her zaman ki gibi düzmece hikayelerle bir suçlu yaratılıp kamuoyunun gözünde bu ülkenin saygın bir yurttaşı olan Müyesser Yıldız casus veya vatan haini suçlamasıyla suçlanacak bir konuma getiriliyor konuyu anlayabiliyor musunuz?

Bak…bak…bak!

Astsubay Erdal Baran, odatv’nin tutuklu müdiresine öyle bilgiler aktarmışmış ki devlet sırrı ifşa olur diye Türkiye şeysi yazamıyormuş. Hem ben size bir şey söyleyeyim mi, sizin zaten bir şey yazdığınız yok. Size gazetenizin başlığından tutun da köşe yazılarına kadar ne varsa bir yerlerden yazdırılıyor. Ne yazık ki sizler de bunu gazetecilik sanıyorsunuz.

Sizden gazeteci mazeteci olmaz da kalemi yalakalığa ve yalana batmış kimselerden hiç olmaz.

Olmaz çünkü suçsuz günahsız onca insan sorunlara sizin baktığınız pencereden bakmıyor diye cehennem yaşamı yaşatmak istiyorsunuz.

Sizi anlıyoruz sizde temiz bir vicdan yok olmasına yok da ipine sarılacağınız hiçbir ilkeniz de yok.

Sizler tamam boğazınıza kadar bataklığa gömülmüş oradan da çıkar elde edip gününüzü gün ediyorsunuz tamam da yarın vallahi de yoksunuz billahi de olmayacaksınız…


12 - 19 EYLÜL 2020

1- Türk Tabipler Birliği (TTB)’nin açıklamalarına ve mücadelesine karşı MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin ve MHP Yönetiminin TTB’yi teröristlikle suçlayan ve hedef gösteren açıklamaları ve iftiraları, demokrasiye ve hukuka aykırı kabul edilemez açıklamalardır.

AKP Hükümeti ve saray, covid-19 salgın hastalığıyla ilgili gerçek verileri halka açıklamayıp saklamasına ve gerekli önlemleri zamanında alıp, yeterli kaynak ayırmaması sonucu hastalığın daha fazla yayılmasına neden olmasına karşın; TTB halkı sürekli uyararak, doğru ve bilimsel bilgileri halkla paylaşarak halkı doğru olarak bilgilendirme görevini yerine getirmiştir.

Bunun yanında TTB, sağlık hizmetlerinin özelleştirilip piyasanın ve tekelci kapitalistlerin insafına terk edilmesine karşı çıkmış ve sağlık hizmetlerinden tüm yurttaşların eşit olarak en iyi bir biçimde yararlanması için mücadele etmiş bir kurumdur.

Bunun yanında bu kurum, tüm sağlık çalışanlarını ve doktorları, iktidarın ve kapitalizmin vahşi sömürü politikalarına karşı en etkili bir biçimde koruyan bir kuruluştur.

TTB, aynı zamanda AKP İktidarı ve Cumhur İttifakının otoriter, gerici ve faşizan politikalarına karşı demokrasi mücadelesi vermiş ve bu mücadeleyi de kararlı bir biçimde sürdürmüştür.

İktidar ve küçük ortağı bu yüzden TTB’yi hedef almak tan, onu suçlamaktan kaçınmamaktadırlar.

Son zamanlarda bu tür suçlamaların MHP Yönetimi tarafından yapılması, cumhur ittifakında bu görevin MHP’ye verildiğini gösteriyor.

AKP İktidarı MHP ile birlikte, sağlık politikalarındaki hatalarının, eksikliklerinin ortaya çıkmasını önlemek, sağlık hizmetlerini tamamen piyasanın ve sermayenin kontrolüne bırakılması ve insan sağlığının bir meta haline dönüştürülmesi gerçeğinin açıkça ortaya çıkmasını önlemek için TTB’yi hedef göstermektedirler.

Bu yolla halkın tepkisinden de kurtulabileceklerini düşünmektedirler.

Ancak bu çabalar TTB’nin mücadelesini engelleyemeyeceği gibi sesini de kısamayacaktır.

*********

2-
Türkiye’de covid-19 vakaları ve ölümler artarken sağlık görevlileri ve doktorların üzerindeki aşırı yükte artıyor.

Hükümet, sağlık çalışanlarının ve doktorların yükünü azaltmadığı gibi onları covid-19 virüsünün neden olduğu salgın hastalığa karşı da yeterince korumamaktadır.

Bundan dolayı hastalık, sağlık çalışanları ve doktorlar arasında da sıkça görülmeye başlanmış ve covid-19 salgın hastalığının neden olduğu salgından ölen sağlık görevlilerinin ve doktorların sayısı da artmıştır.

Öte yandan 900 doktorda istifa edip ayrılmıştır.

Bu durum, ilerde sağlık hizmetlerinde daha ciddi sorunlarla karşı karşıya kalınmasına neden olacaktır.

Sonuç olarak AKP Hükümeti ve sermaye düzeni, doktorları ve sağlık görevlilerini kendi çıkarları için kullanmaktan ve onların yaşamlarını ve haklarını hiçe saymaktan kaçınmamaktadırlar.

*********

3-
Muhalif medyadan alınan bilgilere göre Göztepe EMAAR İnşaat’ta çalışan işçiler, işlerini korona virüs tehdidi altında sürdürüyorlar.

İşçilerden alınan bilgilere göre, virüse rağmen yemekhane kalabalık, tuvaletler pis ve yetersizdir.

Sabun miktarının yetersiz olduğu şantiyede 3 işçide kovid-19 mikrobu pozitif çıkmasına rağmen bu işçilerin şantiyede kaldığı belirlendi.

Bunun yanında işçilerin çalışmadıkları günler yevmiyelerinden kesildiği ve ücretleri de düşük olduğu için işçiler hasta olsalar bile çalışmak zorunda bırakılıyorlar.

Bu durum sadece EMAAR İnşaat İşçileri için geçerli olmayıp, inşaat sektöründe ve sanayi kesiminde çalışan birçok işçi için de geçerlidir.

Kısacası işçiler, sermayenin ve inşaat sermayesinin karlarını arttırmaları için yaşamları pahasına, hasta bile olsalar yaşamları tehlikeye atılarak her türlü güvenceden yoksun bir biçimde çalıştırılıyorlar.

Kovid-19 için alınan önlemler onlar için geçerli olmuyor.

*********

4-
Eğitim Sen’in hazırladığı Uzaktan Eğitim Çalıştayı Raporu’na göre elde kovid-19 salgın hastalığından sonra eğitim alanında elde edilen sonuçlar hiç de iç açıcı değil.

Bu rapora göre öğretmenlerin yaklaşık % 93,8’i uzaktan eğitimi verimli bulmazken, öğrencilerin de % 15’inin canlı derslere katıldığı açıklandı.

Burada üzerinde en çok önemle durulan, öğrenciler arasındaki eşitsizliklerin derinleşmesi olmuştur.

Bu raporla, özellikle sosyoekonomik durumu iyi olmayan düşük gelirli sınıflara ait yoksul aile çocuklarının, anadili farklı olan ailelerin çocuklarının, tarım işçisi olan çocukların ve dezavantajlı olan grupların uzaktan eğitime ulaşamadığı ve sistemin dışında kaldıkları ortaya konmuştur.

Bunun yanında EBA üzerinden canlı derslere katılım birçok okulda % 15-20 düzeyinde kalmıştır.

Öğrencilerin teknolojik donanım ve internetten yoksun olmaları eğitim hizmetine ulaşamamalarına ve eğitimden eski yıllara göre çok daha az yararlanmalarına neden olmuştur.

Bütün bu gelişmeler, eğitimde niteliğin düşmesi, gericiliğin yaygınlaşması ve nitelikli eğitimin ve eğitim hizmetlerinin paralı hale gelmesinin yanında kovid-19 salgın hastalık krizinin Türkiye’de eğitimin niceliğini de gerilettiği ve nitelikteki düşüşü de daha çok arttırıp yaygınlaştırdığını göstermektedir.

Kuşkusuz bunun en önemli nedeni, uzaktan eğitim modelinin daha önceden planlanmış, üzerinde düşünülüp tartışılmış bir çalışma düzeni olmaması, kitapların ve eğitim müfredatının uzaktan eğitime uygun olmamasıdır.

Milli Eğitim Bakanlığı ve hükümet, uzaktan eğitim ile ilgili sonradan bir planlama içine de girmemiş, uzaktan eğitimi aceleyle uygulamaya sokmuştur.

Uzaktan eğitim konusunda yapılması gereken en önemli şeylerden biri, yeterince kaynak ayırarak teknik donanımı ve interneti olmayan öğrencileri tespit edip mümkün olduğunca tüm öğrencilerin bu eğitimden yararlanmasını sağlamak olmalıdır.

Bunun yanında öğretmenlerin ve ders programlarının da uzaktan eğitime uygun olması gerekmektedir.

Ancak diyanete, başta yandaş sermaye olmak üzere sermaye gruplarına, yurtdışında Suriye ve Libya’da kendi denetiminde veya denetimi altına almaya çalıştığı silahlı terör gruplarına kaynak ayıran hükümet, uzaktan eğitime ve kovid-19 salgınının eğitimde neden olduğu sorunları gidermeye yeterince kaynak ayırmamaktadır.

**********

5-
Doğu Akdeniz’de Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanan gerginlik, ABD, NATO ve Federal Almanya’nın devreye girmesi ve taraflara yönelik baskı ve uyarılarıyla şimdilik azalmış ve eski hızını kaybetmiş görünüyor.

Türkiye’deki iktidarının meşruiyetinin günden güne azalması ve toplumsal muhalefetin artan baskısı, toplumda AKP ve cumhur ittifakına karşı uyanan hoşnutsuzluğun günden güne büyümesi karşısında dikkatleri başka bir alana çekmek istemektedirler.

Bu yolla, ekonomik sorunları, yolsuzlukları ve demokrasiden uzaklaşmanın neden olduğu sıkıntıları unutturmak için iktidardaki AKP ve Ortağı MHP, Doğu Akdeniz’de Yunanistan’la çıkacak bir gerginlikten yararlanmaya çalışmışlardır.

Bu gerginlik, aynı zamanda muhalefete yönelik baskıları daha da arttırarak, muhalefetin sesini iyice kesecek, Libya’da ve Suriye’de istenilen sonuçların elde edilememesinin göz ardı edilmesini sağlayacak ve ülkede milliyetçilik ve vatanseverliğin kullanılmasıyla iktidarın arkasında suni bir birliğin oluşturulması sağlanacaktı.

Böyle bir birlik, muhalefetin zayıflığı nedeniyle oluşmuşsa da bu gelişme beklenen sonucu doğurmamış, artan gerginlik ve çatışma ABD, NATO ve Federal Almanya’nın baskıları sonucu hafiflemiş ve Türkiye’ye ait olup, uluslararası sularda doğalgaz ve petrol aramalarına katılan Oruç Reis Gemisi geri gelmiştir.

Öte yandan Yunanistan’daki Miçotakis Hükümeti de toplumdaki meşruiyeti arttırıp, muhalefetin ve toplumsal muhalefetin baskısından kurtulmak ve ülkesinde emekçilerin ve işçilerin, geniş halk kitlelerinin artan yoksulluğunu da gizlemek için bu krizden yararlanma yoluna gitmiştir.

Ancak Yunan Hükümeti, Avrupa Birliği ve Arap Ülkelerinin desteğinden yararlanarak daha avantajlı bir duruma geçmiştir.

Bunun nedeni, AKP Hükümeti’nin ve sarayın, kendi iktidarını güçlendirmek ve iç sorunları unutturmak için dışarda, uluslararası alanda tehlikeli işler yapması ve Türkiye’yi pek çok ülkeyle karşı karşıya getirmesidir.

Her ne kadar bu gelişme sermaye düzeninin tüm dünyaya yayılan bir paylaşım mücadelesi olsa da, AKP Hükümeti ve saray, bu politikayı ölçüsüzce uygulayarak Türkiye’nin çıkarlarını ve güvenliğini tehlikeye düşürmektedir.

AKP Hükümeti ve saray, iktidarını korumak için komşu ülkelerle Türkiye arasında bir savaş çıkmasına neden olabileceği gibi, Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgede büyük bir savaşın çıkmasına yol açacak gelişmelere neden olabilir.

Bu yüzden AKP İktidarı ve saray rejiminin en kısa zamanda sona ermesi kaçınılmaz bir zorunluluktur.

Aksi takdirde yaşanacak olumsuz gelişmelerden en çok etkilenip, en ağır bedelleri ödemek zorunda olanlar, Türkiye’nin yoksul işçi ve emekçi kesimleri olacaktır.


özgecan cinayeti ile ilgili görsel sonucu

TSİP PROGRAMINDAN:

KADINA ŞİDDET'E HAYIR

b) Dayak ve her türlü yıldırma yöntemleri en ağır biçimde cezalandırılacak, insanlık onurunu ayaklar altına alan, kadının kendi bedenini herhangi maddi çıkar karşılığı satması kesin olarak önlenecek, fuhşun tuzağından kurtulan kadınların onurlu bir yaşama kavuşması için iş sağlanacak, fuhşun ve kadını aşağılayan diğer baskıların nesnel koşulları ortadan kaldırılacaktır.



DOST VE KARDEŞ ÜLKE SURİYE, İŞTE BU KADAR GÜZEL.



TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN

"SOSYALİST ÖĞRETİ YENİDEN"

BAŞLIKLI YAZILARININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ


Av. İdris Köylü

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN WEB SİTESİ

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SİYASAL YAZILARI

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SANATSAL YAZILARI

İdris Köylü arkadaşa soru-görüş ve önerilerinizle ilgili mail gönderebilirsiniz


Turgut KOÇAK:

VELİ GÜRCAN

Veli Gürcan yoldaşımız Isparta Lisesi’nde öğrenciyken komünist olduğu gerekçesiyle disiplin kuruluna verilmiş daha sonra da okuldan uzaklaştırılmıştır. Lise son sınıfı bu yüzden Afyon’da okumak zorunda kalmış, liseyi bitirdikten sonra ise İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girmiştir. Burada TİP üyesi olan Gürcan daha sonra kurulan TİP’in gençlik örgütü Sosyalist Gençlik Örgütü’ün (SGÖ) yöneticisi olmuştur.

12 Mart faşizmi ile birlikte kapatılan TİP’ten sonra ise daha sonra TSİP’i kuracak olan bir grup arkadaşla birlikte olmuştur.

İyi bir sokak tiyatrocusu olan Gürcan Kavel direnişine de katılarak direnişçiler için moral kaynağı olmuştur. 12 Mart faşizminin yüzünden son sınıfta öğrenimini bırakmak zorunda kalan Gürcan, parti çalışmaları yüzünden okula devam edip okulunu bitirememiştir. 12 Eylül sonrasında da çalışmaların içinde yer alan arkadaşımız Filistin’de de bulunmuş daha sonra Avrupa’ya gitmiş ve kendi isteği ile yeniden Türkiye’ye dönmüştür. Parti çalışmaları yüzünden 1985 Temmuzunda tutuklanmış ve bir süre içerde kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır. Parti içinde başlayan tartışmalarda yer almış ve görüşlerini dile getirmiştir.

Son toplantıdan birlikte ayrılırken diğer arkadaşlara ben; “bu parti kendi adıyla yeniden kurulacak, ilke, kitle, Gerçek, Sosyalist ve Gerçek yeniden çıkarılacak” dedim. Gürcan’la sözleştik ve ölünceye kadar kendisiyle sözleşmemizi bozmadık. Bugüne kadar ne onun ne de bizim birbirimizle ilgili sarfettiğimiz tek kötü söze kimse tanık olmuş değildir. Kendisi partimizin yeniden açılış genel kurulunda delegemizdi ve genel kurulumuzda kendisine yakışır bir konuşma yaparak bize güç ve destek verdi. Onu, insan olan Veli Gürcan’ı unutmayacağız.

Değerli yoldaşlarım insan kimileri ile öylesine güzel şeyler paylaşır ki, bunlar ölünceye kadar unutulamaz. Benim gerçekte Veli Gürcan’la paylaştıklarım da böylesine unutulmayacak güzelliklerdi ve bunları, bu güzellikleri korumayı vefa borcunun çok ötesinde şeyler olarak algılıyor ve sahip çıkıyorum.

Kendisini en son görüşüm Senirkent’te yaşadığı bağ evinde oldu. Yaşadığı sıkıntıyı oradan hemen uzaklaştırılması gerektiğini biliyorduk. Çıkıp iki partili bayan arkadaşla birlikte yanına gittik. İki gün orada kaldıktan sora üçüncü gün aramızda sözleşerek ayrıldık. Biz oradayken Afer Kara ve çocukları da geldiler. Onlarda Veli arkadaşı çok severlerdi, şimdi düşünüyorum da keşke onlar gelmemiş olsalardı diyorum. Çünkü kendisiyle sözleşmiş işlerini düzene koyar koymaz partiyi tüm Türkiye’de örgütlemek üzere sözleşmiştik. Onlar Veli Gürcan’ı ikna edip tatile götürdüler. Oysa biz kısa bir süre sonra bir araya gelecek ve birlikte parti tarihini yazacaktık. Oysa Veli oradan İzmir’e geçmiş bizden bir süre daha zaman istemişti. Ne yazık ki zamanı uzun sürdü ve bir daha geri dönemedi. Veli Gürcan hastalanmıştı.

Oysa kendisiyle sözleştiğimiz üzere Ankara’da ev bile hazırlamaya başlamıştık. Çünkü kendisi artık kimsenin evinde kalamayacağını söylemişti bize. O görüşmeden bende kalan unutamadığım şey abisinin eşinin bize söylediğidir. Abisinin eşi bize ne edin edin Veli ağabeyimi buradan götürün demişti. Çünkü; Veli ağabeyim bağ evinde yalnız diye düşündüğüm için bir kadına düğürlük ettim o kadın da, “o aklını yemiş adama mı kaldım’ diye beni geri çevirdi demişti…

Kendisiyle son görüşmemse bir telefon konuşmamız oldu. Cezamızın kesinleştiği için aranır durumdaydık. O ise İzmir Göğüs Hastanesi’nde neredeyse son günlerini yaşıyordu. Bana kendi durumunu önemsemeden “Yahu ağam nedir bu devletin senden istediği” demişti. Sonra öldü cenazesine bile gidemedim. Birkaç gün sonrada Ankara’da düzenlenen bir operasyonla tutuklandım.

O öldükten sonra kendisine TSİP’li ya da değil pek çok çevre sahip çıktı. Ve hatta mezarını bile yaptırdılar. Gerçekte bu insanoğlunu anlamak çok zor. O sağken kimsenin içtenlikle sahip çıkmadığı Veli Gürcan her nedense birden sahiplenilencek insan olarak görüldü ve herkes orada görünmek için yarıştı. Şimdi kızı Aslı’nın mezarı başında söylediği “Babamın ne çok dostları varmış” sözü nasıl da hüzünlendirici değil mi?

Ve zaten bu işte her zaman için bir gariplik olmuş, benim de aklıma hep takılmıştır nedense. Tanıdığım bir çok komünist kimseyi sağken her nedense arayan soran olmamıştır ama öldükten sonra kimi zaman salonlarda, kimi zaman mezarı başında birileri anar olmuştur. Burada kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur betimlemesi biraz yerine oturan bir benzetme değil ama her nedense bütün anmalar bu alışkanlıklar içinde yapılıyor. Beni de asıl kızdıran şey budur. Ama biz TSİP’liler olarak söz veriyoruz Veli Gürcan yoldaşımızı kendi emekleri ile anacak ve kendisin asla unutturmayacağız.

Parti olarak Veli Gürcan’ın adını yaşatmak için onun adına sayısız çalışmalar yapacak olan eylemlilikler yürüteceğiz. Bu konuda ilk işimiz Veli Gürcan’ın adını verdiğimiz PARTİ OKULU olacaktır. Onun adına bilimsel araştırmalar düzenleyecek yazın alanında etkinlikler düzenleyeceğiz.

Bu partide Veli Gürcan’ı herkesten çok daha iyi tanıyan biri olarak onu gerçek insanlığı ile döne döne anarak hakkında düşündüklerimi bitirmek isterim.

Kimi insanlar vardır ki, devrimcidir. Ama sadece devrimcidir. Onların devrimcilikleri de soğuk demir gibidir insanı asla ısıtmaz. İnsanı asla ta can evinden sarıp sarmalamaz. Onlara bir türlü ısınamazsınız, söyleyeceklerinizi bile söylemekten çekinir ve hatta başka dünyaların insanları olduğunuzu bile düşünürsünüz. Bu gibiler çoğu zaman bu durumlarına sayısız neden ileri sürebilirler. Çoğu zaman da bu davranışlarını disiplin adı altında sürdürürler. Oysa gerçeklerin öyle olmadığını küçücük bir sınama denemede bile yakalar ve hayal kırıklığına uğrarsınız.

Şimdi gelelim Veli Gürcan’a; bu arkadaşımız ne adına olursa olsun o sıcak, o kucaklayan insan yanını bir kez bile olsun es geçmiş biri değildir. Kendisine en ağır sözler söyleyen kimseleri bile hoş görmekle kalmamış onları Veli Gürcan sıcaklığı ile sarıp sarmalamıştır. Veli Gürcan sıcaklığı dedimse kimse bu da nasıl bir şeydir deyip geçmemelidir. Gerçekten de onu tanıyanlar benim bu tanımlamama hak vereceklerdir. Bu nedenle bizim partimizde yoldaşlar arasında sıcaklığın adı da Veli Gürcan sıcaklığıdır. Bu sıcaklığı ve insan davranışını her yoldaşımıza karşı sonuna kadar korumak Veli Gürcan arkadaşımıza bizim borcumuzdur diye düşünüyor, attığımız her adımı buna göre atıyoruz.

Şimdi o yok. Ama onunla birlikte biriktirdiğimiz bütün değerler bizim için yeri doldurulamaz önemde birer hazinedir.

Gürcan’ın babasını da iyi tanıyan biri olarak Veli Gürcan’daki güzelliklerin kaynağını çok iyi biliyorum.

Her ikisini de bu nedenle bir kez daha yürekten anmayı bir görev sayıyorum.

Behice Boran:

'Sosyalist Doğulmaz, Yaşanır'

İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı’ndaki duruşmada hakim karşısına çıkarıldı.


DİNLENE DİNLENE...

Hakim sordu: Çıktınız mı?

-Çıktık.

-Ne yapacaktınız?

-Taksim’e doğru yürüyecektik.

-Peki neden çıktığınız?

-1 Mayıs emeğin bayramı, mücadele günüdür. Biz de o sınıfın partisiyiz, çıktık.

-Nereden çıktınız?

-Merter’den çıktık.

-Nereye gidecektiniz?

-Taksim’e.

-Merter neresi Taksim neresi, uzun yol; siz yaşlısınız nasıl gideceksiniz?

-Dinlene dinlene…”

YAZININ TAMAMI


SAYFA BAŞI