PARTİLİ YOLDAŞLARIMIZI SAYGIYLA ANIYORUZ

(sayfaya git)

ONLAR, KAVGAMIZIN SIRA NEFERİYDİLER...

ANILARINI MÜCADELEMİZDE YAŞATACAK,

ÖLENLERİN BOŞA ÖLMEDİĞİNİ BİLEREK,

SAVAŞIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ...

(Partili yoldaşlarımızın bilgisine: Eklemeyi unuttuğumuz yoldaşlarımız var ise, tsip15161974@gmail.com yada  0 216 337 82 10 no'lu telefon'dan bize bildiriniz.)


GÖZ BEBEĞİMİZ DİSK

GELENEĞE SÖZ VERDİK, GELECEĞE TAŞIYACAĞIZ..

DİSK

İŞÇİ SINIFINDAN HABERLER

SENDİKA WEB SİTELERİNE TIKLAYINIZ

DİSK

http://www.disk.org.tr/

BANK-SEN

http://www.banksen.org.tr

BASIN-İŞ

www.diskbasinis.org

BİRLEŞİK METAL-İŞ

http://www.birlesikmetal.org

BTO-SEN

www.btosen.org.tr

CAM KERAMİK-İŞ

http://www.disk-camkeramikis.org

DEV MADEN-SEN

http://www.devmadensen.org.tr

DEV SAĞLIK-İŞ

http://www.devsaglikis.org.tr

DEV TURİZM-İŞ

http://www.devturizmis.org.tr/

DEVRİMCİ YAPI-İŞ

http://www.devyapi-is.org

EMEKLİ-SEN

http://www.tumemeklisen.com

ENERJİ-SEN

http://www.enerjisen.org

GENEL-İŞ

http://www.genel-is.org.tr

GIDA-İŞ

http://www.gidais.com

GÜVENLİK-SEN

http://www.guvenliksen.org.tr/

İLETİŞİM-İŞ

http://www.deviletisimis.org.tr

LASTİK-İŞ

http://www.lastik-is.org.tr

LİMTER-İŞ

http://www.limteris.com

NAKLİYAT-İŞ

http://nakliyatis.org

SİNE-SEN

https://twitter.com/DiskSine

SOSYAL-İŞ

http://www.sosyal-is.org.tr

TEKSTİL

http://www.disktekstil.org

TÜMKA-İŞ

http://www.tumkais.org

   

44. YILINDA

SOSYALİZM YOLUNDA

YAŞASIN 15-16 HAZİRAN

YAŞASIN SOSYALİZM

YAŞASIN TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ

FAŞİZME KARŞI,

DEMOKRASİ.

 SÖMÜRÜYE VE KAPİTALİZME KARŞI,

SOSYALİZM.

Son Güncelleme 16-07-2019 13:35

Sitemiz yukarıdaki Internet tarayıcıları tarafından desteklenmektedir


TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ

SOCIALIST WORKER PARTY OF TURKEY

PARTITO SOCIALISTA DEI LAVORATORI DI TURCHIA

PARTI OUVRIER SOCIALISTE DE LA TURQUIE

Σοσιαλιστικό Εργατικό Κόμμα της Τουρκίας

터키의 사회주의 노동자 '파티

トルコ社会主義労働者党

तुर्की सोशलिस्ट वर्कर्स पार्टी


PRchecker.info

SENDİKALAR, MESLEK KURULUŞLARI, KOMÜNİST İŞÇİ PARTİLERİ LİNKLERİ


PARTİMİZİN 1993 YILI 3. GENEL KURULUNDA YAPILAN KONUŞMALARI, TARİHİ ÖNEMİ NEDENİYLE YAYINLIYORUZ.

VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-2


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-3


GÜLTEKİN GAZİOĞLU YOLDAŞIN KONUŞMASI


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI -2


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN  KONUŞMASI -3


TURGUT KOÇAK YOLDAŞ, KENDİ YAZDIĞI ŞİİRİ FIRTINA ÇOCUKLARI'NI OKUYOR

GENEL MERKEZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ANKARA İL ÖRGÜTÜ

CELAL FİL (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24 Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ÇANKAYA İLÇE ÖRGÜTÜ

AYŞE SELMA ÖZKÖKLÜ (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

İSTANBUL İL ÖRGÜTÜ

ADEM YAKAR (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

MÜNÜR BİRCAN (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

TSİP Aday üye kayıt formu

TSİP KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

ADAY ÜYELİK BAŞVURU FORMU

EKİN SANAT DERGİSİ

İSTANBUL İL TEMSİLCİLİĞİ

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire 6 -.7

 KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10


 

WEB SİTEMİZDEKİ YAZILARIMIZDAN
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-1  TİP
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-2  TSİP
NEDEN SOSYALİZM?
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -1
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -2
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -3
TSİP TARİHİNDEN -1
TSİP TARİHİNDEN -2
İŞİN NERESİNDEYİZ / Turgut Koçak
ZAMAN BİZİ HAKLI ÇIKARMIŞTIR / A.Emel ENGİN:
KISA POLİTİK DEĞERLENDİRİMLER VE TSİP’İN KURULUŞU
12 EYLÜL ÖNCESİ AFİŞLERİ
DÜNYADA EN ÇOK HAİNİN BULUNDUĞU ÜLKE HANGİSİDİR?
ÜLKÜCÜ FAŞİST HAREKETİN TARİHİ -1
ÜLKÜCÜ FAŞİST HAREKETİN TARİHİ -2
AZİZ NESİN VE HALK MASALLARI / Toplam 24 Masal
PARTİMİZE BAĞIŞ YAPAR MISINIZ?

Turgut Koçak:

"İnsanlığın yegane kurtuluşu sosyalizmdir."

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN,
24 HAZİRAN 2019 SEÇİMLERİ ÖNCESİNDE YAPTIĞI KONUŞMA.


ŞU 15 TEMMUZ DEDİKLERİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

16 TEMMUZ 2019

AKP ve Saray kendisine övünebileceği bir geçmiş yaratmak istediği için yapay bir şekilde işbirlikçi Fetöcülerin başarılı olamadığı darbe girişiminden yola çıkarak bizim de bir öykümüz olsun hesabıyla 15 Temmuz anmaları yapıyor.

İsterseniz bu anmalarla ilgili yapılıp edilenleri TBMM’den başlayarak özetlemeye çalışalım. Dün Fetöcü darbe ile ilgili özel gündemli meclisin toplantısı vardı. Bu toplantıda AKP ve MHP adına yapılan konuşmaları dikkate almak bile gerekmiyor. Niye derseniz, Fethullah Gülen’in ülke içinde örgütlenmesi için bu denli önünü açan bir iktidardan söz ediyoruz. Bu iktidar tabiki de AKP ve Recep Tayyip Erdoğan’da şeklini bulan dinci, gerici ve faşist bir iktidardır. AKP işbaşına gelir gelmez Fethullahçı çete ile nasıl bir organik ilişki içinde olduğunu ve devletin ele geçirilmesinde bu iktidarın ne denli büyük bir rol oynadığını sayıp dökerek kendimizi yormaya bile değmez. Ama isterseniz darbe girişimi ile neyin amaçlandığını kısaca özetleyelim.

Çokları eğitimsiz öngörüsüz bir vaizin işi bu kadar büyütmesi üzerinde çok durmuş, bu hareketin arkasında bilinen bilinmeyen karanlık güçlerin olduğunu sürekli olarak dile getirmiştir. Ancak öyle bir hava yaratılmıştır ki Fethullah’ın her söylediğini doğru kabul edecek ve uğrunda ölecek kadar şıhı'na bağlı eğitimli/eğitimsiz müritlerinin olduğunu da hesaba katmak gerekir. Çünkü bu cemaat uzun yıllar en çalışkan ve zeki öğrencilere el atmış, onları bir yandan kendi dershane ve okullarında yetiştirirken bir yandan da devletin en duyarlı kademelerine tereyağından kıl çeker gibi yerleştirmeyi başarmıştır. Üstelik de bu cemaatin arkasında tartışmasız doğrudan ABD ve CIA vardır. Bu yüzden de darbe ile devleti ele geçirecek denli örgütlenmeyi en çok da Fethullahçılarla ilgili “kandırıldık, Allah bizi affetsin” diyen AKP ve Saray iktidarı zamanında başarmışlar ve de devlet içinde önemli bir güç haline gelmişlerdir.

Peki, bunlar darbede başarılı olsalardı ne olurdu?

Elbette bunların kitle desteği iktidarda kalmalarını sağlayacak kadar yoktu, ancak onlar stratejilerini kaos üzerine kuracakları için yine de başarılı olmuş olacaklardı. Çünkü bu cemaati darbe yapmaya iten güç şunun hesabını iyi yapmıştı. Eğer Türkiye Fethullahçılarla kaos ortamına sürüklenirse her türlü saldırıya da açık hale gelecek ve emperyalist/kapitalist dünyanın bölge ile ilgili politikaları da tıkır tıkır uygulanacaktı. Sonrasını uzun uzun anlatmaya gerek yok. Gerisini de siz düşünün artık.

Şimdi, AKP ve saray iktidarının Fethullahçıların bu denli örgütlülük kazanması üzerinden gelelim dünkü TBMM’nin özel gündemle yaptığı toplantıya. Toplantıda AKP adına konuşanlara baktık da neredeyse küçük dilimizi yutacaktık. Aman ne Fetö karşıtıydılar ne Fetö karşıtı. Fetöcülere karşı söyledikleri sözlerin ikisinden birisi hain nitelemesiydi. Bunların bu hallerine bakıp da bunlar ne usta rol kesiyor dememek olası değil. Sanki halleri; bir konuşmacı, bir düşünce belirten birinin hali değil de zikir yapanların kendinden geçen görüntüleriyle aynıydı.

Sonra CHP adına Grup Başkan Vekili Engin Koç kürsüde AKP’lilerin zikir hezeyanları arasında bir konuşma yaptı. Koç konuşmasında, “Biz bir tane Kurucu lider Tanıyoruz Mustafa Kemal Atatürk” der demez AKP milletvekilleri öyle bir vılılık çektiler öyle bir yuhalamaya giriştiler ki neredeyse meclisin tavanı delinecekti. Sonra efendim; Egnin Koç, bir de Türkiye’nin laik, Demokratik bir hukuk devleti olduğunu da söylemez mi, AKP’liler yine ayakta, sen misin bunu söyleyen diyerek uzun süre susmadılar. Yani sizin anlayacağınız AKP Fethullahçılarla çıkar çatışması nedeniyle belki yolunu ayırmıştı fakat AKP’nin durumu da tıpkı Fethullahçılar gibiydi. Hatta Fehullahçılara bile beş basan onlarda bir anlayış egemendi.

Sonra gelelim kutlamalara. Siz kutlama yerlerine gidip dolaştınız mı bilmiyorum, ben Ankara Kızılay Meydanı’na gittim. Kalabalık değildi bir kez, bunu belirteyim. Hatta zaman zaman orada toplananların kalabalığı Kızılay’daki insan trafiğinden az biraz fazlaydı hepsi bu. Aralarına girdiğim de ve dağılmaya başladıklarında gördüklerimin özeti şuydu. Oraya katılan her beş kişiden üçü kesinlikle Suriyeli veya başka uyruklu kimselerdi. Elbette bizim ki Suriyelilere yönelik milliyetçi bir dalganın körüklenmesi değildir fakat nasıl olmaktadır da 15 Temmuz anması bilinciyle sözünü ettiğimiz başta Suriyeliler olmak üzere yabancılar kolaylıkla toparlanabilmektedirler? Beş milyona gelmiş dayanmış Suriye Nüfusu bugün ve daha sonra AKP ve Recep Tayyip Erdoğan için ne ifade etmektedir ki bunlar sahaya örgütlü siyasi bir grup olarak sokulabilmektedir. İhvancı ve her türlü terör eylemine yatkın unsurlardan oluşan bu kitle iktidar tarafından neden bu denli önemsenmekte ve neden bunlar elde bir hesabıyla AKP ve saray tarafından elde tutulmaya çalışılmaktadır?

Acaba bunların gelecekte tıpkı Fetöcüler tarafından yaratılmak istenen bir kaos ortamına hizmet etmesi mi hedeflenmektedir de iktidar, Suriyelilere bu denli yakın bir pozisyondadır? Bizim gördüğümüz Suriyelilere karşı gösterilen ilgi ve alaka insani ölçülerin çok ama çok ötesinde olup onlardan siyasi destek almak gibi bir hesabın yapıldığıdır. Hani şöyle diyeyim; AKP ve saray ne yaparsa yapsın İhvancı Müslüman Kardeşler Örgütü’nün bir benzerini Türkiye halkıyla kuramadığına göre acaba bu işi Suriyeliler ve diğer başka ülkelerden devşirilen ve ümmet olarak nitelendirilenlerle mi oluşturmak peşindedir?

Sonra gecenin bir yarısında verilen şu sela işi. Hani desek ki 15 Temmuz’da yaşamını yitiren 251 yurttaşın adına veriliyor bence değil. Eğer öyle olsaydı bugüne kadar yaşamını yitirmiş onca yurttaşımız, asker ve polisler var onlar için de verilirdi. Belki o zaman bu işin altında bir çapanoğlu olduğu düşüncesinden de kendimizi kurtarırdık, lakin bu iş sadece ve sadece AKP ve Saraya bir öykü hazırlanmak için yapıldığı için yapılan işi de işgüzarlık olarak görüyoruz. Hani böyle giderse bilmem kaç caminiz ve hocalarıyla baş başa kalmanız da kaçınılmaz olacaktır. Çünkü aklı başında inanç sahipleri sizin gibi düşünmüyorlar ve de sizinle aynı camide bulunmaktan nefret duyar hale geldiler.

O zaman ne olacak?

Binlerce caminiz, yüz binlerce imam ve vaizinizle siz baş başa bırakılacaksınız ki artık o zaman istediğiniz gibi kendi öykünüzü yazabilirsiniz…

"HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZI:  KALDI KIŞA

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

"GÜNCEL NOTLAR"

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

16 TEMMUZ 2019

Suriyeliler ülkelerinden savaş nedeniyle kopup geldiler değil mi? Vah vah! Bu savaş ne kadar da kötü değil mi? İnsanları yerlerinden yurtlarından hatta canlarından ediyor. İyi tamam da bu Suriyeliler nasıl oluyor da bu kadar uyanıklar? Hemen siyaseti öğrenmişler vallahi. Bunları ne zaman bir AKP mitingi olsa orada görüyoruz. Dün 15 Temmuz anması dolayısıyla da Suriyeliler çoluk çocuk alanlara koşmuşlar, tam bir bayram havasında ortalıkta gezinip duruyorlar. Ama iktidarın yine de bir eksiği var. Alanlara keşke küçük bir lunapark inşa etmiş olsaydı. İşte o zaman hem katılım sayısını arttırırlardı hem de ortalık cıvıl cıvıl olurdu.

Daha önceki gördüklerim ve dün tanık olduklarım sonucunda gördüm ki AKP ve saray iktidarının amacı gerçekten ama gerçekten savaşın acımasızlığı karşısında ülkelerinden kopup gelenlere insani yardım falan sunmak değildir. Yoksa AKP Suriyeliler için bunca kesenin ağzını niye açsın değil mi? Ne güzel; AKP, durup dururken hazır kendisine 5 milyonu bulan bir taraftar kitlesi elde etmiş.

Bunlar; geri ülkelerine dönmeyeceklerine göre; AKP böyle hazır bir tabanı elinin tersiyle itecek değil ya. Hem bizim ülkemizdeki İhvancı ve Müslüman Kardeşler Örgütü düşüncesiyle hareket edecek olanların sayısı da çok değil, bu yüzden de AKP bu gücü Arap ülkelerinden devşirilen ümmetçilikte sınır tanımayanlardan oluşturursa kötü mü olur?

Gerçi eşyanın doğasına ters ama ne güzel AKP’nin hiç mi hiç kaptırmayacağını düşündüğü bir oran çantada keklik. Gerisini de kayırdığı, ülkeyi birlikte soyduğu, besleyip semirttiği kimselerle tamamlarsa oh ne âlâ belki iktidar olamaz ama güçlü bir parti olarak kalması da mümkün. Ancak AKP ve Saray iktidarını muhalefet olmak kesmez. Onun için tek seçenek var, ne pahasına olursa olsun iktidarda kalmak.

Eh tabi bu da ülkeye ve geniş emekçi yığınlarına epey pahalıya mal olacak gibi gibi…


Görüntünün olası içeriÄ?i: Serhat Ã?akın, gülümsüyor, selfie ve yakın çekim

SERHAT ÇAKIN'DAN "HAFTALIK" DEĞERLENDİRMELER:

06-13 TEMMUZ 2019

1- 2019 yılında, yerel seçimler ve yinelenen (tekrarlanan) İstanbul Seçimlerinden sonra bir yandan; AKP içinde iktidara ve cumhurbaşkanına yönelik eleştiriler artıp, cumhurbaşkanının iktidar ve parti içindeki gücü ve baskısı azalırken; diğer yandan da parti ve iktidar içinde iç hesaplaşmalar başladı.

Üst üste iki yerel seçimde alınan seçim yenilgileri, özellikle ikinci kez yapılan İstanbul Seçimlerindeki yenilgilerden sonra AKP içinde birçok ismin görevden alınması bekleniyor.

Muhalif medyadan alınan haberlere göre AKP İstanbul İl Başkanı Bayram Şenocak ve seçim işlerinden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz bunların başında geliyor.

Bunu AKP Sözcüsü ve Medya Tanıtım Başkanı Mahir Ünal ile Ankara’da Yerel Yönetimlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki izliyor.

Bunların dışında İstanbul’daki son seçimde 31 Mart Yerel Seçimlerine göre oy kaybına uğrayan Bayrampaşa, Bahçelievler, Beyoğlu, Çekmeköy, Eyüp, Fatih, Sancaktepe, Şile, Beykoz, Çatalca ilçelerindeki AKP İlçe Başkanları da görevden alınabilirler.

Bu gelişmeler, AKP içinde iktidara ve saraya yönelik eleştirilerin daha çok hız kazanmasına neden olacağı gibi AKP’nin yerel örgütlerinde de istifaları arttıracaktır.

Ancak buna dayanarak AKP’nin birden çökeceğini düşünmekte doğru olmaz.

Çöküş, son seçimlerle hızlanmakla birlikte muhtemelen belli bir süreç içinde olacaktır.

Burada asıl belirleyici olacak olan; sermayenin ve emperyalizmin kesin tutumu ile örgütlü toplumsal muhalefetin ve muhalefet partilerinin tavrı olacaktır.

AKP ve Saray İktidarının emperyalist güç odakları ve sermaye kesiminin farklı klikleri arasındaki çatışmalardan yararlanması ve muhalefetin yeterince örgütlü ve güçlü olmaması onun ömrünü uzatmaktadır.

Bunun yanında Babacan’ın başını çektiği ve Abdullah Gül’ün de desteklediği AKP içinden istifa edenlerle kurulacak olan yeni bir partinin kuruluşunun kışa ertelenmesi henüz hazırlıkların tamamlanmamış olmasından ve AKP ve saray iktidarının iyice yıpranmasının beklenmesinden kaynaklanmaktadır.

Bu arada da yeni bir parti kurulurken ekonomik durumda yakından takip edilecek ve olası bir erken seçimin kurulacak olan bu parti için en elverişli zamana denk getirilmesi sağlanmaya çalışılacaktır.

Öte yandan yeni kurulacak olan partinin (AKP’nin kuruluşunda olduğu gibi) emperyalist güç odaklarından da yeterli ve etkin bir desteği alması gerekmektedir.

Sonuç olarak AKP içinden çıkacak olan bu yeni parti de AKP’nin daha ılımlı, dengelenmiş ve daha denetimli bir hali olacaktır.

Bu yeni partiden de demokrasi adına çok fazla şey beklenmemesi gerektiği gibi emekçiler yararına da bir şey beklenemez.

*********

2- Son dönemde artan PKK ile girilen çatışmalar sonucu asker kayıpları ve yaralı sayısı da artıyor.

Bir hafta içinde 2’si Hakkâri Yüksekova’da, 5’i Suriye sınırına yakın Nusaybin’de olmak üzere 7 asker yaşamını yitirdi, pek çok asker de çatışmalarda yaralandı.

Öte yandan Suriye’de Afrin’deki bombalı saldırılarda sivillerin yanında askerler arasında da yaralananlar olmaktadır.

Son dönemde PKK ile artan ve şiddetlenen bu çatışma ve ölümlerde Türkiye Yönetimi’nin, AKP ve saray iktidarının emperyalizmle işbirliği politikalarının ve emperyalist güç odakları arasındaki çıkar çatışmaları içinde yer almasının büyük rolü olmuştur.

Türkiye sermaye sınıfının bölgesel gücünü arttırma, AKP ve saray iktidarının emperyalizme bağımlı ve öngörüden yoksun politikaları Türkiye’ye daha fazla terör, göç ve bunların yol açtığı çatışma ve sorunlar olarak yansımaktadır.

*********

3- Milli Savunma Bakanlığı, S-400’lerin Türkiye’ye sevkiyatının başladığını bildirdi.

Böylece Rusya’nın da etkisiyle S-400’ler Türkiye’ye geliyor.

Ancak henüz birinci grup malzemeler Türkiye’ye gelmiş durumda.

Bunun yanında Türkiye ABD’den de silah alımında bulunmaya çalışıyor; ancak ABD’ de Amerikan Yasama Organı olan Kongre’de Türkiye’ye S-400 Füze Sistemleri için yaptırım uygulanması yönünde güçlü bir istek ortaya kondu.

Bu isteğe binaen Kongre, Türkiye’ye karşı CAATSA olarak adlandırılan ABD’nin düşmanları ile işbirliğine giren ülkeler için geçerli yaptırım tasarısını kabul etti.

İlerleyen aylarda bir yandan bu yasa tasarısı nedeniyle ABD’nin Türkiye’ye verdiği silahlar azalırken; diğer yandan da ekonomik tedbirlerin de alınması olasıdır. AKP İktidarı ve saray yönetimi ise bir yandan S-400’leri alıp ABD ile ilişkilerin gerginleşmesine neden olurken; diğer yandan da bu ülkenin yönetimiyle Ortadoğu’da kirli ilişkilere girmekten kaçınmamaktadır.

Öte yandan Rusya’dan S-400 Füzelerinin alınmasına rağmen Suriye’de İdlip’te dinci-terör güçleri olan El Kaide ve İhvancı güçlerle kurulan ilişkiler ve onlara sağlanan destek Türkiye’yi Suriye’de Rusya’yla karşı karşıya getirmekte; başta Mısır olmak üzere Arap Ülkelerinin çoğuyla da arasını açmaktadır.

Türkiye’nin demokrasi ve hukuk düzeninden uzaklaşması, basın ve medya özgürlüğünü kısıtlaması da dünyadaki itibarını ve gücünü önemli ölçüde sarsmış, Avrupa Birliği ile olan ilişkilerini de bozmuştur.

Ortadoğu’da ve Libya’da dinci-gerici güçlere verilen büyük destek Türkiye’nin yakın gelecekte terör destekçisi bir ülke olarak görülmesine neden olabilir ve uluslararası alanda ciddi kısıtlamalarla karşılaşmasına yol açabilir.

Şimdilik bu alanda fazla ileri gidilmemesinin nedeni ABD ve Avrupa Birliği gibi emperyalist güç merkezlerinin de bu dinci terör güçlerini yerine göre kullanmaktan kaçınmaması ve Türkiye’den sağladıkları kimi menfaatlerdir.

Bunun yanında Türkiye’deki iktidarın Ortadoğu’da ve İslam Dünyası’ndaki bu terör güçlerine sağladığı geniş yardım ve destekleri bu iktidara karşı kullanarak Türkiye zararına tavizler de koparmaktadırlar.

Öte yandan ana muhalefet partisi de kimi zaman bu politikaları desteklemekten ve destekliyor görünmekten kaçınmamaktadır.

Türkiye’de antikapitalist-antiemperyalist güçlü bir toplumsal muhalefetin ortaya çıkması, emperyalizmin Ortadoğu’da Türkiye’yi içine sürdüğü bataktan ve uluslararası alanda itildiği yalnızlıktan kurtarmak için elzemdir.

*********

4- Ortadoğu Teknik Üniversitesi Yönetimi (ODTÜ), ağaç kesimine engel olmaya çalışan ve bunun için direnen öğrencilere karşı hükümetle birlikte üniversiteye polisleri sokup öğrencilere müdahale edilmesini sağladı.

Kuşkusuz bu konuda en büyük sorumluluk hükümete aittir.

Hükümet, bir yandan ODTܒye, üniversitelere ve öğrencilere boyun eğdirmeye çalışırken; diğer yandan da ODTÜ gibi üniversiteleri ve bunların arsalarını bir getirim (rant) alanı olarak görmektedir.

Bunun için kolluk güçlerini de (polis, jandarma) harekete geçirmektedir.

Müdahale sadece bununla sınırlı kalmamış; geçen hafta direnişi desteklemek için Kadıköy’de basın açıklaması ve yürüyüş yapan öğrencilerin de yürüyüşüne müdahale edilip, öğrenciler dağıtılmıştır.

Bütün bu gelişmeler, yerel seçimlerin sonuçlarına rağmen iktidarın çoğu zaman toplumsal eylemler karşısında baskıcı politikalarını devam ettirdiğini göstermektedir.

Ancak uzun zaman sonra Kadıköy’de gerçekleştirilen böyle bir eyleme katılımın olması ve bu sayının eskisine göre daha fazla gerçekleşmesi; muhalefetin başarıyla çıktığı seçim sonuçlarının toplumsal muhalefetin moral gücünü, umudunu ve direnme azmini de arttırdığını göstermektedir.

 


DOST VE KARDEŞ ÜLKE SURİYE, İŞTE BU KADAR GÜZEL.



Turgut KOÇAK:

VELİ GÜRCAN

Veli Gürcan yoldaşımız Isparta Lisesi’nde öğrenciyken komünist olduğu gerekçesiyle disiplin kuruluna verilmiş daha sonra da okuldan uzaklaştırılmıştır. Lise son sınıfı bu yüzden Afyon’da okumak zorunda kalmış, liseyi bitirdikten sonra ise İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girmiştir. Burada TİP üyesi olan Gürcan daha sonra kurulan TİP’in gençlik örgütü Sosyalist Gençlik Örgütü’ün (SGÖ) yöneticisi olmuştur.

12 Mart faşizmi ile birlikte kapatılan TİP’ten sonra ise daha sonra TSİP’i kuracak olan bir grup arkadaşla birlikte olmuştur.

İyi bir sokak tiyatrocusu olan Gürcan Kavel direnişine de katılarak direnişçiler için moral kaynağı olmuştur. 12 Mart faşizminin yüzünden son sınıfta öğrenimini bırakmak zorunda kalan Gürcan, parti çalışmaları yüzünden okula devam edip okulunu bitirememiştir. 12 Eylül sonrasında da çalışmaların içinde yer alan arkadaşımız Filistin’de de bulunmuş daha sonra Avrupa’ya gitmiş ve kendi isteği ile yeniden Türkiye’ye dönmüştür. Parti çalışmaları yüzünden 1985 Temmuzunda tutuklanmış ve bir süre içerde kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır. Parti içinde başlayan tartışmalarda yer almış ve görüşlerini dile getirmiştir.

Son toplantıdan birlikte ayrılırken diğer arkadaşlara ben; “bu parti kendi adıyla yeniden kurulacak, ilke, kitle, Gerçek, Sosyalist ve Gerçek yeniden çıkarılacak” dedim. Gürcan’la sözleştik ve ölünceye kadar kendisiyle sözleşmemizi bozmadık. Bugüne kadar ne onun ne de bizim birbirimizle ilgili sarfettiğimiz tek kötü söze kimse tanık olmuş değildir. Kendisi partimizin yeniden açılış genel kurulunda delegemizdi ve genel kurulumuzda kendisine yakışır bir konuşma yaparak bize güç ve destek verdi. Onu, insan olan Veli Gürcan’ı unutmayacağız.

Değerli yoldaşlarım insan kimileri ile öylesine güzel şeyler paylaşır ki, bunlar ölünceye kadar unutulamaz. Benim gerçekte Veli Gürcan’la paylaştıklarım da böylesine unutulmayacak güzelliklerdi ve bunları, bu güzellikleri korumayı vefa borcunun çok ötesinde şeyler olarak algılıyor ve sahip çıkıyorum.

Kendisini en son görüşüm Senirkent’te yaşadığı bağ evinde oldu. Yaşadığı sıkıntıyı oradan hemen uzaklaştırılması gerektiğini biliyorduk. Çıkıp iki partili bayan arkadaşla birlikte yanına gittik. İki gün orada kaldıktan sora üçüncü gün aramızda sözleşerek ayrıldık. Biz oradayken Afer Kara ve çocukları da geldiler. Onlarda Veli arkadaşı çok severlerdi, şimdi düşünüyorum da keşke onlar gelmemiş olsalardı diyorum. Çünkü kendisiyle sözleşmiş işlerini düzene koyar koymaz partiyi tüm Türkiye’de örgütlemek üzere sözleşmiştik. Onlar Veli Gürcan’ı ikna edip tatile götürdüler. Oysa biz kısa bir süre sonra bir araya gelecek ve birlikte parti tarihini yazacaktık. Oysa Veli oradan İzmir’e geçmiş bizden bir süre daha zaman istemişti. Ne yazık ki zamanı uzun sürdü ve bir daha geri dönemedi. Veli Gürcan hastalanmıştı.

Oysa kendisiyle sözleştiğimiz üzere Ankara’da ev bile hazırlamaya başlamıştık. Çünkü kendisi artık kimsenin evinde kalamayacağını söylemişti bize. O görüşmeden bende kalan unutamadığım şey abisinin eşinin bize söylediğidir. Abisinin eşi bize ne edin edin Veli ağabeyimi buradan götürün demişti. Çünkü; Veli ağabeyim bağ evinde yalnız diye düşündüğüm için bir kadına düğürlük ettim o kadın da, “o aklını yemiş adama mı kaldım’ diye beni geri çevirdi demişti…

Kendisiyle son görüşmemse bir telefon konuşmamız oldu. Cezamızın kesinleştiği için aranır durumdaydık. O ise İzmir Göğüs Hastanesi’nde neredeyse son günlerini yaşıyordu. Bana kendi durumunu önemsemeden “Yahu ağam nedir bu devletin senden istediği” demişti. Sonra öldü cenazesine bile gidemedim. Birkaç gün sonrada Ankara’da düzenlenen bir operasyonla tutuklandım.

O öldükten sonra kendisine TSİP’li ya da değil pek çok çevre sahip çıktı. Ve hatta mezarını bile yaptırdılar. Gerçekte bu insanoğlunu anlamak çok zor. O sağken kimsenin içtenlikle sahip çıkmadığı Veli Gürcan her nedense birden sahiplenilencek insan olarak görüldü ve herkes orada görünmek için yarıştı. Şimdi kızı Aslı’nın mezarı başında söylediği “Babamın ne çok dostları varmış” sözü nasıl da hüzünlendirici değil mi?

Ve zaten bu işte her zaman için bir gariplik olmuş, benim de aklıma hep takılmıştır nedense. Tanıdığım bir çok komünist kimseyi sağken her nedense arayan soran olmamıştır ama öldükten sonra kimi zaman salonlarda, kimi zaman mezarı başında birileri anar olmuştur. Burada kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur betimlemesi biraz yerine oturan bir benzetme değil ama her nedense bütün anmalar bu alışkanlıklar içinde yapılıyor. Beni de asıl kızdıran şey budur. Ama biz TSİP’liler olarak söz veriyoruz Veli Gürcan yoldaşımızı kendi emekleri ile anacak ve kendisin asla unutturmayacağız.

Parti olarak Veli Gürcan’ın adını yaşatmak için onun adına sayısız çalışmalar yapacak olan eylemlilikler yürüteceğiz. Bu konuda ilk işimiz Veli Gürcan’ın adını verdiğimiz PARTİ OKULU olacaktır. Onun adına bilimsel araştırmalar düzenleyecek yazın alanında etkinlikler düzenleyeceğiz.

Bu partide Veli Gürcan’ı herkesten çok daha iyi tanıyan biri olarak onu gerçek insanlığı ile döne döne anarak hakkında düşündüklerimi bitirmek isterim.

Kimi insanlar vardır ki, devrimcidir. Ama sadece devrimcidir. Onların devrimcilikleri de soğuk demir gibidir insanı asla ısıtmaz. İnsanı asla ta can evinden sarıp sarmalamaz. Onlara bir türlü ısınamazsınız, söyleyeceklerinizi bile söylemekten çekinir ve hatta başka dünyaların insanları olduğunuzu bile düşünürsünüz. Bu gibiler çoğu zaman bu durumlarına sayısız neden ileri sürebilirler. Çoğu zaman da bu davranışlarını disiplin adı altında sürdürürler. Oysa gerçeklerin öyle olmadığını küçücük bir sınama denemede bile yakalar ve hayal kırıklığına uğrarsınız.

Şimdi gelelim Veli Gürcan’a; bu arkadaşımız ne adına olursa olsun o sıcak, o kucaklayan insan yanını bir kez bile olsun es geçmiş biri değildir. Kendisine en ağır sözler söyleyen kimseleri bile hoş görmekle kalmamış onları Veli Gürcan sıcaklığı ile sarıp sarmalamıştır. Veli Gürcan sıcaklığı dedimse kimse bu da nasıl bir şeydir deyip geçmemelidir. Gerçekten de onu tanıyanlar benim bu tanımlamama hak vereceklerdir. Bu nedenle bizim partimizde yoldaşlar arasında sıcaklığın adı da Veli Gürcan sıcaklığıdır. Bu sıcaklığı ve insan davranışını her yoldaşımıza karşı sonuna kadar korumak Veli Gürcan arkadaşımıza bizim borcumuzdur diye düşünüyor, attığımız her adımı buna göre atıyoruz.

Şimdi o yok. Ama onunla birlikte biriktirdiğimiz bütün değerler bizim için yeri doldurulamaz önemde birer hazinedir.

Gürcan’ın babasını da iyi tanıyan biri olarak Veli Gürcan’daki güzelliklerin kaynağını çok iyi biliyorum.

Her ikisini de bu nedenle bir kez daha yürekten anmayı bir görev sayıyorum.


Behice Boran:

'Sosyalist Doğulmaz, Yaşanır'

İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı’ndaki duruşmada hakim karşısına çıkarıldı.


DİNLENE DİNLENE...

Hakim sordu: Çıktınız mı?

-Çıktık.

-Ne yapacaktınız?

-Taksim’e doğru yürüyecektik.

-Peki neden çıktığınız?

-1 Mayıs emeğin bayramı, mücadele günüdür. Biz de o sınıfın partisiyiz, çıktık.

-Nereden çıktınız?

-Merter’den çıktık.

-Nereye gidecektiniz?

-Taksim’e.

-Merter neresi Taksim neresi, uzun yol; siz yaşlısınız nasıl gideceksiniz?

-Dinlene dinlene…”

YAZININ TAMAMI


MAİL ADRESLERİMİZ

tsip15161974@gmail.com

tsip1974@hotmail.com

turgutkocak2009@hotmail.com

tsip.ali.oner@hotmail.com

tsip@tsip1974.com

kitle.dergisi@hotmail.com

ekinsanat@hotmail.com


SAYFA BAŞI