PARTİLİ YOLDAŞLARIMIZI SAYGIYLA VE SEVGİYLE ANIYORUZ

(sayfaya git)

ONLAR, KAVGAMIZIN SIRA NEFERİYDİLER.

ANILARINI MÜCADELEMİZDE YAŞATACAK,

ÖLENLERİN BOŞA ÖLMEDİĞİNİ BİLEREK SAVAŞIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ...


15-16 HAZİRAN 1974

47. YILINDA...  SOSYALİZM YOLUNDA...

YAŞASIN SOSYALİZM

YAŞASIN TSİP


47. YILINDA...

SOSYALİZM YOLUNDA...

YAŞASIN

TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ (TSİP)


AB'DEN HİBE ALAN

SOL ÖRGÜTLER VE YÖNETİCİLERİ

ALÇAKTIR, LİBERALDİR, İŞBİRLİKÇİDİR.


KURUCU GENEL BAŞKANIMIZ

AHMET KAÇMAZ'I

SEVGİYLE VE SAYGIYLA ANIYORUZ


DOST VE KARDEŞ ÜLKE SURİYE,

İŞTE BU KADAR GÜZEL.


PARTİ PROGRAMIMIZIN 'OR' KODUNU TELEFONUNUZA TARATIN.

İSTEDİĞİNİZ ZAMAN,

İSTEDİĞİNİZ YERDE OKUYUN.

PARTİ PROGRAMI

Not: Programımızı okuyup benimseyen 18 yaşından gün almış herkes, partimize aday üyelik için başvurabilir.


PARTİMİZİN 1993 YILI 3. GENEL KURULUNDA YAPILAN KONUŞMALARI, TARİHİ ÖNEMİ NEDENİYLE YAYINLIYORUZ.

VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-2


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-3


GÜLTEKİN GAZİOĞLU YOLDAŞIN KONUŞMASI


TURGUT KOÇAK YOLDAŞ, KENDİ YAZDIĞI ŞİİRİ FIRTINA ÇOCUKLARI'NI OKUYOR

GENEL MERKEZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ANKARA İL ÖRGÜTÜ

CELAL FİL (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24 Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ÇANKAYA İLÇE ÖRGÜTÜ

AYŞE SELMA ÖZKÖKLÜ (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53


MAMAK İLÇE ÖRGÜTÜ

NECDET COŞKUN (BAŞKAN)

TIP Fakültesi Caddesi No: 233/8 Tuzluçayır

Mamak - Ankara

İSTANBUL İL ÖRGÜTÜ

ADEM YAKAR (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

MÜNÜR BİRCAN (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

İZMİR İL ÖRGÜTÜ

NESRİN AYRANCI (BAŞKAN)

848. Sokak No:90 Kat:1 Daire:106  Kemeraltı

KONAK / İZMİR

TEL: 0232 483 9098

MUĞLA İL ÖRGÜTÜ

DERYA DÜŞÜNÜR (BAŞKAN)

Şeyh Mah. Doğruel İş Merkezi Kat: 3

MUĞLA

MENTEŞE İLÇE ÖRGÜTÜ

MEHMET AYDIN (BAŞKAN)

Şeyh Mah. Doğruel İş Merkezi Kat: 3

MENTEŞE / MUĞLA

ÜNYE İLÇE ÖRGÜTÜ

SALİM OĞUZ (BAŞKAN)

Burunucu Mah. Kaymakam Sok. No: 17

ÜNYE - ORDU

EKİN SANAT DERGİSİ

İSTANBUL İL TEMSİLCİLİĞİ

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire 6 -.7

 KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10


WEB VE MAİL ADRESLERİMİZ

TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ (TSİP)

SOCİALİST WORKERS' PARTY OF TURKEY

KURULUŞ:

15-16 HAZİRAN 1974

ORGANIZATIONS:

15-16 JUNE 1974

47. YILINDA...  SOSYALİZM YOLUNDA...

WEB SİTESİ:


http://www.tsip1974.com/

https://www.facebook.com/AmerikaSuriyedenDefol

https://www.facebook.com/tsip15161974

https://www.facebook.com/tsip1974

STALİN KOMÜNİZMDİR
https://www.facebook.com/groups/345728572561507/

UYAN ARTIK UYAN UYAN ESİRLER DÜNYASI
https://www.facebook.com/groups/2028259010571656/

"BU SAYFA, DİRENEN YOKSUL YEMEN HALKININ HABERLERİNE AYRILMIŞTIR."
https://www.facebook.com/groups/1740767676034913/

https://twitter.com/tsipgenelbaskan

https://twitter.com/TsipGenelSek

MAİL ADRESLERİ:

tsip15161974@gmail.com

tsip1974@hotmail.com

tsip@tsip1974.com

tsip.ali.oner@hotmail.com

turgutkocak2009@hotmail.com


DİSK

"GÖZ BEBEĞİMİZ DİSK, GELENEĞE SÖZ VERDİK... GELECEĞE TAŞIYACAĞIZ.."

İŞÇİ SINIFINDAN HABERLER

DİSK

http://www.disk.org.tr/

BANK-SEN

http://www.banksen.org.tr

BASIN-İŞ

www.diskbasinis.org

BİRLEŞİK METAL-İŞ

http://www.birlesikmetal.org

BTO-SEN

www.btosen.org.tr

CAM KERAMİK-İŞ

http://www.disk-camkeramikis.org

DEV MADEN-SEN

http://www.devmadensen.org.tr

DEV SAĞLIK-İŞ

http://www.devsaglikis.org.tr

DEV TURİZM-İŞ

http://www.devturizmis.org.tr/

DEVRİMCİ YAPI-İŞ

http://www.devyapi-is.org

EMEKLİ-SEN

http://www.tumemeklisen.com

ENERJİ-SEN

http://www.enerjisen.org

GENEL-İŞ

http://www.genel-is.org.tr

GIDA-İŞ

http://www.gidais.com

GÜVENLİK-SEN

http://www.guvenliksen.org.tr/

İLETİŞİM-İŞ

http://www.deviletisimis.org.tr

LASTİK-İŞ

http://www.lastik-is.org.tr

LİMTER-İŞ

http://www.limteris.com

NAKLİYAT-İŞ

http://nakliyatis.org

SİNE-SEN

https://twitter.com/DiskSine

SOSYAL-İŞ

http://www.sosyal-is.org.tr

TEKSTİL

http://www.disktekstil.org

TÜMKA-İŞ

http://www.tumkais.org

   

YAYINLARIMIZIN EYLÜL 2021 SAYILARI ÇIKTI: OKU - OKUT - ABONE OL - ABONE BUL


WEB SİTEMİZDEKİ YAZILARIMIZDAN
Bartolome de la Casas - Kızıl Derililer Nasıl Yok Edildi
Boris Lvovic Vasilyev / Sakindi Oranın Şafakları
Tarık Akan / Anne Kafamda Bit Var
MAKSİM GORKİ / ANA
Mitka Gribçeva / SENİ HALK ADINA ÖLÜME MAHKUM EDİYORUM
Gladkov - Fabrika
Dolores İbarruri / Faşizmi Ezeceğiz
İlya Grigoryeviç Ehrenburg / Dipten Gelen Dalga
Paul Lafargue / Tembellik Hakkı

TERZİ FİKRİ UNUTULAMAZ

YALANCININ MUMU

TSİP NASIL OLSAYDI NE OLURDU?

KAPİTALİST SİSTEM HIRSIZLIKTIR AHLAKSIZLIKTIR
SOSYALİSTLER VAR TSİP VAR GELECEK VAR

SOSYAL DEVLET Mİ? SOSYAL HALK MI?

GEREKSİZ TARTIŞMALAR
NE KADAR DA İKİYÜZLÜSÜNÜZ
ÖMER GÜRCAN
SOSYALİST SOL SEÇENEK OLABİLİR Mİ?
MUHALEFET NASIL YAPILIR?
FAŞİZM Mİ? İŞTE FAŞİZM!
TEK ADAM VE AYNA
ÜLKE BABALARININ ÇİFTLİĞİ OLDU
YARGIYA BAK TARAFSIZLIĞI GÖR
AKP VE SARAY = ZAM, ZULÜM; İŞKENCE
PARTİLİ YARGIÇ İSTER MİSİNİZ?
SİZ BUNA DEMOKRASİ Mİ D İ Y O R S U N U Z ?
DEVRİMBAZLIK MI? DEVRİMCİLİK Mİ?

12 MART FAŞİZMİ

MAFYA ÖYKÜSÜ GİBİ BİR ŞEY
KARŞIDEVRİMCİLER
KAPİTALİZM BİTTİ KURTULUŞ SOSYALİZMDE
SOSYALİZM DÜŞ MÜ GELECEK Mİ?
ANILAN FAKAT BİLİNMEYEN DENİZLER

TOPLUMU UYUTMA YOLLARI

HDP KAPATILSIN DİYENLERE
FAŞİZM VE GERİCİLİKLE NASIL SAVAŞILIR?
KİM BU TEVFİK GÖKSU?
LİBYA’YA ASKER YA DA ATEŞ KES
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-1  TİP
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-2  TSİP
HAFIZA TAZELEME: MENDERES NEDEN İDAM EDİLDİ
NEDEN SOSYALİZM?
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -1
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -2
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -3
TSİP TARİHİNDEN -1
TSİP TARİHİNDEN -2
İŞİN NERESİNDEYİZ
SOSYALİZM DÜŞ MÜ GELECEK Mİ?
KISA POLİTİK DEĞERLENDİRİMLER VE TSİP’İN KURULUŞU
İDLİB DENİLEN HİKAYE
EVDE OTUR DEMİR YE!
DÜNYADA EN ÇOK HAİNİN BULUNDUĞU ÜLKE HANGİSİDİR?
AFRİN LOKUMU
HER ŞEYLERİ YALAN DOLAN BELGE VE BİLGİLERİ SAHTE
AZİZ NESİN VE HALK MASALLARI / Toplam 24 Masal
SOLAK SOL MU? SOSYALİZM Mİ?
SOLUN GENEL DURUMU
 SURİYE’DEN SONRA LİBYA BATAĞI
TSİP KOMÜNİST OLMAYANLARA DOKUNUR
SURİYE’DE NE OLUP BİTTİ
HDP’NİN KARARI
TEHLİKELİ OLAN SADECE KORONA VİRÜSÜ MÜ?

TROÇKİ VE TROÇKİZM ÜZERİNE

HAİN TROÇKİ
TROÇKİ STALİN VE KIZIL ORDU
TROÇKİ'DEN TİTO'YA
TROÇKİ FRANKO HİZMETİNDE

TROÇKİ VE LENİNE KARŞI KOMPLO

LENİN'İN 50. DOGUM YILDÖNÜMÜ VESİLESİYLE KONUŞMA - Stalin 1920

TRANSKAFKASYA'NIN SOSYALİZM MASKELİ KARŞI-DEVRİMCİLERİ - Stalin 1918

BOLŞEVİK PARTİNİN SAVAŞ, BARIŞ VE DEVRİM SORUNLARINDAKİ TEORİ VE TAKTİĞİ - Stalin

Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni - Romada Devlet / Engels
POLİS DEVLETİ NASIL OLUR?
SENDİKALAR, MESLEK KURULUŞLARI, KOMÜNİST İŞÇİ PARTİLERİ LİNKLERİ
ÖRGÜTSÜZLÜĞÜ KUTSAYANLAR YA DA BOŞ GEVEZELİKLER…
TOPLAM 3395 GÜNLÜK "HER GÜN" BAŞLIKLI YAZIYA BAKMAK İÇİN TIKLAYINIZ

ÜÇ KULAKLI BEŞ GÖZLÜ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

19  EYLÜL 2021

Ülke salgından bir türlü belini doğrultamıyor. Bir takım insanlar çıkıyor vücut bütünlüğünden söz ederek aşı yapılmasına karşı çıkıyorlar. Neymiş efendim aşı vücut bütünlüğünü bozarmış. Şimdi vücut bütünlüğü konusu doğal olarak bu tür aşı karşıtlarının dediği anlama gelmiyor. Eğer öyle olsaydı, vücudun bir bölümü kangren olduğunda vücudun diğer bölümlerini kurtarmak için kesilip atılmazdı. Kaldı ki korona virüs salgını insan yaşamını tehdit ediyor ve yaşam hakkını elinden alıyor. Bu konuda tıp alanında kimselerin düşüncelerinin sorulması gerekmez mi de kalkılıp önüne gelenin bir şey söylediği abuk subuk düşünceler dikkate alınıyor? Ne yazık ki bunların çoğu da dini inançlara dayandırılıyor.

Geçenlerde aşı karşıtlarının İstanbul Maltepe’de yapılan mitinginde konuşan Abdurrahman Dilipak’ın konuşma içeriğine baktığımız zaman söylediklerinin gerçekle bağdaşır yanı var mı acaba? Sonra Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın söyledikleri neyin nesi? Adamın tıpla bir ilintisi var mı? Bildiğimiz kadarıyla kendisi Fizik ve elektronikle ilgili. Ama öyle korkutucu şeyler söylemiş ki akıl alacak gibi değil. Aşı olanların çocuklarının 3 kulaklı beş gözlü doğacağından söz ediyor ki yaratacağı etkiyi hiç hesap ediyor musunuz?
Zaten bilimden uzak bir toplumuz ki birileri bu tür tevatür şeyler söylerse hemen bu söylenene kanacak milyonlarca insan var ülkemizde. Fatih Erbakan bir de salgını aşının değil siyasetin çözeceğini söylemiş. Hangi siyasetten söz ediyor bu kişi? Bir sorun bakalım partisinin programı özel mülkiyete karşı mıymış? Kapitalizmi doğrudan hedef alıyor mu yoksa işi ilahi adalete bağlayıp işin içinden mi çıkıyor? Bu gibilerin siyaseti ile hiç sorun çözülür mü?

Evet, bizler iddia ediyoruz ki bu tür salgınların maddi temelinde kapitalizmin doğaya ve insanlara yapıp ettikleri yatıyor. Günün birinde elbette bütün insanlığın varacağı nokta sınıfsız, sınırsız bir toplum biçimi olan komünizm olacak tamam da bu işin bilimsiz olmasının olanağı var mıdır acaba? Biz neden insanlara günün birini işaret etmiyoruz da aşının önemine özellikle vurgu yapıyoruz. Yapıyoruz çünkü bizim için yaşam hakkı çok ama çok önemlidir. Bilim insanlarının canla başla çalışarak ortaya koydukları aşıların yarattığı sonuçlar ortadadır. Bugün aşı bu kadar önemli değilse neden aşı olanlarla olmayanları yüzdeye vurduğumuz zaman yoğum bakımlık olmaktan tutun da ölümlere kadar varan sonuçları arasında uçurumlar var?

İnsanların salgın olmadan da pıhtı atması sonucu yaşamlarını tehdit eden yüzde ile aşı sonucu pıhtı atması oranını karşılaştırdığınız zaman tıp çevrelerinin açıkladıklarına göre ne kadar olduğunun farkında mısınız da bize masal diyarından masallar sunuyorsunuz?

Bu konuda konuşan ve yazıp çizenlere baktığımız zaman hiçbirinin konu ile yakından uzaktan ilintisi yok yok olmasına da internet ortamında yazılıp çizilen kimi bilgilerle de desteklenen görüşlerden öte söyledikleri bir şeyleri var mı acaba? Peşin peşin soruyorum; aşı olanlardan kaç kişi yaşamını yitirmiş? Bu oran aşı olmayanlar arasında kaç kişi? Kaç kişi yoğun bakıma girmiş kaç kişi aşı olup hastalansa bile daha hafif olarak hastalığı evinde geçiriyor var mı elinizde bir rakam.

Bu tür açıklamalarda bulunanların çoğu asıl meslekleri ile ilgili olarak kendilerine konuşun deseniz konuşacakları pek bir şey yoktur fakat böyle konular olunca hepsi bülbül kesiliyor. Yahu bir de bilmediğiniz bir şey olsun ne olur? Her şeyi bilmek zorunda mısınız? Niye bu salgın sorununu ve aşı olayını da tıp bilim insanlarına bırakmıyorsunuz? Sizdeki bu her şeyi bilme hastalığının kaynağı nedir? Sizler hangi kompleksin bu denli etkisi altındasınız ki milyonların yaşamı ile ilgili söz söyleme hakkını kendinizde buluyorsunuz. Çip takılmasından, aşının içeriğinde bulunan maddelerden kaynaklı izlenebileceğinizi düşünüp aklınızı takarken neden elinizdeki telefon aklınıza bile gelmiyor? Ya da siz kimsiniz ki attığınız her adım takip edilsin? Paranoyanızı kendinize saklasanız olmaz mı? Niçin herkesin paranoyaya kapılması için elinizden geleni yapıyorsunuz?

Aşı olmayanlar vücut bütünlüğü şu bu deyip duruyorlar ve birçok şeyi önemsediklerini gösteriyorlar da kendilerinin taşıdıkları virüs yüzünden başkalarının ölümüne neden olacakları vicdan azabını niye hiç akıl bile etmiyorlar?

Erbakan’ın oğlu olmak size bir ayrıcalık kazandırmaz. Kazandırmadığı için de zaten nal topluyorsunuz. Alacağınız oy yüzdesi de 1000’de 1-2 ya olur ya olmaz. Siyaseten seslendiğiniz aşı karşıtlarının oyunu alarak siyaset sahnesinde kendinize yer açmayı düşünmüş olabilirsiniz fakat kazın ayağı öyle değildir. Bir insana bazı özellikleri vermezse mabut ortada mahmutların yapabileceği bir şey de yoktur.

Ha bir de şunu diyelim gerçekte sizin aklınız üç kulaklı ve beş gözlü. Hatta tepegözlü. Neyseniz osunuz.

Ama tıp bilim insanı olmadığınız çok açık. Gidin masalınızı kandırdığınız ve arkanızda topladığınız dincilere anlatın…

Turgut Koçak yoldaşa soru-görüş ve önerilerinizle ilgili mail gönderebilirsiniz


"HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZI: BAHÇELİ VE DİYANET

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

YALANA DAYANAN EKONOMİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

19 EYLÜL 2021

AKP ve saray iktidarı her yeni güne yeni bir yalanla başlıyor. Neymiş efendim yılın 12 ayında kritik eşiği aşarak 211 milyar dolar dış satım yapmışız. Şimdi oturup düşünüyorum acaba dışsatım kalemleri içinde neyimiz var diye? Aklıma meyve ve sebzeden başka bir şeyin geldiği yok. Yok, çünkü getirisi yüksek ne bir şey üretiyoruz ne de teknolojik olarak diğer ülkelerle yarışacak durumdayız. Dışsatımını yapacağımız birçok ürünün üretimi ise zaten artık yapılamıyor.

Örneğin şeker fabrikalarını sattık bu alanı kapsayan bütün üretimler durdu. Fabrikalar kapanıp arsaları birer kupon arazi oldu. Tekel’de öyle, Demir Çelik de öyle, Sümerbank aracılığı ile üretilen tüm giyim kuşam ürünleri de öyle. Artık ne Petkim gibi kurumlarımız var ne de başka bir şeyimiz. Dışardan dışalım yapıyoruz içerde ise üreticilere de tüketicilere de cehennem hayatı yaşatıyoruz.

Çarşı-Pazar fiyatları akıllara durgunluk veriyor. Ki bu yüzden kendisini şeyhülislam sanan zat bile kalktı; “MÜMİNLER FAHİŞ FİYATLARLARLA İNSANI MAĞDUR ETMEZ” dedi. Çünkü sebze ve meyvelerin fiyatları almış başını gitmiş. Çarşı Pazar el yakıyor. Öyle ya halk bir şey alıp yiyemediğine göre demek ki tarım ürünlerimiz dışarıya hem de yok pahasına satılıyor. Yani zararına. Yani açığımız kat kat başka girdilerden artarak devam ediyor. Ama doğrusunu söylerseniz burada da aklımız karışmıyor değil. Çünkü birçok tarım ürünlerini iktidar dışardan alıyor. Üstelik de çiftçimizin tam da hasat zamanı belini kırarcasına dışalıma yönelerek yapıyor bu işi.

Türkiye’de yaşananlara baktığımız zaman neler olacağını bile kestirmek zor. Ev kiraları nerelere gitmiş. İnsanların geliri ile ev kiralarındaki artış arasındaki uçurumu azıcık ekonomi bilenler açıklar da bu iktidarın bu konudaki söylemleri niye cahilden de cahil acaba? Hemen bütün kentlerimiz boş konutlarla dolu. Ne var ki normal kiralarla kimse ev bulamadığı için ahır gibi yerlere özellikle de üniversite öğrencilerimiz dünyanın parasını vermek zorunda kalıyor.

Sanki bütün üniversiteler duyulan bir gereksinmeden değil de birileri kiralarla vurgun vursun diye ülkenin kasabalarına kadar üniversitelerin bölümleri açılmış. Soyguncu iktidar öğrencilerin sırtından aklınca ekonomiyi canlandırmak istiyor da bu anlayışın faturası nelere mal oluyor hiç düşünülüyor mu?

Devlet var fakat öğrencilerin yurt gereksinimini karşılamaktan uzak. Bu yüzden de ev tutmak zorunda kalan öğrenciler sokaklara düşmüş üniversitelerin önüne yatak atmış durumdalar. İktidar yetkilileri ise suçu ev sahipleri ve fırsatçı emlakçılar üzerinden acıkamaya çalışıyor. Yok değil, fırsatçılar var da iktidar eğer fırsatçılara teslim oluyorsa bu iktidara iktidar denilir mi varın gerisini siz düşünün. Ama bu da doğru değil. Yaşadıklarımız iktidarın politikalarından kaynaklanıyor. Bu politikalar ülke ekonomisini çökerttiği için iktidarın söyleyecek sözü yok. Ne yapacak o da kalkmış dün soğan patates teröristlerinden bahsettiği gibi ev sahiplerinden ve emlakçılardan söz ederek asıl sorumluluğu üstünden atıyor.

İşte bu yüzden kalkmış yalan yanlış bilgilerle Diyanet’i imdada çağırıyor. Diyanet işleri başkanı Ali Erbaş da kalkmış kafamızı ütülüyor.

Siz hiç tarım ürünlerinde dışalımdaki ısrarı düşünüp tarttınız mı? Bugün bütün dünyada yaşanan iklim değişikliği yüzünden tarım ürünlerinde bir azalma var var olmasına da bu konudaki asıl ısrarın nedeni bu değil inanın. İktidar bu konuda ısrarlı davranıyorsa ki öte bile geçiyor, nedeni kesinlikle arada olanların ceplerini doldurma isteğinden kaynaklanıyor. Bu işleri yapanları tek tek araştırın göreceksiniz ki bunların hemen hepsi iktidarın en yakınındaki kimseler. Yoksa başka türlü fahiş artışlar ne yaşanır ne de halk bu denli yoksulluğun içine düşer.

Öyle ya son zamanlarda yapılan bazı anketlerde Erdoğan’a oy veren yoksul kesimden kimselerin sayısında düşme olduğu açıkça belli oluyor. Niye dersiniz? Anket sonuçları artık Erdoğan’a zenginlerin oy verdiğini gösteriyor. Durum bu olunca da Erdoğan’da doğal olarak zenginlerin cumhurbaşkanı oluyor. Hem ülkenin getirildiği halden bunlar anlaşılmıyor mu? Bu yüzden 211 milyarlık dışsatım da, iktidarın açıkladığı ne varsa hepsi kağıt üstünde.

Ancak bir gerçek var ki o da kitlelerin ülkedeki yokluğu, yoksulluğu, işsizliği ve çaresizliği can evinde hissediyor oluşu.

Gerisi lafı güzaf…


DİSK BASIN-İŞ ESKİ GENEL SAYMANI / TSİP MYK ÜYESİ SERMİN ÖNER

Nâzım Hikmet:

Ölenler
Dövüşerek öldüler;
güneşe gömüldüler.
Vaktimiz yok onların matemini tutmaya!

Akın var
güneşe akın!

Güneşi zapt edeceğiz
güneşin zaptı yakın!

Üzümleri kan damlalı kırmızı bağlar tütüyor!

Kalın tuğla bacalar
kıvranarak
ötüyor!

Haykırdı en önde giden,
emreden!

Bu ses!
Bu sesin kuvveti,
bu kuvvet
yaralı aç kurtların gözlerine perde
vuran,
onları oldukları yerde
durduran
kuvvet!

Emret ki ölelim
emret!

Güneşi içiyoruz sesinde!

Coşuyoruz,
coşuyor!..

Yangınlı ufukların dumanlı perdesinde
mızrakları göğü yırtan atlılar koşuyor!

Akın var
güneşe akın!

Güneşi zapt edeceğiz
güneşin zaptı yakın!

Toprak bakır
gök bakır.
Haykır güneşi içenlerin türküsünü,
Hay-kır
Haykıralım!

YOLDAŞIMIZ, MYK ÜYEMİZ SERMİN ÖNER'İ SEVİYLE VE SAYGIYLA ANIYORUZ.

11 - 18 EYLÜL  2021

1- Enflasyondaki artışı durduramayan AKP Hükümeti ve saray, sürekli olarak faiz oranlarını düşük düzeyde tutmak istemesine ve bu yönde kararlar almasına rağmen bu kararlarını uzun süre uygulayamamaktadır.

Faiz konusunun sıkça gündeme getirilmesine rağmen, sarayın savunduğunun aksine yüksek faiz oranları enflasyonun bir nedeni değil sonucudur.

Enflasyondaki artış önlenip düşürülemediği sürece faiz oranları da yükselmektedir.

AKP Hükümeti de enflasyondaki artışı kontrol etmek ve döviz artışının hız kazanmasını engellemek için faiz oranlarını yükseltmek zorunda kalmaktadır.

Bugün Türkiye’de faizlerin yükselmesinin nedeni de budur. Burada asıl önemli olan enflasyonun düşürülebilmesidir.

Enflasyonun düşürülebilmesi için de öncelikle yatırımların ve üretimin artması gerekmektedir.

Oysa Türkiye’de yeterli bir üretim ve yatırım artışı olmadığından dolayı enflasyon da düşürülememektedir.

Bunun yanında dış borçların artması ve dış ticaret açığının büyümesi döviz açığını arttırdığından döviz arzının azalmasına neden olmakta, bu da dövizin değerinin artması sonucu ithali zorunlu malların fiyatlarının artması ve iç fiyatlara yansıması sonucu enflasyonun yükselmesine neden olmaktadır.

Kısacası Türkiye’de enflasyonun düşürülebilmesi için yatırımların ve üretimin hızla arttırılabilmesi ve ihracatta görülen artışla birlikte ekonomik dışa bağımlılığın azaltılması gerekmektedir.

Ancak AKP İktidarı ve saray, üretime dayanmayan, daha çok inşaat sektörünü geliştiren, ranta dayalı ekonomik politikaları ile bunu gerçekleştirebilecek durumda değillerdir.

Bunun yanında AKP İktidarı ve saray, ülkenin ekonomik kaynaklarını ve kamusal kaynakları üretken olmayan alanlarda kullanmakta, bu da yatırımların ve üretimin yeterli düzeyde artarak enflasyonun düşürülmesini önlemektedir.

Yandaş olmayan ve gerçekleri söyleyen iktisatçılar ise yakın gelecekte dövizin değerinde büyük artışların olabileceğini, bunun da ekonomik istikrarı daha çok bozacağını iddia ediyorlar.

Enflasyona neden olan fiyat artışlarının en çok görüldüğü alanlardan biri ise konut sektörüdür.

Son bir yılda konut sektöründe görülen yüksek fiyat artışları, gıda fiyatlarındaki artış, elektriğe yapılan yüksek zamlarla birlikte halkın büyük bir bölümünün, emeğiyle geçinenlerin yaşam koşullarını olumsuz yönde etkileyerek düşürmekte ve ücretliler aleyhine ağırlaştırmaktadır.

Bu da ücretiyle geçinenlerin bu kış ve gelecek yıl daha ağır ve zor şartlarda bir yaşam sürdüreceklerini ortaya koymaktadır.

*********
2-
6.dönem memur toplu sözleşmeleriyle memurlar enflasyona ve yoksulluğa teslim edilerek refahtan pay alamadılar.

Ağustos sonunda yapılıp imzalanan ve resmi gazetede yayımlanan toplu sözleşmeye göre çalışan ve emekli memurlar 2022 yılı için % 12,3, 2023 yılı için de % 14,4 maaş artışı sağladılar.

Oysa tek yetkili sendika olan Memur Sen’in hedefi 2022 yılı için % 32,6 (% 17+ seyyanen 600 TL+% 3 refah payı), 2023 yılı için % 20,5 (% 17+ % 3 refah payı) idi.

Oysa Memur Sen yapılan pazarlıklar sonucu iki yıl için kümülatif olarak % 60 isterken, % 28,6 aldı.

Bu Memur Sen ve memurlar için değil, hükümet için bir başarıdır.

Memur Sen, bir memur sendika olarak memurların ve memur emeklilerinin haklarını iyi koruyamamış, dahası korumamıştır.

Toplu sözleşmelerde tek yetkili sendika olan Memur Sen’ in kuruluş gerekçesi, zaten AKP Hükümeti’nin kamu sektörü ve memurlar arasında bir organı gibi çalışmak ve memurların örgütlenmesini hükümetin ve mevcut sermaye düzeninin isteklerine uygun olarak gerçekleşmesini sağlamaktı.

Bundan dolayı Memur Sen memur lehine olan artış rakamlarını hükümetle yaptığı görüşmeler sonucu hızla indirebilmekte ve düşük bir artışa razı olabilmektedir.

6 milyon memur ve memur emeklisi için elde edilen bu artışlar TÜİK’ in açıkladığı enflasyon rakamlarının bile altındadır.

Memur ve emekli memur maaşlarındaki bu düşük artış 2022 ve 2023 yılında memurların ve emekli memurların yükselen enflasyon karşısında daha fazla zorlanacaklarını, yaşam koşullarının çoğu memur ve memur emeklisi için daha fazla ağırlaşacağını göstermektedir.

Kısacası memurlar ve memur emeklileri enflasyon karşısında gelecek 2 yılda da yoksullaşmaya devam edeceklerdir.

Memurların ve memur emeklilerinin enflasyona, sermaye düzenine ve sermaye düzeninin savunucusu olan AKP gibi hükümetlere karşı haklarını koruyacak ilerici, devrimci sendikal örgütlenme ve mücadeleler güç kazanmadığı sürece bu gelişmeler devam edecektir.

6.Dönem görüşmelerinde bir skandal karar daha kabul edilerek sendikal ayrımcılık yapıldı.

Buna göre % 1 den az üyesi olan sendikaların üyeleri cezalandırıldı.

Toplu sözleşmenin 23. Maddesine göre 2021 yılında 400 TL olarak ödenecek olan toplu sözleşme ikramiyesinden sadece kurulu olduğu hizmet kolundaki kamu görevlisi sayısının en az % 1’inden fazlasını üye kaydeden sendikalara üye olan kamu görevlileri yararlanabilecektir.

Bu da düpedüz bir ayrımcılık olup, Memur Sen bunu da kabul etmiştir.

*********
3-
Diyanet İşleri Başkanı, kendisine ve başında bulunan kuruma yönelik onca tepki ve eleştirilere rağmen tepki çeken açıklamalarda bulunmaya devam ediyor.

Son olarak üniversite kampüslerinde, öğrenci yurtlarında Kuran Kurslarının açılacağını söylediği gibi, eğitim alanında da 4-6 yaş arasındaki çocuklara verilen Kuran Kurslarının zorunlu eğitim kapsamına alınmasını planlamaktadır.

Bunun yanında sosyal medyanın AKP İktidarı eliyle kısıtlanmasını destekleyerek sosyal medyanın gericileştirilmesini ve toplumsal yaşamın dinci-gerici bir anlayışa göre düzenlenmesini sağlayacak çalışma ve uygulamalar içinde bulunmaktadır.

Diyanet İşleri Başkanı ve Başkanlık, bu tutum ve davranışlarıyla açıkça suç işlemekte, yasaları ve anayasayı çiğnemektedirler.

Anayasanın ve yasaların kendisine çizdiği sınırları aşan Diyanet İşleri Başkanı, hem laikliğe savaş açarak ona karşı gerici bir mücadele yürütmekte; hem de AKP İktidarının ve sarayın bir üyesi ve uzantısı gibi hareket etmektedir.

Buradan da anlaşılacağı gibi gerici AKP İktidarı ve saray, diyanete verdikleri destek ve cesaretle onu, kendi gerici ve ayrımcı politikalarını hayata geçirmek için bir araç olarak kullanmakta, bu yolla kendilerine en yakın gördükleri en geri seçmen kesimlerini ellerinde tutmaya çalışmaktadırlar.

Bu gelişmelere en büyük tepkiyi ise Eğitim Sen göstermekte, Diyanetin aldığı kararları ve uygulamalarını takip edeceklerini ve bunlarla ilgili gerekli her türlü yasal girişimi yapacaklarını açıklamıştır.

Sosyalist aydın ve partilerin de Diyanet’in bu uygulamalarına ve planlarına sert tepkiler gösterdiği bir gerçektir.

Ancak CHP’nin ana muhalefet partisi ve laikliği altı ilkesinden biri olarak kabul eden bir parti olarak diyanet işleri başkanının bu açıklamalarına ve tutumuna iktidarın kurduğu tuzağa düşmemek ve sağdan gelecek oyları kaybetmemek adına fazla ses çıkarmaması ve gerekli cevabı vermemesi ülkenin geleceği açısından yanlış ve kaygı verici bir tutumdur.

Bütün bunların dışında diyanetin bütçesi 16 milyar TL olup 17 bakanlıktan yedisini aşmaktadır.

Diyanetin bütçesi, bugün İçişleri Bakanlığından dahi fazladır.

Kısacası AKP İktidarı ve saray, devletin kaynaklarını, halktan toplanan vergileri de gerici ve partizan politikalarının bir parçası haline getirdikleri diyanet için kullanmaktan, bu yolla hem ekonomik kaynakları yerinde kullanmayıp israf etmekten; hem de dinci gericiliği devlet eliyle beslemekten kaçınmamaktadırlar.

**********
4-
Afganistan’da Taliban’ın yönetimi ele geçirmesinden sonra ülkede sular durulmuyor.

Taliban çocukları bile idam etmekten, esir düşmüş askerlerin bir kısmını öldürüp kafalarını kesmekten kaçınmayan vahşi tutum ve davranışları, kadınlara yönelik ayrımcı ve baskıcı tutumları giderek dünya kamuoyunda daha fazla tepki toplarken, Taliban Yönetimi içinde de anlaşmazlıklar giderek artıyor.

Taliban, ülkede kapsayıcı bir hükümet kuramadığı gibi kendi içinde de güç, iktidar ve rant paylaşımından doğan anlaşmazlıkları giderememiştir.

Çünkü Taliban güçlenmek için ülkedeki birçok aşireti kendi yanına çekmiş, bunlara vaatlerde bulunmuş, birçok aşiret de güçlü olduğu için Taliban’a katılmıştır.

Ancak Taliban’a katılan aşiretler ondan istediklerini kolayca elde edemeyecekleri gibi onunla kolayca da anlaşamayacaklar.

Bunun yanında Taliban’a getirdiği gerici düzen ve kadınların haklarına ve sokağa çıkmalarına getirdiği kısıtlamalar nedeniyle ülkede Taliban Yönetimi’ne karşı protesto ve tepkiler de giderek artmaktadır.

Bu yüzden Taliban Yönetimi’nin tüm Afganistan’da istikrarlı bir yönetim kurması zor olduğundan dolayı ülke gelecekte yeni çatışmaların içinde yer alabilir.

Taliban Yönetiminin baskıları nedeniyle de ülkeden kaçışlar da sürmektedir.

Afganistan’dan kaçan sivillerin mülteci olarak komşu ülkeler ve başka ülkeler için oluşturduğu sorunları yanında Amerikan Ordusu ve NATO’nun Taliban’a bıraktığı modern silahlar ileride Afganistan’da ortaya çıkacak El Kaide gibi başka dinci örgütlerin bu silahları kullanarak dinci terörü yaymalarına neden olabilir.


TSİP PROGRAMINDAN:

KADINA ŞİDDET'E HAYIR

b) Dayak ve her türlü yıldırma yöntemleri en ağır biçimde cezalandırılacak, insanlık onurunu ayaklar altına alan, kadının kendi bedenini herhangi maddi çıkar karşılığı satması kesin olarak önlenecek, fuhşun tuzağından kurtulan kadınların onurlu bir yaşama kavuşması için iş sağlanacak, fuhşun ve kadını aşağılayan diğer baskıların nesnel koşulları ortadan kaldırılacaktır.





TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN

"SOSYALİST ÖĞRETİ YENİDEN"

BAŞLIKLI YAZILARININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ


Av. İdris Köylü

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN WEB SİTESİ

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SİYASAL YAZILARI

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SANATSAL YAZILARI

İdris Köylü arkadaşa soru-görüş ve önerilerinizle ilgili mail gönderebilirsiniz


Turgut KOÇAK:

VELİ GÜRCAN

Veli Gürcan yoldaşımız Isparta Lisesi’nde öğrenciyken komünist olduğu gerekçesiyle disiplin kuruluna verilmiş daha sonra da okuldan uzaklaştırılmıştır. Lise son sınıfı bu yüzden Afyon’da okumak zorunda kalmış, liseyi bitirdikten sonra ise İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girmiştir. Burada TİP üyesi olan Gürcan daha sonra kurulan TİP’in gençlik örgütü Sosyalist Gençlik Örgütü’ün (SGÖ) yöneticisi olmuştur.

12 Mart faşizmi ile birlikte kapatılan TİP’ten sonra ise daha sonra TSİP’i kuracak olan bir grup arkadaşla birlikte olmuştur.

İyi bir sokak tiyatrocusu olan Gürcan Kavel direnişine de katılarak direnişçiler için moral kaynağı olmuştur. 12 Mart faşizminin yüzünden son sınıfta öğrenimini bırakmak zorunda kalan Gürcan, parti çalışmaları yüzünden okula devam edip okulunu bitirememiştir. 12 Eylül sonrasında da çalışmaların içinde yer alan arkadaşımız Filistin’de de bulunmuş daha sonra Avrupa’ya gitmiş ve kendi isteği ile yeniden Türkiye’ye dönmüştür. Parti çalışmaları yüzünden 1985 Temmuzunda tutuklanmış ve bir süre içerde kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır. Parti içinde başlayan tartışmalarda yer almış ve görüşlerini dile getirmiştir.

Son toplantıdan birlikte ayrılırken diğer arkadaşlara ben; “bu parti kendi adıyla yeniden kurulacak, ilke, kitle, Gerçek, Sosyalist ve Gerçek yeniden çıkarılacak” dedim. Gürcan’la sözleştik ve ölünceye kadar kendisiyle sözleşmemizi bozmadık. Bugüne kadar ne onun ne de bizim birbirimizle ilgili sarfettiğimiz tek kötü söze kimse tanık olmuş değildir. Kendisi partimizin yeniden açılış genel kurulunda delegemizdi ve genel kurulumuzda kendisine yakışır bir konuşma yaparak bize güç ve destek verdi. Onu, insan olan Veli Gürcan’ı unutmayacağız.

Değerli yoldaşlarım insan kimileri ile öylesine güzel şeyler paylaşır ki, bunlar ölünceye kadar unutulamaz. Benim gerçekte Veli Gürcan’la paylaştıklarım da böylesine unutulmayacak güzelliklerdi ve bunları, bu güzellikleri korumayı vefa borcunun çok ötesinde şeyler olarak algılıyor ve sahip çıkıyorum.

Kendisini en son görüşüm Senirkent’te yaşadığı bağ evinde oldu. Yaşadığı sıkıntıyı oradan hemen uzaklaştırılması gerektiğini biliyorduk. Çıkıp iki partili bayan arkadaşla birlikte yanına gittik. İki gün orada kaldıktan sora üçüncü gün aramızda sözleşerek ayrıldık. Biz oradayken Afer Kara ve çocukları da geldiler. Onlarda Veli arkadaşı çok severlerdi, şimdi düşünüyorum da keşke onlar gelmemiş olsalardı diyorum. Çünkü kendisiyle sözleşmiş işlerini düzene koyar koymaz partiyi tüm Türkiye’de örgütlemek üzere sözleşmiştik. Onlar Veli Gürcan’ı ikna edip tatile götürdüler. Oysa biz kısa bir süre sonra bir araya gelecek ve birlikte parti tarihini yazacaktık. Oysa Veli oradan İzmir’e geçmiş bizden bir süre daha zaman istemişti. Ne yazık ki zamanı uzun sürdü ve bir daha geri dönemedi. Veli Gürcan hastalanmıştı.

Oysa kendisiyle sözleştiğimiz üzere Ankara’da ev bile hazırlamaya başlamıştık. Çünkü kendisi artık kimsenin evinde kalamayacağını söylemişti bize. O görüşmeden bende kalan unutamadığım şey abisinin eşinin bize söylediğidir. Abisinin eşi bize ne edin edin Veli ağabeyimi buradan götürün demişti. Çünkü; Veli ağabeyim bağ evinde yalnız diye düşündüğüm için bir kadına düğürlük ettim o kadın da, “o aklını yemiş adama mı kaldım’ diye beni geri çevirdi demişti…

Kendisiyle son görüşmemse bir telefon konuşmamız oldu. Cezamızın kesinleştiği için aranır durumdaydık. O ise İzmir Göğüs Hastanesi’nde neredeyse son günlerini yaşıyordu. Bana kendi durumunu önemsemeden “Yahu ağam nedir bu devletin senden istediği” demişti. Sonra öldü cenazesine bile gidemedim. Birkaç gün sonrada Ankara’da düzenlenen bir operasyonla tutuklandım.

O öldükten sonra kendisine TSİP’li ya da değil pek çok çevre sahip çıktı. Ve hatta mezarını bile yaptırdılar. Gerçekte bu insanoğlunu anlamak çok zor. O sağken kimsenin içtenlikle sahip çıkmadığı Veli Gürcan her nedense birden sahiplenilencek insan olarak görüldü ve herkes orada görünmek için yarıştı. Şimdi kızı Aslı’nın mezarı başında söylediği “Babamın ne çok dostları varmış” sözü nasıl da hüzünlendirici değil mi?

Ve zaten bu işte her zaman için bir gariplik olmuş, benim de aklıma hep takılmıştır nedense. Tanıdığım bir çok komünist kimseyi sağken her nedense arayan soran olmamıştır ama öldükten sonra kimi zaman salonlarda, kimi zaman mezarı başında birileri anar olmuştur. Burada kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur betimlemesi biraz yerine oturan bir benzetme değil ama her nedense bütün anmalar bu alışkanlıklar içinde yapılıyor. Beni de asıl kızdıran şey budur. Ama biz TSİP’liler olarak söz veriyoruz Veli Gürcan yoldaşımızı kendi emekleri ile anacak ve kendisin asla unutturmayacağız.

Parti olarak Veli Gürcan’ın adını yaşatmak için onun adına sayısız çalışmalar yapacak olan eylemlilikler yürüteceğiz. Bu konuda ilk işimiz Veli Gürcan’ın adını verdiğimiz PARTİ OKULU olacaktır. Onun adına bilimsel araştırmalar düzenleyecek yazın alanında etkinlikler düzenleyeceğiz.

Bu partide Veli Gürcan’ı herkesten çok daha iyi tanıyan biri olarak onu gerçek insanlığı ile döne döne anarak hakkında düşündüklerimi bitirmek isterim.

Kimi insanlar vardır ki, devrimcidir. Ama sadece devrimcidir. Onların devrimcilikleri de soğuk demir gibidir insanı asla ısıtmaz. İnsanı asla ta can evinden sarıp sarmalamaz. Onlara bir türlü ısınamazsınız, söyleyeceklerinizi bile söylemekten çekinir ve hatta başka dünyaların insanları olduğunuzu bile düşünürsünüz. Bu gibiler çoğu zaman bu durumlarına sayısız neden ileri sürebilirler. Çoğu zaman da bu davranışlarını disiplin adı altında sürdürürler. Oysa gerçeklerin öyle olmadığını küçücük bir sınama denemede bile yakalar ve hayal kırıklığına uğrarsınız.

Şimdi gelelim Veli Gürcan’a; bu arkadaşımız ne adına olursa olsun o sıcak, o kucaklayan insan yanını bir kez bile olsun es geçmiş biri değildir. Kendisine en ağır sözler söyleyen kimseleri bile hoş görmekle kalmamış onları Veli Gürcan sıcaklığı ile sarıp sarmalamıştır. Veli Gürcan sıcaklığı dedimse kimse bu da nasıl bir şeydir deyip geçmemelidir. Gerçekten de onu tanıyanlar benim bu tanımlamama hak vereceklerdir. Bu nedenle bizim partimizde yoldaşlar arasında sıcaklığın adı da Veli Gürcan sıcaklığıdır. Bu sıcaklığı ve insan davranışını her yoldaşımıza karşı sonuna kadar korumak Veli Gürcan arkadaşımıza bizim borcumuzdur diye düşünüyor, attığımız her adımı buna göre atıyoruz.

Şimdi o yok. Ama onunla birlikte biriktirdiğimiz bütün değerler bizim için yeri doldurulamaz önemde birer hazinedir.

Gürcan’ın babasını da iyi tanıyan biri olarak Veli Gürcan’daki güzelliklerin kaynağını çok iyi biliyorum.

Her ikisini de bu nedenle bir kez daha yürekten anmayı bir görev sayıyorum.

Behice Boran:

'Sosyalist Doğulmaz, Yaşanır'

İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı’ndaki duruşmada hakim karşısına çıkarıldı.


DİNLENE DİNLENE...

Hakim sordu: Çıktınız mı?

-Çıktık.

-Ne yapacaktınız?

-Taksim’e doğru yürüyecektik.

-Peki neden çıktığınız?

-1 Mayıs emeğin bayramı, mücadele günüdür. Biz de o sınıfın partisiyiz, çıktık.

-Nereden çıktınız?

-Merter’den çıktık.

-Nereye gidecektiniz?

-Taksim’e.

-Merter neresi Taksim neresi, uzun yol; siz yaşlısınız nasıl gideceksiniz?

-Dinlene dinlene…”

YAZININ TAMAMI


SAYFA BAŞI