PARTİLİ YOLDAŞLARIMIZI SAYGIYLA ANIYORUZ

(sayfaya git)

ONLAR, KAVGAMIZIN SIRA NEFERİYDİLER. ANILARINI MÜCADELEMİZDE YAŞATACAK, ÖLENLERİN BOŞA ÖLMEDİĞİNİ BİLEREK,

SAVAŞIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ...

(Partili yoldaşlarımızın bilgisine: Eklemeyi unuttuğumuz yoldaşlarımız var ise, tsip15161974@gmail.com yada  0 216 337 82 10 no'lu telefon'dan bize bildiriniz.)


PARTİ PROGRAMIMIZIN 'OR' KODUNU TELEFONUNUZA TARATIN. İSTEDİĞİNİZ ZAMAN, İSTEDİĞİNİZ YERDE OKUYUN.

Not: Programımızı okuyup benimseyen 18 yaşından gün almış herkes, partimize aday üyelik için başvurabilir.


DİSK

"GÖZ BEBEĞİMİZ DİSK, GELENEĞE SÖZ VERDİK... GELECEĞE TAŞIYACAĞIZ.."

İŞÇİ SINIFINDAN HABERLER

DİSK

http://www.disk.org.tr/

BANK-SEN

http://www.banksen.org.tr

BASIN-İŞ

www.diskbasinis.org

BİRLEŞİK METAL-İŞ

http://www.birlesikmetal.org

BTO-SEN

www.btosen.org.tr

CAM KERAMİK-İŞ

http://www.disk-camkeramikis.org

DEV MADEN-SEN

http://www.devmadensen.org.tr

DEV SAĞLIK-İŞ

http://www.devsaglikis.org.tr

DEV TURİZM-İŞ

http://www.devturizmis.org.tr/

DEVRİMCİ YAPI-İŞ

http://www.devyapi-is.org

EMEKLİ-SEN

http://www.tumemeklisen.com

ENERJİ-SEN

http://www.enerjisen.org

GENEL-İŞ

http://www.genel-is.org.tr

GIDA-İŞ

http://www.gidais.com

GÜVENLİK-SEN

http://www.guvenliksen.org.tr/

İLETİŞİM-İŞ

http://www.deviletisimis.org.tr

LASTİK-İŞ

http://www.lastik-is.org.tr

LİMTER-İŞ

http://www.limteris.com

NAKLİYAT-İŞ

http://nakliyatis.org

SİNE-SEN

https://twitter.com/DiskSine

SOSYAL-İŞ

http://www.sosyal-is.org.tr

TEKSTİL

http://www.disktekstil.org

TÜMKA-İŞ

http://www.tumkais.org

   

45. YILINDA...

SOSYALİZM YOLUNDA...

YAŞASIN TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ


FAŞİZME KARŞI

DEMOKRASİ

SÖMÜRÜYE VE KAPİTALİZME KARŞI

SOSYALİZM

 


TSİP PROGRAMI
SOSYALİZM PROGRAMIDIR
 

Son Güncelleme 15-10-2019 13:27

Sitemiz yukarıdaki Internet tarayıcıları tarafından desteklenmektedir


TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ

SOCIALIST WORKER PARTY OF TURKEY

PARTITO SOCIALISTA DEI LAVORATORI DI TURCHIA

PARTI OUVRIER SOCIALISTE DE LA TURQUIE

Σοσιαλιστικό Εργατικό Κόμμα της Τουρκίας

터키의 사회주의 노동자 '파티

トルコ社会主義労働者党

तुर्की सोशलिस्ट वर्कर्स पार्टी


PRchecker.info

PARTİMİZİN 1993 YILI 3. GENEL KURULUNDA YAPILAN KONUŞMALARI, TARİHİ ÖNEMİ NEDENİYLE YAYINLIYORUZ.

VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-2


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-3


GÜLTEKİN GAZİOĞLU YOLDAŞIN KONUŞMASI


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI -2


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN  KONUŞMASI -3


TURGUT KOÇAK YOLDAŞ, KENDİ YAZDIĞI ŞİİRİ FIRTINA ÇOCUKLARI'NI OKUYOR

GENEL MERKEZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ANKARA İL ÖRGÜTÜ

CELAL FİL (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24 Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ÇANKAYA İLÇE ÖRGÜTÜ

AYŞE SELMA ÖZKÖKLÜ (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

İSTANBUL İL ÖRGÜTÜ

ADEM YAKAR (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

MÜNÜR BİRCAN (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

TSİP Aday üye kayıt formu

TSİP KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

ADAY ÜYELİK BAŞVURU FORMU


ÜNYE İLÇE ÖRGÜTÜ

SALİM OĞUZ (BAŞKAN)

Burunucu Mah. Kaymakam Sok. No: 17

ÜNYE - ORDU

EKİN SANAT DERGİSİ

İSTANBUL İL TEMSİLCİLİĞİ

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire 6 -.7

 KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10


 

YAYINLARIMIZIN AĞUSTOS 2019 SAYILARI ÇIKTI: OKU - OKUT - ABONE OL - ABONE BUL

WEB SİTEMİZDEKİ YAZILARIMIZDAN
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-1  TİP
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-2  TSİP
NEDEN SOSYALİZM?
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -1
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -2
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -3
TSİP TARİHİNDEN -1
TSİP TARİHİNDEN -2
İŞİN NERESİNDEYİZ / Turgut Koçak
ZAMAN BİZİ HAKLI ÇIKARMIŞTIR / A.Emel ENGİN:
KISA POLİTİK DEĞERLENDİRİMLER VE TSİP’İN KURULUŞU
12 EYLÜL ÖNCESİ AFİŞLERİ
DÜNYADA EN ÇOK HAİNİN BULUNDUĞU ÜLKE HANGİSİDİR?
ÜLKÜCÜ FAŞİST HAREKETİN TARİHİ -1
ÜLKÜCÜ FAŞİST HAREKETİN TARİHİ -2
AZİZ NESİN VE HALK MASALLARI / Toplam 24 Masal
SOLAK SOL MU? SOSYALİZM Mİ?
SOLUN GENEL DURUMU
AVRUPA BİRLİĞİ VE SOSYALİSTLER: 1
AVRUPA BİRLİĞİ VE SOSYALİSTLER: 2
AVRUPA BİRLİĞİ VE SOSYALİSTLER: 3
AVRUPA BİRLİĞİ VE SOSYALİSTLER: 4
AVRUPA BİRLİĞİ VE SOSYALİSTLER: 5

TROÇKİ VE TROÇKİZM ÜZERİNE

HAİN TROÇKİ
TROÇKİ STALİN VE KIZIL ORDU
TROÇKİ'DEN TİTO'YA
TROÇKİ FRANKO HİZMETİNDE

TROÇKİ VE LENİNE KARŞI KOMPLO

LENİN'İN 50. DOGUM YILDÖNÜMÜ VESİLESİYLE KONUŞMA - Stalin 1920

TRANSKAFKASYA'NIN SOSYALİZM MASKELİ KARŞI-DEVRİMCİLERİ - Stalin 1918

BOLŞEVİK PARTİNİN SAVAŞ, BARIŞ VE DEVRİM SORUNLARINDAKİ TEORİ VE TAKTİĞİ - Stalin

Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni - Romada Devlet / Engels
POLİS DEVLETİ NASIL OLUR?
SENDİKALAR, MESLEK KURULUŞLARI, KOMÜNİST İŞÇİ PARTİLERİ LİNKLERİ
ÖRGÜTSÜZLÜĞÜ KUTSAYANLAR YA DA BOŞ GEVEZELİKLER…
PARTİMİZE BAĞIŞ YAPAR MISINIZ?

İlgili resim

TSİP PROGRAMINDAN:

KADINA ŞİDDET'E HAYIR

b) Dayak ve her türlü yıldırma yöntemleri en ağır biçimde cezalandırılacak, insanlık onurunu ayaklar altına alan, kadının kendi bedenini herhangi maddi çıkar karşılığı satması kesin olarak önlenecek, fuhşun tuzağından kurtulan kadınların onurlu bir yaşama kavuşması için iş sağlanacak, fuhşun ve kadını aşağılayan diğer baskıların nesnel koşulları ortadan kaldırılacaktır.


BİRBİRİNİ TAMAMLAYAN RESİMLER

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

16 EKİM 2019

Gerçekte ‘Barış Pınarı’ Harekâtı niye yapıldı?

AKP ve saray iktidarına sorarsanız bu harekât ülkenin güvenliği için yapılmıştır. Bu sözleri ileri sürenler dönüp iktidara geldikleri günden bu yana izledikleri politikalara bir bakmaları gerekmez mi? Gerekir elbette ama dün dündür, bugün de bugün tekerlemesine uygun bir şekilde davranılarak ne yaşanmış ne olup bitmişse unutturulmaya çalışılmaktadır.

Bilindiği gibi ABD Irak’ı işgal etmeye kalkıştığı günlerde işgal Türkiye üzerinden yapılacaktı. Mecliste tezkere bile beklenmeksizin AKP iktidarı tarafından Amerikalılar Türkiye’ye gelmeye ve güney sınırımız boyunca konuşlanmaya başladılar. Ne var ki evdeki hesap çarşıya uymadı ve tezkere CHP ve bir kısım AKP’li milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. İşgalin yönü ve haritası da böylelikle değişti. Tabi doğal olarak ABD’nin işleri zorlaştığı için ABD bu durumu bir yana not etti.

Olup bitenleri doğru dürüst göremeyen Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığındaki AKP hükümeti ise sanki suçlarını hafifletmek istercesine Irak’ın işgali sırasında ABD ve koalisyon güçlerinin işlerini kolaylaştırmak için elinden geleni yaptı ve ABD’ye limanlar, havaalanları, ülkemizin hava sahası sonuna kadar açıldığı gibi savaş için her türlü lojistik destek de ülkemiz üzerinden gerçekleştirildi. Irak işgal edildi. Koalisyon güçleri Irak’a yerleşti. Sonrası malum; Irak tam anlamıyla ABD’nin önceden kurup yönettiği terör örgütlerinin serpilip gelişmesi için bir alana dönüştü. Dolayısı ile Türkiye için gelecekte baş belası olacak bütün tehlikelere ortam hazırlanmış oldu.

Sonra ABD’nin planı çerçevesinde Libya’dan Pakistan’a kadar geniş bir alan emperyalist/kapitalist dünyanın planları doğrultusunda uygulamalı laboratuarlara dönüştürülüp bu aşamalarda Recep Tayyip Erdoğan’a da BOP Eş Başkanlığı verilerek bölgede işler karmakarışık hale getirildi.

İsrail için en ciddi güç olarak görülen Suriye’nin parçalanması için de ABD beslemesi İslami terör örgütleri Suriye’ye sokularak Beşar Esad’ı devirmek Suriye’yi ise parçalanmak için görülmedik planlar ve oyunlar devreye sokuldu. Bu aşamada AKP Hükümeti dibine kadar işin içindeydi ve olmadık yöntemlere başvurarak Suriye ve Suriye yönetimini düşman ilan etmişti.

İşte bu karmaşa bölgede terör örgütlerini güçlendirdi. Ne var ki terör örgütlerinin varlığı aynı zamanda da AKP iktidarının işine geldiği ve her zor durumda kullanılması düşünüldüğü için gerçekler bir yana itilip ABD emperyalistleri ve ABD’nin kuklası konumundaki terör yapıları ile oynaşmalara girişildi.

İktidarın her bir insanının kendine göre hayalleri vardı. Kimisi ‘Yeni Osmanlı’ hayali görürken kimisi de Şam’da Cuma namazı kılma sevdasındaydı. Bütün bunlar yaşanırken ne dünyadaki dengeler gözetildi ne de ABD emperyalistleri ile birlikte davranmanın nelere mal olacağı hesaplandı. Bir kez bile adları İslam olan İslami terör örgütleri İsrail’e yönelik tek bir eylemde bile bulunmamışlardı ama Suriye’de kafa koparıp çoluk çocuk demeden önlerine geleni katledenlere sempati ile bakıp silahlar vererek iş yapmanın gelecekte de bir bedeli olacaktı ve oldu da. Gerçi 7 Haziran 2015 seçimlerini yitiren AKP seçimleri yineleme yoluna gitmiş terör örgütlerinin gerçekleştirdiği eylemler sonrasında yaratılan korku yüzünden 1 Kasım tarihinde yinelenen seçimleri AKP yüzde 49’ları geçen bir oyla kazanmıştı ama işte o kadar. Seçimleri kazanmak sorunları çözmezdi. Sıkıntılar üst üste geldi. Fetöcü darbeydi, ekonomik yıkımdı, hileli anayasa değişikliği oylamasının kazanılması, vb. derken her şey daha da kötüye gitti. Ekonomik yıkımın önüne geçilemediği gibi gelişen ortamda terör örgütleri de etkisizleştirilemedi.

Son geldiğimiz noktada ise AKP yerel seçimlerde umduğunu bulamamış partisinden de yaprak dökümü başlamıştı. Partiden ayrılanların sayısı bir milyonu buluyordu. Böyle giderse parti daha da küçülecek, sarayın arkasındaki destek de giderek azalacaktı. Bir şeyler yapılması gerekiyordu o da yapıldı. Suriye’ye terör bahanesi ile girilecek ve halkın azalan desteği yeniden kazanılacaktı. Nitekim harekât başlar başlamaz Recep Tayyip Erdoğan Millet İttifakının parçalanmasının önemine değinirken herkesi AKP’ye çağırarak AKP’nin saflarında görev almaya çağırıyordu.

Sonuçta harekât başladı. Değişen koşullarda işler bir kez daha karıştı. Menbiç bilindiği gibi Rusya’nın da desteği ve çabaları ile Esad güçlerinin eline geçti. Kobene’de durum oldukça karışık. Yani özet olarak AKP ve saray iktidarı pazılın parçalarını bir kez daha yerli yerine oturtamamış ve bu harekâttan da umduğunu bulamadan durdurulmuş sayılırdı.

Ama bizler bir şeyi öğrendik. Bütün bu yapılanlar gerçekte sadece ve sadece güç yitiren AKP ve sarayın yeniden güç kazanmasına yönelikti o da olmadı, yani evdeki Pazar çarşıya uymadı. Öngörüsüzlük bir kez daha başımıza iş açtı.

Ne yapılabilir?

Aracısız, şunsuz bunsuz Suriye ile masaya oturulmalı ve Suriye’nin toprak bütünlüğü çerçevesinde bir anlaşmaya varılmasının yolu bulunarak ABD’nin de bölgede işi kalmadığı kesinlikle gösterilmelidir.

Yoksa AKP ve sarayın selameti için ülkemizin zerre kadar özveride bulunması söz konusu bile edilmemelidir.

Turgut Koçak yoldaşa soru-görüş ve önerilerinizle ilgili mail gönderebilirsiniz

"HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZI:  AÇIK POLİTİKA

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

"GÜNCEL NOTLAR"

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

16 EKİM 2019

Ülkedeki son durumlara bakıldığı zaman hiç de iç açıcı olmadığını görmekteyiz.

Resmi rakamlara göre işsizlik yüzde 14’lere dayanmış. Genç nüfustaki işsizlik oranları ise 3 kişiden bir kişinin işsiz olduğu rakamlara çıkmış.

Ekonomi düzeltilemiyor, kağıt üzerinde enflasyonun çift rakamların altına düştüğü gösterilse de bu kandırmacanın da bir işe yaradığı yok.

Eğitim ve Sağlık hizmetleri çoktandır alarm vermekte, çarşı Pazar el yakmaktadır.

Halk yığınları yoksulluğun pençesine düşürülmüş durumda.

Adaletten, eşitlikten, haktan, hukuktan söz etmek bile zorlaştırılmış durumda. İktidar kendisine yönelik eleştirileri baskılayarak engellemeye çalışıyor. Hemen her konuda adeta ülke suskunluğun içine itilmiş durumda. İşçilerin hak istemlerinin karşısına güvenlik güçleri çıkarılıyor. Milyonlarla bir avuç vurguncu arasında gelir uçurumunu rakamlara bile vurmak olası değil.

Her yerde korku egemen kılınmak isteniyor. İktidar ne pahasına olursa olsun iktidarda kalmanın peşinde. Bu yüzden de iktidara göre onlar gibi düşünmeyen herkes hain, herkes terörist…

Düşmanlıklar körüklenip duruyor. Yığınların boyun eğmesinin sağlanması için dini kurumlar, cemaatler, tarikatlar işbaşında.

Bedeli ağır bir anlayışla ülke yönetilmek isteniyor ancak bu sıklet bu ağırlığı çekemez.

Bu da AKP ve saray tarafından bilinmiyor olamaz…


05 EKİM - 12 EKİM 2019

1- Türkiye’de LÖSEV’ in kanser araştırmaları için kurduğu 1000 metrekarelik dünyanın en gelişmiş kanser merkezleri arasında yer alan LÖSANTE Genetik Laboratuvarında kadro verilmediğinden dolayı genetikçi çalıştırılamıyor.

Bunun nedeni buraya kadro verilmesinin yasak olmasıdır.

Bu yüzden Türkiye’de kanser araştırmaları konusunda daha ileri ve gelişkin araştırmalar yapılamıyor.

Buna rağmen bu araştırmaları yapanlar engellenmeye çalışılıyor.

Benzer durum dünyanın diğer ülke ve bölgeleri için de geçerlidir.

Buralarda da kanser ve aids gibi hastalıklarla daha etkili bir biçimde mücadele etmeyi öngören araştırmalar yapıp, daha etkili ilaçlar ve aşı gibi koruyucu yöntemler üzerinde ilerleme kaydedenler engelleniyor, suikastlarla öldürülüyorlar.

Bunun en önemli nedeni uluslararası ilaç tekellerinin ve büyük tekelci ilaç firmalarının ellerindeki pazarları kaybetme ve kazançlarının azalıp ortadan kalkma korkusudur.

Kapitalizm öteden beri her alanı olduğu gibi tıbbı ve insan sağlığını da bir kazanç kapısı ve pazar olarak görmüş, hastalıklardan azami ölçüde kar sağlama yoluna gitmiştir.

Tıbbın ve tıp hizmetlerinin özelleştirmelerle giderek artık rekabetçi niteliğini kaybederek tekelci bir piyasanın, giderek tekellerin ve tekelleşmiş bir global sermayenin eline geçmesi insan sağlığını giderek daha çok tehdit ettiği gibi insan sağlığı için en büyük tehlikelerden birini de oluşturmaktadır.

Çünkü hem kanser gibi hastalıklarda en etkili tedavi (sağaltım) yollarından yoksulların ve orta gelirli toplum kesimlerinin giderek daha az yararlanmasına ya da yeterince yararlanamamalarına, hastalığı karşı daha etkili ilaç ve korunma yöntemlerinin geliştirilememesi sonucu bu hastalıklardan ölümlerin artarak sürmesine neden olmaktadır.

İnsan sağlığının bir kazanç kapısı haline gelip sağlık hizmetlerinin bunun bir aracı haline getirilmesi de günümüzde tekelci kapitalizmin ulaştığı en korkunç ve iğrenç yollardan biridir.

Benzer durum ülkemizde son yıllarda yürürlüğe konulan ve sağlık görevlilerinin daha kısa zamanda daha çok hastaya bakmalarına yönelik bir performans uygulaması için de geçerlidir.

Bu yolla sağlık görevlilerinin ve doktorların hastalarla daha fazla ilgilenmesi önlenmektedir.

Bu da teşhis ve tedavide hata olasılığını arttırıp, hastaların sağlık hizmetlerinden yeterince yararlanmalarını önlemektedir.

Bu yolla sağlık hizmetlerini sunan personel, piyasa mantığıyla hareket eden ve buna göre çalışan şirket elemanları gibi davranmaya zorlanmaktadırlar.

Bugünkü AKP Hükümeti ve saray da Türkiye’de bu politikaları hayata geçirerek tekelci globalleşen sermayenin hizmetinde bir güç olduklarını ortaya koymaktadırlar.

Bütün bu insanlık dışı ve sömürücü yöntemler, kapitalist üretim ilişkileri sürdüğü ve emekçi kesimlerde de bu konuda yeterli bilinç oluşturulmadığı takdirde devam edecek ve kapitalist ülkelerdeki hükümet ve parlamentolarda bu insanlık dışı uygulamaların da yaşama geçirilmesini sağlamaya devam edeceklerdir.

********

2- TÜİK’ in tartışmalı enflasyon rakamlarının araştırılması için verilen önerge AKP ve MHP’nin ortak oylarıyla reddedildi.

Cumhur İttifakını oluşturan AKP ve MHP’nin bu tutumu, Türkiye’deki enflasyon oranının açıklanan rakamların üzerinde olduğunu ve enflasyondaki artışın da sürdüğünü ortaya koyuyor.

AKP ve MHP, yaptıkları açıklamaların gerçeği yansıtmadığının ortaya çıkmaması için böyle bir yola başvuruyorlar; ancak bu tutumlarıyla kendilerine duyulan güvenin daha çok sarsılmasına ve açıkça yalan söylediklerinin açığa çıkmasına da neden olmaktan kurtulamamışlardır.

*********

3- AKP Hükümeti ve sarayın MHP ile birlikte planlayıp ABD ile anlaşarak karar verdikleri Kuzey Suriye’nin doğusuna yönelik askeri operasyon bu hafta başladı.

Operasyon önce hava bombardımanı, daha sonra da Türkiye’de yeniden örgütlenip kurulan ve çoğu Suriye’deki dinci-gerici-işbirlikçi örgütlere mensup militanlardan oluşan yaklaşık bir ordu ile bu orduyu yönlendiren Türk Ordusu tarafından başlatıldı.

Operasyon kararı, ABD ve NATO’yla anlaşılarak ve Rusya’nın da fazla ses çıkarmamasıyla yapılmaya başlandı.

Nitekim ABD ve Rusya’nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden Türkiye’ye yönelik kınama kararını birlikte veto etmeleri bunun bir kanıtıdır.

Bunun yanında operasyon daha çok Amerikan Yönetimi ve NATO’nun çizdiği sınırlara göre yapılmakta, bu sınırların aşılmaması ısrarla istenmektedir.

Nitekim bu operasyon konusunda ABD ile Türkiye arasında yapılan anlaşmayı Kuzeydoğu Suriye’de bulunan SDG’ nin de onaylaması ve ABD’nin baskısıyla bunu kabul etmesi PYD-YPG Güçlerine karşı yürütülen bu operasyonun asıl amacının bölgeden PYD ve YPG Güçlerini çıkarmak olmadığını ortaya koymaktadır.

Burada bu operasyonun daha çok içeriye dönük bir politikanın ürünü olarak başlatıldığı ve AKP ile MHP oylarında giderek artan düşüş ve erimeyi azaltıp milliyetçiliği kullanarak oylarını arttırmaya çalışmaktadırlar.

Bu yolla saray ve AKP Hükümeti iktidarını sürdürürken MHP’ de azalan oylarını arttırmış olacaktır.

Bunun yanında HDP üzerindeki baskıların arttırılması ve bu partinin iyice tecrit edilmesi yoluyla arkasındaki toplumsal desteğin zayıflatılması amaçlanmaktadır.

Operasyonla amaçlanan bir diğer hedef ise İYİ Parti’nin CHP’den uzaklaştırılması yoluyla Millet İttifakı’nın ortadan kalkmasını sağlamaktır.

Ayrıca bu operasyona CHP’nin verdiği destek yoluyla HDP ile CHP’nin arasının açılması yoluyla gelecek seçimlerde bu iki partinin işbirliği yapması engellemektir.

Bütün bu gelişmelerden sonra AKP gidilecek bir erken seçimle oylarını arttırarak ve HDP’ den boşalacak kimi milletvekilliklerini alıp iktidarını rahatça sürdürmeyi ve MHP’ye olan bağımlılığını da azaltıp ortadan kaldırmayı planlamaktadır.

Bunun yanında ekonomik ve toplumsal sorunlar ve bunların neden olduğu büyüyen toplumsal hoşnutsuzluğun da bu yolla azaltılacağı, toplumun ve emekçilerin dikkatinin operasyonla ilgili bilgilere çekileceği düşünülmektedir.

Operasyonun dış amacı ise Suriye’de, Fırat Nehri’nin doğusunda Türkiye Sınırı boyunca bir kuşak oluşturup buraya Suriyeli mültecileri ve göçmenleri ÖSO’ lu savaşçılarla birlikte yerleştirip burada nüfus yapısını kısmen de olsa değiştirmek ve Suriye Kürtleri ile Türkiye’dekilerin bağlantısını kesmektir.

Ayrıca Oraya İdlip’ten ve bir kısmı da Afrin gibi bölgelerden getirilecek çoğu dinci ÖSO savaşçılarını yerleştirip bunları kontrol ederek bunları Suriye’ye olası dolaylı müdahalelerde kullanmaktır.

Bu yolla bölgenin ekonomik kaynaklarından pay alınmaya çalışılacak, bu güçler ABD ve NATO’nun da isteğiyle Doğu Suriye’de gerektiğinde Suriye Ordusu’na karşı da kullanılmaya çalışılacak; bölgede ve Türkiye’nin güneydoğusunda Kürt Nüfusun yoğun olduğu bölgelerde de Kürt nüfusuna ve hareketine karşı bir baskı unsuru olarak kullanılacaktır.

Bu gelişmeler bir yandan Türkiye’yi Ortadoğu bataklığına daha çok çekerken; diğer yandan da Suriye’nin bölünmesine, bu yolla Türkiye’nin de karışıklığa, iç çatışmaya sürüklenmesine ve bölünmesine neden olacak, zemin hazırlayacak politikalardır.

Çünkü Suriye’nin bölünmesine yönelik emperyalist planların bir parçası olmak Türkiye’nin de bölünmesine ve ilerde Türkiye’ye yönelik bir emperyalist müdahale olasılığının artmasına yol açabilir.

Türkiye Hükümeti’nin bu durumda yapacağı en önemli şey, Suriye Hükümeti ve Devleti ile diyaloğa girerek ve Suriye Ordusu’nun Kuzey Suriye’de Fırat Nehrinin doğusuna gelip yerleşmesini sağlayarak sınır güvenliğini bu yolla sağlayıp, terör tehlikesini de bu yolla engellemektir.

Böylesi bir tutum Türkiye’nin Arap Ülkeleri ve İran’la ilişkilerini bozmamak ve geliştirmek için de gereklidir.

Ancak emperyalizmin etkisi altında olan, başta ABD olmak üzere emperyalist güç odaklarıyla derin ilişkiler kurmuş olan AKP Hükümeti ve saray bu bağımlılığından ve bölgesel bir yayılmacı güç olma isteğinden dolayı bunu yapacak iradeyi ortaya koymamaktadır.

Bundan dolayı yaşanacak gelişmeler ilerde Türkiye’yi daha zor günlerin beklediğini ortaya koymaktadır.

Bu gelişmelerin ilk belirtileri daha şimdiden ortaya çıkmaya başlamıştır.

İlkin, Suriye topraklarına yönelik ve Suriye’nin meşru olan Esad Yönetimi’ne danışılıp onunla anlaşılmadan yapılan bu operasyon Suriye Yönetimi’nin sert tepkilerine yol açmıştır.

Bu durum, ilerde Türkiye’nin Suriye Yönetimi’yle diyalog kurmasını zorlaştıracaktır.

İkincisi, İran bu operasyona karşı çıkarak Türk Birlikleri’nin Suriye Topraklarından çıkmasını ve sınır güvenliği ve terör konusunda Suriye’yle anlaşmasını istemektedir.

Bundan dolayı Türkiye’nin İran’la da arası açılmaktadır. Üçüncüsü Mısır ve Suudi Arabistan başta olmak üzere Arap Birliği bu operasyondan dolayı Türkiye’yi kınamıştır.

Bütün bu gelişmeler Türkiye’yi Ortadoğu’da yalnızlığa itmekte, güney ve doğudaki komşularıyla ilişkilerini bozmaktadır.

Bunun yanında Türkiye’nin ÖSO bünyesindeki terör güçleriyle kurduğu yakın ilişkiler ve bu operasyondan IŞID Güçleri’nin de yararlanması olasılığı Türkiye’nin, dünyada dinci terör güçleriyle anlaşan ve dinci-İslamcı terör güçlerine yardım eden bir devlet görünümüne bürünmesine yol açmaktadır.

Avrupa Birliği ile ilişkilerde yeni gerginlikler ortaya çıkmaktadır.

Bunun da alınan ekonomik yardımlar ve ilişkiler üzerinde olumsuz etkileri olacaktır.

Türkiye Yönetimi’ne verilen ABD’nin örtülü desteği ise belirsiz, her türlü güvenceden yoksun bir destektir.

ABD, en büyük emperyalist güç olarak bu operasyonun ancak kendi istediği koşullarda ve kendi istediği yere kadar sürmesini istemektedir.

Bunun dışına çıkılması halinde ise Türkiye’ye ağır ekonomik yaptırımlar uygulayacağını açıkça söylemektedir.

Bu yaptırımlara karşılık Rusya’nın nasıl bir tutum takınacağı da belirsizdir.

AKP Hükümeti ve saray böyle bir durumda Rusya’dan da tam destek alamaz.

Öte yandan ABD’de Kongre’de ve kendi partisinde, PENTAGON’ da (Amerikan Savunma Bakanlığı) gösterilen tepkiler Trump’ un iktidarını korumak için tutumunu değiştirerek Türkiye’den operasyonu daha erken bitirmesini ve daha sınırlı tutmasını istemesine de neden olabilir.

Amerikan Yönetimi, Türkiye’nin içine düşeceği yalnızlıktan yararlanarak Türkiye’ye yönelik baskılarını arttırma yoluna gidebilir.

Öte yandan ABD Yönetimi’nin ve NATO’nun bu operasyonla IŞİD Militanlarının sorumluluğunu Türkiye’nin üzerine yıktığı, bu yüzden bu militanların eylemlerinden artık Türkiye’yi sorumlu tutacağı da unutulmamalıdır.

Nitekim Türkiye’ye gelen NATO Genel Sekreteri bunu belirtmiştir. PYD-YPG Güçleri ise bu operasyonla daha güneye çekilmekle birlikte ABD’ leyle ve NATO’yla birlikte hareket etmeye devam edeceklerdir ve NATO Genel Sekreteri de onlardan müttefik diye söz etmiştir. Dolayısıyla operasyon PYD-YPG Güçleri’ni ortadan kaldırmayacaktır.

Buna karşılık Amerikan Emperyalizmiyle anlaşılarak girilen bu operasyonun bedelini öncelikle o bölgedeki sivil halk ile Türkiye’de yaşayan Türk ve Kürt Halkları ödeyeceklerdir.

Nitekim operasyonun üçüncü gününde Güneydoğu Anadolu’da roket atışları sonucu ölen sivil yurttaşlarımızın sayısı 17’yi bulmuş olup, asker kayıplarımız ve yaralılarımız da artmaktadır.

Önümüzdeki haftalarda Avrupa Birliği’nin ve ABD’nin alacağı ekonomik kararlarla da ve operasyon nedeniyle artan harcamalar ve devam eden ekonomik krizler nedeniyle bir yandan fiyatlar daha çok yükselirken; diğer yandan da vergiler artacaktır.

Bu da yoksulluğu ve geçim sıkıntısını arttırırken, savaşta daha fazla yoksul aile çocuklarının ölüp yaralanmasıyla karşılaşılacaktır.

Bu arada sermaye güçleri ve hükümet, bu operasyonu fırsat bilerek grevleri engelleyip, işçileri daha ağır koşullarda çalışmaya ve düşük ücretle yaşamaya mahkûm etmek isteyeceklerdir.

Hükümet ve saray ise operasyonu bahane ederek demokratik hak ve özgürlükleri daha çok kısıtlamakta, valilikler yoluyla kimi eylemleri yasaklamakta, operasyonun aleyhinde propaganda yapıp operasyonu eleştirenler, barış isteyenler demokrasiye ve demokratik hak ve özgürlüklere aykırı olarak gözaltına alınıp haklarında soruşturmalar açılmaktadır.

Bu yolla basın ve medya özgürlüğü daha çok kısıtlanmakta, sosyal medyada sansür daha etkili bir biçimde uygulanmakta, toplumsal muhalefetin ve muhalefetin sesi iyice kısılmaya çalışılmaktadır.

Bütün bunlar, bu operasyonun en çok AKP İktidarı, saray ve ortakları MHP’ye ve ondan sonra da tekelci sermaye güçlerine yaradığını ortaya koymaktadır.

Öte yandan ana muhalefet partisi olan CHP’nin hükümetin ve sarayın operasyon kararına istemeyerek te olsa destek vermesi, CHP’nin İYİ parti ile arasını bozmamak, siyasi alanda iktidar güçleri tarafından sıkıştırılmamak ve sağdan gelecek oyları ve kendi içindeki ulusalcıların desteğini yitirmemek kaygısından ve sermaye güçlerinin desteğinden yoksun kalmamak anlayışından kaynaklanmaktadır.

Bu tutum, CHP’yi dış politikada ilkesiz ve tutarsız bir çizgiye, iktidar partisi ve onun ortağı MHP’den ve diğer sağ partilerin çoğundan farksız bir tutuma sürükleyerek onu halktan ve emekçi güçlerden uzaklaştırmaktadır.

Böylece CHP, dış politikada giderek AKP’nin payandası durumuna düşerek geniş halk kitlelerinde giderek daha çok tepki ve hayal kırıklığı yaratmaktadır.

CHP, gerici faşist bir iktidarla ve onun emperyalizmle işbirliğine dayanan gerici siyasetinin bir dayanağı olmaktadır.

Bu durum, CHP’nin HDP ile ilişkilerine de zarar vererek AKP’ye karşı demokrasi mücadelesinde güçlü bir rol oynamasını da olumsuz yönde etkileyecektir.


DOST VE KARDEŞ ÜLKE SURİYE, İŞTE BU KADAR GÜZEL.



Turgut KOÇAK:

VELİ GÜRCAN

Veli Gürcan yoldaşımız Isparta Lisesi’nde öğrenciyken komünist olduğu gerekçesiyle disiplin kuruluna verilmiş daha sonra da okuldan uzaklaştırılmıştır. Lise son sınıfı bu yüzden Afyon’da okumak zorunda kalmış, liseyi bitirdikten sonra ise İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girmiştir. Burada TİP üyesi olan Gürcan daha sonra kurulan TİP’in gençlik örgütü Sosyalist Gençlik Örgütü’ün (SGÖ) yöneticisi olmuştur.

12 Mart faşizmi ile birlikte kapatılan TİP’ten sonra ise daha sonra TSİP’i kuracak olan bir grup arkadaşla birlikte olmuştur.

İyi bir sokak tiyatrocusu olan Gürcan Kavel direnişine de katılarak direnişçiler için moral kaynağı olmuştur. 12 Mart faşizminin yüzünden son sınıfta öğrenimini bırakmak zorunda kalan Gürcan, parti çalışmaları yüzünden okula devam edip okulunu bitirememiştir. 12 Eylül sonrasında da çalışmaların içinde yer alan arkadaşımız Filistin’de de bulunmuş daha sonra Avrupa’ya gitmiş ve kendi isteği ile yeniden Türkiye’ye dönmüştür. Parti çalışmaları yüzünden 1985 Temmuzunda tutuklanmış ve bir süre içerde kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır. Parti içinde başlayan tartışmalarda yer almış ve görüşlerini dile getirmiştir.

Son toplantıdan birlikte ayrılırken diğer arkadaşlara ben; “bu parti kendi adıyla yeniden kurulacak, ilke, kitle, Gerçek, Sosyalist ve Gerçek yeniden çıkarılacak” dedim. Gürcan’la sözleştik ve ölünceye kadar kendisiyle sözleşmemizi bozmadık. Bugüne kadar ne onun ne de bizim birbirimizle ilgili sarfettiğimiz tek kötü söze kimse tanık olmuş değildir. Kendisi partimizin yeniden açılış genel kurulunda delegemizdi ve genel kurulumuzda kendisine yakışır bir konuşma yaparak bize güç ve destek verdi. Onu, insan olan Veli Gürcan’ı unutmayacağız.

Değerli yoldaşlarım insan kimileri ile öylesine güzel şeyler paylaşır ki, bunlar ölünceye kadar unutulamaz. Benim gerçekte Veli Gürcan’la paylaştıklarım da böylesine unutulmayacak güzelliklerdi ve bunları, bu güzellikleri korumayı vefa borcunun çok ötesinde şeyler olarak algılıyor ve sahip çıkıyorum.

Kendisini en son görüşüm Senirkent’te yaşadığı bağ evinde oldu. Yaşadığı sıkıntıyı oradan hemen uzaklaştırılması gerektiğini biliyorduk. Çıkıp iki partili bayan arkadaşla birlikte yanına gittik. İki gün orada kaldıktan sora üçüncü gün aramızda sözleşerek ayrıldık. Biz oradayken Afer Kara ve çocukları da geldiler. Onlarda Veli arkadaşı çok severlerdi, şimdi düşünüyorum da keşke onlar gelmemiş olsalardı diyorum. Çünkü kendisiyle sözleşmiş işlerini düzene koyar koymaz partiyi tüm Türkiye’de örgütlemek üzere sözleşmiştik. Onlar Veli Gürcan’ı ikna edip tatile götürdüler. Oysa biz kısa bir süre sonra bir araya gelecek ve birlikte parti tarihini yazacaktık. Oysa Veli oradan İzmir’e geçmiş bizden bir süre daha zaman istemişti. Ne yazık ki zamanı uzun sürdü ve bir daha geri dönemedi. Veli Gürcan hastalanmıştı.

Oysa kendisiyle sözleştiğimiz üzere Ankara’da ev bile hazırlamaya başlamıştık. Çünkü kendisi artık kimsenin evinde kalamayacağını söylemişti bize. O görüşmeden bende kalan unutamadığım şey abisinin eşinin bize söylediğidir. Abisinin eşi bize ne edin edin Veli ağabeyimi buradan götürün demişti. Çünkü; Veli ağabeyim bağ evinde yalnız diye düşündüğüm için bir kadına düğürlük ettim o kadın da, “o aklını yemiş adama mı kaldım’ diye beni geri çevirdi demişti…

Kendisiyle son görüşmemse bir telefon konuşmamız oldu. Cezamızın kesinleştiği için aranır durumdaydık. O ise İzmir Göğüs Hastanesi’nde neredeyse son günlerini yaşıyordu. Bana kendi durumunu önemsemeden “Yahu ağam nedir bu devletin senden istediği” demişti. Sonra öldü cenazesine bile gidemedim. Birkaç gün sonrada Ankara’da düzenlenen bir operasyonla tutuklandım.

O öldükten sonra kendisine TSİP’li ya da değil pek çok çevre sahip çıktı. Ve hatta mezarını bile yaptırdılar. Gerçekte bu insanoğlunu anlamak çok zor. O sağken kimsenin içtenlikle sahip çıkmadığı Veli Gürcan her nedense birden sahiplenilencek insan olarak görüldü ve herkes orada görünmek için yarıştı. Şimdi kızı Aslı’nın mezarı başında söylediği “Babamın ne çok dostları varmış” sözü nasıl da hüzünlendirici değil mi?

Ve zaten bu işte her zaman için bir gariplik olmuş, benim de aklıma hep takılmıştır nedense. Tanıdığım bir çok komünist kimseyi sağken her nedense arayan soran olmamıştır ama öldükten sonra kimi zaman salonlarda, kimi zaman mezarı başında birileri anar olmuştur. Burada kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur betimlemesi biraz yerine oturan bir benzetme değil ama her nedense bütün anmalar bu alışkanlıklar içinde yapılıyor. Beni de asıl kızdıran şey budur. Ama biz TSİP’liler olarak söz veriyoruz Veli Gürcan yoldaşımızı kendi emekleri ile anacak ve kendisin asla unutturmayacağız.

Parti olarak Veli Gürcan’ın adını yaşatmak için onun adına sayısız çalışmalar yapacak olan eylemlilikler yürüteceğiz. Bu konuda ilk işimiz Veli Gürcan’ın adını verdiğimiz PARTİ OKULU olacaktır. Onun adına bilimsel araştırmalar düzenleyecek yazın alanında etkinlikler düzenleyeceğiz.

Bu partide Veli Gürcan’ı herkesten çok daha iyi tanıyan biri olarak onu gerçek insanlığı ile döne döne anarak hakkında düşündüklerimi bitirmek isterim.

Kimi insanlar vardır ki, devrimcidir. Ama sadece devrimcidir. Onların devrimcilikleri de soğuk demir gibidir insanı asla ısıtmaz. İnsanı asla ta can evinden sarıp sarmalamaz. Onlara bir türlü ısınamazsınız, söyleyeceklerinizi bile söylemekten çekinir ve hatta başka dünyaların insanları olduğunuzu bile düşünürsünüz. Bu gibiler çoğu zaman bu durumlarına sayısız neden ileri sürebilirler. Çoğu zaman da bu davranışlarını disiplin adı altında sürdürürler. Oysa gerçeklerin öyle olmadığını küçücük bir sınama denemede bile yakalar ve hayal kırıklığına uğrarsınız.

Şimdi gelelim Veli Gürcan’a; bu arkadaşımız ne adına olursa olsun o sıcak, o kucaklayan insan yanını bir kez bile olsun es geçmiş biri değildir. Kendisine en ağır sözler söyleyen kimseleri bile hoş görmekle kalmamış onları Veli Gürcan sıcaklığı ile sarıp sarmalamıştır. Veli Gürcan sıcaklığı dedimse kimse bu da nasıl bir şeydir deyip geçmemelidir. Gerçekten de onu tanıyanlar benim bu tanımlamama hak vereceklerdir. Bu nedenle bizim partimizde yoldaşlar arasında sıcaklığın adı da Veli Gürcan sıcaklığıdır. Bu sıcaklığı ve insan davranışını her yoldaşımıza karşı sonuna kadar korumak Veli Gürcan arkadaşımıza bizim borcumuzdur diye düşünüyor, attığımız her adımı buna göre atıyoruz.

Şimdi o yok. Ama onunla birlikte biriktirdiğimiz bütün değerler bizim için yeri doldurulamaz önemde birer hazinedir.

Gürcan’ın babasını da iyi tanıyan biri olarak Veli Gürcan’daki güzelliklerin kaynağını çok iyi biliyorum.

Her ikisini de bu nedenle bir kez daha yürekten anmayı bir görev sayıyorum.


Behice Boran:

'Sosyalist Doğulmaz, Yaşanır'

İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı’ndaki duruşmada hakim karşısına çıkarıldı.


DİNLENE DİNLENE...

Hakim sordu: Çıktınız mı?

-Çıktık.

-Ne yapacaktınız?

-Taksim’e doğru yürüyecektik.

-Peki neden çıktığınız?

-1 Mayıs emeğin bayramı, mücadele günüdür. Biz de o sınıfın partisiyiz, çıktık.

-Nereden çıktınız?

-Merter’den çıktık.

-Nereye gidecektiniz?

-Taksim’e.

-Merter neresi Taksim neresi, uzun yol; siz yaşlısınız nasıl gideceksiniz?

-Dinlene dinlene…”

YAZININ TAMAMI


MAİL ADRESLERİMİZ

tsip15161974@gmail.com

tsip1974@hotmail.com

turgutkocak2009@hotmail.com

tsip.ali.oner@hotmail.com

tsip@tsip1974.com

kitle.dergisi@hotmail.com

ekinsanat@hotmail.com


SAYFA BAŞI