PARTİLİ YOLDAŞLARIMIZI SAYGIYLA ANIYORUZ

(sayfaya git)

ONLAR, KAVGAMIZIN SIRA NEFERİYDİLER...

ANILARINI MÜCADELEMİZDE YAŞATACAK,

ÖLENLERİN BOŞA ÖLMEDİĞİNİ BİLEREK,

SAVAŞIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ...

(Partili yoldaşlarımızın bilgisine: Eklemeyi unuttuğumuz yoldaşlarımız var ise, tsip15161974@gmail.com yada  0 216 337 82 10 no'lu telefon'dan bize bildiriniz.)



44. YILINDA

SOSYALİZM YOLUNDA

YAŞASIN 15-16 HAZİRAN

YAŞASIN SOSYALİZM

YAŞASIN TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ

"FAŞİZME KARŞI,

DEMOKRASİ.

 SÖMÜRÜYE VE KAPİTALİZME KARŞI,

SOSYALİZM."

 
 

Son Güncelleme 17-10-2018 14:10

Sitemiz yukarıdaki Internet tarayıcıları tarafından desteklenmektedir


TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ

SOCIALIST WORKER PARTY OF TURKEY

PARTITO SOCIALISTA DEI LAVORATORI DI TURCHIA

PARTI OUVRIER SOCIALISTE DE LA TURQUIE

Σοσιαλιστικό Εργατικό Κόμμα της Τουρκίας

터키의 사회주의 노동자 '파티

トルコ社会主義労働者党

तुर्की सोशलिस्ट वर्कर्स पार्टी


PRchecker.info

SENDİKALAR, MESLEK KURULUŞLARI ve KOMÜNİST İŞÇİ PARTİLERİ LİNKLERİ

PARTİMİZİN 1993 YILI 3. GENEL KURULUNDA YAPILAN KONUŞMALARI, TARİHİ ÖNEMİ NEDENİYLE YAYINLIYORUZ.

VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-2


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-3


GÜLTEKİN GAZİOĞLU YOLDAŞIN KONUŞMASI


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI -2


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN  KONUŞMASI -3


TURGUT KOÇAK YOLDAŞ, KENDİ YAZDIĞI ŞİİRİ FIRTINA ÇOCUKLARI'NI OKUYOR

GENEL MERKEZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ANKARA İL ÖRGÜTÜ

AYŞE KAYGUSUZ (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24 Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ÇANKAYA İLÇE ÖRGÜTÜ

AYŞE SELMA ÖZKÖKLÜ (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

İSTANBUL İL ÖRGÜTÜ

ADEM YAKAR (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

BESİM TUZLU (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

TSİP Aday üye kayıt formu

TSİP KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

ADAY ÜYELİK BAŞVURU FORMU

EKİN SANAT DERGİSİ

İSTANBUL İL TEMSİLCİLİĞİ

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire 6 -.7

 KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10


 

YAYINLARIMIZIN TEMMUZ-AĞUSTOS-EYLÜL 2018 SAYILARI ÇIKTI

NASIL BİR POLİTİKA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

17 EKİM 2018

Bugüne kadar AKP ve saray iktidarının bize öğrettikleri az şey değildir. Bütün yaşadıklarımıza bakıp AKP ve saray iktidarının rejimine faşizm nitelemisinde bulunmak hiç kuşkusuz yanlış değildir. Her parti ya da politik çizgi yaklaşımını kendi anlayışına göre yapsa da ortada yine de bizlerin üzerinde durması gereken şeyler var.

Örneğin; Türkiye Sosyalist İşçi Partisi olarak mevcut rejimi dinci, gerici ve faşist diktatörlük olarak niteliyoruz. Bununla birlikte var olar rejimle klasik faşizme karşı mücadele yöntemlerini de dikkate almak koşuluyla farklı mücadele biçimleri geliştirmek gerektiğine inanıyoruz.

Öyle bir iktidarla karşı karşıyayız ki bu iktidar bu konuda kesin şöyle düşünüyor demek zor. Bildiğiniz gibi bir dönemler ABD’nin Büyük Ortadoğu politikasının peşine takılan AKP iktidarı ve Recep Tayyip Erdoğan’ın o günlerde söylediklerinden ortada bir eser kaldı mı? Hayır, kalmadı. Meydan meydan dolaşıp kendisini BOP Eşbaşkanı ilan eden ve bizim bir görevimiz var diye sözlerini sürdüren Erdoğan’ın söyledikleri bugün konuşuluyor mu? “Arap Baharı” adı altında emperyalistlerin planlarında görev alıp her yere koşturan saray iktidarı bugün aynı şeyleri yapıyor mu? Bir zamanlar saatler içinde Cuma namazını Şam’da kılacaklarını söyleyen Recep Tayyip Erdoğan’ın ağzından buna benzer biz söz işitiyor musunuz? Dün Suriye Politikası başka bugün başka olan AKP ve sarayın kısa süreler içinde politika değişikliğini ve sebeplerini anlamaz isek bu iktidarla mücadelemizi istediğimiz gibi yürütebilir miyiz? Ortadoğu politikalarında olduğu gibi AKP’nin ABD ve AB ile ilgili yakınlıklarını veya uzaklıklarını neye göre ayarlamaktadır sizce bu iktidarın uzun erimli bir stratejisi var mı? Dün AB’ye girmek için güpegündüz havai fişek gösterileri yapanlara ne oldu da artık o günlerdeki gibi hevesli görünmüyorlar? İçerde ve dışarda ABD ile uyuma özen gösteren bu iktidar niye inişli çıkışlı bir yol izliyor dersiniz? Hepsini bırakalım şu Papaz Brunson olayında bile “Bu fakir sağ oldukça Rahip Brunson dışarı çıkamaz” diyen Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlılığının önüne acaba yargı mı bir engel koydu da Erdoğan’ın söyledikleri uçup gitti? Ya da gerçekten ülkemizde yargı bazılarının dile getirdiği gibi bağımsız mı da Recep Tayyip Erdoğan’a karşın böyle bir karara imza atmış oldu? Bu konuda herkesin bildiği gibi karar sahibi asla yargı olmayıp Recep Tayyip Erdoğan’ın ta kendisidir. Özetle söylersek dış politika da ekseni olan omurgalı bir politikası yoktur bu iktidarın. Bu yüzden de saray günübirlik aldığı istihbaratı bilgilere göre bir politika yürütmektedir. Bu politikanın yararı elbette ülke yararına değildir ama basbayağı AKP ve sarayın iktidarını sağlamlaştırmaya yöneliktir. Bu gerçekleri doğru görmez isek Amerika’yı bırakıp Rusya’ya yakınlaşma kıvraklığını da elbette yeterince anlamış olmayız.

Ve hâlâ Suriye politikasında saray iktidarının günlük gelgitlerine tanık oluyoruz. Bir bakıyorsunuz Rusya ile sıkıfıkılık yerini ABD ile yakınlaşmaya bırakmış, hemen arkasından tersine dönülmüş. Bunun adı da dış politika oluyor öyle mi?

İçerde demokrasi’nin D’si bırakılmamış. Herkes her an tutuklanıp içeri atılabilir. Bir de bakmışsınız ki engin gönüllülük rüzgârı estiren bir durumla karşılaşmışsınız. Mezuniyet töreninde Erdoğan’ı eleştiren öğrencilerin başına gelenleri bu ülke gördü yaşadı. Tutuklandılar, içeri girdiler, çıktılar aaa bir de ne görelim Erdoğan tarafından kabul edilmişler ve Erdoğan öğrencilere bir nasihat çekmiş arkasından da davasını geri çekecekmiş öğrendik. Bunlar yaşanırken tam tersi şeyler ise birbiri peşi sıra geliyor. İşçiler haklarını aradılar diye mahpusu boyluyorlar. Patronlar kollarından tuttukları gibi işçileri kapının önüne koymuşlar. Ne hak aramak olası ne de hak aramadan bir sonuç alınması mümkün. Ülke içinde kimse düşündüklerini savunduklarını ve isteklerini ne tek başına ne de topluca bir meydana çıkıp ifade edemiyor. Orada anında biten polis ortalığı cehenneme çevirip suya ve gaza boğuyor, şiddet kullanıp insanları yerlerde sürükleyip gözaltına alıyor.

Ülkede hak ve özgürlüklerin tek kişinin iradesiyle sınırları daraltıldıkça daraltılıyor, olmadı yeni yasalarla daha da pekiştirilerek uygulamalara yasal bir kılıf giydirilmek isteniyor. Herkesin bırakılmayacağını düşündüğü papaz bırakılmış. Gizli tanık olayı başkalarının verdikleri ifadelerle evini ocağını söndürürken birileri için hem de ifade değiştirerek umut olup çıkmış. Yargıçlar duruşma salonlarından avukatları kovuyor, olmadı haklarında suç duyurusunda bulunarak gözaltına alınmalarını sağlıyor. Kendisi için her türlü eleştiriyi hakaret sayıp dava açarak paralar kazanan Erdoğan bir de bakıyoruz başkalarına hakaretin katmerlisini yapmış ama onu ortada zırh gibi koruyan bir durum olduğundan onun içi rahat.

Ekonomi çökmüş. Siz şu nedenle diyorsunuz onlar başka şeyler söylüyor.

Sonuçta ekonominin yasaları kim ne söylerse söylesin ağır basıyor ve yola gelmezleri de başka başka tedbirlere itiyor. Yaşadıklarımıza tedbirlerin olumlu yansımaları olur mu diye soruyorsanız eşyanın doğası gereği hiçbir zaman olmamış, bundan sonra da olmayacaktır.

Bu yüzden de bizler de var olar rejime karşı çok yönlü ve etkili bir mücadele örgütlemeyi başarmadan olumlu sonuçlar alacağımızı düşünmüyoruz, düşünemeyiz de…

"HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZI: ERDOĞAN’IN GÜNDEMİ

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

"GÜNCEL NOTLAR"

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

17 EKİM 2018

Karşımızda her an politika değiştiren, bugün söylediğinin yarın tersini söyleyen, içerde ve dışarda uygulanan politikaları duruma göre anlık ayarlamaya çalışan bu yüzden de bizleri şaşırtan bir iktidarla karşı karşıyayız.

Dolayısıyla böyle bir iktidarla klasik anlamda mücadelenin başarı sağlayacağını düşünmek bizce bir yanılgı olacaktır.

Bizleri yanılgıdan uzak tutacak olan elbette klasik mücadele yöntemlerini bırakmadan ama bu mücadeleye daha da etkili olacak yol ve yöntemler bularak ve uygulayarak başarı sağlayabiliriz.

Yoksa saray iktidarının kıvraklığı karşısında yenilgiden kurtulamayız.

Solda yer alan CHP’den HDP’ye oradan da sosyalist partilere kadar geniş bir çevrenin mücadelesini başarılı kılmanın yolu sözünü ettiğimiz çeşitli mücadele yöntemlerinden geçtiğini de bilmeliyiz derim.

O kadar…
 

DOST VE KARDEŞ ÜLKE SURİYE, İŞTE BU KADAR GÜZEL.




Turgut KOÇAK:

VELİ GÜRCAN

Veli Gürcan yoldaşımız Isparta Lisesi’nde öğrenciyken komünist olduğu gerekçesiyle disiplin kuruluna verilmiş daha sonra da okuldan uzaklaştırılmıştır. Lise son sınıfı bu yüzden Afyon’da okumak zorunda kalmış, liseyi bitirdikten sonra ise İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girmiştir. Burada TİP üyesi olan Gürcan daha sonra kurulan TİP’in gençlik örgütü Sosyalist Gençlik Örgütü’ün (SGÖ) yöneticisi olmuştur.

12 Mart faşizmi ile birlikte kapatılan TİP’ten sonra ise daha sonra TSİP’i kuracak olan bir grup arkadaşla birlikte olmuştur.

İyi bir sokak tiyatrocusu olan Gürcan Kavel direnişine de katılarak direnişçiler için moral kaynağı olmuştur. 12 Mart faşizminin yüzünden son sınıfta öğrenimini bırakmak zorunda kalan Gürcan, parti çalışmaları yüzünden okula devam edip okulunu bitirememiştir. 12 Eylül sonrasında da çalışmaların içinde yer alan arkadaşımız Filistin’de de bulunmuş daha sonra Avrupa’ya gitmiş ve kendi isteği ile yeniden Türkiye’ye dönmüştür. Parti çalışmaları yüzünden 1985 Temmuzunda tutuklanmış ve bir süre içerde kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır. Parti içinde başlayan tartışmalarda yer almış ve görüşlerini dile getirmiştir.

Son toplantıdan birlikte ayrılırken diğer arkadaşlara ben; “bu parti kendi adıyla yeniden kurulacak, ilke, kitle, Gerçek, Sosyalist ve Gerçek yeniden çıkarılacak” dedim. Gürcan’la sözleştik ve ölünceye kadar kendisiyle sözleşmemizi bozmadık. Bugüne kadar ne onun ne de bizim birbirimizle ilgili sarfettiğimiz tek kötü söze kimse tanık olmuş değildir. Kendisi partimizin yeniden açılış genel kurulunda delegemizdi ve genel kurulumuzda kendisine yakışır bir konuşma yaparak bize güç ve destek verdi. Onu, insan olan Veli Gürcan’ı unutmayacağız.

Değerli yoldaşlarım insan kimileri ile öylesine güzel şeyler paylaşır ki, bunlar ölünceye kadar unutulamaz. Benim gerçekte Veli Gürcan’la paylaştıklarım da böylesine unutulmayacak güzelliklerdi ve bunları, bu güzellikleri korumayı vefa borcunun çok ötesinde şeyler olarak algılıyor ve sahip çıkıyorum.

Kendisini en son görüşüm Senirkent’te yaşadığı bağ evinde oldu. Yaşadığı sıkıntıyı oradan hemen uzaklaştırılması gerektiğini biliyorduk. Çıkıp iki partili bayan arkadaşla birlikte yanına gittik. İki gün orada kaldıktan sora üçüncü gün aramızda sözleşerek ayrıldık. Biz oradayken Afer Kara ve çocukları da geldiler. Onlarda Veli arkadaşı çok severlerdi, şimdi düşünüyorum da keşke onlar gelmemiş olsalardı diyorum. Çünkü kendisiyle sözleşmiş işlerini düzene koyar koymaz partiyi tüm Türkiye’de örgütlemek üzere sözleşmiştik. Onlar Veli Gürcan’ı ikna edip tatile götürdüler. Oysa biz kısa bir süre sonra bir araya gelecek ve birlikte parti tarihini yazacaktık. Oysa Veli oradan İzmir’e geçmiş bizden bir süre daha zaman istemişti. Ne yazık ki zamanı uzun sürdü ve bir daha geri dönemedi. Veli Gürcan hastalanmıştı.

Oysa kendisiyle sözleştiğimiz üzere Ankara’da ev bile hazırlamaya başlamıştık. Çünkü kendisi artık kimsenin evinde kalamayacağını söylemişti bize. O görüşmeden bende kalan unutamadığım şey abisinin eşinin bize söylediğidir. Abisinin eşi bize ne edin edin Veli ağabeyimi buradan götürün demişti. Çünkü; Veli ağabeyim bağ evinde yalnız diye düşündüğüm için bir kadına düğürlük ettim o kadın da, “o aklını yemiş adama mı kaldım’ diye beni geri çevirdi demişti…

Kendisiyle son görüşmemse bir telefon konuşmamız oldu. Cezamızın kesinleştiği için aranır durumdaydık. O ise İzmir Göğüs Hastanesi’nde neredeyse son günlerini yaşıyordu. Bana kendi durumunu önemsemeden “Yahu ağam nedir bu devletin senden istediği” demişti. Sonra öldü cenazesine bile gidemedim. Birkaç gün sonrada Ankara’da düzenlenen bir operasyonla tutuklandım.

O öldükten sonra kendisine TSİP’li ya da değil pek çok çevre sahip çıktı. Ve hatta mezarını bile yaptırdılar. Gerçekte bu insanoğlunu anlamak çok zor. O sağken kimsenin içtenlikle sahip çıkmadığı Veli Gürcan her nedense birden sahiplenilencek insan olarak görüldü ve herkes orada görünmek için yarıştı. Şimdi kızı Aslı’nın mezarı başında söylediği “Babamın ne çok dostları varmış” sözü nasıl da hüzünlendirici değil mi?

Ve zaten bu işte her zaman için bir gariplik olmuş, benim de aklıma hep takılmıştır nedense. Tanıdığım bir çok komünist kimseyi sağken her nedense arayan soran olmamıştır ama öldükten sonra kimi zaman salonlarda, kimi zaman mezarı başında birileri anar olmuştur. Burada kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur betimlemesi biraz yerine oturan bir benzetme değil ama her nedense bütün anmalar bu alışkanlıklar içinde yapılıyor. Beni de asıl kızdıran şey budur. Ama biz TSİP’liler olarak söz veriyoruz Veli Gürcan yoldaşımızı kendi emekleri ile anacak ve kendisin asla unutturmayacağız.

Parti olarak Veli Gürcan’ın adını yaşatmak için onun adına sayısız çalışmalar yapacak olan eylemlilikler yürüteceğiz. Bu konuda ilk işimiz Veli Gürcan’ın adını verdiğimiz PARTİ OKULU olacaktır. Onun adına bilimsel araştırmalar düzenleyecek yazın alanında etkinlikler düzenleyeceğiz.

Bu partide Veli Gürcan’ı herkesten çok daha iyi tanıyan biri olarak onu gerçek insanlığı ile döne döne anarak hakkında düşündüklerimi bitirmek isterim.

Kimi insanlar vardır ki, devrimcidir. Ama sadece devrimcidir. Onların devrimcilikleri de soğuk demir gibidir insanı asla ısıtmaz. İnsanı asla ta can evinden sarıp sarmalamaz. Onlara bir türlü ısınamazsınız, söyleyeceklerinizi bile söylemekten çekinir ve hatta başka dünyaların insanları olduğunuzu bile düşünürsünüz. Bu gibiler çoğu zaman bu durumlarına sayısız neden ileri sürebilirler. Çoğu zaman da bu davranışlarını disiplin adı altında sürdürürler. Oysa gerçeklerin öyle olmadığını küçücük bir sınama denemede bile yakalar ve hayal kırıklığına uğrarsınız.

Şimdi gelelim Veli Gürcan’a; bu arkadaşımız ne adına olursa olsun o sıcak, o kucaklayan insan yanını bir kez bile olsun es geçmiş biri değildir. Kendisine en ağır sözler söyleyen kimseleri bile hoş görmekle kalmamış onları Veli Gürcan sıcaklığı ile sarıp sarmalamıştır. Veli Gürcan sıcaklığı dedimse kimse bu da nasıl bir şeydir deyip geçmemelidir. Gerçekten de onu tanıyanlar benim bu tanımlamama hak vereceklerdir. Bu nedenle bizim partimizde yoldaşlar arasında sıcaklığın adı da Veli Gürcan sıcaklığıdır. Bu sıcaklığı ve insan davranışını her yoldaşımıza karşı sonuna kadar korumak Veli Gürcan arkadaşımıza bizim borcumuzdur diye düşünüyor, attığımız her adımı buna göre atıyoruz.

Şimdi o yok. Ama onunla birlikte biriktirdiğimiz bütün değerler bizim için yeri doldurulamaz önemde birer hazinedir.

Gürcan’ın babasını da iyi tanıyan biri olarak Veli Gürcan’daki güzelliklerin kaynağını çok iyi biliyorum.

Her ikisini de bu nedenle bir kez daha yürekten anmayı bir görev sayıyorum.


Behice Boran:

'Sosyalist Doğulmaz, Yaşanır'

İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı’ndaki duruşmada hakim karşısına çıkarıldı.


DİNLENE DİNLENE...

Hakim sordu: Çıktınız mı?

-Çıktık.

-Ne yapacaktınız?

-Taksim’e doğru yürüyecektik.

-Peki neden çıktığınız?

-1 Mayıs emeğin bayramı, mücadele günüdür. Biz de o sınıfın partisiyiz, çıktık.

-Nereden çıktınız?

-Merter’den çıktık.

-Nereye gidecektiniz?

-Taksim’e.

-Merter neresi Taksim neresi, uzun yol; siz yaşlısınız nasıl gideceksiniz?

-Dinlene dinlene…”

YAZININ TAMAMI


MAİL ADRESLERİMİZ

tsip15161974@gmail.com

tsip1974@hotmail.com

turgutkocak2009@hotmail.com

tsip.ali.oner@hotmail.com

tsip@tsip1974.com

kitle.dergisi@hotmail.com

ekinsanat@hotmail.com


SAYFA BAŞI