PARTİLİ YOLDAŞLARIMIZI SAYGIYLA ANIYORUZ (sayfaya git)

ONLAR, KAVGAMIZIN SIRA NEFERİYDİLER. ANILARINI MÜCADELEMİZDE YAŞATACAK, ÖLENLERİN BOŞA ÖLMEDİĞİNİ BİLEREK,

SAVAŞIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ...


AB'DEN HİBE ALAN SOL ÖRGÜTLER VE YÖNETİCİLERİ,

ALÇAK'DIR. LİBERAL'DİR. İŞBİRLİKÇİ'DİR.


DİSK

"GÖZ BEBEĞİMİZ DİSK, GELENEĞE SÖZ VERDİK... GELECEĞE TAŞIYACAĞIZ.."

İŞÇİ SINIFINDAN HABERLER

DİSK

http://www.disk.org.tr/

BANK-SEN

http://www.banksen.org.tr

BASIN-İŞ

www.diskbasinis.org

BİRLEŞİK METAL-İŞ

http://www.birlesikmetal.org

BTO-SEN

www.btosen.org.tr

CAM KERAMİK-İŞ

http://www.disk-camkeramikis.org

DEV MADEN-SEN

http://www.devmadensen.org.tr

DEV SAĞLIK-İŞ

http://www.devsaglikis.org.tr

DEV TURİZM-İŞ

http://www.devturizmis.org.tr/

DEVRİMCİ YAPI-İŞ

http://www.devyapi-is.org

EMEKLİ-SEN

http://www.tumemeklisen.com

ENERJİ-SEN

http://www.enerjisen.org

GENEL-İŞ

http://www.genel-is.org.tr

GIDA-İŞ

http://www.gidais.com

GÜVENLİK-SEN

http://www.guvenliksen.org.tr/

İLETİŞİM-İŞ

http://www.deviletisimis.org.tr

LASTİK-İŞ

http://www.lastik-is.org.tr

LİMTER-İŞ

http://www.limteris.com

NAKLİYAT-İŞ

http://nakliyatis.org

SİNE-SEN

https://twitter.com/DiskSine

SOSYAL-İŞ

http://www.sosyal-is.org.tr

TEKSTİL

http://www.disktekstil.org

TÜMKA-İŞ

http://www.tumkais.org

   

46. YILINDA...

SOSYALİZM YOLUNDA...

YAŞASIN TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ


FAŞİZME KARŞI

DEMOKRASİ

SÖMÜRÜYE VE KAPİTALİZME KARŞI

SOSYALİZM

PRchecker.info

PARTİ PROGRAMIMIZIN 'OR' KODUNU TELEFONUNUZA TARATIN.

İSTEDİĞİNİZ ZAMAN,

İSTEDİĞİNİZ YERDE OKUYUN.

PARTİ PROGRAMI

Not: Programımızı okuyup benimseyen 18 yaşından gün almış herkes, partimize aday üyelik için başvurabilir.


PARTİMİZİN 1993 YILI 3. GENEL KURULUNDA YAPILAN KONUŞMALARI, TARİHİ ÖNEMİ NEDENİYLE YAYINLIYORUZ.

VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-2


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-3


GÜLTEKİN GAZİOĞLU YOLDAŞIN KONUŞMASI


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI -2


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN  KONUŞMASI -3


TURGUT KOÇAK YOLDAŞ, KENDİ YAZDIĞI ŞİİRİ FIRTINA ÇOCUKLARI'NI OKUYOR

GENEL MERKEZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ANKARA İL ÖRGÜTÜ

CELAL FİL (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24 Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ÇANKAYA İLÇE ÖRGÜTÜ

AYŞE SELMA ÖZKÖKLÜ (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

İSTANBUL İL ÖRGÜTÜ

ADEM YAKAR (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

MÜNÜR BİRCAN (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

TSİP Aday üye kayıt formu

TSİP KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

ADAY ÜYELİK BAŞVURU FORMU

İZMİR İLÖRGÜTÜ

SATILMIŞ AKGÜN (BAŞKAN)

Fevzipaşa cad. 1368 sokak No: 1 kat: 8 Daire: 804 Basmane

(Diş Egitim Hastanesinin karşısında)

KONAK / İZMİR

TEL: 0232 483 9098

KONAK İLÇE ÖRGÜTÜ

Fevzipaşa cad. 1368 sokak No: 1 kat: 8 Daire: 804 Basmane

(Diş Egitim Hastanesinin karşısında)

KONAK / İZMİR

TEL: 0232 483 9098

ÜNYE İLÇE ÖRGÜTÜ

SALİM OĞUZ (BAŞKAN)

Burunucu Mah. Kaymakam Sok. No: 17

ÜNYE - ORDU

EKİN SANAT DERGİSİ

İSTANBUL İL TEMSİLCİLİĞİ

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire 6 -.7

 KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10


WEB VE MAİL ADRESLERİMİZ

TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ (TSİP)

SOCİALİST WORKERS' PARTY OF TURKEY

KURULUŞ:

15-16 HAZİRAN 1974

ORGANIZATIONS:

15-16 JUNE 1974

45.YILINDA...  SOSYALİZM YOLUNDA...

WEB SİTESİ:


http://www.tsip1974.com/

https://www.facebook.com/AmerikaSuriyedenDefol

https://www.facebook.com/tsip15161974

https://www.facebook.com/tsip1974

STALİN KOMÜNİZMDİR
https://www.facebook.com/groups/345728572561507/

UYAN ARTIK UYAN UYAN ESİRLER DÜNYASI
https://www.facebook.com/groups/2028259010571656/

"BU SAYFA, DİRENEN YOKSUL YEMEN HALKININ HABERLERİNE AYRILMIŞTIR."
https://www.facebook.com/groups/1740767676034913/

https://twitter.com/tsipgenelbaskan

https://twitter.com/TsipGenelSek

MAİL ADRESLERİ:

tsip15161974@gmail.com

tsip1974@hotmail.com

tsip@tsip1974.com

tsip.ali.oner@hotmail.com

turgutkocak2009@hotmail.com/a>


YAYINLARIMIZIN AĞUSTOS 2020 SAYILARI ÇIKTI: OKU - OKUT - ABONE OL - ABONE BUL


WEB SİTEMİZDEKİ YAZILARIMIZDAN
KAPİTALİST SİSTEM HIRSIZLIKTIR AHLAKSIZLIKTIR
SOSYALİSTLER VAR TSİP VAR GELECEK VAR
NE KADAR DA İKİYÜZLÜSÜNÜZ
ÖMER GÜRCAN
KORONA VİRÜSÜ MÜ? YOKSA KAPİTALİZM Mİ TEHLİKELİ?
TEHLİKELİ OLAN SADECE KORONA VİRÜSÜ MÜ?
YARGIYA BAK TARAFSIZLIĞI GÖR
SİZ BUNA DEMOKRASİ Mİ D İ Y O R S U N U Z ?
DEVRİMBAZLIK MI? DEVRİMCİLİK Mİ?
KARANLIK GÜÇLER Mİ, DERİN DEVLET Mİ?
KAPİTALİZM BİTTİ KURTULUŞ SOSYALİZMDE
SOSYALİZM DÜŞ MÜ GELECEK Mİ?
FAŞİZM VE GERİCİLİKLE NASIL SAVAŞILIR?
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-1  TİP
LİBYA’YA ASKER YA DA ATEŞ KES
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-2  TSİP
HAFIZA TAZELEME: MENDERES NEDEN İDAM EDİLDİ
NEDEN SOSYALİZM?
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -1
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -2
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -3
TSİP TARİHİNDEN -1
TSİP TARİHİNDEN -2
İŞİN NERESİNDEYİZ
SOSYALİZM DÜŞ MÜ GELECEK Mİ?
KISA POLİTİK DEĞERLENDİRİMLER VE TSİP’İN KURULUŞU
İDLİB DENİLEN HİKAYE
EVDE OTUR DEMİR YE!
DÜNYADA EN ÇOK HAİNİN BULUNDUĞU ÜLKE HANGİSİDİR?
ÜLKÜCÜ FAŞİST HAREKETİN TARİHİ -1
ÜLKÜCÜ FAŞİST HAREKETİN TARİHİ -2
AZİZ NESİN VE HALK MASALLARI / Toplam 24 Masal
SOLAK SOL MU? SOSYALİZM Mİ?
SOLUN GENEL DURUMU
 SURİYE’DEN SONRA LİBYA BATAĞI
TSİP KOMÜNİST OLMAYANLARA DOKUNUR
SURİYE’DE NE OLUP BİTTİ
HDP’NİN KARARI
TEHLİKELİ OLAN SADECE KORONA VİRÜSÜ MÜ?

TROÇKİ VE TROÇKİZM ÜZERİNE

HAİN TROÇKİ
TROÇKİ STALİN VE KIZIL ORDU
TROÇKİ'DEN TİTO'YA
TROÇKİ FRANKO HİZMETİNDE

TROÇKİ VE LENİNE KARŞI KOMPLO

LENİN'İN 50. DOGUM YILDÖNÜMÜ VESİLESİYLE KONUŞMA - Stalin 1920

TRANSKAFKASYA'NIN SOSYALİZM MASKELİ KARŞI-DEVRİMCİLERİ - Stalin 1918

BOLŞEVİK PARTİNİN SAVAŞ, BARIŞ VE DEVRİM SORUNLARINDAKİ TEORİ VE TAKTİĞİ - Stalin

Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni - Romada Devlet / Engels
POLİS DEVLETİ NASIL OLUR?
SENDİKALAR, MESLEK KURULUŞLARI, KOMÜNİST İŞÇİ PARTİLERİ LİNKLERİ
ÖRGÜTSÜZLÜĞÜ KUTSAYANLAR YA DA BOŞ GEVEZELİKLER…

İNCE’Yİ TARTIŞSAK MI?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

13 AĞUSTOS 2020

İnce’yi ne kadar tartışırsak tartışalım geride kalan geride kalmış, geride kalan şeylerden de işe yarayacak bir ders yok. Yok, çünkü İnce, kalktı bugün “bombalamalardan” söz edeceğini söyleyen demeçlerinden sonra açıklamasını da yaptı. Ancak ortada ne bombalama söz konusuydu ne de onu dinleyenlere vay anasına, ‘biz bunları bilmiyorduk’ dedirtecek yeni bir şey söyledi.

Dediği şey daha önce söyledikleriydi. CHP bana bilgi vermedi, CHP ben kazanmayayım diye beni yeterince desteklemedi, afişlerimi bile bilbordlara ya asmadı ya geç astı, 13 bin sandıkta CHP’nin temsilcisi yoktu, CHP iktidara yürüyorsa Kılıçdaroğlu kendisi aday olmalıydı, bir de Kürtler sayesinde kazandığı yerler var Kürtlere çıkıp teşekkür edilmedi.

Bu söylenenler içinde yeni bir şey var mı? İnce gemisini bu sözler yüzdürebilir mi?

Bize göre yeni şeyler de yok, İnce’nin gemisi de bu sözlerle değil yürümek yerinden bile kıpırdayamaz.

Ha bir de unuttum, amacı millet ittifakını bölmek değilmiş, kendisi de millet ittifakından yana olurmuş.

Hani durum bu olunca insan sormadan edemiyor, bizler zaten bunların hepsini hatta daha fazlasını biliyoruz söyleyeceğin yeni bir şey var mı onu duymak isterdik fakat duyduğumuz bir şey de olmadı.

Seçim gecesi sonuçlar daha belli değil, ne yapmış ince? FOX TV programcısı İsmail Küçükkaya’yı dost bilirmiş de dost bildiği için adam kazandı diye bir mesaj göndermiş. Küçükkaya’da dostluğu bir yana bırakıp gazetecilik görevini yapmış ve kamuoyuna açıklamış. Sizce bu sözler bir şey ifade ediyor mu? Bence etmiyor.

İnce olaya farklı baksa da bir de sosyal medyadan yayımladığı Ayasofya mesajı var. Bize göre bu mesaja kendisi nasıl bakıyor olursa olsun bize göre bu mesajı da aşağı yukarı Küçükkaya’ya gönderdiği mesaja benzer bir havada.

Ne demiş mesajında:

“Ayasofya Türkiye sınırları içindedir ve ibadete açılması kararı Türkiye’nin egemenlik hakkıdır. Buna Rusya, ABD, Yunanistan veya başka bir ülke, kuruluş karar veremez.”

İnce mesajla bitirmedi tavrını, canlı yayında İsmail Saymaz’ın sorusunu şöyle yanıtladı:

“O gün protokol olmaz ama özel bir gün olduğu için belki davet gerekebilir. Davet olursa icabet ederim.”

Peki, İnce’nin bu açıklamasına saray medyası nasıl sarıldı?

Artık İnce, iktidarın gazete, televizyon bütün medya kuruluşlarına kolayca konu ediliyor, kendisi pohpohlandıkça pohpohlanıyor İnce ise sesini yükselttikçe yükseltiyordu. Bu konu çok az sayıda muhalif basında yer bile almamıştı ki ortalık durup dururken toza dumana karışmasın ama ne var ki İnce’yi tutana aşk olsun. Maşallahı vardı ve her konuda da söyleyecek bir sözü mutlaka bulunuyordu. Birçok çevreden istendi ki fırtına biraz dinsin, ortalık sakinleşsin. Sonuçta olay şu kadar oy götürür bu kadar götürmez değil tam anlamıyla Cumhur ittifakı’nı millet ittifakına karşı açtığı savaşta millet ittifakında yaratabileceği moralsizlik ve gedikti ki olabildiğince susuldu.

Sonra İnce, alaheyle Yalova’dan yola çıktı ve çıktığı gün kendisine soru sormak için gelen yandaş basın muhabirlerine ise söyleyeceğim her şeyi yarın Ankara’da söyleyeceğim diyerek konuşmadı. Sonuçta da bugün Ankara’da konuştu.

Türkiye Sosyalist İşçi Partisi olarak dinci, gerici, faşist cepheyi oluşturanlara karşı verilen mücadeleyi önemsiyoruz.

Hele de iyice yalnızlaştırılıp küçültülmek istenen HDP’ye karşı açılan savaşta hiç ama hiç gözümüzden kaçmıyor. Bu durumda diyoruz ki HDP’nin Pervin Buldan aracılığı ile güçbirliği çağrısını da çok önemsiyor ve destekliyoruz.

Evet, demokrasi düşmanları, işçi sınıfı ve halk düşmanları ya durdurulacak ya durdurulacaksa ki doğru olan budur, HDP’nin bu çağrısını da çok ciddiye almak gerekir çok diyor, İnce konuşuldu ve bitti demekten de kendimizi alamıyoruz.

Turgut Koçak yoldaşa soru-görüş ve önerilerinizle ilgili mail gönderebilirsiniz


"HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZI:  SALGIN VE GERÇEKLER

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

GÜNCEL NOTLAR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

13 AĞUSTOS 2020

SİZ BAKAN MISINIZ?
 

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’u kınıyorum, ayıplıyorum.

Niye?

Çünkü kalkıp bir demeç verdi. Neymiş, imam hatip liseleri yüzde 99,8 doluluğa ulaşmış.

Ayıptır ayıp. Sizin bakanlığını yaptığınız iktidar kalksın bütün okulları imam hatip liselerine çevirsin, halkın çocukları da başka gidecek okul bulamadığı için zorunlu imam hatip liselerine kaydılsun sizde kalkın her şey yolundaymış gibi yüzdelerle doluluk oranı açıklayın.

Şimdi ben size soruyorum Sayın Bakan, madem imam hatip liseleri bu kadar önemli, öğrencisi de bol o zaman neden kolejlerinizin bırakalım yarısını küçük bir bölümünü de imam hatip koleji yapmıyorsunuz?

Yapmazsınız çünkü buraya kayıt yaptıracak 1 tane bile öğrenci bulamazsınız.

Durum bu merkezdeyken bütün liseleri kapatıp imam hatip lisesi haline getireceksiniz, halkın çocuklarına da napalım başka okul yok eğer kayıt yaptıracaksanız buraya yaptıracaksınız deyip çocuklarımızı zorunlu kılacak sonra da doluluk oranından dem vurup sanki memnuniyet varmış gibi bir hava vereceksiniz.

Bu olmaz Sayın Bakan, olamaz. Bugün AKP mahallesinin çocukları bile imam hatiplere gönderilmez iken yoksul halkımızın çocuklarını buralara yönlendirmeye kalkmanız ve de zorunlu bırakmanız öyle yenilecek yutulacak bir şey değildir.

Yeri gelmişken bir şey daha anımsatalım isterseniz, imam hatip ortaokullarından çocuklarımızın niye en az yarısı fen, Anadolu, sosyal bilimler ve meslek liselerini tercih ediyorlar hiç düşündünüz mü?

Ama biliyorum bizim sözlerimizin sizin üzerinizde bir etkisi olmayacak fakat diyorum ki bu saltanat bitecek Sayın Ziya Selçuk, bu saltanat bitecek…


01 - 08 AĞUSTOS 2020

1- Korona Virüs Salgınının Türkiye’deki etkileri artarak devam ediyor.

Son dönemlerde salgına karşı gösterilen duyarlılıktaki azalmayla birlikte, hükümetin ekonomik durumun sermaye sınıfı için daha kötü bir hale gelmesini önlemek ve patronları kurtarmak için; salgınla mücadelenin sorumluluğunu daha çok bireysel önlemlerle geçiştirmeye çalışıp, yurttaşların omuzuna yıkması; salgının yeniden hızlanıp artmasına neden olmaktadır.

Korona salgını sonucu birçok ilde hastanelerde ve sağlık ocaklarında az yer kaldığı gibi bazı illerde ise boş yatak hemen hemen kalmamıştır.

Özellikle hastane ve sağlık personeli sayısının daha az olduğu Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri’nde boş yer yok denecek kadar azdır.

Bunun yanında yeterince güvenli olmadığı halde 31 Ağustosda okulların yeniden açılacağının söylenmesi, yoksul kesimlerin ve işçilerin sağlığına yönelik kamu sağlığı açısından yeterli önlemlerin alınmaması, korona salgınının sonbaharda bir patlama yapacağını ve vaka sayılarının sonbahardan sonra daha hızlı bir biçimde artacağını ortaya koyuyor.

Öte yandan alınan haberlere göre Türkiye’de yeterli sayıda test malzemesinin olmaması nedeniyle yeterince test de yapılamamaktadır.

Bütün bunlar, önümüzdeki haftalarda halkın, toplumun geniş kesimlerinin ve yoksul kesimlerin sağlığının daha çok tehlikeye gireceğini ortaya koyuyor.

Öte yandan iktidarın, görevlerini gece-gündüz ağır koşullar altında çalışarak yerine getiren sağlık görevlilerinin durumunu kolaylaştırmak ve onlara destek olmak için yeterli bir çalışma içinde olmadığı da görülmektedir.

**********

2- İstanbul Sözleşmesi’ne karşı çıkan gericilerin ve gerici basın ile sözleşmeden çekilmeyi düşünen AKP Hükümeti ve sözleşmeden çekilmeyi isteyen AKP’li milletvekillerine karşı kadın haklarını savunan kadın örgütlerinin, ilerici ve demokrat çevrelerin tepki ve eylemleri sürüyor.

Kadın cinayetlerinin arttığı ve Temmuz ayı boyunca 36 kadının öldürüldüğü bu günlerde bu sözleşme, eskisinden daha büyük bir önem kazanmıştır.

Kadına yönelik şiddetin yaptırıma bağlandığı bu sözleşmeden çekilmek, kadına yönelik şiddet eylemlerinin ve kadına karşı işlenen suçların daha fazla artmasına bilerek göz yummak anlamına gelecektir.

Bir yandan kadınların direnişi; diğer yandan da AKP içindeki kadınların ve daha modern bir düşünce yapısına sahip olanların sözleşmeden çekilmeye karşı çıkması, AKP Hükümeti’nin bu konuda kolayca bir karar almasını önlemiş, kesin kararın açıklanması bir hafta sonraya bırakılmıştır.

Bu direnç ve AKP içindeki anlaşmazlık da bu alanda çalışan gerici yazarların da bulunduğu bir topluluğun sözleşmeden çıkmak için yürüttükleri çabayı sona erdirip dağılmalarına ve kendi işlerine dönmelerine neden olmuştur.

Ancak yine de rehavete kapılmamak gerekir.

AKP Hükümeti ve saray, tıpkı Ayasofya’da olduğu gibi burada da topu taca atabilir.

Sözleşmeden çıkılıp çıkılmaması için parti içinde bir meclisin toplanıp kesin kararın burada alınmasını sağlayabilir.

Normalde sarayın iradesiyle kararların alınmasına rağmen, burada da alınmak istenen karar sözde çoğunluğun iradesine bağlanarak sözleşmeden çıkılabilir.

Ancak böyle bir gelişme, Türkiye’de ne kadınları; ne de ilerici, demokrat ve devrimci kesimleri ikna edebilecektir.

Böyle bir karar alındığında bu kararın AKP içindeki sözleşmeden çıkılmasına karşı olan kadınları bile ikna etmeye yetmeyeceği açıktır.

Zaten yeterince uygulanmayan sözleşmeden çıkılması AKP İktidarını daha çok köşeye sıkıştıracak, kendi içinde de zorlayacaktır.

Bu yolla radikal İslamcı çevrelerin ve tarikatların büyük bir bölümünün desteği alınsa bile AKP’nin oy kaybı daha fazla artacak, iktidarının meşruiyeti daha fazla azalacaktır.

*********

3- Türkiye’de ekonomik durumun daha fazla bozulduğu çoğu yurttaşın bildiği bir gerçektir.

Buna karşılık iktidarın ve sarayın çizdiği pembe tablolar yaşamda bir karşılığı olmayan gerçekdışı şeylerdir.

İşsizlik ve yoksulluğun yükselmesi ve gelir dağılımındaki eşitsizliğin artmasının yanında son dönemde dövizin ve altının değeri de eskisinden daha fazla yükselmektedir.

AKP İktidarı ve sarayın her seferinde patronları, sermayeyi ve özellikle yandaş sermayeyi koruyan tutumlarının yanında ekonomik istikrarın da sağlanmasının günden güne güçleştiği bir gerçektir.

Bu günlerde dövizin değerindeki görülen artış sonucu doların değeri 7.TL’ye ulaşmış, avronun (Euro) değeri ise 8,5 TL’yi aşmıştır.

Nitekim Bank of International Settlements’ in verdiği bilgilere göre Türkiye’de doların değeri 2019 yılının Ekim-Aralık ayları arasında ortalama olarak 5,79 TL, iken, bu rakam 2020 yılının Nisan sonunda 7.TL. eşiğine gelmiştir.

Altının da değerinde giderek artış görülmektedir.

Bu gelişmeler, Türk Lirasının sürekli değer kaybına uğramasına yol açmaktadır.

Hükümetin Merkez Bankası’na baskı yapıp faiz oranlarının yükselmesini önlemesi, dövizin değerini daha çok yükseltmektedir.

Hükümet ve saray, döviz yükseldiğinde piyasaya döviz sürerek dövizdeki yükselmeyi yavaşlatıp durdurabilmekte ve dövizin değerindeki istikrarı bir dereceye kadar koruyabilmekteydi.

Ancak bugün bunu başarması daha da zorlaşmıştır.

Bu yüzden hükümet, uygulamaya soktuğu yeni politikalarla sermaye hareketlerini kontrol etmeye başlamıştır.

Bunun en açık kanıtları, ihracatçıların kazandıkları dövizi 6 ay içinde Türkiye’ye getirmeleri zorunluluğunun yürürlüğe girmesi, bankaların yurtdışıyla svap işlemlerinin öz kaynaklarının % 0,5’i ile sınırlı tutulması, yurtdışına TL, vermelerinin önlenmesi, uluslararası bankalara TL’de işlem yasağı getirilmesidir.

Bu ve benzeri uygulamalar açıkça, resmen ilan edilmeden yapılmaktadır.

Çünkü AKP Hükümeti ve saray açıkça uluslararası finans kapitali, yani para sermayeyi karşılarına almak istememektedirler.

Zira onlar sayesinde iktidara geldikleri gibi, iktidarlarını sürdürmek için de onlara muhtaçtırlar.

Bu uygulamalar her ne kadar dövizin değerinin artışını azaltıp belli bir süre durdurmuş TL.’ye belli bir istikrar kazandırmışsa da uluslararası sermayenin ve para sermayenin de giderek tepkisini çekmektedir.

Bunun yanında döviz fiyatlarını frenleme bugünlerde başarılı olamamıştır.

AKP Hükümeti ve sarayın artık finans kapital karşısında zaman kazanacak olanakları daha azdır, çünkü hükümetin ve sarayın finans kapitalle ve uluslararası sermaye çevreleriyle uzun süre mücadele edecek iradesi ve gücü yoktur.

Bu yüzden döviz fiyatlarındaki artış hızlanacak ve bu da iç fiyatlara yansıyarak enflasyonu arttırıp, yeni zamlara neden olacaktır.

Böylece döviz fiyatlarındaki artışın bedelini de emeğiyle geçinenler, işçiler, memurlar ve emekliler ödeyeceklerdir.

İktidar ve sermaye çevreleri ise dövize yaptıkları yatırımlarıyla kazançlarını arttırmaktan kaçınmayacaklardır.

Ancak bu gelişmeler, iktidarın baskılarıyla birlikte yakın gelecekte Türkiye Toplumu’nu da toplumsal isyan ve patlamalara daha açık hale getirecektir.

*********

4- Muharrem İnce’nin yeni bir siyasal oluşum, yeni bir parti kurmak için yola çıktığı görülmektedir.

Bu gelişme iktidar ve saray çevresi tarafından da olumlu karşılanmakta; kendisinin CHP oylarını bölerek CHP’yi daha zayıf bir duruma düşüreceği planlanmaktadır.

Ancak Muharrem İnce’nin bu çabasının sonuç vermesi mümkün değildir.

2018 seçimlerinden sonraki tutarsız ve ilkesiz tutumuyla muhalif seçmenlerin tepkisini çekmiş, bu tutumunu günümüzde de sürdürmüştür.

Ayasofya’nın yeniden cami haline getirilmesi sırasında da AKP İktidarı ve sarayın tarikatlarla birlikte düzenlediği siyasi-dini gösterinin bir parçası olmayı kabul edecek kadar da ilkesiz bir tutuma yönelmekten, gerici propagandaya alet olmaktan da kaçınmamıştır.

Bunun dışında kendisinin emekçilerden, işçi sınıfından yana bir programının, bir duruşunun olduğunu ve bu konuda CHP Yönetimi’nden daha faal ve duyarlı olduğunu gösteren hiçbir açıklaması yoktur ve bununla ilgili hiçbir gelişme de yaşanmamıştır.

Bütün bunlardan dolayı böyle bir politikacının gelecek seçimlerde muhalif seçmenlerden güçlü bir destek alması ve siyasi yaşamda etkili olması mümkün olmayacak, kuracağı parti seçimlerde % 1’den fazla oy alamayacaktır.

*********

5- AKP İktidarının ve sarayın Libya’da sürdürdüğü yayılmacı ve maceracı politikanın Türkiye’yi giderek daha fazla çatışma ve sorunun içine soktuğu açıkça görülmektedir.

Türkiye sermayesinin pazar ve petrol, doğal gaz gibi değerli maden kaynaklarına ulaşma politikasının da bir sonucu olan bu siyaset, Türkiye’yi Kuzey Afrika’da Mısır’la sıcak bir çatışmanın eşiğine getirirken, Türkiye Yönetimi’ni de Rusya’nın da aralarında bulunduğu devletler karşısında ABD Yönetimi’yle anlaşıp ABD’ye daha bağımlı hale getiriyor.

Öte yandan Suriye’de ki gelişmeler henüz bir sonuca ulaşmazken, Türkiye Yönetimi’nin, Suriye’nin İdlip Bölgesi’ndeki terör güçlerini Libya’ya göndermesi ve Libya’da radikal İslamcı terör güçlerini desteklemesi, birçok Arap Ülkesi ile Türkiye’nin ilişkilerinin de bozulmasına yol açmıştır.

Trablusgarp’taki meşruiyeti tartışmalı hükümete Hafter Güçleri karşısında verilen destek her ne kadar Hafter Güçleri’nin Trablusgarp Çevresinden çekilmesini sağlamışsa da Mısır’ın ordusuyla birlikte daha güçlü bir biçimde Libya’ya girmesine, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin onu daha fazla desteklemesine yol açmıştır.

Bu gelişmeler, Suriye’de olduğu gibi Türkiye’yi Kuzey Afrika’da da emperyalist bir çatışmanın tarafı olması sonucunu doğurabilir ve bunun bedeli bu çatışma için yapılacak harcamalarla ve oraya gönderilecek askerlerle Türkiye’nin yoksul emekçi halk kitlelerine ödettirilecektir.

Diğer yandan bu çatışmanın Türkiye’nin ekonomik gücüne ve kaynaklarına da zarar vereceği bir gerçektir.


özgecan cinayeti ile ilgili görsel sonucu

TSİP PROGRAMINDAN:

KADINA ŞİDDET'E HAYIR

b) Dayak ve her türlü yıldırma yöntemleri en ağır biçimde cezalandırılacak, insanlık onurunu ayaklar altına alan, kadının kendi bedenini herhangi maddi çıkar karşılığı satması kesin olarak önlenecek, fuhşun tuzağından kurtulan kadınların onurlu bir yaşama kavuşması için iş sağlanacak, fuhşun ve kadını aşağılayan diğer baskıların nesnel koşulları ortadan kaldırılacaktır.



DOST VE KARDEŞ ÜLKE SURİYE, İŞTE BU KADAR GÜZEL.



TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN

"SOSYALİST ÖĞRETİ YENİDEN"

BAŞLIKLI YAZILARININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ


Av. İdris Köylü

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN WEB SİTESİ

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SİYASAL YAZILARI

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SANATSAL YAZILARI

İdris Köylü arkadaşa soru-görüş ve önerilerinizle ilgili mail gönderebilirsiniz


Turgut KOÇAK:

VELİ GÜRCAN

Veli Gürcan yoldaşımız Isparta Lisesi’nde öğrenciyken komünist olduğu gerekçesiyle disiplin kuruluna verilmiş daha sonra da okuldan uzaklaştırılmıştır. Lise son sınıfı bu yüzden Afyon’da okumak zorunda kalmış, liseyi bitirdikten sonra ise İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girmiştir. Burada TİP üyesi olan Gürcan daha sonra kurulan TİP’in gençlik örgütü Sosyalist Gençlik Örgütü’ün (SGÖ) yöneticisi olmuştur.

12 Mart faşizmi ile birlikte kapatılan TİP’ten sonra ise daha sonra TSİP’i kuracak olan bir grup arkadaşla birlikte olmuştur.

İyi bir sokak tiyatrocusu olan Gürcan Kavel direnişine de katılarak direnişçiler için moral kaynağı olmuştur. 12 Mart faşizminin yüzünden son sınıfta öğrenimini bırakmak zorunda kalan Gürcan, parti çalışmaları yüzünden okula devam edip okulunu bitirememiştir. 12 Eylül sonrasında da çalışmaların içinde yer alan arkadaşımız Filistin’de de bulunmuş daha sonra Avrupa’ya gitmiş ve kendi isteği ile yeniden Türkiye’ye dönmüştür. Parti çalışmaları yüzünden 1985 Temmuzunda tutuklanmış ve bir süre içerde kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır. Parti içinde başlayan tartışmalarda yer almış ve görüşlerini dile getirmiştir.

Son toplantıdan birlikte ayrılırken diğer arkadaşlara ben; “bu parti kendi adıyla yeniden kurulacak, ilke, kitle, Gerçek, Sosyalist ve Gerçek yeniden çıkarılacak” dedim. Gürcan’la sözleştik ve ölünceye kadar kendisiyle sözleşmemizi bozmadık. Bugüne kadar ne onun ne de bizim birbirimizle ilgili sarfettiğimiz tek kötü söze kimse tanık olmuş değildir. Kendisi partimizin yeniden açılış genel kurulunda delegemizdi ve genel kurulumuzda kendisine yakışır bir konuşma yaparak bize güç ve destek verdi. Onu, insan olan Veli Gürcan’ı unutmayacağız.

Değerli yoldaşlarım insan kimileri ile öylesine güzel şeyler paylaşır ki, bunlar ölünceye kadar unutulamaz. Benim gerçekte Veli Gürcan’la paylaştıklarım da böylesine unutulmayacak güzelliklerdi ve bunları, bu güzellikleri korumayı vefa borcunun çok ötesinde şeyler olarak algılıyor ve sahip çıkıyorum.

Kendisini en son görüşüm Senirkent’te yaşadığı bağ evinde oldu. Yaşadığı sıkıntıyı oradan hemen uzaklaştırılması gerektiğini biliyorduk. Çıkıp iki partili bayan arkadaşla birlikte yanına gittik. İki gün orada kaldıktan sora üçüncü gün aramızda sözleşerek ayrıldık. Biz oradayken Afer Kara ve çocukları da geldiler. Onlarda Veli arkadaşı çok severlerdi, şimdi düşünüyorum da keşke onlar gelmemiş olsalardı diyorum. Çünkü kendisiyle sözleşmiş işlerini düzene koyar koymaz partiyi tüm Türkiye’de örgütlemek üzere sözleşmiştik. Onlar Veli Gürcan’ı ikna edip tatile götürdüler. Oysa biz kısa bir süre sonra bir araya gelecek ve birlikte parti tarihini yazacaktık. Oysa Veli oradan İzmir’e geçmiş bizden bir süre daha zaman istemişti. Ne yazık ki zamanı uzun sürdü ve bir daha geri dönemedi. Veli Gürcan hastalanmıştı.

Oysa kendisiyle sözleştiğimiz üzere Ankara’da ev bile hazırlamaya başlamıştık. Çünkü kendisi artık kimsenin evinde kalamayacağını söylemişti bize. O görüşmeden bende kalan unutamadığım şey abisinin eşinin bize söylediğidir. Abisinin eşi bize ne edin edin Veli ağabeyimi buradan götürün demişti. Çünkü; Veli ağabeyim bağ evinde yalnız diye düşündüğüm için bir kadına düğürlük ettim o kadın da, “o aklını yemiş adama mı kaldım’ diye beni geri çevirdi demişti…

Kendisiyle son görüşmemse bir telefon konuşmamız oldu. Cezamızın kesinleştiği için aranır durumdaydık. O ise İzmir Göğüs Hastanesi’nde neredeyse son günlerini yaşıyordu. Bana kendi durumunu önemsemeden “Yahu ağam nedir bu devletin senden istediği” demişti. Sonra öldü cenazesine bile gidemedim. Birkaç gün sonrada Ankara’da düzenlenen bir operasyonla tutuklandım.

O öldükten sonra kendisine TSİP’li ya da değil pek çok çevre sahip çıktı. Ve hatta mezarını bile yaptırdılar. Gerçekte bu insanoğlunu anlamak çok zor. O sağken kimsenin içtenlikle sahip çıkmadığı Veli Gürcan her nedense birden sahiplenilencek insan olarak görüldü ve herkes orada görünmek için yarıştı. Şimdi kızı Aslı’nın mezarı başında söylediği “Babamın ne çok dostları varmış” sözü nasıl da hüzünlendirici değil mi?

Ve zaten bu işte her zaman için bir gariplik olmuş, benim de aklıma hep takılmıştır nedense. Tanıdığım bir çok komünist kimseyi sağken her nedense arayan soran olmamıştır ama öldükten sonra kimi zaman salonlarda, kimi zaman mezarı başında birileri anar olmuştur. Burada kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur betimlemesi biraz yerine oturan bir benzetme değil ama her nedense bütün anmalar bu alışkanlıklar içinde yapılıyor. Beni de asıl kızdıran şey budur. Ama biz TSİP’liler olarak söz veriyoruz Veli Gürcan yoldaşımızı kendi emekleri ile anacak ve kendisin asla unutturmayacağız.

Parti olarak Veli Gürcan’ın adını yaşatmak için onun adına sayısız çalışmalar yapacak olan eylemlilikler yürüteceğiz. Bu konuda ilk işimiz Veli Gürcan’ın adını verdiğimiz PARTİ OKULU olacaktır. Onun adına bilimsel araştırmalar düzenleyecek yazın alanında etkinlikler düzenleyeceğiz.

Bu partide Veli Gürcan’ı herkesten çok daha iyi tanıyan biri olarak onu gerçek insanlığı ile döne döne anarak hakkında düşündüklerimi bitirmek isterim.

Kimi insanlar vardır ki, devrimcidir. Ama sadece devrimcidir. Onların devrimcilikleri de soğuk demir gibidir insanı asla ısıtmaz. İnsanı asla ta can evinden sarıp sarmalamaz. Onlara bir türlü ısınamazsınız, söyleyeceklerinizi bile söylemekten çekinir ve hatta başka dünyaların insanları olduğunuzu bile düşünürsünüz. Bu gibiler çoğu zaman bu durumlarına sayısız neden ileri sürebilirler. Çoğu zaman da bu davranışlarını disiplin adı altında sürdürürler. Oysa gerçeklerin öyle olmadığını küçücük bir sınama denemede bile yakalar ve hayal kırıklığına uğrarsınız.

Şimdi gelelim Veli Gürcan’a; bu arkadaşımız ne adına olursa olsun o sıcak, o kucaklayan insan yanını bir kez bile olsun es geçmiş biri değildir. Kendisine en ağır sözler söyleyen kimseleri bile hoş görmekle kalmamış onları Veli Gürcan sıcaklığı ile sarıp sarmalamıştır. Veli Gürcan sıcaklığı dedimse kimse bu da nasıl bir şeydir deyip geçmemelidir. Gerçekten de onu tanıyanlar benim bu tanımlamama hak vereceklerdir. Bu nedenle bizim partimizde yoldaşlar arasında sıcaklığın adı da Veli Gürcan sıcaklığıdır. Bu sıcaklığı ve insan davranışını her yoldaşımıza karşı sonuna kadar korumak Veli Gürcan arkadaşımıza bizim borcumuzdur diye düşünüyor, attığımız her adımı buna göre atıyoruz.

Şimdi o yok. Ama onunla birlikte biriktirdiğimiz bütün değerler bizim için yeri doldurulamaz önemde birer hazinedir.

Gürcan’ın babasını da iyi tanıyan biri olarak Veli Gürcan’daki güzelliklerin kaynağını çok iyi biliyorum.

Her ikisini de bu nedenle bir kez daha yürekten anmayı bir görev sayıyorum.

Behice Boran:

'Sosyalist Doğulmaz, Yaşanır'

İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı’ndaki duruşmada hakim karşısına çıkarıldı.


DİNLENE DİNLENE...

Hakim sordu: Çıktınız mı?

-Çıktık.

-Ne yapacaktınız?

-Taksim’e doğru yürüyecektik.

-Peki neden çıktığınız?

-1 Mayıs emeğin bayramı, mücadele günüdür. Biz de o sınıfın partisiyiz, çıktık.

-Nereden çıktınız?

-Merter’den çıktık.

-Nereye gidecektiniz?

-Taksim’e.

-Merter neresi Taksim neresi, uzun yol; siz yaşlısınız nasıl gideceksiniz?

-Dinlene dinlene…”

YAZININ TAMAMI


SAYFA BAŞI