PARTİLİ YOLDAŞLARIMIZI SAYGIYLA ANIYORUZ (sayfaya git)

ONLAR, KAVGAMIZIN SIRA NEFERİYDİLER. ANILARINI MÜCADELEMİZDE YAŞATACAK, ÖLENLERİN BOŞA ÖLMEDİĞİNİ BİLEREK,

SAVAŞIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ...


AB'DEN HİBE ALAN SOL ÖRGÜTLER VE YÖNETİCİLERİ,

ALÇAK'DIR. LİBERAL'DİR. İŞBİRLİKÇİ'DİR.


DİSK

"GÖZ BEBEĞİMİZ DİSK, GELENEĞE SÖZ VERDİK... GELECEĞE TAŞIYACAĞIZ.."

İŞÇİ SINIFINDAN HABERLER

DİSK

http://www.disk.org.tr/

BANK-SEN

http://www.banksen.org.tr

BASIN-İŞ

www.diskbasinis.org

BİRLEŞİK METAL-İŞ

http://www.birlesikmetal.org

BTO-SEN

www.btosen.org.tr

CAM KERAMİK-İŞ

http://www.disk-camkeramikis.org

DEV MADEN-SEN

http://www.devmadensen.org.tr

DEV SAĞLIK-İŞ

http://www.devsaglikis.org.tr

DEV TURİZM-İŞ

http://www.devturizmis.org.tr/

DEVRİMCİ YAPI-İŞ

http://www.devyapi-is.org

EMEKLİ-SEN

http://www.tumemeklisen.com

ENERJİ-SEN

http://www.enerjisen.org

GENEL-İŞ

http://www.genel-is.org.tr

GIDA-İŞ

http://www.gidais.com

GÜVENLİK-SEN

http://www.guvenliksen.org.tr/

İLETİŞİM-İŞ

http://www.deviletisimis.org.tr

LASTİK-İŞ

http://www.lastik-is.org.tr

LİMTER-İŞ

http://www.limteris.com

NAKLİYAT-İŞ

http://nakliyatis.org

SİNE-SEN

https://twitter.com/DiskSine

SOSYAL-İŞ

http://www.sosyal-is.org.tr

TEKSTİL

http://www.disktekstil.org

TÜMKA-İŞ

http://www.tumkais.org

   

46. YILINDA...

SOSYALİZM YOLUNDA...

YAŞASIN TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ


FAŞİZME KARŞI

DEMOKRASİ

SÖMÜRÜYE VE KAPİTALİZME KARŞI

SOSYALİZM

PRchecker.info

PARTİ PROGRAMIMIZIN 'OR' KODUNU TELEFONUNUZA TARATIN.

İSTEDİĞİNİZ ZAMAN,

İSTEDİĞİNİZ YERDE OKUYUN.

PARTİ PROGRAMI

Not: Programımızı okuyup benimseyen 18 yaşından gün almış herkes, partimize aday üyelik için başvurabilir.


PARTİMİZİN 1993 YILI 3. GENEL KURULUNDA YAPILAN KONUŞMALARI, TARİHİ ÖNEMİ NEDENİYLE YAYINLIYORUZ.

VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-2


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-3


GÜLTEKİN GAZİOĞLU YOLDAŞIN KONUŞMASI


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI -2


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN  KONUŞMASI -3


TURGUT KOÇAK YOLDAŞ, KENDİ YAZDIĞI ŞİİRİ FIRTINA ÇOCUKLARI'NI OKUYOR

GENEL MERKEZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ANKARA İL ÖRGÜTÜ

CELAL FİL (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24 Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ÇANKAYA İLÇE ÖRGÜTÜ

AYŞE SELMA ÖZKÖKLÜ (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

İSTANBUL İL ÖRGÜTÜ

ADEM YAKAR (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

MÜNÜR BİRCAN (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

TSİP Aday üye kayıt formu

TSİP KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

ADAY ÜYELİK BAŞVURU FORMU

İZMİR İLÖRGÜTÜ

SATILMIŞ AKGÜN (BAŞKAN)

Fevzipaşa cad. 1368 sokak No: 1 kat: 8 Daire: 804 Basmane

(Diş Egitim Hastanesinin karşısında)

KONAK / İZMİR

TEL: 0232 483 9098

KONAK İLÇE ÖRGÜTÜ

Fevzipaşa cad. 1368 sokak No: 1 kat: 8 Daire: 804 Basmane

(Diş Egitim Hastanesinin karşısında)

KONAK / İZMİR

TEL: 0232 483 9098

ÜNYE İLÇE ÖRGÜTÜ

SALİM OĞUZ (BAŞKAN)

Burunucu Mah. Kaymakam Sok. No: 17

ÜNYE - ORDU

EKİN SANAT DERGİSİ

İSTANBUL İL TEMSİLCİLİĞİ

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire 6 -.7

 KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10


WEB VE MAİL ADRESLERİMİZ

TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ (TSİP)

SOCİALİST WORKERS' PARTY OF TURKEY

KURULUŞ:

15-16 HAZİRAN 1974

ORGANIZATIONS:

15-16 JUNE 1974

46.YILINDA...  SOSYALİZM YOLUNDA...

WEB SİTESİ:


http://www.tsip1974.com/

https://www.facebook.com/AmerikaSuriyedenDefol

https://www.facebook.com/tsip15161974

https://www.facebook.com/tsip1974

STALİN KOMÜNİZMDİR
https://www.facebook.com/groups/345728572561507/

UYAN ARTIK UYAN UYAN ESİRLER DÜNYASI
https://www.facebook.com/groups/2028259010571656/

"BU SAYFA, DİRENEN YOKSUL YEMEN HALKININ HABERLERİNE AYRILMIŞTIR."
https://www.facebook.com/groups/1740767676034913/

https://twitter.com/tsipgenelbaskan

https://twitter.com/TsipGenelSek

MAİL ADRESLERİ:

tsip15161974@gmail.com

tsip1974@hotmail.com

tsip@tsip1974.com

tsip.ali.oner@hotmail.com

turgutkocak2009@hotmail.com/a>


YAYINLARIMIZIN EKİM 2020 SAYILARI ÇIKTI: OKU - OKUT - ABONE OL - ABONE BUL


WEB SİTEMİZDEKİ YAZILARIMIZDAN
Bartolome de la Casas - Kızıl Derililer Nasıl Yok Edildi
Boris Lvovic Vasilyev / Sakindi Oranın Şafakları
Tarık Akan / Anne Kafamda Bit Var
MAKSİM GORKİ / ANA
Mitka Gribçeva / SENİ HALK ADINA ÖLÜME MAHKUM EDİYORUM
Gladkov - Fabrika
Dolores İbarruri / Faşizmi Ezeceğiz
İlya Grigoryeviç Ehrenburg / Dipten Gelen Dalga
Paul Lafargue / Tembellik Hakkı
KAPİTALİST SİSTEM HIRSIZLIKTIR AHLAKSIZLIKTIR
SOSYALİSTLER VAR TSİP VAR GELECEK VAR
NE KADAR DA İKİYÜZLÜSÜNÜZ
ÖMER GÜRCAN
SOSYALİST SOL SEÇENEK OLABİLİR Mİ?
MUHALEFET NASIL YAPILIR?
YARGIYA BAK TARAFSIZLIĞI GÖR
SİZ BUNA DEMOKRASİ Mİ D İ Y O R S U N U Z ?
DEVRİMBAZLIK MI? DEVRİMCİLİK Mİ?
KARŞIDEVRİMCİLER
KAPİTALİZM BİTTİ KURTULUŞ SOSYALİZMDE
SOSYALİZM DÜŞ MÜ GELECEK Mİ?

TOPLUMU UYUTMA YOLLARI

HDP KAPATILSIN DİYENLERE
FAŞİZM VE GERİCİLİKLE NASIL SAVAŞILIR?
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-1  TİP
LİBYA’YA ASKER YA DA ATEŞ KES
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-2  TSİP
HAFIZA TAZELEME: MENDERES NEDEN İDAM EDİLDİ
NEDEN SOSYALİZM?
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -1
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -2
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -3
TSİP TARİHİNDEN -1
TSİP TARİHİNDEN -2
İŞİN NERESİNDEYİZ
SOSYALİZM DÜŞ MÜ GELECEK Mİ?
KISA POLİTİK DEĞERLENDİRİMLER VE TSİP’İN KURULUŞU
İDLİB DENİLEN HİKAYE
EVDE OTUR DEMİR YE!
DÜNYADA EN ÇOK HAİNİN BULUNDUĞU ÜLKE HANGİSİDİR?
ÜLKÜCÜ FAŞİST HAREKETİN TARİHİ -1
ÜLKÜCÜ FAŞİST HAREKETİN TARİHİ -2
AZİZ NESİN VE HALK MASALLARI / Toplam 24 Masal
SOLAK SOL MU? SOSYALİZM Mİ?
SOLUN GENEL DURUMU
 SURİYE’DEN SONRA LİBYA BATAĞI
TSİP KOMÜNİST OLMAYANLARA DOKUNUR
SURİYE’DE NE OLUP BİTTİ
HDP’NİN KARARI
TEHLİKELİ OLAN SADECE KORONA VİRÜSÜ MÜ?

TROÇKİ VE TROÇKİZM ÜZERİNE

HAİN TROÇKİ
TROÇKİ STALİN VE KIZIL ORDU
TROÇKİ'DEN TİTO'YA
TROÇKİ FRANKO HİZMETİNDE

TROÇKİ VE LENİNE KARŞI KOMPLO

LENİN'İN 50. DOGUM YILDÖNÜMÜ VESİLESİYLE KONUŞMA - Stalin 1920

TRANSKAFKASYA'NIN SOSYALİZM MASKELİ KARŞI-DEVRİMCİLERİ - Stalin 1918

BOLŞEVİK PARTİNİN SAVAŞ, BARIŞ VE DEVRİM SORUNLARINDAKİ TEORİ VE TAKTİĞİ - Stalin

Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni - Romada Devlet / Engels
POLİS DEVLETİ NASIL OLUR?
SENDİKALAR, MESLEK KURULUŞLARI, KOMÜNİST İŞÇİ PARTİLERİ LİNKLERİ
ÖRGÜTSÜZLÜĞÜ KUTSAYANLAR YA DA BOŞ GEVEZELİKLER…

YARGIYA TALİMAT MAFYAYA MÜKAFAT

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

30 KASIM 2020

Bütün dünyada olduğu gibi bizim ülkemizde de mafyatik işler mafyanın devlet içinde adamları bulunmaz ise kolay kolay kendisine hareket edecek bir alan bulamaz. Alan bulamayınca da kendisinden söz ettirecek bir durumda söz konusu olmayacağından gündemimizi elbette almayacaktır.

Son Alaattin Çakıcı olayı yani CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun tehdit edilmesiyle mafya bir kez daha gündemimize girdi. Alaattin Çakıcı birden bire birilerinin sahip çıktığı insan olup çıktı. Devlet Bahçeli Ülküdaşım, dava arkadaşım derken ne söyleyeceği beklenen Erdoğan ise bu konuda sesini bile çıkarmazken Bahçeli’yi daha da bir sahiplenmesiyle mesajını da dolaylı yoldan vermiş oldu, durumu gördük anladık. Eee dinciler tarafından TBMM’nin ruhuna el fatiha okunduğuna Cumhuriyet’in de işi bitirildiğine göre ne söyleyip ne düşüneceğimizin yolu yordamı da bütün gerçekliği ile gözlerimizin önüne serilmiş oldu.

Dünden bugüne adım adım öyle bir noktaya geldik dayandık ki toplum tam bir çıkmazın içine itildi desek abartmış olmayız. Ekonomik tablonun artık üstüne güneşin doğması olası gözükmüyor. Yığınlar açlık ve sefalet içine sürüklenmiş. Kışın kıyametin yaşandığı bugünlerde evsizler, ısınmak için ceplerinden ayıracakları paraları olmayan milyonlar, işsizler ve işsiz adaylarıyla karanlık bir Türkiye resminden başka gördüğümüz hiçbir umutvar şey yok.

Ortada adalet dağıtacak bir kurum yok. Toplum dünün darbecilerinin Sıkıyönetim mahkemelerini ve DGM’lerini bile arar oldu. Yargı neredeyse tek bir kişinin ağzından çıkacak söze bakıyor. Atamalar, özel mahkeme heyeti oluşturmalar, yargıya dolaylı bile değil doğrudan talimatlar bizleri tam anlamıyla bir kuralsızlığın içine attı. Hangi suçlamaya nasıl bir savunma yapacaksınız bunun bile artık bir anlamı kalmadı. Maddeler var, maddelere göre davranan yargıçlar yok. Kimsenin vicdanını yoklamak gibi bir vicdan muhasebesi yapacak bir konumunun bile olmaması gerçekten da çok ürkütücü.

Türk/İslam sentezi iktidarda. Onların politik başarısızlığı ise neredeyse toplumdan intikam almaya dönüşmüş durumda. Bu yüzden de sürekli olarak iktidarın ayaklarının altındaki toprak kayıyor. Kendi koltuklarını koruma derdine düşmüş olan Cumhur ittifakının küçük ortağı Bahçeli bu yüzden Alaattin Çakıcı’yı imdada çağırmış. Sağ siyasetin dirhemi öyle düşmüş öyle dibe vurmuş ki değil yararlı olması geçerken başınızı çevirseniz kesin size virüs bulaşır korkusuna kapılıyorsunuz. Yani bitik bir hale gelinmiş.

Neler gördük neler. Kimi mafyacı kalkıp AKP iktidarına dayanarak akademisyenleri kan banyosu üzerinden tehdit etti. Kimi politikacı Cemaat, tarikat başlarıyla görünüp parsa toplamaya kalkıştı. Devlet öyle bir hale düşürüldü ki Suriye’nin terör elebaşıları olan kelle kesiciler yani ÖSO’culara ayrıcalık üstüne ayrıcalık birbirini izledi. Eleştirdiğinizde de hain ve terörist olarak nitelendirildiniz. AKP kendisine göre meşru olmayan güçlerden bir güç oluşturmuştu ancak bu yetmedi. Şimdi de MHP eliyle mafyalar imdada çağrıldı. MHP bu güçle istediğini iktidarın büyük ortağına yaptırır oldu.

Az geldi birinci ikinci mektup, Çakıcı Kılıçdaroğlu’na üçüncü tehdit mektubunu yazdı. Çakıcı’nın sırtı daha da bir sıvazlanırken. Çakıcı ile ilgili twit atan bir yurttaş, Çakıcıya hakaret ettiği savıyla gözaltına alınıp mahkemece içeri atıldı. Bu durumda ne günlere kaldık demenin bile bir anlamı yok. İşler bu noktada bok üstün bok hale gelmiş durumda.

Ortada küçük mafya mahfillerinin işlediği kadın cinayetleri var. Doğru dürüst ne bunların üzerine gidiliyor, ne de içeri atılıp yapıp ettiklerinin bedeli ödetiliyor. Ümitcan Uygun’u duydunuz değil mi? Kimlerin ölümü ile ilgili suçlanıyor ve niçin dışarda? Adam bir de kalkmış, kendisine yönelik söz söyleyenlere acayip bir görüntü takınarak sosyal medyada yayımladığı bir video ile “Kudurun” diye sesleniyor. Bu durumu siz nasıl açıklarsınız bilmem de bize göre bu tür katillerin dayandıkları bir şey olacağına dair sizin de aklınıza bir şey gelmiyor mu?

Bir de baktık gördük ki Soylu kendisini Siirt’te intihar eden 18 yaşındaki İpek Er’in katili ile ilgili tartışmaların içine atlamış. Biliyorsunuz İpek Er’in intiharına neden olan Musa Orhan iyi vatandaş olduğu sonucuna varılmış ve serbest bırakılmıştı. İpek Er, neler yaşadığına dair mektup bırakmış Uzman Çavuş olan Musa Orhan’ın serbest bırakılmasına başsavcılık itiraz ettiği halde mahkeme bu itirazı dikkate bile almadı. Ülkücü işareti veren Musa Orhan’ın tutuklanmamasına tepki koyanları Süleyman Soylu bir güzel eleştirip had bildirmişti anımsadınız mı?

Kadın cinayetleri ve tecavüzleriyle ilgili daha pek çok örnek verebiliriz ama devletinde bu konuda kılını kıpırdatmadığını görmek bizi yeter artık deme noktasına getirdi. Şimdilerde birilerinin de devlet büyüğüymüş muamelesi görüp onları eleştirenlere cezaevi yolunun görünmesi doğrusu içimizi acıtıyor. Acıtıyor da bilinmeli ki bu böyle gitmez. Çarkların arasında yurttaşların canını çıkaranların da çarkının kırılacağı gün nasıl olsa gelir. Bakalım o zaman ne söyleyeceksiniz anlayacağız.

Son olarak Çubuk’un Akkuzulu Köyü’nde bir askerimizin cenaze törenine katılan Kılıçdaroğlu’na linç girişiminde bulunulmuştu.

Bugün Çubuk’ta duruşması var bakalım ne olacak göreceğiz kim kimi koruyor, bu işin içinde devlet ne kadar var onu da anlamış olacağız.

Turgut Koçak yoldaşa soru-görüş ve önerilerinizle ilgili mail gönderebilirsiniz


"HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZI:  CUKKA - CURCUNA – ÇUVAL – ÇUKUR

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

Görüntünün olası içeriği: Turgut Koçak, iç mekan, şunu diyen bir yazı '0 TSiP "GÜNCEL NOTLAR" NOSTAL Turgut Koçak Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSİP) Genel Başkanı'

"GÜNCEL NOTLAR"

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

30 KASIM 2020

YARGIYA TALİMAT BÖYLE VERİLİR

Haber Türk’te televizyon programına çıkan CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, televizyonda iktidarın Katarla olan ilişkilerine değindi ve Sakarya’da kurulu Tank Palet Fabrikası’nın Katarlılara satışını ise eleştirdi. Bunun üzerine harekete geçen AKP trolleri Ali Mahir Başarır’a Türk ordusuna satıldı dedin diye geniş çaplı bir saldırı başlattılar.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, "Şahsi ihtiras ve hevesleri için kahraman, fedakâr Türk Silahlı Kuvvetleri'ne, Mehmetçiğe hakaret eden, asil milletimiz tarafından zaten mahkum edilen bu gayri milli dili şiddetle kınıyor, bunun hesabının hukuk çerçevesinde sonuna kadar sorulacağını, konunun yakın takipçisi olacağımızı herkesin bilmesini istiyoruz" derken, AKP Medya Başkanı Mahir Ünal, Başarır için "Muhaberat artığı, Esed aşığı" dedi.

Cumhurbaşkanı İletişim Başkanı Fahrettin Altun dağıttığı twitle “Şerefli ordumuza hakaret edenleri lanetliyorum! Ordumuz birilerinin siyaseti baskılamak için istedikleri zaman göreve çağıracakları bir vesayet odağı değildir. Silahlı kuvvetlerimiz, ülkemizin etkin bir bölgesel güce dönüşmesine katkı sunan büyük, güçlü ve şerefli bir ordudur” suçlamasında bulundu.

Bu eleştirilere karşı CHP’den de karşı eleştiriler geldi. Engin Özkoç, Engin Altay, Özgür Özel ve CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan da eleştirileri yanıtlayıp, Tank Palet Fabrikası’nın nasıl peşkeş çekildiğini, bu konuda düşüncelerini açıklamaya devam edeceklerini açıklarken, Ali Mahir Başarır’ın sözlerinin de bilerek çarpıtıldığını söylediler.

Ülkemizde artık her şey öyle bir noktaya geldi ki milletin vekilleri bile düşüncelerini açıklayamaz oldular. AKP hemen vatan, millet, Sakarya düşüncesine sarılarak tartışmanın asıl özünü gözlerden kaçırmak için bir milletvekilini bile yargı ile susturma yolunu seçtiler. AKP ileri gelenlerinin tepkisinin hemen arkasından da RTÜK ve savcılar harekete geçtiler ve Başarır hakkında soruşturma başlatılırken RTÜK’te Haber Türk televizyonu hakkında yaptırım için harekete geçti.

Bütün bu gerçekler bir kez daha gösterdi ki ülkemizde yaşananlar yargının ne hale getirildiğini ve talimat nasıl olurmuş ya da olmazmış göstermek açısından öğretici oldu.

Şimdi Tank Palet Fabrikası gibi on milyarlarca dolar bir para ile değeri ölçülemeyecek bir fabrikayı yok paraya Ethem Sancak ve Katar ortaklığı bir şirkete sat, satma bahanen bile cümle cihanı güldürsün sonra da çıkıp millilik ve gayri millilik üzerinden suçluluk psikolojisiyle üstün çıkmaya çalış. Bütün bunlar yetmesin işi ordu üstünden bir tartışma alanına çek ordumuz şöyledir, ordumuz böyledir numarasıyla sözüm ona vatansever görünmeye çalış. Bunlar olacak işler değildir ama bu tür politikalar sonuçta da yaşanmayınca ne olacağı belli olmaz. Öyle ya Osmanlının son dönemlerinde tersanelerine girilmişti. Silahlarına el konulmuş, elinde ne gücü varsa işgalcilerin eline geçmişti. Ülkemiz bunun ceremesini ülkenin işgale kalkışılmasıyla ödedi.

Şimdi AKP’nin politikalarının sözünü ettiğimiz politikalardan bir farkı mı var?

Evet, sizler iktidardan er ya da geç gideceksiniz. Bizler ise sizin sattığınız ve yağmalattığınız kamuya ait ne varsa tek tek verdiklerinizin elinden geri alacağız.

Sizler de yurtseverlik nasıl olurmuş göreceksiniz, bilmem anlatabildim mi?


21 - 29 KASIM 2020

1- Sarayın ve AKP Hükümeti’nin hukukta ve yargıda reform yapılması gerektiği ve bununla ilgili çalışmaların başlatılmasına yönelik sözleri, bir süre kamuoyunu ve medyayı meşgul etmesine rağmen bu konuda halka, yurttaşlara dönük somut ve yeterli bir sonuç ortaya çıkmadı.

AKP Hükümeti ve sarayın uyguladıkları ve son 3 yılda daha da yoğunlaşan baskıcı, faşizan politikaları nedeniyle yargıda ve hukukta yapılacak olan reformlara fazla umut bağlamamak gerekmektedir.

Demokrasiyi ve demokratik hak ve özgürlükleri geniş ölçüde fiilen ortadan kaldıran, hukuku sadece büyük sermaye ve yandaş sermayenin yararı ile kendi yararı için kullanan bir iktidar, toplumun, geniş halk kitlelerinin ve emekçilerin ihtiyaçlarını karşılayacak bir hukuk reformu yapamaz.

Nitekim hukuk ve yargıda reformdan bahsedilen günlerde HDP’ ye ve teşkilatlarına yönelik yeni arama, baskın ve göz altıların yapılması, gazetecilerin gözaltına alınıp, tutuklanmasına devam edilmesi bunun bir göstergesidir.

AKP İktidarı ve saray, bugün Türkiye’de uyguladığı politikalarla adalet kavramını ve hukuk anlayışını yıkıma uğratmıştır.

Bu iktidarın ve sarayın hukuk alanında bir reformdan bahsetmesinin en önemli nedeni, yabancı ve yerli büyük sermaye kesimlerine güvence vermek zorunda kalması, yabancı ve yerli sermayenin baskısıyla karşılaşmasıdır.

Ayrıca, Avrupa sermayesinin çıkarlarını temsil eden Avrupa Birliği’nin Türkiye Yönetimi’ne karşı aldığı önlemler, ABD’den gelen kimi baskılar ve sıcak paraya duyulan ihtiyaç, bu açıklamaları hükümet ve saray açısından zorunlu hale getirmiştir.

Çünkü Körfez Ülkelerinden gelen kaynaklar çok yetersiz kalmaktadır.

Sonuç olarak bir hukuk ve yargı reformu yapılacaksa bu sermayenin çıkarlarını koruyacak bir reform olacaktır.

Kaldı ki bu reform açıklamaları ve bununla ilgili olarak AKP Yönetimi’nde önemli bir isim olan Bülent Arınç’ ın Selahattin Demirtaş’ın, Osman Kavala ve benzeri durumda olanların tahliye edilmeleri gerektiği ile ilgili açıklamaları, AKP ile MHP arasında sürtüşmelere ve MHP Yönetimi’nin sert tepkilerine neden olmuştur.

Bu da Cumhur İttifakı içindeki anlaşmazlıkların ve çatışmaların arttığını göstermiş ve bu anlaşmazlıkların daha güçlü bir biçimde ortaya çıkmasını sağlamıştır.

Saray ve AKP Hükümeti, ülkeyi daha kolay yönetmek için Cumhur İttifakı’nın sürmesinden yana bir siyaset izlemek zorunda kaldıkları için Bülent Arınç’ın açıklamalarına karşı çıkıp tepki göstermişlerdir.

Bu tepkiler ise Maliye Bakanı Berat Albayrak’ ın görevden alınmasıyla birlikte AKP içindeki anlaşmazlıkları ve çatışmaları daha çok arttıracaktır.

Ancak muhalefetin ve toplumsal muhalefetin yeterince örgütlü, etkin ve güçlü olmadığı bir dönemde bu tepkilerin güçlü ve etkili bir sonuca ulaşması ise mümkün görünmemektedir.

*********

2-
Türk-İŞ’ in her ay düzenli olarak paylaştığı açlık ve yoksulluk araştırmasının sonuçlarına göre, Türkiye’de açlık sınırı 2.516 TL’ye yükselmiş bulunmaktadır.

Buna göre Kasım ayında, Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin düzenli olarak yapması gereken asgari gıda harcaması, bir önceki aya göre % 1,39 oranında bir artış göstermiştir.

Türk-İş’in yaptığı araştırmaya göre, yılın ilk on bir ayında fiyatlardaki artış oranı % 16,37 olurken, gıda fiyatlarındaki artış oranı ise % 19,68 olarak gerçekleşti.

Bu da gıda fiyatlarındaki artışın daha yüksek olduğunu ve bu durumun da geçim sıkıntısını ve yaşam zorluğunu dar gelirliler ve yoksullar için, ücretiyle geçinen emekçiler için daha çok arttırdığını gösteriyor.

Aynı araştırmaya göre 2020 Kasım ayı itibarıyla gıda da dâhil olmak üzere giyim, konut, ulaşım, eğitim ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu harcamaların toplamı olan yoksulluk sınırı ise 8.197,62 TL’ye çıkmıştır.

Bu da Türkiye’de enflasyon ve gelir dağılımındaki eşitsizliğin son yıllarda yoksulluğu önemli oranda arttırıp yaygınlaştırmasına yol açtığını ve toplumun bir bölümünün de açlık sınırında yaşamasına neden olduğunu göstermektedir.

**********

3-
Emekliler, sendikalarının kapatılması için açılan davalara karşı sesini yükseltiyor.

Tüm Emekliler Sendikası hakkında Ankara 34. İş Mahkemesince verilen kapatma kararının ardından, DİSK Emekli-Sen hakkında da açılan kapatma kararıyla emekliler tamamen susturulup hak arayamaz hale getirilmek isteniyor.

DİSK Emekli-Sen İstanbul Sendikaları, hafta içinde İstanbul’da gerçekleştirdikleri basın açıklamasıyla bu davayı ve Ankara 34. İş Mahkemesinin verdiği kararı protesto edip, hakları için direnmeye ve mücadele etmeye devam edeceklerini söylediler.

Bunun yanında emeklilerin insanca yaşayabilmesi için emekli ücretlerinin sadece enflasyona endeksli olarak değil; aynı zamanda milli gelir artışı da göz önüne alınarak belirlenmesi gerektiğini savundular.

Ayrıca emekli ücretleri arasındaki farklılıkların giderilmesini, emeklilikte yaşa takılanlar sorununun bir an önce eşitlikçi bir biçimde çözüme kavuşturulmasını, kamusal sağlık hizmetlerinin sağlanması ve sağlık hizmetlerinde katkı payının kaldırılmasını, emeklilerin rahatça yaşayabileceği güvenli bir çevrenin oluşturulmasını ve bunların emeklilerin hakları olduğunu söylediler.

Emeklilerin giderek daha güç şartlar altında yaşaması, yaşam koşullarının giderek kötüleşmesi ve yaşamın dışına itilmeleri, kapitalizmin insan yaşamını ve emek gücünü, yani işgücünü bir meta olarak görüp değerlendirmesinin bir sonucudur.

Kapitalizm, emeklilere üretimin dışında kalan bu yüzden de işe yaramayan, kullanılıp eskimiş ve yıpranmış bir üretim aracı, bir üretim nesnesi gözüyle bakmaktadır.

Bu durum sadece bizim ülkemizde değil, dünyanın tüm kapitalist ülkelerinde de benzer bir anlayıştır.

Ancak Türkiye gibi orta düzeyde gelişmiş, gelir dağılımının daha adaletsiz, sınıfsal çelişkilerin daha yoğun, demokrasinin daha geri olup, örgütlü mücadelenin daha zayıf olduğu ülkelerde emekliler daha güç koşullarla karşı karşıya kalmakta, ekonomik sıkıntıları ve sorunları çok daha fazla olmaktadır.

*********

4-
Birleşik Metal-İş üyesi işçilerin kendi hakları için Ankara’ya yaptıkları yürüyüş polis barikatı ile engellenmiş, barikatın önünde direnen işçilere saldıran polisler 99 kişiyi gözaltına almışlardı.

Ancak işçilerin direnişi etkisini gösterdi ve barikatlar kalktı.

Böylece Gebze’den Ankara’ya yürüyen Systemair-HSK, Özer Elektrik ve Baldur İşçileri, sendikal haklarının tanınması için yeniden Ankara’ya yürümeye başladı.

Böylece işçiler mücadele örgütlü bir biçimde mücadele ederek ve direnerek önlerindeki güçlü bir engeli kaldırmayı başardılar.

Bu, örgütlü emek mücadelesinin gücünü ortaya koyması, büyük-tekelci sermayenin çıkarlarını temsil eden AKP İktidarı gibi otoriter ve faşizan bir iktidarın ve onun arkasındaki sermaye gücünün engellerini bile aşabileceğini göstermesi bakımından önemlidir.

Kuşkusuz bununla sadece ilk adım atılmıştır, ama hayatta da her şey atılan ilk adımlarla başlar.

Bunun dışında Bağımsız Maden-İş Sendikası’ da gözaltındaki maden işçilerinin serbest bırakılması için Ermenek’teki sendika binası önünde basın açıklaması yaparak, gözaltındaki maden işçilerinin serbest bırakılması gerektiğini, hakları için direnmekte de kararlı olduklarını söylediler.

2020 yılı boyunca devam eden ve son dönemde de giderek artan işçi direnişi ve mücadelesinin nedeni, işçilerin sermaye sınıfının düzeniyle uyuşmayan sendikalara üye oldukları için işten çıkarılmaları, çalıştıkları halde ücretlerini, tazminatlarını alamamaları, ağır çalışma koşulları gibi yaşamsal alanları sermaye sınıfının saldırılarına karşı korumak istemelerinden kaynaklanmaktadır.

Sermaye sınıfının, ekonomik krizden etkilenmemek ve kriz döneminde de karlarını koruyup arttırmak için işçilerin ve emekçilerin en temel ve yaşamsal haklarına saldırması, örgütlü işçilerin harekete geçip direnmelerine ve direniş eylemlerini arttırıp büyütmelerine neden olmuştur.

Son önemde tüm baskı ve engellemelere rağmen gerçekleşen bu işçi eylemleri ve bunun sonucunda sermayenin saldırılarının kısmen de olsa püskürtülmesi, bu karanlık dönemde demokrasinin yeniden gelişmesi ve yeni bir geleceğin inşası için geleceğe umut ve güvenle bakabilmemizi sağlayabilmektedir.

*********

5-
Bu yıl 25 Kasım’da Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’nde İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere Türkiye’nin birçok ilinde örgütlü kadınlar, kadın örgütlerinin önderliğinde yürüyüş ve eylemler yapıp, seslerini duyurmaya çalıştılar.

Resmi otoritelerin tüm engelleme çalışmalarına ve polis barikatlarına rağmen kadınlar, her iki şehirde de yürüyüş ve eylemlerini sürdürüp, polis barikatlarının geri çekilmesini sağladılar.

Kadınlar bu eylemlerde, son günlerde gittikçe artan kadına yönelik şiddeti protesto edip, kadın yönelik şiddete karşı ve kadınların hakları için mücadele etmekten kaçınmayacaklarını söylediler.

Eylemlerde, AKP Hükümeti ve İçişleri Bakanlığı’nın kadına yönelik şiddeti engellemek için ciddi bir çaba göstermediğini, kadınlara yönelik mobbinge, tacize, tecavüze ve kadın emeğine yönelik ayrımcılığa ve sömürüye karşı yeterli önlem alınmadığını dile getirdiler.

Daha önce de kadınların direnişi ve örgütlü mücadelesi, AKP’nin kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve kadın haklarıyla ilgili olarak yapılan İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesini engellemişti.

Buradan da anlaşılacağı gibi, son yıllarda Türkiye’de sömürüye, baskıya ve AKP Hükümeti ve sarayın gerici, baskıcı, otoriter ve faşizan politikalarına en çok ve en güçlü bir biçimde direnen ve en etkili sonuçları alabilenler, örgütlü işçiler ve kadınlardır.

Bunlar, aynı zamanda bugünün Türkiye’sinde en çok ezilen kesimlerdir.

*********

6-
İstanbul Kadıköy’de esnaflar anahtar atma eyleminde bulundu.

Ekonomik krizin getirdiği zorluklar nedeniyle zaten zor durumda olan esnaflar, kovid-19 bulaşıcı salgın hastalığı nedeniyle getirilen kısıtlamalardan olumsuz yönde etkilenerek daha kötü duruma düştüler.

Kazançları önemli ölçüde düşen ve zarar eden esnaflar, faturalardaki vergilere muafiyet, esnafa kira desteği, faizsiz ve bir yıl ertelemeli kredi desteği, ekonomik destek, bu dönemde tüm vergilerin iptal edilmesi gibi isteklerde bulunup, ekonomik sıkıntılarına ve getirilen kısıtlamalara rağmen tüm vergilerin kendilerinden alınmaya devam edildiğini söylediler.

Eylem, İstanbul ve Kocaeli’nin esnafları tarafından gerçekleştirildi.

Bu eylem ve esnafın karşılaştığı ve giderek etkisini arttıran ağır ekonomik sorunlar, buna rağmen esnafa fazla bir desteğin verilmeyip, asıl destek ve yardımın şirketlere, büyük sermayeye ve zengin müteahhitlere yapılması, AKP İktidarı ve saray rejiminin en çok büyük tekelci sermayeye ve büyük müteahhitlere çalıştığını, onların çıkarını korumaya öncelik verdiğini gösteriyor.

AKP İktidarı ve saray, uyguladığı politikalarla büyük sermayeyi, yerli ve yabancı tekelleri ve banka sermayesini savunmuş, esnafa kimi zaman destek olsa da yaptığı yardım ve destek sınırlı bir düzeyde kalmıştır.

Son bir yılda ekonomik kovid-19 salgın hastalığı ve bu hastalığın getirdiği kısıtlamalar ise esnafı bitirme noktasına getirmiştir.

Hükümetin büyük sermayeye yaptığı teşvik ve verdiği desteği esnafa vermediği, aynı ölçüde esnafı da desteklemeyeceği de bir gerçektir, çünkü hükümetin elindeki kaynaklar, büyük sermayenin desteklenmesi, dış borç ödemeleri, sarayın ve hükümetin lüks harcamaları için kullanılmaktadır.

Bu da esnafların da yakın gelecekte AKP İktidarı ve saraya karşı tutumlarının giderek sertleşeceğini, AKP İktidarı ve saray rejimi karşısında daha fazla muhalif bir konuma geleceklerini, hatta gelmekte olduklarını ortaya koyuyor.

Bu durum, aynı zamanda Türkiye’deki ekonomik krizin ve yıkımın ne kadar ileri boyutlara sıçradığını, ekonomik durumun geniş halk kitleleri ve toplumun büyük çoğunluğu için ne kadar olumsuz bir çizgi izlediğini de anlatıyor.

Bu gelişmeler, sarayın, hükümetin ve yandaş medyanın Türkiye Ekonomisi ve ekonomik durum hakkındaki yalanlara dayalı açıklamalarının gerçekleri hiçbir biçimde yansıtmadığını ve yansıtamayacağını da göstermektedir.


özgecan cinayeti ile ilgili görsel sonucu

TSİP PROGRAMINDAN:

KADINA ŞİDDET'E HAYIR

b) Dayak ve her türlü yıldırma yöntemleri en ağır biçimde cezalandırılacak, insanlık onurunu ayaklar altına alan, kadının kendi bedenini herhangi maddi çıkar karşılığı satması kesin olarak önlenecek, fuhşun tuzağından kurtulan kadınların onurlu bir yaşama kavuşması için iş sağlanacak, fuhşun ve kadını aşağılayan diğer baskıların nesnel koşulları ortadan kaldırılacaktır.



DOST VE KARDEŞ ÜLKE SURİYE, İŞTE BU KADAR GÜZEL.



TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN

"SOSYALİST ÖĞRETİ YENİDEN"

BAŞLIKLI YAZILARININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ


Av. İdris Köylü

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN WEB SİTESİ

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SİYASAL YAZILARI

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SANATSAL YAZILARI

İdris Köylü arkadaşa soru-görüş ve önerilerinizle ilgili mail gönderebilirsiniz


Turgut KOÇAK:

VELİ GÜRCAN

Veli Gürcan yoldaşımız Isparta Lisesi’nde öğrenciyken komünist olduğu gerekçesiyle disiplin kuruluna verilmiş daha sonra da okuldan uzaklaştırılmıştır. Lise son sınıfı bu yüzden Afyon’da okumak zorunda kalmış, liseyi bitirdikten sonra ise İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girmiştir. Burada TİP üyesi olan Gürcan daha sonra kurulan TİP’in gençlik örgütü Sosyalist Gençlik Örgütü’ün (SGÖ) yöneticisi olmuştur.

12 Mart faşizmi ile birlikte kapatılan TİP’ten sonra ise daha sonra TSİP’i kuracak olan bir grup arkadaşla birlikte olmuştur.

İyi bir sokak tiyatrocusu olan Gürcan Kavel direnişine de katılarak direnişçiler için moral kaynağı olmuştur. 12 Mart faşizminin yüzünden son sınıfta öğrenimini bırakmak zorunda kalan Gürcan, parti çalışmaları yüzünden okula devam edip okulunu bitirememiştir. 12 Eylül sonrasında da çalışmaların içinde yer alan arkadaşımız Filistin’de de bulunmuş daha sonra Avrupa’ya gitmiş ve kendi isteği ile yeniden Türkiye’ye dönmüştür. Parti çalışmaları yüzünden 1985 Temmuzunda tutuklanmış ve bir süre içerde kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır. Parti içinde başlayan tartışmalarda yer almış ve görüşlerini dile getirmiştir.

Son toplantıdan birlikte ayrılırken diğer arkadaşlara ben; “bu parti kendi adıyla yeniden kurulacak, ilke, kitle, Gerçek, Sosyalist ve Gerçek yeniden çıkarılacak” dedim. Gürcan’la sözleştik ve ölünceye kadar kendisiyle sözleşmemizi bozmadık. Bugüne kadar ne onun ne de bizim birbirimizle ilgili sarfettiğimiz tek kötü söze kimse tanık olmuş değildir. Kendisi partimizin yeniden açılış genel kurulunda delegemizdi ve genel kurulumuzda kendisine yakışır bir konuşma yaparak bize güç ve destek verdi. Onu, insan olan Veli Gürcan’ı unutmayacağız.

Değerli yoldaşlarım insan kimileri ile öylesine güzel şeyler paylaşır ki, bunlar ölünceye kadar unutulamaz. Benim gerçekte Veli Gürcan’la paylaştıklarım da böylesine unutulmayacak güzelliklerdi ve bunları, bu güzellikleri korumayı vefa borcunun çok ötesinde şeyler olarak algılıyor ve sahip çıkıyorum.

Kendisini en son görüşüm Senirkent’te yaşadığı bağ evinde oldu. Yaşadığı sıkıntıyı oradan hemen uzaklaştırılması gerektiğini biliyorduk. Çıkıp iki partili bayan arkadaşla birlikte yanına gittik. İki gün orada kaldıktan sora üçüncü gün aramızda sözleşerek ayrıldık. Biz oradayken Afer Kara ve çocukları da geldiler. Onlarda Veli arkadaşı çok severlerdi, şimdi düşünüyorum da keşke onlar gelmemiş olsalardı diyorum. Çünkü kendisiyle sözleşmiş işlerini düzene koyar koymaz partiyi tüm Türkiye’de örgütlemek üzere sözleşmiştik. Onlar Veli Gürcan’ı ikna edip tatile götürdüler. Oysa biz kısa bir süre sonra bir araya gelecek ve birlikte parti tarihini yazacaktık. Oysa Veli oradan İzmir’e geçmiş bizden bir süre daha zaman istemişti. Ne yazık ki zamanı uzun sürdü ve bir daha geri dönemedi. Veli Gürcan hastalanmıştı.

Oysa kendisiyle sözleştiğimiz üzere Ankara’da ev bile hazırlamaya başlamıştık. Çünkü kendisi artık kimsenin evinde kalamayacağını söylemişti bize. O görüşmeden bende kalan unutamadığım şey abisinin eşinin bize söylediğidir. Abisinin eşi bize ne edin edin Veli ağabeyimi buradan götürün demişti. Çünkü; Veli ağabeyim bağ evinde yalnız diye düşündüğüm için bir kadına düğürlük ettim o kadın da, “o aklını yemiş adama mı kaldım’ diye beni geri çevirdi demişti…

Kendisiyle son görüşmemse bir telefon konuşmamız oldu. Cezamızın kesinleştiği için aranır durumdaydık. O ise İzmir Göğüs Hastanesi’nde neredeyse son günlerini yaşıyordu. Bana kendi durumunu önemsemeden “Yahu ağam nedir bu devletin senden istediği” demişti. Sonra öldü cenazesine bile gidemedim. Birkaç gün sonrada Ankara’da düzenlenen bir operasyonla tutuklandım.

O öldükten sonra kendisine TSİP’li ya da değil pek çok çevre sahip çıktı. Ve hatta mezarını bile yaptırdılar. Gerçekte bu insanoğlunu anlamak çok zor. O sağken kimsenin içtenlikle sahip çıkmadığı Veli Gürcan her nedense birden sahiplenilencek insan olarak görüldü ve herkes orada görünmek için yarıştı. Şimdi kızı Aslı’nın mezarı başında söylediği “Babamın ne çok dostları varmış” sözü nasıl da hüzünlendirici değil mi?

Ve zaten bu işte her zaman için bir gariplik olmuş, benim de aklıma hep takılmıştır nedense. Tanıdığım bir çok komünist kimseyi sağken her nedense arayan soran olmamıştır ama öldükten sonra kimi zaman salonlarda, kimi zaman mezarı başında birileri anar olmuştur. Burada kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur betimlemesi biraz yerine oturan bir benzetme değil ama her nedense bütün anmalar bu alışkanlıklar içinde yapılıyor. Beni de asıl kızdıran şey budur. Ama biz TSİP’liler olarak söz veriyoruz Veli Gürcan yoldaşımızı kendi emekleri ile anacak ve kendisin asla unutturmayacağız.

Parti olarak Veli Gürcan’ın adını yaşatmak için onun adına sayısız çalışmalar yapacak olan eylemlilikler yürüteceğiz. Bu konuda ilk işimiz Veli Gürcan’ın adını verdiğimiz PARTİ OKULU olacaktır. Onun adına bilimsel araştırmalar düzenleyecek yazın alanında etkinlikler düzenleyeceğiz.

Bu partide Veli Gürcan’ı herkesten çok daha iyi tanıyan biri olarak onu gerçek insanlığı ile döne döne anarak hakkında düşündüklerimi bitirmek isterim.

Kimi insanlar vardır ki, devrimcidir. Ama sadece devrimcidir. Onların devrimcilikleri de soğuk demir gibidir insanı asla ısıtmaz. İnsanı asla ta can evinden sarıp sarmalamaz. Onlara bir türlü ısınamazsınız, söyleyeceklerinizi bile söylemekten çekinir ve hatta başka dünyaların insanları olduğunuzu bile düşünürsünüz. Bu gibiler çoğu zaman bu durumlarına sayısız neden ileri sürebilirler. Çoğu zaman da bu davranışlarını disiplin adı altında sürdürürler. Oysa gerçeklerin öyle olmadığını küçücük bir sınama denemede bile yakalar ve hayal kırıklığına uğrarsınız.

Şimdi gelelim Veli Gürcan’a; bu arkadaşımız ne adına olursa olsun o sıcak, o kucaklayan insan yanını bir kez bile olsun es geçmiş biri değildir. Kendisine en ağır sözler söyleyen kimseleri bile hoş görmekle kalmamış onları Veli Gürcan sıcaklığı ile sarıp sarmalamıştır. Veli Gürcan sıcaklığı dedimse kimse bu da nasıl bir şeydir deyip geçmemelidir. Gerçekten de onu tanıyanlar benim bu tanımlamama hak vereceklerdir. Bu nedenle bizim partimizde yoldaşlar arasında sıcaklığın adı da Veli Gürcan sıcaklığıdır. Bu sıcaklığı ve insan davranışını her yoldaşımıza karşı sonuna kadar korumak Veli Gürcan arkadaşımıza bizim borcumuzdur diye düşünüyor, attığımız her adımı buna göre atıyoruz.

Şimdi o yok. Ama onunla birlikte biriktirdiğimiz bütün değerler bizim için yeri doldurulamaz önemde birer hazinedir.

Gürcan’ın babasını da iyi tanıyan biri olarak Veli Gürcan’daki güzelliklerin kaynağını çok iyi biliyorum.

Her ikisini de bu nedenle bir kez daha yürekten anmayı bir görev sayıyorum.

Behice Boran:

'Sosyalist Doğulmaz, Yaşanır'

İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı’ndaki duruşmada hakim karşısına çıkarıldı.


DİNLENE DİNLENE...

Hakim sordu: Çıktınız mı?

-Çıktık.

-Ne yapacaktınız?

-Taksim’e doğru yürüyecektik.

-Peki neden çıktığınız?

-1 Mayıs emeğin bayramı, mücadele günüdür. Biz de o sınıfın partisiyiz, çıktık.

-Nereden çıktınız?

-Merter’den çıktık.

-Nereye gidecektiniz?

-Taksim’e.

-Merter neresi Taksim neresi, uzun yol; siz yaşlısınız nasıl gideceksiniz?

-Dinlene dinlene…”

YAZININ TAMAMI


SAYFA BAŞI