PARTİLİ YOLDAŞLARIMIZI SAYGIYLA ANIYORUZ

(sayfaya git)

ONLAR, KAVGAMIZIN SIRA NEFERİYDİLER. ANILARINI MÜCADELEMİZDE YAŞATACAK, ÖLENLERİN BOŞA ÖLMEDİĞİNİ BİLEREK,

SAVAŞIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ...

(Partili yoldaşlarımızın bilgisine: Eklemeyi unuttuğumuz yoldaşlarımız var ise, tsip15161974@gmail.com yada  0 216 337 82 10 no'lu telefon'dan bize bildiriniz.)


PARTİ PROGRAMIMIZIN 'OR' KODUNU TELEFONUNUZA TARATIN. İSTEDİĞİNİZ ZAMAN, İSTEDİĞİNİZ YERDE OKUYUN.

Not: Programımızı okuyup benimseyen 18 yaşından gün almış herkes, partimize aday üyelik için başvurabilir.


DİSK

"GÖZ BEBEĞİMİZ DİSK, GELENEĞE SÖZ VERDİK... GELECEĞE TAŞIYACAĞIZ.."

İŞÇİ SINIFINDAN HABERLER

DİSK

http://www.disk.org.tr/

BANK-SEN

http://www.banksen.org.tr

BASIN-İŞ

www.diskbasinis.org

BİRLEŞİK METAL-İŞ

http://www.birlesikmetal.org

BTO-SEN

www.btosen.org.tr

CAM KERAMİK-İŞ

http://www.disk-camkeramikis.org

DEV MADEN-SEN

http://www.devmadensen.org.tr

DEV SAĞLIK-İŞ

http://www.devsaglikis.org.tr

DEV TURİZM-İŞ

http://www.devturizmis.org.tr/

DEVRİMCİ YAPI-İŞ

http://www.devyapi-is.org

EMEKLİ-SEN

http://www.tumemeklisen.com

ENERJİ-SEN

http://www.enerjisen.org

GENEL-İŞ

http://www.genel-is.org.tr

GIDA-İŞ

http://www.gidais.com

GÜVENLİK-SEN

http://www.guvenliksen.org.tr/

İLETİŞİM-İŞ

http://www.deviletisimis.org.tr

LASTİK-İŞ

http://www.lastik-is.org.tr

LİMTER-İŞ

http://www.limteris.com

NAKLİYAT-İŞ

http://nakliyatis.org

SİNE-SEN

https://twitter.com/DiskSine

SOSYAL-İŞ

http://www.sosyal-is.org.tr

TEKSTİL

http://www.disktekstil.org

TÜMKA-İŞ

http://www.tumkais.org

   

45. YILINDA...

SOSYALİZM YOLUNDA...

YAŞASIN TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ


FAŞİZME KARŞI

DEMOKRASİ

SÖMÜRÜYE VE KAPİTALİZME KARŞI

SOSYALİZM

 


TSİP PROGRAMI
SOSYALİZM PROGRAMIDIR
 

Son Güncelleme 19-11-2019 15:37

Sitemiz yukarıdaki Internet tarayıcıları tarafından desteklenmektedir


TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ

SOCIALIST WORKER PARTY OF TURKEY

PARTITO SOCIALISTA DEI LAVORATORI DI TURCHIA

PARTI OUVRIER SOCIALISTE DE LA TURQUIE

Σοσιαλιστικό Εργατικό Κόμμα της Τουρκίας

터키의 사회주의 노동자 '파티

トルコ社会主義労働者党

तुर्की सोशलिस्ट वर्कर्स पार्टी


PRchecker.info

PARTİMİZİN 1993 YILI 3. GENEL KURULUNDA YAPILAN KONUŞMALARI, TARİHİ ÖNEMİ NEDENİYLE YAYINLIYORUZ.

VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-2


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-3


GÜLTEKİN GAZİOĞLU YOLDAŞIN KONUŞMASI


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI -2


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN  KONUŞMASI -3


TURGUT KOÇAK YOLDAŞ, KENDİ YAZDIĞI ŞİİRİ FIRTINA ÇOCUKLARI'NI OKUYOR

GENEL MERKEZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ANKARA İL ÖRGÜTÜ

CELAL FİL (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24 Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ÇANKAYA İLÇE ÖRGÜTÜ

AYŞE SELMA ÖZKÖKLÜ (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

İSTANBUL İL ÖRGÜTÜ

ADEM YAKAR (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

MÜNÜR BİRCAN (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

TSİP Aday üye kayıt formu

TSİP KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

ADAY ÜYELİK BAŞVURU FORMU


ÜNYE İLÇE ÖRGÜTÜ

SALİM OĞUZ (BAŞKAN)

Burunucu Mah. Kaymakam Sok. No: 17

ÜNYE - ORDU

EKİN SANAT DERGİSİ

İSTANBUL İL TEMSİLCİLİĞİ

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire 6 -.7

 KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10


 


YAYINLARIMIZIN EKİM 2019 SAYILARI ÇIKTI: OKU - OKUT - ABONE OL - ABONE BUL


WEB SİTEMİZDEKİ YAZILARIMIZDAN
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-1  TİP
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-2  TSİP
NEDEN SOSYALİZM?
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -1
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -2
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -3
TSİP TARİHİNDEN -1
TSİP TARİHİNDEN -2
İŞİN NERESİNDEYİZ / Turgut Koçak
ZAMAN BİZİ HAKLI ÇIKARMIŞTIR / A.Emel ENGİN:
KISA POLİTİK DEĞERLENDİRİMLER VE TSİP’İN KURULUŞU
12 EYLÜL ÖNCESİ AFİŞLERİ
DÜNYADA EN ÇOK HAİNİN BULUNDUĞU ÜLKE HANGİSİDİR?
ÜLKÜCÜ FAŞİST HAREKETİN TARİHİ -1
ÜLKÜCÜ FAŞİST HAREKETİN TARİHİ -2
AZİZ NESİN VE HALK MASALLARI / Toplam 24 Masal
SOLAK SOL MU? SOSYALİZM Mİ?
SOLUN GENEL DURUMU
AVRUPA BİRLİĞİ VE SOSYALİSTLER: 1
AVRUPA BİRLİĞİ VE SOSYALİSTLER: 2
AVRUPA BİRLİĞİ VE SOSYALİSTLER: 3
AVRUPA BİRLİĞİ VE SOSYALİSTLER: 4
AVRUPA BİRLİĞİ VE SOSYALİSTLER: 5

TROÇKİ VE TROÇKİZM ÜZERİNE

HAİN TROÇKİ
TROÇKİ STALİN VE KIZIL ORDU
TROÇKİ'DEN TİTO'YA
TROÇKİ FRANKO HİZMETİNDE

TROÇKİ VE LENİNE KARŞI KOMPLO

LENİN'İN 50. DOGUM YILDÖNÜMÜ VESİLESİYLE KONUŞMA - Stalin 1920

TRANSKAFKASYA'NIN SOSYALİZM MASKELİ KARŞI-DEVRİMCİLERİ - Stalin 1918

BOLŞEVİK PARTİNİN SAVAŞ, BARIŞ VE DEVRİM SORUNLARINDAKİ TEORİ VE TAKTİĞİ - Stalin

Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni - Romada Devlet / Engels
POLİS DEVLETİ NASIL OLUR?
SENDİKALAR, MESLEK KURULUŞLARI, KOMÜNİST İŞÇİ PARTİLERİ LİNKLERİ
ÖRGÜTSÜZLÜĞÜ KUTSAYANLAR YA DA BOŞ GEVEZELİKLER…
PARTİMİZE BAĞIŞ YAPAR MISINIZ?

özgecan cinayeti ile ilgili görsel sonucu

TSİP PROGRAMINDAN:

KADINA ŞİDDET'E HAYIR

b) Dayak ve her türlü yıldırma yöntemleri en ağır biçimde cezalandırılacak, insanlık onurunu ayaklar altına alan, kadının kendi bedenini herhangi maddi çıkar karşılığı satması kesin olarak önlenecek, fuhşun tuzağından kurtulan kadınların onurlu bir yaşama kavuşması için iş sağlanacak, fuhşun ve kadını aşağılayan diğer baskıların nesnel koşulları ortadan kaldırılacaktır.


PARTİ, İKTİDAR ve ÖNCÜLÜK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

19 KASIM 2019

Dünyada ve ülkemizde, özellikle de ülkemizde bu üç başlıkta ifadesini bulan konu çok tartışıldı.

Bu tartışmalar sonucu kimisi sosyalist parti daha doğrusu Leninist bir parti anlayışını terk ederek direksiyonu sağa kırıp yol değiştirirken kimisi gündeminden iktidarı çıkardı, kimisi de partinin öncülük işlevini yadsıyarak partiyi kurulu düzenin birer aracına dönüştürmek gibi bir yola saptı.

Sosyalizm mücadelesinde hiç kuşku yok ki pek çok araç söz konusudur. Ancak parti bu araçların hepsinin merkez olarak kabul ettiği yüksek öğretiyle donanımlı bileği bükülmez, yolundan dönmez bir mücadele ve iktidarı alma aracıdır.

Bu gerçekler ışığında konuyu ele aldığımız zaman görürüz ki işçi sınıfının yüce evladı Lenin ve arkadaşları Büyük Ekim Devrimi öncesi nasıl bir parti inşa etmek gerektiği konusunu ele alıp çok düşünmüşler, böylece de sosyalizm mücadelesinin aracının yani partinin eti, kemiği ve ruhuyla ortaya çıkmasını başararak en önemli bir kavşağı başarıyla geçmişlerdir. Ancak böyle bir partidir ki içinde gönüllü birlikteliği, zorlu bir çaba ve çalışmayı, kitlelerin devrimci mücadeleye kilitlenmesini sağlayabilir. Hiç kuşku yok ki bu zorlu mücadelede yenilgilerle karşılaşılabilir.

Bütün bu yenilgilerden dersler çıkarmakta olasıdır fakat burada yine de biz Türkiye Sosyalist İşçi Partisi üye ve yöneticilerinin belirttiği gibi parti sürekliliğinin sağlanması en başat görevlerimiz arasındadır.

Bu bağlamda Lenin’de parti düşüncesi ve eylemliliğinin altını kalın çizgilerle çizmek gerekiyor. Bu uzun yolda parti zorunlu gereksinmelere göre kendisini yeniden şekillendirdiği gibi başta işçi sınıfı olmak üzere emekçi yığınlarla bağ kurma konusunda da yeni yeni becerilere de sahip olması gerekiyor. Bir başka deyişle maddi gerçeklikler karşısında kendi dönüşümünü sağlaması zorunlu. Yukarıda da belirttiğimiz gibi ancak böyle bir parti kendi sürekliliğini sağladığı gibi iktidara yürüyebilir ve bu mücadelede öncülük görevini yüklenebilir. Durum bu olunca da parti, bir yandan içinde bulunduğu ortamı ve değişen ortamlardaki sınıf mücadelesine kendisini uyarlayabilir, uyarlayabildiği ölçüde de sağlam bir sınıf partisi kimliği kazanabilir.

Parti, her şeyden önce iktidarı ele geçirmek için kurulur. Ne var ki bizim Lenin’den öğrendiğimiz kadarıyla iş bu kadar da basit değildir. Lenin’de vücut bulan anlayış; iktidarı almak, zor yoluyla var olan iktidarın yıkılması sonrasında işçilerin egemenliğinde bir sosyalist iktidara dönüştürülmesidir.

Hiç kuşkusuz bizim sözünü ettiğimiz anlayışın dışında kalan partilerde iktidarı amaçlamaktadırlar. Ancak onlardaki iktidar anlayışı basitçe söylenirse hükümetin devralınmasından ibarettir. Bir bakıma iktidara gelinecek ve devlet aygıtı da istenildiği şekilde kullanılabilecek. Ne var ki bu anlayış Marksizmin ruhuna aykırıdır. Çünkü devlet kimin devletiyse ancak ve ancak ona hizmet eder. Bu bağlamda devlet aygıtı bütünüyle parçalanmalı ve yerine işçi sınıfının egemenliğini tartışmasız ifade eden bir devlet aygıtı inşa edilmelidir. Dolayısı ile zor hem sosyalizme geçiş ve kuruluş hem de iktidarı elde tutmak için zorunlu ve gereklidir.

Yukarıda dile getirdiklerimizden de anlaşılıyor ki iktidar görüşü demek salt devrim sürecini değil, aynı zamanda da iktidarı ele aldıktan sonrasını da bütün çıplaklığı ile gözlerimizin önüne serer. Böylece bilinçli bir irade ile sosyalizmin kurulması ve uygulanması ancak yaşam bulabilecektir. İktidarın ele geçirilmesi bir savaşı bitirir ancak yeni bir savaşın da başlangıcıdır. Çünkü sosyalizmin kuruluşu ve sınıfsız, sömürüş, sınırsız bir toplum biçimi olan komünizme doğru da bir savaşın başlangıcıdır.

Partinin öncülüğü dediğimiz zaman aklımıza sadece devrime giden yolda bir öncülükten ibaret değildir. İçinde sosyalizmin kuruluşunu ve sınıfsız, sömürüsüz ve sınırsız bir toplum biçimine ulaşmayı da amaçlayan partinin çok önemli bir rolüdür.

1917 Büyük Ekim Devrimi’nin öncülük görevi tam da yukarıda işaret ettiğimiz gibi işlemiştir. Çünkü sınıf mücadelesi salt işçi sınıfının var olan bilinç durumuna indirgenmemiş, emek-sermaye çelişkisinin evrenselliğine de döne döne vurgu yapılmıştır. Bu nedenledir ki Lenin ve arkadaşları, Ülke emekçilerinin iktidarı ele geçirmelerinin yanında sosyalizmin kuruluşu ve yönlendirilmesi konusu da programatik bir şekilde yaşam bulmuştur.

Bir başka konu da öncülük sadece eğitimle bir biçimlendirmeyi değil, aynı zamanda da örgütsel ve politik temsil olarak da kavranıp içselleştirilmesidir. Yine bu doğrultuda Lenin ve arkadaşları politik mücadele koşullarında partinin sınıfla organik bağının koptuğunu ileri sürmeleri anlaşılmayacak bir şey değildir. Ancak her koşulda partinin gerçek öncülüğünün işçi sınıfı ve partisi ile güçlendirilmesi gerektiği de bir zorunluluk olarak ileri sürüldüğü unutulmamalıdır.

BİTİRİRKEN

SSCB’nin ve sosyalist sistemin yıkılması bile Büyük Ekim Devrimi’nin öneminden bir şey kaybettirmemiş oluşunu iyi okumak gerekir. Çünkü onu eşsiz kılan şey, salt tarihte açtığı yeni sayfa kadar, bugün de yolumuza ışık tutmasındandır.

Büyük Ekim Devrimi ile hem devrim gerçekleşmiş hem de sosyalizmin kuruluşu programında başarılı işler yerine getirilmiştir.

Bu yüzden de bizler için Büyük Ekim Devrimi’nin doldurulamaz bir yeri vardır.

Turgut Koçak yoldaşa soru-görüş ve önerilerinizle ilgili mail gönderebilirsiniz


"HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZI: GÖREVLİLER VE YALAKALAR

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

"GÜNCEL NOTLAR"

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

19 KASIM 2019

Bildiğiniz gibi şehir hastanelerinin halkımıza bindirilen yükü ve işlevi nedeniyle tartışılıyor olması şaşırtıcı değildir.

Çünkü hem akıl almaz rakamlara mal olurken diğer yandan da sağlık hizmetlerinin halka götürülmesinde büyük aksaklıklar yaşanmaktadır. Bu yüzden de Sağlık Bakanı durumu daha fazla saklayamamış ve “zararın neresinden dönülürse kârdır” diyerek itirafçı olmuştur.

Yalnız bu anlayış, şimdilik Recep Tayyip Erdoğan’da aynı şekilde işlemiyor. Erdoğan yine hamasete sarılarak kendisini dinleyenlere sesleniyor ve Kılıçdaroğlu’nun bu konudaki eleştirilerine de sözüm ona yanıt vermiş oluyor.

Neymiş efendim; bizim Fatmamız, Ayşemiz, Eminemiz ve bilmem kimimiz böyle hizmetlere layık değil miymiş? Varsınmış bu yolda zarar edilecekse de edilsinmiş.

Şimdi siz bu sözleri duyduğunuz zaman kendinizi nasıl duyumsadınız, içiniz soğudu mu? Doğrusu benim soğumadı. Soğumadı, çünkü bu zararları Recep Tayyip Erdoğan kendi cebinden karşılamadığına ve beşli çetenin cebine milyonlar konulduğuna, yükü de bize bindirildiğine göre buyurum soğutabilin içinizi soğutabilirseniz.

Vallahi fazla söze gerek yok.

Birileri kendisini cin, yurttaşları da çarpılacak ahmak sanıyor ya en çok da kafam buna takılıyor bilmem anlatabildim mi?

09 - 16 KASIM 2019

1- Muhalif medya ve muhalefet partilerinden alınan verilere göre Türkiye’de en büyük sorunlardan biri olan işsizlik gittikçe artıyor.

Türkiye’deki işsiz sayısı 4 milyon 650 bine ulaşırken bu sayının 980 bini son bir yılda gerçekleşti.

Bu 980 bin kişinin büyük çoğunluğu olan 789 bini daha önce işi olup ta işini kaybedenlerden oluşuyor.

Son bir yılda işini kaybedenlerin 496 bini inşaatta, 179 bini sanayide, 20 bini hizmette, 494 bini ise tarım sektöründe çalışıyordu.

Bu da son bir yılda Türkiye’de bütün sektörlerde istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

Bu durum Türkiye’de son yıllarda yaşanan ekonomik krizin ne kadar güçlü ve büyük bir kriz olduğunu ortaya koymaktadır.

Bunun yanında TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) tarafından açıklanan verilerin gerçeği tam olarak yansıtmadığının da ortaya çıktığını düşünürsek Türkiye’deki gerçek işsiz sayısının açıklandığından daha fazla olup 8 milyon 84 bine ulaştığı görülmektedir.

Buna paralel olarak genç işsizliğinde büyük bir artış görülerek genç işsizlerin oranı % 27,4 gibi rekor bir düzeye çıkmıştır.

Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde genç işsizliğinin oranı bu kadar yüksek bir düzeye çıkmamıştır.

Bu genç işsizlerden olan 20-29 yaş arasındaki 4 milyon 318 bin arasındaki genç hem çalışmamakta; hem de eğitim almamaktadır.

Bunun yanında artan yoksulluk ve gelir dağılımındaki eşitsizlikler de artarak sürmektedir.

İşsizlikteki bu artış ve özellikle genç işsizliği, hem suç oranında büyük artışlara neden olmakta ve suç ekonomisini geliştirmekte; hem de yakın gelecekte toplumsal kargaşa ve patlamalar için güçlü bir zemin hazırlamaktadır.

Eğer toplumsal muhalefeti oluşturan devrimci parti ve örgütler buradan örgütlü ve etkili bir devrimci-toplumcu bir mücadele çıkarıp sermaye düzeninin ve emperyalizmin Türkiye’deki en güçlü temsilcisi olan AKP-Saray Faşizmini geriletip yıkamazlarsa bu kargaşa ve patlamalar gerçek bir devrime ve demokrasiye dönüşemez.

*********

2- İstanbul Fatih ve Antalya’dan sonra İzmir’de aynı aileden 4 kişi, İstanbul Bakırköy’de biri çocuk 3 kişi, Kırşehir’de bir günde birbirinden ayrı 3 kişi intihar etti.

Bunların dışında son 4 yılda 42 öğretmen atanamadığı için umutsuzluğa kapılarak kendi yaşamına kendi eliyle son verdiler.

Bu gelişmeler son yıllarda, özellikle son birkaç ayda intihar vakalarının büyük bir artış gösterdiğini ortaya koyuyor.

İntihar olaylarının büyük bir bölümü işsizlik ve yoksulluktan, borçların ve kiranın ödenememesinden kaynaklanıyor.

Bunun yanında yapılan haksızlıklar ve işyerlerinde uygulanan mobbingte intihar olaylarında rol oynayan etkenlerdir.

Ancak intihar olaylarında en büyük rolü işsizlik ve yoksulluk oynamaktadır ve son bir ayda bu olaylarda büyük bir artış meydana gelmiştir.

AKP ve ortağı MHP’nin intihar olaylarının araştırılması için verilen meclis araştırması ile ilgili önergeyi reddetmelerinin nedeni bu olayların ardındaki ekonomik gerçeklerin ve işyerlerindeki mobbing uygulamalarının ortaya çıkmasıdır.

Özellikle işsizlik ve yoksulluğun ulaştığı korkunç düzeyin tüm çıplaklığı ile ortaya çıkıp bunlara dayalı toplumsal tepkilerin önlenememesi korkusu ile intihar olaylarının arkasında kapitalist-sermaye düzeninin, AKP ve saray iktidarının uyguladığı ekonomik politikaların bulunduğu gerçeğinin daha iyi anlaşılmasıdır.

Bunun yanında ülkenin ekonomik kaynaklarının saray ve AKP İktidarı için ve onların yararına israf edilmesinin daha iyi görülmesi sonucunun ortaya çıkmasına yol açacağı gerçeğidir.

Ancak bu tür araştırmaları önleyerek uzun vadede sonuç almak mümkün değildir.

Bu tutum, yakın gelecekte işsizlik, yoksulluk gibi sorunlardan dolayı halkın, emekçilerin AKP İktidarı ve saraya karşı tepkilerinin daha çok artarak daha şiddetli toplumsal patlamalara yol açacaktır.

*********

3- AKP Hükümeti, 1 Kasımda TBMM’de Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen yeni vergilerin konulması ve mevcut vergilerin arttırılmasıyla ilgili pakete eklenen 50’inci madde ile kömürlü termik santrallerin çevre mevzuatına uyum süresi
31 Aralık 2019’dan 30 Haziran 2022’ye kadar uzatılıyor.

Kükürt tesisi olmadığı için yasal sınırların üzerinde kirletici salan bu santraller, sermayenin çıkarları için 3 yıl daha çevreyi kirletmeye devam edecekler.

Bu yolla AKP İktidarı sermayenin ve sermaye düzeninin çıkarları için havanın ve çevrenin kirletilmesine, insan sağlığının bilerek tehlikeye atılmasına göz yummaktadır.

Bunun dışında Giresun’da define söylentisi nedeniyle 12 binyıllık Dipsiz Göl’de yasal izinle başlatılan kazıda herhangi bir bulguya rastlanmazken 12 bin yıllık göl yok edildi.

Sinop’ta ise nükleer santral planlanan doğa harikası İnceburun’da 650 bin ağaç kesilerek bu doğa harikasına karşı suç işlendi.

AKP İktidarı, sermaye sınıfının ve düzeninin yüksek kar ve kazanç isteği uğrana doğayı katletmekten ve doğaya zarar verip onu yıkıma uğratmaktan kaçınmamaktadır.

Brezilya gibi tropik ormanlar bakımından zengin başka ülkelerde de benzeri görülen bu uygulamalar dünyanın her yerinde insanların ve tüm canlıların yaşamını ve geleceğini tehdit etmektedir.

*********

4-AKP ve saray İktidarı sermaye kesimine kazanç sağlamak ve patronların karlarını arttırmak için 30 tane şehir hastanesi inşa ettirip şehirlerin içindeki devlet hastanelerini kapatacak.

CHP’nin hazırladığı bu rapora göre bu 30 şehir hastanesinin bütçeye getireceği 25 yıllık maliyetiyle 800’den fazla hastane yapılabiliyor.

Bu da şehir hastanelerinin sermayeyi ve patronları zengin etmek ve sermaye düzenini ayakta tutup güçlendirmek için yapıldığını, bu yolla yandaş sermaye güçlerinin de zenginliğinin arttırılmak istendiğini ortaya koyuyor.

Ancak bu politikalar, bir yandan kaynak israfına neden olurken; diğer yandan da hastaların daha fazla müşteri gibi görülerek bu hastanelere yönlendirilip sağlık için daha çok para ödemeye zorlanacağını ortaya koyuyor.

********

5- Bu yıl 9 Kasım tarihinde Bitlis’te gözaltına alınan DİSK’e bağlı Devrimci Yapı İşçileri Sendikası Genel Sekreteri Nihat Demir tutuklandı.

Nihat Demir’in tutuklanmasının nedeni 3. Havalimanı Direnişini örgütlemek, buna dayalı sendikal faaliyetler ile barış, demokrasi ve adalet mücadelesi vermesinden kaynaklanıyordu.

Bu tutuklama yargının, patronların, sermayenin, sermaye düzenini ve patronların çıkarını koruyan AKP İktidarının emeğe, işçilere ve tüm emekçilere karşı kullandığı bir baskı aracı haline geldiği ve toplumsal muhalefeti engellemek için her türlü hak arayışının ve toplumsal mücadelenin önünün bu yolla kesilmek istendiğini ortaya koymaktadır.

Böylece gerici-faşist iktidar ve yönetim, tamamen güdümleri altına aldıkları yargı yoluyla sermayenin ve iktidarın karşısındaki tüm toplumsal muhalefeti ortadan kaldırmaya çalışmaktadırlar.

********

6- Bolivya’da ABD Emperyalizmi ve Yönetimi’nin desteği ve kışkırtmasıyla başlayan ordunun başını çektiği işçi ve emekçi kitleleri yararına politikalar üreten Devlet Başkanı Morales’e karşı yapılan karşı devrimci darbeye ve bu yolla iktidara gelen darbeci yönetime karşı İşçi sınıfı ve emekçilerden oluşan direniş devam ediyor.

ABD’nin desteklediği bu faşist darbe sonucu polisler ve faşist çeteler devrimci emekçilerin ve işçilerin mahallelerine saldırıp bu mahalleleri yağmalayıp tahrip ederken, işçi ve emekçilerden devrimci eylemlere katılanları da toplama kampına benzer yerlere götürmeye çalışıyorlar.

Darbe sonucu Meksika’ya giden Morales’e halkın büyük bir bölümünün desteği sürüyor.

Amerikan emperyalizmi ve CIA, Güney Amerika Ülkelerindeki toplumsal muhalefete ve devrimci güçlere gözdağı vermek ve Güney Amerika’daki olası bir devrimleri engellemek için bu ülkelerin sivil ve askeri faşistleriyle işbirliği yapmaktan kaçınmamaktadır.

Bu yolla bu ülkelerdeki sermaye kesimleri de bağımlı oldukları Amerikan Sermayesi ve ABD ile birlikte hareket etmektedirler.

Bu da Bolivya’da işçi sınıfı ile sermaye arasında sıcak bir sınıf mücadelesi ve savaşımının yaşandığını göstermektedir.

Bu gelişmeler, sadece Güney Amerika Ülkelerini değil, tüm dünya ülkeleri ve onların işçilerini ve emekçi halk kitlelerini ilgilendirdiği için birçok ülkede de politik mücadeleyi etkilemektedir.

Başka ülkelerdeki devrimci parti ve örgütlerin de bu mücadeleyle giderek daha yakından ilgilendikleri görülmektedir.

Mücadelenin Morales ve onun yanında yer alan ilerici-devrimci güçlerin zaferiyle sonuçlanması, sadece Güney Amerika’da değil tüm dünyada işçi ve emekçi kitlelerin özgürlükleri için ve sermaye düzenine son verip onun yerine toplumcu-sosyalist bir düzen kurmak için güç kazanmalarına neden olacaktır.

*********

7- Türkiye Cumhurbaşkanı ile ABD Başkanı Trump arasında beklenen görüşme 13 Kasımda ABD’de yapıldı.

Sarayın onca hakarete rağmen bu görüşmeyi kabul etmesi ve görüşmenin gerçekleşmesi, AKP İktidarı ve sarayın ABD’ye ve emperyalizme olan bağımlılıklarının bir sonucudur.

Ayrıca ABD Yönetimi’nin elinde bulunan Halkbank Dosyası, sarayın, hükümetin ve önemli devlet görevlilerinin yurtdışındaki malvarlıkları ve bankalarındaki hesaplara el konulması, Suriye’de IŞİD’l e kurulan çıkar ilişkileri, IŞİD, El Kaide artığı dinci-gerici örgütlerle kurulan ilişkiler ve ekonomik yaptırımlar bu ziyaretin yapılması ve yapılan hakaretlere fazla ses çıkarılmaması sonucunu doğurmuştur.

Bu görüşme sonucu elde edilen sonuç, ABD ile yapılan bir anlaşma ile AKP İktidarı ve saray ABD Yönetimi’ne ve Emperyalizmine Ortadoğu’da ve Türkiye’de yeni tavizler vererek ve onunla anlaşarak iktidarlarını korumaya çalışmaktadırlar.

Bu tavizler, ABD ve NATO Ülkelerinden daha fazla ağır silah alıp, Rusya’dan yeni ağır silahlar almamak ve S-400 Füzelerinin aktive edilmemeleri şeklinde olabilecektir.

Bunun yanında Amerikan şirketlerine Türkiye’de yeni kolaylıklar ve tavizler de verilmiş olması ve Türkiye’nin dış politikasında ve Ortadoğu’da NATO ve ABD’den fazla uzaklaşmamaya özen göstermesi şeklinde olması olasıdır.

Bu tavizler sonucu ABD ile ilişkilerin bir ölçüde yumuşamasına rağmen Türkiye Yönetimi’nin bu kez de Rusya ile bir anlaşmazlık yaşaması muhtemeldir.

Nitekim Rusya Yönetimi, Türkiye Yönetimi’nin ABD ve NATO ile Ortadoğu’da Suriye’ye karşı daha fazla birlikte hareket etmesi, NATO ve ABD’nin çıkarlarına daha yakın davranması olasılığından endişe duymaktadır.

Bu yüzden AKP İktidarının ve sarayın IŞİD’ le, Suriye ve Ortadoğu’daki diğer dinci, gerici, işbirlikçi örgütlerle kurduğu ilişkileri dünya kamuoyuna ve basına açıklayabileceğini ve kimi bilgilerin de Birleşmiş Milletlere gönderilebileceğini Rus Basınına verilen bilgilerle açıklamıştır.

Bu gelişmeler İlerde saray için bir Rusya Ziyaretinin de gerçekleşmesine neden olabileceği gibi Rusya Yönetimi’nin artan baskısı, Suriye ve İran’ın sıkıştırmasıyla Suriye’deki kimi bölgelerin Türk Askerleri tarafından boşaltılması ve Suriye’de dinci, gerici örgütlerin desteklenmemesi, bunlara verilen desteğin tamamen çekilmesi yönünde güçlü baskıların ortaya çıkmasına neden olacaktır.

Bu da AKP İktidarı ve sarayın dış politikada daha çok zorlanacağı ve ABD ile Rusya arasında daha fazla bocalayacağı anlamına gelmektedir.

Öte yandan Suriye’de Türk Askerlerinin de bulunduğu yerlerdeki bombalı saldırılar, Türkiye’nin Ortadoğu ve Suriye’deki çatışmalara daha fazla sürüklendiğini ortaya koymaktadır.

Bu gelişmenin bedelini ise yoksul, emekçi halk kitleleri ödeyecektir.

ABD’ye cumhurbaşkanının yaptığı bu ziyaret ise ABD Başkanı Trump açısından Amerikan Toplumunun ve Ülkedeki muhalefetin dikkatini iç sorunlardan ve kendisinin azil sorunundan uzaklaştırma, muhalefetin kimi isteklerine uyarak muhalefetten gelen baskıyı azaltıp iktidarını güçlendirme amacına hizmet etmiştir.

Böylece Trump Yönetimi, kendisi ve iktidarı ile ilgili sorunların azalması ve iktidarını koruyup kullanmak için Türkiye Yönetimi’ni ve Türkiye’yi kullanmıştır.

ABD Başkanı Trump’un bu davetinin bir diğer nedeni de budur.



DOST VE KARDEŞ ÜLKE SURİYE, İŞTE BU KADAR GÜZEL.



TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN

"SOSYALİST ÖĞRETİ YENİDEN"

BAŞLIKLI YAZILARININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ


Av. İdris Köylü

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN WEB SİTESİ

İdris Köylü arkadaşa soru-görüş ve önerilerinizle ilgili mail gönderebilirsiniz


AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SİYASAL YAZILARI


AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SANATSAL YAZILARI

Turgut KOÇAK:

VELİ GÜRCAN

Veli Gürcan yoldaşımız Isparta Lisesi’nde öğrenciyken komünist olduğu gerekçesiyle disiplin kuruluna verilmiş daha sonra da okuldan uzaklaştırılmıştır. Lise son sınıfı bu yüzden Afyon’da okumak zorunda kalmış, liseyi bitirdikten sonra ise İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girmiştir. Burada TİP üyesi olan Gürcan daha sonra kurulan TİP’in gençlik örgütü Sosyalist Gençlik Örgütü’ün (SGÖ) yöneticisi olmuştur.

12 Mart faşizmi ile birlikte kapatılan TİP’ten sonra ise daha sonra TSİP’i kuracak olan bir grup arkadaşla birlikte olmuştur.

İyi bir sokak tiyatrocusu olan Gürcan Kavel direnişine de katılarak direnişçiler için moral kaynağı olmuştur. 12 Mart faşizminin yüzünden son sınıfta öğrenimini bırakmak zorunda kalan Gürcan, parti çalışmaları yüzünden okula devam edip okulunu bitirememiştir. 12 Eylül sonrasında da çalışmaların içinde yer alan arkadaşımız Filistin’de de bulunmuş daha sonra Avrupa’ya gitmiş ve kendi isteği ile yeniden Türkiye’ye dönmüştür. Parti çalışmaları yüzünden 1985 Temmuzunda tutuklanmış ve bir süre içerde kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır. Parti içinde başlayan tartışmalarda yer almış ve görüşlerini dile getirmiştir.

Son toplantıdan birlikte ayrılırken diğer arkadaşlara ben; “bu parti kendi adıyla yeniden kurulacak, ilke, kitle, Gerçek, Sosyalist ve Gerçek yeniden çıkarılacak” dedim. Gürcan’la sözleştik ve ölünceye kadar kendisiyle sözleşmemizi bozmadık. Bugüne kadar ne onun ne de bizim birbirimizle ilgili sarfettiğimiz tek kötü söze kimse tanık olmuş değildir. Kendisi partimizin yeniden açılış genel kurulunda delegemizdi ve genel kurulumuzda kendisine yakışır bir konuşma yaparak bize güç ve destek verdi. Onu, insan olan Veli Gürcan’ı unutmayacağız.

Değerli yoldaşlarım insan kimileri ile öylesine güzel şeyler paylaşır ki, bunlar ölünceye kadar unutulamaz. Benim gerçekte Veli Gürcan’la paylaştıklarım da böylesine unutulmayacak güzelliklerdi ve bunları, bu güzellikleri korumayı vefa borcunun çok ötesinde şeyler olarak algılıyor ve sahip çıkıyorum.

Kendisini en son görüşüm Senirkent’te yaşadığı bağ evinde oldu. Yaşadığı sıkıntıyı oradan hemen uzaklaştırılması gerektiğini biliyorduk. Çıkıp iki partili bayan arkadaşla birlikte yanına gittik. İki gün orada kaldıktan sora üçüncü gün aramızda sözleşerek ayrıldık. Biz oradayken Afer Kara ve çocukları da geldiler. Onlarda Veli arkadaşı çok severlerdi, şimdi düşünüyorum da keşke onlar gelmemiş olsalardı diyorum. Çünkü kendisiyle sözleşmiş işlerini düzene koyar koymaz partiyi tüm Türkiye’de örgütlemek üzere sözleşmiştik. Onlar Veli Gürcan’ı ikna edip tatile götürdüler. Oysa biz kısa bir süre sonra bir araya gelecek ve birlikte parti tarihini yazacaktık. Oysa Veli oradan İzmir’e geçmiş bizden bir süre daha zaman istemişti. Ne yazık ki zamanı uzun sürdü ve bir daha geri dönemedi. Veli Gürcan hastalanmıştı.

Oysa kendisiyle sözleştiğimiz üzere Ankara’da ev bile hazırlamaya başlamıştık. Çünkü kendisi artık kimsenin evinde kalamayacağını söylemişti bize. O görüşmeden bende kalan unutamadığım şey abisinin eşinin bize söylediğidir. Abisinin eşi bize ne edin edin Veli ağabeyimi buradan götürün demişti. Çünkü; Veli ağabeyim bağ evinde yalnız diye düşündüğüm için bir kadına düğürlük ettim o kadın da, “o aklını yemiş adama mı kaldım’ diye beni geri çevirdi demişti…

Kendisiyle son görüşmemse bir telefon konuşmamız oldu. Cezamızın kesinleştiği için aranır durumdaydık. O ise İzmir Göğüs Hastanesi’nde neredeyse son günlerini yaşıyordu. Bana kendi durumunu önemsemeden “Yahu ağam nedir bu devletin senden istediği” demişti. Sonra öldü cenazesine bile gidemedim. Birkaç gün sonrada Ankara’da düzenlenen bir operasyonla tutuklandım.

O öldükten sonra kendisine TSİP’li ya da değil pek çok çevre sahip çıktı. Ve hatta mezarını bile yaptırdılar. Gerçekte bu insanoğlunu anlamak çok zor. O sağken kimsenin içtenlikle sahip çıkmadığı Veli Gürcan her nedense birden sahiplenilencek insan olarak görüldü ve herkes orada görünmek için yarıştı. Şimdi kızı Aslı’nın mezarı başında söylediği “Babamın ne çok dostları varmış” sözü nasıl da hüzünlendirici değil mi?

Ve zaten bu işte her zaman için bir gariplik olmuş, benim de aklıma hep takılmıştır nedense. Tanıdığım bir çok komünist kimseyi sağken her nedense arayan soran olmamıştır ama öldükten sonra kimi zaman salonlarda, kimi zaman mezarı başında birileri anar olmuştur. Burada kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur betimlemesi biraz yerine oturan bir benzetme değil ama her nedense bütün anmalar bu alışkanlıklar içinde yapılıyor. Beni de asıl kızdıran şey budur. Ama biz TSİP’liler olarak söz veriyoruz Veli Gürcan yoldaşımızı kendi emekleri ile anacak ve kendisin asla unutturmayacağız.

Parti olarak Veli Gürcan’ın adını yaşatmak için onun adına sayısız çalışmalar yapacak olan eylemlilikler yürüteceğiz. Bu konuda ilk işimiz Veli Gürcan’ın adını verdiğimiz PARTİ OKULU olacaktır. Onun adına bilimsel araştırmalar düzenleyecek yazın alanında etkinlikler düzenleyeceğiz.

Bu partide Veli Gürcan’ı herkesten çok daha iyi tanıyan biri olarak onu gerçek insanlığı ile döne döne anarak hakkında düşündüklerimi bitirmek isterim.

Kimi insanlar vardır ki, devrimcidir. Ama sadece devrimcidir. Onların devrimcilikleri de soğuk demir gibidir insanı asla ısıtmaz. İnsanı asla ta can evinden sarıp sarmalamaz. Onlara bir türlü ısınamazsınız, söyleyeceklerinizi bile söylemekten çekinir ve hatta başka dünyaların insanları olduğunuzu bile düşünürsünüz. Bu gibiler çoğu zaman bu durumlarına sayısız neden ileri sürebilirler. Çoğu zaman da bu davranışlarını disiplin adı altında sürdürürler. Oysa gerçeklerin öyle olmadığını küçücük bir sınama denemede bile yakalar ve hayal kırıklığına uğrarsınız.

Şimdi gelelim Veli Gürcan’a; bu arkadaşımız ne adına olursa olsun o sıcak, o kucaklayan insan yanını bir kez bile olsun es geçmiş biri değildir. Kendisine en ağır sözler söyleyen kimseleri bile hoş görmekle kalmamış onları Veli Gürcan sıcaklığı ile sarıp sarmalamıştır. Veli Gürcan sıcaklığı dedimse kimse bu da nasıl bir şeydir deyip geçmemelidir. Gerçekten de onu tanıyanlar benim bu tanımlamama hak vereceklerdir. Bu nedenle bizim partimizde yoldaşlar arasında sıcaklığın adı da Veli Gürcan sıcaklığıdır. Bu sıcaklığı ve insan davranışını her yoldaşımıza karşı sonuna kadar korumak Veli Gürcan arkadaşımıza bizim borcumuzdur diye düşünüyor, attığımız her adımı buna göre atıyoruz.

Şimdi o yok. Ama onunla birlikte biriktirdiğimiz bütün değerler bizim için yeri doldurulamaz önemde birer hazinedir.

Gürcan’ın babasını da iyi tanıyan biri olarak Veli Gürcan’daki güzelliklerin kaynağını çok iyi biliyorum.

Her ikisini de bu nedenle bir kez daha yürekten anmayı bir görev sayıyorum.


Behice Boran:

'Sosyalist Doğulmaz, Yaşanır'

İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı’ndaki duruşmada hakim karşısına çıkarıldı.


DİNLENE DİNLENE...

Hakim sordu: Çıktınız mı?

-Çıktık.

-Ne yapacaktınız?

-Taksim’e doğru yürüyecektik.

-Peki neden çıktığınız?

-1 Mayıs emeğin bayramı, mücadele günüdür. Biz de o sınıfın partisiyiz, çıktık.

-Nereden çıktınız?

-Merter’den çıktık.

-Nereye gidecektiniz?

-Taksim’e.

-Merter neresi Taksim neresi, uzun yol; siz yaşlısınız nasıl gideceksiniz?

-Dinlene dinlene…”

YAZININ TAMAMI


MAİL ADRESLERİMİZ

tsip15161974@gmail.com

tsip1974@hotmail.com

turgutkocak2009@hotmail.com

tsip.ali.oner@hotmail.com

tsip@tsip1974.com

kitle.dergisi@hotmail.com

ekinsanat@hotmail.com


SAYFA BAŞI