DİSK

"GÖZ BEBEĞİMİZ DİSK, GELENEĞE SÖZ VERDİK... GELECEĞE TAŞIYACAĞIZ.."

İŞÇİ SINIFINDAN HABERLER

DİSK

http://www.disk.org.tr/

BANK-SEN

http://www.banksen.org.tr

BASIN-İŞ

www.diskbasinis.org

BİRLEŞİK METAL-İŞ

http://www.birlesikmetal.org

BTO-SEN

www.btosen.org.tr

CAM KERAMİK-İŞ

http://www.disk-camkeramikis.org

DEV MADEN-SEN

http://www.devmadensen.org.tr

DEV SAĞLIK-İŞ

http://www.devsaglikis.org.tr

DEV TURİZM-İŞ

http://www.devturizmis.org.tr/

DEVRİMCİ YAPI-İŞ

http://www.devyapi-is.org

EMEKLİ-SEN

http://www.tumemeklisen.com

ENERJİ-SEN

http://www.enerjisen.org

GENEL-İŞ

http://www.genel-is.org.tr

GIDA-İŞ

http://www.gidais.com

GÜVENLİK-SEN

http://www.guvenliksen.org.tr/

İLETİŞİM-İŞ

http://www.deviletisimis.org.tr

LASTİK-İŞ

http://www.lastik-is.org.tr

LİMTER-İŞ

http://www.limteris.com

NAKLİYAT-İŞ

http://nakliyatis.org

SİNE-SEN

https://twitter.com/DiskSine

SOSYAL-İŞ

http://www.sosyal-is.org.tr

TEKSTİL

http://www.disktekstil.org

TÜMKA-İŞ

http://www.tumkais.org

   

PARTİLİ YOLDAŞLARIMIZI SAYGIYLA ANIYORUZ

(sayfaya git)

ONLAR, KAVGAMIZIN SIRA NEFERİYDİLER. ANILARINI MÜCADELEMİZDE YAŞATACAK, ÖLENLERİN BOŞA ÖLMEDİĞİNİ BİLEREK,

SAVAŞIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ...

(Partili yoldaşlarımızın bilgisine: Eklemeyi unuttuğumuz yoldaşlarımız var ise, tsip15161974@gmail.com yada  0 216 337 82 10 no'lu telefon'dan bize bildiriniz.)

45. YILINDA...

SOSYALİZM YOLUNDA...

YAŞASIN TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ


FAŞİZME KARŞI

DEMOKRASİ

SÖMÜRÜYE VE KAPİTALİZME KARŞI

SOSYALİZM

<

PRchecker.info

PARTİ PROGRAMIMIZIN 'OR' KODUNU TELEFONUNUZA TARATIN.

İSTEDİĞİNİZ ZAMAN,

İSTEDİĞİNİZ YERDE OKUYUN.

PARTİ PROGRAMI

Not: Programımızı okuyup benimseyen 18 yaşından gün almış herkes, partimize aday üyelik için başvurabilir.


EKİN SANAT DERGİSİ'NDEN

DUYURU:

kaybettiğimiz şairlerimizi unutturmamak için her yıl bir şairin adına şiir ödülü vermeyi kararlaştırmıştır.

2O20 yılında HÜSEYİN ATABAŞ adına verilecektir.

1- Ödül basılmamış kitaplaşmaya hazır dosya dalında verilecektir. (Kitaplar değerlendirmenin dışında tutulacak.)

2- Ödüle katılmak için herhangi bir sınırlama yoktur. Her yaş grubundan şairler katılabilir.

3- Ödül kazanan yapıt, 20 Mayıs 2020 tarihinde açıklanacaktır.

4- Ödüle son katılma ve aday gösterilme tarihi 1 Mart 2020’dir.

5- Ödül, tek bir yapıta ( kitap bütünlüğü taşıyan şiirlere) verilecektir. Paylaştırılma yapılmayacak, başka dallarda ödüller verilmeyecektir.

1’incilik Ödülü kazanan yapıt ekinsanat Yayınları tarafından (1000 adet) basılacak, törende okurlara sunulacaktır.

6- Seçici Kurul; Turgut Koçak, Selami Karabulut, Aslıhan Tüylüoğlu, Zerrin Taşpınar, Serdar Koç olarak belirlenmiştir.

7- Ödüle aday olacak yapıtlar, şairin adı, açık adresi ve kısa yaşam öyküsüyle birlikte 5 adet kopya dosyayı “Karanfil Sokak No: 24/ 16 Kızılay, ANKARA,” adresine gönderilmesi gerekmektedir.

(Yarışmaya katılmak isteyenler dosyalarını elden de teslim edebilirler.)

İletişim ve İrtibat:

Telefon:

Turgut Koçak: 05352401479

Selami Karabulut: 05317926368


PARTİMİZİN 1993 YILI 3. GENEL KURULUNDA YAPILAN KONUŞMALARI, TARİHİ ÖNEMİ NEDENİYLE YAYINLIYORUZ.

VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-2


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-3


GÜLTEKİN GAZİOĞLU YOLDAŞIN KONUŞMASI


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN KONUŞMASI -2


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN  KONUŞMASI -3


TURGUT KOÇAK YOLDAŞ, KENDİ YAZDIĞI ŞİİRİ FIRTINA ÇOCUKLARI'NI OKUYOR

GENEL MERKEZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ANKARA İL ÖRGÜTÜ

CELAL FİL (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24 Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ÇANKAYA İLÇE ÖRGÜTÜ

AYŞE SELMA ÖZKÖKLÜ (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

İSTANBUL İL ÖRGÜTÜ

ADEM YAKAR (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

MÜNÜR BİRCAN (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

TSİP Aday üye kayıt formu

TSİP KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

ADAY ÜYELİK BAŞVURU FORMU

İZMİR İLÖRGÜTÜ

SATILMIŞ AKGÜN (BAŞKAN)

Fevzipaşa cad. 1368 sokak No: 1 kat: 8 Daire: 804 Basmane

(Diş Egitim Hastanesinin karşısında)

KONAK / İZMİR

TEL: 0232 483 9098

KONAK İLÇE ÖRGÜTÜ

Fevzipaşa cad. 1368 sokak No: 1 kat: 8 Daire: 804 Basmane

(Diş Egitim Hastanesinin karşısında)

KONAK / İZMİR

TEL: 0232 483 9098

ÜNYE İLÇE ÖRGÜTÜ

SALİM OĞUZ (BAŞKAN)

Burunucu Mah. Kaymakam Sok. No: 17

ÜNYE - ORDU

EKİN SANAT DERGİSİ

İSTANBUL İL TEMSİLCİLİĞİ

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire 6 -.7

 KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10


WEB VE MAİL ADRESLERİMİZ

TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ (TSİP)

SOCİALİST WORKERS' PARTY OF TURKEY

KURULUŞ:

15-16 HAZİRAN 1974

ORGANIZATIONS:

15-16 JUNE 1974

45.YILINDA...  SOSYALİZM YOLUNDA...

WEB SİTESİ:


http://www.tsip1974.com/

https://www.facebook.com/AmerikaSuriyedenDefol

https://www.facebook.com/tsip15161974

https://www.facebook.com/tsip1974

STALİN KOMÜNİZMDİR
https://www.facebook.com/groups/345728572561507/

UYAN ARTIK UYAN UYAN ESİRLER DÜNYASI
https://www.facebook.com/groups/2028259010571656/

"BU SAYFA, DİRENEN YOKSUL YEMEN HALKININ HABERLERİNE AYRILMIŞTIR."
https://www.facebook.com/groups/1740767676034913/

https://twitter.com/tsipgenelbaskan

https://twitter.com/TsipGenelSek

MAİL ADRESLERİ:

tsip15161974@gmail.com

tsip1974@hotmail.com

tsip@tsip1974.com

tsip.ali.oner@hotmail.com

turgutkocak2009@hotmail.com


YAYINLARIMIZIN OCAK 2019 SAYILARI ÇIKTI: OKU - OKUT - ABONE OL - ABONE BUL


WEB SİTEMİZDEKİ YAZILARIMIZDAN
YETER ARTIK!!! -1
YETER ARTIK!!! -2
YETER ARTIK!!! -3
ÖMER GÜRCAN
 SOL'DA BİRLİK -1
 SOL'DA BİRLİK -2
BİR KEZ DAHA DEMOKRASİ MÜCADELESİ ÜZERİNE
DEVRİMBAZLIK MI? DEVRİMCİLİK Mİ?
KARANLIK GÜÇLER Mİ, DERİN DEVLET Mİ?
DİZGİNLENEMEZ EGO YA DA TEK ADAM HEZEYANI
FAŞİZM VE GERİCİLİKLE NASIL SAVAŞILIR?
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-1  TİP
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-2  TSİP
NEDEN SOSYALİZM?
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -1
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -2
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -3
TSİP TARİHİNDEN -1
TSİP TARİHİNDEN -2
İŞİN NERESİNDEYİZ / Turgut Koçak
ZAMAN BİZİ HAKLI ÇIKARMIŞTIR / A.Emel ENGİN:
KISA POLİTİK DEĞERLENDİRİMLER VE TSİP’İN KURULUŞU
12 EYLÜL ÖNCESİ AFİŞLERİ
DÜNYADA EN ÇOK HAİNİN BULUNDUĞU ÜLKE HANGİSİDİR?
ÜLKÜCÜ FAŞİST HAREKETİN TARİHİ -1
ÜLKÜCÜ FAŞİST HAREKETİN TARİHİ -2
AZİZ NESİN VE HALK MASALLARI / Toplam 24 Masal
SOLAK SOL MU? SOSYALİZM Mİ?
SOLUN GENEL DURUMU
AVRUPA BİRLİĞİ VE SOSYALİSTLER: 1
AVRUPA BİRLİĞİ VE SOSYALİSTLER: 2
AVRUPA BİRLİĞİ VE SOSYALİSTLER: 3
AVRUPA BİRLİĞİ VE SOSYALİSTLER: 4
AVRUPA BİRLİĞİ VE SOSYALİSTLER: 5

TROÇKİ VE TROÇKİZM ÜZERİNE

HAİN TROÇKİ
TROÇKİ STALİN VE KIZIL ORDU
TROÇKİ'DEN TİTO'YA
TROÇKİ FRANKO HİZMETİNDE

TROÇKİ VE LENİNE KARŞI KOMPLO

LENİN'İN 50. DOGUM YILDÖNÜMÜ VESİLESİYLE KONUŞMA - Stalin 1920

TRANSKAFKASYA'NIN SOSYALİZM MASKELİ KARŞI-DEVRİMCİLERİ - Stalin 1918

BOLŞEVİK PARTİNİN SAVAŞ, BARIŞ VE DEVRİM SORUNLARINDAKİ TEORİ VE TAKTİĞİ - Stalin

Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni - Romada Devlet / Engels
POLİS DEVLETİ NASIL OLUR?
SENDİKALAR, MESLEK KURULUŞLARI, KOMÜNİST İŞÇİ PARTİLERİ LİNKLERİ
ÖRGÜTSÜZLÜĞÜ KUTSAYANLAR YA DA BOŞ GEVEZELİKLER…

TANSİYON YÜKSEK SEVİYE YERLERDE

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

22 ŞUBAT 2020

AKP iktidarı işbaşına geldiği günden bugüne Türkiye tansiyonu yüksek gelgitler yaşıyor.

2 Kasım 2002 tarihinden bu yana şöyle geriye dönüyor bir bakıyoruz da bir gün bile olağan koşullar içinde yaşayan bir Türkiye yok.

İşbaşına gelen iktidar nerede ne olmuşsa emperyal heveslere kapılarak her şeye maydanoz olmuş. Emperyalist ABD ve saldırı ve savaş örgütü NATO’ya bağlı olan ülkeler bir dolap mı çeviriyor, AKP iktidarı onlardan geri kalacak değil ya onlarda cumburlop dalıvermişler hizmetlerinde kusur etmedikleri dünya halklarının baş düşmanı ülkelerle birlikte işin içine.

Turgut Özal’dan devralınmış olan Irak politikası AKP iktidarı ile birlikte tavan yapmış, neredeyse an bile ABD’nin ayak izlerinden ayrılınmayarak ABD’nin hizmetkârlığına soyunulmuştur. ‘Arap Baharı’ adı altında emperyalizmin politikaları aynen benimsenmiş, bu benimseme ile birlikte de Recep Tayyip Erdoğan BOP Eşbaşkanı unvanı verilerek bölgede ve ülkemizde ılımlı İslam anlayışı egemen kılınmaya çalışılmıştır.

İşte şu an geldiğimiz nokta dünün toplamlarından ibaret tam anlamıyla bir çukur politikasına dönüşmüş ve dönüşmeye de devam etmektedir. Emperyalizmin Suriye politikalarına payanda olunduğu için bugün Türkiye öyle bir bataklığın içine itilmiştir ki olay pek çok yanıyla üstümüze yıkılarak aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık örneğinde olduğu gibi karmakarışık bir hale getirilmiştir.

Bizler ülkemizdeki dinci, gerici takımının hasletlerini bilmiyor değiliz. Madem bunlar Amerika tarafından kullanılmak üzere organize edildiğine göre Türkiye tarafından niye organize edilmesin diye düşünülerek AKP ve saray iktidarı da bu terör odaklarını kendi çıkarına kullanmaya yeltenmiş, halen bunların bir isim verilerek önce ÖSO, daha sonra ise ismi Suriye Milli Ordusu olarak değiştirilen yapı ile can ciğer kuzu sarması haline gelinmiştir. Diğer terör örgütleri ile de bu iktidarın bağlantılarının olmadığını kimseler söyleyemez. İşte bu katil sürüleri şimdilerde Suriye’ye karşı savaşmak için İdlib’te toplanmış bulunmaktadır. Suriye’de doğal olarak bunları kendi topraklarından sürüp çıkarmak içip savaşmaktadır.

Şu konuştuğumuz Astana ve Soçi süreçleri var ya burada yapılan toplantılarda Türkiye Suriye topraklarında kalacak gibi bir anlaşma da söz konusu değildir. Türkiye’ye verilen görev öylesine açıktır ki şimdi AKP ve saray iktidarı bu görevi tersinden okuyarak kendi kamuoyuna şirin gözükme, karşısında yer alanları ise düşman ilan ederek kazançlı çıkmak gibi bir politika izleyerek oradaki terör grupları ile birlikte davranıp savaş naraları atıp durmaktadır. Oysa Astana ve Soçi süreçleri bu terör örgütlerinin elinden silahlarının toplanmasını, bunların kimilerini geldikleri ülkelere göndermek kimilerini de yaşananların doğasına uygun bir şekilde tasfiye etmek görevi üstlenilmişken bugün bunların hiçbiri yerine getirilmiş değildir.

Savaşla birlikte buralardan kaçan içinde daha çok teröristlerin ve ailelerinin olduğu az bir miktarda savaştan kaçanlardan ibaret olanların izlenen politikalar yüzünden ne yapılacağının bilinmediği bir konuma bu iktidar Türkiye’yi düşürmüş bulunmaktadır.

Olanları yakından izliyoruz. AKP ve saray iktidarı bir yandan Rusya ile görüşerek ve hatta Erdoğan Putin’le telefon konuşması yaparak Astana ve Soçi sürecine uyulması istendi gibi açıklamalarla içine düşülen bataklıktan çıkma denemesi yapıldığı gibi aynı kafa ile bir yandan da süreç ABD ile götürülmek istenerek daha çok ABD ile götürülmek istenerek ülkemiz halkı kandırılmak istenmektedir.

Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamaları gerçekten de akla ziyan açıklamalardır. Çünkü Türkiye Suriye topraklarını ilhak etmeyeceğine göre ne diye ülkemiz bu iktidar tarafından tehlikenin ta ortasına itilmeye kalkışılmaktadır anlaşılır gibi değildir.

Aman efendim neymiş; nasıl biz Ruslardan S-400 füzeleri almışsak, Amerika’dan da patriot alırmışız. Ne varmış ki bunda? Hiçbir şey yok Sayın Erdoğan, Jeffrey ülkemize geldi, hepiniz Jeffrey ile görüşmek için sıraya girdiniz. Sonra da size yanıt verilmedi ama Jefrey’den ne istediğinizi basın yazdı. Hani bu açıklamaları yapıyorsunuz ya bizim aklımıza geçmişte Türkiye’nin her tarafına panayırlar kurulurdu. Buralarda da gözü kara kurnaz tüccarlar olur halkın malını nasıl ucuza kapatacağının yolunu yordamını yapardı. Sizin yaptığınız da tıpkı panayır tüccarlarının yaptığının aynısı. Ne var ki bir ülke panayır tüccarı kafası ile yönetilemez, yönetilmiyor da. Öyle bir bataklığa saplanıyorsunuz ki kendiniz batarken ne yazık ki Türkiye’yi de saplandığınız bataklığın içine sürüklüyorsunuz.

Yeter artık!

Türkiye daha fazla bu yüksek tansiyonla yaşayamaz.

Seviyenin yerlerde sürünmesine ise kimse ama kimse katlanmak zorunda değildir.

Turgut Koçak yoldaşa soru-görüş ve önerilerinizle ilgili mail gönderebilirsiniz


"HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZI:  YARGIYA BAK TARAFSIZLIĞI GÖR

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

"GÜNCEL NOTLAR"

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

22 ŞUBAT 2020

Bu hacı, hoca, dinci, imancı kesime inanmamak bu ülkenin insanlarının doğasında vardır. Bu yüzden de derler ki;

“Hocanın söylediklerini yap, gittiği yoldan gitme.”

Atık bu dinci imancı kesimin ne söylediği yapılır ne de gittiği yoldan gidilir. Niye derseniz bunların söylediklerinin baştan aşağı hepsi yalan hepsi safsata.

Bakın Diyanet İşleri Başkanı yine neler söylemiş:

Yanlış yapanlar ve suç işleyenler dini bütün güçlü Müslümanlar tarafından önlenmeliymiş.

Şimdi bu söylenenleri açalım biraz. Yanlış yapanlar ve suç işleyenler olarak belirtilen kimselerin yapıp ettikleri kime göre yanlış ya da suçtur bunun bilinmesi gerekmez mi? Örneğin bana göre bu tür safsata üretenlerin söylediklerinin hepsi suçtur, hepsi de insanlık ölçüsüne vurulduğunda yanlıştır.

Demek ki bu sözlerin altında bir çapanoğlu aramak her namuslu yurttaşın hakkıdır. Daha da önemlisi ‘güçlü’ sözü var ya gerçekte her şeyi en açık şekilde anlatmaktadır.

Şimdi bu sözleri baz alan yobazlar tabiki de tıpkı IŞİD, El Kaide, Ahrar-ı Şam, ÖSO vb gibi yapılar söyler misiniz kafa koparmaz da ne yapar ha ne yapar?

Savcıları göreve çağıracağız da nerede öyle bir savcı. En iyisi kendimizi yormayalım.

Çünkü gerek yok, her şey gün gibi ortada gün…


15 - 22  ŞUBAT 2020

1- Ekonomik krizin etkisi ve bu krizle birlikte giderek artan işsizlik ve yoksulluk, demokrasi ve hukuktan uzaklaşılması, demokratik hak ve özgürlüklerin askıya alınması, dış politikadaki başarısızlıklar ve görülmedik boyutlara ulaşan yolsuzluklar, AKP ve Cumhur İttifakının oy oranlarının daha hızlı düşmesine neden olmaktadır.

Özellikle AKP oylarındaki düşüş çok daha fazladır ve giderek hızlanmaktadır.

Çünkü AKP, yönetimde en fazla söz ve yetkiye sahip olan ve yönetimin doğrudan sorumluluğunu üstünde taşıyan bir iktidar partisidir.

Nitekim 2020 yılının Şubat ayına dönük olarak yapılan anketlerden ilgili alınan bilgiler, AKP oylarının % 35’in altına, hatta % 30’a gerilediği yönündedir.

AKP oylarındaki bu gerilemenin hızlanmasında yeni kurulan ve kurulmakta olan partilerin (özellikle Babacan’ın Mart ayında kurulacak partisi) AKP’den alacakları oyların da önemli bir rolünün olduğu bir gerçektir.

Zira AKP artık sermayenin, yani sermaye sınıfının da güvenini yitirmiştir ve kendi içinde de anlaşmazlıklar ve hoşnutsuzluklar büyümektedir.

Bu yüzden sermaye sınıfı ve sermaye düzeni yeni seçenekler oluşturup bunları hayata geçirmeye çalışmaktadırlar.

Bunun yanında AKP’nin en güçlü olduğu İstanbul Sultanbeyli gibi yerlerde AKP’ye oy veren ve uzun yıllar onu desteklemiş seçmenlerinin yapılan yolsuzluklardan AKP’yi sorumlu tutmaları ve ağırlaşan ekonomik sorunlara da değinmeleri, AKP’nin artık en güçlü olduğu yerlerdeki en güvenilir seçmenlerini de kaybetmeye başladığını gösteriyor.

AKP oylarındaki bu azalmaya paralel olarak MHP oyları da azalmaktadır.

MHP’nin de oyları da azalarak % 10’un altına inmektedir.

Bu da gelecek seçimlerde MHP’nin baraj altında kalabileceğini; ya da güçlükle barajı aşabileceğini gösteriyor.

Buna karşılık muhalefet partilerinin oyları da artmaktadır.

Buna göre iktidardaki Cumhur İttifakını oluşturan partilerin oy oranı yaklaşık % 39’larda kalırken, Cumhur İttifakı dışındaki partilerin oy oranı ise %60’ı geçmiş görünüyor.

Bu gelişmeler, AKP İktidarının ve Cumhur İttifakı’nın artık tüm olanaklarına rağmen seçimleri de kazanamayacaklarını ve iktidarlarını da uzun süre sürdüremeyeceklerini ortaya koyuyor.

Seçim olmasa da toplumsal hoşnutsuzlukların artması, kontrol edemeyecekleri bir toplumsal patlamaya yol açabilir.

Nitekim AKP’nin üye sayısında görülen sürekli azalma da bunun bir göstergesidir.

Öte yandan olası bir toplumsal tepkinin neden olacağı toplumsal patlama ve isyanın önüne geçmek için demokratik hakların ve özgürlüklerin yasalara da aykırı olarak fiilen engellenmesi yoluna gidilmesi ve siyasi eylemlerin çoğunun kolluk güçleri kullanılarak dağıtılmasının nedeni de budur.

Bunun yanında, bekçilerin yetkilerinin arttırılarak bunların iktidarın bir yan kuruluşu haline sokulup bu yoldan da muhalif toplum kesimleri ve toplumsal muhalefet üzerinde baskı ve yıldırma yoluna gitmek istemektedirler.

Bu gelişmeler, aynı zamanda AKP’nin ve Cumhur İttifakı’nın ülkeyi yönetemediğini ve yönetemez hale geldiğini göstermektedir.

İktidarın en büyük şansı ise muhalefetin zayıflığı ve alternatif plan ve projelerle iktidarın karşısına çıkmakta zorlanması ve toplumsal muhalefetin yeterince örgütlü olup, ağırlığını yeterince koyamamasıdır.

**********

2- Tekelci kapitalizmin ve onun bir ürünü olan ekonomik krizin yol açtığı artan işsizlik ve büyüyen yoksulluk sonucu intiharlar hız kesmeden artıyor.

Bir gazetenin yaptığı araştırmaya göre 2018 yılından beri en az 24 yurttaş intihar girişiminde bulundu.

Şubat ayının başından itibaren intiharların ve intihar girişimlerinin sayısı da arttı.

Bu ay içinde Hatay Valiliği önünde bir yurttaş, borçlarını ödeyemediği ve parasız kaldığı için bir üniversite öğrencisi, yoksulluk, borçlar ve umutsuzluk sonucu bir matematik öğretmeni, Dicle Üniversitesi’nde tedavi gören bir doktor intihar ederken, bir yurttaş da T.B.M.M. önünde intihar girişiminde bulundu.

İntihar olaylarının bu kadar artmasına rağmen hükümetin bakanları ve bürokratları, bu konuda vurdumduymaz, duyarsız ve alaycı bir tutum takınmaktadırlar.

Bunun en önemli nedeni ise Türkiye’de bugün toplumsal muhalefetin örgütsüz ve zayıf bir durumda olmasıdır.

Bu yüzden artan intihar olayları iktidarın ve düzenin Türkiye’yi getirdiği ve sürüklediği yıkım, yoksulluk ve işsizliğin yanı sıra muhalefetin ve devrimci parti ve örgütlerin de yetersizliğini ve zayıflığını ortaya koymaktadır.

*********

3- İstanbul/Kadıköy’de son dönemde artan intihar olaylarına dikkat çeken ve açıklama yapmak isteyen üniversite öğrencilerine polis müdahale etti.

İntihar olayları nedeniyle hükümeti ve sermaye düzenini protesto eden öğrenciler Altıyol-Boğa Heykeli’nin önüne doğru yürümek isteyince polisin sert müdahalesi sonucu dağıtıldılar ve 9 öğrenci gözaltına alındı.

Bu da Türkiye’de son yıllarda siyasal özgürlüklerin geniş ölçüde engellendiğinin, siyasal tepkilerin demokratik yoldan ortaya konmasının siyasi iktidar tarafından demokrasiye ve hukuk düzenine aykırı olarak yakın geçmişte birçok olayda olduğu gibi keyfi bir biçimde kısıtlandığının bir göstergesidir.

Bu tutumun en önemli nedeni toplumsal hoşnutsuzluğun büyük, hükümet ve devlet güçlerinin başa çıkamayıp kontrol edemeyeceği bir toplumsal patlama ve isyana dönüşmesi korkusudur.

Bu tür eylemlerde kamuoyu üzerinde etkili olmak ve bu etkiyi arttırmak eylemlerin sürekliliği ile sağlanabilir.

Nitekim Cumartesi Annelerinin eylemleri tüm engellemelere, kısıtlamalara ve unutturmalara rağmen kararlılıkla sürmektedir.

Bu kararlı irade sayesinde eylemler ses de getirmektedir.

**********

4- Metal İşçileri Birliği’ne üye Kale Pratt and Whitney İşçileri’nin anayasal hakları, iş ve ekmek için verdikleri mücadele ve direniş sürüyor.

Direnişin hükümetin ve sermayenin denetim ve kontrolündeki ve etkisindeki basın ve medyada fazla yer bulmamasına, sermaye sınıfı ve hükümetin engellemelerine rağmen devam etmesi önemli ve olumlu bir gelişmedir.

Bu direnişin büyüyerek gelişmesi ve daha geniş alanlara yayılması tüm işçi sınıfını kapsaması Türkiye’de demokrasiyi ve demokratik hakları hayata geçirmek, ülkedeki gerici-faşist yönetimi geriletmek ve haksız bir savaşın önüne geçmek için en etkili bir yoldur.

Türkiye’nin gündeminin emekten yana olması ancak işçilerin ve emekçilerin örgütlü mücadelesini güçlendirmekle mümkün olacaktır.

İşçi sınıfının mücadelesi dünyanın birçok yerinde de sürüyor.

Hindistan’da işçiler yaşam ve çalışma koşullarının kötülüğü nedeniyle genel greve giderken, Yunanistan’da da işçiler greve çıkıyorlar.

Güney Amerika Ülkelerinde de işçi ve emekçilerin mücadelesi devam ediyor.

Bu mücadeleler de sosyal medya ve işçi-emekçi örgütlerinin propagandaları ile dünyaya yayılıyor.

Bütün bu gelişmeler küresel sermayenin politikalarına karşı işçi ve emekçi kesimlerinin de direncinin ve mücadelesinin giderek arttığını ve güçlenmekte olduğunu gösteriyor.

**********

5- KHK’ lı memurların eylemi Hatay’da ses getirdi.

Hatay’da BES (Büro Emekçileri Üyesi) beş memur, verdikleri direnişin sonucu OHAL Komisyonu Kararı ile işlerine geri döndü.

Böylece verilen mücadele az da olsa etkisini göstermeye başladı.

Ancak elde edilen sonuç yine de çok yetersizdir.

KHK ile haksız olarak memuriyetten ihraç edilen memurların tümünün işlerinin başına geri dönmesi için KHK’ lı memurlarla yapılan örgütlü eylemlerin genişletilerek sürdürülmesi ve bu eylemlerin KESK ve BES Yönetimleri tarafından daha aktif bir biçimde desteklenmesi gerekir.

Bunun yanında direniş eylemlerinin örgütlenmesinin daha güçlü bir biçimde yapılması, kamuoyunun ilgisinin daha fazla bu konuya çekilmesi de direnişin güçlenmesi için önemlidir.

**********

6- Suriye’de Rusya’nın da askeri desteğini alan ve geniş halk kitleleri tarafından da desteklenen Suriye Ordusu İdlip’te dinci-gerici-işbirlikçi El-Kaide artığı birçok teröristin işgalindeki yerleri kurtararak İdlip’ in büyük bir bölümünü kontrol altına aldı.

Bu sayede Halep Kenti’nin ve Halep-Şam Otoyolu’nun güvenliği de tam olarak sağlandı.

Ancak bu gelişmeler AKP ve saray Yönetimi’ni endişelendirdi ve tepkisine neden oldu.

Bunun nedeni AKP Hükümeti ve sarayın desteklediği terör çetelerinin bu bölgeden tamamen atılması ve sıranın Afrin ve kuzeyde işgal altında tutulan diğer bölgelere de gelmesidir.

Bu gelişme, AKP Hükümeti ve sarayın emperyalizmle işbirliği içinde Suriye’nin ekonomik kaynaklarının ve pazarının yağmalanması ve bu yağmadan pay almasını ve Ortadoğu’da kurmak istediği dinci-gerici yönetimleri hayata geçirmesini tamamen engelleyecektir.

Öte yandan Türk Ordusu’nun denetiminde olan İdlip’ teki kontrol noktalarının çoğunun Suriye Ordusu tarafından kuşatılmış olması buradaki askerlerin Suriye Ordusu tarafından esir edilmesi; ya da Suriye Ordusu ile girdikleri çatışmalarda sürekli kayıp vermeleri sonucunu doğuracaktır.

AKP Hükümeti ve saray, Türkiye’deki gündemi değiştirmek için de Suriye’de Türk Askerlerinin bulunduğu bölgeleri ortaya koyuyorlar.

Ancak bunun dışında AKP’nin ve sarayın böyle bir gelişme karşısında Türkiye’deki gücünü de önemli ölçüde yitireceği meydandadır.

Bu durum sarayı sert açıklamalar ve mümkün olduğunca İdlip’e müdahale etmeye itiyor.

Ancak bunun bir gerçekliği olmadığı gibi fazla bir olanağı da yoktur.

AKP Hükümeti ve saray yönetimi Suriye Hava Sahasına Türk Savaş Uçaklarını soktuğunda bu uçaklar Suriye Hava Savunması ve Rus Hava Kuvvetleri tarafından uyarılacak, bu uyarılar dikkate alınmadığı takdirde düşürülecektir.

İdlip’e yönelik oradaki terör güçlerine askeri destek sağlandıkça da bu desteği sağlayan oradaki Türkiye’den gönderilmiş askeri birlikler hem Suriye Ordusu; hem de Rus Hava Kuvvetleri tarafından vurulacaktır ve vurulmaktadır da.

Bir hafta da İdlip’te Türk Askerlerinin 13 şehit vermesi, halen de şehit vermeye devam etmesi bunun bir sonucudur.

ABD ve NATO İdlip’ te çatışmalara doğrudan müdahil olmadıkça da AKP ve saray Yönetimi’nin bu bölgede Rusya ve Rus Hava Kuvvetleri ile çatışmayı göze alması, Suriye Ordusu ile çatışmaları şiddetlendirmesi olanaksızdır.

Öte yandan Türkiye’nin Suriye’deki çatışmalara geniş ölçüde müdahil olması, Suriye ve Rusya’nın yanında İran’ı da karşısına alması sonucunu doğuracaktır.

Bu durum bir yandan şehit sayısının hızla artmasına; diğer yandan da Suriye’de yapılan harcamaların artması sonucu ekonomik sorunların daha da ağırlaşmasına neden olacak ve Suriye’deki çatışma giderek ABD-İsrail-NATO ile Rusya, İran arasındaki bir çatışmaya dönüşüp Üçüncü Dünya Savaşı’na giden yolu açabilir.

Böyle bir gelişme ise ABD ve NATO’nun da şu an için öngörmediği ve istemeyeceği bir gelişmedir.

ABD’nin İdlip’te Türkiye’ye verdiği destek ise yanıltıcıdır.

ABD, İdlip’te Suriye Ordusu’nu daha fazla meşgul ederek Suriye’nin doğusundaki petrol kuyularını elinde tutmaya, PYD-YPG Güçlerine destek olup onları kullanmaya devam etmek istemektedir.

Bunun İçin İdlip’ te ABD ve NATO, Türkiye Yönetimi’ni de desteklemektedirler.

Ama ABD Dış İşleri Bakanlığı ve NATO, İdlip’te doğrudan çatışmaya girmeyeceklerini de açıklamışlardır.

ABD, İdlip’ deki gelişmeler nedeniyle Türkiye Yönetimi’nin tutumu ve açıklamaları ile Rusya’nın tepkisi nedeniyle Türkiye’nin Rusya ve İran’dan uzaklaşmasını ve Rusya karşısında zayıf bir duruma düşmesini sağlamak istemektedir.

Böylece Türkiye’nin ABD ve NATO’ ya bağımlılığını arttırarak ona istediklerini daha kolay kabul ettirebileceğini planlamaktadır.

AKP Hükümeti ve saray ise Ortadoğu’daki pozisyonunu sürdürmek için ABD ve NATO’ya yanaşmaktadırlar.

Bu durum, AKP Hükümeti ve sarayın İran’a karşı tavır alıp İran’dan da uzaklaşmaları ve İran’a karşı kurulmaya çalışılan ittifaka katılmaları ve Rusya’dan bir daha ağır silah almamaları konusunda yoğun bir Amerikan baskısıyla karşılaşmaları sonucunu doğuracaktır.

Sonuç olarak AKP Hükümeti ve sarayın Suriye’deki sıkışıklığı artacak ve AKP Yönetimi Suriye’de İdlip’ te bulunan Türk Askerlerini kademeli olarak geri çekmek zorunda kalacak; ya da kendi iktidarının da daha hızlı ve dramatik bir biçimde yıkılmasına yol açacak bir çatışmanın içine Türkiye’yi de sürükleyecektir.

Böyle bir çatışma da ise Türkiye Toplumu da iktidarın emperyalist ve işbirlikçi politikaları sonucu ciddi bir bedel ödemek zorunda kalacaktır.

Öte yandan Suriye’nin İdlip Bölgesi’nde sıkışıp Türkiye Sınırlarına yaklaşan ve gelen dinci-gerici-işbirlikçi terör çeteleri ilerde Türkiye’nin iç güvenliğini de tehlikeye düşürecek ve emperyalist müdahalelere zemin hazırlayacak gelişmelere yol açabilirler.

*********

7- Ekonomik durumun düzelmemesi ve ekonomik sorunların artması, yoksulluk ve artan enflasyon nedeniyle toplumdaki büyüyen hoşnutsuzluk, sarayın yakın zamanda hükümette ve bürokraside değişikliklere gitmesi sonucunu doğurabilir.

Bununla ilgili olarak medyadan alınan duyumlara göre hükümette, AKP tabanından gelen şikâyetler de dikkate alınarak ve toplumsal tepkiyi azaltmak için Maliye Bakanı’ da dâhil olmak üzere bazı bakanlar görevden alınabilir, bürokraside bazı isimler değiştirilebilir.

Bunun yanında eski cumhurbaşkanlarında Abdullah Gül’ün son günlerde Gezi Olaylarıyla gurur duyuyorum diyerek bir açıklama yapması, iç ve dış kamuoyuna kendisinin ve kendisinin kuruluşunda destek ve ön ayak olduğu partisinin demokratik haklara ve demokrasiye önem verdiği izlenimi uyandırarak demokratik çevrelerden destek almak için başvurduğu bir manevradır.

Böylece Gül ve onun destekleyeceği parti demokrasiye önem veren bir parti gibi gösterilmek istenmektedir.

Bu da AKP’nin içindeki hoşnutsuzluğun, çalkantının arttığının, AKP’nin giderek zayıflayarak içerdeki ve dışardaki meşruiyetinin destek aldığı çevrelerde de iyiden iyiye azaldığının bir belirtisidir.


özgecan cinayeti ile ilgili görsel sonucu

TSİP PROGRAMINDAN:

KADINA ŞİDDET'E HAYIR

b) Dayak ve her türlü yıldırma yöntemleri en ağır biçimde cezalandırılacak, insanlık onurunu ayaklar altına alan, kadının kendi bedenini herhangi maddi çıkar karşılığı satması kesin olarak önlenecek, fuhşun tuzağından kurtulan kadınların onurlu bir yaşama kavuşması için iş sağlanacak, fuhşun ve kadını aşağılayan diğer baskıların nesnel koşulları ortadan kaldırılacaktır.



DOST VE KARDEŞ ÜLKE SURİYE, İŞTE BU KADAR GÜZEL.



TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN

"SOSYALİST ÖĞRETİ YENİDEN"

BAŞLIKLI YAZILARININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ


Av. İdris Köylü

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN WEB SİTESİ

İdris Köylü arkadaşa soru-görüş ve önerilerinizle ilgili mail gönderebilirsiniz

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SİYASAL YAZILARI

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SANATSAL YAZILARI


Turgut KOÇAK:

VELİ GÜRCAN

Veli Gürcan yoldaşımız Isparta Lisesi’nde öğrenciyken komünist olduğu gerekçesiyle disiplin kuruluna verilmiş daha sonra da okuldan uzaklaştırılmıştır. Lise son sınıfı bu yüzden Afyon’da okumak zorunda kalmış, liseyi bitirdikten sonra ise İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girmiştir. Burada TİP üyesi olan Gürcan daha sonra kurulan TİP’in gençlik örgütü Sosyalist Gençlik Örgütü’ün (SGÖ) yöneticisi olmuştur.

12 Mart faşizmi ile birlikte kapatılan TİP’ten sonra ise daha sonra TSİP’i kuracak olan bir grup arkadaşla birlikte olmuştur.

İyi bir sokak tiyatrocusu olan Gürcan Kavel direnişine de katılarak direnişçiler için moral kaynağı olmuştur. 12 Mart faşizminin yüzünden son sınıfta öğrenimini bırakmak zorunda kalan Gürcan, parti çalışmaları yüzünden okula devam edip okulunu bitirememiştir. 12 Eylül sonrasında da çalışmaların içinde yer alan arkadaşımız Filistin’de de bulunmuş daha sonra Avrupa’ya gitmiş ve kendi isteği ile yeniden Türkiye’ye dönmüştür. Parti çalışmaları yüzünden 1985 Temmuzunda tutuklanmış ve bir süre içerde kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır. Parti içinde başlayan tartışmalarda yer almış ve görüşlerini dile getirmiştir.

Son toplantıdan birlikte ayrılırken diğer arkadaşlara ben; “bu parti kendi adıyla yeniden kurulacak, ilke, kitle, Gerçek, Sosyalist ve Gerçek yeniden çıkarılacak” dedim. Gürcan’la sözleştik ve ölünceye kadar kendisiyle sözleşmemizi bozmadık. Bugüne kadar ne onun ne de bizim birbirimizle ilgili sarfettiğimiz tek kötü söze kimse tanık olmuş değildir. Kendisi partimizin yeniden açılış genel kurulunda delegemizdi ve genel kurulumuzda kendisine yakışır bir konuşma yaparak bize güç ve destek verdi. Onu, insan olan Veli Gürcan’ı unutmayacağız.

Değerli yoldaşlarım insan kimileri ile öylesine güzel şeyler paylaşır ki, bunlar ölünceye kadar unutulamaz. Benim gerçekte Veli Gürcan’la paylaştıklarım da böylesine unutulmayacak güzelliklerdi ve bunları, bu güzellikleri korumayı vefa borcunun çok ötesinde şeyler olarak algılıyor ve sahip çıkıyorum.

Kendisini en son görüşüm Senirkent’te yaşadığı bağ evinde oldu. Yaşadığı sıkıntıyı oradan hemen uzaklaştırılması gerektiğini biliyorduk. Çıkıp iki partili bayan arkadaşla birlikte yanına gittik. İki gün orada kaldıktan sora üçüncü gün aramızda sözleşerek ayrıldık. Biz oradayken Afer Kara ve çocukları da geldiler. Onlarda Veli arkadaşı çok severlerdi, şimdi düşünüyorum da keşke onlar gelmemiş olsalardı diyorum. Çünkü kendisiyle sözleşmiş işlerini düzene koyar koymaz partiyi tüm Türkiye’de örgütlemek üzere sözleşmiştik. Onlar Veli Gürcan’ı ikna edip tatile götürdüler. Oysa biz kısa bir süre sonra bir araya gelecek ve birlikte parti tarihini yazacaktık. Oysa Veli oradan İzmir’e geçmiş bizden bir süre daha zaman istemişti. Ne yazık ki zamanı uzun sürdü ve bir daha geri dönemedi. Veli Gürcan hastalanmıştı.

Oysa kendisiyle sözleştiğimiz üzere Ankara’da ev bile hazırlamaya başlamıştık. Çünkü kendisi artık kimsenin evinde kalamayacağını söylemişti bize. O görüşmeden bende kalan unutamadığım şey abisinin eşinin bize söylediğidir. Abisinin eşi bize ne edin edin Veli ağabeyimi buradan götürün demişti. Çünkü; Veli ağabeyim bağ evinde yalnız diye düşündüğüm için bir kadına düğürlük ettim o kadın da, “o aklını yemiş adama mı kaldım’ diye beni geri çevirdi demişti…

Kendisiyle son görüşmemse bir telefon konuşmamız oldu. Cezamızın kesinleştiği için aranır durumdaydık. O ise İzmir Göğüs Hastanesi’nde neredeyse son günlerini yaşıyordu. Bana kendi durumunu önemsemeden “Yahu ağam nedir bu devletin senden istediği” demişti. Sonra öldü cenazesine bile gidemedim. Birkaç gün sonrada Ankara’da düzenlenen bir operasyonla tutuklandım.

O öldükten sonra kendisine TSİP’li ya da değil pek çok çevre sahip çıktı. Ve hatta mezarını bile yaptırdılar. Gerçekte bu insanoğlunu anlamak çok zor. O sağken kimsenin içtenlikle sahip çıkmadığı Veli Gürcan her nedense birden sahiplenilencek insan olarak görüldü ve herkes orada görünmek için yarıştı. Şimdi kızı Aslı’nın mezarı başında söylediği “Babamın ne çok dostları varmış” sözü nasıl da hüzünlendirici değil mi?

Ve zaten bu işte her zaman için bir gariplik olmuş, benim de aklıma hep takılmıştır nedense. Tanıdığım bir çok komünist kimseyi sağken her nedense arayan soran olmamıştır ama öldükten sonra kimi zaman salonlarda, kimi zaman mezarı başında birileri anar olmuştur. Burada kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur betimlemesi biraz yerine oturan bir benzetme değil ama her nedense bütün anmalar bu alışkanlıklar içinde yapılıyor. Beni de asıl kızdıran şey budur. Ama biz TSİP’liler olarak söz veriyoruz Veli Gürcan yoldaşımızı kendi emekleri ile anacak ve kendisin asla unutturmayacağız.

Parti olarak Veli Gürcan’ın adını yaşatmak için onun adına sayısız çalışmalar yapacak olan eylemlilikler yürüteceğiz. Bu konuda ilk işimiz Veli Gürcan’ın adını verdiğimiz PARTİ OKULU olacaktır. Onun adına bilimsel araştırmalar düzenleyecek yazın alanında etkinlikler düzenleyeceğiz.

Bu partide Veli Gürcan’ı herkesten çok daha iyi tanıyan biri olarak onu gerçek insanlığı ile döne döne anarak hakkında düşündüklerimi bitirmek isterim.

Kimi insanlar vardır ki, devrimcidir. Ama sadece devrimcidir. Onların devrimcilikleri de soğuk demir gibidir insanı asla ısıtmaz. İnsanı asla ta can evinden sarıp sarmalamaz. Onlara bir türlü ısınamazsınız, söyleyeceklerinizi bile söylemekten çekinir ve hatta başka dünyaların insanları olduğunuzu bile düşünürsünüz. Bu gibiler çoğu zaman bu durumlarına sayısız neden ileri sürebilirler. Çoğu zaman da bu davranışlarını disiplin adı altında sürdürürler. Oysa gerçeklerin öyle olmadığını küçücük bir sınama denemede bile yakalar ve hayal kırıklığına uğrarsınız.

Şimdi gelelim Veli Gürcan’a; bu arkadaşımız ne adına olursa olsun o sıcak, o kucaklayan insan yanını bir kez bile olsun es geçmiş biri değildir. Kendisine en ağır sözler söyleyen kimseleri bile hoş görmekle kalmamış onları Veli Gürcan sıcaklığı ile sarıp sarmalamıştır. Veli Gürcan sıcaklığı dedimse kimse bu da nasıl bir şeydir deyip geçmemelidir. Gerçekten de onu tanıyanlar benim bu tanımlamama hak vereceklerdir. Bu nedenle bizim partimizde yoldaşlar arasında sıcaklığın adı da Veli Gürcan sıcaklığıdır. Bu sıcaklığı ve insan davranışını her yoldaşımıza karşı sonuna kadar korumak Veli Gürcan arkadaşımıza bizim borcumuzdur diye düşünüyor, attığımız her adımı buna göre atıyoruz.

Şimdi o yok. Ama onunla birlikte biriktirdiğimiz bütün değerler bizim için yeri doldurulamaz önemde birer hazinedir.

Gürcan’ın babasını da iyi tanıyan biri olarak Veli Gürcan’daki güzelliklerin kaynağını çok iyi biliyorum.

Her ikisini de bu nedenle bir kez daha yürekten anmayı bir görev sayıyorum.

Behice Boran:

'Sosyalist Doğulmaz, Yaşanır'

İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı’ndaki duruşmada hakim karşısına çıkarıldı.


DİNLENE DİNLENE...

Hakim sordu: Çıktınız mı?

-Çıktık.

-Ne yapacaktınız?

-Taksim’e doğru yürüyecektik.

-Peki neden çıktığınız?

-1 Mayıs emeğin bayramı, mücadele günüdür. Biz de o sınıfın partisiyiz, çıktık.

-Nereden çıktınız?

-Merter’den çıktık.

-Nereye gidecektiniz?

-Taksim’e.

-Merter neresi Taksim neresi, uzun yol; siz yaşlısınız nasıl gideceksiniz?

-Dinlene dinlene…”

YAZININ TAMAMI


SAYFA BAŞI